
Trakya Üniversitesi (TÜ) Sıfır Atık Koordinatörlüğü ve Çevre Sorunları Uygulama ve Araştırma Merkezi (ÇEVSAM) iş birliğiyle 30 Mart Uluslararası Sıfır Atık Günü kapsamında, Sıfır Atık Uygulamaları ve Yönetimi semineri düzenlendi.
Mimarlık Fakültesi Mimar Sinan Salonu’nda düzenlenen seminere; Çevre Sorunları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Beste Karakaya Aytin, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Seminerde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdür Yardımcısı Mert Sümer ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü Çevre Mühendisi Tülin Tunç Yüksel, Sıfır Atık Uygulamaları ve Yönetimi konusunda sunum yaptılar.
İl Müdür Yardımcısı Mert Sümer, sıfır atıktaki temel amacın, atığın kaynağında ayrıştırılması olduğunu söyleyerek; “Bunu yaptığımız zaman israfı önlüyoruz, geri dönüşüme daha fazla katkı veriyoruz ve bu şekilde sürdürülebilirlik gelişmiş oluyor” ifadelerini kullandı.
Çevre Mühendisi Tülin Tunç Yüksel de tüketim alışkanlıklarının değişmesinin önemini vurgulayarak; “Bugün ürettiğimiz atık miktarı, doğanın kendini yenileme hızını aşmış durumda. Sadece üretmek değil, asıl amacımız nasıl tükettiğimiz olmalı. Sıfır atık tam da bu noktada devreye giren, israfı reddeden, kaynağı koruyan, geleceği önceleyen bir hareket” dedi.
İŞTE SIFIR ATIĞIN YÖNETİM HİYERARŞİSİSıfır atığın yönetim hiyerarşisini açıklayan Yüksel; “Başlangıç olarak atığı kaynağında azaltmak gerekiyor. Suyu aldığımızda gerçekten plastik şişeye ihtiyacımız var mı? Bunu öncelikle kaynağında reddetmek gerekiyor. Daha sonrasında yeniden kullanım geliyor. Ürettiğimiz atığı yeniden kullanabilecek miyiz? Bunu düşünmemiz gerekiyor. Daha sonrasında geri dönüşüm geliyor. Geri dönüşüm yaparak tekrar döngüye geri kazandırmak istiyoruz. En alt katmanda ise bertaraf etmek var. En üst katmanı ne kadar azaltırsak bertaraf kısmına ve döngüye o kadar katkı sağlamış oluyoruz” sözlerine yer verdi.
Yüksel, geri dönüştürülemeyen atıkları açıklarken; “Her şeyi geri dönüştüremiyoruz. Örneğin; bebek bezleri, ıslak mendiller, kirlenmiş plastikler, gıda atıklarıyla temas eden cam ve plastik atıklar maalesef geri dönüştürülemiyor. Bu nedenle çöpe atılıyor ve tesislerde yakılarak ya da bertarafa gönderilmek zorunda kalınıyor” dedi.
“CAM DOĞADA 4 BİN YIL KADAR KALABİLİYOR”Atıkların doğada kaybolma sürelerine de dikkat çeken Yüksel; “Cam doğada 4 bin yıl kadar kalabiliyor. Plastik, özellikle pet şişeler 400 yıl kadar kalabiliyor. Dünyada maalesef kaybolma süreleri çok uzun ve bu da çevresel kirliliğe neden oluyor ve geleceğimizi tehdit altına alıyor. Bitkisel atık yağların bir litresi, bir milyon litre suyu kirletiyor. Bunun geri dönüşümüyle artık biyodizel üretilmektedir. Bir pilin, 600 bin litre suyu kirlettiği bilinmektedir. Pili gördüğümüz zaman bu ihtimali göz önünde bulundurmalıyız” ifadelerine yer verdi.
“ŞU ANDA GERİ DÖNÜŞÜM ORANIMIZ YÜZDE 37,53”Yüksel, Sıfır Atık Projesi’nin 2017 yılında başladığını hatırlatırken; “O zaman yüzde 13 oranında geri kazanım oranı mevcutken; şu anda bulunduğumuz durumda yüzde 37,53 oranında geri dönüşüm oranımız mevcut. Bakanlığımızın 2035 yılında belirlediği hedefimiz yüzde 60 oranında geri dönüşebilir bir oran. 2053 yılında da bunun çok daha fazlasını hedefliyoruz ve bu konuda da önemli adımlar atıyoruz” diye konuştu. Seminer, soru cevap bölümünün ardından sona erdi.
UĞUR AKAGÜNDÜZ