
Edirne Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü tarafından huzurevinde düzenlenen “Mübadele ve Göç Türküleri Konseri”, mübadil yaşlıları geçmişe götürdü. Balkanlardan Türkiye’ye göç etmiş olan yaşlılar türkülerin eşliğinde anılarını tazeledi, duygu dolu anlar yaşadı.
Edirne Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü’ne bağlı huzurevinde gerçekleştirilen “Mübadele ve Göç Türküleri Konseri” katılımcılara unutulmaz bir akşam yaşattı. Özellikle mübadele dönemini yaşamış ve Balkan coğrafyasından Türkiye’ye göç etmiş yaşlılar için düzenlenen konser, geçmişin izlerini taşıyan türkülerle anlam kazandı.
Programda konuşan Edirne Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Harun Tohumcu, etkinliğin amacının yalnızca bir konser olmadığını vurguladı. Tohumcu “Yaşlılarımızla birlikte güzel bir akşam geçirelim, onların geçmişlerine ait türküleri birlikte dinleyelim ve paylaşalım istedik. Bu türküler, bir dönemin hikâyesini, yaşanmışlıklarını anlatıyor. Hem koromuzun hem de büyüklerimizin sesiyle burada hep birlikte güzel vakit geçirmeye çalışıyoruz” dedi.
Etkinliklerin devam edeceğini belirten Tohumcu, mübadele türkülerinin huzurevinde ilk kez seslendirildiğini ifade ederek şunları söyledi:
“Bu tür etkinlikleri düzenli olarak yapıyoruz. Mübadele türküleri ilk defa oluyor ama devamı gelecek. Ramazan ayında da musiki anlamında büyüklerimizin hem dini hem uhrevi duygularına hitap eden ilahiler ve eserlerle bir araya geleceğiz. Amacımız onların kendilerini iyi hissetmeleri ve güzel anılarla vakit geçirmeleri.”
Huzurevi sakinlerinden 86 yaşındaki Saliha Işık, Bulgaristan’dan Türkiye’ye göç sürecini hatırlatarak duygularını şu sözlerle dile getirdi:
“Geleli çok uzun zaman oldu. İlk yıllarda çok zorluklar çektik. Sonra yavaş yavaş her şey düzeldi. Bu türküleri dinleyince annelerimiz, babalarımız geliyor aklımıza. İnsan bir anda geçmişe gidiyor.”
Bir diğer huzurevi sakini Adem Boşnak ise mübadele türkülerinin kendisinde bıraktığı etkiyi şöyle anlattı: “Bulgaristan’dan geldim. Bu şarkıları dinlemek çok güzel hissettiriyor. Eski zamanları, yaşadıklarımızı hatırlatıyor. İnsan hem hüzünleniyor hem de mutlu oluyor.”
MEHMET EFECAN HIDIROĞLU