Çidem; “Trakya Sözün Bittiği Yer Değil, Suyun Bittiği Yer”

DOKU Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Göksal Çidem, 2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü ile ilgili yaptığı açıklamada, Trakya bölgesinde yeraltı ve yerüstü su kaynaklarının azaldığına dikkat çekerek; “Trakya sözün bittiği yer değil, suyun bittiği yer” dedi.

Haber Giriş Tarihi: 01.02.2026 10:22
Haber Güncellenme Tarihi: 01.02.2026 10:22

DOKU Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Göksal Çidem, 2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü ile ilgili açıklama yaptı.

Çidem, açıklamasında Ergene’nin son durumu, Istrancalar ve İğneada Longozu’nun korunması için yapılması gerekenlere dikkat çekti. Çidem ayrıca Trakya bölgesindeki yeraltı ve yerüstü su kaynaklarında yaşanan azalmayı hatırlattı. Çidem, basın açıklamasında şu ifadelere yer verdi;

“2 Şubat 1971 yılında imzaya açılan Sulak Alanların Korunması Sözleşmesi’ni ülkemiz, 17 Mayıs 1994 tarihinde imzaladı. 2 Şubat kutlama değil, kaybettiğimiz sulak alanlardan ders alma, kalanlar için ise, nasıl kurtarırız diye hesap yapma günüdür. Ülkemiz de son 50 yılda Marmara Denizi kadar bir sulak alanı kaybettik. Hani doğada her canlının yaşama hakkı vardı? Yaklaşık 40 yıldır, günlük çıkarlar uğruna milyonlarca canı yok ettik.

Bölgemizdeki en çarpıcı örnek Ergene’dir. Yaşı yarım asrı devirenler, doğaya çıktıklarında ‘Bizim zamanımızda şurada pınar, şurada kaynak vardı, pırıl pırıl su akardı’ diye söze başlarlar. Ergene’de tutulan yayın ve sazan balıklarını anlatırlar. ‘Yüzmeyi orada öğrendik’ derler. ‘Peki şimdi neden balık yok? Neden yüzemiyorsunuz dediğinizde?’ verilen cevap ‘Çok kirli, çok kötü kokuyor’. Çünkü Ergene’den su değil, sıvı akıyor. İyi de temiz olan su ve içindeki yaşam neden yok oldu? Kim yok etti? Asıl sorun da burada. Ergene yok edilirken, herkes ‘Temizlenecek’ diyor. Ergene kurtulacaksa kurtarmaya önce kaynaklarından başlanmalı. Ergene kaynaklarının bulunduğu Istrancalar’da yüzlerce taş ocağı, binlerce RES var. Ergene kaynakları mutlak koruma altına alınmadan yapılan her yatırım beyhudedir. Planlama doğru olmalı, bilimsel olmalı.

Doğal varlıkların yok olmasındaki en büyük etken yanlış planlamalar ve bu planları yapanlar ve onaylayanlardır. Yanlış planlara dava açınca da ‘Bunlar her şeye karşı çıkıyor’ diye hemen bir uyduruk yafta takıyorlar. Yatırım düşmanı, bölücü, marjinal guruplar v.b. diyorlar. Bizler sadece yaşamı savunuyoruz. Yaşam için de milyonlarca yıldır, yaşam kaynağı olan doğal varlıklarımızı korumak ve gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakma derdindeyiz. Dünyanın en önemli sulak alanlarından İğneada Longozu’nun 2012 yılında RAMSAR kapsamına alınacağı ilan edilmiş, ancak daha sonra İğneada unutulmuş, yok sayılmış ve yok sayılmaya devam etmektedir. 2012’den sonra termik, nükleer, liman ve barajlar ile gündeme gelmektedir. İğneada RAMSAR kapsamına alınmalı, tüm dünyaya tanıtılmalıdır. Çünkü dünyada Amazon ve Afrika Kongosu’ndan sonra bu ölçekte en büyük subasar (longoz) ormanı, ülkemizde, ilimizde İğneada beldemizdedir. İğneada bölgesinde Küresel Çevre Fonu ve AB katkılarıyla milyon dolarlık projeler yapıldı. Hazırlanan dosyalar UNESCO’ya sunulacaktı, sunulmadı. Yıllardır sunulmuyor. Sorduk, ‘Neyi bekliyoruz?’ Cevap, “Proje sahasının biyosfer alan olarak kabul edilmesine yönelik bir Biyosfer Alan Adaylık Dosyası hazırlanmış ancak UNESCO MAB Komisyonu’na sunulmamıştır’ deniyor. Gerekçe ne? Ülkemizin koruma değeri olan sahalarının etkin korunması yönetimi gereken etki ve yetkiyi sağladığından UNESCO’ya sunup Biyosfer Rezervi statüsü verilmesine gerek duyulmamış. Buna gerek duyulmadığı için Istrancalar’ın her tarafı paramparça oldu. 1/3’ü Bulgaristan’da olan Istrancalar bir bütün olarak korunurken, Bizim 2/3 Istrancalar talan ediliyor.

İğneada longoz ormanları için de verilen cevaplarda RAMSAR kapsamına alınma çalışması devam ediyormuş. Yıllar geçti, geçmeye devam ediyor. Yok edildikten sonra, Ergene misali ‘nasıl temizleriz, nasıl kurtarırız?’ için milyonlar harcamak gerekiyor. Aslında korumanın maliyeti sıfır. Hiçbir şey yapma. Doğayı kendi haline bırak. Turizm bölge planı, Doğa Turizm Master Plan, Biyosfer Rezerv Alan projesi, İğneada longoz RAMSAR projesi akıbeti? Bilmiyoruz. Şimdi bir daha sormak gerekiyor; o halde bu projeler kapsamındaki dosyalar neden hazırlandı? Neden sunulmuyor? Trakya’da su bitti. Trakya topraklarında Çorlu ve Malkara’da obruklar oluşmaya başladı. Su, bulunduğu havzaya ve oradaki canlılara aittir. Doğal bir varlıktır. Su, tüm canlılar için yaşamın temel koşuludur. Yerin altında da üstünde de su kalmadı. Su bitti, söz bitti, tuz koktu. Trakya sözün bittiği yer değil, suyun bittiği yer.”

HABER MERKEZİ