Hava Durumu

#Akademisyenler

Batı Ekspres - Edirne'nin Haber Sitesi - Akademisyenler haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Akademisyenler haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

İpsala Meslek Yüksekokulunda Yapay Zekâ Eğitimi Verildi Haber

İpsala Meslek Yüksekokulunda Yapay Zekâ Eğitimi Verildi

İpsala Kadın ve Gençlik Hareketi Derneği (İKAGED) tarafından yürütülen ve Trakya Kalkınma Ajansı desteğiyle gerçekleştirilen program, 23 Şubat - 2 Mart 2026 tarihleri arasında yapıldı. Trakya Üniversitesi Sürekli Eğitim Merkezi aracılığıyla verilen ve altı gün süren eğitimlerde akademisyenler farklı alanlarda sunumlar gerçekleştirdi. Dr. Öğr. Üyesi Aydın Güllü, yapay zekânın temel mantığını ve akademik altyapısını aktarırken; Dr. Öğr. Üyesi Gamze Yıldız Erduran üretken yapay zekâ uygulamaları, modern prompt yazma teknikleri ve yapay zekâ araçlarının verimli kullanımına yönelik uygulamalı eğitim verdi. Dr. Öğr. Üyesi İpek Atılgan Helvacıoğlu yapay zekânın hassas tarımdaki rolü, hastalık ve zararlılarla mücadelede sağladığı katkılar, akıllı gübreleme çözümleri ve otonom tarım araçlarını anlattı. Öğr. Gör. Emrah Aydın ise sektör firmalarıyla yürüttüğü iş birlikçi robotlar, dijital ikiz ve makine öğrenmesi projelerine ilişkin sunum yaptı. Eğitim kapsamında Tofaş ÜR-GE ekibiyle kurulan çevrim içi bağlantı sayesinde sanayideki güncel yapay zekâ uygulamaları öğrencilere aktarıldı. Mühendislik Fakültesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Oğuzhan Erdem, Tıp Fakültesi ile yürütülen multidisipliner yapay zekâ çalışmaları ve sağlık alanındaki teknolojiler hakkında bilgi verdi. Programın son gününde Dr. Öğr. Üyesi Elif Betül Yalçı, lojistik sektöründeki güncel yapay zekâ yazılımlarını ve dijitalleşme projelerini anlattı. Eğitimi başarıyla tamamlayan katılımcılar, TUSEM üzerinden e-Devlet onaylı resmi sertifika alma hakkı kazandı. Eğitim veren akademisyenlere teşekkür belgeleri, İpsala Meslek Yüksekokulu Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Hayati Arda ve İKAGED Başkanı Aybike Şimşek tarafından takdim edildi. HABER MERKEZİ

“Edirne Bizim İçin Vadedilmiş Topraklardı” Haber

“Edirne Bizim İçin Vadedilmiş Topraklardı”

Trakya Üniversitesi Göç ve Mübadele Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında düzenlenen “Anavatanda Yeşeren Başarılar: Göçmen Akademisyen Kadınların Başarı Öyküleri ve Göç Anıları” başlıklı panel, İİBF Prof. Dr. Fehmi Yıldız Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Panelin moderatörlüğünü Merkez Müdürü Hacer Ateş üstlenirken, Elvan Bakar, Filiz Tuna, Ayten Üstündağ ve Habibe Yılmaz panelist olarak yer aldı. Programda ayrıca Crisantem Quartet tarafından müzik dinletisi sunuldu. KADIN AKADEMİSYENLER GÜÇLÜ ROL MODELLER Açılış konuşmasını yapan Trakya Üniversitesi Rektör Yardımcısı Eylem Bayır, Balkan göçmeni kadın akademisyenlerin üniversitelere yalnızca bilimsel değil, kültürel ve toplumsal birikim de kazandırdığını vurgularken; rol model olduklarını dile getirdi. Panelde konuşan Dr. Öğr. Üyesi Habibe Yılmaz, Edirne’nin kendisi için taşıdığı anlamı şu sözlerle dile getirdi: “Edirne bizim için vadedilmiş topraklardı. Hiçbir zaman ayrımcılığa maruz kalmadım. Kadın olarak desteklendiğimi hissettim. Burada olmaktan mutluluk duyuyorum ve kendimi bu anlamda şanslı görüyorum.” DUYGUSAL ANLAR YAŞANDI Panelistlerden Dr. Öğr. Üyesi Ayten Üstündağ, konuşması sırasında hayatını kaybeden babasını anarken duygulandı. Üstündağ, yaşadığı duygu yoğunluğu nedeniyle konuşmasına bir süre devam edemedi. Salondaki katılımcılar bu anlarda akademisyene alkışlarla destek verdi. “GÖÇÜN EN AĞIR YÜKÜ KADINLARIN OMUZLARINDA” Panelin moderatörü Doç. Dr. Hacer Ateş, etkinliğin amacına ilişkin yaptığı konuşmada, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün tarihsel anlamına dikkat çekerek şunları söyledi: “Dünya Kadınlar Günü, kadının iş hayatında ve toplumda var olma mücadelesinin bir sonucudur. Göç süreçleri her ne kadar aileyi kapsasa da bu süreçten en çok etkilenenler kadınlar ve çocuklar olmuştur. Çocukların bakımı, yaşlı ve hasta aile bireylerinin sorumluluğu, hayatın yeniden kurulması çoğu zaman kadınların omuzlarına yüklenmiştir.” Ateş, göçmen kadınların tüm zorluklara rağmen umutlarını yitirmediklerini vurgulayarak, “Göç yolculuğuna çıkan kadınlar, yanlarında yalnızca eşyalarını değil, umutlarını ve anavatanda yeşertecekleri yeni hayatların hayalini de taşımışlardır. Bugün bu panelde, göçle anavatana gelen ve akademide başarıya ulaşan kadınların öykülerini konuşuyoruz” dedi. “EDİRNE, ANAVATANA AÇILAN KAPIYDI” Prof. Dr. Elvan Bakar ise kendi göç hikayesini paylaşarak, Edirne’nin kendisi için “anavatana açılan kapı” anlamına geldiğini dile getirdi. Balkan coğrafyasından Türkiye’ye uzanan göç sürecinin duygusal yönlerine değinen Bakar, köklerinden ayrılmanın zorluğunu ve bu sürecin bireyler üzerindeki kalıcı etkilerini anlattı. Etkinliğe TÜ Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Eylem Bayır, Prof. Dr. Sedat Üstündağ ve Edirne Belediye Başkan Yardımcısı Cenk Ergüden katıldı. MEHMET EFECAN HIDIROĞLU

Tedavi Gördüğü Hastaneye Vefa: Gücü Olan Sahip Çıksın Haber

Tedavi Gördüğü Hastaneye Vefa: Gücü Olan Sahip Çıksın

Trakya Üniversitesi Hastanesi’nde hizmete giren Algoloji Polikliniği, bağışçı Elfide Çilingir’in katkılarıyla hayata geçirildi. Uzun yıllar tedavi gördüğü hastaneye vefa örneği gösteren Çilingir’in desteğiyle kurulan polikliniğin açılışı yoğun katılımla gerçekleştirildi. Açılışa TÜ Rektörü Prof. Dr. Mustafa Hatipler, TÜ Hastanesi Baş Hekimi Prof. Dr. Alkin Çolak, TÜ Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Sedat Üstündağ, Prof. Dr. Ahmet Muzaffer Demir, Prof. Dr. Eylem Bayır, Prof. Dr. Mustafa Tan’ın yanı sıra Öğr. Gör. Dr. Ece Yanık, algoloji polikliniğinin ihtiyacı olan ultrasonografi cihazını bağışlayan Elfide Çilingir, akademisyenler ve vatandaşlar katıldı. TÜ Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Sedat Üstündağ, Prof. Dr. Ahmet Muzaffer Demir, Prof. Dr. Eylem Bayır, Prof. Dr. Mustafa Tan, açılışta emeği geçen herkese teşekkür ederek hayırlı olsun dileklerinde bulundu. REKTÖR HATİPLER’DEN BAĞIŞÇIYA TEŞEKKÜR Açılışta konuşan TÜ Rektörü Prof. Dr. Mustafa Hatipler, “Bugün üniversitemiz adına çok anlamlı bir güne tanıklık ediyoruz. Bir yönüyle üniversitemizde bir ilki gerçekleştiriyor, daha önce olmayan yeni bir merkezi hizmete açıyoruz. Diğer yönüyle ise üniversitemiz ile insanımızın iş birliğinin somut ve güzel bir örneğini hep birlikte görüyoruz. Bu örnek aynı zamanda bir memnuniyetin ifadesidir. Çok kıymetli bağışçımız Elfide Çilingir Hanım, bu bağışıyla daha önce aldığı sağlık hizmetlerinden duyduğu memnuniyeti bir teşekkür olarak göstermek istemiştir. Aynı zamanda üniversitemize ve hastanemize sahip çıkma duygusunu en somut şekilde ortaya koymuştur. Elçili Köyünden Elfide Hanım, Edirneli hemşehrilerimizin Edirne’deki kurumlara sahip çıkma bilincini çok güzel bir şekilde ortaya koymuştur. Kendisi memnuniyetini sadece sözle değil, davranışıyla da göstermiştir. Bu çok kıymetli bir örnektir” dedi. “SAĞLIK KURUMLARINA SAHİP ÇIKIN” Maddi durumu olanların yardım etmesinin önemine değinen Bağışçı Elfide Çilingir, “Ben uzun yıllar burada kaldım, tedavi gördüm. Öncelikle emeği geçen tüm hekimlerimize ve sağlık çalışanlarımıza Allah razı olsun diyorum. Bu hastanede çok zor günler yaşadık. Kimilerimiz vefat etti, kimilerimiz şifa bulup buradan ayrıldı. Oğlum bir trafik kazası geçirmişti; kafa tasında ciddi bir sorun vardı. Açık söylemek gerekirse, hayatta kalması mucizeydi. Ancak doktorlarımızın ve Allah’ın izniyle bugün çok şükür hayatta. Şu anda Tekirdağ’da rektörlükte memur olarak çalışıyor. Biz bu hastaneden çok büyük fayda gördük. Çok kıymetli doktorlarımız vardı. Bugün sizlerle yeni tanışıyorum, henüz görüşme imkânımız olmadı ama burada verilen hizmetin değerini bizzat yaşamış biri olarak konuşuyorum. Allah hepimize sağlık, mutluluk ve huzur versin. Sağlık kurumlarına destek olmak da çok kıymetlidir. Bağışçılar için örnek olması adına şunu söylemek isterim: Gücü olan sahip çıksın. Çünkü hastalık çekmek çok zor, derman aramak çok zor. Maddi durumu iyi olanlar destek verirse, imkânı olmayan insanlar da daha kolay şifaya ulaşır. Benim tek isteğim budur: Gücü olan yardım etsin, sağlık kurumlarına sahip çıksın. Söyleyecek başka bir şeyim yok. Hepinize teşekkür ediyorum” ifadelerine yer verdi. “AĞRILAR UYGUN ŞEKİLDE YÖNETİLİRSE KONTROL ALTINA ALINABİLİR” Algoloji Polikliniği hakkında bilgi veren Öğr. Gör. Dr. Ece Yanık, “Algoloji, kronik ve geçmeyen ağrılara odaklanmış bir yan dal uzmanlık alanıdır. Sadece ağrının kendisini ele alan, tanı koyma ve özellikle tedaviye yönelik çalışan bir bilim dalıdır. Polikliniğimizde bel ve boyun fıtıklarına bağlı ağrılar, zona ağrıları, kanser kaynaklı dirençli ağrılar, trigeminal nevralji, migren ve baş-yüz ağrıları; kas, omuz, diz, kalça gibi eklem ağrıları, nöropatik ağrılar ve topuk dikeni gibi pek çok kronik ağrı türü tedavi edilmektedir. Kısacası baştan ayağa geçmeyen tüm kronik ağrılar bu uzmanlık alanının kapsamına girmektedir. Kronik ağrı, yaşam kalitesini ciddi şekilde bozan bir durumdur. Artık doğal bir süreç olmaktan çıkmış, başlı başına bir hastalık olarak kabul edilmektedir. Algoloji yalnızca ilaç tedavisi uygulayan bir alan değildir. Aynı zamanda girişimsel yöntemlerle, yani ameliyatsız tedavi seçenekleriyle hastalara çözüm sunmaktadır. Bu sayede polikliniğimizde ağrı tedavisine yönelik oldukça etkili uygulamalar gerçekleştirilebilmektedir. Amacımız, hedefe yönelik ve kişiye özel tedaviler sunmaktır. Temel hedefimiz hastanın ağrısını azaltmak, yaşam kalitesini artırmaktır. Özellikle vurgulamak isterim ki; ağrı, katlanılması gereken bir durum değildir. Uygun şekilde yönetildiğinde kontrol altına alınabilir ve tedavi edilebilir” ifadelerine yer verdi. Konuşmaların ardından bağışçı Elfide Çilingir’e teşekkür belgesi takdim edildi ve daha sonra açılışı yapılan oda gezildi. MERT ERİŞKİN

TÜ’de Patent Farkındalık Eğitimi Haber

TÜ’de Patent Farkındalık Eğitimi

Trakya Üniversitesi (TÜ) Teknoloji Transferi Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından Sınai Mülkiyet Hakları ve Patent Stratejileri Eğitimi’nin ilk oturumu TÜ Tıp Fakültesi Hastanesi’nde bulunan Sağlık Araştırma Uygulama Merkezinde yoğun katılımla gerçekleştirildi. Düzenlenen Programa; TÜ Rektör Yardımcısı ve Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sedat Üstündağ, TÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mustafa Tan, Teknoloji Transferi Uygulama ve Araştırma Merkez Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Tarık Yerlikaya ve akademisyenler katıldı. “PATENT GELİŞTİRME KONUSUNA ÖNEM VERİYORUZ” Programda konuşan TÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mustafa Tan, “Üniversitemiz olarak son bir yıldır faydalı model ve patent geliştirme konusuna büyük önem veriyoruz. Bu alanda yoğun çalışmalar yürütüyoruz. Ancak bizler bu süreci yalnızca sayısal artışlar üzerinden değil, daha çok nitelikli ve katma değer üreten çalışmaların ortaya çıkması hedefiyle sürdürüyoruz. Üniversitemizde bu anlamda ciddi bir ivme yakalanmış durumda. Son dönemde aldığımız geri dönüşler bizleri son derece memnun ediyor. Teknoloji Transfer Merkezimizin yürüttüğü çalışmalar sonucunda oldukça güzel sayılara ve önemli başarılara ulaşmaya başladık. Bu noktada Tıp Fakültemiz bizim için çok önemli ve çok değerli. Son birkaç aydır fakültemizden son derece nitelikli ve başarılı çalışmaların geldiğini görmekten büyük mutluluk duyuyoruz. Bu çalışmaları daha da artırmak ve süreci daha verimli hale getirmek istiyoruz. Aynı zamanda yürütülen başvuru ve değerlendirme süreçlerini de hızlandırmayı hedefliyoruz. Ancak zaman zaman gerek başvuru yapan hocalarımızda gerekse süreci yöneten bizlerde bilgi eksiklikleri olabiliyor. İşte bu tür toplantıları da tam olarak bu eksiklikleri gidermek amacıyla düzenliyoruz” dedi. “MAKALE SAYIMIZDA ARTIŞ SAĞLANDI” Makale sayılarındaki artışa değinen TÜ Rektör Yardımcısı ve Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sedat Üstündağ, “Gerçekten hem Tıp Fakültemizde hem de üniversitemiz genelinde çok güçlü bir akademik kadromuz bulunuyor. Ancak ne yazık ki ulusal ve uluslararası görünürlüğümüz bu güçlü kadronun potansiyelinin gerisinde kalmaktadır. Bu durum bizleri üzmektedir. Göreve geldiğimiz günden bu yana, üniversitemizin hak ettiği yere ulaşması için yoğun bir çaba içerisindeyiz. Peki bu noktaya nasıl ulaşabiliriz? Bunun yollarını hep birlikte arıyoruz. Elbette kullandığımız sistemlerin de bu süreçte önemli bir etkisi var. Bugüne kadar kullanılan sistemler maalesef ürünlerimizi derleyip ortaya koymakta yetersiz kalmıştır. Yeni sistemlerle birlikte önceki yıllara kıyasla makale sayımızda yaklaşık 100 civarında bir artış sağlanmıştır. Bu oldukça önemli bir gelişmedir. İlk kez uluslararası bir endekste 500–700 bandına ulaşmış bulunuyoruz. Elbette bu yeterli değildir; çünkü mevcut akademik kadromuz çok daha iyisini hak etmektedir. Öte yandan yalnızca yayın sayısını değil, ürün niteliğini ve kalitesini de artırmamız gerekmektedir. Tıp Fakültesinde kişi başına düşen yayın sayısı üniversite ortalamasının üzerine çıkmıştır; ancak bu seviyenin çok daha ileriye taşınması gerektiğine inanıyorum. Bunun için öğretim üyelerimizin ve araştırmacılarımızın, ‘Benim bir fikrim var, bir projem var’ diyen herkese tüm kapıları açmamız gerekiyor. Projelerin yazılması, yurt içi ve yurt dışı ortaklıkların kurulması ve bu çalışmaların somut bir ürüne, en nihayetinde ise patente dönüştürülmesi en büyük hedefimizdir” ifadelerine yer verdi. “BİZLERE DOĞRUDAN ULAŞABİLİRSİNİZ” Teknoloji Transferi Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Tarık Yerlikaya, “Biz Teknoloji Transfer Merkezi olarak; üniversitemizin projeleri, patentleri hakkında hızlı ve etkin ilerleyebilmesi için hocalarımıza en yakın şekilde destek vermeye çalışıyoruz. Bizim temel amacımız, siz değerli akademisyenlerimizin idari süreçlerle vakit kaybetmeden yalnızca kendi proje ve patent süreçlerinize odaklanmanızı sağlamaktır. Şunu özellikle belirtmek isterim ki; Teknoloji Transfer Merkezimiz Tıp Fakültesi Dekanlığının hemen yanında yer almaktadır. Dilediğiniz zaman bizlere doğrudan ulaşabilirsiniz. Ayrıca web sitemiz üzerinden de bizlere çevrim içi olarak kolaylıkla ulaşmanız mümkündür” ifadelerine yer verdi. PATENT VEKİLİNDEN EĞİTİM Konuşmaların ardından Patent Vekili Furkan Ali Dönmez, patent farkındalık eğitimi gerçekleştirdi. Gerçekleştirilen eğitimde sınai mülkiyet hakları; patent / faydalı model – teknik fonksiyon, marka – isim hakkı, tasarım – görsel koruma, coğrafi işaret – yöresel ürün koruması gibi çeşitli konularda bilgi verdi. İKİNCİ OTURUM PROJE KAFEDE YAPILDI TÜ Teknoloji Transferi Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından gerçekleştirilen Sınai Mülkiyet Hakları ve Patent Stratejileri Eğitimi’nin 2’nci oturumu ise TÜ Balkan Kongre Merkezi’ndeki Proje Kafe’de gerçekleştirildi. İkinci oturuma; TÜ Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Ahmet Muzaffer Demir, Prof. Dr. Mustafa Tan, Prof. Dr. Eylem Bayır’ın yanı sıra, TÜ Teknoloji Transferi Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Tarık Yerlikaya ve akademisyenler katıldı. MERT ERİŞKİN

TÜ’den Akademik Yaşamda Tam İyilik Hali Çalıştayı Haber

TÜ’den Akademik Yaşamda Tam İyilik Hali Çalıştayı

Trakya Üniversitesi (TÜ) tarafından Balkan Kongre Merkezi’nde Akademik Yaşamda Tam İyilik Hali Çalıştayı yoğun katılımla gerçekleştirildi. Programa, Vali Yardımcısı Sıdkı Zehin, Edirne Belediye Başkan Yardımcısı Cenk Ergüden, TÜ Rektörü Prof. Dr. Mustafa Hatipler, Kırklareli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Rengin Ak, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan program, üniversitenin tanıtım filmi ve TÜ Devlet Konservatuvarı öğrencilerinin konserleriyle devam etti. “ÜNİVERSİTEMİZDE İYİLİK HALİNİ GÖZ ÖNÜNDE BULUNDURMALIYIZ” Konserlerin ardından gerçekleştirilen açılış konuşmalarında iyilik hali hakkında konuşan TÜ Eğitim Öğretim Koordinatörü Doç. Dr. Fatma Akgün, “Üniversitelerimizde akademik başarıyı, verimliliği ve sürdürülebilirliği konuşurken; tüm paydaşlarımızın iyilik hâlini de göz önünde bulundurmamız büyük önem taşımaktadır. Bu hedefleri gerçekleştirmek amacıyla üniversitemiz olarak çıktığımız bu yolda, sizlere daha iyi bir akademik yaşam sunabilmek ve sizlerin görüş ve önerileri doğrultusunda yapacaklarımızı planlamak amacıyla bu çalıştayı gerçekleştirmiş bulunmaktayız. Akademik yaşamda iyilik hâline yönelik düzenlediğimiz bu çalıştayda, çok değerli konuşmacılarımız ulusal ve uluslararası düzeyde üniversitelerde yürütülen iyilik hâli çalışmaları hakkında bizlere önemli bilgiler sunacaktır” dedi. “ÇOK DEĞERLİ BİR GÜN OLACAK” Programın önemi hakkında konuşan TÜ Kalite Koordinatörü Prof. Dr. Güney Çetin Gürkan, “Bizler Kalite Koordinatörlüğü olarak çalışmalarımızı yalnızca akreditasyon belgeleri ve formlar üzerinden yürütmeyi yeterli görmüyoruz. Aynı zamanda tüm personelimizin ve tüm paydaşlarımızın iyilik hâlini önceleyen, insanı merkeze alan bir çalışma modeli benimsemek istiyoruz. Evet, zaman zaman Kalite Koordinatörlüğü olarak yoğun bir iş yükü oluşturduğumuzun farkındayız. Ancak bu durum, sizleri değerli görmediğimiz ya da iyilik hâlinizi öncelemediğimiz anlamına gelmemektedir. Tam aksine, bu çalıştayın düzenlenmesinde emeği geçen herkes bizim için son derece kıymetlidir. Bu çalıştay kapsamında, tam iyilik hâlini sağlamanın yöntemlerini hep birlikte öğrenmeyi ve uygulamayı hedefliyoruz. Aynı zamanda insanı ve paydaşlarımızı önceleyen bir modeli üniversitemizde nasıl sürdürülebilir hâle getirebileceğimizi ele alacağımız çok değerli bir gün olacağına inanıyorum” ifadelerine yer verdi. “İYİLİK KONUSU ÜNİVERSİTEYİ VAR EDEN HERKESİN MESELESİDİR” Akademik iyilik halinin yükseköğretimin sorumluluğu olduğunu belirten TÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Muzaffer Demir, “İyilik hâli dediğimiz kavram yalnızca akademisyenlerin ya da yalnızca öğrencilerin konusu değildir. Üniversiteyi var eden herkesin ortak meselesidir. Bu nedenle ilk tespitimiz şudur: Akademik iyilik hâli, yükseköğretimin ortak sorumluluğudur. Akademisyenin huzurlu olmadığı, öğrencinin kendini güvende hissetmediği, idari personelin emeğinin görünür olmadığı bir ortamda gerçek anlamda akademik mükemmeliyetten ve akademik iyilik hâlinden söz etmek mümkün değildir. Peki, akademide tam iyilik hâli ne demektir? Adil iş yükü, şeffaf yönetim, ulaşılabilir yöneticiler, desteklenen öğrenciler ve değeri hissedilen idari ekip demektir. Bu bir iyi niyet meselesi değil, açıkça bir kurumsal sorumluluktur. İşte üçüncü tespitimiz de budur: Kurumsal sorumluluk” diye konuştu. “VİZYONUMUZUN ÖNEMLİ BİR ADIMI OLARAK GÖRÜYORUZ” Tam iyilik halinin üniversitenin bir vizyonu olduğunu belirten TÜ Rektörü Prof. Dr. Mustafa Hatipler, “Trakya Üniversitesi olarak bizler, iyilik hâlini yalnızca bireysel bir tercih ya da kişisel bir çaba alanı olarak görmüyoruz. Tam aksine, bunu kurumsal kültürümüzün temel bir değeri ve kalite süreçlerimizin ayrılmaz bir parçası olarak ele alıyor, bu doğrultuda çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Akademik başarı yalnızca zihinsel performansla değil; bireyin psikolojik, sosyal ve fiziksel iyilik hâliyle birlikte anlam kazanmaktadır. İşte tam da bu nedenle akademisyenlerimizin üretkenliğini, öğrencilerimizin öğrenme motivasyonunu ve idari personelimizin kurumsal katkısını önemsiyoruz. Bunun sürdürülebilir olmasının yolunun ise insanı merkeze alan, sağlıklı, destekleyici ve kapsayıcı bir üniversite kültüründen geçtiğine inanıyoruz. Bu çalıştayı, üniversiteleri yalnızca eğitim-öğretim faaliyetlerinin yürütüldüğü kurumlar olmaktan çıkarıp; tüm paydaşların kendini değerli hissettiği, fiziksel, psikolojik ve sosyal açıdan desteklendiği, aidiyet duygusunun güçlendiği bütüncül bir ekosistem olarak yeniden inşa etme vizyonumuzun önemli bir adımı olarak görüyoruz” sözlerine yer verdi. İYİLİK HALİ BAŞLIĞI İLE YENİ BİR YOL AÇIYORUZ” Hatipler, “Tabiri caizse tam iyilik hâli başlığı altında yeni bir kapı, yeni bir pencere ve yeni bir yol açıyoruz. Bu vizyon; dinleyen bir yönetim anlayışını, katılımcı bir karar alma kültürünü, psikososyal destek mekanizmalarını, çalışma ve öğrenme ortamlarının iyileştirilmesini ve kurumsal aidiyet duygusunu güçlendiren uygulamaları beraberinde getirecektir. Değerli katılımcılar, tam iyilik hâli kavramını yalnızca bir temenni olarak değil; kurumsal politika ve uygulamalarımızın merkezine yerleştirerek, üniversitemizin stratejik planlarına ve kalite süreçlerine yön verecek somut adımlara dönüştüreceğimize yürekten inanıyorum” dedi. Program, akademisyenlerin sunumlarıyla devam ederken, sunumların tamamlanmasının ardından sona erecek. MERT ERİŞKİN

“TÜ’de Projelerden Yararlanmak İçin Ciddi Adımlar Atıldı” Haber

“TÜ’de Projelerden Yararlanmak İçin Ciddi Adımlar Atıldı”

Edirne’de Trakya Üniversitesi (TÜ) koordinasyonunda, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Avrupa Araştırma Altyapıları, TÜBİTAK AB Çerçeve Programları Ulusal Koordinasyon Ofisi, Trakya Üniversiteler Birliği, Balkan Üniversiteler Birliği Genel Sekreterliği, Trakya Kalkınma Ajansı ve Trakya Teknokent iş birliğiyle düzenlenen “Ufuk Avrupa Programı Araştırma Altyapıları Bilgi Günü” başladı. Balkan Kongre Merkezi’nde düzenlenen etkinliğe Trakya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Hatipler, rektör yardımcıları, yurt içi ve yurt dışından akademisyenler ve kurum temsilcileri katıldı. Programın açılış konuşmasını TÜ Proje Koordinasyon Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Sertaç Arabacıoğlu yaptı. Arabacıoğlu, düzenlenen programın, Trakya Üniversitesi’nin araştırma kültürünü güçlendirme ve dönüştürme açısından önemli bir etkinlik olacağını söyledi. Arabacıoğlu’nun konuşmasının ardından programda TÜBİTAK Bilimsel Programlar Kıdemli Baş Uzmanı Burak Tiftik sunum yaptı. Tiftik, Avrupa’daki kuruluşlar ile Türkiye’deki kuruluşları tanıştıran, aralarında projeleri oluşturan ve projeleri devam ettiren dijital altyapıları sunumunda tanıttı. Tiftik, Ufuk Avrupa Programı ile ilgili bilgiler verdi. “BEKLENTİMİZ İNSANLIĞIN HUZURA ERECEĞİ BİLGİYE ULAŞMAKTIR” Tiftik’in sunumunun ardından programda TÜ Rektörü Prof. Dr. Mustafa Hatipler konuşma yaptı. Hatipler, programda üniversitelerin araştırma altyapıları ile ilgili çalışma amacıyla bir araya geldiklerini söylerken; “Üniversitelerin öteden beri bilgi üretmeyi dört duvarları arasında sınırlı tutmamaları konusunda gayretlerimiz malumdur. ‘Gerek alt yapılarla gerek projelerle aslında elde etmeye çalıştığımız nedir?’ sorusunun cevabını bu vesileyle veriyoruz. Bu altyapılarla bir veri elde edilme gayreti olduğu malumdur. Elde edilen verinin tek başına bir anlam ifade etmediğini, bu verinin bir adım ötesinde enformasyona, enformasyondan sonra da bilgiye dönüşmesi gerektiğini ifade etmeye gerek yok. Bilgiyi insanların emrine amade eden tarafı, onun hikmetle vücut bulmasıdır. Üniversiteler gerek Ufuk Avrupa Projesiyle, gerek TÜBİTAK’ın diğer projeleriyle bir veriyi elde edecek, elde edilen veriyi enformasyona dönüştürecek, ondan sonra bilgiye ulaşacak ama bu bilginin insanlığın akışını değiştirmesi için içine hikmet koyacak. Bilgiyi anlamlandıran hikmettir. Hikmet, o bilgiyi, insanlığın fayda edebileceği bir argüman haline dönüştürmektir. Bütün bu çalışmalardan beklentimiz, insanlığın huzura ereceği bilgiye, hikmete ulaşmaktır” dedi. “TÜBİTAK İLE ÇALIŞMA KONUSUNDA GAYRET GÖSTERİYORUZ” Trakya Üniversitesi’nin özellikle TÜBİTAK ile çalışma konusunda gayret gösterdiğini belirten Hatipler; “TÜBİTAK’tan gördüğümüz sevgi, saygı ve samimiyeti bu kürsüden ifade etmekte aciz kalırız. Bununla birlikte özellikle Balkan Üniversiteler Birliği kapsamında Balkan coğrafyasının Kapıkule’den başlayarak Zagreb’e kadar uzanan bu coğrafyanın içinde yer alan her bir üniversiteyle, her bir bilim kurumuyla iç içe, dirsek temasıyla ve zaman zaman gönül birliği içerisinde bir faaliyet gösterdiğimizi de açık ve net olarak ifade etmek istiyorum” sözlerine yer verdi. TÜBİTAK’IN TRAKYA ÜNİVERSİTESİ’NE DESTEĞİNE DİKKAT ÇEKTİ Hatipler, Trakya Üniversitesi’nin Avrupa Birliği ve TÜBİTAK projelerinden yararlanabilmesi için çok ciddi adımlar atıldığını söyleyerek; “Bunların dönüşümleriyle karşı karşıyayız. Bundan 1 ay kadar önce Türkiye’nin birçok üniversitesinin, TÜBİTAK’ın milli teknoloji atölyesi projesine ortak olmak için gösterdikleri gayret ortadayken, TÜBİTAK tarafından Trakya Üniversitesi’ne milli teknoloji atölyesine dahil olması için teklif gelmesi, Avrupa’nın en seçkin bilim kurulu nezdindeki duruşumuzun en net ifadesidir. Bu bilgi gününden sonra atacağımız dev adımlarla Trakya Üniversitesi’nde değişimin, dönüşümün yaşandığı ciddi açılımlara ve üniversitemizin ufkunu değiştirecek önemli gelişmelere şimdiden ‘Merhaba’ diyorum” diye konuştu. SUNUMLARLA DEVAM EDECEK Hatipler’in konuşmasının ardından programa 20 dakikalık ara verildi. Aranın ardından “Ufuk Avrupa Programı Araştırma Altyapıları Bilgi Günü” gün boyunca gerçekleştirilecek sunumlarla devam edecek. UĞUR AKAGÜNDÜZ

Trakya Karaçalı Balı Coğrafi İşaret Çalıştayı Başladı Haber

Trakya Karaçalı Balı Coğrafi İşaret Çalıştayı Başladı

Edirne'de Trakya Karaçalı Balına coğrafi işaret kazandırmak amacıyla Edirne İl Tarım ve Orman Müdürlüğü öncülüğünde Edirne Ticaret ve Sanayi Odası (ETSO) organizasyonunda düzenlenen çalıştay bugün başladı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşının okunmasıyla başlayan çalıştaya Edirne Valisi Yunus Sezer'in yanı sıra Hacettepe Üniversitesi'nden Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğr. Üyesi Prof. Dr. Aslı Özkök Saban, akademisyenler ve üreticiler katılıyor. Çalıştayda açılış konuşmalarının ardından konusunda uzman isimler tarafından sunumlar gerçekleştirilecek. “TESCİLLENME SONRASI TİCARİ BİR ÜRÜN OLARAK SUNULMALI” Programda konuşan Edirne Valisi Yunus Sezer, üretimle başlayan her serüvenin devam edebilmesi için bir şekilde tescillenmesi, markalaşması ve nihai olarak ticari bir ürün olarak sunulması gerektiğini belirterek; “Bugün gerçekten de bizim açımızdan son derece sevindirici ve önemli bir gün. Çünkü her serüven üretimle başlar ama o serüvenin devam edebilmesi için bir şekilde tescillenmesi, markalaşması ve nihai olarak ticari bir ürün olarak sunulması gerekiyor. Bu döngüyü tamamlamayan ürünler maalesef çok başarılı olamıyor. Arıcılık, Trakya Bölgesi’nde de Türkiye’de de çok bilinen, çok önemli bir alandır. Fakat baktığımız zaman coğrafi işaret noktasında bir eksikliğimiz var. Hangi standartlarda üretilip üretileceği ve Türkiye’de hangi standartlarda raflarda olacağı noktasında herkes için tespit edilmiş bir markalaşma sürecimiz maalesef bu noktada eksik kalmış. Bugün bu önemli halkayı tamamlamak üzere önemli bir adım atılıyor. Ben öncelikle İl Tarım Müdürlüğümüze, Ticaret ve Sanayi Odası’nın kıymetli başkanına, rektörlüğümüze, bu işe destek veren hocalarımıza teşekkür ediyorum. Emeği geçen bütün üreticilerimize ve birlik başkanlarımıza çok teşekkür ediyorum. Bu sadece Trakya Bölgesi için önemli değil, aynı zamanda ülkemiz açısından da önemli bir adım. Çünkü geçen ay, gerçi 2 ay oldu; bizim Edirne’mizin üretiminde Türkiye’nin yaklaşık yüzde 50’sini biz üretiyoruz. Edirne olarak üretiyoruz. Bunun yüzde 50’si Trakya’da üretiliyor. Yani sofraya konulan her 4 tabaktan ikisi Edirne’de, biri de İç Anadolu’da üretiliyor. Geride bıraktığımız 2 ay önce Avrupa coğrafi işaretini aldık. İmzalanan ilk ürün olarak. Bu bizim için önemli” dedi. “TÜRKİYE’DEN SONRA AVRUPA’DA COĞRAFİ İŞARET” Karaçalı balında bir sonraki adımın Avrupa’da coğrafi işaret almak olduğunu söyleyen Vali Sezer; “Bugün Karaçalı’yla ilgili olarak atacağımız adımı, bir sonraki adımda inşallah yine aynı şekilde Avrupa coğrafi işareti almak takip edecek. Edirne’mizde 15 adet coğrafi işaretli ürünümüz bulunuyor. Eğer Karaçalı için de coğrafi işaret alabilirsek, bu bizim 16’ncı coğrafi işaretimiz olacak. Şu anda 72 bin–73 bin olan sayının çok artacağını öngörüyoruz. Arıcılıkla ilgili olarak az önce kıymetli başkanımızın da söylediği gibi, Tarım Bakanlığımızın üreticilere yönelik önemli destekleri olacak. Bizler de Valilik olarak bu konuya bir bütçe ayıracağız. Birincisi arıcılık, ikincisi bağcılık. Bu sene bağcılıkla ilgili olarak da Tarım Bakanlığımızla birlikte bir destek çalışması yürütüyoruz. Bu sene 30’un üzerinde bağ çalışmamız olacak, bizim desteklerimizle. Arıcılıkla ilgili de aynı şekilde çalışmayı sürdürmek istiyoruz. Sadece tescil almak ürünlerin piyasa değerini de artıracak. Şu anda emeği karşılamayacak derecede, çok düşük bir fiyat seviyesi var. Bu da üreticilerin üretim iştahını açıkçası biraz daha düşürüyor. Etkili bir markalaşma süreciyle beraber ürünümüz de hak ettiği değerde inşallah satışta olacak. Bu çok önemli bir konudur, bunun altını özellikle çiziyorum. Ben hem üreticilerimize hem arıcılarımıza bu güzel işi yaptıkları için, belki de dünyanın en güzel işlerinden birini doğayla iç içe yaptıkları için tebrik ediyorum ve başarılarının devamını diliyorum” diye konuştu. “TÜRKİYE ARICILIKTA GİTTİKÇE ARTAN BİR POTANSİYELE SAHİP” Yaptığı konuşmada, Türkiye’nin dünya arıcılık ve bal üretiminde gittikçe artan bir potansiyele sahip olduğunu ifade eden Tarım ve Orman Bakanlığı Hayvancılık Politikaları Destekleme Daire Başkanı Melikşah Taşkın; “Ülkemiz dünyada arıcılık ve bal üretiminde gittikçe artan bir potansiyele sahiptir. Türkiye bu alanda çok önemli bir konumdadır. Bununla ilgili birkaç rakam paylaşmak istiyorum. Dünyada Çin’den sonra kovan sayısı bakımından ikinci sıradayız. Oldukça iyi bir potansiyele sahibiz. 2024 yılında yaklaşık 9 milyon koloni varlığımız ve 95 bin ton, yani 100 bin tona yakın bir bal üretimimiz bulunmaktadır. Malumunuz iklim değişikliği her yerde gündemde. Geçen sene iklim değişikliğinden dolayı bal üretimimiz düştü ancak bu sene tekrar 110 bin tonlarda bal üretimi gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Ülkemizde arıcılık sektörü ekonomik olarak yaklaşık 33 milyar TL’lik bir katma değer oluşturan önemli bir sektördür. Aynı zamanda üretici örgütleri bazında da örgütlenmesini tamamlamıştır” ifadelerini kullandı. Açılış konuşmalarının ardından çalıştay, akademisyenler ve üretici temsilcilerinin konuşmalarıyla devam etti. ŞENER ŞENTÜRK ŞENER ŞENTÜRK

BİK'in "Dijital Dönüşüm Çağında Habercilik: Yapay Zeka ve Dijital Yetkinlikler" Paneli Sona Erdi Haber

BİK'in "Dijital Dönüşüm Çağında Habercilik: Yapay Zeka ve Dijital Yetkinlikler" Paneli Sona Erdi

BİK tarafından Şişli'deki Grand Cevahir Otel ve Kongre Merkezi'nde düzenlenen "Dijital Dönüşüm Çağında Habercilik: Yapay Zeka ve Dijital Yetkinlikler" panelinde iki tematik oturum yapıldı. Panelin birinci oturumunda, Anadolu Ajansı (AA) Teknoloji Koordinatörü Emre Çebişli, Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Fatih Keskin ve GZT Genel Yayın Yönetmeni Doğukan Gezer, dijital dönüşümle birlikte haber odalarının yeniden yapılandırılması ile yerel medyanın karşılaştığı yapısal ve ekonomik zorlukları konuştu. Ayrıca, basının ekonomik sürdürülebilirliği bağlamında reklam gelirlerinde yeni yönelimler, abonelik, üyelik, bağış ve hibrit gibi gelir modelleri, kamu destekleri ve sektörel teşvik mekanizmaları tartışıldı. Anadolu Ajansı Teknoloji Koordinatörü Çebişli, burada yaptığı konuşmada dijital dönüşüme ilişkin, "Dijital dönüşümün gerekli olduğunu neden düşünüyoruz? Basit olarak şöyle bir yerden yola çıkabiliriz. Ben 40 yaşındayım şu an ve televizyonun, telefonun olmadığı bir evde doğdum büyüdüm ama bir yandan da şu anda, halihazırda teknolojinin tüm nimetlerini bütüncül çerçevelerde kullanan bir kişiyim." diye konuştu. Dijital dönüşüm ve habercilik kavramlarını birlikte değerlendiren Çebişli, şunları söyledi: "Bu dijital dönüşümden aslında bizim bütüncül olarak faydalanmak istediğimiz hususlar nelerdir? Yani gazetecilikte aslında faydalanmak istediğimiz hususlar nelerdir? Buraya değinmek gerekiyor. İnsan faktöründen kaynaklanan hatalar, hepimizin malumu bu hataları otomatize sistemlerle minimize etmenin çeşitli yolları var. Habercilikte hız ve hatasız doğru habercilik aslında çok önemli iki tane unsur. Fakat bunlar birbiriyle bir yandan da boğuşan unsurlar. Yani bir yandan hızlı üretim peşinden koşuyoruz. Bir yandan da hatasız doğru haberin peşinde koşuyoruz. Bir paradoks var." ifadelerini kullandı. Çebişli, habercilikte dijital dönüşüm fikrine değinerek şöyle devam etti: "Habercilikte de aslında en önemli unsur, bence dijital dönüşüm fikrine bizi iten şey, müşterinin değişmesi doğal olarak da ürünün değişiyor olması. Yani yenilikçi medya, yeni medyada kastedilen şey, özellikle Z kuşağı ya da daha sonradan gelen kuşakların tüketim alışkanlıklarına uygun içerikler üretmeye doğru bir meylimiz olmak zorunda. Bu, bizi geleneksel habercilikten biraz daha dijital haberciliğe, biraz otomasyon sistemlerine yöneltiyor. Tabii burada yapay zeka hep ön plana çıkıyor. Yani yapay zeka ile biz haber üretebilir miyiz gibi bir kaygı var." "DİJİTAL DÖNÜŞÜM KAVRAMI YALNIZCA ANALOG SÜREÇLERİN DİJİTALİZE EDİLMESİ ANLAMINA GELMİYOR" Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Fatih Keskin de 2025 sonunda Avrupa Konseyi tarafından önemli bir rapor yayınladığını, bu raporun, yapay zeka ve ilgili teknolojilerin yerel medyanın gelişimine ve başarılı olmasına nasıl katkıda bulunabileceğine dair bir takım fikirler içerdiğini söyledi. Rapora ilişkin veriler sunan Keskin, şunları kaydetti: "Raporun ana başlığında yapay zekanın yerel medyanın gelişimine ve başarılı olmasına yardımcı olması gerektiği, onu boğmaması gerektiğine dair bir cümle kullanılıyor. Bu cümlenin hemen altında, yerel ve bölgesel medyanın özellikle son yıllarda, sosyal medyanın ve küresel medya platformlarının yükselişi nedeniyle belirli bir önem kaybettiği ve bu dönemde yapay zekanın gazetecilere ilişkin bu kaybedilen önemin yeniden tesis edilmesi adına önemli katkılar sunabileceğine dair belirli saptamalar var. Ayrıca yapay zeka aracılığıyla, gazetecilere belirli bir zaman diliminin tahsis edildiğini, daha özgün ve daha araştırmacı haberciliğe daha fazla zaman ayırabileceğine dair saptamalar da var." Keskin, dünyada en yaygın dijital dönüşüm tanımını paylaşmak istediğini söyleyerek şöyle devam etti: "Deniliyor ki dijital dönüşüm dijital teknolojileri bir işletmenin tüm alanlarına dahil eden stratejik bir iş girişimi olarak tanımlanıyor. Tüm alan deyince işletmenin operasyonel süreçlerinden tutun ürünlerine kadar, şirketin ya da işletmenin teknolojik yığınından tutun karar verme mekanizmasına kadar bütün alanlarda yapay zekanın veya dijital teknolojilerin kullanılabileceği varsayılıyor. Basın ve medya ekonomisi anlamında bunun şöyle bir karşılığı var. Basın ve medya ekonomisi anlamında ya da medya ekosistemi anlamında tarihinin belki de en radikal ve en geri dönülemez ontolojik değişimlerinden birine tanık olabiliyoruz bu dönem. Dijital dönüşüm kavramı yalnızca analog süreçlerin dijitalize edilmesi anlamına gelmiyor. Bu dijital dönüşüme dair oldukça sığ bir teknik tanım olarak görülür. Dijital dönüşüm bunun çok daha ötesinde, basın kurumlarının DNA'sının yeniden kodlanması gerektiğine dair bize birtakım veriler sunuyor." GZT Genel Yayın Yönetmeni Doğukan Gezer ise dijital medyanın da mevcut süreçte gelenekselleştiğini vurgulayarak "Belki bu etkinliği biz 5 yıl önce yapsaydık, dijital medya markaları altın çağını yaşıyor, güven tesis ediyor, artık herkes dijital medya markalarından haber tüketimi sağlıyor derdik ama bugünkü araştırmalar biraz daha güven endeksinde daha gerilere geldiğini söylüyor. Bunun da en büyük nedeni, herkesin erişebilir olması, herkesin içerik üreticisi olabiliyor olması, bir akreditasyon şartının olmaması. Dijital medyada içerik üretimi için, herhangi bir internet bağlantısı ve telefon olan kişinin bir anda milyonlarca kişiye ulaşabilmesi problemi doğdu." ifadelerini kullandı. Gezer, dijital dönüşümde tüketim alışkanlıklarına ilişkin, "Kullanıcılar da aslında artık içeriğe olan ilgisini, alakasını çok daha gerilere getirmiş durumdalar. Birkaç yıl öncesinde bir YouTube yayınının 1 dakika izlenmesi değerli sayılırdı. Instagram'da bir yayının 20-30 saniye izlenmesi değerli sayılırdı. Şu an bu dikkat eşiği 2 saniyeye hatta TikTok'ta 1 saniyenin altına kadar düşmüş durumda." dedi. DİJİTAL ÇAĞDA GAZETECİLİK MESLEĞİNİN DÖNÜŞÜMÜ DEĞERLENDİRİLDİ Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi Koordinatörü Deniz Demir, Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Seçil Özay, TRT Uluslararası Haber Yayınları Dijital Kanal Koordinatörü Saim Kurubaş ve Turkuvaz Medya Grubu Dijital Strateji ve Sosyal Medya Grup Müdürü Hamza Özdemir'in katıldığı ikinci oturumda ise yapay zekanın haber üretim süreçlerine olan etkisi etik, güven ve doğrulama boyutlarıyla ele alındı. Oturumda, özgün içerik ve telif ilkeleri, dezenformasyon riskleri, insan gazeteciliği ile yapay zeka arasındaki rol paylaşımı, çoklu platformlarda içerik üretimi ve dijital çağda gazetecilik mesleğinin dönüşümü değerlendirildi, yeni nesil okur alışkanlıkları ile dijital güvenlik konuları da oturumun temel başlıkları arasında yer aldı. Panelle, BİK'in düzenleyici ve destekleyici misyonu doğrultusunda, medya sektörünün dijital dönüşüm kapasitesini güçlendirmek, nitelikli ve etik haberciliğin dijital ekosistemde sürdürülebilirliğine katkı sunmak ve politika geliştirme süreçlerine bilimsel bir referans çerçevesi oluşturmak hedeflendi. BİK'in 65. kuruluş yıl dönümü vesilesiyle düzenlenen panelde, akademisyenler ve meslek profesyonellerinin katkılarıyla dijital dönüşümün habercilik pratiklerine etkileri ele alınarak sürdürülebilir basın ekonomisi ile yeni dijital yetkinlikler ve doğrulama süreçleri farklı boyutlarıyla değerlendirildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.