Hava Durumu

#Avrupa

Batı Ekspres - Edirne'nin Haber Sitesi - Avrupa haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Avrupa haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Makine Sektörü Stratejik Bir Eşik Haline Geldi Haber

Makine Sektörü Stratejik Bir Eşik Haline Geldi

Türkiye’nin orta ve yüksek teknolojili üretim hedefleri için yerlilik oranı yüzde 75 olan makine sektörünün odakta tutulması gerektiğini belirten Türkiye Makine Federasyonu Başkanı Adnan Dalgakıran, ekonomide büyümenin ve bağımsızlığın yolunun makineden geçtiğini vurguladı. Dalgakıran, "Türkiye'nin orta yüksek ve yüksek teknolojiyi artırması lazım ama odak kaçırmayalım, diğerlerini büyütürken makinayı ıskalamayalım. Makine sektörü merkezde tutulmazsa, savunma ve diğer orta yüksek teknolojili sektörler de sürdürülebilir olamaz. Makine bir lokomotiftir. Küresel ölçekte yaşanan dönüşüm ekonomik savaş. Küreselleşme döneminin ardından dünya tekrar başa döndü. Artık yeni stratejiler geliştirmek zorundayız. Bir tarafta ABD var, sanayiden bilişim toplumuna geçiyor, inovasyon ve icatlar hâlâ orada. Diğer tarafta ise Çin bulunuyor. Kim ne yapıyorsa aynısını, hatta daha ucuza yapabiliyor. Son 20 yıldır izlediğimiz şey bu iki gücün mücadelesi. 10 yıl önce Çin’de makine sektörünün büyüklüğü 100 milyar dolar seviyesindeyken Almanya 300 milyar dolardaydı. Bugün Almanya hâlâ 300 milyar dolar civarında, Çin ise 500 milyar doları aşmış durumda. Türkiye 2024’te dünya ortalamasının üzerinde büyüdü. 2025’te ise yarısı kadar büyüdü. Makine sektörü dünyada 2024’te yüzde 7, 2025’te yüzde 9 büyürken, Türkiye’de büyüme sırasıyla yüzde 0,2 ve yüzde 0,4 seviyesinde kaldı. Biz büyüdük ama başkaları çok daha hızlı büyüdü. Eskiden ortalamanın üzerinde büyürdük, son 3 yılda bu ivmeyi kaybettik. 2025 yılında Türkiye 45 milyar dolarlık makine ithalatı yaptı. Bunun 12,5 milyar dolarının Çin’den geldi. Çin’in Türkiye’ye makine ihracatı bir yılda yüzde 13 arttı. Asıl tehlikeli nokta Çin’in bize yaptığı makine ihracatı" dedi. Türkiye’de orta yüksek ve yüksek teknoloji ihracatındaki artışın büyük ölçüde savunma ve havacılıktan kaynaklandığını belirten Dalgakıran, "Makine sektörü bu alanların temelini oluşturuyor. Türkiye'nin orta yüksek ve yüksek teknolojiyi artırması lazım ama burada makina sektörünün çok dikkate alınması lazım. Odak kaçırmayalım, diğerlerini büyütürken makinayı ıskalamayalım. Odağı makina olan bir sanayileşme gerekli. Makine sektörü odakta tutulmazsa, savunma ve diğer orta yüksek teknolojili sektörler de sürdürülebilir olamaz. Makine bir lokomotiftir. Şirketler mutlaka birleşmeli. Büyük ölçekli firmalarla işçiliği bedava yapsanız bile rekabet edemezsiniz. Seri üretim yerine niş ve teknolojik alanlara, ‘terzi usulü’ çözümlere odaklanmak gerekiyor. Teknolojik alanlara doğru genişlemek lazım. İş dünyası bu yeni dünyada artık eski bilgilerle hareket edemez. Üretimin ve makine sektörünün bu yeni küresel savaş ortamında stratejik öneminin daha da arttığını çok net bir şekilde görüyoruz. 2025’te 28,5 milyar dolarlık makine ihracatı gerçekleştirildi. Kilogram başına ihracat değerinin 6,5 dolardan 8 dolara yükselmesini olumlu bir gelişme. Avrupa’da sınırlı bir hareketlilik bekleniyor ancak bu büyük bir sıçrama yapmayacak" ifadelerini kullandı.

Edirne’nin Deva-i Misk Helvası Sınır Tanımıyor Haber

Edirne’nin Deva-i Misk Helvası Sınır Tanımıyor

Edirne’de hava sıcaklıklarının düşmesiyle birlikte kentte geleneksel Deva-i Misk Helvası’na olan ilgi arttı. Tarihi lezzeti yaşatmaya devam eden “Kurabiyeci Dede” olarak tanınan şekerlemeci Arif Meriç, yüzyıllardır süregelen bu geleneğin özellikle soğuk havada şifa niyetine tüketildiğini belirtti. Meriç, Deva-i Misk’in turistler tarafından da büyük beğeni topladığını ifade etti. “HERKESE İYİ GELEN BİR ŞİFA” Deva-i Misk Helvası’nın içerisinde 40 çeşit baharat olduğunu belirten Meriç, “Biz Edirnelilerin yüzyıllardan beri süregelen bir geleneği var. Havalar soğuduğunda Deva-i Misk Helvası’nı sütle karıştırarak içeriz. İçerisinde bulunan 40 farklı baharatın bir araya gelişi ve sütle birleşmesi, 7’den 70’e herkese iyi gelen bir şifadır” dedi. “EVLERİNE ŞİŞE ŞİŞE GÖTÜRÜYORLAR” Yabancı turistlerin de Deva-i Misk Helvası’na ilgi gösterdiğini belirten Meriç, “Edirne’ye gelen tüm misafirler bu Deva-i Misk’i içtiklerinde, ‘Ben hayatımda böyle bir şey içmedim’ diyor. Dün Japonya’dan ve Almanya’dan gelen misafirlere ikram ettim, onlar da çok beğendiler. Edirneliler bu ürünü biliyor ama dışarıdan gelenler genelde ilk kez duyuyor. Yurt dışından gelen vatandaşlarımız ise Deva-i Misk’e büyük ilgi gösteriyor. Edirne’nin bir komşusu Yunanistan, diğer komşusu Bulgaristan. Avrupa’ya açılan kapı konumunda olduğumuz için gelen misafirler, Deva-i Misk’i hem burada içiyor, hem de beğenip evlerine şişelerle götürüyor” ifadelerine yer verdi. KURABİYECİ DEDE’DEN DEVA-İ MİSK TARİFİ Deva-i Misk Helvası’nı alan vatandaşlara tarifi açıklayan Meriç, “Deva-i Misk Helvası alan bir kişi, bir bardak sıcak süte bir çay kaşığı helvadan atıp karıştırarak içecek. Eğer kalabalık bir aile ise bir kilo sıcak süte bir çorba kaşığı atıp sütle birlikte kısık ateşte kaynatacak ve öyle içecek” diye konuştu. MERT ERİŞKİN

YORGUN GURBETÇİLER ARABALI TRENLE DÖNÜŞ YOLUNDA Haber

YORGUN GURBETÇİLER ARABALI TRENLE DÖNÜŞ YOLUNDA

Türkiye’ye gelerek memleketlerinde sevdikleriyle ve aileleriyle zaman geçiren yorgun gurbetçiler, yaşadıkları Avrupa ülkelerine dönüş için arabalı treni tercih etti. Avrupa ülkelerinde yaşayan emekli gurbetçiler, Türkiye’de memleketlerinde sevdikleriyle ve aileleriyle birlikte zaman geçirerek geri dönüş yoluna geçti. Ana vatanda aileleriyle hasret gideren emekli olan gurbetçiler yaşadıkları Avrupa ülkelere dönüşte burukluk yaşıyor. Rahat ve konforlu yolculuk yapmayı tercih eden gurbetçiler, Edirne Tren Garı’nda, arabalarını oto kuşet vagonlara yükleyerek kompartımanda yorulmadan yolculuk yapmanın keyfini çıkarıyor. Gurbetçiler, gümrükteki işlemlerinin ardından araçlarını trene yüklüyor. Kara yoluyla seyahati tercih eden gurbetçiler, otomobilleriyle günlerce yolculuk yaparken, arabalı treni seçenler ise yüzlerce kilometrelik yolu yatarak geçiriyor. Tren ile yorulmadan yolculuk yapmak isteyen gurbetçiler tek araç ile iki kişi bin 37 euro ödeme yapıyor. “Vatandan ayrılmak insanın içinde de acı bırakıyor” Almanya'nın Stuttgart şehrinde yaşayan gurbetçilerden Selahattin Kılıç, Türkiye'de eş dost, anne, baba herkesi ziyaret ettiğine değinerek, “Memleketi biraz gezdik. Hani fazla uzun olmasa da mutlu bir şekilde dönüyoruz. Vatandan ayrılmak insanın içinde de acı bırakıyor yani bir burukluk ama her sene geliriz inşallah. Bir dahaki seneye de kısmet olursa biraz daha uzun kalmayı düşünüyoruz. Arabalı tren ile yolculuk her haliyle daha iyi. Tabii artık genç değiliz, uzun yola dayanamıyoruz yani arabalı trende dinleniyoruz. Biz de vagonda yata yata gidiyoruz. Bunun için tercih ettik” dedi. “Türkiye’mize canım kurban” Türkiye’de hor görüldüklerine değinen emekli gurbetçi Arif Bele, memleketi Manisa’da sevdikleriyle zaman geçirdiğini ifade ederek, “Bir yere gittiğimiz zaman bize Almancı diyorlar. Her sene buraya 1 milyon Türk vatandaşı gelse ve birer euro bıraksa 1 milyon euro eder. Burada bin euro, 10 bin euro, 100 bin euro bırakanı var. Eğer bu vatandaşlar gelmese Türkiye’ye de milyonlarca euro zarar olur. Hayat pahalılığına gelince yabancı gördükleri anda 10 liralık şeye 20 lira istiyorlar. Bu esnaf ya da yabancı olsun milleti kandırmakta. Ben Türkiye vatandaşı olarak bu durumdan utanç duyuyorum. O kadar çok söylenecek şey var ki sayamıyorum. Bizlere iyi ve dürüst davransınlar. Bir yere girince alnımızda sanki yabancı yazıyor. Biz yabancı değiliz. Buranın vatandaşıyız. Ölürsek buraya gömüyorlar, oraya değil. Gurbetteki insanlar Türkiye’nin kıymetini daha iyi biliyor. Dediğim gibi biz yabancı değiliz Türk vatandaşıyız. Hala 50 senedir ordayız ama Alman vatandaşı olmadım. Türk geldim ve Türk gideceğim. Tatilimiz ise Kuşadası’nda güzel bir evimiz var. Bir çıktık buradan Adapazarı, Eskişehir, Ankara, Kayseri böyle dolaştık. Türkiye’mize canım kurban. Bizler çok memnunuz ama dediğim gibi bizleri üzüyorlar. Yabancı plakan varsa nereye girersen gir 10 liralık şeye 50 lira diyorlar. Bizleri hor görüyorlar” diye konuştu. “Türkiye'de bizi hiç iyi karşılamıyorlar” Almanya'ya arabalı tren ile gitmeyi tercih eden emekli gurbetçi Sevgi Bele, Türkiye’de çok fazla gezdiğini ve neredeyse gezmediği yer kalmadığını belirterek, “Son arzum ise Kapadokya'da uçan balonlara binmek olacak. Türkiye'de bizi hiç iyi karşılamıyorlar. 13 yaşında Almanya'ya gittim ve bütün çocukluğum orada geçti” ifadelerini kullandı.

EDİRNELİ SPORCULARDAN KÜRSÜ BAŞARISI Haber

EDİRNELİ SPORCULARDAN KÜRSÜ BAŞARISI

Devlet Su İşleri (DSİ) Spor Kulübü sporcuları, Edirne’yi ulusal ve uluslararası şampiyonalarda temsil etmeye devam ediyor. İstanbul’da düzenlenen Abu Dhabi Ju Jitsu Pro (AJP Tour) Avrupa Kıtası Şampiyonası’na katılan DSİ Spor Kulübü sporcuları, şampiyonadan başarıyla döndüler. 6-8 Ekim tarihleri arasında İstanbul’un Bağcılar ilçesindeki Gençlik ve Spor İlçe Müdürlüğü Olimpik Spor Salonu’nda düzenlenen yarışmaya, DSİ Spor Kulübü sporcularından İzel Erim ve Çınar Koşucu katıldı. EDİRNELİ SPORCULAR KÜRSÜDE Yaklaşık bin 300 sporcunun katıldığı şampiyonada Edirneli sporcular İzel Erim ve Çınar Koşucu, BJJ - Newaza kategorisinde mücadele etti. Edirneli sporcular, karşılaşmalarını başarıyla tamamlarken; İzel Erim şampiyonada dördüncülük, Çınar Koşucu ise üçüncülük alarak kürsüye çıktı. “2 SPORCUMUZ DA ALANINDA ÇOK İYİ VE BAŞARILILAR” DSİ Spor Kulübü Antrenörü Serdar Gülşen, şampiyonaya dünyanın birçok ülkesinden sporcu katıldığını belirterek; “Sporcularımıza maddi ve manevi her türlü desteği verebilmek için elimizden geleni yapıyoruz. Ayrıca hem İzel Erim’in, hem de Çınar Koşucu’nun aileleri sporcularımızı destekliyorlar. 2 sporcumuz da alanda çok iyi ve başarılılar. Daha önce de farklı şampiyonalarda kürsü yapmışlardı. İkisi de istikrarlı sporcular ve ikisini de tebrik ediyorum” diye konuştu. UĞUR AKAGÜNDÜZ

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.