Hava Durumu

#Avrupa

Batı Ekspres - Edirne'nin Haber Sitesi - Avrupa haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Avrupa haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

“TÜ’de Projelerden Yararlanmak İçin Ciddi Adımlar Atıldı” Haber

“TÜ’de Projelerden Yararlanmak İçin Ciddi Adımlar Atıldı”

Edirne’de Trakya Üniversitesi (TÜ) koordinasyonunda, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Avrupa Araştırma Altyapıları, TÜBİTAK AB Çerçeve Programları Ulusal Koordinasyon Ofisi, Trakya Üniversiteler Birliği, Balkan Üniversiteler Birliği Genel Sekreterliği, Trakya Kalkınma Ajansı ve Trakya Teknokent iş birliğiyle düzenlenen “Ufuk Avrupa Programı Araştırma Altyapıları Bilgi Günü” başladı. Balkan Kongre Merkezi’nde düzenlenen etkinliğe Trakya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Hatipler, rektör yardımcıları, yurt içi ve yurt dışından akademisyenler ve kurum temsilcileri katıldı. Programın açılış konuşmasını TÜ Proje Koordinasyon Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Sertaç Arabacıoğlu yaptı. Arabacıoğlu, düzenlenen programın, Trakya Üniversitesi’nin araştırma kültürünü güçlendirme ve dönüştürme açısından önemli bir etkinlik olacağını söyledi. Arabacıoğlu’nun konuşmasının ardından programda TÜBİTAK Bilimsel Programlar Kıdemli Baş Uzmanı Burak Tiftik sunum yaptı. Tiftik, Avrupa’daki kuruluşlar ile Türkiye’deki kuruluşları tanıştıran, aralarında projeleri oluşturan ve projeleri devam ettiren dijital altyapıları sunumunda tanıttı. Tiftik, Ufuk Avrupa Programı ile ilgili bilgiler verdi. “BEKLENTİMİZ İNSANLIĞIN HUZURA ERECEĞİ BİLGİYE ULAŞMAKTIR” Tiftik’in sunumunun ardından programda TÜ Rektörü Prof. Dr. Mustafa Hatipler konuşma yaptı. Hatipler, programda üniversitelerin araştırma altyapıları ile ilgili çalışma amacıyla bir araya geldiklerini söylerken; “Üniversitelerin öteden beri bilgi üretmeyi dört duvarları arasında sınırlı tutmamaları konusunda gayretlerimiz malumdur. ‘Gerek alt yapılarla gerek projelerle aslında elde etmeye çalıştığımız nedir?’ sorusunun cevabını bu vesileyle veriyoruz. Bu altyapılarla bir veri elde edilme gayreti olduğu malumdur. Elde edilen verinin tek başına bir anlam ifade etmediğini, bu verinin bir adım ötesinde enformasyona, enformasyondan sonra da bilgiye dönüşmesi gerektiğini ifade etmeye gerek yok. Bilgiyi insanların emrine amade eden tarafı, onun hikmetle vücut bulmasıdır. Üniversiteler gerek Ufuk Avrupa Projesiyle, gerek TÜBİTAK’ın diğer projeleriyle bir veriyi elde edecek, elde edilen veriyi enformasyona dönüştürecek, ondan sonra bilgiye ulaşacak ama bu bilginin insanlığın akışını değiştirmesi için içine hikmet koyacak. Bilgiyi anlamlandıran hikmettir. Hikmet, o bilgiyi, insanlığın fayda edebileceği bir argüman haline dönüştürmektir. Bütün bu çalışmalardan beklentimiz, insanlığın huzura ereceği bilgiye, hikmete ulaşmaktır” dedi. “TÜBİTAK İLE ÇALIŞMA KONUSUNDA GAYRET GÖSTERİYORUZ” Trakya Üniversitesi’nin özellikle TÜBİTAK ile çalışma konusunda gayret gösterdiğini belirten Hatipler; “TÜBİTAK’tan gördüğümüz sevgi, saygı ve samimiyeti bu kürsüden ifade etmekte aciz kalırız. Bununla birlikte özellikle Balkan Üniversiteler Birliği kapsamında Balkan coğrafyasının Kapıkule’den başlayarak Zagreb’e kadar uzanan bu coğrafyanın içinde yer alan her bir üniversiteyle, her bir bilim kurumuyla iç içe, dirsek temasıyla ve zaman zaman gönül birliği içerisinde bir faaliyet gösterdiğimizi de açık ve net olarak ifade etmek istiyorum” sözlerine yer verdi. TÜBİTAK’IN TRAKYA ÜNİVERSİTESİ’NE DESTEĞİNE DİKKAT ÇEKTİ Hatipler, Trakya Üniversitesi’nin Avrupa Birliği ve TÜBİTAK projelerinden yararlanabilmesi için çok ciddi adımlar atıldığını söyleyerek; “Bunların dönüşümleriyle karşı karşıyayız. Bundan 1 ay kadar önce Türkiye’nin birçok üniversitesinin, TÜBİTAK’ın milli teknoloji atölyesi projesine ortak olmak için gösterdikleri gayret ortadayken, TÜBİTAK tarafından Trakya Üniversitesi’ne milli teknoloji atölyesine dahil olması için teklif gelmesi, Avrupa’nın en seçkin bilim kurulu nezdindeki duruşumuzun en net ifadesidir. Bu bilgi gününden sonra atacağımız dev adımlarla Trakya Üniversitesi’nde değişimin, dönüşümün yaşandığı ciddi açılımlara ve üniversitemizin ufkunu değiştirecek önemli gelişmelere şimdiden ‘Merhaba’ diyorum” diye konuştu. SUNUMLARLA DEVAM EDECEK Hatipler’in konuşmasının ardından programa 20 dakikalık ara verildi. Aranın ardından “Ufuk Avrupa Programı Araştırma Altyapıları Bilgi Günü” gün boyunca gerçekleştirilecek sunumlarla devam edecek. UĞUR AKAGÜNDÜZ

Edirne'deki Tarihi Balon Hangarı Türk Havacılık Tarihi Müzesi Olacak Haber

Edirne'deki Tarihi Balon Hangarı Türk Havacılık Tarihi Müzesi Olacak

Osmanlı döneminde kentin savunma altyapısının önemli unsurlarından biri olarak inşa edilen ve Türk havacılık tarihinin erken örnekleri arasında yer alan yapı, Milli Saraylar Başkanlığınca ihya edilecek. Kapıkule Sınır Kapısı yolu üzerinde bulunan, Cumhuriyet'in ilk yıllarına kadar kullanılan ancak daha sonra işlevini yitiren tarihi hangarın restorasyon çalışmalarının tamamlanmasının ardından müze olarak hizmet vermesi planlanıyor. - Restorasyonu gelecek ay başlayacak Milli Saraylar Başkanı Dr. Yasin Yıldız, yapının 20. yüzyıl başına tarihlenen çok özel bir askeri mimari eser olduğunu belirtti. Hangarın Türkiye'de bugüne ulaşan tek örneğinin Edirne'de bulunduğunu ifade eden Yıldız, Avrupa'da da Almanya, Avusturya ve Fransa gibi ülkelerde sınırlı sayıda örneğinin restore edilerek korunduğunu söyledi. Çalışmaların başlatıldığını ve plan ile projelerin bilim kurulundan geçtiğini aktaran Yıldız, "Tarihi balon hangarı, 20. yüzyıl başının çok önemli bir askeri mimari eseri. Dolayısıyla tabii misyonuna uygun olarak Türk havacılık tarihiyle ilgili belli başlı sergilemelerimizin olduğu bir müze şeklinde restorasyonun ardından tamamlayacağız. Restorasyonu mart ayında başlayacak. O da inşallah Edirne Sarayı'nın tamamıyla birlikte bir bütün halinde master planımızın nihayeti olan 2027 sonunda ziyaretçisiyle buluşacak." diye konuştu.

Türk Plastiğine Avrupa Vizesi Haber

Türk Plastiğine Avrupa Vizesi

Türk plastik sektörünün çatı kuruluşu PAGEV ile AB onaylı denetim kuruluşu CERTILOOP, sanayicinin ürünlerini uluslararası standartlarda belgelemesi için güçlerini birleştirdi. Genel Müdür Yağmur Cengiz Eroğlu, "Bu iş birliği sayesinde Türk plastik sanayicisi, geri dönüştürülmüş içerik iddiasını uluslararası geçerliliğe sahip sertifikalarla kanıtlayabilecek. Bu belge, firmaların ihracatta hem maliyetini düşüren hem de satış kapısını açan stratejik bir araç" dedi. Protokol sayesinde, sertifikalı geri dönüştürülmüş içerik kullanımıyla plastik vergisi ve PPWR kaynaklı maliyetlerin düşmesi, Avrupa’ya satışta karşılaşılan "belge engellerinin" ortadan kalkması ve ihracatta fiyat pazarlıklarında üreticinin elinin güçlenmesi bekleniyor. Aynı zamanda geri dönüşüm firmaları için sertifikalı ham maddeler, üreticiler nezdinde daha değerli ve tercih edilen girdiler haline gelirken; mevzuat kaynaklı riskler de ticari güvenceye dönüşüyor. Bu protokol ile AB’de geçerli sertifikasyon hizmetleri, PPWR uyumlu teknik değerlendirmeler, süreç doğrulama çalışmaları ile eğitim ve mevzuat rehberliği sunulacak. Bu stratejik iş birliğiyle Türk plastik sektörü, Avrupa mevzuatına uyumlu, ihracatta rekabetçi ve sürdürülebilirlikte şeffaf bir yapıya doğru önemli bir adım atmış oluyor. PAGEV Başkan Yardımcısı Ahmet Meriç de, iş birliğinin sektörel etkisine dikkat çekerek, "Sektör, Avrupa Birliği pazarlarında rekabet gücünü koruyabilmek için artık yalnızca üretim kalitesiyle değil; izlenebilirlik, geri dönüştürülmüş içerik ve çevresel beyanların doğrulanması gibi başlıklarda da güçlü olmak zorunda. Bu iş birliğini, sektörümüzün sürdürülebilir dönüşümü açısından önemli bir adım olarak görüyoruz" dedi.

Makine Sektörü Stratejik Bir Eşik Haline Geldi Haber

Makine Sektörü Stratejik Bir Eşik Haline Geldi

Türkiye’nin orta ve yüksek teknolojili üretim hedefleri için yerlilik oranı yüzde 75 olan makine sektörünün odakta tutulması gerektiğini belirten Türkiye Makine Federasyonu Başkanı Adnan Dalgakıran, ekonomide büyümenin ve bağımsızlığın yolunun makineden geçtiğini vurguladı. Dalgakıran, "Türkiye'nin orta yüksek ve yüksek teknolojiyi artırması lazım ama odak kaçırmayalım, diğerlerini büyütürken makinayı ıskalamayalım. Makine sektörü merkezde tutulmazsa, savunma ve diğer orta yüksek teknolojili sektörler de sürdürülebilir olamaz. Makine bir lokomotiftir. Küresel ölçekte yaşanan dönüşüm ekonomik savaş. Küreselleşme döneminin ardından dünya tekrar başa döndü. Artık yeni stratejiler geliştirmek zorundayız. Bir tarafta ABD var, sanayiden bilişim toplumuna geçiyor, inovasyon ve icatlar hâlâ orada. Diğer tarafta ise Çin bulunuyor. Kim ne yapıyorsa aynısını, hatta daha ucuza yapabiliyor. Son 20 yıldır izlediğimiz şey bu iki gücün mücadelesi. 10 yıl önce Çin’de makine sektörünün büyüklüğü 100 milyar dolar seviyesindeyken Almanya 300 milyar dolardaydı. Bugün Almanya hâlâ 300 milyar dolar civarında, Çin ise 500 milyar doları aşmış durumda. Türkiye 2024’te dünya ortalamasının üzerinde büyüdü. 2025’te ise yarısı kadar büyüdü. Makine sektörü dünyada 2024’te yüzde 7, 2025’te yüzde 9 büyürken, Türkiye’de büyüme sırasıyla yüzde 0,2 ve yüzde 0,4 seviyesinde kaldı. Biz büyüdük ama başkaları çok daha hızlı büyüdü. Eskiden ortalamanın üzerinde büyürdük, son 3 yılda bu ivmeyi kaybettik. 2025 yılında Türkiye 45 milyar dolarlık makine ithalatı yaptı. Bunun 12,5 milyar dolarının Çin’den geldi. Çin’in Türkiye’ye makine ihracatı bir yılda yüzde 13 arttı. Asıl tehlikeli nokta Çin’in bize yaptığı makine ihracatı" dedi. Türkiye’de orta yüksek ve yüksek teknoloji ihracatındaki artışın büyük ölçüde savunma ve havacılıktan kaynaklandığını belirten Dalgakıran, "Makine sektörü bu alanların temelini oluşturuyor. Türkiye'nin orta yüksek ve yüksek teknolojiyi artırması lazım ama burada makina sektörünün çok dikkate alınması lazım. Odak kaçırmayalım, diğerlerini büyütürken makinayı ıskalamayalım. Odağı makina olan bir sanayileşme gerekli. Makine sektörü odakta tutulmazsa, savunma ve diğer orta yüksek teknolojili sektörler de sürdürülebilir olamaz. Makine bir lokomotiftir. Şirketler mutlaka birleşmeli. Büyük ölçekli firmalarla işçiliği bedava yapsanız bile rekabet edemezsiniz. Seri üretim yerine niş ve teknolojik alanlara, ‘terzi usulü’ çözümlere odaklanmak gerekiyor. Teknolojik alanlara doğru genişlemek lazım. İş dünyası bu yeni dünyada artık eski bilgilerle hareket edemez. Üretimin ve makine sektörünün bu yeni küresel savaş ortamında stratejik öneminin daha da arttığını çok net bir şekilde görüyoruz. 2025’te 28,5 milyar dolarlık makine ihracatı gerçekleştirildi. Kilogram başına ihracat değerinin 6,5 dolardan 8 dolara yükselmesini olumlu bir gelişme. Avrupa’da sınırlı bir hareketlilik bekleniyor ancak bu büyük bir sıçrama yapmayacak" ifadelerini kullandı.

Edirne’nin Deva-i Misk Helvası Sınır Tanımıyor Haber

Edirne’nin Deva-i Misk Helvası Sınır Tanımıyor

Edirne’de hava sıcaklıklarının düşmesiyle birlikte kentte geleneksel Deva-i Misk Helvası’na olan ilgi arttı. Tarihi lezzeti yaşatmaya devam eden “Kurabiyeci Dede” olarak tanınan şekerlemeci Arif Meriç, yüzyıllardır süregelen bu geleneğin özellikle soğuk havada şifa niyetine tüketildiğini belirtti. Meriç, Deva-i Misk’in turistler tarafından da büyük beğeni topladığını ifade etti. “HERKESE İYİ GELEN BİR ŞİFA” Deva-i Misk Helvası’nın içerisinde 40 çeşit baharat olduğunu belirten Meriç, “Biz Edirnelilerin yüzyıllardan beri süregelen bir geleneği var. Havalar soğuduğunda Deva-i Misk Helvası’nı sütle karıştırarak içeriz. İçerisinde bulunan 40 farklı baharatın bir araya gelişi ve sütle birleşmesi, 7’den 70’e herkese iyi gelen bir şifadır” dedi. “EVLERİNE ŞİŞE ŞİŞE GÖTÜRÜYORLAR” Yabancı turistlerin de Deva-i Misk Helvası’na ilgi gösterdiğini belirten Meriç, “Edirne’ye gelen tüm misafirler bu Deva-i Misk’i içtiklerinde, ‘Ben hayatımda böyle bir şey içmedim’ diyor. Dün Japonya’dan ve Almanya’dan gelen misafirlere ikram ettim, onlar da çok beğendiler. Edirneliler bu ürünü biliyor ama dışarıdan gelenler genelde ilk kez duyuyor. Yurt dışından gelen vatandaşlarımız ise Deva-i Misk’e büyük ilgi gösteriyor. Edirne’nin bir komşusu Yunanistan, diğer komşusu Bulgaristan. Avrupa’ya açılan kapı konumunda olduğumuz için gelen misafirler, Deva-i Misk’i hem burada içiyor, hem de beğenip evlerine şişelerle götürüyor” ifadelerine yer verdi. KURABİYECİ DEDE’DEN DEVA-İ MİSK TARİFİ Deva-i Misk Helvası’nı alan vatandaşlara tarifi açıklayan Meriç, “Deva-i Misk Helvası alan bir kişi, bir bardak sıcak süte bir çay kaşığı helvadan atıp karıştırarak içecek. Eğer kalabalık bir aile ise bir kilo sıcak süte bir çorba kaşığı atıp sütle birlikte kısık ateşte kaynatacak ve öyle içecek” diye konuştu. MERT ERİŞKİN

YORGUN GURBETÇİLER ARABALI TRENLE DÖNÜŞ YOLUNDA Haber

YORGUN GURBETÇİLER ARABALI TRENLE DÖNÜŞ YOLUNDA

Türkiye’ye gelerek memleketlerinde sevdikleriyle ve aileleriyle zaman geçiren yorgun gurbetçiler, yaşadıkları Avrupa ülkelerine dönüş için arabalı treni tercih etti. Avrupa ülkelerinde yaşayan emekli gurbetçiler, Türkiye’de memleketlerinde sevdikleriyle ve aileleriyle birlikte zaman geçirerek geri dönüş yoluna geçti. Ana vatanda aileleriyle hasret gideren emekli olan gurbetçiler yaşadıkları Avrupa ülkelere dönüşte burukluk yaşıyor. Rahat ve konforlu yolculuk yapmayı tercih eden gurbetçiler, Edirne Tren Garı’nda, arabalarını oto kuşet vagonlara yükleyerek kompartımanda yorulmadan yolculuk yapmanın keyfini çıkarıyor. Gurbetçiler, gümrükteki işlemlerinin ardından araçlarını trene yüklüyor. Kara yoluyla seyahati tercih eden gurbetçiler, otomobilleriyle günlerce yolculuk yaparken, arabalı treni seçenler ise yüzlerce kilometrelik yolu yatarak geçiriyor. Tren ile yorulmadan yolculuk yapmak isteyen gurbetçiler tek araç ile iki kişi bin 37 euro ödeme yapıyor. “Vatandan ayrılmak insanın içinde de acı bırakıyor” Almanya'nın Stuttgart şehrinde yaşayan gurbetçilerden Selahattin Kılıç, Türkiye'de eş dost, anne, baba herkesi ziyaret ettiğine değinerek, “Memleketi biraz gezdik. Hani fazla uzun olmasa da mutlu bir şekilde dönüyoruz. Vatandan ayrılmak insanın içinde de acı bırakıyor yani bir burukluk ama her sene geliriz inşallah. Bir dahaki seneye de kısmet olursa biraz daha uzun kalmayı düşünüyoruz. Arabalı tren ile yolculuk her haliyle daha iyi. Tabii artık genç değiliz, uzun yola dayanamıyoruz yani arabalı trende dinleniyoruz. Biz de vagonda yata yata gidiyoruz. Bunun için tercih ettik” dedi. “Türkiye’mize canım kurban” Türkiye’de hor görüldüklerine değinen emekli gurbetçi Arif Bele, memleketi Manisa’da sevdikleriyle zaman geçirdiğini ifade ederek, “Bir yere gittiğimiz zaman bize Almancı diyorlar. Her sene buraya 1 milyon Türk vatandaşı gelse ve birer euro bıraksa 1 milyon euro eder. Burada bin euro, 10 bin euro, 100 bin euro bırakanı var. Eğer bu vatandaşlar gelmese Türkiye’ye de milyonlarca euro zarar olur. Hayat pahalılığına gelince yabancı gördükleri anda 10 liralık şeye 20 lira istiyorlar. Bu esnaf ya da yabancı olsun milleti kandırmakta. Ben Türkiye vatandaşı olarak bu durumdan utanç duyuyorum. O kadar çok söylenecek şey var ki sayamıyorum. Bizlere iyi ve dürüst davransınlar. Bir yere girince alnımızda sanki yabancı yazıyor. Biz yabancı değiliz. Buranın vatandaşıyız. Ölürsek buraya gömüyorlar, oraya değil. Gurbetteki insanlar Türkiye’nin kıymetini daha iyi biliyor. Dediğim gibi biz yabancı değiliz Türk vatandaşıyız. Hala 50 senedir ordayız ama Alman vatandaşı olmadım. Türk geldim ve Türk gideceğim. Tatilimiz ise Kuşadası’nda güzel bir evimiz var. Bir çıktık buradan Adapazarı, Eskişehir, Ankara, Kayseri böyle dolaştık. Türkiye’mize canım kurban. Bizler çok memnunuz ama dediğim gibi bizleri üzüyorlar. Yabancı plakan varsa nereye girersen gir 10 liralık şeye 50 lira diyorlar. Bizleri hor görüyorlar” diye konuştu. “Türkiye'de bizi hiç iyi karşılamıyorlar” Almanya'ya arabalı tren ile gitmeyi tercih eden emekli gurbetçi Sevgi Bele, Türkiye’de çok fazla gezdiğini ve neredeyse gezmediği yer kalmadığını belirterek, “Son arzum ise Kapadokya'da uçan balonlara binmek olacak. Türkiye'de bizi hiç iyi karşılamıyorlar. 13 yaşında Almanya'ya gittim ve bütün çocukluğum orada geçti” ifadelerini kullandı.

EDİRNELİ SPORCULARDAN KÜRSÜ BAŞARISI Haber

EDİRNELİ SPORCULARDAN KÜRSÜ BAŞARISI

Devlet Su İşleri (DSİ) Spor Kulübü sporcuları, Edirne’yi ulusal ve uluslararası şampiyonalarda temsil etmeye devam ediyor. İstanbul’da düzenlenen Abu Dhabi Ju Jitsu Pro (AJP Tour) Avrupa Kıtası Şampiyonası’na katılan DSİ Spor Kulübü sporcuları, şampiyonadan başarıyla döndüler. 6-8 Ekim tarihleri arasında İstanbul’un Bağcılar ilçesindeki Gençlik ve Spor İlçe Müdürlüğü Olimpik Spor Salonu’nda düzenlenen yarışmaya, DSİ Spor Kulübü sporcularından İzel Erim ve Çınar Koşucu katıldı. EDİRNELİ SPORCULAR KÜRSÜDE Yaklaşık bin 300 sporcunun katıldığı şampiyonada Edirneli sporcular İzel Erim ve Çınar Koşucu, BJJ - Newaza kategorisinde mücadele etti. Edirneli sporcular, karşılaşmalarını başarıyla tamamlarken; İzel Erim şampiyonada dördüncülük, Çınar Koşucu ise üçüncülük alarak kürsüye çıktı. “2 SPORCUMUZ DA ALANINDA ÇOK İYİ VE BAŞARILILAR” DSİ Spor Kulübü Antrenörü Serdar Gülşen, şampiyonaya dünyanın birçok ülkesinden sporcu katıldığını belirterek; “Sporcularımıza maddi ve manevi her türlü desteği verebilmek için elimizden geleni yapıyoruz. Ayrıca hem İzel Erim’in, hem de Çınar Koşucu’nun aileleri sporcularımızı destekliyorlar. 2 sporcumuz da alanda çok iyi ve başarılılar. Daha önce de farklı şampiyonalarda kürsü yapmışlardı. İkisi de istikrarlı sporcular ve ikisini de tebrik ediyorum” diye konuştu. UĞUR AKAGÜNDÜZ

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.