Hava Durumu

#Ayçiçeği

Batı Ekspres - Edirne'nin Haber Sitesi - Ayçiçeği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ayçiçeği haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Sancakçavuşu: “Sembolik Rakam 20 Liraysa Vay Halimize” Haber

Sancakçavuşu: “Sembolik Rakam 20 Liraysa Vay Halimize”

Buğday üreticisinin merakla beklediği ilk buğday hasadı bugün Aydın’ın Söke ilçesinde yapılarak 20 TL’den satıldı. Buğday üreticisinin merakla beklediği ilk satışın 20 TL olarak gerçekleşmesi üreticide fiyat konusunda tedirginlik yarattı. Sembolik rakamın 20 lira olmasının, açıklanacak fiyat konusunda kötü işaretler verdiğini belirten Edirne Belediye Meclisi Tarım Komisyonu Başkanı İsmail Sancakçavuşu, “Aydın Söke'de ilk hasat yapıldı ve ilk ürün satıldı diye bir haber okudum çok üzüldüm. Çünkü üretici ilk hasadını yapıp da sattığı gün ona sembolik bir rakam belirlenir. Hatta ilk getirene küçük altın, traktör lastiği, mazot gibi hediyeler verilirdi. Bugün okuduğum habere göre de ilk satılan ürünün sembolik rakamı 20 TL olmuş. Bizim zaten normal beklentimiz 20-22 TL. Bu sembolik rakam 20 TL ise vay çiftçinin haline. Buğday fiyatları sembolik rakamı bu şekilde ise normal fiyatı çok iyi olmayacak gibi görünüyor. Bunun akabinde her yıl fiyatlar katlanarak artıyor. Daha dün ekmeğe zam geldi. Ekmeğe zam gelmesinden mustarip değiliz. Tabii ki zam gelecek. Hayat pahalı ama insanların da geçinebilecek, ekmek alabilecek kaliteli bir standartların olması için emekli maaşları, memur maaşları, çalışan ücretlerinin bir şekilde düzenlenmesi lazım” dedi. “ÇİFTÇİYİ ÖLDÜRMEMEK LAZIM” Ekmek ucuz olacak derken çiftçiyi de öldürmemek gerektiğini söyleyen Sancakçavuşu; “Biz olmazsak fırınlarda ekmek olmaz. Bunu unutmamalıdır hiç kimse. Buğdayın en az bugünkü alındığı gibi, sembolik fiyatı gibi 20-22 TL olması gerekiyor. Geçen yıl buğday fiyatları 13,5 TL'den başladı. 16-17 TL'lere kadar çıktı. Ülkedeki enflasyona baktığımız zaman yüzde 35-45 arasında enflasyon öngörülüyor. Mazot fiyatlarını konuşmayacağım bile. Girdi fiyatlarımız her geçen yıl katlanıyor. Bizim buğdayımız bu enflasyondan etkilenmemesi için en az 20-22 TL olmalı. 22 TL'den aşağı olmaması lazım ki sürdürülebilir bir tarım yapalım. Çünkü bizim kredilerimiz var, faizlerimiz çok yüksek. Kurum kuruluşlardan bile aldığımız ürünlerin faizleri çok yüksek. Onlar da teşvik edilmiyorlar. Bundan yana çok üzgünüz. Çiftçinin geçinebilmesi için bize hak ettiğimiz buğday fiyatının, ayçiçeği fiyatının, çeltik fiyatının verilmesi lazım. Biz olmazsak, ürün olmazsa bu insanların hiçbir şekilde karnı doymaz” diye konuştu. ŞENER ŞENTÜRK

Üstün’den İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’ne Çağrı Haber

Üstün’den İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’ne Çağrı

Edirne İl Genel Meclisi’nin bugün düzenlenen toplantısında, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Uzunköprü İl Genel Meclisi Üyesi Mustafa Üstün, gündem dışı konuşma yaptı. Üstün, konuşmasında Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’nın, Keşan’a bağlı Kozköy ve Altıntaş, Meriç’e bağlı Saatağacı, İpsala’ya bağlı Tevfikiye ve Karaağaç, Uzunköprü’ye bağlı Alıç, Maksutlu, Hamidiye, Kırköy, Balaban, Balabankoru köylerinde gerçekleştirdiği çalışmalarda yaşanan sorunları açıkladı. “BÜYÜK SIKINTILAR VARDI, KISMİ OLARAK MÜDAHALE ETTİK” Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’nın saha çalışmalarının nisan ayında başladığını söyleyen Üstün; “Bununla ilgili geçen yıllardan kaynaklanan büyük sıkıntılar vardı. Bu yıl mart ayı başında sıkıntılara kısmi olarak müdahale ettik. Türkiye Petrolleri, nisan ayının başında Ziraat Odası ve İlçe Tarım Müdürlüklerine yazı yazarak, çalışma yapacağı sahalarla ilgili bilgilendirmede bulunuyor. Bilgilendirmeden sonra o köylerde hangi ürün portföyünün ekildiğini soruyor. Ayçiçeği, buğday, kanola, çeltik gibi ürünlerin ekildiği beyan ediliyor. Bu ürünlerle ilgili dekara verim ortalaması ve fiyat soruluyor” ifadelerini kullandı. “2027 YILININ ÜRÜNLERİNİ DE EZİYORLAR” Üstün, 2025 yılında yaşanan sıkıntıları da anlatırken; “Firma, nisan ayında başvurusunu yapıyor. Ziraat Odaları doğal olarak nisan ayı içerisindeki verimliliği yazdıktan sonra o gün için Ticaret Borsası’ndan güncel fiyatları alıyor. Ama ödemeler kasım ayının sonunda yapılıyor. Buğdayın fiyatı daha açıklanmadı, ayçiçeğinin fiyatı harmanda ne olacak belli değil. Biz; Uzunköprü Ziraat Odası, İlçe Tarım ve Orman Müdürümüz, Meriç Ziraat Odası, Keşan Ziraat Odası, İpsala Ziraat Odası olarak mevcut çalışmaların yapılacağı köylerdeki muhtarlarla görüşmeler yaptık. Çiftçilerimizin ve vatandaşlarımızın mağdur olmaması için fiyatlarla ilgili bir müdahalede bulunduk. Paranın ödeneceği gün Ticaret Borsası’ndan güncel fiyat alınarak ödenmesini doğru olacağını söyledik. Çünkü bu yıl daha biçmediğim kanolaların parasını 19 TL’den aldım. 25 Ekim ile 15 Kasım arasında buğday ekimlerine başlıyoruz. 2027 yılının da ürünlerini çalışmalarda eziyorlar” dedi. “1 LİTRE MAZOT İLE ESKİ HALİNE GETİREBİLİR MİYİZ?” Türkiye’nin enerjiye ihtiyacı olduğunu ve aranması gerektiğini söyleyen Üstün; “Ama yağmurdan sonra bu tarlaların bu şekilde yapılması kesinlikle milli zarardır. Geçtikleri yerlere ortalama bir litre mazot veriyorlar. Bir litre mazot ile bu yerleri eski haline getirebilir miyiz? Makinelerin geçtiği ve sismik arama için vuruş yaptığı noktalardan 2 yıl ürün alamıyorsunuz. Böyle bir sıkıntı var. Bununla ilgili İl Tarım ve Orman Müdürümüz bir an önce bu konuya müdahale etmeli. Özellikle yağmurdan sonra arazide gezmemeliler. Çok büyük sıkıntılar var. Buğday, ayçiçeği, kanola tarlalarında büyük sıkıntılar var. İl Tarım ve Orman Müdürü, Türkiye Petrolleri ile görüşmeli. Vatandaşın mağduriyetinin giderilmesi taraftarıyız. Biz üzerimize düşeni görüşsek de bunun önüne İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından geçilmesi lazım. Çiftçilerimizin mağdur edilmemesi lazım. Yüksek girdilerden dolayı zaten çok zor durumdayız. Bir de bunlar üzerine tuz biber olmasın” sözlerine yer verdi. UĞUR AKAGÜNDÜZ

Edirne'de Kanola Tarlaları Agro Turizme Canlılık Katıyor Haber

Edirne'de Kanola Tarlaları Agro Turizme Canlılık Katıyor

Kent genelinde geniş alanlarda ekimi yapılan kanola, bahar aylarında açan sarı çiçekleriyle görsel şölen oluşturuyor. Özellikle Edirne merkez ve çevre ilçelere uzanan kanola tarlaları, fotoğraf tutkunlarının ve doğa severlerin uğrak noktalarından biri haline geldi. Sarı renge bürünen tarım arazileri, son yıllarda sosyal medya paylaşımlarıyla daha fazla dikkat çekerken, bölgeye gelen ziyaretçi sayısında da artış yaşanıyor. Kent dışından gelen ziyaretçiler, kanola tarlalarında fotoğraf çektirerek doğayla iç içe vakit geçirme imkanı buluyor. Edirne Tanıtım ve Turizm Derneği Başkanı Bülent Bacıoğlu, kanola tarlalarının Edirne'de bahar aylarıyla birlikte başlayan görsel şölen oluşturduğunu söyledi. Bu sürecin yıl boyunca devam ettiğini vurgulayan Bacıoğlu, yaz aylarında buğday başakları ve ayçiçeği tarlalarının, ardından da bağcılık faaliyetlerinin turizme katkı sunduğunu dile getirdi. Kanola tarlalarının özellikle nisan ayında vatandaşlar üzerinde olumlu bir etki oluşturduğunu belirten Bacıoğlu, bu durumu "sarı terapi" olarak tanımladıklarını aktardı. Bölgeden geçen vatandaşların yol kenarlarında durarak fotoğraf çektirdiğini kaydeden Bacıoğlu, "Artık tematik olarak da insanlar kültür, inanç, tarihi ve arkeolojiyle ilgili turizmin yanı sıra ayçiçeği, üzüm, bağcılık ve kanola tarlalarına gelip bununla ilgili planlar programlar yapıp düzenli bir şekilde nisan ayında gelip fotoğraflar çektiriyorlar." dedi.

Kuraklığa Karşı Erken Ekim Çözümü Öne Çıkıyor Haber

Kuraklığa Karşı Erken Ekim Çözümü Öne Çıkıyor

Küresel iklim değişikliğinin etkileri her geçen yıl daha belirgin hale geliyor. Bu etkiler en çok tarım sektöründe değişikliğe neden oluyor. Özellikle Trakya bölgesinde yağış rejimindeki düzensizlikler, artan sıcaklıklar ve kuraklık riski, ekim-aralık aylarında yapılan kışlık ekimler ile genellikle nisan-mayıs döneminde gerçekleştirilen yazlık ekim planlarını yeniden şekillendiriyor. Üreticiler, değişen iklim koşullarına uyum sağlamakta zorlanırken, ürün deseninde gözle görülür değişimler yaşanıyor. Yaşanan bu süreç, tarımsal üretimin sürdürülebilirliği ve gıda arz güvenliği açısından yeni önlemleri ve uzun vadeli stratejileri gündeme taşıyor. Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi (NKÜ) Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü Başkanı Prof. Dr. İsmet Başer, Trakya bölgesinde çeltik ve özellikle verim düşüşü nedeniyle ayçiçeği ekiminde azalma olduğunu söyledi. Bu ürünlerin yerini kısmen kanola, buğday, arpa, nohut ve silajlık mısırın aldığına işaret eden Başer, kışlık ekimlerde geçmiş yıllara kıyasla her şeyin yolunda gittiğini aktardı. Başer, bölgede kışlık ekimlerin yapıldığına dikkati çekerek, "Bitkiler bu gelişim dönemine kadar strese girmediler." ifadesini kullandı. Bu yıl kışlık ekimlerde yaklaşık yüzde 10 ila 20 verim artışı beklediğinin altını çizen Başer, nisan ayında yaşanabilecek ani sıcaklık değişimlerinin hala bir risk olduğunu kaydetti. Başer, yağışların zamanında ve yeterli gelmiş olmasına rağmen taban suyu ve kuyulardaki su seviyelerinin yazlık ürünleri karşılamaya yetmediğini belirterek, bu nedenle çeltikte kısıtlama ve mısırda maksimum verime ulaşamama ihtimali olduğunu ifade etti. Yazlık erken ekimlerde en büyük tehdidin kuraklık olduğunu anımsatan Başer, "Kuraklığı baz alıp Türkiye çapında ekimlerin erkene çekilmesini savunuyorum." dedi. Başer, toprakların hızla bozulduğunun altını çizerek, daha kötü sonuçların önlenmesi için toprağı iyileştiren uygulamaların hayata geçirilmesi ve bitkilerin yapraktan beslemesi gibi adımların atılabileceğini söyledi. Trakya bölgesinde kuraklığa dayanıklı tür sorgumun üretiminin artırılması gerektiğini belirten Başer, şunları kaydetti: "Ekimleri nisan sonu gibi yapıyorduk. Yazlık ekimler nisanın başına hatta bence risk alınmalı, mart sonuna çekilmeli. Bu tip şeylerin biraz riskleri var. Aşırı toprak işlemeden kaçınılmalı. Minimum toprak işleme ya da özellikle verimsiz topraklarda kumsal, hafif bünyeli topraklarda hiç toprak işleme yapmadan doğrudan ekimlere yönelmek gerekiyor. Bölgemizde, ülkemizde ne yazık ki herkes verim deyince hemen gübreye yükleniyor. Özellikle de azotlu gübreyi biraz azaltmamız lazım." Başer, iklim değişikliğinin Trakya özelindeki en belirgin etkisinin yağışların geç gelmesi olduğunun altını çizerek, "Yağış düzensizlikleri oluştu. Trakya bölgesinde biz kışın bile bitkilerde kuraklık görmeye başladık çünkü yağışlar geriye doğru kaydı." dedi. Öte yandan, eskiden yalnızca kitaplarda adı geçen hastalıkların ve zararlıların artık bölgede görülmeye başladığına işaret eden Başer, hastalık ve zararlıların birden fazla dönemde ortaya çıkabildiğini sözlerine ekledi.

Edirne'nin Ayçiçeği Üretiminde Tekrar Zirvede Yer Alması Hedefleniyor Haber

Edirne'nin Ayçiçeği Üretiminde Tekrar Zirvede Yer Alması Hedefleniyor

Tarım ve Orman Bakanlığınca yürütülen Yerli Hibrit Ayçiçeği Tohumu Ekilişlerini Artırma Projesi kapsamında Keşan Tarım ve Orman Müdürlüğü'nde tören düzenlendi. Vali Yunus Sezer törende yaptığı konuşmada, Edirne'nin son üç yıldır kuraklıkla mücadele ettiğini söyledi. Ürün çeşitliliğinin artırılması, sulanabilir alanların genişletilmesi ve kuraklığa dayanıklı tohum kullanımının önemine işaret eden Sezer, ayçiçeğinin Edirne için stratejik bir ürün olduğunu belirtti. Ayçiçeğinin bölge için de önemli olduğunu ifade eden Sezer, "Ayçiçeği bizim için önemli çünkü 2023'te Türkiye birincisiydik. Kuraklığa bağlı olarak düşüş yaşıyoruz. Bu yıl alınan tedbirlerle ayçiçeğinde yine istenilen verim oranını yakalayacağımızı düşünüyorum." dedi. DSİ'nin sulama projelerini artırdığını anlatan Sezer, Çakmak Barajı, Meriç Sulama Sistemleri ve Hamzadere'deki sulama alanlarının 18 bin hektara ulaşacak seviyeye geldiğini kaydetti. Bu yıl yağışların etkisiyle bereketli bir dönemin yaşandığını dile getiren Sezer, Edirne'deki göletlerde doluluk oranlarının istenilen seviyenin üzerine çıktığını söyledi. Köylerde üretimin artırılması ve kadın üreticilerin desteklenmesinin önemine değinen Sezer, kırsaldaki nüfusun artırılması gerektiğini bildirdi. Sezer, Edirne'de üretimi artırmak amacıyla üç temel hedef belirlediklerini ifade ederek, köy altyapısının güçlendirilmesi, sulanabilir alanların artırılması ve seracılığın yaygınlaştırılması yönünde çalışmalar yürüttüklerini belirtti. Köy yollarında son iki yılda 200 kilometrenin üzerinde sıcak asfalt çalışması yapıldığını aktaran Sezer, iki yılda 64'ten fazla sulama projesinin hayata geçirildiğini, bu yıl da yaklaşık 24 küçük sulama projesinin sürdürüleceğini söyledi. Seracılık alanında da önemli ilerleme sağlandığını ifade eden Sezer, iki yıl önce yok denecek seviyede olan sera varlığının geçen yıl 100 dekara ulaştığını kaydetti. İl Tarım ve Orman Müdürü İslam Köse de Edirne genelinde 270 üreticiye 12 bin dekara ekilmek üzere yüzde 75 hibe destekli 4 ton 250 kilogram yerli ayçiçeği tohumu dağıttıklarını belirtti. Köse, proje kapsamında Trakya Tarımsal Araştırma Enstitüsü tarafından geliştirilen, bölge şartlarına uygun, adaptasyon kabiliyeti yüksek, orabanş ve mildiyö hastalıklarına toleranslı SUN 2259 CL çeşidinin temin edildiğini kaydetti. Üretici Saniye Yıldırım da ayçiçeği üretimde yerli ve milli tohum kullandıklarını ifade etti. Kadın üreticiler olarak üretime katkı sunduklarını anlatan Yıldırım, babasından öğrendiği çiftçiliği devletin de desteğiyle sürdürdüğünü söyledi. Konuşmaların ardından üreticilere hibrit ayçiçeği tohumu dağıtıldı. Gazetecilerin sorusu üzerine Vali Sezer, Keşan'da kurum müdürlerinin katılımıyla toplantı düzenleyeceğini anlattı. Saros Körfezi'ndeki çalışmaları değerlendireceklerini ifade eden Sezer, "Saros Körfezi'nde geçen yıl başlattığımız çalışmaları sürdüreceğiz. Orayı çöpten ve kargaşadan kurtaracağız. Geçen yıl güzel işler yapıldı bu sene o işleri standart bir hale getireceğiz. Arkadaşlarımızla bu konuları konuşacağız. Geçen sene bir seferde 400 kamyon çöp topladık sahillerden. Bir ay sonra tekrar aynı oldu. Çevre timleri kurmuştuk, bu yıl tekrar onu profesyonel hale getireceğiz." diye konuştu. Törene, Keşan Kaymakamı Aziz Mercan, Edirne Emniyet Müdürü Muhittin Ayhan, Edirne Jandarma Komutanı Albay Mehmet Kasım Ermiş, Keşan Belediye Başkanı Mehmet Özcan, İl Genel Meclisi Başkanı Çiğdem Gegeoğlu, Edirne Sanayi ve Teknoloji İl Müdürü Mehmet Esat Nuhoğlu, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürü Ayşe Sarı ve üreticiler katıldı.

Sancakçavuşu: “Çiftçinin Sorunu Artık Ekonomik Değil, Toplumsal” Haber

Sancakçavuşu: “Çiftçinin Sorunu Artık Ekonomik Değil, Toplumsal”

Edirne’de üreticiler 2024 yılında ekilen buğdayların desteklerinin henüz yatmamasından ve mart ayında yatmaya başlanacak desteklerin 2 taksit halinde yatırılacağının açıklamasının şokunu yaşıyor. Edirne Belediyesi Tarım Komisyonu Başkanı İsmail Sancakçavuşu desteklemeler hakkında açıklamalarda bulundu. Çiftçinin yaşadığı sorunların artık ekonomik bir sorun olmaktan çıktığını, toplumsal bir sorun haline geldiğini belirten Sancakçavuşu; “Bugün 14 Şubat 2026. Çiftçilerin yavaş yavaş faaliyete geçtiği, işlerin başladığı bir gündeyiz. Devlet destekleri çiftçi için çok önemli. Bugün geldiğimiz durumda ise 2024 yılında buğdaydan kilogram başına destek alıyorduk. Son aldığımız destek de 1,75 TL'ydi. Yani 400 kilogram buğday biçtiğimiz zaman yaklaşık dönüm başına 700 TL destek ve de bunun ek olarak da mazot, gübre desteğimiz vardı. Yaklaşık o da 180 liraydı. Yani biz 2024 yılında hasat ettiğimiz üründen dekar başına 880 TL devlet desteği aldık buğdayda. Daha sonra devlet dedi ki; ‘Biz size verime dayalı destek vermeyeceğiz, dekara dayalı destek vereceğiz.’ Tabii ki dedik büyüklerimizin bir bildiği vardır. Bu destek 317 TL. Temel destek 317 TL ve planlı üretim desteği dediler. Trakya toprakları münavebeli ekim yapılır. Yani bir yıl buğday, bir yıl ayçiçeği ya da bir yıl kanola akabinde tekrar buğday ekilir. 2024 yılının kasım ayında buğday ekilen bir tarlaya, gübre attık, ilaç attık, mazot harcadık ve hasat da ettik. 2026 yılındayız ve o tarlanın desteklemesini biz hala alamadık. Bugün 14 Şubat ve o gün 634 TL'ye biz razıyken yirmi sekiz kilogram mazot alabiliyorduk. 55 kilogram gübre alabiliyorduk. Şu an o parayı verdiklerinde bizim alabileceğimiz sadece 12 litre mazot ve yaklaşık 30 kilogramda gübre. Ülkede kuraklık yaşandı. Dedik ki devletimiz büyüktür. Bize acır, desteklerimizi arttırır. Bir baktık desteklerimizi yarı yarıya azaldı. TARSİM kuraklık sigortası yaptı. Dedik ki tamam ayçiçeğinden verim alamazsak sigortamız var. Ama eksperler öyle bir sonuca getirdi ki ödediğimiz poliçe parasıyla kaldık. Bize poliçe paramızı bile geri ödemedi” dedi. “BUNU MU BİZE REVA GÖRÜYORSUNUZ” Yapılan uygulamaların çiftçileri çok zor durumda bıraktığını belirten Sancakçavuşu, “Bunu mu bize reva görüyorsunuz.” Diyerek şu ifadeleri kullandı: “Devletimiz dedik bizim arkamızdadır. Tarım Kredileri, Ziraat Bankaları kuraklıktan dolayı bizim borçlarımızı erteler, bırakın ertelemeyi faizleri arttırdılar. Tamam bir bildikleri vardır dedik, gideriz yine devletimizden, Tarım Kredi'den malımızı alırız, bankalardan kredi çekeriz. Bu sefer de dediler ki vergi borcun varsa, Bağ-Kur borcun varsa biz sana da para vermiyoruz. Bizden ne istiyorsunuz? Biz kuraklıkla zaten sınandık. Enflasyon oranında zaten ürünlerimiz 3 yıl öncenin fiyatından satılıyor. Aldığımız her şeyi 2 yıl sonranın enflasyonuyla alıyoruz. Bize artık birazcık acımanız lazım. Bu destekleri en kısa zamanda güncelleyin. Güncel halini en kısa zamanda da ödeyin. Şu an askıya çıktı ama onu da ikiye bölmüşler. Zaten bir avuç para. Bunu mu bize reva görüyorsunuz. Bizim sorunumuz artık ekonomik sorun halinden çıktı. Artık toplumsal sorun haline geldi. Biz kendimizi dışlanmış hissetmeye başladık. Nereye gitsek bize herkes sırt çeviriyor. Sanki birileri bizi istemiyor. Yirmi yıl Türkiye Cumhuriyeti kendi kendine yetebilen 7 ülkeden biriydi. Biz bununla övünüyorduk. Şu an çiftçi ek iş yapmadan kendi çocuklarına yetemiyor. Bize bunu muhteva görüyorsunuz. Çok acil şekilde destekler enflasyon oranında güncellensin. Bu vergi borcudur, Bağ-Kur borcudur diye saçmalık ortadan kalksın. Biz yine bu şekilde ekime gideceğiz ve ülkenin rahatlığı için refah için çalışacağız ama en acil şekilde buna çözüm bulunmalı." ŞENER ŞENTÜRK

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.