Hava Durumu

#Ayrımcılık

Batı Ekspres - Edirne'nin Haber Sitesi - Ayrımcılık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ayrımcılık haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

‎TÜKODER Edirne’den 8 Mart Açıklaması Haber

‎TÜKODER Edirne’den 8 Mart Açıklaması

‎Tüketiciyi Koruma Derneği (TÜKODER) Edirne Şube Başkanı Tarık Kenan Parlar, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada kadın hakları, toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadına yönelik şiddet konularına dikkat çekti. Parlar, açıklamasında 8 Mart’ın bir kutlama günü değil, kadına yönelik ayrımcılığa karşı mücadele ve farkındalık günü olduğunu vurguladı. ‎Parlar açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Bugün bir kutlama günü değil, kadına yönelik her türlü ayrımcılığa karşı çıkma ve anma günüdür. Kadına yönelik şiddet, kadın emeği sömürüsü, kadın bedeni sömürüsü, kadın işsizliği, çocuk gelinler ve okula gönderilmeyen kız çocukları, tacizciyi, tecavüzcüyü koruyup kollayan hukuk sistemini konuşmak, fark etmek, mücadele etmek ve değiştirmek zorundayız. Ekonomik kriz, diğer yandan giderek artan yoksulluk en fazla kadınları zorlamaktadır. Bütün bunlar; kadınların Cumhuriyetle elde etmiş olduğu haklarını ellerinden almak, onları evlerine hapsedip, anne ve eş rollerinin ötesine geçirmemek için yapılan hamlelerdir. ‎Kadınlar barış ve kardeşlik içinde yaşamak, özgür ve eşit olmak, birey olarak kabul görmenin mücadelesini veriyorlar. Bu mücadele insan hakları mücadelesidir ve kadına yönelik şiddet ve ayrımcılık insan hakkı ihlalidir. ‎Türkiye Cumhuriyeti Devleti ‘Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi (CEDAW)’ ve ‘Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi (İstanbul Sözleşmesi)’ne imza atmıştır ve sözleşme gereği verdiği taahhütleri yerine getirmekle yükümlüdür. Anayasamızın 90. maddesi ile de uluslararası sözleşmeler kanun hükmünde kabul edilmiştir. Ancak yapılanlar ve yapılmak istenilenler uluslararası sözleşmelere ve 6284 sayılı yasa hükümlerine aykırıdır. ‎Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde; demokrasi ve özgürlük mücadelesinde hayatını kaybeden, kadın cinayetlerinde katledilen tüm kadınları saygıyla anıyoruz. Toplumsal cinsiyet eşitliği sağlanana kadar, şiddetten arındırılmış bir toplum yaratılana kadar, ekonomide, eğitimde, iş hayatında ve siyasette erkeklerle eşit hale gelene kadar mücadeleye devam edeceğiz.” ‎HABER MERKEZİ

29 Ekim Kadınları Derneği’nden 8 Mart Açıklaması Haber

29 Ekim Kadınları Derneği’nden 8 Mart Açıklaması

29 Ekim Kadınları Derneği Edirne Şubesi Başkanı Kezban Buyruk, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelesinin tarihsel önemine dikkat çekti. Buyruk, “8 Mart, kadınların insan hakları mücadelesinin simgesidir. Bugün hâlâ kadınlar hem kamusal alanda hem çalışma yaşamında sistematik eşitsizliklerle karşı karşıyadır” ifadelerini kullandı. Açıklamada, Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre kadınların işgücüne katılım oranının erkeklerin çok gerisinde olduğu, kadınların çoğunun güvencesiz ve kayıt dışı çalıştığı, aynı işi yapan kadınların ücret eşitsizliğiyle karşılaştığı belirtildi. Ayrıca, bakım yükünün büyük oranda kadınların omuzlarında olması, ekonomik bağımsızlık ve sosyal güvenlik açısından kadınları dezavantajlı hâle getirdiği vurgulandı. Kadına yönelik şiddetin en ağır insan hakkı ihlali olduğu ve cezasızlık politikaları ile koruma mekanizmalarının yetersizliğinin sorunu derinleştirdiği kaydedildi. Buyruk, Fatma Nur Çelik ve 8 yaşındaki çocuğu Hifa’nın şüpheli ölümü üzerinden yaşanan trajedilere de dikkat çekerek, “Bu olay, kadınların ve çocukların yaşam hakkının güvencesizliğini gözler önüne sermektedir” dedi. Dernek, kadınların eğitim, çalışma ve karar mekanizmalarına katılım hakkının sistematik şekilde engellendiğini, savaş ve çatışmaların kadınları fiziksel, psikolojik ve ekonomik olarak savunmasız bıraktığını da açıkladı. Buyruk, barışın sağlanmasının kadınların eşit, güvenli ve onurlu bir yaşam hakkını teminat altına almak anlamına geldiğini belirtti. Açıklamada, iş yerlerinde mobbing, ayrımcılık, eşitsiz ücret ve güvencesiz çalışma biçimlerine karşı mücadele vurgulandı; kadınların emeği ve yaşamı için örgütlü mücadeleye devam edileceği ifade edildi. Buyruk, sözlerini şöyle tamamladı: “Yaşamlarımızdan, emeğimizden ve haklarımızdan vazgeçmiyoruz. Yaşasın 8 Mart! Yaşasın kadın dayanışması! Yaşasın örgütlü mücadelemiz!”

"Sanal Bir Tehdit Oluşturup Bunun Adına İrtica Dediler" Haber

"Sanal Bir Tehdit Oluşturup Bunun Adına İrtica Dediler"

28 Şubat sürecinin Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Sözleşmesine aykırı olduğunu söyleyen İlahiyat Fakültesi Temel İslam Bilimleri Bölümü İslam Hukuku Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tevhit Ayengin, bu süreçte pek çok insanın acı ve sıkıntı çektiğini vurguladı. Prof. Dr. Tevhit Ayengin, "Önce sanal, olmayan bir tehdit oluşturdular ve bunun adına irtica dediler. Bunu köpürtüp, ön plana çıkarıp medya ile her gün, her akşam tazelemek suretiyle halkın zihinlerinde, gönüllerinde, kalplerinde bir korku oluşmasına vesile oldular. Sosyal hayatta pek çok dinle, vicdanla ilgili haklar kısıtlanmış, sınırlanmış oldu" diye konuştu. 28 Şubat sürecinin hak ihlali olduğunu söyleyen İlahiyat Fakültesi Temel İslam Bilimleri Bölümü İslam Hukuku Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tevhit Ayengin, "Pek çok insanımız acı çekti, sıkıntılar çekti. Halbuki insan bu dünyada var olan en önemli bir varlıktır ve inanç da onun en önemli özelliğini oluşturur. İnanmayan, inanç noktasında zayıf olan bir insan olabilir ama genel olarak düşündüğümüzde insan inanan ve bu inancını yaşamak isteyen bir varlık. Maalesef ülkemizde 1990'lı yılların sonlarında demokrasiye, insan haklarına, din vicdan özgürlüğüne yönelik çok önemli saldırılar gerçekleşmiş oldu. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Sözleşmesi her insanın doğuştan getirdiği inanma hakkının var olduğunu, inancının da özgür olduğunu ifade eder. Sadece bununla sınırlı değildir. İnandığını yaşama özgürlüğüne de sahip bir varlıktır insan. İnsan eğer inandığını yaşamıyorsa insan olarak yaşamını sürdürüyor demek mümkün değildir. Din, vicdan özgürlüğünün üçüncü ayağı ise inancını, değerlerini kendisi yaşadığı gibi çoluk çocuğuna, kendinden sonraki insanlara da yaşatabilme özgürlüğünü içermesi manasına gelir. Bütün bunlar askıya alınmıştı" dedi. Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tevhit Ayengin, 28 Şubat sürecini şu ifadelerle anlattı: "Önce sanal, olmayan bir tehdit oluşturdular ve bunun adına irtica dediler. Bunu köpürtüp, ön plana çıkarıp medya ile her gün, her akşam tazelemek suretiyle halkın zihinlerinde, gönüllerinde, kalplerinde bir korku oluşmasına vesile oldular. Sosyal hayatta pek çok dinle, vicdanla ilgili haklar kısıtlanmış, sınırlanmış oldu. Üniversitelerde okuyan kız çocuklarımızın başları kapalı olarak üniversitelere gelmesi, derslere girmesi engellendi. Sadece bununla sınırlı olmadı. Kat sayı uygulamalarıyla birlikte dolaylı bir takım sıkıntılar, dezavantajlar oluşturuldu. Dolaylı olarak ayrımcılık gerçekleşti. Aynı miktarda soruyu yapan iki lise öğrencisinin aldığı puan arasında korkunç bir puan farkı oluşmuş oldu. Doğrudan siz bu fakültelere gidemezsiniz demek yerine katsayı haksızlığı ile adaletsizliği ile birlikte bu öğrencilerin üniversiteye girmelerinin önüne engel konulmuş oldu. Çocuklarımızın Kur'an kurslarına gitmesi engellenmiş oldu, ilkokulu bitirmeden Kur'an kurslarının yolu kapanmış oldu onlara. İnsanımızın müracaat edeceği adaletsizlikle karşılaştığında kapısını çalacağı yargı mensuplarına brifingler verildi ve o brifinglerde nasıl davranmaları gerektiği onlara dolaylı şekilde anlatıldı. Adaleti arama yerlerine gittiğimizde adalet mensuplarını hakimleri, savcıları, üst düzey yöneticileri bulmak ve objektif olarak karar vermelerini beklemek imkansız hale gelmiş oldu”

Edirneli Romanlardan Erman Toroğlu’na Suç Duyurusu Haber

Edirneli Romanlardan Erman Toroğlu’na Suç Duyurusu

Edirne Roman Dernekleri Federasyonu Başkanı Erdem Güyümgüler, spor yorumcusu Erman Toroğlu hakkında, bir televizyon programında Roman toplumunu hedef alan ifadeleri nedeniyle Edirne Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulundu. Türk Ceza Kanunu’nun 216. ve 125. Maddeleri (halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik eden kimse, bu nedenle kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması halinde, bir yıldan 3 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Halkın bir kesimini, sosyal sınıf, ırk, din, mezhep, cinsiyet veya bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılayan kişi, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır” uyarınca Toroğlu hakkında “halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” ile “hakaret” suçlarından yasal işlem başlatıldı. Batı Ekspres internet haber sitesine konuşan Güyümgüler, Toroğlu’nun 2 Kasım 2025 tarihinde televizyonda yayınlanan bir programda Beşiktaş–Fenerbahçe maçını değerlendirirken, “Çingeneye beylik vermişler, babasını kesmiş” sözleriyle Roman toplumunu aşağılayıcı ifadelerde bulunduğunu belirtti. “BU SÖYLEMLER ROMAN TOPLUMUNU ÇOK ÜZMÜŞTÜR” Başkan Güyümgüler, söz konusu ifadelerin Roman vatandaşları hedef aldığını, toplumu küçük düşürdüğünü ve ayrımcılık içerdiğini ifade ederek; “Bu tür söylemler halkı kin ve düşmanlığa tahrik ediyor. Erman Toroğlu’nun değil, hiç kimsenin Romanları küçük düşürmemesi lazım. Bu söylemler Roman toplumunu çok üzmüştür ve diğer toplumlardan da ayrıştırmıştır. Ekran başında bu cümleleri söyledikten sonra diğer toplumun bakış açısı ve onların çocuklarının Roman çocuklarına bakış açısı bizi üzüyor. Biz Romanlar kötü insanlar değiliz. Biz toplum içerisinde toplum ile birleşmiş entegrasyon içerisinde Türkiye Cumhuriyeti’nin asli unsuruyuz. Hiçbir toplumun birbirinden farkı olamaz ancak bizim yapacağımız çalışmalarla olacaktır. Siz bizi eğitimle, barınmayla ve istihdamla entegre edeceksiniz ki biz topluma faydalı işler yapalım” dedi. “TOROĞLU BU TÜR BEYANLARI ALIŞKANLIK HALİNE GETİRDİ” Güyümgüler, konuşmasının devamında; “Toroğlu, daha öncede yorumculuk yaptığı programda Gaziantep FK teknik direktörü Marius Sumudica’yı eleştirirken sarf ettiği (Böyle Çingene olunur mu? Af edersin Çingenelik bu, ne diyeyim, dilenci mi diyeyim?” şeklinde kelimeler sarf ederek alenen Roman toplumunu hedef alan aşağılayıcı ifadelerde bulunmuştu. Bu tür beyanları alışkanlık haline getirerek ve Roman vatandaşları diğer vatandaşlardan ayırarak, sanki tüm Romanlar hırsız ve dilenciymiş gibi ifadeler kullanmıştı. Erman Toroğlu’ndan şikayetçiyiz ve şahsın cezalandırılmasını istiyoruz” ifadelerine yer verdi. Güyümgüler, ayrıca Ankara’ya giderek İçişleri Bakanlığı Roman Koordinasyon Merkezi aracılığıyla planlama dahilinde Adalet Bakanı ile görüşmek istediklerini söyleyerek konuyu oraya taşımak için mücadele edeceklerini belirtti. HİLAL PEKER

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.