Hava Durumu

#Bilimsel Çalışmalar

Batı Ekspres - Edirne'nin Haber Sitesi - Bilimsel Çalışmalar haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Bilimsel Çalışmalar haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Edirne’de Yoğun Bakım Hemşirelerinin Sorunları Konuşuldu Haber

Edirne’de Yoğun Bakım Hemşirelerinin Sorunları Konuşuldu

Trakya Üniversitesi (TÜ), Türk Yoğun Bakım Hemşireleri Derneği ve Edirne Sultan 1. Murat Devlet Hastanesi tarafından Balkan Kongre Merkezi’nde düzenlenen Yoğun Bakımda Güncel Yaklaşımlar 2. Sempozyumu’nda, yoğun bakım hemşirelerinin yaşadığı sıkıntılar ve mesleki süreçte karşılaştıkları sorunlar ele alındı. Programa; TÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Muzaffer Demir, TÜ Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Alkin Çolak, TÜ Hemşirelik Hizmetleri Müdürü Dr. HEM. Refiye Zafer Dinçkol, TÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölüm Başkanı Doç. Dr. Eylem Paslı Gürdoğan, Türk Yoğun Bakım Hemşireleri Derneği Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Ebru Kıraner, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan program, TÜ tanıtım filminin izletilmesi ve açılış konuşmalarıyla devam etti. “YAKLAŞIK 3 BİN 500 İLE 4 BİN YOĞUN BAKIM YATAĞIMIZLA HİZMET VERİYORUZ” Yoğun bakım hemşirelerinin sadece bakım veren kişiler olmadığını dile getiren TÜ Hemşirelik Hizmetleri Müdürü Dr. HEM. Refiye Zafer Dinçkol, “Yoğun bakım üniteleri; teknolojinin, bilimin ve insan emeğinin en yoğun şekilde bir araya geldiği, hayat ile ölüm arasındaki ince çizgide hizmet sunulan kritik alanlardır. Bu alanlarda görev yapan hemşireler yalnızca bakım veren kişiler değil; aynı zamanda sözel karar alma süreçlerine katkı sağlayan, yüksek klinik bilgiye sahip, etik değerlere bağlı sağlık profesyonelleridir. Bölgenin en büyük sağlık kuruluşlarından biri olarak, yaklaşık 3 bin 500-4 bin yoğun bakım yatağımızla hizmet veriyoruz. Özellikle yoğun bakım gibi risk düzeyi yüksek ortamlarda hemşirelik uygulamalarının bilimsel temellere dayanması, hasta güvenliğinin sağlanması ve bakım sürekliliğinin korunması hayati önem taşımaktadır. Eğitim faaliyetleri, sempozyumlar ve bilimsel çalışmalar bu hedefe ulaşmamızda bizlere her zaman destek olmuştur” dedi. “EDİRNE’DE BİZİ EVİMİZDE GİBİ HİSSETTİRDİLER” Edirne’de tekrardan sempozyum düzenlemekten duyduğu memnuniyeti dile getiren Türk Yoğun Bakım Hemşireleri Derneği Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Ebru Kıraner, “Derneğimiz bu yıl 34. yılını kutluyoruz. Gerçekten uzun yıllardır yoğun bakım hemşireliğinin gelişimi adına pek çok alanda mücadele ediyor, mesleğimizin güçlenmesi için çalışmalar yürütüyoruz. Son birkaç yıldır Türkiye’nin farklı şehirlerinde ve bölgelerinde yoğun bakım hemşireliği toplantıları düzenliyoruz. Bu toplantıların ikincilerini, üçüncülerini gerçekleştiriyor olmak bizlere büyük umut ve mutluluk veriyor. Bugün Edirne’de yeniden bir arada olmaktan da ayrıca büyük memnuniyet duyuyoruz. Edirne’deki değerli meslektaşlarımız bizlere her zaman kendimizi evimizde hissettirdiler. Bu güzel organizasyonun gerçekleşmesinde emeği geçen tüm hocalarımıza, yöneticilerimize ve sempozyum düzenleme komitesine teşekkürlerimi sunuyorum” diye konuştu. “YOĞUN BAKIM HEMŞİRELİĞİNDE BAZI SORUNLAR DEVAM EDİYOR” Yoğun bakım hemşirelerinin iş yüküne değinen TÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölüm Başkanı Doç. Dr. Eylem Paslı Gürdoğan, “Bilindiği üzere yoğun bakım üniteleri, sağlık sistemimizin en kritik, en hassas ve en yüksek sorumluluk gerektiren çalışma alanlarının başında gelmektedir. Yaşam ile ölüm arasındaki o ince çizgide hizmet sunulan bu birimler; yalnızca ileri teknoloji ve tıbbi donanımla değil, aynı zamanda yüksek bilgi, beceri ve büyük bir özveriyle sürdürülen bakım anlayışıyla varlığını devam ettirmektedir. Günümüzde yoğun bakım hemşireliğinde önemli gelişmeler yaşansa da hâlâ bazı sorunların devam ettiği de bir gerçektir. Özellikle yoğun bakım yatak sayısındaki yetersizlikler ve bunların ülke çapındaki bölgesel dağılımındaki dengesizlikler, yaşam süresinin uzamasına bağlı olarak artan kronik hastalıklar ve buna paralel yükselen hasta sayısı, ayrıca hemşire başına düşen hasta sayısının fazlalığı; iş yükünün artmasına ve tükenmişlik sorununa neden olmaktadır. İşte tam da bu noktada yoğun bakım hemşirelerinin rolü daha da belirgin hale gelmektedir” ifadelerine yer verdi. “YOĞUN BAKIM İHTİYACI BULUNAN AMA YER YETERSİZLİĞİ NEDENİYLE YOĞUN BAKIMA ALAMADIĞIMIZ HASTALAR OLDU” TÜ Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Alkin Çolak, “Yoğun bakım alanında çalışan bir hekim, aynı zamanda anestezi ve yoğun bakım uzmanı olarak burada verilen emeğin ve gösterilen fedakârlığın farkındayım. Yoğun bakım hizmetlerinin ne kadar yoğun bir tempoda yürütüldüğünü hepimiz çok iyi biliyoruz. Bu süreci yalnızca yoğun bakım üniteleriyle sınırlı düşünmemek gerekiyor. Özellikle bu yıl servislerde takip edilen, yoğun bakım ihtiyacı bulunan ancak yer yetersizliği nedeniyle yoğun bakıma alınamayan birçok hastamız oldu. Bu hastaların bakım ve takibinde hemşire arkadaşlarımız büyük bir özveriyle görev aldı, bizlere önemli destek sağladı. Kendilerine bu emeklerinden dolayı teşekkür ediyorum. Bugün gerçekleştirdiğimiz bu bilgi güncelleme toplantısının da mesleki anlamda hepimize katkı sağlayacağına inanıyorum. Burada paylaşılacak güncel bilgilerin, yoğun bakım hizmetlerinin niteliğini daha da artıracağını düşünüyorum” diye konuştu. “YOĞUN BAKIM ÜNİTELERİ KRİTİK BİR YERE SAHİP” Yoğun bakım ünitesi hakkında konuşan TÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Muzaffer Demir, “Bugün burada özellikle yoğun bakım alanının sağlık eğitimi ve sağlık hizmetleri açısından ne kadar kritik bir yere sahip olduğunu vurgulamak istiyorum. Yoğun bakım üniteleri, modern tıbbın en ileri düzeyde uygulandığı, aynı zamanda disiplinler arası iş birliğinin en yoğun şekilde yaşandığı alanlardır. Sağlık hizmetlerinde ekip çalışması, hasta sonuçlarını doğrudan etkileyen en önemli unsurlardan biridir. Hekimler, hemşireler ve tüm sağlık çalışanlarının aynı ekip içinde uyumlu şekilde çalışması; hastaların yaşam süresi ve yaşam kalitesi üzerinde belirleyici rol oynamaktadır” dedi. UZMAN İSİMLERDEN SEMPOZYUM Açılış konuşmalarının ardından, programın ilk bölümünde yoğun bakımda mortaliteyi azaltan kanıt temelli uygulamalar mercek altına alınırken; sepsiste ilk bir saatin önemi, ventilatör ilişkili pnömoninin önlenmesi ve damar içi kateter enfeksiyonları uzman isimler tarafından detaylandırılacak. Günün ikinci panelinde ise yoğun bakım sürecinde karşılaşılan komplikasyonların önlenmesi ve rehabilitasyon süreçleri ele alınacak. Bu kapsamda yoğun bakım sonrası sendromu, ağrı ve deliryum yönetimi, kritik hastada erken mobilizasyon ile güvenli transport konuları tartışmaya açılacak. Öğle arasının ardından devam edecek olan üçüncü oturumda, "ABCDEFGHI" bakım paketi, doku bütünlüğünün korunması ve enteral nutrisyon yönetimi gibi bütüncül bakım ve destek uygulamalarına odaklanılacak. Sempozyumun son panelinde ise kritik hasta yönetiminde güncel yaklaşımlar ve etik konuları masaya yatırılacak. İnmeli hastada hemşirelik bakım süreci, post anestezi bakım ünitesindeki (PACU) hasta izlemi ve yoğun bakım etiği üzerine yapılacak sunumların ardından, Edirne’den hemşirelik bilimine katkılar değerlendirilecek. Bu kapsamlı organizasyon, saat 16.00’da gerçekleştirilecek olan görüşlerin alınması ve kapanış konuşmalarıyla sona erecek. MERT ERİŞKİN

Edirne’de Genç Mucitler Projelerini Sergiledi Haber

Edirne’de Genç Mucitler Projelerini Sergiledi

Edirne’de eğitim ve bilimsel gelişim çerçevesinde düzenlenen etkinliklere bir yenisi daha eklendi. Uluslararası Edirne Akmercan Anadolu İmam Hatip Lisesi, öğrencilerin uzun süredir üzerinde çalıştığı projelerin sergilendiği TÜBİTAK 4006 Bilim Fuarı’na ev sahipliği yapıyor. BİLİMSEL ÇALIŞMALAR GÖRÜCÜYE ÇIKTI 7-8 Mayıs 2026 tarihlerinde düzenlenen fuar çerçevesinde, öğrencilerin teorik bilgilerini pratiğe döktüğü çok sayıda proje ziyaretçilerin beğenisine sunuluyor. Robotik kodlamadan fen bilimlerine, sosyal projelerden teknolojik tasarımlara kadar geniş bir yelpazede hazırlanan çalışmalar, Edirne’deki bilim meraklılarını bir araya getirdi. GELECEĞİN MUCİTLERİ YETİŞİYOR Okul binasında gerçekleştirilen fuar, öğrencilerin özgüvenlerini artırmak ve bilimsel düşünme becerilerini geliştirmek çerçevesinde büyük önem taşıyor. Bugün saat 15.40’a kadar sürecek olan sergi, yarın da ziyaretçilerini ağırlamaya devam edecek. BİLİMSEL ÇALIŞMALAR SÜRECEK Fuarın açılışında konuşan İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Nail Yılmaz, okulun yakaladığı ivmeden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Okul Müdürü Lokman Kızılyar da bilim fuarının hazırlanma süreci ve öğrencilerin gösterdiği azme dikkat çekti. Projelerin her birinin büyük bir emek sonucu ortaya çıktığını belirten Kızılyar, eğitimin sadece sınıflarda değil, bu tür bilimsel platformlarda da devam etmesi çerçevesinde çalışmalarını sürdüreceklerini ifade etti. ŞENER URFA

Güney, “Satranç, Kaybedeni Olmayan Bir Spor Dalı” Haber

Güney, “Satranç, Kaybedeni Olmayan Bir Spor Dalı”

Türkiye Satranç Federasyonu Edirne İl Temsilcisi Umut Güney, satranç sporunun çocuklar üzerindeki etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, satrancın yalnızca bir oyun değil, aynı zamanda ileri görüşlülük, strateji kurma, problem çözme ve sabır gibi pek çok beceriyi kazandıran önemli bir eğitim aracı olduğunu vurguladı. “BU SPORU ARZULAYAN ÇOCUKLAR BAŞARIYA ULAŞIYOR” Güney, “Satranç sporunun faydalarının artık tartışmaya açık olmadığını düşünüyorum. Gerek bilimsel çalışmalar gerekse saha deneyimleri, satrancın çocuklar üzerindeki olumlu etkilerini açıkça ortaya koyuyor. Satranç; çocukların ileri görüşlü olmasını sağlıyor, problem çözme becerilerini geliştiriyor ve gerçek hayatın adeta küçük bir simülasyonu gibi bir mücadele alanı sunuyor. Bir anlamda çocuklar, bir savaş alanında strateji kurmayı, sabırlı olmayı ve doğru zamanda doğru hamleyi yapmayı öğreniyorlar. Bu mücadelenin sonunda en çok çalışan ve bu sporu gerçekten arzulayan çocuklar başarıya ulaşıyor; kaybedenler ise önemli dersler çıkarıyor. Bu yönüyle bakıldığında satranç, aslında kaybedeni olmayan bir spor dalı olarak değerlendirilebilir” dedi. “ERKEN YAŞTA ÖZGÜVEN GELİŞİMİNE KATKI SAĞLIYOR” Çocukların erken yaşta spora yönlendirilmesinin önemine değinen Güney, “Çocukların spora küçük yaşlarda yönlendirilmesi son derece önemli. Satrançla tanışma yaşı dört-beş yaşlara kadar düşebiliyor. Müsabaka anlamında ise çocuklar genellikle yedi yaşından itibaren turnuvalara katılmaya başlıyor. Düşünün ki dört-beş yaşında bu spora adım atan bir çocuk, yedi yaşında bir turnuva salonuna girerek annesi ve babasından ayrı bir şekilde mücadele etmeyi öğreniyor. Bu da çocuklarda erken yaşta özgüven gelişimine büyük katkı sağlıyor” ifadelerine yer verdi. “SINAVLARDA BAŞARILI OLAN PEK ÇOK ÇOCUĞUN SATRANÇ GEÇMİŞİ BULUNUYOR” Satranç sporunun çocukların akademik ve kişisel gelişime fayda sağladığını belirten Güney, “Bugün gerek Edirne genelinde gerekse Türkiye genelinde sınav sisteminde başarılı olan pek çok çocuğun hayatında mutlaka bir satranç geçmişi bulunuyor. Bilim ve Sanat Merkezleri (BİLSEM) ya da Deneyap gibi kurumlara bakıldığında, satranç eğitimi almış ve satranç müsabakalarında mücadele etmiş pek çok çocukla karşılaşmak mümkün. Tüm bunlar satrancın çocukların hem akademik hem de kişisel gelişimine olan katkılarını açıkça ortaya koyuyor. Bu katkıları saymakla bitiremeyiz” şeklinde konuştu. MERT ERİŞKİN

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.