Hava Durumu

#Cumhuriyet

Batı Ekspres - Edirne'nin Haber Sitesi - Cumhuriyet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Cumhuriyet haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

“Deniz Gücü, Güvenlik Mimarisinin Kurucu Kolonudur” Haber

“Deniz Gücü, Güvenlik Mimarisinin Kurucu Kolonudur”

Edirne’de Trakya Üniversitesi (TÜ) ve Edirne Garnizon Komutanlığı iş birliğiyle düzenlenen liderlik eğitiminde, Balkan Araştırma Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Sabri Can Sannav, Birinci Balkan Harbi’nde Ege Adalarının İşgali konulu sunum yaptı. Balkan Kongre Merkezi’nde düzenlenen eğitimde Sannav, Ege adalarının işgalinin, savaşın sonucunu belirleyen en kritik unsulardan biri olduğunu belirtti. Sannav, Balkan Harbi’ne giden süreç ve savaşın genel panoramasına, Birinci Balkan Harbi’nde Ege adalarının Yunanistan tarafından nasıl, hangi adımlarla ve hangi stratejiyle ele geçirildiğine dikkat çekti. “DENİZ YALNIZCA BİR COĞRAFYA DEĞİLDİR” Deniz gücünün hayati bir öneme sahip olduğunu söyleyen Sannav; “Deniz, yalnızca bir coğrafya değildir; ikmal, ekonomi ve güvenlik hattıdır. Hatta zamanın diliyle söylersek devletin nefes borusudur” ifadelerini kullandı. Birinci Balkan Savaşı’nda Osmanlı Devleti’nin Bulgaristan, Yunanistan ve Sırbistan ile Trakya cephesi, Makedonya cephesi ile Epirus ve Tesalya hattında savaşmak zorunda kaldığını hatırlatan Sannav, sonucunda Trakya, Makedonya ve Arnavutluk’un fiilen elden çıktığını, Ege adalarının da büyük bölümünün Yunanistan tarafından işgal edildiğini belirtti. İkinci Balkan Savaşı’nın ise Balkan devletlerinin kendi aralarında anlaşmazlığa düşmesi sonucu çıktığını ifade eden Sannav, Osmanlı Devleti’nin de Bulgaristan’a karşı cephe alarak Edirne ve Kırklareli’ni geri aldığını hatırlattı. “AVEROF SAVAŞLARDAKİ EN GÜÇLÜ MODERN UNSURDU” Birinci Balkan Harbi’nin deniz cephesinde ise Yunanistan’ın temel hedefinin, Ege Denizi’nde hakimiyet kurmak, Osmanlı’nın ikmal yollarını kesmek ve Ege adalarını ele geçirmek olduğunu söyleyen Sannav, Osmanlı ile Yunanistan donanmalarındaki farkları açıkladı. Sannav, gemi sayılarının eşit gibi görünse de savaşın kaderini harekat planı, eğitim, personel, ikmal, üs, komuta bütünlüğü ve teknolojik yeterliliğin belirlediğini söylerken; Osmanlı donanmasının 19’uncu yüzyıl sonunda ve İkinci Abdülhamit döneminde uzun süre atıl bırakıldığını belirtti. Yunanistan’ın ise Georgios Averof adlı gemi üzerinden çok güçlü bir psikolojik ve fiili üstünlük kurduğunu ifade eden Sannav, bu geminin Balkan Savaşları’ndaki en güçlü modern unsur olduğuna dikkat çekti. “DENİZ GÜCÜ YALNIZ GEMİ SAYISIYLA ÖLÇÜLEMEZ” Balkan Harbi’nin deniz cephesi ve özellikle Ege adalarının işgalinin, yalnızca geçmişe ait bir hadiseyi anlatmadığını, aynı zamanda bugünü ve geleceği ilgilendiren çok açık dersler sunduğunu belirten Sannav; “Birinci ders şudur; deniz gücü, tali bir askeri unsur değil; devletin güvenlik mimarisinin kurucu kolonlarından biridir. İkinci ders; deniz gücünün yalnız gemi sayısıyla ölçülemeyeceğidir. Üçüncü ders ise süreklilik ve kurumsal hafıza meselesidir. Yunanistan, Averof’u yalnızca bir savaş gemisi olarak değil; bir devlet sembolü olarak sahiplenmiş” dedi. “GÜNÜMÜZDE TÜRKİYE’NİN DENİZ GÜCÜ ÇOK FARKLI NOKTADA” Günümüzde Türkiye Cumhuriyeti’nin deniz gücü açısından çok farklı bir noktada bulunduğunu vurgulayan Sannav; “Yerli ve milli gemi inşa projeleriyle platform üretme kabiliyetine sahip, açık deniz harekatı icra edebilen, çok boyutlu görev yapabilen, denizaltı, suüstü, hava ve insansız sistemleri birlikte kullanan, yalnız Ege’de değil; Doğu Akdeniz, Karadeniz ve Mavi Vatan’ın tamamında etkinlik gösterebilen bir yapıya ulaşmıştır” ifadelerini kullandı. “DONANMASI ZAYIF DEVLETİN KAYBETTİĞİNİ GÖRÜYORUZ” Sannav, Balkan Harbi’nde yaşananların çok ağır bir tablo bıraktığını belirterek; “Donanması zayıf, denizlere hakim olamayan bir devletin, yalnız adalarını değil; stratejik derinliğini, hatta geleceğini kaybettiğini bu savaşta açıkça görüyoruz. Ege adalarının işgali, Averof’un Ege’de kurduğu üstünlük ve Osmanlı donanmasının Çanakkale’ye hapsedilmesi, bu acı gerçeğin somut göstergeleridir. Bugün Türk Deniz Kuvvetleri’nin ulaştığı seviye, Balkan Harbi’nde kaybettiklerimizin tarihsel hafızaya dönüştürülmesiyle mümkün olmuştur. İşte bu nedenle Balkan Harbi’nde kaybettiklerimizi unutmadan, Cumhuriyet ile yeninden kazandıklarımızı mümkün kılan Mustafa Kemal Atatürk’e ve onun silah arkadaşlarına bir kere daha minnetle teşekkür ediyorum” sözlerine yer verdi. UĞUR AKAGÜNDÜZ

Edirne’de 93 Harbi, Edirne ve Cumhuriyet Anlatıldı Haber

Edirne’de 93 Harbi, Edirne ve Cumhuriyet Anlatıldı

Edirne Belediyesi Kent Müzesi tarafından Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlenen “93 Harbi, Edirne ve Cumhuriyet” konulu konferans, tarih meraklılarının katılımıyla gerçekleştirildi. Trakya Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ferdi Ertekin’in konuşmacı olduğu programda, Osmanlı-Rus Harbi sonrasında yaşanan siyasal dönüşüm süreci Edirne merkezli olarak değerlendirildi. “EDİRNE’DE YAŞANAN OLAYLARI ELE ALACAĞIZ” Konferansta konuşan Doç. Dr. Ferdi Ertekin, “Bugün Osmanlı-Rus Harbi’ni merkeze alarak Osmanlı İmparatorluğu’nun mutlakiyetten meşrutiyete, ardından yeniden mutlakiyete ve sonrasında meşrutiyete geçiş sürecini özellikle Edirne’de yaşanan olaylar üzerinden ele alacağız. Bu çerçevede Edirne’nin rolünü vurgulayacak, Edirne Sarayı’nın havaya uçurulması hadisesine değineceğiz. Ardından 2. Abdülhamid dönemindeki gelişmeleri kısaca ele alıp İkinci Meşrutiyet’in ilanına geleceğiz. İkinci Meşrutiyet’ten sonra Türk tarihini derinden etkileyen önemli bir olay olan 31 Mart Vakası’na geleceğiz. Hareketi bastırmak için Rumeli’de toplanan 2 ve 3’üncü ordunun İstanbul kuşatmasına değineceğiz. Yeşilköy’deki 2 hadise arasındaki benzerliği konuşacağız. Rus ordusu Yeşilköy’e kadar gelecek ve hareket ordusu da bu köye gelecek ve karargâh kuracak. Yeşilköy Yat Kulübü’nde Milli Meclis kurulacak ve burada 2. Abdülhamit tahttan indirilecek ve yerine 5. Mehmet Reşad geçirilecek. Burada asıl vurgulayacağımız nokta, bu sürecin Cumhuriyet’e giden yolun benzerliklerini ortaya koymak. Bunlardan biri Edirne’nin rolü, diğeri ise Yeşilköy’ün tarihi değeri” dedi. “EDİRNE SARAYI BÜYÜK ÖLÇÜDE YIKILDI” Edirne Sarayı hakkında konuşan Ertekin, “Gazi Osman Paşa 145 gün olağan üstü bir müdafaa gerçekleştiriyor ama Plevne düşüyor. Bu süreç, Dünya askerî tarihine geçiyor. Savaş kaybedildiğinde bütün ordu silahsızlaştırıldı fakat Rus çarı tarafından Gazi Osman Paşa’ya kılıcı iade edilmiş ve saygı ile esir alınmıştır. Plevne’nin düşmesiyle birlikte Rus ordusunun önünde ciddi bir engel kalmamış, Balkan Dağları’nı aşarak Edirne’ye doğru ilerlemiştir. Ancak Osmanlı ordusu bu süreçte büyük ölçüde tükenmiştir. Edirne Sarayı’nda bulunan cephanelerin düşman eline geçmemesi için o zamanın valisi tarafından bir karar alındı ve cephaneler patlatılmıştır. Bu patlama sonucunda Rus ordusunun mühimmat elde etmesi engellenmiş, Edirne Sarayı büyük ölçüde yıkılmıştır. Bugün görülen kalıntılar bu olayın sonucudur. Yani Edirne Sarayı’nın yıkılması, düşmanın eline silah geçmemesi için alınmış askerî bir kararın neticesidir. Şu anda da Rıfat Osman’ın çizdiği şeylerle ihyası devam ediyor” ifadelerini kullandı. MERT ERİŞKİN

Karneden Atatürk’ün Çıkarılmasına Edirne’de Tepki Haber

Karneden Atatürk’ün Çıkarılmasına Edirne’de Tepki

Okul karnelerinden Atatürk’ün fotoğrafı ve İstiklal marşının çıkarılmasına yönelik uygulamaya tepki gösteren Halkçı Liseliler, Edirne’deki Atatürk anıtı önünde basın açıklaması yaptı. Türkiye genelinde eş zamanlı olarak düzenlenen açıklamalarda, söz konusu uygulamanın pedagojik değil, ideolojik bir tercih olduğu vurgulandı. Basın açıklamasını okuyan Halkçı Liseliler Edirne İl Başkanı Ege Korkmaz, “Öğrenci Değerlendirme Raporu dedikleri şey pedagojik bir belge değildir. Bu, bir rejim tercihinin kağıda dökülmüş halidir. Atatürk, İstiklal marşı ve Gençliğe Hitabe bu ülkenin süsü değil, temelidir” dedi. Korkmaz, Cumhuriyet değerlerinin yıllardır sistemli şekilde aşındırıldığını savunarak, “Atatürk’ü karneye sığdıramayan bir anlayış kabul edilemez. Karnede yer alması, çocuklara ‘sen bu Cumhuriyet’in evladısın’ demektir. Cumhuriyet’i karnelerden silemezsiniz, Atatürk’ü çocukların kalbinden çıkaramazsınız, İstiklal Marşı’nı bu milletten koparamazsınız” ifadelerini kullandı. Açıklamada konuşan Halkçı Liseliler Genel Başkan Yardımcısı Mert Mercan ise, toplanma amaçlarının bir karne tasarımını tartışmak olmadığını belirterek şunları söyledi: “Bugün burada Cumhuriyet’in temel değerlerinin çocukların hayatından sessizce çıkarılmasına itiraz etmek için bulunuyoruz. Atatürk bu ülkenin kurucusudur. İstiklal marşı, bu toprakların hangi bedellerle vatan olduğunu anlatır. Bunlar bir tercih değil, ortak değerlerdir. Eğitim sadece ders anlatmak değildir, kimlik ve bilinç kazandırmaktır. Atatürk’ün ve İstiklal marşının yok sayıldığı hiçbir uygulamayı masum görmüyoruz.” MEHMET EFECAN HIDIROĞLU

Atatürk’ün Annesi Zübeyde Hanım Edirne’de Anıldı Haber

Atatürk’ün Annesi Zübeyde Hanım Edirne’de Anıldı

Edirne'de Talatpaşa Asfaltı üzerinde bulunan Zübeyde Hanım Büstü önünde gerçekleştirilen anma programına Edirne Belediye Başkanı Av. Filiz Gencan başta olmak üzere, Edirne İl Genel Meclisi Başkanı Çiğdem Gegeoğlu, CHP Edirne Merkez İlçe Başkanı Volkan Akgüngör, belediye yetkilileri, kadın temsilcileri ve vatandaşlar katıldı. Programda konuşan Edirne Belediye Başkanı Av. Filiz Gencan, Zübeyde Hanım’ın yalnızca Atatürk’ün annesi değil, aynı zamanda bir milletin kaderini değiştiren büyük bir liderin yetişmesinde en önemli paya sahip isimlerden biri olduğunu vurguladı. Gencan, “Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün kıymetli annesi Zübeyde Hanım’ı ölümünün yıl dönümünde rahmetle, saygıyla ve minnetle anıyoruz. Zübeyde annemiz hem bizler hem de bütün dünya için çok kıymetli bir değerdir. Bir milletin kaderini değiştiren bir evladın yetişmesinde onun fedakârlığı, gücü ve güçlü duruşu vardır” dedi. Atatürk’ün millet sevgisi, adalet duygusu ve kararlılığının arkasında Zübeyde Hanım’ın emeğinin bulunduğunu ifade eden Gencan, Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerinde de güçlü kadınların ve fedakâr annelerin mücadelesinin yer aldığını söyledi. Edirneli kadınlar olarak Zübeyde Hanım’ı anmanın kendileri için ayrı bir anlam taşıdığını dile getiren Gencan, “Bizim en büyük sorumluluğumuz, onun yetiştirdiği Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün izinden yürümek ve kurduğu Cumhuriyet’i ilelebet yaşatmaktır. Yönetici kadınlar olarak bu sorumluluğun bilincindeyiz” diye konuştu. MEHMET EFECAN HIDIROĞLU

‎"Modern Kent, İnsanıyla Birlikte İnşa Edilir" Haber

‎"Modern Kent, İnsanıyla Birlikte İnşa Edilir"

‎Edirne'de Yerel Tarih Grubu'nun bugün Atatürk Kültür Merkezi'nde düzenlediği konferansta, Prof. Dr. Mahmut Güler, tarihsel süreçte toplumcu belediyeciliğin gelişimini ele alarak, modern kent, yurttaşlık bilinci ve sosyal devlet anlayışının yerel yönetimler üzerinden nasıl inşa edildiğini anlattı. ‎“Tarihsel bağlamda toplumcu belediyecilik: Yeni toplumcu belediyecilik inşa etmek mümkün mü?” başlıklı konferansta konuşan Prof. Dr. Mahmut Güler, Cumhuriyet’in kuruluş yıllarından günümüze uzanan süreçte belediyelerin toplumsal dönüşümdeki rolünü değerlendirdi. Toplumcu belediyeciliğin, modern toplumun yaratılmasında kamusal hizmetlerin eşit ve kapsayıcı biçimde sunulması anlamına geldiğini ifade eden Güler, devlet–tebaa ilişkisinden devlet–vatandaş ilişkisine geçişin yerel yönetimler eliyle güçlendiğini söyledi. Güler, modern yurttaşın haklarını bilen, sorumluluklarının farkında olan ve bunları talep eden birey olması gerektiğine dikkat çekti. ‎1929 Dünya Ekonomik Krizi’nin ardından halkın yaşam koşullarını iyileştirmeye yönelik mekanizmaların geliştirildiğini belirten Güler, bu sürecin yasal zemininin 1930 tarihli Belediye Kanunu ve Köy Kanunu gibi düzenlemelerle oluşturulduğunu ifade etti. Bu yasaların, devletçilik ve halkçılık politikalarının bir sonucu olarak ortaya çıktığını dile getirdi. ‎Modern kent anlayışının yalnızca imar planları ve fiziksel düzenlemelerle sınırlı olmadığını vurgulayan Güler, “Kent; sağlığıyla, altyapısıyla, sosyal yaşamıyla ve insanıyla birlikte modernleşir” dedi. Özellikle salgın hastalıklar, ısınma ve temel hizmet eksikliklerinin belediyeler eliyle giderilmeye çalışıldığını belirtti. ‎Belediyelere çok geniş hizmet sorumlulukları yüklendiğini ancak ekonomik kaynakların her zaman yeterli olmadığını söyleyen Güler, buna rağmen 1930’lu ve 1940’lı yıllarda köprüler, yollar, parklar, bahçeler, mezbahalar ve elektrik altyapısı gibi hizmetlerin önemli kazanımlar olduğunu ifade etti. ‎Güler, Batı’da 1945 sonrası şekillenen sosyal devlet anlayışının Türkiye’de pragmatik zorunluluklarla 1930’lu yıllardan itibaren uygulanmaya başlandığını, toplumcu belediyeciliğin de bu anlayışın temel taşlarından biri olduğunu vurguladı. ‎MEHMET EFECAN HIDIROĞLU

Başkan Gencan’dan “Atatürk ve Aile” Sergisine Davet Haber

Başkan Gencan’dan “Atatürk ve Aile” Sergisine Davet

Edirne'de bugün Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Edirne’ye gelişinin 95. yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen etkinlikler kapsamında, Tarihi Edirne Belediyesi Binası’nda “Atatürk ve Aile” Sergisi açıldı. Serginin açılışına Edirne Valisi Yunus Sezer başta olmak üzere protokol üyeleri katıldı. Açılışta konuşan Edirne Belediye Başkanı Av. Filiz Gencan, Atatürk’ün Edirne için taşıdığı tarihsel öneme dikkat çekerek, “Atamızın şehrimize gelişinin 95. yıl dönümünü büyük bir gururla kutluyoruz. Bu anlamlı sergiye Edirne Belediyesi olarak ev sahipliği yapmaktan onur duyuyoruz. Tüm Edirneli hemşehrilerimizi bu değerli sergiyi gezmeleri için tarihi binamıza davet ediyorum” dedi. Sergide, Atatürk’ün şahsi hayatındaki aile anlayışı ile Cumhuriyet’in inşa sürecinde aile kurumuna verdiği stratejik önem ziyaretçilere aktarılıyor. Sergi kapsamında Atatürk’ün Türk aile yapısına ilişkin söylemleri, eğitim ve kadın hakları üzerinden aileyi güçlendirmeye yönelik girişimleri ve aile kurumunun modernleşme sürecindeki merkezi rolü ele alınıyor. “Atatürk ve Aile” Sergisi’nde, Atatürk’ün ailesiyle olan ilişkilerini yansıtan kişisel belgeler, fotoğraflar, hatıralar ve yazışmaların yanı sıra Cumhuriyet’in ilk yıllarında aile kurumuna yönelik yapılan hukuki ve sosyal düzenlemelere dair arşiv belgeleri de yer aldı. MEHMET EFECAN HIDIROĞLU

CHP Gençlik Kollarından Edirne’de MESEM Protestosu Haber

CHP Gençlik Kollarından Edirne’de MESEM Protestosu

Türkiye’nin 81 ilinde eş zamanlı basın açıklaması yaptıklarını belirten CHP Edirne İl Gençlik Kolları Başkanı Özgür Hata; “Bizler Cumhuriyet Halk Partisi Gençliği olarak bu ülkenin vicdanlı evlatlarıyız. Zalimliğe susamayız. Sömürüye susamayız. Çünkü biliyoruz ki çocuklar ölürken değil, uyurken susulur. AKP iktidarının her geçen yıl parça parça dağıtıp bir kenara attığı eğitim sistemiyle çocuklar işçileştiriliyor, gençler geleceksizleştiriliyor.” ifadelerini kullandı. Hata, MESEM uygulamasına dikkat çekerken; “İktidara göre Mesleki Eğitim Merkezleri. Bize göre düzenin kirli çarkları arasında eriyip, giden; okul çağında işçileştirilen yitip giden çocuklar demek. Bu sistemde çocuklar eğitim almıyor, geleceğe hazırlanmıyor. Ucuz iş gücü olarak görülüyor ve sömürülüyor. Eğitim Reformu Girişimi'nin (ERG) 2025 Eğitim İzleme Raporu'na göre, 2024-2025 eğitim-öğretim yılında MESEM'e devam eden 392 bin 887 öğrenci var. Bu sistem yüzünden yüzbinlerce çocuğun okulla bağı kesiliyor. Bu ülkede yaşayan milyonlara soruyoruz; lise çağındaki bir çocuğun haftada 1 gün okula, 4 gün atölyeye, sanayiye, fabrikaya gittiği bir düzene mesleki eğitim denebilir mi? Okulda olması gereken çocukların atölyede, sanayide, fabrikada ucuz iş gücü yapıldığı bir düzende iş güvenliğinden nasıl bahsedilebilir? İnsan canının kıymetli olduğu nasıl söylenebilir? Böyle bir düzende çocukların geleceğe hazırlandığından, eğitim gördüğünden nasıl söz edilebilir?” dedi. MESEM uygulamasını kabul etmeyeceklerini söyleyen Hata; “Sermayenin iş gücü ihtiyacı olabilir. Ülkemizde her 4 gençten 1’i ne eğitimde ne istihdamda. Genç işsizliği her geçen gün katlanarak artıyor. Çalışmaya, üretmeye hazır büyük bir genç nüfusa sahipken devlet eliyle çocukların işçileştirildiği, kamu kaynaklarının düzenin çarkları işlesin diye sermayeye aktarıldığı MESEM düzenini kabul etmemiz mümkün değildir. Sayın Bakan’ın bakanlık yaptığı dönem içerisinde MESEM’lerde hayatını kaybeden çocuk sayısı 16. Bu iktidar için yalnızca bir sayı olabilir. Ama bizim için değil. Onlar bizim her sabah aynı güneşe uyandığımız, aynı sokaklarda yürüdüğümüz, aynı hayalleri paylaştığımız kardeşlerimiz” sözlerine yer verdi. Hata, “Bizler Cumhuriyet Halk Partisi Gençliği olarak; çocuklar eğitim hakkından mahrum kalmasın, atölyelerde can vermesin istiyoruz. Parasız, bilimsel, demokratik eğitim istiyoruz. Biz gençlere dayatılan işsizliğe, geleceksizliğe ve baskılara karşı ses yükseltiyoruz. Geleceğimizde umut, hanemizde iş, soframızda ekmek, ülkemizde özgürlük istiyoruz” dedi. UĞUR AKAGÜNDÜZ

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.