Hava Durumu

#Cumhuriyet

Batı Ekspres - Edirne'nin Haber Sitesi - Cumhuriyet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Cumhuriyet haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

ADD Edirne’den “3 Mart Devrim Yasaları” Açıklaması Haber

ADD Edirne’den “3 Mart Devrim Yasaları” Açıklaması

Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Edirne Şubesi, dernek binasında 3 Mart Devrim Yasalarına ilişkin basın açıklaması düzenledi. Açıklamayı ADD Edirne Şubesi Başkan Yardımcısı Gökay Bilgin yaptı. Toplantıya Edirne Belediyesi Başkan Yardımcıları Gökçe Onur Öktem ve Cenk Ergüden de katılarak destek verdi. ADD Edirne Şube Başkanı Celil Özcan, Devrim Yasalarının önemine dikkat çekerken, "İlim ve bilimden uzaklaşıldığı durumda neler yaşandığını görüyoruz" dedi. Bilgin açıklamasında, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş sürecine değinerek, Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının reformist değil devrimci bir anlayışla hareket ettiğini söyledi. Cumhuriyet’in ilanından kısa süre sonra, 3 Mart 1924’te Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilen 429, 430 ve 431 sayılı yasaların önemine dikkat çeken Bilgin, bu düzenlemelerin laik ve çağdaş devlet yapısının temelini oluşturduğunu ifade etti. ÜÇ TEMEL YASA VURGUSU Bilgin, 429 sayılı yasa ile Şer’iye ve Evkaf Vekâleti’nin kaldırılarak Diyanet İşleri Başkanlığı ve Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün kurulduğunu; 430 sayılı Tevhid-i Tedrisat Yasası ile eğitimde birliğin sağlandığını; 431 sayılı yasa ile ise halifeliğin kaldırıldığını hatırlattı. Söz konusu yasaların Anayasa’nın 174. maddesiyle koruma altında olduğunu belirten Bilgin, günümüzde bu düzenlemelerin ruhuna aykırı uygulamalar bulunduğunu savundu. Bilgin açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Devrim yasaları, Cumhuriyet’in laik ve çağdaş yapısının teminatıdır. Ancak bugün gelinen noktada eğitim sistemi ve kamusal yapı bu yasaların özünden uzaklaştırılmıştır. Eğitim, ‘fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür’ nesiller yetiştirme hedefinden koparılmıştır.” MEHMET EFECAN HIDIROĞLU

Özcan; “53 Sayfalık Rapor Utanç Belgesidir” Haber

Özcan; “53 Sayfalık Rapor Utanç Belgesidir”

Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Edirne Şubesi, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun hazırladığı 53 sayfalık raporla ilgili basın açıklaması yaptı. ADD Edirne Şubesi’nde düzenlenen basın açıklamasını Şube Başkanı Celil Özcan okudu. Özcan, 103 yıllık Cumhuriyetin en kritik döneminde içeriden ve dışarıdan emperyal güdümlü ciddi saldırılarla karşı karşıya olduğunu söyledi. 53 sayfalık komisyon raporunun utanç belgesi olduğunu söyleyen Özcan; “Laik cumhuriyet rejimimiz, üniter ulus devlet yapımız, dil birliğimiz ve bölünmez bütünlüğümüz emperyalizmin hedefindedir. Bu olağanüstü bir durumdur, olağan yol ve yöntemlerle aşılamaz. Bu bağlamda Atatürkçü Düşünce Derneği olarak, ülkemizi yöneten ve yönetmeye talip olan tüm kurum, kuruluş ve kişileri bir kez daha uyarıyor ve görevlerini yaparken; üniter ulus devlet yapımızın, laik cumhuriyetimizin, dil birliğimizin, ülkemiz ve milletimizle bölünmez bütünlüğümüzün ve ulus olma bilincimizin vazgeçilmezliğini, Atatürk’ün ‘Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk Milleti denir’ tümcesinde ifadesini bulan ve anayasamızın da 66’ncı maddesi ile hükme bağladığı millet tanımının ve ‘Türklük’ kavramının tartışılmazlığını, politikaları, uygulamaları ve eserleriyle her alanda başarısı kanıtlı Cumhuriyetimizin kuruluş felsefesi ‘Atatürkçü Düşünce Sistemi’nin günümüzün de şaşmaz pusulası, geçerli reçetesi olduğunu, milletimizin demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletinin özgür yurttaşları değil de, emperyalizm boyunduruğunda, orta çağ artığı Totaliter-Teokratik bir uydu devletin tebaası olmaya asla razı olmayacağını, gerekenin, kuruluşta olduğu gibi meclis eksenli, kuvvetler ayrılığına dayalı, yurttaşların eşitliği esaslı bir hukuk devleti olan Atatürk Cumhuriyeti’ni yeniden yaratmak olduğunu, görerek yapmalarını bekliyoruz” dedi. UĞUR AKAGÜNDÜZ

MHP Genel Başkan Yardımcısı Durmaz, Kırklareli'nde Altyapı Temel Atma Töreninde Konuştu Haber

MHP Genel Başkan Yardımcısı Durmaz, Kırklareli'nde Altyapı Temel Atma Töreninde Konuştu

Durmaz, Kırklareli Belediyesince Atatürk Spor Salonu'nda düzenlenen "Asrın Projesi" adı verilen altyapı temel atma töreninde, Türk milletinin asırlardır siyasi badireleri milli birlik ve kardeşlik ruhuyla defederek, bağımsızlığını korumayı başardığını söyledi. Türkiye'nin çok ağır bedeller ödeyerek vatan haline geldiğini vurgulayan Durmaz, Türkiye'nin, Cumhuriyet tarihi boyunca pek çok kirli senaryoya maruz kaldığını, milletin etnik ve mezhebi birçok ayrışmanın muhatabı yapılmaya çalışıldığını ifade etti. Cumhur İttifakı'nın güçlü Türkiye için çalıştığına işaret eden Durmaz, şunları kaydetti: "Genel Başkanımız Devlet Bahçeli'nin ortaya koyduğu ve Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından desteklenerek bir devlet politikası halini alan 'Terörsüz Türkiye' vizyonuyla terörün yarım asrı bulan yıkıcı ve yıpratıcı etkisini ortadan kaldırmak için tarihi bir fırsat yakalanmıştır. MHP ve Cumhur İttifakı, bu muazzez hedef için vardır, bunun için de var olmaya devam edecektir. Cumhur İttifakı'nın iradesiyle, devletimizin de kararlılığıyla, şehitlerimizin aziz hatırasına olan vefamızla bu topraklardan terörün kökü kazınacak, geleceğimize, çocuklarımıza terörün olmadığı, mutlu, huzurlu ve güçlü bir Türkiye teslim edeceğiz." Sadir Durmaz, sadece bir projenin temelini atmak için değil, Kırklareli'nin yarınlarını inşa etmek için bir araya geldiklerini belirtti. Bir şehrin medeniyet seviyesinin yalnızca üstyapısıyla değil altyapısıyla da ölçüldüğünü vurgulayan Durmaz, "İçme suyu hatları sağlıklı değilse kanalizasyon sistemi çağın gerisinde kalmışsa, yağmur suyu hatları yetersizse o şehirde güvenli, sağlıklı ve sürdürülebilir bir gelecekten söz etmek mümkün değildir." diye konuştu. Kırklareli Vali Vekili Hasan Tanrıseven de ilde başlatılan altyapı projesinin bir dönüm noktası olduğunu belirterek, şehrin modern bir kent haline dönüşeceğini aktardı. AK Parti Kırklareli Milletvekili Ahmet Gökhan Sarıçam ise şehrin uzun yıllar sonra hak ettiği hizmetlere kavuşmaya başladığını dile getirerek, çalışmalarda emeği geçen herkese teşekkür etti. Törende, İller Bankası Genel Genel Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Fuat Uzun ile Kırklareli Belediye Başkanı Derya Bulut da konuşma yaptı. İl Müftüsü Yusuf Eviş'in duasının ardından temel atma töreni gerçekleştirildi. Programa, Kırklareli Cumhuriyet Başsavcısı Özkan Levent Taşkoparan, Kırklareli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Rengin Ak, Tapu Kadastro Edirne Bölge Müdürü Hayrullah Akdemir, siyasi partilerin temsilcileri ile vatandaşlar katıldı.

Edirne'deki Tarihi Balon Hangarı Türk Havacılık Tarihi Müzesi Olacak Haber

Edirne'deki Tarihi Balon Hangarı Türk Havacılık Tarihi Müzesi Olacak

Osmanlı döneminde kentin savunma altyapısının önemli unsurlarından biri olarak inşa edilen ve Türk havacılık tarihinin erken örnekleri arasında yer alan yapı, Milli Saraylar Başkanlığınca ihya edilecek. Kapıkule Sınır Kapısı yolu üzerinde bulunan, Cumhuriyet'in ilk yıllarına kadar kullanılan ancak daha sonra işlevini yitiren tarihi hangarın restorasyon çalışmalarının tamamlanmasının ardından müze olarak hizmet vermesi planlanıyor. - Restorasyonu gelecek ay başlayacak Milli Saraylar Başkanı Dr. Yasin Yıldız, yapının 20. yüzyıl başına tarihlenen çok özel bir askeri mimari eser olduğunu belirtti. Hangarın Türkiye'de bugüne ulaşan tek örneğinin Edirne'de bulunduğunu ifade eden Yıldız, Avrupa'da da Almanya, Avusturya ve Fransa gibi ülkelerde sınırlı sayıda örneğinin restore edilerek korunduğunu söyledi. Çalışmaların başlatıldığını ve plan ile projelerin bilim kurulundan geçtiğini aktaran Yıldız, "Tarihi balon hangarı, 20. yüzyıl başının çok önemli bir askeri mimari eseri. Dolayısıyla tabii misyonuna uygun olarak Türk havacılık tarihiyle ilgili belli başlı sergilemelerimizin olduğu bir müze şeklinde restorasyonun ardından tamamlayacağız. Restorasyonu mart ayında başlayacak. O da inşallah Edirne Sarayı'nın tamamıyla birlikte bir bütün halinde master planımızın nihayeti olan 2027 sonunda ziyaretçisiyle buluşacak." diye konuştu.

TAKSAV’da “Edirne’den Portreler” Anlatıldı Haber

TAKSAV’da “Edirne’den Portreler” Anlatıldı

Edirne’de Toplumsal Araştırmalar, Kültür ve Sanat İçin Vakıf (TAKSAV) İl Temsilciliği tarafından, Arkeolog ve Kültür Tarihi Anlatıcısı Dr. Umut M. Doğan’ın katılımıyla “Edirne’den Portreler” söyleşisi gerçekleştirildi. TAKSAV İl Temsilciliği Salonu’nda düzenlenen söyleşiye Edirne Baro Başkanı Av. Gökhan Karakoç, emekli Tümgeneral Ali İhsan Gürcihan ve vatandaşlar katıldı. “BU SOHBETİ YAPMAMIZI SAĞLAYAN YEGANE KİŞİLERDEN BİRİ” Doğan, “Edirne’den Portreler” söyleşisinin ilk etkinliğinde Edirne tarihinde iz bırakan 3 ismi anlattı. Doğan, söyleşideki ilk ismin özelliklerini anlatırken; “Gençliğinde coşkulu, kuvvetli ve başarılı bir asker; çok iyi bir komutan. Ancak biraz daha yaşı ilerleyip siyasete atıldığında, askerlikle ilişkisini bir kenara koymuş, siyasete orduyu hiç karıştırmamaya çalışmış ve bütün siyasi kimliğini ülkesinde askeri başarılardan uzak, barışçı bir ortam kurmak üzerine kurmuş bir figür. Onun iktidara geldiği yıllara kadar devletin ana felsefesi uzak diyarları ele geçirmekti. O ise bütün askeri fetih hareketlerini reddetmiş. Ana politikası; ülkesinin sınırlarını korumak ve barışçı bir ülke kurmak. Siyasi yelpazesinde, ülkesinin içinde farklı etnik kimlikleri bir arada tutmak da var. Ama bütünleştirici siyasi kimliği oluştururken isyan eden bir grup varsa hiç affetmiyor. Onun hakkında yazılan kaynaklarda çok zeki bir lider olduğuna yer veriliyor. Okumaya, bilime, felsefeye yatkın, sanata önem veren bir lider. Ülkenin dört bir yanında sanatsal, bilimsel ve mimari çalışmalar yaptırıyor ve bizzat o yerlere geziler düzenleyerek yerinde inceliyor. Felsefeye, kitap okumaya çok düşkün. Hatta kendi yazdığı kitaplar olduğunu biliyoruz. Bu lider, bugün burada, bu sohbeti yapmamızı sağlayan yegane kişilerden biri” ifadelerini kullandı. KATILIMCILARIN ÇOĞUNLUĞU ATATÜRK CEVABI VERDİ Doğan, özelliklerini anlattığı Edirne portrelerinden biri olan ismin kim olduğunu katılımcılara sorarken; katılımcıların büyük çoğunluğundan Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk olduğuna dair cevaplar verildi. Bazı cevaplarda ise Talat Paşa, İsmet Paşa’ya yer verilirken; katılımcılardan bir kişi ise bu ismin Edirne’ye adını veren Roma İmparatoru Hadrian olduğunu söyledi. Doğan da cevabı açıklarken; “Hadrian’dan bahsediyordum. Hadrian’ın hayat hikayesini okuduğumda Atatürk ile o kadar benzeştirdim ki böyle bir hikayeye başlamak istedim. İmparator Hadrian, M.S. 117 yılında Roma İmparatorluğu’nun başına geçiyor ve 138 yılına kadar yönetiyor” dedi. Doğan, Hadrian’ın hayatıyla ilgili birçok ayrıntıya sunumunda yer verdi. “HADRİAN’IN ÖLÜMÜNDEN 1783 YIL SONRA EDİRNE’DE DOĞDU” Hadrian’ın Edirne’yi bugünkü Kaleiçi semtinde kurduğunu belirten Doğan, kalenin kuzeydoğu köşesinde Hadrian’ın ölümünden 1783 yıl sonra Edirne için önemli isimlerden birinin doğduğunu söyledi. Doğan, Kaleiçi’ndeki 2 katlı konakta doğan isimle ilgili bilgiler verirken; “Bu çocuk kim? İlerde büyüdüğünde sanatıyla dünyaya hükmedecek birisi. 1980 yılında İstanbul’da 120 parçadan oluşan demirler, kamyonla getirilerek bir yere yığılıyor. O çocuk büyümüş, 120 parça demiri alıyor ve aşkla tek tek monte ediyor ve 2 elini yana doğru açmış bir kadın heykeli yapıyor. O kadın heykeline Akdeniz adını veriyor. Akdeniz heykeli, Akdeniz coğrafyası ve tüm dünyadaki barışı simgeliyor. 120 parça, Akdeniz coğrafyasındaki 120 etnik kimliği, devleti simgeliyor. Tıpkı Hadrian’ın bu coğrafyada yaptığı şeyi sanatıyla yapan bir isimden bahsediyoruz” sözlerine yer verdi. Doğan, bu ismin “Türk Da Vinci” lakabıyla da bilinen heykeltıraş İlhan Koman olduğunu açıkladı. Doğan, sunumunda ayrıca Koman’ın hayatıyla ilgili ayrıntılara yer verdi. “KOMAN’IN ÇOCUKLUK ARKADAŞI” Doğan, sunumunda ayrıca Koman’ın Edirne’den bir arkadaşını da anlatırken; “Bu çocukluk arkadaşının babasından bahsedeceğim. Diyarbakırlı bir savcı; Mahmut Hayrettin Bey. Edirne’nin ilk baro başkanıdır. Genç bir savcı olarak Silivri’de görev yaparken sadece savcılık yapmıyor. Trakya Paşaeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin gizli elemanı olarak Çatalca bölgesinde işgal kuvvetlerine karşı gece baskınlarını organize ediyor. Tam bir militan, vatansever. Gizli örgütlenmeyle beraber son Osmanlı Mebusan Meclisi’nde de milletvekilidir. Cumhuriyet ilan edildikten sonra Edirne’ye göç ediyor. Edirne’nin ilk baro başkanı olarak görev yapmaya başlıyor. Ailesinin içerisinde bulunan bir isim, İlhan Koman’ın çocukluk arkadaşı Mihri Belli’dir. Türk sol siyasetinin, sosyalist hareketinin önderlerinden biridir. Onun da hayatının bir bölümü Edirne’de geçiyor” dedi. “BELLİ’NİN SAHTE PASAPORTUNDAKİ MÜHRÜ YAPTI” Mihri Belli’nin hayatından örnekler anlatan Doğan, Koman ile bir hatırasına da yer verirken; “12 Mart döneminde 1971 muhtırasından sonra Mihri Belli arananlar arasında. Yurt dışına çıkması lazım ve ilginç bir olay yaşanıyor. Pasaportu yok ve yurt dışına çıkma yasağı var. Mihri Belli, 12 Mart’tan sonra sahte pasaport arıyor. İmdadına Yunan sosyalistler yetişiyor. Yunanistan’daki sosyalist arkadaşları İsviçre’ye haber gönderiyorlar. İsviçre’deki bir sosyalistin pasaportu alınarak ona gönderiliyor. Pasaporta Mihri Belli’nin fotoğrafını koyacaklar ama mühre ihtiyaç var. İşte orada imdadına çocukluk arkadaşı İlhan Koman yetişiyor. Koman’ın alçıdan yaptığı sahte bir mühürle işi çözüyorlar ve Mihri Belli o pasaportla yurt dışına çıkıp soluğu Filistin Kurtuluş Örgütü’nde militan olarak alıyor” ifadelerine yer verdi. Doğan’ın sunum yaptığı etkinlikte ayrıca diksiyon eğitmeni Sabahattin Bostancıoğlu da okuduğu şiirlerle katkı sundu. PORTRELERİ ANLATMAYA DEVAM EDECEK Doğan, sunumunun ardından Edirne portrelerini TAKSAV Edirne İl Temsilciliği’nde anlatmaya devam edeceğini söyledi. UĞUR AKAGÜNDÜZ

“Deniz Gücü, Güvenlik Mimarisinin Kurucu Kolonudur” Haber

“Deniz Gücü, Güvenlik Mimarisinin Kurucu Kolonudur”

Edirne’de Trakya Üniversitesi (TÜ) ve Edirne Garnizon Komutanlığı iş birliğiyle düzenlenen liderlik eğitiminde, Balkan Araştırma Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Sabri Can Sannav, Birinci Balkan Harbi’nde Ege Adalarının İşgali konulu sunum yaptı. Balkan Kongre Merkezi’nde düzenlenen eğitimde Sannav, Ege adalarının işgalinin, savaşın sonucunu belirleyen en kritik unsulardan biri olduğunu belirtti. Sannav, Balkan Harbi’ne giden süreç ve savaşın genel panoramasına, Birinci Balkan Harbi’nde Ege adalarının Yunanistan tarafından nasıl, hangi adımlarla ve hangi stratejiyle ele geçirildiğine dikkat çekti. “DENİZ YALNIZCA BİR COĞRAFYA DEĞİLDİR” Deniz gücünün hayati bir öneme sahip olduğunu söyleyen Sannav; “Deniz, yalnızca bir coğrafya değildir; ikmal, ekonomi ve güvenlik hattıdır. Hatta zamanın diliyle söylersek devletin nefes borusudur” ifadelerini kullandı. Birinci Balkan Savaşı’nda Osmanlı Devleti’nin Bulgaristan, Yunanistan ve Sırbistan ile Trakya cephesi, Makedonya cephesi ile Epirus ve Tesalya hattında savaşmak zorunda kaldığını hatırlatan Sannav, sonucunda Trakya, Makedonya ve Arnavutluk’un fiilen elden çıktığını, Ege adalarının da büyük bölümünün Yunanistan tarafından işgal edildiğini belirtti. İkinci Balkan Savaşı’nın ise Balkan devletlerinin kendi aralarında anlaşmazlığa düşmesi sonucu çıktığını ifade eden Sannav, Osmanlı Devleti’nin de Bulgaristan’a karşı cephe alarak Edirne ve Kırklareli’ni geri aldığını hatırlattı. “AVEROF SAVAŞLARDAKİ EN GÜÇLÜ MODERN UNSURDU” Birinci Balkan Harbi’nin deniz cephesinde ise Yunanistan’ın temel hedefinin, Ege Denizi’nde hakimiyet kurmak, Osmanlı’nın ikmal yollarını kesmek ve Ege adalarını ele geçirmek olduğunu söyleyen Sannav, Osmanlı ile Yunanistan donanmalarındaki farkları açıkladı. Sannav, gemi sayılarının eşit gibi görünse de savaşın kaderini harekat planı, eğitim, personel, ikmal, üs, komuta bütünlüğü ve teknolojik yeterliliğin belirlediğini söylerken; Osmanlı donanmasının 19’uncu yüzyıl sonunda ve İkinci Abdülhamit döneminde uzun süre atıl bırakıldığını belirtti. Yunanistan’ın ise Georgios Averof adlı gemi üzerinden çok güçlü bir psikolojik ve fiili üstünlük kurduğunu ifade eden Sannav, bu geminin Balkan Savaşları’ndaki en güçlü modern unsur olduğuna dikkat çekti. “DENİZ GÜCÜ YALNIZ GEMİ SAYISIYLA ÖLÇÜLEMEZ” Balkan Harbi’nin deniz cephesi ve özellikle Ege adalarının işgalinin, yalnızca geçmişe ait bir hadiseyi anlatmadığını, aynı zamanda bugünü ve geleceği ilgilendiren çok açık dersler sunduğunu belirten Sannav; “Birinci ders şudur; deniz gücü, tali bir askeri unsur değil; devletin güvenlik mimarisinin kurucu kolonlarından biridir. İkinci ders; deniz gücünün yalnız gemi sayısıyla ölçülemeyeceğidir. Üçüncü ders ise süreklilik ve kurumsal hafıza meselesidir. Yunanistan, Averof’u yalnızca bir savaş gemisi olarak değil; bir devlet sembolü olarak sahiplenmiş” dedi. “GÜNÜMÜZDE TÜRKİYE’NİN DENİZ GÜCÜ ÇOK FARKLI NOKTADA” Günümüzde Türkiye Cumhuriyeti’nin deniz gücü açısından çok farklı bir noktada bulunduğunu vurgulayan Sannav; “Yerli ve milli gemi inşa projeleriyle platform üretme kabiliyetine sahip, açık deniz harekatı icra edebilen, çok boyutlu görev yapabilen, denizaltı, suüstü, hava ve insansız sistemleri birlikte kullanan, yalnız Ege’de değil; Doğu Akdeniz, Karadeniz ve Mavi Vatan’ın tamamında etkinlik gösterebilen bir yapıya ulaşmıştır” ifadelerini kullandı. “DONANMASI ZAYIF DEVLETİN KAYBETTİĞİNİ GÖRÜYORUZ” Sannav, Balkan Harbi’nde yaşananların çok ağır bir tablo bıraktığını belirterek; “Donanması zayıf, denizlere hakim olamayan bir devletin, yalnız adalarını değil; stratejik derinliğini, hatta geleceğini kaybettiğini bu savaşta açıkça görüyoruz. Ege adalarının işgali, Averof’un Ege’de kurduğu üstünlük ve Osmanlı donanmasının Çanakkale’ye hapsedilmesi, bu acı gerçeğin somut göstergeleridir. Bugün Türk Deniz Kuvvetleri’nin ulaştığı seviye, Balkan Harbi’nde kaybettiklerimizin tarihsel hafızaya dönüştürülmesiyle mümkün olmuştur. İşte bu nedenle Balkan Harbi’nde kaybettiklerimizi unutmadan, Cumhuriyet ile yeninden kazandıklarımızı mümkün kılan Mustafa Kemal Atatürk’e ve onun silah arkadaşlarına bir kere daha minnetle teşekkür ediyorum” sözlerine yer verdi. UĞUR AKAGÜNDÜZ

Edirne’de 93 Harbi, Edirne ve Cumhuriyet Anlatıldı Haber

Edirne’de 93 Harbi, Edirne ve Cumhuriyet Anlatıldı

Edirne Belediyesi Kent Müzesi tarafından Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlenen “93 Harbi, Edirne ve Cumhuriyet” konulu konferans, tarih meraklılarının katılımıyla gerçekleştirildi. Trakya Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ferdi Ertekin’in konuşmacı olduğu programda, Osmanlı-Rus Harbi sonrasında yaşanan siyasal dönüşüm süreci Edirne merkezli olarak değerlendirildi. “EDİRNE’DE YAŞANAN OLAYLARI ELE ALACAĞIZ” Konferansta konuşan Doç. Dr. Ferdi Ertekin, “Bugün Osmanlı-Rus Harbi’ni merkeze alarak Osmanlı İmparatorluğu’nun mutlakiyetten meşrutiyete, ardından yeniden mutlakiyete ve sonrasında meşrutiyete geçiş sürecini özellikle Edirne’de yaşanan olaylar üzerinden ele alacağız. Bu çerçevede Edirne’nin rolünü vurgulayacak, Edirne Sarayı’nın havaya uçurulması hadisesine değineceğiz. Ardından 2. Abdülhamid dönemindeki gelişmeleri kısaca ele alıp İkinci Meşrutiyet’in ilanına geleceğiz. İkinci Meşrutiyet’ten sonra Türk tarihini derinden etkileyen önemli bir olay olan 31 Mart Vakası’na geleceğiz. Hareketi bastırmak için Rumeli’de toplanan 2 ve 3’üncü ordunun İstanbul kuşatmasına değineceğiz. Yeşilköy’deki 2 hadise arasındaki benzerliği konuşacağız. Rus ordusu Yeşilköy’e kadar gelecek ve hareket ordusu da bu köye gelecek ve karargâh kuracak. Yeşilköy Yat Kulübü’nde Milli Meclis kurulacak ve burada 2. Abdülhamit tahttan indirilecek ve yerine 5. Mehmet Reşad geçirilecek. Burada asıl vurgulayacağımız nokta, bu sürecin Cumhuriyet’e giden yolun benzerliklerini ortaya koymak. Bunlardan biri Edirne’nin rolü, diğeri ise Yeşilköy’ün tarihi değeri” dedi. “EDİRNE SARAYI BÜYÜK ÖLÇÜDE YIKILDI” Edirne Sarayı hakkında konuşan Ertekin, “Gazi Osman Paşa 145 gün olağan üstü bir müdafaa gerçekleştiriyor ama Plevne düşüyor. Bu süreç, Dünya askerî tarihine geçiyor. Savaş kaybedildiğinde bütün ordu silahsızlaştırıldı fakat Rus çarı tarafından Gazi Osman Paşa’ya kılıcı iade edilmiş ve saygı ile esir alınmıştır. Plevne’nin düşmesiyle birlikte Rus ordusunun önünde ciddi bir engel kalmamış, Balkan Dağları’nı aşarak Edirne’ye doğru ilerlemiştir. Ancak Osmanlı ordusu bu süreçte büyük ölçüde tükenmiştir. Edirne Sarayı’nda bulunan cephanelerin düşman eline geçmemesi için o zamanın valisi tarafından bir karar alındı ve cephaneler patlatılmıştır. Bu patlama sonucunda Rus ordusunun mühimmat elde etmesi engellenmiş, Edirne Sarayı büyük ölçüde yıkılmıştır. Bugün görülen kalıntılar bu olayın sonucudur. Yani Edirne Sarayı’nın yıkılması, düşmanın eline silah geçmemesi için alınmış askerî bir kararın neticesidir. Şu anda da Rıfat Osman’ın çizdiği şeylerle ihyası devam ediyor” ifadelerini kullandı. MERT ERİŞKİN

Karneden Atatürk’ün Çıkarılmasına Edirne’de Tepki Haber

Karneden Atatürk’ün Çıkarılmasına Edirne’de Tepki

Okul karnelerinden Atatürk’ün fotoğrafı ve İstiklal marşının çıkarılmasına yönelik uygulamaya tepki gösteren Halkçı Liseliler, Edirne’deki Atatürk anıtı önünde basın açıklaması yaptı. Türkiye genelinde eş zamanlı olarak düzenlenen açıklamalarda, söz konusu uygulamanın pedagojik değil, ideolojik bir tercih olduğu vurgulandı. Basın açıklamasını okuyan Halkçı Liseliler Edirne İl Başkanı Ege Korkmaz, “Öğrenci Değerlendirme Raporu dedikleri şey pedagojik bir belge değildir. Bu, bir rejim tercihinin kağıda dökülmüş halidir. Atatürk, İstiklal marşı ve Gençliğe Hitabe bu ülkenin süsü değil, temelidir” dedi. Korkmaz, Cumhuriyet değerlerinin yıllardır sistemli şekilde aşındırıldığını savunarak, “Atatürk’ü karneye sığdıramayan bir anlayış kabul edilemez. Karnede yer alması, çocuklara ‘sen bu Cumhuriyet’in evladısın’ demektir. Cumhuriyet’i karnelerden silemezsiniz, Atatürk’ü çocukların kalbinden çıkaramazsınız, İstiklal Marşı’nı bu milletten koparamazsınız” ifadelerini kullandı. Açıklamada konuşan Halkçı Liseliler Genel Başkan Yardımcısı Mert Mercan ise, toplanma amaçlarının bir karne tasarımını tartışmak olmadığını belirterek şunları söyledi: “Bugün burada Cumhuriyet’in temel değerlerinin çocukların hayatından sessizce çıkarılmasına itiraz etmek için bulunuyoruz. Atatürk bu ülkenin kurucusudur. İstiklal marşı, bu toprakların hangi bedellerle vatan olduğunu anlatır. Bunlar bir tercih değil, ortak değerlerdir. Eğitim sadece ders anlatmak değildir, kimlik ve bilinç kazandırmaktır. Atatürk’ün ve İstiklal marşının yok sayıldığı hiçbir uygulamayı masum görmüyoruz.” MEHMET EFECAN HIDIROĞLU

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.