Hava Durumu

#Doğa

Batı Ekspres - Edirne'nin Haber Sitesi - Doğa haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Doğa haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Kırklareli Bayram Tatilinde Doğası ve Tarihiyle Ziyaretçilerini Ağırlayacak Haber

Kırklareli Bayram Tatilinde Doğası ve Tarihiyle Ziyaretçilerini Ağırlayacak

Istranca Ormanları ile Demirköy ilçesine bağlı İğneada beldesindeki Longoz Ormanları ile öne çıkan Kırklareli, turistik alanlarıyla da dikkati çekiyor. Havaların ısınmasıyla Istranca Ormanları'nın eteklerinde açan rengarenk çiçekler, ziyaretçilere görsel şölen sunuyor. Demirköy ilçesine bağlı İğneada beldesinde yer alan ve yaklaşık 2 bin 511 dönüm alana sahip Longoz Ormanları, gölleri, yürüyüş parkurları ve zengin biyolojik çeşitliliğiyle ziyaretçilerini etkiliyor. Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğünce oluşturulan yürüyüş yollarında gezintiye çıkan ziyaretçiler, göllerdeki kuşları fotoğraflama imkanı buluyor. Mert Gölü'nde düzenlenen kano turları ise ziyaretçilere ormanın derinliklerini keşfetme fırsatı sunuyor. Bölgede karaca, geyik, kurt, tilki, çakal, sansar ve su samuru gibi yaban hayvanları ile çok sayıda kuş türü gözlemlenebiliyor. Kentte gezilebilecek tarihi mekanlar arasında Geç Roma dönemine ait Trakya'nın tek antik tiyatrosu, kale, Gazi Süleyman Paşa Camisi, Dupnisa Mağarası, Fatih Sultan Mehmet'in dökümhanesi ve Fransız Feneri yer alıyor. Vize ilçesindeki antik tiyatro ile Istranca eteklerindeki köyler, ilçede bulunan kale ve Gazi Süleyman Paşa Camisi de ziyaret edilecek yerler arasında bulunuyor. Demirköy'e bağlı Sarpdere köyündeki 2 bin 700 metre uzunluğundaki Dupnisa Mağarası da kentin önemli turizm destinasyonları arasında yer alıyor. Kuru ve sulu iki bölümden oluşan mağaranın turizme açık 500 metrelik kısmının 100 metresi gezilebiliyor. Mağara, 16 türden yaklaşık 60 bin yarasaya ev sahipliği yapıyor. Karadeniz'e kıyısı bulunan İğneada ve Kıyıköy beldeleri de tarihi yapıları ve doğal güzellikleriyle yılın her döneminde ziyaretçilerin ilgisini çekiyor. İl Kültür ve Turizm Müdürü Veli Şen, Ramazan Bayramı'nda doğa ve tarihle iç içe vakit geçirmek isteyenleri kente beklediklerini söyledi. Havaların ısınması, okulların tatil olması ve bayram süreciyle turizmde hareketlilik yaşandığını belirten Şen, Kırklareli'nin konumu, gastronomisi ve ekosistemiyle öne çıktığını ifade etti. Kentin ziyaretçilere eşsiz deneyimler sunduğunu anlatan Şen, "Kırklareli her mevsim çok güzel. Bu güzelliği paylaşmak üzere tüm misafirlerimizi Kırklareli'nde ağırlamak istiyoruz." dedi. Kırklareli'nin 8 coğrafi işaretli ürünü bulunduğunu belirten Şen, kentin gastronomi açısından da zengin bir potansiyele sahip olduğunu vurguladı. Ziyaretçilere önerilerde bulunan Şen, şunları kaydetti: "Demirköy Fatih Dökümhanesi ve İğneada Fransız Feneri görülmesi gereken yerler arasında. Milli parklar bölgesinde bulunan Mert Gölü ve Kuş Gözlem Kulesi, bu mevsimde doğanın canlanmasıyla ayrı bir güzellik sunuyor. Ziyaretçiler burada kano yapabilir, doğa yürüyüşlerine katılabilir ve ATV ile bölgeyi keşfedebilir. Bu aktiviteler hem keyifli vakit geçirmek hem de doğanın tadını çıkarmak açısından önemli fırsatlar sunuyor."

İnci, Ergene’deki Korkunç Sonucu Açıkladı Haber

İnci, Ergene’deki Korkunç Sonucu Açıkladı

Edirne'de Osman İnci Müzesi tarafından 8 Mart Dünya Kadınlar Günü etkinlikleri kapsamında Doğa, Kadın ve Ergene Karma Sergisi düzenlendi. ‎Doç. Dr. Figen Girgin'in küratörlüğünde düzenlenen sergide toplam 36 sanatçıya ait eserler yer aldı. Serginin açılış töreninde Nazende Fasıl Türk Sanat Müziği Korosu'ndan Ruşen Anıl konser verdi. Konserin ardından sergi küratörü Doç. Dr. Figen Girgin ve müze kurucusu Prof. Dr. Osman İnci konuşma yaptılar. “KARŞIMIZDA İNSANLIK MESELESİ OLARAK DURUYOR” ‎Serginin açılışında konuşan Doç. Dr. Figen Girgin, sergide kadının yanı sıra doğayı merkeze aldıklarını belirterek; “Ergene Nehri ve buradaki kirlilik de konuşmalarımızın bir başlangıcı olsun istedik. Buradaki kirlilik, çevresel bir kirlilik olmasının yanı sıra karşımızda bir insanlık meselesi olarak duruyor. Yanlış su tüketimi, tarımdaki yanlış politikalar, zirai ilaç kullanımı, tüm bunların hepsi düşünüldüğünde bunlardan ilk etkilenenler tarım işçileri oluyor. Bu tarım işçileri içinde kadın nüfusu da hiç azımsanacak gibi değil. Çeltikler fotografik ya da sinematik olarak bakıldığında çok güzel görüntüler verir ama görünmeyen bir tarafı vardır ki beline kadar suyun içine gömülüp saatlerce o suyun içerisinde dolaşan işçileri düşündüğünüzde, o sudaki kirlilik ve zirai atıkları düşündüğünüzde onlar bu sağlık riskine ilk maruz kalan kişilerden biri oluyorlar. Bu yüzden serginin odağını buraya doğru dikkat çekmek istedik. Doğanın sömürülmesini ve kadın emeğinin yok sayılmasını birbirine çok benzetiyorum. Her ikisi de besliyor, büyütüyor, yaşamın devamını sağlıyor ama ne yazık ki ‘ben buradayım’ demek için çaba sarf ediyor” ifadelerini kullandı. “LAİKLİK VE BİLİMSEL EĞİTİM KADINLARIN GELECEĞİ İÇİN ÖNEMLİ” Girgin’in ardından törende konuşan Prof. Dr. Osman İnci, kadın haklarının ve kadınların geleceği açısından laik ve bilimsel eğitimin önemini vurgularken; “Bilimsellik, eşitlik, akılcılık ve tek merkezde eğitimin yönetilmesi, ülkedeki tüm hakların, özellikle kadın haklarının en önemli ögesidir. 1857’de New York’ta kadın işçiler özellikle düşük ücret, uzun çalışma saatleri ve uygun olmayan koşullarda çalışmaktan dolayı greve giderler. Fabrikanın kapıları kapatılır ve bir yangın çıkar. 129 kadın çalışan bu yangında hayatını kaybeder. 8 Mart da bu 129 kadın için, ona özgü olarak belirlenmiştir” dedi. “KADIN CİNAYETLERİ VE ÇOCUK İSTİSMARININ ARTMASINDAN UTANIYORUM” İnci, Türkiye’de kadın cinayetleri ve çocuk istismarı oranının yükselmesinden dolayı utandığını söyleyerek; “Laik bir ülkede yaşıyorum, anayasal hakları ve laik eğitimi savunuyorum ama bu işlemlerin tümü yürürken hukukun üstünlüğünü vazgeçilmez buluyorum” sözlerine yer verdi. “COP31 TOPLANTISINA TRAKYA SULARINI GÖTÜRMELİYİZ” 2026 yılında 9-20 Kasım tarihleri arasında COP31’in Türkiye’de toplanacağını belirten İnci; “İklim değişikliğinin, suyun, havanın, doğal koşulların, rüzgarın ve dünyanın değişim süreçlerinin, özellikle susuzluğun konuşulacağı bir yıl olacak. Bunun protokol görüşmeleri İstanbul’da olacak ama asıl Antalya’da EXPO bölümünde 11 gün sürecek. Bu toplantıya Trakya sularını götürmeliyiz. Ergene’deki suyun bugün hiçbir şekilde kullanılamaz olmasını kabul edemeyiz. Trakya sularını korumak zorundayız. O nedenle COP31’e Trakya’nın iyi hazırlanması gerekiyor. Orada bunun sunulması gerekiyor. Bu, Trakya’daki sivil toplum örgütlerinin ve kent konseylerinin birinci görevi olması gerekiyor. Bunları yapabildiğimiz sürece kadın haklarına ve kadınların yaşamına saygıyı en üst düzeye getirebiliriz. Bu topraklarda onlar çalışıyor, üretiyor” dedi. ERGENE İLE ISTRANCALAR ARASINDAKİ FARKI AÇIKLADI İnci, ayrıca Ergene ile ilgili gerçekleştirdiği bir çalışmayı da açıklarken; “Doku, kanser dokusu, kan ve tırnak çalışmalarını yapan bir araştırmacı hekim olarak söylüyorum; Istrancaların köylük bölgelerinden aldığım tırnaklar ile Ergene Nehri’nin çevresinden aldığım tırnaklardaki kadmiyum, kurşun, bakır, çinko seviyesi, Istrancalardan 3 kat yüksek. Bu belgelidir ve uluslararası yayınladım. Ama bir sorumlu da ‘Bu yazdıklarınızı bizimle paylaşın’ demedi” ifadelerine yer verdi. 26 MART’A KADAR AÇIK İnci’nin konuşmasının ardından serginin açılışı gerçekleştirildi. Sergi, 26 Mart 2026 Perşembe gününe kadar ziyarete açık kalacak. UĞUR AKAGÜNDÜZ

‎EKK Çocuk Meclisi’nden Yeşil Kurdeleli Farkındalık Haber

‎EKK Çocuk Meclisi’nden Yeşil Kurdeleli Farkındalık

Edirne Kent Konseyi (EKK) Çocuk Meclisi üyeleri bugün doğaya karşı farkındalığı arttırmak amacıyla bileklerine yeşil kurdeleler takarak, topladıkları atıkları geri dönüşüme kazandırmak amacıyla Sıfır Atık Market'e götürdüler. ‎ ‎Edirne Belediyesi ve Edirne Çocuk Hakları Derneği’nin de desteklediği farkındalık eyleminde konuşan EKK Çocuk Meclisi Başkanı İlayda Güder atık denilen şeylerin bir çöp değil, geriye dönüştürülebilir kaynaklar olduğunu belirterek; “Bugün markette bulunmak bizim için çok anlamlı. Topladığımız atıkları marketimize getirdik. Atık dediğimiz şey aslında sadece bir atık, bir çöp değildir. Geri dönüştürülebildiğinde çok güzel kaynak, değerlendirildiğinde yeni kaynaklara dönüşebilir. Biz çocuk meclisi olarak da bunun farkındayız. Çevre bilincinin, çevreyi korumanın, çevremizi temiz tutmanın önemini biliyoruz. Küçük yaşta attığımız adımların gelecekte bir değişimlere yol açacağına inanıyoruz. Bu farkındalık arttırıcı çalışmada çocuk meclis olarak sıfır pratik marketimize geldik. Bizleri ağırladıkları için kendilerine teşekkür ediyoruz. Tüm bu atıkların değerlendirilmesi, hem çocuklar hem tüm dünya için önemli. Bu çevreci yaklaşımın tüm şehrimize, ülkemize, ardından tüm dünyamıza yayılmasını diliyoruz. Çünkü sağlıklı bir gelecek öncelikle temiz bir çevreden geçer. Temiz bir çevre sağlıklı bir gelecek demektir. Yeşil doğanın rengidir, yeşil çevrenin rengidir. Yeşil doğa için çok anlamlıdır. Baktığımızda doğada birçok şeyde doğayı temsilen yeşil rengi vardır. Biz de bugün farkındalık oluşturmak amacıyla yeşil bilekliklerimizi taktık” dedi. ŞENER ŞENTÜRK

Yangınlarda Zarar Gören Alanlara 1 Milyon Yeni Ağaç Haber

Yangınlarda Zarar Gören Alanlara 1 Milyon Yeni Ağaç

11 Kasım Milli Ağaçlandırma Günü dolayısıyla Edirne Valiliği tarafından düzenlenen “Geleceğe Nefes, Cumhuriyete Nefes” temalı fidan dikim etkinliği Keşan Sivritepe mevkiinde gerçekleştirildi. Etkinliğe Edirne Valisi Yunus Sezer, kamu kurum temsilcileri, muhtarlar, öğrenciler ve vatandaşlar katıldı. Programda konuşan Vali Yunus Sezer, yeşil vatanın Türkiye için büyük bir emanet olduğunu vurgulayarak "Burada bulunan çok kıymetli il müdürlerimiz, muhtarlarımız ve geleceğe bir imza atmak, bir nefes bırakmak için gelen sevgili gençlerimizle birlikteyiz. 11 Kasım saat 11.11 itibarıyla Türkiye'nin bütün il ve ilçelerinde geleceğe bir nefes bırakmak için buradayız. Hepiniz hoş geldiniz, sefalar getirdiniz” dedi. Vali Sezer, konuşmasında orman yangınlarının ardından yeniden yeşertme mücadelesine dikkat çekti. Sezer, "Bazılarımız orman yangınlarında mücadele ettik, bazılarımız ise o yanan yeşil vatanla birlikte yüreğimizde yandık. Dedik ki yanan her ağacın, her fidanın yerine daha fazlasını dikeceğiz. Bunu Türkiye olarak yapacağız. Bugün de Edirne’de olduğu gibi tüm Türkiye’de bu ağaçlandırma bayramını kutluyoruz" diye konuştu. Vali Sezer, geçtiğimiz yıl yanan alanlara yönelik hedefi de paylaşırken; "Geçen yıl yangınlarda zarar gören bölgelerde bir milyon fidan dikmeyi hedefliyoruz. Önümüzdeki yıllarda da bu sayıyı artırarak devam edeceğiz. Ayrıca 600 yıllık geleneğe sahip Kırkpınar Yağlı Güreşleri’mizle de bu yıl Edirne’de bir milyon fidanı toprakla buluşturmak istiyoruz” ifadelerini kullandı. Sezer, konuşmasının sonunda doğa sevgisinin küçük yaşta kazandırılması gerektiğini belirterek şunları söyledi: "Gençlerimize ve çocuklarımıza doğayı, ağaç sevgisini aşılayalım. Çünkü her dikilen fidan, onlarla birlikte büyüyecek ve geleceğe nefes olacaktır. Bu anlamlı günde katkı sunan herkese teşekkür ediyorum.” Konuşmanın ardından Vali Yunus Sezer, kurum müdürleri, öğrenciler ve vatandaşlarla birlikte fidan dikimi gerçekleştirdi. MEHMET EFECAN HIDIROĞLU

Biyolojik çeşitliliği ile dikkati çekiyor Haber

Biyolojik çeşitliliği ile dikkati çekiyor

Trakya'nın Karadeniz kıyılarındaki, meşe ve çam ağaçlarından oluşan Istranca ormanları ile Türkiye'nin ve Avrupa'nın kayın ve meşe ağırlıklı ağaçlardan oluşan İğneada Longoz ormanları her mevsim zengin biyolojik çeşitliliği ile dikkati çekiyor. İçinde 5 göl, 544 çeşit bitki, 46 tür canlı, 25 cins sürüngen, 50 tür memeli, 30 çeşit tatlı su balığı, 20 tür deniz balığı ve 219 çeşit kuş barındıran Longoz ve Istranca ormanları aynı zamanda yaban hayvanlarının göç yolu üzerinde bulunuyor. Nadir kuş türlerinden ak kuyruklu kartalın da bulunduğu ormanlar 2 bin 62 tür yaban hayvana ev sahipliği yapıyor. Kırklareli Doğa ve Koruma Derneği Başkanı Göksal Çidem, buzul çağını yaşamayan Istranca ve Longozların hayvan göçü açısından önemli olduğunu söyledi. Ormanların bulunduğu alanda hayvan göçünün çok yoğun olduğunu ifade eden Çidem, "Longoz ve Istranca ormanları kuş ve bitki türleri ile karasal ekosistem açısından oldukça önemli bir bölge. Özellikle kuşlar açısından baktığımızda bu bölge aynı zamanda Afrika ve Avrupa arasındaki ana kuş göç yolları üzerinde kaldığında her yıl milyonlarca kuş buradan göçerek Avrupa, Afrika arasında hareket ediyor." dedi. Çidem, Kırklareli'nde uluslararası sözleşmeler korunması gereken birçok hayvan türünün olduğuna dikkat çekti. Istranca'nın biyosfer rezerv alanı olarak ilan edilmesi gerektiğini anlatan Çidem, bölgede nadir görülen 200 tür canlının bulunduğunu vurguladı. Bu zenginliklere sahip çıkılması gerektiğini ifade eden Çidem, "Kırklareli'nde literatür ve arazi çalışmaları sonucu omurgalı hayvanlara ait toplam 415 tür tespit edilmiştir. Longoz ve Istranca ormanları dahil tüm Kırklareli'nde 267 kuş, 69 memeli, 4 kaplumbağa, 11 kertenkele, 12 yılan, 42 iç su balığı, 8 kurbağa ile 2 semender olmak üzere 2 bin 62 hayvan türü bulunmaktadır. Bunlardan bazıları soyu tükenme tehlikesi ile karşı karşıyadır. 421 kelebek türünden 4'ü ise endemiktir." şeklinde konuştu. Çidem, Avrupa kırmızı orman karıncalarına ait yuvalarının da kentte bulunduğunu sözlerine ekledi.

Elektronik atıklar doğayı ve insan sağlığını tehdit ediyor Haber

Elektronik atıklar doğayı ve insan sağlığını tehdit ediyor

Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi (NKÜ) Çorlu Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Lokman Hakan Tecer, "Elektronik atıkların bazıları ağır metaller içeriyor. Bu metaller toprağa ulaştığında topraktaki maddelerle etkileşim haline girerek, insan sağlığını dolaylı şekilde etkiliyor." dedi. Bu ürünlerin atık getirme merkezlerine teslim edilmesiyle ekonomiye tekrar kazandırıldığını anlatan Tecer, "Günümüzde bilgisayar, telefon ve diğer elektronik cihazların kullanım ömrü var. Bittikten sonra çevrede atık hale dönüşüyor. Bunların ayrı toplanarak bertaraf edilmesini sağlamamız gerekiyor." diye konuştu. Geri dönüştürülen malzemelerin yeniden üretimde kullanılmasının önemine değinen Tecer, bu sayede kısıtlı doğal kaynaklardan tasarruf edilebileceğini belirtti. - "Elektronik atıkların bazıları ağır metaller içeriyor" Tecer, çevreye gelişi güzel atılan elektronik eşyaların doğaya büyük zarar verdiğini söyledi. Bazı elektronik atıkların, çevreye ve canlılara zarar veren ağır metaller içerdiğini vurgulayan Tecer, "Elektronik atıkların bazıları ağır metaller içeriyor. Bu metaller toprağa ulaştığında topraktaki maddelerle etkileşim haline girerek, insan sağlığını dolaylı şekilde etkiliyor. Uygunsuz bir biçimde imha edilen elektronik atıklar yüzünden çevreye verilen zarar da artıyor."diye konuştu. Elektronik eşyaların tehlikeli atık sınıfında yer aldığını hatırlatan Tecer, bu atıkların geri dönüşüme kazandırılması konusunda vatandaşların daha hassas davranması gerektiğini söyledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.