Hava Durumu

#Doğal Afet

Batı Ekspres - Edirne'nin Haber Sitesi - Doğal Afet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Doğal Afet haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

‎Karakuş, “Edirne Depremden Muaf Değil” Haber

‎Karakuş, “Edirne Depremden Muaf Değil”

‎Trakya Üniversitesi Doğal Afet Yönetimi Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından 1-7 Mart Deprem Haftası etkinlikleri kapsamında İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nde düzenlenen panelde konuşan Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) Edirne İl Müdürü Cengiz Karakuş, Edirne’nin komşu fayları nedeniyle tehlikede olduğunu, bu yüzden de olası bir depreme hazırlıklı olunması gerektiğini ifade etti. ‎“DEPREME HAZIR OLMAMIZ GEREKİYOR” ‎Karakuş, “Edirne, komşu olduğu fay hatları nedeniyle tehlike altında. O yüzden depremden uzak ya da deprem riskinden muaf bir şehir değiliz. Bu nedenle birçok konuda olduğu gibi afet hazırlığı konusunda da öncü olmaya, hazır olmaya devam etmemiz gerekiyor” dedi. ‎KARAKUŞ, KAHRAMANMARAŞ DEPREMİ’NDEKİ SEFERBERLİĞİ AÇIKLADI ‎Kahramanmaraş merkezli depremde gerçekleştirilen seferberliği açıklayan Karakuş, “6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından çok büyük bir seferberlik başlatıldı. Çünkü gerçekten çok büyük bir yıkım yaşandı. Rakamları yanlış ifade etmemek adına notlarımdan paylaşmak istiyorum. Afet sonrasında 90 farklı ülkeden 35 bin 250 arama kurtarma personeli görev aldı. Bu gerçekten büyük bir seferberlikti. Yapılan arama kurtarma çalışmaların tamamına 271 bin personel katıldı. Ayrıca 18 bin 48 iş makinesi, 75 uçak ve 108 helikopter gibi çok büyük bir organizasyonla afetle mücadele edildi” ifadelerine yer verdi. ‎“HAZIRLIKLARIMIZI AFET ÖNCESİNDE YAPMALIYIZ” ‎Afete hazırlık sürecinin sakin zamanda yapılması gerektiğini belirten Karakuş, “Ancak bu gücün sürdürülebilir olması ve daha da artırılması gerekiyor. Çünkü karşı karşıya kaldığımız afetlerin boyutu oldukça büyük. En yakın risk alanlarından biri olan Marmara Bölgesi’ni düşündüğümüzde, burada çok yoğun bir nüfusun yaşadığını görüyoruz. Bu nedenle olası afetlere karşı nasıl hazır olabiliriz sorusuna hep birlikte cevap aramamız gerekiyor. Özellikle burada bulunan öğrencilerimiz ve toplumun tüm bireyleri için önemli bir konu var; afetler hepimizi her an yakalayabilir. O anda okulda olabiliriz, tarlada olabiliriz, iş yerinde ya da farklı bir ortamda olabiliriz. Nerede olacağımızı bilemeyiz. Afetler tüm bireyleri aynı anda etkileyebilen güçlü doğa olaylarıdır. Bu nedenle hazırlıklarımızı afet öncesinde, yani sakin zamanlarda yapmamız gerekir” diye konuştu. ‎MERT ERİŞKİN

“2000 Sonrası Yapılan Evler Yüzde 75 Daha Güvenli” Haber

“2000 Sonrası Yapılan Evler Yüzde 75 Daha Güvenli”

Trakya Üniversitesi Doğal Afet Yönetimi Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından 1-7 Mart Deprem Haftası etkinlikleri kapsamında İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nde düzenlenen panelde konuşan Trakya Üniversitesi Doğal Afet Yönetimi Uygulama ve Araştırma Merkezi (TÜDAM) Müdürü Prof. Dr. Mehmet Ali Kaya, 1923 yılından 2024 yılına kadar olan depremlerde yaklaşık olarak 145 bin civarında hayatını kaybettiğini açıkladı. Depremlerin aynı yıl oranında bakıldığında 250 milyar dolarlık bir kayıp söz konusu olduğunu ifade etti. 2008 yılında güncellenen deprem yönetmeliği ile 2000 yılından sonra yapılan evlerin, 2000 yılından önce yapılan evlere göre yüzde 75 oranında daha güvenli olduğunu belirten Kaya, ev alırken binanın sağlam olup olmadığına bakılması gerektiğinin altını çizdi. “ŞU TARİHTE, ŞU BÜYÜKLÜKTE DEPREM OLACAK SÖYLEMLERİNE İNANMAYIN” Kaya, “Bugün dünyada hiçbir ülkenin kesin olarak bilemediği üç temel soru vardır; deprem nerede, ne zaman ve hangi büyüklükte olacak? Bu soruların kesin cevabı bugün hiç kimsede yok. Bu nedenle sosyal medyada ya da bazı platformlarda ‘şu tarihte, şu saatte, şu büyüklükte deprem olacak’ gibi iddialar duyarsanız lütfen inanmayın. Örneğin ‘saat sekizde 8 büyüklüğünde deprem olacakmış’ gibi söylemlerin bilimsel bir karşılığı yoktur” dedi. “YAPMAMIZ GEREKEN EN ÖNEMLİ ŞEY HAZIRLIKLI OLMAK” Depremlere hazırlıklı olunması gerektiğini ifade eden Kaya, “Kahramanmaraş depremleri bize çok önemli bir gerçeği bir kez daha gösterdi. İki büyük deprem yaşandı ve 11 ilimiz doğrudan etkilendi. Bu durum bize şunu anlatıyor; Türkiye’nin her yerinde deprem olabilir ve her zaman deprem olabilir. Bu yüzden bizim yapmamız gereken en önemli şey hazırlıklı olmaktır. Türkiye’deki depremlerin bir diğer özelliği de çoğunlukla ilk 25 kilometre içinde yani sığ depremler olmasıdır. Bu nedenle deprem olduktan sadece üç dört saniye sonra sarsıntı yeryüzünde hissedilmeye başlar. Depremler ne kadar sığ olursa, büyüklüğü aynı olsa bile insanlara ve yapılara verdiği zarar o kadar fazla olur” ifadelerine yer verdi. “SON YÜZYILDA YAKLAŞIK 145 BİN İNSANI KAYBETTİK” Son yüzyılda can ve mal kayıplarına değinen Kaya, “Cumhuriyet döneminden, yani 1923’ten 2024 yılına kadar olan deprem verileri uluslararası ve herkese açık veri tabanlarında bulunmaktadır. Doktora öğrencilerimle birlikte bu verileri inceleyerek bazı çalışmalar yaptık. Bu verilere göre, Kahramanmaraş depremleri de dahil olmak üzere son yüzyılda depremler nedeniyle kaybettiğimiz insan sayısı yaklaşık 145 bin civarındadır. Bu oldukça büyük bir rakamdır. Ekonomik açıdan baktığımızda ise yaklaşık 250 milyar dolarlık bir kayıp söz konusudur” sözlerine yer verdi. “EV ALIRKEN GÜZEL OLMASINA DEĞİL, NASIL YAPILDIĞINA BAKIN” 2000 yılından sonra yapılan evlerin depreme dayanıklılığı hakkında konuşan Kaya, “Deprem yönetmeliği 2018 yılında güncellendi. Büyük ihtimalle 2026 veya 2027 yılında tekrar güncellenecek. Ancak şu anda önemli bir gerçek var; 2000 yılından önce yapılan yapılar ile 2000 yılından sonra yapılan yapılar arasında ciddi bir fark bulunuyor. Yeni yönetmeliklere göre 2000 yılından sonra yapılan binalar, hasar ve yıkım açısından yaklaşık yüzde 75 oranında daha güvenli. Bu nedenle aileleriniz ev alırken ya da siz ileride bir ev satın alırken sadece evin içinin güzel olmasına bakmayın. Elbette evin içi, mutfağı, kapıları önemlidir ama bir de binanın nasıl yapıldığına bakın. Yapı sağlam mı, zemin uygun mu, mühendislik kurallarına uygun yapılmış mı? Bunları sorgulamak çok önemli” diye konuştu. MERT ERİŞKİN

Edirne, Afetlere Karşı Uluslararası İş Birliğiyle Güçleniyor Haber

Edirne, Afetlere Karşı Uluslararası İş Birliğiyle Güçleniyor

Moldova’dan Cantemir Bölge Konseyi koordinatörlüğünde yürütülen projede; Türkiye, Bulgaristan ve Moldova’dan yerel yönetimler güçlerini birleştiriyor. 24 ay sürecek olan proje, doğal afet risklerini minimize etmeyi ve Karadeniz Havzası'ndaki toplumların afetlere karşı direncini artırmayı hedefliyor. Projenin en somut adımlarından biri olarak Edirne Belediyesi, afet ve arama kurtarma operasyonlarında kullanılacak modern teknik ekipmanların teminini gerçekleştirecek. Bu yatırım sayesinde belediye ekiplerinin müdahale hızı ve etkinliği en üst seviyeye çıkarılacak. MASTER PLAN İLE STRATEJİK YOL HARİTASI Sadece ekipman desteğiyle sınırlı kalmayan DARE-EU projesi kapsamında; Tüm ortak ülkelerle uyumlu bir Afet Önleme Stratejisi geliştirilecek. Şehrin geleceğini koruma altına alacak bir Eylem Master Planı hazırlanacak. Sınır ötesi bilgi paylaşımı ile afet anında ortak hareket kabiliyeti artırılacak. Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan yaptığı açıklamada: "Aralık 2025 itibarıyla başladığımız DARE-EU projesi, Edirne’yi sadece kendi sınırları içinde değil, Karadeniz Havzası genelinde afetlere karşı hazırlıklı ve dayanıklı şehirlerden biri haline getirme vizyonumuzun bir parçasıdır. Moldova ve Bulgaristan’daki ortaklarımızla birlikte daha güvenli bir gelecek inşa ediyoruz." ifadelerine yer verildi. HABER MERKEZİ

Çidem’den sele karşı orman uyarısı: 51 BİN 384 AĞAÇ KESİLME TEHLİKESİ ALTINDA! Haber

Çidem’den sele karşı orman uyarısı: 51 BİN 384 AĞAÇ KESİLME TEHLİKESİ ALTINDA!

Doğa ve Kültür Derneği (DOKU) Derneği Yönetim Kurulu Başkanı ve Trakya Platformu Kırklareli Dönem Sözcüsü Göksal Çidem, Kırklareli’nin Demirköy ilçesine bağlı İğneada beldesinde meydana gelen sel felaketini hatırlatarak, bölgedeki çevre tahribatına dikkat çekti. ‘www.batiekspres.com’ haber sitesine açıklamalarda bulunan Çidem, ‘Sisli Vadi’ adı verilen bölgede meydana gelen ve 6 kişinin hayatını kaybettiği sel felaketinin nedenlerini açıklarken; Istrancalar’ın önemini vurguladı. Bölgede yeni afetlerin yaşanmaması için yapılması gerekenleri açıklayan Çidem, yeni açıklanan maden ocağı projelerine ise tepki gösterdi. “ORMAN İÇİ YAPILAN KAMP ALANINI SU BASTI” İğneada’da yaşanan sel felaketinde insanların yanı sıra toprakların da kaybedildiğini belirten Çidem; “İğneada sel felaketinde kamp alanı olarak faaliyet gösteren yerde bungalovlar yok oldu. Buralara huzur bulmaya, dinlenmeye gelenler ne yazık ki canlarından oldu. Yaşanan sel felaketinden dolayı canlarını kaybedenler için üzüntümüz çok büyük. Hayatını kaybedenlere rahmet diliyoruz. Ne yazık ki aşırı yağışları ve buna bağlı olarak meydana gelen yıkımları iklim krizine ve hava değişikliklerine bağlıyoruz. İğneada denince ilk akla gelen deniz ve longoz ormanlarıdır. Longoz, su basar ormanı demek. Buradaki ormanları su basar ve orman içi yapılan kamp alanını da su bastı” ifadelerini kullandı. SUÇLU SEL Mİ?” Çidem, bölgede kurulan yapıların kaçak olduğunu hatırlatırken; “İlgili bakanlığın açıklamasına göre bu yapı kaçak, mühürlü ve yıkılması gerekiyordu. İlgili kurum zamanında yıkmayınca, yaşanan sel yıkıyor. Karar uygulansa zamanında yıkılsaydı, kayıplar yaşanmayacaktı. Suçlu kim? Sel mi? Kararı uygulamayan yetkililer mi? Anayasa'nın 138. maddesinin dördüncü fıkrasında; 'Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir surette değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez’ denilmektedir. Bu hükme göre, kamu görevlileri de mahkeme kararlarını yerine getirmek zorunda olup, bu konuda seçim hakları bulunmamaktadır. Kaldı ki mahkeme kararlarını kasten yerine getirmeyen memur ve diğer kamu görevlilerinin eylemleri suç oluşturmaktadır” dedi. “SUÇLU İKLİM KRİZİ Mİ?” Bölgede yüzbinlerce ağacın kesildiğine ve kesilmek istendiğine dikkat çeken Çidem; “Buralara yapılan tesislere, Demirköy-İğneada arasında kesilen yüzbinlerce ağaca, RES’ler ve bunların iletim hatları için kesilen yüzbinlerce ağaca, madencilik faaliyeti için kesilen ve yine de gelen projelerle kesilmesi planlanan yüzbinlerce ağaca olur veren, onay veren ve sessiz kalanlar suçlu değil; suçlu iklim krizi. Deprem olur insanlar ölür, sel basar insanlar ölür, kuraklık olur ‘Afet’ denir. Peki, son yıllarda artan afetlere karşı kimler hangi önlemleri aldı? Ormanın ortasındaki yeraltı ve yüzey suları üzerinde madencilik projelerine onay verenler suçlu değil. Ergene yıllardır atık kanalı, hâlâ suçlu yok” sözlerine yer verdi. “SOĞUCAK’TA 51 BİN 384 AĞAÇ KESİLECEK” Çidem, Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün verilerine dikkat çekerek; “Meteoroloji Genel Müdürlüğü verisine göre; son 20 yılda ülkemizde meydana gelen meteorolojik afetlerde çok büyük artışlar var. Orman alanlarını yok etmeye devam edilirse ne olur? ÇED süreci devam eden Vize Soğucak köyü alanında patlatmalı kalker ocağı için ‘51 bin 384 adet ağaç kesilecek’ diyorlar. Burası su kaynaklarının ve mağaraların olduğu bölge. Ağacı kesecek, suları yok edecek ve mağaralardaki doğal yaşamı sonlandıracak. Yargı 2 defa iptal etti, 3’üncü defa tekrar geldi. İnatla ‘Keseceğim’ diyor. Asıl sorumlu yargı kararına rağmen buna olur verecek olanlardır. Bugün idari olarak uygun olsa bile gelecekte yaşanacak olan felaketlerin sorumlusu, olur ve onay verenlerdir” dedi. “ISTRANCALAR BİYOSFER REZERV ALANI İLAN EDİLMELİ” Tarım, orman ve mera alanları azalması ile yerleşim alanlarının arttığını belirten Çidem; “Orman içlerinde, tarım alanları meralar üzerindeki kayıplarda artış var. Buralardaki kayıplar arttıkça felaketler de artıyor. Gıda güvenliğimiz ve orman köylülerimizin geçim kaynaklarının yok olması riski artıyor. Çözüm için Istranca ormanları bir an önce biyosfer rezerv alanı ilan edilmeli. 13 yıldır bakanlıkta bekleyen biyosfer rezerv dosyası onaylanmalıdır. Istrancalar korunmalıdır. Çünkü Istrancaların 1/3’ü Bulgaristan’da, 2/3’ü Türkiye’dedir. Bulgaristan tarafı 28 yıldır koruma altında. Çok geç olmadan, yeni felaketler yaşamadan korunmalı. Orman içi yapılaşmalar acilen durdurulmalı. Orman içinde ormancılık faaliyeti dışında tüm projeler sonlandırılmalıdır. Tarım toprakları ve meralar SİT alanı ilan edilmelidir. Istrancalar, Kırklareli sınırlarında olsa da İstanbul’un su kaynaklarıdır. Afrika-Avrupa arası ana kuş göç yoludur. İstanbul’un ve ülkemizin nefes borusudur. Balkanlardan gelen hava koridorudur. Gelecek nesillere bırakılacak en değerli miras, temiz su, temiz toprak ve temiz havadır” ifadelerine yer verdi. ERGİN SÖZER

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.