Hava Durumu

#Dr. Rifat Osman

Batı Ekspres - Edirne'nin Haber Sitesi - Dr. Rifat Osman haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dr. Rifat Osman haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Selimiye’nin Gölgesinde Ressam Paletli Mezar Haber

Selimiye’nin Gölgesinde Ressam Paletli Mezar

Edirne’de Osmanlı döneminden günümüze ulaşan mezar ve mezar taşlarından en ilgi çekenlerden biri, Selimiye Camii haziresinde yer alıyor. Selimiye Camii’nin arka kapısından hazire bölümüne girenlerin karşılaştığı mezarlar arasında en çok dikkat çeken, mezar taşında ressam paleti ve fırçaları bulunan mezar oluyor. Karaağaç Mahallesi Lozan Caddesi üzerinde yer alan Jandarma Şehitliği’ndeki Şehit Ressam Hasan Rıza’ya ait anıt mezardaki ressam paleti figürünün ardından kentte bir mezar taşında ressam paleti yer verilen mezar taşı olarak dikkat çekiyor. Ressam paletinin yanı sıra çeşitli motiflerin de bulunduğu mezar taşının kime ait olduğu ise Nilüfer Gökçe’nin “Edirne’de Paletli iki Mezar Taşı: Hekim Cevad Seyyid ve Ressam Hasan Rıza’nın Mezar Taşları” adlı makalesinde ortaya çıkıyor. Gökçe, makalesinde mezar taşının, Edirne Asker Hastanesi’nde göz hekimliği görevinde bulunan Ressam Dr. Cevad Seyyid Bey’in mezarına ait olduğuna yer verirken; 1 Mart 1914 tarihinde hayatını kaybeden Ressam Dr. Cevad Seyyid Bey’in, babası Ressam Miralay Süleyman Seyyid Bey’den etkilenerek göz hekimliğinin yanı sıra resimler yaptığını ifade ediyor. Tifüse yakalandıktan sonra vefat eden Ressam Dr. Cevad Seyyid Bey’in, Selimiye Camii’nin haziresine defnedildiğini belirten Gökçe, mezar taşının kitabesinde yazanlara da yer veriyor; “Otuz sekiz yaşında, Vazifesi uğruna kurban olan Ve nail-i Rahmet-i rahman olan Ressam ve Tabip Cevad Seyyid Sene: Şubat 1329 / M.1 Mart 1914” Mezar taşına sanatçı kimliğinin hatırası olarak palet ve fırçaları işlenen Ressam Dr. Cevad Seyyid Bey, Edirne’de mezarı bulunan ve ressamlığıyla da bilinen Dr. Rifat Osman ile birlikte kent tarihinde özel bir yere sahip olmaya devam ediyor. UĞUR AKAGÜNDÜZ

Rifat Osman, Sarayiçi’nde Toplu Mezarı Yazmış Haber

Rifat Osman, Sarayiçi’nde Toplu Mezarı Yazmış

Edirne Valisi Yunus Sezer’in geçtiğimiz günlerde yaptığı basın açıklamasında, Edirne Sarayı’nın ihya çalışmalarındaki kazılarda, Balkan Savaşları’nda şehit düşen askerlere ait toplu mezarların bulunduğunu söylemesi, kentte birçok kesimin dikkatini çekti. " Vali Sezer’in gündeme getirdiği toplu mezarları Edirne tarih yazarı, ressam, hekim, mimar Tosyavizade Dr. Rifat Osman’ın birebir şahit olarak eserinde yazdığı ortaya çıktı. Osman, Edirne Valiliği Kültür Yayınları tarafından yayımlanan ve Yrd. Doç. Dr. Ratip Kazancıgil tarafından günümüz Türkçesi’ne çevrilen Edirne Rehnüması (Edirne Şehir Kılavuzu) adlı eserinde, Sarayiçi’nde yaşananları “facia” olarak nitelendirirken; bölgede tutsak edilenlerin gömüldüğü toplu mezarı gördüğüne yer vermesi dikkat çekti. “İÇİNDE CESETLER GEÇEN TUNCA SUYUNDAN İÇTİM” Osman, eserinin “Balkan Harbinde Edirne” adlı başlığının “Tartışma” bölümünde, Sarayiçi mevkiinde Bulgarlar tarafından yapılanları gördüğünü belirterek; “Ben, o ağaçların altında bir asker tabibi olduğum halde 4 gün ekmek görmedim ve yalnız içinde cesetler geçen Tunca suyundan içtim. Sarayiçindeki tutsak erlere değil, subaylara bile bir şey verilmedi. Fransa’da öğrenim yapmış bir Bulgar tabibi bana bir kutu sigara verdiği için binbaşısı tarafından azarlandı ve kutu geri alındı. Tutsak erler, dediğiniz gibi ağaç kabuklarını ateş yakmak için değil, yemek için kopardılar. Yediler ve öldüler” ifadelerine yer veriyor. “SARAYİÇİ’NDE CESETLERİ TAŞ SÜTUNUN YANINA GÖMDÜRDÜLER” Osman, dizanteri nedeniyle bölgede tutsak olan birçok kişinin hayatını kaybettiğini ifade ederken; “Dizanteri o kadar korkunç sayıda ölüme neden oldu ki Bulgarlar kolera vardır diye kaçtılar, yalnız köprü başlarında nöbetçi bıraktılar. Halbuki hastalık, açlık üzerine soğuktan ileri geliyordu. Nihayet, 3 gün sonra verilen yeşil küflü, taş gibi peksimetler ve ona benzer ekmekleri ise yiyen zehrinden, yemeyen ise açlıktan öldü. Sarayiçi faciasına merkez asker hastanesi tabipleri 22 günde son vererek her gün Sarayiçi’ne gidip muayene yaptıkça 5’er, 10’ar hastaneye kaldırdılar. Sarayiçi’nde tutuklu hasta erleri hastaneye yatıracak yer olduğu ve Mart’ın soğuk günlerinde Sarayiçi’nin yaş çayırları üzerinde etrafı açık çadırlarda yatmalarının uygun olmayacağı hatırlatıldığı halde hastaneye götürülmelerine Bulgar komutanı izin vermemiştir ve Sarayiçi’nde açıkta kalan çıplak cesetleri de oradaki taş sütunun yanına gömdürdüler” dedi. “YAYLIM ATEŞİYLE KATLEDİLDİLER” Osman, eserinde hasta ve yaralı erler ile subayların sayısı ile ilgili de bilgi verirken; “Kalenin düşüşünde ve düşüşünden sonra Edirne Merkez Asker Hastanesi’nde bulunan hasta ve yaralı erler ve subaylar 1270’i aşkın idi. Hastane tabipleri ise öbür tutsaklar gibi Bulgaristan’a gönderilmeyip hastalarını tedavi için hastanede bırakılmışlardır. R. 17 Nisan 1329-M. 1913/1914 tarihinde Edirne Askeri Mevki baştabibi binbaşı Gospodin Kiryakof, yanında birkaç Bulgar askeri tabibi olduğu halde hastane koğuşlarını gezerek nekâhat (iyileşme) döneminde bulunan erlerden 72 kişiyi çıkartmış ve bunlar, Bulgar erlerinin gözetiminde, hastane civarında Tunca nehri kenarından Bulgaristan’a gönderilmek üzere götürüldükleri sırada, adı geçen Bulgar erleri tarafından açılan bir yaylım ateşi ile 20’den fazlası katledilip soyulmuşlardır. Bu biçare sakat erlerin idam nedenleri de yürüyemeyip geride kalmalarıdır” sözlerine yer veriyor. UĞUR AKAGÜNDÜZ

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.