Hava Durumu

#Edirne Sarayı

Batı Ekspres - Edirne'nin Haber Sitesi - Edirne Sarayı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Edirne Sarayı haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Yerel Tarih Grubunda Edirne Sarayı Konuşuldu Haber

Yerel Tarih Grubunda Edirne Sarayı Konuşuldu

Edirne Yerel Tarih Grubu, bu haftaki toplantısında Edirne Sarayı’nı ele aldı. Trakya Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü’nden Prof. Dr. Gülay Apa Kurtişoğlu’nun konuşmacı olarak katıldığı program saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan toplantıda Prof. Dr. Kurtişoğlu, Edirne Sarayı’nın mimari özellikleri ve kent kültürüne katkısı hakkında sunum yaptı. Kurtişoğlu sunumunda Edirne sarayının 1450 yılında inşasının başladığını belirterek; “Sultan II. Murat tarafından 1450 yılında inşası başlanıyor ve arkasından da vefatı üzerine Fatih Sultan Mehmet tarafından inşaat süreci devam ettiriliyor. Fakat burada bir parantez açmak istiyorum. Genel olarak büyük bir çoğunluğunda, güncel yayınlarda bu şekilde geçiyor, II. Murat’ın inşaat sürecini başlattığıyla ilgili. Fakat dönemin kaynaklarını taradığınız zaman aslında bu konuyla ilgili detaylı bilginin verilmediğini görüyoruz. Sultan II. Murat bir köşk inşa ettirmiş ama Tunca kıyılarında olduğuyla ilgili de bilgi var her kaynakta geçmemesine rağmen. Ama üzerinde düşündüğümüz zaman Edirne Sarayı büyük bir devlet sarayı. Fakat II. Murat'ın dönemin henüz devletleşme sürecinin tamamlandığını söylememiz mümkün değil. Zaten II. Mehmet’in tahta geçmesi sonra tekrar II. Murat’ın tahta geçmesi süreçleri var. 1451 yılına geldiğimiz zaman zaten II. Murat biraz da inzivaya çekilme, dinlenme moduna girmiş bir padişah gibi görünüyor. Fatih Sultan Mehmet'in ne kadar entelektüel bir padişah olduğu da ortada. Devletleşme süreci açısından baktığımız zaman aslında II. Murat'ın inşa ettirdiği köşk gerçekte Edirne Yeni Sarayı'nın temelini teşkil ediyordu” dedi. ŞENER ŞENTÜRK

Edirne’de 93 Harbi, Edirne ve Cumhuriyet Anlatıldı Haber

Edirne’de 93 Harbi, Edirne ve Cumhuriyet Anlatıldı

Edirne Belediyesi Kent Müzesi tarafından Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlenen “93 Harbi, Edirne ve Cumhuriyet” konulu konferans, tarih meraklılarının katılımıyla gerçekleştirildi. Trakya Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ferdi Ertekin’in konuşmacı olduğu programda, Osmanlı-Rus Harbi sonrasında yaşanan siyasal dönüşüm süreci Edirne merkezli olarak değerlendirildi. “EDİRNE’DE YAŞANAN OLAYLARI ELE ALACAĞIZ” Konferansta konuşan Doç. Dr. Ferdi Ertekin, “Bugün Osmanlı-Rus Harbi’ni merkeze alarak Osmanlı İmparatorluğu’nun mutlakiyetten meşrutiyete, ardından yeniden mutlakiyete ve sonrasında meşrutiyete geçiş sürecini özellikle Edirne’de yaşanan olaylar üzerinden ele alacağız. Bu çerçevede Edirne’nin rolünü vurgulayacak, Edirne Sarayı’nın havaya uçurulması hadisesine değineceğiz. Ardından 2. Abdülhamid dönemindeki gelişmeleri kısaca ele alıp İkinci Meşrutiyet’in ilanına geleceğiz. İkinci Meşrutiyet’ten sonra Türk tarihini derinden etkileyen önemli bir olay olan 31 Mart Vakası’na geleceğiz. Hareketi bastırmak için Rumeli’de toplanan 2 ve 3’üncü ordunun İstanbul kuşatmasına değineceğiz. Yeşilköy’deki 2 hadise arasındaki benzerliği konuşacağız. Rus ordusu Yeşilköy’e kadar gelecek ve hareket ordusu da bu köye gelecek ve karargâh kuracak. Yeşilköy Yat Kulübü’nde Milli Meclis kurulacak ve burada 2. Abdülhamit tahttan indirilecek ve yerine 5. Mehmet Reşad geçirilecek. Burada asıl vurgulayacağımız nokta, bu sürecin Cumhuriyet’e giden yolun benzerliklerini ortaya koymak. Bunlardan biri Edirne’nin rolü, diğeri ise Yeşilköy’ün tarihi değeri” dedi. “EDİRNE SARAYI BÜYÜK ÖLÇÜDE YIKILDI” Edirne Sarayı hakkında konuşan Ertekin, “Gazi Osman Paşa 145 gün olağan üstü bir müdafaa gerçekleştiriyor ama Plevne düşüyor. Bu süreç, Dünya askerî tarihine geçiyor. Savaş kaybedildiğinde bütün ordu silahsızlaştırıldı fakat Rus çarı tarafından Gazi Osman Paşa’ya kılıcı iade edilmiş ve saygı ile esir alınmıştır. Plevne’nin düşmesiyle birlikte Rus ordusunun önünde ciddi bir engel kalmamış, Balkan Dağları’nı aşarak Edirne’ye doğru ilerlemiştir. Ancak Osmanlı ordusu bu süreçte büyük ölçüde tükenmiştir. Edirne Sarayı’nda bulunan cephanelerin düşman eline geçmemesi için o zamanın valisi tarafından bir karar alındı ve cephaneler patlatılmıştır. Bu patlama sonucunda Rus ordusunun mühimmat elde etmesi engellenmiş, Edirne Sarayı büyük ölçüde yıkılmıştır. Bugün görülen kalıntılar bu olayın sonucudur. Yani Edirne Sarayı’nın yıkılması, düşmanın eline silah geçmemesi için alınmış askerî bir kararın neticesidir. Şu anda da Rıfat Osman’ın çizdiği şeylerle ihyası devam ediyor” ifadelerini kullandı. MERT ERİŞKİN

Döleneken; “UNESCO’nun Böyle Bir Derdi Yok” Haber

Döleneken; “UNESCO’nun Böyle Bir Derdi Yok”

Edirne’de Selimiye Camii ve Külliyesi’nin UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne dahil edilme sürecinde Alan Başkanlığı görevini yürüten, Şehir Plancısı ve Edirne Belediyesi eski Başkan Yardımcısı Namık Kemal Döleneken, basın mensupları ile bir araya gelerek Selimiye Camii, Kırkpınar Er Meydanı ve kent gündemi ile ilgili açıklama yaptı. Edirne’yi Tanıtma ve Turizm Derneği (ETTDER) toplantı salonunda düzenlenen toplantıda Döleneken ayrıca Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından Atatürk Bulvarı üzerinde kazı çalışması yapıldıktan sonra temeli ortaya çıkarılan Kadirhane Tekkesinin etrafını çeviren panellere ait ayakların, bölgede yürüyen insanlara olumsuz etkisiyle ilgili de konuştu. “VAKIFLAR BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ ÖZÜR DİLEMELİ” Döleneken, 4 ay önce Kadirhane Tekkesinin önündeki kaldırımda yürürken etrafını çeviren korumalıkların ayaklarına takılarak düşmesi sonucu diz kapağının kırıldığını açıklarken; “Panellerin ayakları kaldırıma uzatılmış. Ben de orada yürürken bunlara takılarak düştüm. Burası Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nün sorumluluğunda. Panellerin ayaklarını içeriye doğru yapsalardı bu kazayı yaşamayacaktım. Maddi ve manevi çok sıkıntı yaşadım. Tazminat davası açmayı düşünmüyorum ama bu şehirde yayalara ait alanlarda güvenle yürünmesi için kıvılcım olsun istiyorum. Vakıflar Bölge Müdürlüğü, benden ve Edirne’den özür dilemeli. Bunu yapmazlarsa bu konuyu mesele edeceğim. Yaya kaldırımlarının yayalar için daha güvenli olması için çaba göstereceğim” ifadelerini kullandı. “SELİMİYE’DE DE SARAY’DA DA NE YAPILDIĞINI AÇILIŞTAN SONRA GÖRECEĞİZ” Selimiye Camii’nin restorasyon çalışmalarında ana kubbesinde yapılmak istenen ve mahkeme süreci ile birlikte iptal edilen çalışmanın rafa kaldırıldığını söyleyen Döleneken; “Tartışmanın işe yaradığını gördük. Bu tür sorunların ortaya çıkmasının bir nedeni de bizdeki gizli iş yapmadır. Kapalı kapılar ardında yapıp bir açılışla her şeyi bitirdiğimizi sanıyoruz. Dünyada böyle değil. Selimiye gibi bir şaheseri restore edecekseniz, birincisi acele etmezsiniz. Gerekirse 10-20 sene sürer. Önemli olan doğru işler yapılması. Biz Edirne’de sarayda da Selimiye’de de ne yapıldığını ancak açılıştan sonra göreceğiz” dedi. “TURİZME KATKISI YÜZDE 100 OLACAKTIR” Döleneken, Edirne Sarayı yeniden yapımı ve Saraçlar Caddesi’ndeki Sokak Sağlıklaştırma Projesi ile ilgili tartışmalar olabileceğini belirterek; “Yapılan işi çok önemli buluyorum. Hem Saraçlar Caddesi’nde hem de Edirne Sarayı’nda yapılanlar turizm amaçlıdır. Bunların teknik olarak değeri yüzde 100 olmasa da turizme katkısı yüzde 100 olacaktır. Çünkü bu şehir, turizm ile yaşamaya çalışan bir şehir” sözlerine yer verdi. “BEYAZ IŞIKTA SELİMİYE’Yİ ALGILAMA ŞANSI OLMUYOR” Selimiye Camii’nin beyaz ışıkla ışıklandırılması ile ilgili konuşan Döleneken; “Beyaz ışık Batı’da hiç yok. Ben Suudi Arabistan’da beyaz ışık kullanıldığını gördüm. Ama Selimiye’de caminin yapısı çok önemli. İlk defa görenler sarsılıyor. Gece de doğru aydınlatıldığında çok etkileyici oluyor. Bu ışığı yaptığın zaman binayı algılama şansın kalmıyor. Bir ışık topu göreceksiniz. Bu konular keşke deneme, test aşamasında değil de biraz daha geniş konuşulabilseydi. Umarım bu konuda da bir daha düşünme imkanları olur. Sonuçta ışık değiştirilmesi zor bir şey değil” dedi. “KÖTÜ BİR YAPIYI SAVUNMANIN BİR ANLAMI YOK” Döleneken, Edirne Sarayı’nın yapımı ile birlikte Sarayiçi’ndeki Kırkpınar Er Meydanı’nın taşınması tartışmaları ve Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nin UNESCO’dan çıkarılabileceğine dair iddiaları da cevaplarken; “UNESCO’ya giren Kırkpınar Yağlı Güreşleri değildir. UNESCO’ya giren Kırkpınar Yağlı Güreşleri Festivali’dir. Şimdiye kadar aşağı yukarı bütün belediye başkanları ‘Panayır olmaktan çıkaracağız’ dedi. Aslında panayır kötü bir şey değil. Kırkpınar da geleneksel olduğu için Somut Olmayan Kültür Mirası Listesi’ne girdi. O yüzden önemli olan festivalin özelliğinin ruhunu korumaktır. Güreşin içindeki ritüellerin hepsi onun parçalarıdır. Bunlardan bir bölümünü çıkarırsan tartışma konusu olur. Sonuçta UNESCO ile ilgili alanı da etkiler. Kırkpınar’ın yapıldığı yer, Kırkpınar’ın vazgeçilmez ögelerinden değil. Su basan bir alanı, Sarayın Has Bahçesi olduğu açık olan bir alanı, sadece taşkınlardan dolayı ciddi bir bilimsel araştırma alanı olabilecek bir alanı kullanıyorsun ve kötü bir yapı. Mutlaka çok daha büyük ve iyisini yapmak lazım. Böyle bir yerdeki ısrarın çok anlamlı olduğunu düşünmüyorum. UNESCO’nun da böyle bir derdi yok. Sadece oradaki kötü bir yapıyı savunmanın bir anlamı yok” diye konuştu. UĞUR AKAGÜNDÜZ

İba’dan Yerel Yönetime: “Verdiğiniz Sözü Tutun” Haber

İba’dan Yerel Yönetime: “Verdiğiniz Sözü Tutun”

AK Parti Edirne İl Başkanlığı tarafından düzenlenen kahvaltı programında parti teşkilatı basın mensupları ile bir araya geldi. Programa AK Parti Edirne İl Başkanı Belgin İba, AK Parti Edirne Merkez İlçe Başkanı Engin Makak, AK Parti Edirne İl Başkan Yardımcısı Aydoğan Akıncı, AK Parti Edirne Gençlik Kolları Başkanı Barış Gündoğdu ve AK Parti Edirne Kadın Kolları Başkanı Yıldız Yeşilyurt katıldı. Kahvaltının ardından açıklamalarda bulunan AK Parti Edirne İl Başkanı Belgin İba, 2025 yılını değerlendirerek hem merkezi hükümetin Edirne’de hayata geçirdiği projelere hem de yerel yönetimin çalışmalarına değindi. “HEYECANIMIZ VE EDİRNE SEVDAMIZ DEVAM EDİYOR” 2025 yılını geride bıraktıklarını belirten İba, geçtiğimiz dönemde belediye başkan adayı olduğunu hatırlatarak; “O gün hangi heyecan ve azimle çalıştıysak bugün de aynı heyecanla çalışıyoruz. Sonuç ne olursa olsun hayallerimiz ve Edirne’ye olan sevdamız baki” dedi. Edirne’de adeta bir hizmet rüzgarı estiğini söyleyen İba, Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve valiliğin desteğini her zaman yanlarında hissettiklerini vurguladı. Şehrin dört bir yanında önemli ihya çalışmalarının sürdüğünü ifade eden İba, Selimiye Camii’nin Ramazan ayında açılmasının planlandığını, Edirne Sarayı Master Planının ise neredeyse yarısının tamamlandığını söyledi. “TARİHİ VE KÜLTÜREL ESERLER İHYA EDİLİYOR” Gazimihal Hamamı’nda sona gelindiğini belirten İba, Şükrüpaşa Anıtı, Mahmudiye Kışlası, Manyas Karakolu, Kunduracılar Çarşısı ve Saraçlar Caddesi’nde yürütülen çalışmaların Edirne’ye değer kattığını ifade etti. İba, “Saraçlar Caddesi şehrimizin kalbi. İki gün önce oradaydık, inanılmaz güzel olmuş. Muradiye Camii’nde de çalışmalar titizlikle sürüyor” diye konuştu. ULAŞIM VE GENÇLERE YÖNELİK PROJELER Çerkezköy–Kapıkule hızlı tren hattının önümüzdeki aylarda devreye alınacağını belirten İba, merkez gar binasındaki çalışmaların tamamlanmasının ardından bu hatta test sürüşlerinin de 2026 yılı içerisinde yapılacağını söyledi. Gençlere yönelik yatırımlara da değinen İba, Edirne genelinde 40’tan fazla halı saha yapıldığını ifade etti. Vali Yunus Sezer’in çalışkanlığına dikkat çeken İba, AK Parti Edirne Milletvekili Fatma Aksal’ın da Ankara’da her zaman destek verdiğini belirterek; “Bakanlıklarımız ve Cumhurbaşkanımız Edirne için gittiğimiz hiçbir talepte bizi kırmadı” dedi. “YERELDE AYNI SORUNLAR DEVAM EDİYOR” Yerel yönetimi eleştiren Belgin İba, Edirne’nin 20-30 yıl önce yaşadığı sorunların bugün de devam ettiğini savundu. Vatandaşların bu durumdan şikayetçi olduğunu sahada net bir şekilde gördüklerini dile getiren İba; “Arşivlere baktığımızda geçmişte verilen seçim vaatleriyle bugünküler arasında hiçbir fark yok. Aynı vaatler, aynı çözümsüzlük” ifadelerini kullandı. “YA VAAT VERMEYİN YA DA YAPIN” Polemik yaratmak gibi bir dertleri olmadığını vurgulayan İba, sözlerini şöyle tamamladı; “Bizim derdimiz Edirne’ye hizmet etmek. Diyoruz ki; ya seçim vaadi olarak bunu vermeyin ya da verdiyseniz sözünüzde durun ve yapın. Biz bunların takipçisi olacağız. Hizmet yerelde başlar. Kim ne derse desin bu gerçeği bilmek lazım.” HİLAL PEKER

Edirne Saray’ı 2027 Yılında Açılacak Haber

Edirne Saray’ı 2027 Yılında Açılacak

Milli Saraylar Başkanlığı tarafından 3 yıl önce başlatılan Edirne Sarayı ihya çalışmalarında büyük bir eşik aşıldı. Dört ana etap halinde yürütülen master planın yüzde 50’si tamamlanırken, Osmanlı’nın görkemli mirası yeniden gün yüzüne çıkıyor. Deprem, yangın ve savaşlar nedeniyle ağır tahribat alan saray yerleşkesinde çalışmalar, Milli Saraylar Bilim Kurulu rehberliğinde yaklaşık 300 kişilik uzman bir ekiple sürdürülüyor. İŞTE DEV PROJEDE ÖNE ÇIKAN DETAYLAR CİHANNÜMA KASRI YÜKSELİYOR Sarayın en ikonik yapısı olan 6 katlı kasırda sona gelindi. 46,20 metre yüksekliğe ulaşacak yapı, kule bölümündeki Cihannüma Odası ve tamamlanan ahşap doğramalarıyla şehir siluetindeki yerini almaya hazırlanıyor. SURLAR VE AVLULAR BELİRGİNLEŞTİ Kum Meydanı ve Matbah-ı Amire çevresinde toplam 550 metrelik avlu duvarı, özgün temelleri üzerinde yeniden ihya edildi. ARZ ODASI VE KUM KASRI İkinci avludaki bu kritik yapılar, beden duvarlarının tamamlanmasıyla görünür hale geldi. Arz Odasını çevreleyen ahşap sütunlu revaklar bitirilirken tezyinat işleri devam ediyor. MAHMUDİYE KIŞLASI MÜZE OLUYOR Bir dönem cezaevi olarak kullanılan kışla, 20 bin metrekarelik kapalı alanıyla dev bir müze ve kongre merkezine dönüştürülüyor. Burada Edirne Sarayı’na ait eserler sergilenecek. Restorasyon, kazı ve çevre düzenlemesinin eş zamanlı yürütüldüğü proje tamamlandığında, Edirne Sarayı sadece bir müze değil, yaşayan bir tarih kompleksi olarak turizme kazandırılacak. Milli Saraylar İdaresi Başkanı Dr. Yasin Yıldız, Edirne Sarayı’nda yürütülen çalışmaların 2027 yılında tamamlanacağını açıkladı. ŞENER URFA

Rifat Osman, Sarayiçi’nde Toplu Mezarı Yazmış Haber

Rifat Osman, Sarayiçi’nde Toplu Mezarı Yazmış

Edirne Valisi Yunus Sezer’in geçtiğimiz günlerde yaptığı basın açıklamasında, Edirne Sarayı’nın ihya çalışmalarındaki kazılarda, Balkan Savaşları’nda şehit düşen askerlere ait toplu mezarların bulunduğunu söylemesi, kentte birçok kesimin dikkatini çekti. " Vali Sezer’in gündeme getirdiği toplu mezarları Edirne tarih yazarı, ressam, hekim, mimar Tosyavizade Dr. Rifat Osman’ın birebir şahit olarak eserinde yazdığı ortaya çıktı. Osman, Edirne Valiliği Kültür Yayınları tarafından yayımlanan ve Yrd. Doç. Dr. Ratip Kazancıgil tarafından günümüz Türkçesi’ne çevrilen Edirne Rehnüması (Edirne Şehir Kılavuzu) adlı eserinde, Sarayiçi’nde yaşananları “facia” olarak nitelendirirken; bölgede tutsak edilenlerin gömüldüğü toplu mezarı gördüğüne yer vermesi dikkat çekti. “İÇİNDE CESETLER GEÇEN TUNCA SUYUNDAN İÇTİM” Osman, eserinin “Balkan Harbinde Edirne” adlı başlığının “Tartışma” bölümünde, Sarayiçi mevkiinde Bulgarlar tarafından yapılanları gördüğünü belirterek; “Ben, o ağaçların altında bir asker tabibi olduğum halde 4 gün ekmek görmedim ve yalnız içinde cesetler geçen Tunca suyundan içtim. Sarayiçindeki tutsak erlere değil, subaylara bile bir şey verilmedi. Fransa’da öğrenim yapmış bir Bulgar tabibi bana bir kutu sigara verdiği için binbaşısı tarafından azarlandı ve kutu geri alındı. Tutsak erler, dediğiniz gibi ağaç kabuklarını ateş yakmak için değil, yemek için kopardılar. Yediler ve öldüler” ifadelerine yer veriyor. “SARAYİÇİ’NDE CESETLERİ TAŞ SÜTUNUN YANINA GÖMDÜRDÜLER” Osman, dizanteri nedeniyle bölgede tutsak olan birçok kişinin hayatını kaybettiğini ifade ederken; “Dizanteri o kadar korkunç sayıda ölüme neden oldu ki Bulgarlar kolera vardır diye kaçtılar, yalnız köprü başlarında nöbetçi bıraktılar. Halbuki hastalık, açlık üzerine soğuktan ileri geliyordu. Nihayet, 3 gün sonra verilen yeşil küflü, taş gibi peksimetler ve ona benzer ekmekleri ise yiyen zehrinden, yemeyen ise açlıktan öldü. Sarayiçi faciasına merkez asker hastanesi tabipleri 22 günde son vererek her gün Sarayiçi’ne gidip muayene yaptıkça 5’er, 10’ar hastaneye kaldırdılar. Sarayiçi’nde tutuklu hasta erleri hastaneye yatıracak yer olduğu ve Mart’ın soğuk günlerinde Sarayiçi’nin yaş çayırları üzerinde etrafı açık çadırlarda yatmalarının uygun olmayacağı hatırlatıldığı halde hastaneye götürülmelerine Bulgar komutanı izin vermemiştir ve Sarayiçi’nde açıkta kalan çıplak cesetleri de oradaki taş sütunun yanına gömdürdüler” dedi. “YAYLIM ATEŞİYLE KATLEDİLDİLER” Osman, eserinde hasta ve yaralı erler ile subayların sayısı ile ilgili de bilgi verirken; “Kalenin düşüşünde ve düşüşünden sonra Edirne Merkez Asker Hastanesi’nde bulunan hasta ve yaralı erler ve subaylar 1270’i aşkın idi. Hastane tabipleri ise öbür tutsaklar gibi Bulgaristan’a gönderilmeyip hastalarını tedavi için hastanede bırakılmışlardır. R. 17 Nisan 1329-M. 1913/1914 tarihinde Edirne Askeri Mevki baştabibi binbaşı Gospodin Kiryakof, yanında birkaç Bulgar askeri tabibi olduğu halde hastane koğuşlarını gezerek nekâhat (iyileşme) döneminde bulunan erlerden 72 kişiyi çıkartmış ve bunlar, Bulgar erlerinin gözetiminde, hastane civarında Tunca nehri kenarından Bulgaristan’a gönderilmek üzere götürüldükleri sırada, adı geçen Bulgar erleri tarafından açılan bir yaylım ateşi ile 20’den fazlası katledilip soyulmuşlardır. Bu biçare sakat erlerin idam nedenleri de yürüyemeyip geride kalmalarıdır” sözlerine yer veriyor. UĞUR AKAGÜNDÜZ

“Selimiye’nin UNESCO’dan Atılma Tehlikesi Kalktı” Haber

“Selimiye’nin UNESCO’dan Atılma Tehlikesi Kalktı”

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Mimarlar Odası Edirne İl Temsilciliği, Mimar Sinan’ın ustalık eseri Selimiye Camii’nde devam eden restorasyon sürecinde tartışmalara neden olan ana kubbedeki kalem işi bezemeleri ile ilgili başlatılan hukuki süreç konusunda açıklama yaptı. Mimarlar Odası Edirne İl Temsilciliği Yönetim Kurulu Başkanı Atilla Ergin ve Yönetim Kurulu Üyeleri, oda toplantı salonunda gerçekleştirdikleri basın açıklaması ile İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesi’nin, UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alan Selimiye Camii’nin restorasyon sürecine ilişkin TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi tarafından açılan davasının sonucunu açıkladı. “ODAMIZIN VE HALKIMIZIN İSTEĞİ DOĞRULTUSUNDA SONUÇLANDI” Ergin, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın yürütmeyi durdurma kararına yaptığı itirazın reddedildiğini belirterek; “Uzun süredir Edirne gündeminde yer alan Selimiye Camii ana kubbesi kalem işleri ile ilgili odamızca yapılan mahkeme müracaatı sonucunda, odamızın ve halkımızın isteği doğrultusunda sonuçlanmıştır. Selimiye’nin UNESCO Dünya Miras Listesi’nden atılma tehlikesi ortadan kalkmıştır” ifadelerini kullandı. “BU HALİYLE UYGULANMASINA KARAR VERİLDİ” Mahkeme gerekçesini de açıklayan Ergin; “Mahkeme gerekçesinde; caminin ana kubbe ve harim kısmındaki mevcut kalem işi bezemelerinin yaklaşık 200 yıllık bir geçmişe sahip, nitelikli birer tarihi belge olduğu, 16’ncı yüzyıldaki özgün bezemelere dair ise somut bir çizim veya kanıt bulunmadığını vurgulayarak, eldeki somut katmanın varsayımlar üzerine yok edilmesinin restorasyon etiğine ve koruma kuramına aykırı olduğunu belirtti. Sonuçta bu haliyle uygulanmasına karar verilmiş oluyor. Daha önce yürütmeyi durdurma kararı verilmişti. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın yürütmeyi durdurma kararına verdiği itirazla beraber açılan dosyada olay sonlandırılmış oldu. Çok sevinçliyiz. Hepimize hayırlı olsun” dedi. “AÇILDIĞINDA NELERİN YAPILIP YAPILMADIĞINI GÖRECEĞİZ” Ergin, Selimiye Camii’nin restorasyonunun sona doğru yaklaştığını da söylerken; “Restorasyon da bitmek üzere. Bittikten sonra Selimiye hem ibadete hem de ziyarete açılacağı için nelerin yapılıp yapılmadığını göreceğiz. Ama restorasyonu gerekliydi. Sadece restorasyon projelerinin hazırlanması 2 yıl sürmüştü. Restorasyonu da yaklaşık 2 senedir sürüyordu. 4 senelik bir sürecin sonuna gelindi. Şehrimiz için iyi bir adımdı. Onun paralelinde birçok tarihi binalarımızın, sivil mimari yapılarımızın restorasyonu da sürüyor. Edirne’nin bir tarih kenti olduğu daha somut olarak görünüyor. Edirne Sarayı rekonstrüksiyon olarak yeniden yapılma sürecinde. Sarayiçi Er Meydanı dediğimiz güreş alanı Sarayiçi’nden kaldırılarak, tavuk ormanı ile birlikte sarayın iç bahçesi olarak değerlendirilmesi söz konusu. Bunlar Edirne’nin tarihi geçmişini yeniden canlandıracağı için büyük turist çekecek. Edirne kültürel kimlikteki yerini daha sağlamlaştırarak korumaktadır. Bu konuda emeği geçen başta Sayın Valimiz olmak üzere belediye başkanımıza ve emeği geçen yöneticilerimize teşekkür ederiz” sözlerine yer verdi. UĞUR AKAGÜNDÜZ

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.