Hava Durumu

#Enerji

Batı Ekspres - Edirne'nin Haber Sitesi - Enerji haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Enerji haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Kırklareli'nin "Sultanları" Gündelik Yaşamın Stresini Sahada Atıyor Haber

Kırklareli'nin "Sultanları" Gündelik Yaşamın Stresini Sahada Atıyor

İlçe Gençlik ve Spor Müdürü Adnan Tayfun’un öncülüğünde bir araya gelen kadınlar, "Pavlinin Sultanları" voleybol takımını kurdu. Öğretmen, hemşire, bankacı ve esnaflardan oluşan grup, haftanın belirli günlerinde mesai bitiminin ardından spor salonunda buluşuyor. Kadınlar, antrenör eşliğinde çalışmalarını sürdürürken, kurdukları voleybol takımı sayesinde iş stresinden uzaklaşıyor, hem zinde kalıyor hem de çocuklarını spora teşvik ediyor. "Pavlinin Sultanları", bugüne kadar 7 müsabakaya katıldı ve çeşitli dereceler elde etti. Aslı Hoşgör: "Biz çok mutluyuz" Takımın kurulmasına öncülük eden memur Aslı Hoşgör, yaptığı açıklamada, spor sayesinde zinde kaldıklarını ve fiziksel aktiviteye dikkat çektiklerini söyledi. Takımı kısa sürede kurduklarını ve 4 gün içinde ilk karşılaşmaya çıktıklarını ifade eden Hoşgör, antrenmanlara severek katıldıklarını belirtti. Spor yaparak fazla kilolardan kurtulduklarını anlatan Hoşgör, çocuklara da örnek olduklarını kaydetti. Tüm vatandaşları spor yapmaya davet eden Hoşgör, "Tabii daha da büyümek isteriz. Bundan sonra katıldığımız müsabakalarda birincilikler elde etmek istiyoruz. Takımda 12 kişiyiz. Haftanın 2 günü çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Biz çok mutluyuz." dedi. Almanca öğretmeni Feyzan Günaçtı da 4 yıldır ilçede görev yaptığını belirterek, spor sayesinde kadınlarla bir araya geldiğini ifade etti. Kadınlar tarafından böyle bir takım kurulacağını duyduğunda çok heyecanlandığını dile getiren Günaçtı, antrenman günlerinde ayrıca mutlu olduklarını vurguladı. Günaçtı, takım sayesinde kentin farklı ilçelerinde düzenlenen faaliyetlere katıldıklarını sözlerine ekledi. Rüya Rahime Çay: "Spor bizim enerjimize enerji katıyor" Rüya Rahime Çay ise sporun insan sağlığına faydasını çok iyi anladığını söyledi. Antrenmanlara koşarak geldiğini anlatan Çay, "Spor bizim enerjimize enerji katıyor. Bizim için hem bir motivasyon kaynağı oluyor hem de stresimizi atıyoruz. Günün stresini burada atıyoruz. Gayet de güzel eğleniyoruz." dedi. Spor sayesinde hayata bakış açısının değiştiğini vurgulayan Çay, çocuklara da güzel örnek olmanın gururunu yaşadığını dile getirdi. Öğretmen Sinem Akbaş da topluma örnek olmak amacıyla voleybol takımı kurduklarını anlattı. Spor sayesinde ilçenin adını duyurduklarını ifade eden Akbaş, "Biz kadınlar olarak her şeyi başarabiliriz. Bölge şampiyonluğu hedefliyoruz. Biz çalışmaya başlayınca çocuklarımız da heveslendi. Basketbol ve voleybol oynayan çocuklarımızın sayısı arttı." diye konuştu. Sporla birlikte yaşam kalitelerinin arttığını anlatan Akbaş, sosyalleştiklerini de dile getirdi.

O Projelere Onay: Uzunköprü’ye Toplam 29 Rüzgar Türbini Haber

O Projelere Onay: Uzunköprü’ye Toplam 29 Rüzgar Türbini

Edirne’nin Uzunköprü ilçesi ile Tekirdağ’ın Malkara ve Hayrabolu ilçelerinde planlanan 2 ayrı Depolamalı Rüzgar Enerji Santrali (DRES) projesi ile ilgili karar açıklandı. Edirne’nin Uzunköprü ilçesine bağlı Turnacı köyü ve Tekirdağ’ın Hayrabolu ilçesine bağlı Karabürçek ve Kabahöyük mahalleleri sınırları içerisinde, Entek Elektrik Üretim A.Ş. tarafından yapılması planlanan ve 10 türbinden oluşan Mursallı DRES projesi ile Edirne’nin Uzunköprü ilçesine bağlı Maksutlu, Kırköy, Dereköy, Süleymaniye, Hasanpınar, Karabürçek, Yağmurca, Çavuşlu, Beykonağı ve Tekirdağ’ın Malkara ilçesine bağlı Doğan ve Mestanlar mahalleleri sınırları içerisinde, Etkili Enerji Ticaret A.Ş. tarafından yapılması planlanan ve 33 türbinden oluşan Babaeski DRES projelerine “ÇED olumlu” kararı verildi. TOPLAM 43 TÜRBİN KURULACAK ÇED İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü tarafından yapılan duyurularda, 2 projenin de ÇED raporunun incelendiği ve Bakanlık tarafından “ÇED olumlu” kararlarının verildiği belirtilirken; 2 proje ile bölgeye toplam 43 rüzgar türbini ve enerji depolama tesislerinin kurulmasına onay verildi. 33 TÜRBİNDEN 27’Sİ UZUNKÖPRÜ KÖYLERİNE 33 rüzgar türbini ve enerji depolama tesisinden oluşan Babaeski DRES projesinin nihai ÇED raporuna göre; türbinlerin toplam kurulu gücü 146 MWm / 125 MWe olacak. Üretilen ve depolanan elektrik enerjisi 154 kV hat ile Uzunköprü Havza Trafo Merkezi’ne bağlanarak ulusal enterkonnekte sisteme verilecek. Trakya Alt Bölgesi Ergene Havzası 1/100.000 Ölçekli Revizyon Çevre Düzeni Planı üzerinden yapılan tespitlere göre proje alanı, orman alanı ve tarım alanı gösteriminde yer alıyor. Rapora göre; 33 rüzgar türbininden 6’sı Malkara, 27’si ile Uzunköprü’ye bağlı köy ve mahalle sınırları içinde yer alacak. 10 TÜRBİNDEN 2’Sİ UZUNKÖPRÜ’DE KURULACAK 10 rüzgar türbini ve enerji depolama tesisinden oluşan Mursallı DRES projesinin nihai ÇED raporuna göre ise türbinlerin toplam kurulu gücü 72 MWm / 72 MWe olacak. Üretilen ve depolanan elektrik enerjisi, 154 kV hat ile yeni tesis edilecek Uzunköprü Havza Trafo Merkezi’ne bağlanarak ulusal enterkonnekte sisteme verilecek. Trakya Alt Bölgesi Ergene Havzası 1/100.000 Ölçekli Revizyon Çevre Düzeni Planı üzerinden yapılan tespitlere göre proje alanı içerisinde orman alanı, tarım alanı, yeraltı suyu besleme alanı, karayolu, kırsal yerleşim alanı gösterimleri yer alıyor. Rapora göre; 10 türbinden 2’si Uzunköprü, 8’i Hayrabolu ilçesi köy ve mahallelerinde kurulacak. UĞUR AKAGÜNDÜZ

TREDAŞ’ın Trakya’daki Toplam Yatırımı 2030’a Kadar 60 Milyar TL’ye Ulaşacak Haber

TREDAŞ’ın Trakya’daki Toplam Yatırımı 2030’a Kadar 60 Milyar TL’ye Ulaşacak

Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ illerinde yaklaşık 1,4 milyon aboneye hizmet veren Trakya Elektrik Dağıtım A.Ş. (TREDAŞ), Elektrik Dağıtım Hizmetleri Derneği (ELDER) tarafından düzenlenen organizasyonda gelecek vizyonunu aktardı. Şirket, dijitalleşen şebeke yönetimi ve yapay zekâ tabanlı operasyonel süreçlerinin yanı sıra, bölge ekonomisine katma değer sağlayacak yatırım hedeflerini de paylaştı. TREDAŞ, özelleştirme sürecine dahil olduğu 2012 yılından 2025 yılı sonuna kadar Trakya genelinde toplam 30 milyar TL tutarında yatırım gerçekleştirdi. 2026 yılı için 6 milyar TL bütçe ayıran şirket, 2026–2030 yıllarını kapsayan 5. Tarife Dönemi planlarını da açıkladı. Bu dönemde toplam 30 milyar TL yatırım hedefleyen TREDAŞ, böylece bölgedeki toplam yatırım hacmini 60 milyar TL seviyesine çıkaracak. Trakya’da hayata geçirdikleri yatırımlarla şebeke altyapısını güçlendirdiklerini vurgulayan TREDAŞ Genel Müdürü Necati Ergin, “Önümüzdeki dönemde, artan sanayi ve yerleşim dinamiklerine paralel olarak kapasiteyi geliştirmeye devam edeceğiz. 2026–2030 döneminde planladığımız yatırımlar; arz güvenliğini artıran, kesinti sürelerini azaltan ve şebekeyi daha esnek hâle getiren bir yapıyı hedefliyor. Dijitalleşme ve veri odaklı şebeke yönetimi yaklaşımımızla yatırımlarımızı doğru noktalara yönlendiriyor, sistemimizi gerçek zamanlı izleyerek daha proaktif bir işletim modeli benimsiyoruz. Trakya’nın büyüme potansiyeline uyumlu, kesintisiz ve güvenilir bir enerji altyapısını her zaman önceliğimiz. Elbette teknolojiyi yalnızca operasyonel verimlilik için değil, sahada görev yapan ekiplerimizin güvenliğini artırmak ve müdahale süreçlerini daha etkin yönetmek için kullanıyoruz. Yapay zekâ destekli uygulamalarımız, arızaları daha hızlı tespit etmemize, etki alanını daraltmamıza ve enerji verme sürelerini kısaltmamıza katkı sağlarken, ekiplerimizin sahadaki risklerini de azaltıyor” şeklinde konuştu. TREDAŞ Genel Müdürü Necati Ergin, biyoçeşitliliğin korunmasına yönelik çalışmalara da özel önem verdiklerini ifade ederek sözlerini şöyle sürdürdü: “Çevre ve doğa odaklı projelerle kalıcı değer üretmeye odaklanıyoruz. 2020 yılından bu yana yürüttüğümüz ‘Leylek Popülasyonunu Koruma Projesi’ kapsamında, göç yolları üzerindeki elektrik direklerinde kuşların zarar görmesini önlemeye yönelik uygulamaları hayata geçiriyoruz. 2026 yılına kadar 1000 adet leylek yuvası kurduk; bakım ve kontrollerini ise drone destekli teknolojilerle düzenli olarak gerçekleştiriyoruz. Doğa Koruma ve Milli Parklar 1. Bölge Müdürlüğü iş birliğiyle, nesli tehlike altında olan Şah kartalın korunmasına yönelik çalışmalara da TREDAŞ olarak destek verdiklerini anlatan Ergin, konuşmasını şöyle sürdürdü: ”Projemizin en stratejik adımlarından biri olan “Trakya’nın Kuşlarını Halkalıyoruz” çalışması bizim için büyük önem taşıyor. Türkiye’de bir ilk olma özelliği taşıyan Şah kartal halkalama çalışması, TREDAŞ’ın sağladığı kritik destek ve vizyonla hayata geçirilerek bu türün korunmasında tarihi bir dönüm noktası oluşturdu. Proje kapsamında başta Şah kartal ve leylekler olmak üzere bölgedeki kuş türleri için güvenli güzergâhlar oluşturuyor, halkalama ve GPS ile izleme çalışmalarıyla bilimsel bir veri tabanı oluşturmayı hedefliyoruz. Geçtiğimiz yıl 47 leylek ve 11 Şah kartal halkaladığımız beş yıllık proje süresince, 500 leylek ve 100 Şah kartalın halkalanmasını planlıyoruz. İlk etapta 3 uydu vericisi (GPS) kartallara takılarak doğal yaşam koşulları incelenecek ve göç esnasındaki risk alanları belirlenecek.” Genel Müdür Ergin, sokak hayvanlarına yönelik birçok projeye de imza attıklarını ifade ederek, yaşamı birlikte paylaştığımız canlılara desteklerini sürdürdüklerini kaydetti. Ergin, projelerle ilgili şu bilgileri aktardı: “Enerjimiz Küçük Dostlarımız İçin projesi kapsamında kullanım ömrünü tamamlamış 540 adet armatürü sahipsiz hayvanlar için mama ve su kaplarına dönüştürdük; böylece sokak hayvanlarının yaşam kalitesini artırmayı ve kaynakların geri dönüşümünü sağlamayı hedefliyoruz. Yeni bir adım olarak hayata geçirmekte olduğumuz ‘Işık Veren Yuvalar’ projesiyle ise, şirket envanterinde yer alan ve ekonomik ömrünü tamamlamış elektrik dağıtım panolarını ileri dönüşüm yaklaşımıyla yeniden değerlendirerek çevresel ve toplumsal fayda üreten sürdürülebilir bir değere dönüştüreceğiz. Bu projeyle elektrik dağıtım panoları, sokak hayvanları için güvenli, dayanıklı ve korunaklı yaşam alanlarına dönüştürülerek barınma ihtiyacına kalıcı çözümler sunacak. Doğayı birlikte paylaştığımız dostlarımızın her zaman yanındayız.” HABER MERKEZİ

Üniversite Öğrencilerine 75 Milyon Liralık Fırsat Haber

Üniversite Öğrencilerine 75 Milyon Liralık Fırsat

Edirne’de özellikle Trakya Üniversitesi öğrencilerini yakından ilgilendiren “Üniversite Öğrencileri Araştırma Proje Yarışmaları” için başvuru süreci başladı. TÜBİTAK tarafından yürütülen yarışma, gençlerin bilimsel üretime katılımını artırmayı ve Türkiye’nin Milli Teknoloji Hamlesine katkı sağlamayı hedefliyor. Toplamda 75 milyon lira ödül ve 100 milyon lira malzeme desteği sunulan yarışmaya, Türkiye’de ve yurt dışında öğrenim gören tüm ön lisans ve lisans öğrencileri başvurabiliyor. Başvurular TÜBİTAK’ın TYBS sistemi üzerinden gerçekleştiriliyor. ÜÇ ASAMALI SÜREÇ Yarışma süreci üç aşamadan oluşuyor. İlk aşamada ön inceleme yapılırken, ikinci aşamada projeler ön değerlendirmeye alınacak. Final aşamasında ise en başarılı projeler belirlenerek ödüllendirilecek. Dokuz farklı kategoride gerçekleştirilecek yarışmada; akıllı şehirler ve ulaşım, bilgi ve iletişim teknolojileri, eğitim, enerji ve çevre, gıda ve tarım, makine imalatı ve otomotiv, sağlık, savunma-uzay-havacılık ile sosyal yenilikçilik ve girişimcilik alanlarında projeler değerlendirilecek. HER ALANIN BİRİNCİSİNE 100 BİN LİRA ÖDÜL Her ana alanda dereceye giren öğrencilere birincilik için 100 bin lira, ikincilik için 90 bin lira ve üçüncülük için 80 bin lira ödül verilecek. Ayrıca danışmanlara da ayrı ödüller sunulacak. Edirneli üniversite öğrencileri için önemli bir fırsat olarak öne çıkan yarışmada son başvuru tarihi 6 Nisan 2026 olarak açıklandı. Bilim ve teknoloji alanında kendini göstermek isteyen gençlerin yoğun ilgi göstermesi bekleniyor. MEHMET EFECAN HIDIROĞLU

“Ramazan’da İsraf ile Yanlış Beslenme Aynı Sofrada Buluşuyor” Haber

“Ramazan’da İsraf ile Yanlış Beslenme Aynı Sofrada Buluşuyor”

Edirne’de görev yapan Uzman Diyetisyen Kıymet Pınar Çalım, Ramazan ayında artan gıda israfı ve dengesiz beslenme alışkanlıklarına dikkat çekti. Ramazan sofralarında hem bereketin hem de bilincin olması gerektiğini vurgulayan Çalım, özellikle iftar sofralarındaki aşırı çeşitliliğin hem sağlığı hem de bütçeyi olumsuz etkilediğini söyledi. “RAMAZAN SOFRALARI BAŞKA BİR GERÇEKLE YÜZLEŞİYOR” Ramazan ayının paylaşmanın, ölçünün ve bereketin ayı olduğunu belirten Çalım, son yıllarda sofraların farklı bir tabloyla karşı karşıya kaldığını ifade etti. Çalım “Ramazan ayı; paylaşmanın, ölçünün ve bereketin ayıdır. Ancak son yıllarda Ramazan sofraları, bu anlamların yanında başka bir gerçekle daha yüzleşmemize neden oluyor: artan gıda israfı ve dengesiz beslenme” dedi. Uluslararası araştırmalara da değinen Çalım, Ramazan döneminde hane halklarının normal zamanlara kıyasla daha fazla gıda satın aldığını ve gereğinden fazla yemek hazırladığını belirterek şunları söyledi; “Özellikle iftar sofralarında yapılan aşırı çeşitlilik hem tüketilemeyen gıdaların çöpe gitmesine hem de sindirim sorunları, ani kilo artışı ve kan şekeri dalgalanmalarına yol açıyor.” “İSRAF EDİLEN HER LOKMA, BOŞA HARCANAN EMEKTİR” Çalım, Türkiye’de yapılan çalışmaların da Ramazan ayında plansız alışverişin arttığını gösterdiğini belirterek; “Sofra dolu olsun anlayışı ve porsiyon kontrolünün kaybolması gıda israfını artırıyor. Oysa israf edilen her lokma yalnızca ekonomik bir kayıp değil; aynı zamanda boşa harcanan su, toprak, emek ve enerji anlamına geliyor. Aşırı yağlı, kızartılmış ve şekerli yiyeceklerle kurulan iftar sofraları; hem mideyi yoruyor hem de ‘nasıl olsa Ramazan’ düşüncesiyle ihtiyaçtan fazla hazırlanan yemeklerin ertesi gün çöpe gitmesine neden oluyor. Oysa Ramazan, bedeni de dinlendiren bir ay olmalı” dedi. “DOĞRU BİR RAMAZAN SOFRASI NASIL OLMALI?” Ramazan’da sağlıklı ve dengeli bir sofra için önerilerde bulunan Çalım, doğru bir Ramazan sofrasının şu özellikleri taşıması gerektiğini söyledi; İftarı hafif bir başlangıçla açan, Ana yemekte porsiyonu ölçülü tutan, Sebze, protein ve tam tahılları dengeleyen, Tatlıyı her gün değil, özel günlerde tercih eden, İsraf etmeyecek kadar hazırlanan bir sofra. BAKANLIK VURGUSU VE BİLİNÇLİ TÜKETİM ÇAĞRISI Çalım, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hazırlanan Ulusal Gıda Kaybı ve İsrafı Strateji Belgesi’nde de gıda israfının önlenmesinin bireysel farkındalıkla başladığının vurgulandığını hatırlattı. “Bu farkındalık Ramazan ayında aynı zamanda sağlıklı beslenmenin de anahtarıdır” diyen Çalım, hem sağlığı korumak hem de israfı azaltmak için şu önerilerde bulundu: Alışverişe tok karnına ve listeyle çıkalım, İftar için tek ana yemek kuralını benimseyelim, Küçük porsiyonlarla başlayıp doygunluğu dinleyelim, Artan yemekleri donduralım, paylaşalım ya da ertesi gün değerlendirelim, ‘Gösterişli sofra’ yerine ‘yeterli ve dengeli sofrayı tercih edelim. HİLAL PEKER

“Istrancalarda Planlanan ve Var Olan RES Sayısı Yaklaşık 2 Bin” Haber

“Istrancalarda Planlanan ve Var Olan RES Sayısı Yaklaşık 2 Bin”

DOKU Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Göksal Çidem, 3 Mart Dünya Yaban Hayatı Günü ile ilgili açıklama yaptı. Çidem, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nun 3 Mart tarihini Dünya Yaban Hayatı Günü ilan ettiğini hatırlatırken, şu ifadeleri kullandı; “Aynı ekolojiyi paylaştığımız dağda, ormanda, suda yaşayan canlıların günü. Dünyamızda var olan canlı türlerinin yok oluşuna dikkat çekmek, korumak ve farkındalık yaratmak için 2014 yılında ilk defa kutlandı. Özellikle 3 Mart’ın yaban hayatı günü ilan edilmesi anlamlı. Çünkü, Nesli Tehlike Altında Olan Yabani Hayvan ve Bitki Türlerinin Uluslararası Ticaretine İlişkin Sözleşmesi’nin (CITES) 1973 yılında 3 Mart’ta imzalanmıştı. Ancak günümüzde azgın bir azınlığın oluşturduğu, doğadaki işgal kuvvetleri yaban hayatını yok ediyor. Yaban hayatının varlığını sürdürmeye çalıştığı yer onların dünyası; yaşam alanı. Domuzun, sincabın karıncanın, kurdun, kuşun evi. Biz ise onların evlerini başına yıkıyoruz. Bilinçsizce, acımasızca yapılan avcılık, vahşi madencilik ve plansız enerji sektörü yatırımları ile katlediyoruz. Istrancaların ortasında orman içinde kurulan RES (Rüzgar Enerji Santralleri) ve orman derinliklerinde gördüğümüz ‘dikkat kamyon çıkar’, ‘dikkat iş makinesi çıkar’ yerde gördüğümüz tabelalara rastlıyoruz. Yaban hayatının yaşam alanlarında olmaması gereken faaliyetler yaban hayatını olumsuz etkiliyor. Yaban hayatı sahipsiz. Sermayesi yok. Söz hakkı yok. Basını yok. TV si yok. İnsanoğlunun doymak bilmeyen aç gözlülüğü, vicdansızlığı onları güçsüz bırakıyor. Yaşam alanlarını savunacak güçleri yok. TV haberlerinde domuzların Kırklareli’de pazara, İstanbul’da boğaza, Bodrum’da mahalleye indiğini izliyoruz. Gitmesinde ne yapsın. Sermaye dağa çıkınca, domuzlar boğaza, mahalleye ve pazara indi. Haberlerde ve yorumlarda insanımız hala ‘buralarda ne işi var?’ diyor. Ne yapsın? Senin evini başına yıksalar, evinin içinde dinamitler patlasa, bahçende iş makinaları ve kamyonlar dolaşsa sen ne yapardın? Günlük çıkarlar uğruna yok ettiğimiz yaban hayatın mensuplarını sirklerde, akvaryumlarda ve hayvanat bahçelerinde görebiliyoruz. Ne yazık ki onlar eziyet çekerken, keyifle izlemeye devam ediyoruz. Bir anlık empati yapalım. Biz kafeste onlar tribünde. Oldukça iç acıtıcı değil mi? Bulgaristan sınırına AB mülteci göçünü önlemek için 4-5 metrelik jiletli-dikenli teller çekti. AB kendi sınırlarının güvenliği için diyor. Ancak yaban hayvanları binlerce yıldır üremek, kış uykusuna yatmak, beslenmek, su içmek ve yaşamak için kullandıkları güzergah bir anda kapatıldı. Karşıya gidemeyenlerin feleği şaştı. Sözde insan ve hayvan haklarını savunan Avrupa, Istrancalar’daki doğal yaşamı yok saydı. Mülteciler bir şekilde geçmek için yol buluyor. Ya yaban hayvanları? Doğal yaşamın ortasına AB tarafından finanse edilerek yapılan öldürücü bariyer karada ki yaban hayatını yok ediyor. Öldürüyor. AB bunu yaparken biz ne yaptık? Istrancalar tüm Palaearktik bölgenin ana kuş darboğazlarından üzerindedir. Bu nedenle, bölgede rüzgâr santralleri inşa edilmesi tüm biyocoğrafya bölgesindeki (Göçmen Kuşları) avifaunayı çok ciddi olarak etkileyerek olumsuz sonuçlar doğuracağı bilimsel raporlar ile sabit iken yüzlerce kurulan, binlerce planlanan RES var. İletim hatları kuşları yok sayarak planlanınca, leylekler ve nesli tehlike altında olan ŞAH Kartallar ölüyor. Aslında öldürülüyor. Şah Kartal Yuvalarının bulunduğu üreme ve yaşama alanları RES ile dolduruluyor. Kırklareli’de bulunan tek Küçük Akbaba yuvasının önüne RES dikmek hangi bilimsel temele dayanmaktadır.? Istrancalarda planlanan ve var olan RES sayısı yaklaşık 2 bin adet. Hepsi gerçekleşirse, kuşlara uçacak gökyüzü, konacak dal kalmayacak. Plansız yapılaşmayla zaten karada yaşayanların yaşam alanları da her geçen gün daralıyor. Ne havada, ne karada yaşama şansı bırakmadığımız yaban hayatı gününü kutlamaktansa, bir an önce onları korumak ve yaşatmak için gerekeni yapmak, insan olmanın gereğidir. Son yıllardaki düzensiz göçmen sorunu ülke ya da ülkelerin sorunu değil bütün insanlığın sorunudur. Bu sorunu doğal ve insani olmayan yöntemlerle (örneğin ülkeler birbirlerinin sınırına yüksek duvarlar, jiletli dikenli teller) çözmeye çalıştıklarında bunun diğer hayvan popülasyonlarına yansıması acımasız ve geri dönüşümsüz olabilmektedir. Bir hayvanın veya hayvan grubunun yiyecek veya eş aramak için düzenli olarak üzerinde seyahat ettiği ve komşu hayvanlar veya aynı türden gruplarla örtüşebilecek bir yaşam alanı vardır. Hayvanlar bu alanı binlerce yüzbinlerce yıldır kullanmaktadır ve bu alandaki davranışlarını hareketlerini çoğunlukla içgüdüsel olarak gerçekleştirirler, yani gen kontrollüdür. Bu alanlardaki insani faaliyetleri (yollar, otobanlar, yerleşim yerleri, sanayi aktiviteleri, ülke sınırlarını çizme-koruma amaçlı dikenli – jiletli teller, yüksek duvarlar v.b.) maalesef hayvanların yapmak zorunda oldukları bu hareketleri engeller. Sonuçta otobanlarda ezilmeler, yerleşim alanlarında, sınır boylarında yaralanmalar-ölmeler gerçekleşmektedir. Hayvanların hiçbir suçu yokken insanların bu faaliyetleri maalesef habitatlarını parçalayarak onların beslenme ve üreme faaliyetlerine zarar vermekte, o hayvan türünün popülasyonlarının izole olmasına dolayısıyla iç döllenmenin artmasına ve sonuç olarak genetik çeşitlilikte azalmaya yol açarak popülasyonlarının azalıp yok olmalarına neden olmaktadır. Son yıllarda bunu engellemek için çeşitli yöntemler uygulanmaya başlanmış ve ekolojik koridor-yeşil koridor – yaban yaşamı koridoru gibi insani faaliyetleri veya yapıları ile ayrılmış yaban hayatı popülasyonlarını birbirine bağlayan habitat alanları oluşturulmaya çalışılmakta, böylece o alanlardaki hayvan popülasyonlarının korunması amaçlanmaktadır. Türkiye-Bulgaristan sınır hattı boyunca hayvanların izledikleri rotalar ortaya çıkarılırken aktif geçiş rotalarında bu şekilde yaban yaşamı koridoru-yeşil koridor ya da ekolojik koridorlar yapılması biyoçeşitliliğimizi korumak açısından önemli bir adım olacaktır. Her canlının yaşam hakkı kutsaldır” sözlerine yer verdi. HABER MERKEZİ

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.