Hava Durumu

#Ergene Nehri

Batı Ekspres - Edirne'nin Haber Sitesi - Ergene Nehri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ergene Nehri haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Istrancalar İçin Uyarı: Ormanın Sesi, Suyun Rengi Değişti Haber

Istrancalar İçin Uyarı: Ormanın Sesi, Suyun Rengi Değişti

Birleşmiş Milletler tarafından 21 Mart Dünya Ormancılık Günü ve 22 Mart Dünya Su Günü olarak ilan edilen tarihler kapsamında yapılan değerlendirmelerde, orman ve su kaynaklarının korunmasının hayati öneme sahip olduğu vurgulandı. Ormanların oksijen üretimi, suyu filtreleme, erozyonu önleme, karbon yutak alanı olma ve yaban hayatına yaşam alanı sağlama gibi temel işlevlerinin zarar görmesinin ciddi sonuçlar doğuracağı ifade edildi. DOKU Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Göksal Çidem, Istranca Ormanları’nda yaşanan tahribata dikkat çekerek, ormanların yalnızca bir odun kaynağı ya da madencilik alanı olarak görülmemesi gerektiğini belirtti. Ormanların korunmasının su güvenliği açısından da büyük önem taşıdığına işaret eden Çidem, sağlıklı ormanların suyu filtrelediğini, yeraltı su kaynaklarını beslediğini ve sel ile kuraklığa karşı doğal bir denge unsuru olduğunu ifade etti. Açıklamada, Bulgaristan tarafındaki Istranca bölgesinin biyosfer rezerv alanı olarak korunduğu, buna karşın Türkiye tarafında ise ormanların ciddi baskı altında olduğu vurgulandı. Aynı coğrafyada yer alan Veleka ve Ergene nehirleri üzerinden yapılan karşılaştırmada, Veleka Nehri’nin temiz ve canlı bir ekosisteme sahip olduğu, Ergene Nehri’nin ise kirlilik nedeniyle canlı yaşamını büyük ölçüde yitirdiği belirtildi. Trakya’nın yüzölçümü olarak Türkiye’nin küçük bir bölümünü oluşturmasına rağmen yoğun nüfus barındırdığına dikkat çekilen açıklamada, Istranca Ormanları’nın İstanbul başta olmak üzere bölgenin su ve hava kaynağı olduğu ifade edildi. Ormanların kaybının, bölgenin ekolojik dengesini ve yaşam kaynaklarını doğrudan etkileyeceği vurgulandı. Istranca bölgesinin zengin biyolojik çeşitliliğe sahip olduğu belirtilerek, ormanların ve su havzalarının korunması için acil önlem alınması gerektiği ifade edildi. Açıklamada, bölgenin biyosfer rezerv alanı ilan edilmesi, su havzalarının kesin korunacak hassas alan olarak belirlenmesi ve toprakların tarımsal sit statüsüne alınması çağrısı yapıldı. HABER MERKEZİ

İnci, Ergene’deki Korkunç Sonucu Açıkladı Haber

İnci, Ergene’deki Korkunç Sonucu Açıkladı

Edirne'de Osman İnci Müzesi tarafından 8 Mart Dünya Kadınlar Günü etkinlikleri kapsamında Doğa, Kadın ve Ergene Karma Sergisi düzenlendi. ‎Doç. Dr. Figen Girgin'in küratörlüğünde düzenlenen sergide toplam 36 sanatçıya ait eserler yer aldı. Serginin açılış töreninde Nazende Fasıl Türk Sanat Müziği Korosu'ndan Ruşen Anıl konser verdi. Konserin ardından sergi küratörü Doç. Dr. Figen Girgin ve müze kurucusu Prof. Dr. Osman İnci konuşma yaptılar. “KARŞIMIZDA İNSANLIK MESELESİ OLARAK DURUYOR” ‎Serginin açılışında konuşan Doç. Dr. Figen Girgin, sergide kadının yanı sıra doğayı merkeze aldıklarını belirterek; “Ergene Nehri ve buradaki kirlilik de konuşmalarımızın bir başlangıcı olsun istedik. Buradaki kirlilik, çevresel bir kirlilik olmasının yanı sıra karşımızda bir insanlık meselesi olarak duruyor. Yanlış su tüketimi, tarımdaki yanlış politikalar, zirai ilaç kullanımı, tüm bunların hepsi düşünüldüğünde bunlardan ilk etkilenenler tarım işçileri oluyor. Bu tarım işçileri içinde kadın nüfusu da hiç azımsanacak gibi değil. Çeltikler fotografik ya da sinematik olarak bakıldığında çok güzel görüntüler verir ama görünmeyen bir tarafı vardır ki beline kadar suyun içine gömülüp saatlerce o suyun içerisinde dolaşan işçileri düşündüğünüzde, o sudaki kirlilik ve zirai atıkları düşündüğünüzde onlar bu sağlık riskine ilk maruz kalan kişilerden biri oluyorlar. Bu yüzden serginin odağını buraya doğru dikkat çekmek istedik. Doğanın sömürülmesini ve kadın emeğinin yok sayılmasını birbirine çok benzetiyorum. Her ikisi de besliyor, büyütüyor, yaşamın devamını sağlıyor ama ne yazık ki ‘ben buradayım’ demek için çaba sarf ediyor” ifadelerini kullandı. “LAİKLİK VE BİLİMSEL EĞİTİM KADINLARIN GELECEĞİ İÇİN ÖNEMLİ” Girgin’in ardından törende konuşan Prof. Dr. Osman İnci, kadın haklarının ve kadınların geleceği açısından laik ve bilimsel eğitimin önemini vurgularken; “Bilimsellik, eşitlik, akılcılık ve tek merkezde eğitimin yönetilmesi, ülkedeki tüm hakların, özellikle kadın haklarının en önemli ögesidir. 1857’de New York’ta kadın işçiler özellikle düşük ücret, uzun çalışma saatleri ve uygun olmayan koşullarda çalışmaktan dolayı greve giderler. Fabrikanın kapıları kapatılır ve bir yangın çıkar. 129 kadın çalışan bu yangında hayatını kaybeder. 8 Mart da bu 129 kadın için, ona özgü olarak belirlenmiştir” dedi. “KADIN CİNAYETLERİ VE ÇOCUK İSTİSMARININ ARTMASINDAN UTANIYORUM” İnci, Türkiye’de kadın cinayetleri ve çocuk istismarı oranının yükselmesinden dolayı utandığını söyleyerek; “Laik bir ülkede yaşıyorum, anayasal hakları ve laik eğitimi savunuyorum ama bu işlemlerin tümü yürürken hukukun üstünlüğünü vazgeçilmez buluyorum” sözlerine yer verdi. “COP31 TOPLANTISINA TRAKYA SULARINI GÖTÜRMELİYİZ” 2026 yılında 9-20 Kasım tarihleri arasında COP31’in Türkiye’de toplanacağını belirten İnci; “İklim değişikliğinin, suyun, havanın, doğal koşulların, rüzgarın ve dünyanın değişim süreçlerinin, özellikle susuzluğun konuşulacağı bir yıl olacak. Bunun protokol görüşmeleri İstanbul’da olacak ama asıl Antalya’da EXPO bölümünde 11 gün sürecek. Bu toplantıya Trakya sularını götürmeliyiz. Ergene’deki suyun bugün hiçbir şekilde kullanılamaz olmasını kabul edemeyiz. Trakya sularını korumak zorundayız. O nedenle COP31’e Trakya’nın iyi hazırlanması gerekiyor. Orada bunun sunulması gerekiyor. Bu, Trakya’daki sivil toplum örgütlerinin ve kent konseylerinin birinci görevi olması gerekiyor. Bunları yapabildiğimiz sürece kadın haklarına ve kadınların yaşamına saygıyı en üst düzeye getirebiliriz. Bu topraklarda onlar çalışıyor, üretiyor” dedi. ERGENE İLE ISTRANCALAR ARASINDAKİ FARKI AÇIKLADI İnci, ayrıca Ergene ile ilgili gerçekleştirdiği bir çalışmayı da açıklarken; “Doku, kanser dokusu, kan ve tırnak çalışmalarını yapan bir araştırmacı hekim olarak söylüyorum; Istrancaların köylük bölgelerinden aldığım tırnaklar ile Ergene Nehri’nin çevresinden aldığım tırnaklardaki kadmiyum, kurşun, bakır, çinko seviyesi, Istrancalardan 3 kat yüksek. Bu belgelidir ve uluslararası yayınladım. Ama bir sorumlu da ‘Bu yazdıklarınızı bizimle paylaşın’ demedi” ifadelerine yer verdi. 26 MART’A KADAR AÇIK İnci’nin konuşmasının ardından serginin açılışı gerçekleştirildi. Sergi, 26 Mart 2026 Perşembe gününe kadar ziyarete açık kalacak. UĞUR AKAGÜNDÜZ

Şadan Şimşek: “Meriç Nehri Bir Boru Hattı Değil, Yaşam Kaynağıdır” Haber

Şadan Şimşek: “Meriç Nehri Bir Boru Hattı Değil, Yaşam Kaynağıdır”

21.Dönem Edirne Milletvekili Şadan Şimşek, Meriç Nehri Endüstri Suyu Projesi hakkında yazılı bir basın bildirisi yayımladı. Şimşek, sanayiye karşı olmadıklarını ancak plansız, çarpık ve çevresel maliyetleri göz ardı eden sanayi anlayışına itiraz ettiklerini vurguladı. Trakya’nın jeolojik yapısı korunarak, ekonomik, sosyal ve kültürel açıdan sürdürülebilir bir kalkınma modelinin esas alınması gerektiğini ifade etti. Yıllar önce TEMA Vakfı başta olmak üzere sivil toplum kuruluşları, meslek odaları ve siyasi partilerle birlikte İstanbul sanayisinin Trakya’ya taşınmasının çevreyi, tarım alanlarını ve su kaynaklarını tüketeceği yönünde uyarılarda bulunduklarını hatırlatan Şimşek, bu uyarıların bilinçli şekilde görmezden gelindiğini belirtti. Bugün gelinen noktada Ergene Nehri başta olmak üzere Trakya’daki su varlıklarının kirlenme ve tükenme riskiyle karşı karşıya kaldığını dile getirdi. Şimşek, Meriç Nehri Endüstri Suyu Projesi’nin, bilimsel veriler ışığında değerlendirilmediğini savunarak, projenin su güvenliğini sağlamak yerine sorunu başka bir havzaya taşıdığını ifade etti. İklim krizi nedeniyle Meriç Havzası’nda düzensiz akış, yaz aylarında ciddi debi düşüşü ve artan kuraklık riski bulunduğuna dikkat çekti. Buna rağmen sanayi için nehirden sürekli ve yüksek miktarda su çekilmesinin planlandığını, tarımın, ekosistemin ve yerel halkın su ihtiyacının geri plana itildiğini kaydetti. Yetkililerin projeyi yeraltı sularını koruma gerekçesiyle savunduğunu aktaran Şimşek, bir havzadaki yanlış su kullanımının başka bir yüzey suyunu zorlayarak çözülemeyeceğini, bunun sürdürülebilir bir yaklaşım olmadığını söyledi. Meriç Nehri’nin sınır aşan bir su kaynağı olduğunu hatırlatan Şimşek, Bulgaristan ve Yunanistan ile paylaşılan bu nehir üzerinde uluslararası bağlayıcılığı olan bir su yönetimi planı olmadan atılacak adımların ileride diplomatik, hukuki ve çevresel sorunlara yol açabileceğini ifade etti. Açıklamada, proje kapsamında planlanan baraj, gölet ve su aktarım sistemlerinin nehir ekosistemi, tarımsal sulama, taşkın rejimi ve bölge halkının su hakkını bütüncül şekilde ele almadığına dikkat çekildi. Trakya’nın sınırlı su kaynaklarının kim için kullanılacağı sorusunu yönelten Şimşek, halkın, çiftçinin ve doğanın suyu yerine suyu yoğun tüketen sanayi modelinin korunmak istendiğini savundu. Çözümün nehirlerden daha fazla su çekmekte değil, sanayide zorunlu su tasarrufu, geri kazanım sistemleri, kapalı devre üretim ve gerçek bir su yönetimi politikası geliştirmekte olduğunu belirten Şimşek, “Meriç Nehri bir boru hattı değildir. Bir ekosistemdir, bir yaşam alanıdır, ortak geleceğimizdir” ifadelerini kullandı. Bilimi yok sayan ve halkı sürecin dışına iten anlayışı kabul etmediklerini vurgulayan Şimşek, kamuoyunu, meslek odalarını, bilim insanlarını ve yerel yönetimleri Meriç Nehri Endüstri Suyu Projesi’ne karşı ortak akıl ve kamusal sorumlulukla hareket etmeye davet etti. Açıklamasını “Su haktır, ticari meta değildir. Meriç Nehri Trakya’nındır” sözleriyle tamamladı. HABER MERKEZİ

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.