Hava Durumu

#Fay Hattı

Batı Ekspres - Edirne'nin Haber Sitesi - Fay Hattı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Fay Hattı haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Edirne'de Türkiye’nin Deprem Gerçeği Konuşuldu Haber

Edirne'de Türkiye’nin Deprem Gerçeği Konuşuldu

‎Edirne'de “Türkiye’nin Deprem Gerçeği” konulu konferans, Trakya Üniversitesi (TÜ) ev sahipliğinde gerçekleştirildi. ‎Program, üniversitenin Ayşekadın Yerleşkesi Aheste Sosyal Tesisleri’nde düzenlenirken; moderatörlüğünü TÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Eylem Bayır üstlendi. Etkinliğin konuşmacısı ise Prof. Dr. Mehmet Ali Kaya oldu. ‎“DEPREM KONUSU ÜZERİNDE ISRARLA DURMALIYIZ” ‎Açılış konuşmasını yapan Prof. Dr. Eylem Bayır, üniversitelerin yalnızca akademik çalışmalarla değil, toplumla iç içe etkinliklerle de sorumluluk üstlendiğini vurguladı. Bilim kafe etkinliklerinin halkı bilimsel konularda bilgilendirmeyi amaçladığını belirten Bayır, daha önce sağlık temalı programlar düzenlediklerini, üçüncü etkinliği ise deprem başlığıyla gerçekleştirdiklerini ifade etti. ‎Depremin hem ülke hem de toplum açısından hayati bir mesele olduğuna dikkat çeken Bayır, organizasyonda emeği geçen akademisyenlere, öğrencilere ve yönetime teşekkür ederek verimli bir etkinlik temennisinde bulundu. ‎ “SON 125 YILDA 47 BÜYÜK DEPREM” ‎Sunumunda Türkiye’nin deprem istatistiklerini paylaşan Prof. Dr. Mehmet Ali Kaya, 6,5 büyüklüğünün üzerindeki depremlerin yıkıcı etkisine dikkat çekti. Kaya, son 125 yılda bu büyüklükte 47 deprem meydana geldiğini belirterek, bunun yaklaşık her iki buçuk yılda bir ciddi bir deprem anlamına geldiğini söyledi. ‎Dünya literatüründe 7 ve üzerindeki depremlerin “büyük”, 8 ve üzerindekilerin ise “çok büyük” olarak tanımlandığını ifade eden Kaya, aynı 125 yıllık süreçte 7 ve üzeri büyüklükte 19 deprem yaşandığını kaydetti. Bu verilerin, yaklaşık her 20 yılda en az üç büyük deprem yaşandığını ortaya koyduğunu dile getirdi. ‎Kaya, 1999 Kocaeli, 2010 Van ve 2023 Kahramanmaraş depremlerini hatırlatarak Türkiye’nin yakın tarihinin de bu tabloyu doğruladığını ifade etti. ‎“DEPREM ANADOLU’NUN BİNLERCE YILLIK GERÇEĞİ” ‎Depremlerin yalnızca modern dönemle sınırlı olmadığını belirten Kaya, Anadolu’daki tarihsel ve arkeolojik bulguların da binlerce yıldır yıkıcı depremler yaşandığını gösterdiğini söyledi. İmparatorluk dönemlerinden itibaren depremlerin kayıt altına alındığını aktaran Kaya, Çin, Roma, Pers, Selçuklu ve Osmanlı arşivlerinde önemli deprem kayıtlarının bulunduğunu ifade etti. ‎Arkeolojik kazılarda ortaya çıkarılan ve yaklaşık 7 bin yıl öncesine tarihlenen deprem izlerine değinen Kaya, fay kırıkları ve yıkım bulgularının Anadolu’nun kadim bir deprem coğrafyası olduğunu kanıtladığını belirtti. ‎“DEPREM SADECE FAY HATTI ÜZERİNDE OLMAZ” ‎Deprem riskinin yalnızca bilinen büyük fay hatlarıyla sınırlı olmadığını söyleyen Kaya, Türkiye’nin farklı bölgelerinde de beklenmedik depremler yaşanabildiğine dikkat çekti. 1953 yılında Edirne’de meydana gelen 5 büyüklüğündeki depremi örnek gösteren Kaya, “Türkiye’nin her yerinde deprem gerçeğini kabul etmek zorundayız” dedi. Dünyanın yaşayan ve hareketli bir gezegen olduğunu vurgulayan Kaya, milyonlarca yıllık jeolojik süreçte Anadolu’nun şekillendiğini belirterek, “Deprem bu coğrafyanın kaçınılmaz bir gerçeği. Önemli olan bunu bilerek yaşamak ve hazırlıklı olmak” ifadelerini kullandı. ‎MEHMET EFECAN HIDIROĞLU

Prof. Tüysüz: “Marmara Depremi Edirne’yi de Etkileyecek” Haber

Prof. Tüysüz: “Marmara Depremi Edirne’yi de Etkileyecek”

Edirne’de 6 Şubat 2023 depremlerinin yıl dönümü dolayısıyla Edirne Belediyesi Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlenen “Hafıza ve Bilim” konferansında konuşan jeolog ve akademisyen Prof. Dr. Okan Tüysüz, Marmara Bölgesinde beklenen olası büyük depremin Edirne’ye etkileri hakkında önemli değerlendirmelerde bulundu. “MARMARA DEPREMİ EDİRNE’DE HİSSEDİLECEK” Marmara Denizi’nde 7’nin üzerinde bir deprem beklendiğini ifade eden Prof. Dr. Okan Tüysüz, bilimsel çalışmaların bu gerçeği ortaya koyduğunu söyledi. Marmara’da meydana gelebilecek büyük bir depremin Edirne’de de hissedileceğini belirten Tüysüz, “Olası Marmara depreminde Edirne’de 5 ile 6 şiddetinde bir sarsıntı yaşanacaktır. Bu şiddet düzeyi, özellikle kötü yapılmış ve dayanıksız binalarda hasarın başlayacağı seviyedir” dedi. “SAROS FAYI EDİRNE’Yİ ETKİLEYECEK” Edirne’nin deprem tehlike haritasına göre genel olarak düşük risk grubunda yer aldığını ancak güney kesimlerinin fay hatlarına daha yakın olması nedeniyle daha dikkatli olunması gerektiğini vurgulayan Tüysüz, Edirne il merkezinin büyük ölçüde sarı alan içerisinde bulunduğunu ifade etti. Saros Fayı’nın aktif bir fay hattı olduğunu hatırlatan Tüysüz, bu fayın 1912 yılında 7.3 büyüklüğünde bir deprem ürettiğini belirtti. Saros Fayının kırılması durumunda Edirne’nin yine 5–6 şiddetinde bir sarsıntıyla karşılaşacağını dile getiren Tüysüz, “Bu nedenle Edirne’nin Marmara depremlerinden tamamen etkilenmeyeceği düşüncesi doğru değildir” diye konuştu. Depremlerin yalnızca fay hattı üzerinde bulunan şehirleri değil, çevre illeri de etkileyebileceğine dikkat çeken Tüysüz, Edirne’nin de olası Marmara depremine karşı hazırlıklı olması gerektiğini vurguladı. MERT ERİŞKİN

Edirne Afete Hazır: “Günde 15 Bin Kişiye Yemek Kapasitemiz Var” Haber

Edirne Afete Hazır: “Günde 15 Bin Kişiye Yemek Kapasitemiz Var”

Edirne’de, 6 Şubat 2023’te meydana gelen ve “asrın felaketi” olarak adlandırılan Kahramanmaraş merkezli depremleri anmak amacıyla Edirne Belediyesi Atatürk Kültür Merkezi’nde “Hafıza ve Bilim” konferansı düzenlendi. Konferansa Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, Edirne Baro Başkanı Av. Gökhan Karakoç, Trakya Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mustafa Tan, jeolog ve akademisyen Prof. Dr. Okan Tüysüz, siyasi parti temsilcileri, ilçe belediye başkanları, kurum müdürleri ve çok sayıda vatandaş katıldı. Programda konuşan Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, 6 Şubat depremlerinin yalnızca bir anma günü değil, aynı zamanda sorumluluk günü olduğunu vurguladı. “YIKIMI BÜYÜTEN ŞEY İHMAL” Depremin bir doğa olayı olduğunu ancak yıkımın kader olmadığını vurgulayan Gencan, “Yıkımı büyüten şey ihmal, hazırlıksızlık ve ‘sonra bakarız’ anlayışıdır. Bu nedenle hatırlamak yetmez, hazırlıklı olmak gerekir. Afetin ne zaman geleceğini bilemeyiz ama geldiğinde ne kadar can kaybı yaşayacağımızı ve ne kadar hızlı toparlanacağımızı bugünden yaptığımız hazırlıklar belirler” dedi. “AFETLER SINIR TANIMAZ” Edirne’de fay hattı bulunmamasının risk olmadığı anlamına gelmediğini ifade eden Gencan, “Edirne bir fay hattı üzerinde olmayabilir ancak afetler sınır tanımaz. Olası bir Marmara depreminde Edirne yalnızca kendini koruyan değil, bölgesine destek veren bir kent olmak zorundadır” diye konuştu. “AFET ANINDA BAŞARI KOORDİNASYONLA MÜMKÜN” Edirne Belediyesi olarak afet konusunu şehir yönetiminin temel omurgası haline getirdiklerini belirten Gencan, sivil toplum kuruluşlarıyla güçlü iş birlikleri kurduklarını söyledi. Arama kurtarma alanında faaliyet gösteren EDAK, MAT ve AMADER ile protokoller imzaladıklarını aktaran Gencan, “Bu kurumları yalnızca desteklenen yapılar olarak değil, birlikte yol yürüdüğümüz paydaşlar olarak görüyoruz. Çünkü afet anındaki başarı, önceden kurulmuş koordinasyonla mümkündür” ifadelerini kullandı. “OLASI BİR DEPREMDE 15 BİN KİŞİYE KESİNTİSİZ YEMEK” Afet hazırlığının yalnızca arama kurtarma faaliyetlerinden ibaret olmadığını vurgulayan Gencan, afet sonrası beslenme ve lojistiğin hayati öneme sahip olduğunu belirtti. Bu kapsamda hayata geçirilen Mutfak Edirne projesinin kriz anlarında devreye girecek stratejik bir altyapı olduğunu ifade eden Gencan, “Olası afet ve kriz anlarında günlük 15 bin kişiye kadar kesintisiz yemek ve lojistik destek sağlayabilecek kapasiteyi bugünden oluşturduk. Bu şehirde en zor günde bile kimsenin yalnız ve çaresiz kalmasına razı değiliz” dedi. Gencan, konuşmasının sonunda depremde hayatını kaybedenler için başsağlığı diledi. MERT ERİŞKİN

Ganos Fayı deprem riskini diri tutuyor Haber

Ganos Fayı deprem riskini diri tutuyor

Trakya Üniversitesi Doğal Afet Yönetimi Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Mehmet Ali Kaya, Kuzey Anadolu Fay zonunun Marmara Denizi'nin içinden devam ederek Saros Körfezi'ne kadar uzandığını söyledi. Ganos Fayı'nın 1912'de Tekirdağ Şarköy ilçesi civarında iki büyük depreme neden olduğunu hatırlatan Kaya, depremlerin Trakya'yı olumsuz etkilediğini ifade etti. Marmara'ya kıyı kesimler ile Saros kıyılarının risk seviyesinin yüksek olduğuna dikkati çeken Kaya, "Özellikle sahil yerleşimlerinde zemini çok iyi araştırıp inşaatları buna göre yapmalıyız. 1912 yılında olan ilk deprem 7,3 büyüklüğünde ve 1 ay kadar sonra olan ikinci deprem de 6,8. Bu büyüklükte depremler hem Marmara hem de Saros kıyılarındaki yerleşim birimlerini tehdit edebilir." dedi. Kaya, bölgede meydana gelebilecek bir depremin Trakya'nın güneyini daha çok etkileyeceğine işaret etti. - "Yapıların da depreme dayanıklı olarak tasarlanması bir zorunluluk" Depreme dirençli yapıların önemine değinen Kaya, şunları kaydetti: "Marmara Denizi'nde meydana gelebilecek olası bir depremde Tekirdağ'daki sahil kesimleri ve Saros kıyılarının etkilenmemesi mümkün değil. Bu nedenle deprem güvenli yapılar tasarlarken yapının kurulacağı zemini çok iyi bilmek gerekiyor. Jeoloji ve jeofizik mühendisleri o yere ait zeminin temel parametrelerini belirleyip inşaat mühendislerine verdiği zaman deprem güvenli yapılar ortaya konmuş olur. Tekirdağ ve Edirne'nin sahil kesimlerinde buna çok dikkat etmek gerekiyor. Özellikle Edirne'de Enez yoğun turist alıyor ve yapıların çoğu 30-40 yıllık. 1999 yılından önce yapıldıkları için son deprem yönetmeliğinin uygulanmadığı yapılar. Bu yapıların tekrar elden geçirilmesi gerekli. Yeni yapıların da deprem güvenli, dayanıklı olarak tasarlanması bir zorunluluk." - "Deprem öncesi gereken önlemleri almalıyız" Mimarlar Odası Edirne Şube Başkanı Atilla Ergin de Saros Körfezi'nden fay hattının geçtiğini bu nedenle Enez ve körfezin birinci derece deprem bölgesi olduğunu ifade etti. Edirne'de kuzeye doğru geldikçe deprem kuşağından uzaklaşıldığını dile getiren Ergin, "Edirne merkez dördüncü derece deprem bölgesinde ama bu demek değildir ki Edirne merkezde de deprem olmayacak. Bu kuşaklar son 100 yılın deprem geçirmesine göre tespit edilip, lanse ediliyor. Her yerde deprem olabilir." diye konuştu. Ergin, yönetmeliklere göre depreme karşı önlemler alınarak projelendirmelerin yapıldığını anlattı. Saros Körfezi'nde evlerin 2 katlı yazlık bahçeli evler olarak planlandığını söyleyen Ergin, "Bu bölgenin depremden çok büyük bir etki alacağını tahmin etmiyorum ancak kesin bir şey de diyemeyiz. AFAD'ın çalışmalarına yardımcı olmalıyız ve AFAD'tan bu konuda destek almalıyız. Deprem öncesi gereken önlemleri almalıyız." dedi. - "Yapı zemin ilişkisi doğru kurulmayan binalarda yıkım görebiliriz" Edirne Kent Konseyi Başkanı Yüksek İnşaat Mühendisi Nihat Çolak ise Ganos Fayı'nın hem Tekirdağ hem de Edirne'nin güneyi açısından risk oluşturduğunun altını çizdi. Aynı zamanda konseyin İmar ve Kentleşme Çalışma Grubu Başkanı olan Çolak, fay hatlarına yakın olan yerler başta olmak üzere gerekli tedbirlerin alınması gerektiğini dile getirdi. Bölgede meydana gelebilecek bir depremin etkisinin çok geniş alanlarda hissedilebileceği uyarısında bulunan Çolak, "1999 yılında Gölcük'te yaşanan depremde İstanbul Avcılar'da yıkım oldu. Sisam Adası'nda yaşanan deprem İzmir Bayraklı'da yıkıma neden oldu. Ganos Fayı'nda yaşanacak bir depremde de Edirne merkezinin dahi etkilenmeyeceğinin kimse garantisini veremez. Yapı zemin ilişkisi doğru kurulmayan binalarda yıkım görebiliriz." diye konuştu. - "Tekirdağ merkezi Kuzey Anadolu Fayı'na yakın" Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi (NKÜ) Coğrafya Bölümü Başkanı Prof. Dr. Emre Özşahin de Orta Marmara'da kırılacak fayın 7 üzeri deprem üretme potansiyeline sahip olduğunu söyledi. Tekirdağ'ın deprem olasılığının yüksek olduğunu belirten Özşahin, özellikle Kuzey Anadolu Fay hattına yakın bir konumda bulunmalarının riski artırdığını söyledi. "Tekirdağ merkezinin Kuzey Anadolu Fayı ile arasında yaklaşık 10 kilometrelik mesafe var" diyen Özşahin, bu mesafenin şehrin deprem etkisi altında kalma olasılığını artırdığını vurguladı. Kuzey Anadolu Fayı'nın Marmara Denizi'nin içerisinden geçerek Şarköy ilçesinin Gaziköy Mahallesi'nden karaya çıktığını ve fayın 70 kilometre sonra Saros Körfezi'nin altına daldığını belirten Özşahin, bu durumun bölgedeki deprem potansiyelini artırdığını dile getirdi. Şarköy'de 1912 yılındaki depremi hatırlatan Özşahin, "En fazla etki Şarköy civarında gerçekleşti. Tekirdağ'da bunun etkileri hissedildi. Bundan sonraki depremlerde de Tekirdağ'da ve Şarköy'de veya fay hattına yakın alanlarda hissedeceğiz." diye konuştu. -"Depremin etkileri daha fazla hissedilecek" Geçmişteki depremle birlikte fayda enerjinin boşaldığını ancak sonrasında enerji birikiminin devam ettiğini belirten Özşahin, "Buna bağlı olarak fayda kırılma yaşanabilir. 7 büyüklüğünde olmasa bile daha küçük ölçekli depremler neticesinde bile bu bölgedeki özellikle zemin anlamında veya zemin büyütmesinin yaşanacağı alanlarda, biz bunlara zayıf zeminler diyoruz, zayıf zeminlerin bulunduğu alanlarda depremin etkilerini daha fazla hissedeceğiz."diye konuştu. Özşahin, 6 Şubat depremlerinden sonra özellikle kentsel dönüşüm çalışmalarının hız kazandığını ve kentsel dönüşümle birlikte daha sağlam ve sağlıklı zeminlere yerleşim alanlarının kurulmasının önem arz ettiğini kaydetti. Orta Marmara'da kırılacak fay ile 7'nin üzerinde deprem beklendiğini aktaran Özşahin, "200 yılda bir burada büyük depremler yaşanmış. Daha önce 1912'de Şarköy, 1999'da İzmit depremleri oldu. Şu an Orta Marmara'da fayın kırılacağı tahminleri mevcut. Bu kırılma gerçekleştiğinde 7'nin üzerinde bir deprem bekleniyor. Burada fayın nerede kırıldığı değil, Tekirdağ ve civarında nasıl hissedileceği önemli." ifadelerini kullandı. - "Depreme hazırlıklı olmalıyız" Tekirdağ İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı Cafer Çetin de kentin deprem riski bulunan bir kent olduğunu aktardı. Tekirdağ açıklarında bulunan ve Şarköy ilçesine kadar devam eden fayın olası bir depremde kenti etkileyeceğini ifade eden Çetin, "Depremin ne zaman olacağı bilinmiyor, bekleniyor ama buna hazırlıklı olmalıyız. Tekirdağ'da öncelikle zemin çalışmalarının hızlandırılıp hangi bölgelerde hangi zeminlerin daha kötü olduğunu ve deprem etkisinin daha yoğun hissedileceği alanları belirlemek gerekir. daha sonra bina stoklarına bakmak gerekiyor. Kentteki binaların yüzde 60'ı 1999 öncesi yapılmış binalar." diye konuştu. Çetin, sadece bina bazlı değil bölgenin bütün olarak ele alınması gerektiğini ifade etti. Zemin ve yapı stoklarının belirlenmesiyle kentsel dönüşüm çalışmalarının yapılması gerektiğine dikkat çeken Çetin, "Belirlenen binaların peyderpey yenilenmesini gerçekleştirmek gerekiyor. Tekirdağ'da eksiğimiz yapı stokudur. Yıkılacak binaların yerine insanların kalacağı binaların olmaması en büyük sorundur. Bu yapılar olmadan deprem riski olan binaların yıkılması mümkün değil." ifadelerini kullandı. - "Depremde oluşacak riski en aza indirmek çok önemli" NKÜ Yapı İşleri ve Teknik Daire Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Bal da fay hatlarının bulunduğu yerlerde büyük depremlerle karşılaşmaya devam edileceğini dile getirdi. Bal, şunları kaydetti: "Deprem sonrası için yapılacak, alınacak önlemler çok önemli. Depremden sonra ulaşım ve enerji hatlarının deprem güvenliğini sağlanması çok önemli. 6 Şubat depremlerinde ulaşım ve enerji hatlarında olumsuzluğun yaşanmaması önemliydi. Şehir merkezlerinde yığılma söz konusu olduğu için merkezlerde aynı durum söz konusu değil. Kent merkezinde şehirleşme yanlış yönetildiği için şehirlerin içine acil durumlarda müdahale etmek çok zor. Şehrin ana arterleri belirlenmeli ve ana arterlerde deprem anında ulaşılabilecek yollar oluşturulmalı. Öte yandan yapıların yeni nesil güçlendirme teknikleriyle sağlamlaştırılması ile ilgili çalışmalar yürütüyoruz. Yapıların durumunun belirlenip yapılacak güçlendirmeyi belirleyerek depremde oluşacak riski en aza indirmek çok önemli."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.