Hava Durumu

#Halk Sağlığı

Batı Ekspres - Edirne'nin Haber Sitesi - Halk Sağlığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Halk Sağlığı haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Profesörden Dikkat Çeken Uyarı: "Damar Yaşınız Takvim Yaşınızdan Daha Büyük Olabilir" Haber

Profesörden Dikkat Çeken Uyarı: "Damar Yaşınız Takvim Yaşınızdan Daha Büyük Olabilir"

Prof. Dr. Şevket Özkaya, pandemi sonrası özellikle genç yaşta görülen ani ölüm vakalarına dikkat çekerek, Kovid-19'un damar yapısında oluşturduğu kalıcı hasarın ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini söyledi. Pandemi sonrası beklenmedik genç ölümlerinin artık daha sık görülmeye başladığını ifade eden Prof. Dr. Özkaya, bu durumun bir halk sağlığı sorunu olarak ele alınması gerektiğini belirtti. Özellikle spor sırasında veya sonrasında yaşanan ani kalp krizlerinin, virüsün damar sistemi üzerinde bıraktığı etkilerle ilişkili olduğunu kaydeden Özkaya, toplumun bu konuda bilinçlendirilmesinin önem taşıdığını vurguladı. "Herkesin damar yaşı, takvim yaşından daha yaşlı" Kovid-19'un özellikle kılcal damarlar üzerinde ciddi hasar bıraktığını ifade eden Özkaya, "Pandemi boyunca takip ettiğimiz binlerce hastada ‘endotelit' dediğimiz damar iç yüzeyi hasarının ani ölümleri tetiklediğini saptadık ve bunu uluslararası dergilerde yayınladık. Avrupa Kalp Dergisi'nin son verilerinde de bu durum ‘Kovid-19 sonrası damar yaşlanmasının hızlanması' olarak tanımlandı. Pandemiden çıkan hemen hemen herkesin damar yaşı, takvim yaşından daha yaşlı" diye konuştu. Ani ölümlerin sebebinin aşılar olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Özkaya, "Ani ölümlerin nedeni Kovid-19 aşıları değil, virüsün damar yapısına verdiği hasardır. Aşılar ise hastalığın şiddetini ve damar içi hasarı azaltarak koruyucu rol üstlenmektedir" diye konuştu. "Ani ölüme kadar gidebiliyor" Pandemi sonrası ağır egzersiz yapan kişilerde riskin arttığını belirten Özkaya, "Pandemi öncesi yaptığı ağır sporları aynı şekilde sürdüren bazı kişilerde ciddi kalp ve akciğer sorunları ortaya çıkabiliyor. Kovid-19 sonrası kalp ve akciğer kılcal damarlarında oluşan hasar nedeniyle ağır egzersiz sırasında vücut yeterli oksijenlenmeyi sağlayamıyor. Bu durum ani ölüme kadar gidebiliyor" şeklinde konuştu. Kovid-19 geçirenlerin yalnızca kısa vadeli komplikasyonlara değil, uzun vadeli damar yaşlanmasına da dikkat etmesi gerektiğini söyleyen Özkaya, bazı damar bozukluklarının zaman içinde kısmen düzelebileceğini belirtti. Sağlıklı yaşam alışkanlıklarının önemine değinen Özkaya, "Yaşam tarzı düzenlemeleri, kan basıncının kontrol altında tutulması, kalbi aşırı zorlayan egzersizlerden kaçınılması ve uygun ilaç tedavileriyle bu süreç yavaşlatılabilir" ifadelerini kullandı.

Prof. Dr. İnci, 40’ncı Yılında Çernobil Faciasını Anlattı Haber

Prof. Dr. İnci, 40’ncı Yılında Çernobil Faciasını Anlattı

Trakya Üniversitesi eski Rektörü Prof. Dr. Osman İnci, bu yıl 40’ncı yılı olan Çernobil Nükleer Santral faciasının Edirne’ye etkileri ve o dönem yaşananlarla ilgili Batı Ekspres’e konuştu. Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’ne bağlı olan Ukrayna’nın Pripyat şehri yakınlarındaki Çernobil Nükleer Santrali’ndeki kazanın 26 Nisan 1986 tarihinde meydana gelse de 28 Nisan 1986 tarihinde İsveç’in dünyaya duyurduğunu hatırlatan Prof. Dr. İnci, olayın duyulmasının ardından Avrupa ve dünyanın alarma geçtiğini söyledi. İnci, Türkiye’deki ilk bulaşın ise Edirne’de tespit edildiğini belirtti. “YAĞMURUN RADYOAKTİF MADDELİ OLDUĞU KONUŞULUYORDU” İnci, facianın duyulmasının ardından Çernobil Nükleer Santrali’nin Türkiye’ye mesafesinin bin kilometreden fazla olduğunu düşündüklerini ve o güne kadar böyle bir olayla karşı karşıya kalmadıklarını belirtirken; “Büyük oğlum 4 yaşındaydı. Eşim de küçük oğluma 5 aylık hamileydi. Karaağaç’taki Söğütlük’e pikniğe giderdik. 3 Mayıs 1986 tarihinde henüz hava kararmamışken, beklemedik bir şekilde Söğütlük’te yağmur çiseledi. Arabaya binip eve geldik. O günlerde Edirne’de pazar günleri fırınlar açık olmazdı. Cumartesi gününden ekmeğimizi de aldığımız için pazar günü hiç dışarı çıkmadık. Pazartesi günü işe gidince herkes yağmurun radyoaktif maddeli olduğunu konuşuyordu. Herkes önlemini alıyordu. Benim de ilk aklıma gelen, eşim ve oğlumu bölgeden uzaklaştırmak oldu. Akşam saatlerinde ailemi İstanbul’a gönderdim ve 15 gün orada kaldılar” ifadelerini kullandı. “4-5 KÖYDE KARANTİNA UYGULANDI” Edirne’deki yağıştan sonra Türkiye Atom Enerjisi Kurumu görevlilerinin radyasyondaki artış tespitlerini yaptıklarını söyleyen İnci; “Türkiye’de ilk bulaş Edirne’deydi. Vali olayın ciddiyetini kavradı ve önlemler başladı. Pazar günü Edirne Belediyesi anons etmiş ama biz dışarı çıkmadığımız için bilmiyoruz. Dışarı çıkılmamasını, özellikle gölet halindeki sulara basılmamasını anons ediyorlar. Hem itfaiye hem de belediyenin arazözleriyle o sular yıkandı. Edirne ile Kapıkule arasındaki bölge, en çok bulaşmanın olduğu bölgeydi. Belediye Başkanı, sebze ve meyve alınmamasını, evdekilerle idare edilmesini, belediyeden haber beklenmesi gibi birtakım önlemler söyledi. Kapıkule etrafındaki 4 ya da 5 tane köye karantina uygulandı. Hayvanların dışarıya salınmaması konusunda net emirler verildi. Fakat bir süre sonra sütteki değerlere bakıldığında radyasyon olduğu tespit edildi. Köylü her şeye rağmen hayvanlarını meralara bırakmış. Daha sonra peynirden de çıktı. Böyle olaylar yaşandı” dedi. “TRAKYA’YI BU KONUDA İNCELEYEN YOK” İnci, Çernobil faciasının en çok Trakya ve Doğu Karadeniz’i etkilediğini belirterek; “Şu anda Bursa Milletvekili olan Kayıhan Pala, halk sağlığı profesörüdür ve 2005 yılında Hopa başta olmak üzere Rize’deki kanser ölümlerinin miktarlarını ve yıllara göre devlet kayıtlarındaki sayılarını yayımladı. Ama Trakya’yı bu konuda inceleyen yok. Konuyla ilgili veri var ama çalışan yok. Ama Trakya’nın bir büyük sıkıntısı daha var. Ergene’den dolayı kanser olan insanlarımız var” sözlerine yer verdi. “DÖNEMİN REKTÖRÜ SESSİZ KALDI” Çernobil faciasından 3 ay sonra yasaklar kalksa da karantina bölgelerinin devam ettiğini söyleyen İnci; “Dönemin Dekanı ve Başhekiminin, çalışan asistanları ya da doktorları bilgilendirici bir toplantı yaptıklarını hatırlamıyorum. Sen üniversitesin; senin nükleer tıp bölümün var, nükleer fizikçin var. Rektör Yardımcısı, Atom Enerjisi Kurumu’ndan Trakya Üniversitesi’ne gelmişti. En azından Rektörün sessiz kaldığını biliyorum. ‘Bu konuyu etraflıca inceleyecek ekipler kurun, araştırma yapın, paranızı döner sermayeden vereceğim’ diyebilirdi. Trakya Üniversitesi bilimsel araştırma bütçesi var. Döner sermayenin yüzde 3’ünü oraya vermek zorundasın. Ama ne yaptılar? Oralardan aldıkları paralarla odalarına dolap vs. aldılar” dedi. “EDİRNE HALKI ÖNLEMLERE UYDU İnci, Edirne halkında ise çok büyük bir panik yaşanmadığını ifade ederek; “Edirne halkı aydındır. Tüm önlemlere uydu. Kimse pazar yerlerine gidip alışveriş yapmadı. Çünkü kendi ürünleri geliyordu ve o ürünler, o yağmuru yedi. Akşam saat 20.30’da başlıyor, 15 dakika sürüyor ve doluyla birlikte yağıyordu. Ölçüm yaptıklarında Türkiye’nin en yükseği çıkıyordu” diye konuştu. DEVAM EDECEK… UĞUR AKAGÜNDÜZ

Bireysel Araç Kullanımı Hava Kalitesini Olumsuz Etkiliyor Haber

Bireysel Araç Kullanımı Hava Kalitesini Olumsuz Etkiliyor

Tecer, kentlerde artan araç sayısının başta karbon monoksit, azot oksitler ve ince partikül madde olmak üzere zararlı emisyonları artırdığını belirtti. Toplu taşıma sistemlerinin kişi başına düşen emisyon miktarını azalttığını ifade eden Tecer, "Bireysel araç kullanımını azaltarak, toplu taşımaya yönelmek ciddi bir hava kirliliği azalmasına ve hava kalitesinde artışa neden olacaktır." dedi. Kentlerde trafik yoğunluğunun azaltılmasının hava kalitesi üzerinde doğrudan etkili olduğuna dikkati çeken Tecer, trafikten kaynaklı kirliliğin şehir genelinde etkili olduğunu vurguladı. Tecer, "Büyük kentlerde her sokak ve caddeyi etkisi altına alan hava kirliliğinden söz ediyoruz. Trafik düzenlemeleri, yol ve güzergah planlamaları ile dur-kalk noktalarının doğru belirlenmesi büyük önem taşıyor." diye konuştu. Toplu taşımanın çevresel faydasının artırılması için elektrikli ve düşük emisyonlu araçların yaygınlaştırılması gerektiğini belirten Tecer, doğru ulaşım ve kentleşme planlamasının önemine işaret etti. Tecer, trafik akışının düzenlenmesi, servis güzergahlarının planlanması ve toplu taşıma kullanımının yaygınlaştırılmasının kamu otoritelerinin öncelikli tedbirleri arasında yer aldığını kaydetti. Hava kirliliğinin aynı zamanda bir halk sağlığı sorunu olduğunu vurgulayan Tecer, vatandaşların bireysel katkısının da önemli olduğunu dile getirdi. Hava kirleticilerin önlenebilmesi için kaynakların doğru tanımlanması gerektiğini belirten Tecer, şunları kaydetti: "Ülkemizde hava kirliliğine neden olan başlıca unsurlar sanayi faaliyetleri, kentlerde ulaşım ve trafik ile kırsalda fosil yakıt kullanımıdır. Her birey, kullandığı enerji ve tükettiği kaynaklarla çevreye etkide bulunduğunu bilerek yaşam alışkanlıklarında yapacağı küçük değişikliklerle hava kirliliğinin azaltılmasına katkı sağlayabilir."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.