Hava Durumu

#Hemşirelik

Batı Ekspres - Edirne'nin Haber Sitesi - Hemşirelik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hemşirelik haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Gökçe Hemşirenin Yoğun Bakım Temposundan Sualtı Şampiyonluğuna Uzanan Başarı Hikayesi Haber

Gökçe Hemşirenin Yoğun Bakım Temposundan Sualtı Şampiyonluğuna Uzanan Başarı Hikayesi

Uzun yıllardır sporla ilgilenen Gökçe Can, son dönemde sualtı sporlarına yönelerek çeşitli organizasyonlarda dereceler elde etmeye başladı. Geçen ay düzenlenen Serbest Dalış Havuz Türkiye Şampiyonası'na Okyanus Sporları Kulübü adına katılan Can, kadınlar kategorisinde takım arkadaşlarıyla şampiyonluğa ulaştı. İlk kez katıldığı havuz şampiyonasında önemli bir başarı elde eden Gökçe Can, ağustos ayında Antalya'da düzenlenecek Serbest Dalış Deniz Açıksu Büyükler ve Masterlar Bireysel Türkiye Şampiyonası için çalışmalarını sürdürüyor. Gökçe Can, sağlık çalışanı olmanın fedakarlık gerektirdiğini söyledi. Mesleğini severek yaptığını belirten Can, "Hemşirelik kutsal bir görev. İnsanlara yardımcı olabilmek, ufak bir katkı bile sağlayabilmek günün sonunda insanı çok tatmin ediyor ancak yoğun tempo nedeniyle hem fiziksel hem zihinsel olarak yorulduğumuz zamanlar oluyor. Günün sonunda yorgun şekilde eve gidiyoruz." dedi. Yoğun mesaisinin ardından sporla ilgilenerek hem fiziksel hem de zihinsel olarak kendini yenilediğini anlatan Can, "Geçen ay katıldığım Serbest Dalış Havuz Türkiye Şampiyonası'nda Okyanus Sporları Kulübü adına mücadele ettim. İlk kez havuz yarışmalarına katıldım. Benim için çok heyecanlı bir deneyimdi. Açıkçası bu kadar heyecanlanacağımı düşünmemiştim. İlk yarışma için kendi kapasitemde iyi bir başarı elde ettiğimi düşünüyorum. Kadın sporcular olarak takım halinde Türkiye şampiyonu olduk." diye konuştu. Gökçe Can, geçen hafta Gökçeada'da düzenlenen Zıpkınla Balık Avı Türkiye Şampiyonası'nda da kadınlar takımında yer aldığını ve organizasyonu Türkiye ikincisi olarak tamamladıklarını ifade etti. Yeni bir organizasyona hazırlanacağını belirten Can, şunları kaydetti: "Ağustos ayında Antalya'nın Kaş ilçesinde düzenlenmesi planlanan Türkiye Şampiyonası'na katılacağım. Denizde yapılan serbest dalış, havuz yarışmalarına göre daha farklı dinamikler taşıyor. Tek nefeste ulaşabileceğiniz maksimum derinliğe inmeye çalışıyorsunuz. Havuzdan ziyade deniz beni biraz korkutuyor çünkü basınç faktörü daha komplike. İlk kez katılacağım için çok heyecanlıyım. Çalışmalarımı sürdürüyorum." Sporun yaşamının önemli bir parçası olduğunu dile getiren Can, "Hayatımın yarısından fazlası sporla geçti diyebilirim. Spor yapmadığım bir dönem olmadı. Son yıllarda sualtı sporları ve yüzmeyi hayatıma ekledim. Sanırım hayatım boyunca en çok keyif aldığım spor branşı bu oldu. Katıldığım yarışmaların ardından zihinsel olarak rahatlıyorum. Serbest dalış iş hayatıma da olumlu yansıyor." şeklinde görüş belirtti.

Hem Hayatı Hem Nöbeti Paylaşıyorlar Haber

Hem Hayatı Hem Nöbeti Paylaşıyorlar

Üniversite yıllarında başlayan arkadaşlıklarını evlilikle taçlandıran çift, mezuniyetlerinin ardından Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Hastanesinde çalışmaya başladı. Bir çocukları bulunan çift, sağlık sektörünün yoğun ve fedakarlık gerektiren çalışma temposuna birlikte uyum sağlayarak yıllardır mesleklerini severek sürdürüyor. Hem iş hem de aile yaşamında birbirlerine destek olduklarını belirten çift, aynı mesleği yapmalarının birbirlerini daha iyi anlamalarını sağladığını ifade ediyor. Ameliyathane hemşiresi Deniz Barış, üniversite yıllarında tanıştığı eşiyle aynı hastanede çalışmanın kendileri için büyük avantaj olduğunu söyledi. Hemşirelik mesleğinin sabır ve özveri gerektirdiğini dile getiren Barış, öğrencilik yıllarından bu yana aynı hastanede görev yaptıklarını belirtti. Barış, meslekte yaşanan zorluklarla birlikte mücadele ettiklerini ifade ederek şöyle konuştu: "Her meslekte olduğu gibi bizim meslekte de zorluklar var. Öğrenciliğimizden beri bu hastanedeyiz eşimle. Hep birlikteydik. Sorunlarla mücadele etmeyi birlikte öğrendik. Bu meslekte eşimle birlikte büyüdük diyebiliriz. Sağlık çalışanlarının sorunları herkesin ortak sorunu. Çözüm de bizim eşimizle birlikteliğimizde birbirimizi anlamamızda saklı. Bu da bizi motive ediyor." Barış, eşiyle yıllardır hem hayatı hem de aynı mesleği paylaşmanın mutluluğunu yaşadıklarını kaydetti. Çocuk yoğun bakım hemşiresi Damla Barış da sağlık çalışanı olmanın büyük sorumluluk gerektirdiğini ifade etti. İnsanların sağlığı için görev yapmanın kendisi için çok değerli olduğunu belirten Barış, aynı meslek grubunda olmanın anlaşılmak açısından önemli olduğunu dile getirdi. Nöbet sistemi ve yoğun çalışma temposunun aile yaşamını da etkilediğini aktaran Barış, şunları söyledi: "Bizim hayatımız nöbet sistemi ve farklı çalışma saatleri gerektiriyor. Eşim de bunu çok iyi anlıyor. Aynı meslek grubunda olmak, anlaşılmak açısından çok önemli. Eve gittiğimde ona rahatça her şeyi anlatabiliyorum, o da bana anlatabiliyor. Anlaşılmak gerçekten çok güzel bir şey." Meslekte birçok zorluğu birlikte aştıklarını ifade eden Barış, sağlık çalışanlarının çalışma düzenini bilen çevrelerinin de kendilerine destek olduğunu belirtti. Barış, bir çocuğun tedavi sürecinin olumlu sonuçlanmasının meslekteki en mutlu anlardan biri olduğunu anlatarak, "Bir çocuğun solunum cihazından ayrılıp normal şekilde nefes almaya başlaması, ardından servise çıkarılması ya da taburcu edilmesi bizim için en mutlu anlardan biri oluyor." dedi.

Yenidoğanların Yaşam Mücadelesine Eşlik Eden Hemşire, Tiyatro Sahnesinde De Alkış Topluyor Haber

Yenidoğanların Yaşam Mücadelesine Eşlik Eden Hemşire, Tiyatro Sahnesinde De Alkış Topluyor

Küçük yaşta hayalini kurduğu hemşirelik mesleğine Pamukkale Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesinden mezun olarak adım atan Yıldırım, 2019 yılından bu yana görevini büyük bir tutkuyla sürdürüyor. Annesinin desteğiyle başladığı mesleğinde özellikle yenidoğan yoğun bakım ünitesini seçen Yıldırım, burada hayata tutunmaya çalışan bebeklerin yanında yer alıyor. Üniversite yıllarında katıldığı tiyatro topluluğunda deneyim kazanan Yıldırım, bir yandan tiyatro sahnesinde sanatseverlerle buluşurken bir yandan da mesleğini heyecanla sürdürüyor. Kırklareli Eğitim ve Araştırma Hastanesi Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi'nde hemşire olarak görev yapan Yıldırım, nöbet çıkışlarında tiyatro çalışmalarına katılıyor. İrem hemşire, minik kalplerin yaşam mücadelesinde yanlarında olurken sanatseverlere de ilham vermeye çalışıyor. - "Yeni doğmuş bir bebeğe dokunma hissiyatı bambaşka bir duygu" Yıldırım, hemşire olmaya küçük yaşta karar verdiğini söyledi. Annesinin desteğiyle 2019 yılında mesleğe başladığını ifade eden Yıldırım, yenidoğan yoğun bakım ünitesinde görev yapmanın kendisine ayrı bir gurur verdiğini belirtti. Bebeklerle ilgilenmeyi çok sevdiğini dile getiren Yıldırım, "24 saat nöbet tutuyoruz. Buraya gelirken bazen kaygılı oluyorum, 'beni neler bekliyor', 'acaba kötü bir hastamız olacak mı' diye düşünüyorum. Ancak alana girdiğim andan itibaren ekip arkadaşlarımla birlikte sürekli bir yaşama dokunuyoruz. Yeni doğmuş bir bebeğe dokunma hissiyatı gerçekten bambaşka bir duygu. Bebeğin ağlamasından, hareketlerinden ağrısı mı var, aç mı anlayabiliyoruz." diye konuştu. Sadece bebeklerle değil ailelerle de ilgilendiklerini anlatan Yıldırım, bebeklerin büyüme ve gelişim süreçlerine tanıklık etmenin kendileri için çok değerli olduğunu kaydetti. Her bebekle ayrı bir bağ kurduklarını ifade eden Yıldırım, şunları söyledi: "Bir bebeğin sağlıklı şekilde taburcu olup ailesine kavuşması gerçekten çok kıymetli. Özellikle uzun süreli yatışlarda bebek artık bizim de evladımız gibi oluyor. Bazen bir bebek doğuyor, annesinden önce onu ben besliyorum, altını ben değiştiriyorum. Bunun hissiyatı tarif edilemez. Bazı anne babalar taburcu olduktan sonra bebeklerini bize getiriyor. Onların sağlıkla büyüdüğünü görmek bizi çok mutlu ediyor." - "Sahneye çıkmak bambaşka bir duygu" Tiyatro ile 2014 yılında Pamukkale Üniversitesinde tanıştığını anlatan Yıldırım, tiyatro ile hemşirelik arasında güçlü bir bağ kurduğunu söyledi. Yaklaşık 4 yıldır Kırklareli Tiyatro Topluluğunda oyunculuk yaptığını belirten Yıldırım, eşiyle de tiyatro sahnesinde tanıştığını ifade etti. Sahneye çıkmanın kendisi için bambaşka bir duygu, çok özel bir his olduğunu dile getiren Yıldırım, "Sahneye çıkana kadar yaşadığım heyecanı tarif edemiyorum. Işıklar açıldığında ve seyircilerin gülen gözlerle bana baktığını gördüğümde çok gururlu hissediyorum." dedi. Yıldırım, ileride sanat akademisi açmak istediğini belirterek, tiyatroyu sevdirmek için çalışmaya devam edeceğini kaydetti.

Edirne’de Ebeler ve Hemşireler Günü Kutlandı Haber

Edirne’de Ebeler ve Hemşireler Günü Kutlandı

Edirne’de 5 Mayıs Ebeler Günü ve 12 Mayıs Hemşireler Günü, Atatürk anıtında düzenlenen törenle kutlandı. İl Sağlık Müdürlüğü, Trakya Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi, Trakya Üniversitesi Hastanesi, Edirne Aile Sağlığı Elemanları Derneği, Özel Trakya Hastanesi ve Özel Ekol Hastanesi çelenklerinin Atatürk anıtına sunulması ile başlayan törende, Edirne Belediye Bandosu eşliğinde Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk ve tüm şehitler anısına bir dakikalık saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ile devam etti. Törende günün anlam ve önemini belirten konuşmayı, Trakya Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölüm Başkanı Doç. Dr. Eylem Paslı Gürdoğan yaptı. Gürdoğan, hemşireliğin yalnızca bir görev değil, insanlığa adanmış bir sorumluluk olduğunu söylerken; bilim, vicdan ve insan sevgisiyle hemşirelik mesleğini geleceğe taşıyacaklarını belirtti. Güçlü hemşirelerin, güçlü sağlık sistemleri demek olduğuna dikkat çeken Gürdoğan, 12 Mayıs Hemşireler Günü’nü kutladı. Gürdoğan’ın ardından törende İl Sağlık Müdür Vekili Operatör Dr. Ali Kaya da konuşma yaptı. Kaya, 5 Mayıs Ebeler Günü ve 12 Mayıs Hemşireler Günü’nü kutlarken; özveriyle mesleklerini icra eden sağlık çalışanlarının, sağlık sisteminin en önemli yapıtaşlarından biri olduğunu söyledi. Konuşmaların ardından tören, Atatürk anıtında çektirilen fotoğraf ile sona erdi. UĞUR AKAGÜNDÜZ

Edirne’de Yoğun Bakım Hemşirelerinin Sorunları Konuşuldu Haber

Edirne’de Yoğun Bakım Hemşirelerinin Sorunları Konuşuldu

Trakya Üniversitesi (TÜ), Türk Yoğun Bakım Hemşireleri Derneği ve Edirne Sultan 1. Murat Devlet Hastanesi tarafından Balkan Kongre Merkezi’nde düzenlenen Yoğun Bakımda Güncel Yaklaşımlar 2. Sempozyumu’nda, yoğun bakım hemşirelerinin yaşadığı sıkıntılar ve mesleki süreçte karşılaştıkları sorunlar ele alındı. Programa; TÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Muzaffer Demir, TÜ Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Alkin Çolak, TÜ Hemşirelik Hizmetleri Müdürü Dr. HEM. Refiye Zafer Dinçkol, TÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölüm Başkanı Doç. Dr. Eylem Paslı Gürdoğan, Türk Yoğun Bakım Hemşireleri Derneği Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Ebru Kıraner, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan program, TÜ tanıtım filminin izletilmesi ve açılış konuşmalarıyla devam etti. “YAKLAŞIK 3 BİN 500 İLE 4 BİN YOĞUN BAKIM YATAĞIMIZLA HİZMET VERİYORUZ” Yoğun bakım hemşirelerinin sadece bakım veren kişiler olmadığını dile getiren TÜ Hemşirelik Hizmetleri Müdürü Dr. HEM. Refiye Zafer Dinçkol, “Yoğun bakım üniteleri; teknolojinin, bilimin ve insan emeğinin en yoğun şekilde bir araya geldiği, hayat ile ölüm arasındaki ince çizgide hizmet sunulan kritik alanlardır. Bu alanlarda görev yapan hemşireler yalnızca bakım veren kişiler değil; aynı zamanda sözel karar alma süreçlerine katkı sağlayan, yüksek klinik bilgiye sahip, etik değerlere bağlı sağlık profesyonelleridir. Bölgenin en büyük sağlık kuruluşlarından biri olarak, yaklaşık 3 bin 500-4 bin yoğun bakım yatağımızla hizmet veriyoruz. Özellikle yoğun bakım gibi risk düzeyi yüksek ortamlarda hemşirelik uygulamalarının bilimsel temellere dayanması, hasta güvenliğinin sağlanması ve bakım sürekliliğinin korunması hayati önem taşımaktadır. Eğitim faaliyetleri, sempozyumlar ve bilimsel çalışmalar bu hedefe ulaşmamızda bizlere her zaman destek olmuştur” dedi. “EDİRNE’DE BİZİ EVİMİZDE GİBİ HİSSETTİRDİLER” Edirne’de tekrardan sempozyum düzenlemekten duyduğu memnuniyeti dile getiren Türk Yoğun Bakım Hemşireleri Derneği Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Ebru Kıraner, “Derneğimiz bu yıl 34. yılını kutluyoruz. Gerçekten uzun yıllardır yoğun bakım hemşireliğinin gelişimi adına pek çok alanda mücadele ediyor, mesleğimizin güçlenmesi için çalışmalar yürütüyoruz. Son birkaç yıldır Türkiye’nin farklı şehirlerinde ve bölgelerinde yoğun bakım hemşireliği toplantıları düzenliyoruz. Bu toplantıların ikincilerini, üçüncülerini gerçekleştiriyor olmak bizlere büyük umut ve mutluluk veriyor. Bugün Edirne’de yeniden bir arada olmaktan da ayrıca büyük memnuniyet duyuyoruz. Edirne’deki değerli meslektaşlarımız bizlere her zaman kendimizi evimizde hissettirdiler. Bu güzel organizasyonun gerçekleşmesinde emeği geçen tüm hocalarımıza, yöneticilerimize ve sempozyum düzenleme komitesine teşekkürlerimi sunuyorum” diye konuştu. “YOĞUN BAKIM HEMŞİRELİĞİNDE BAZI SORUNLAR DEVAM EDİYOR” Yoğun bakım hemşirelerinin iş yüküne değinen TÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölüm Başkanı Doç. Dr. Eylem Paslı Gürdoğan, “Bilindiği üzere yoğun bakım üniteleri, sağlık sistemimizin en kritik, en hassas ve en yüksek sorumluluk gerektiren çalışma alanlarının başında gelmektedir. Yaşam ile ölüm arasındaki o ince çizgide hizmet sunulan bu birimler; yalnızca ileri teknoloji ve tıbbi donanımla değil, aynı zamanda yüksek bilgi, beceri ve büyük bir özveriyle sürdürülen bakım anlayışıyla varlığını devam ettirmektedir. Günümüzde yoğun bakım hemşireliğinde önemli gelişmeler yaşansa da hâlâ bazı sorunların devam ettiği de bir gerçektir. Özellikle yoğun bakım yatak sayısındaki yetersizlikler ve bunların ülke çapındaki bölgesel dağılımındaki dengesizlikler, yaşam süresinin uzamasına bağlı olarak artan kronik hastalıklar ve buna paralel yükselen hasta sayısı, ayrıca hemşire başına düşen hasta sayısının fazlalığı; iş yükünün artmasına ve tükenmişlik sorununa neden olmaktadır. İşte tam da bu noktada yoğun bakım hemşirelerinin rolü daha da belirgin hale gelmektedir” ifadelerine yer verdi. “YOĞUN BAKIM İHTİYACI BULUNAN AMA YER YETERSİZLİĞİ NEDENİYLE YOĞUN BAKIMA ALAMADIĞIMIZ HASTALAR OLDU” TÜ Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Alkin Çolak, “Yoğun bakım alanında çalışan bir hekim, aynı zamanda anestezi ve yoğun bakım uzmanı olarak burada verilen emeğin ve gösterilen fedakârlığın farkındayım. Yoğun bakım hizmetlerinin ne kadar yoğun bir tempoda yürütüldüğünü hepimiz çok iyi biliyoruz. Bu süreci yalnızca yoğun bakım üniteleriyle sınırlı düşünmemek gerekiyor. Özellikle bu yıl servislerde takip edilen, yoğun bakım ihtiyacı bulunan ancak yer yetersizliği nedeniyle yoğun bakıma alınamayan birçok hastamız oldu. Bu hastaların bakım ve takibinde hemşire arkadaşlarımız büyük bir özveriyle görev aldı, bizlere önemli destek sağladı. Kendilerine bu emeklerinden dolayı teşekkür ediyorum. Bugün gerçekleştirdiğimiz bu bilgi güncelleme toplantısının da mesleki anlamda hepimize katkı sağlayacağına inanıyorum. Burada paylaşılacak güncel bilgilerin, yoğun bakım hizmetlerinin niteliğini daha da artıracağını düşünüyorum” diye konuştu. “YOĞUN BAKIM ÜNİTELERİ KRİTİK BİR YERE SAHİP” Yoğun bakım ünitesi hakkında konuşan TÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Muzaffer Demir, “Bugün burada özellikle yoğun bakım alanının sağlık eğitimi ve sağlık hizmetleri açısından ne kadar kritik bir yere sahip olduğunu vurgulamak istiyorum. Yoğun bakım üniteleri, modern tıbbın en ileri düzeyde uygulandığı, aynı zamanda disiplinler arası iş birliğinin en yoğun şekilde yaşandığı alanlardır. Sağlık hizmetlerinde ekip çalışması, hasta sonuçlarını doğrudan etkileyen en önemli unsurlardan biridir. Hekimler, hemşireler ve tüm sağlık çalışanlarının aynı ekip içinde uyumlu şekilde çalışması; hastaların yaşam süresi ve yaşam kalitesi üzerinde belirleyici rol oynamaktadır” dedi. UZMAN İSİMLERDEN SEMPOZYUM Açılış konuşmalarının ardından, programın ilk bölümünde yoğun bakımda mortaliteyi azaltan kanıt temelli uygulamalar mercek altına alınırken; sepsiste ilk bir saatin önemi, ventilatör ilişkili pnömoninin önlenmesi ve damar içi kateter enfeksiyonları uzman isimler tarafından detaylandırılacak. Günün ikinci panelinde ise yoğun bakım sürecinde karşılaşılan komplikasyonların önlenmesi ve rehabilitasyon süreçleri ele alınacak. Bu kapsamda yoğun bakım sonrası sendromu, ağrı ve deliryum yönetimi, kritik hastada erken mobilizasyon ile güvenli transport konuları tartışmaya açılacak. Öğle arasının ardından devam edecek olan üçüncü oturumda, "ABCDEFGHI" bakım paketi, doku bütünlüğünün korunması ve enteral nutrisyon yönetimi gibi bütüncül bakım ve destek uygulamalarına odaklanılacak. Sempozyumun son panelinde ise kritik hasta yönetiminde güncel yaklaşımlar ve etik konuları masaya yatırılacak. İnmeli hastada hemşirelik bakım süreci, post anestezi bakım ünitesindeki (PACU) hasta izlemi ve yoğun bakım etiği üzerine yapılacak sunumların ardından, Edirne’den hemşirelik bilimine katkılar değerlendirilecek. Bu kapsamlı organizasyon, saat 16.00’da gerçekleştirilecek olan görüşlerin alınması ve kapanış konuşmalarıyla sona erecek. MERT ERİŞKİN

TÜ’de Beyaz Önlük ve Forma Giyme Töreni Haber

TÜ’de Beyaz Önlük ve Forma Giyme Töreni

Trakya Üniversitesi (TÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi öğrencileri için Beyaz Önlük ve Forma Giyme Töreni Balkan Kongre Merkezi’nde gerçekleştirildi. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan program, üniversitenin tanıtım filminin izletilmesiyle devam etti. Ardından TÜ konservatuvar öğrencileri tarafından konser verildi. Programa TÜ Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Mustafa Tan ve Prof. Dr. Eylem Bayır, TÜ Genel Sekreteri Hüseyin Türkel, öğrenciler ve öğrencilerin aileleri katıldı. “HEMŞİRELİK İNSAN HAYATINA DOKUNAN SORUMLULUKTUR” Konserin ardından öğrenciler adına açılış konuşması gerçekleştiren Sağlık Bilimleri Fakültesi 1’incisi Yusuf Mayti, “Fakültemizin mezuniyet törenine hoş geldiniz. Bugün burada Sağlık Bilimleri Fakültesi öğrencisi olmanın gurur ve sevincini yaşıyoruz. Elde ettiğim bu başarıyı yalnızca kendime ait görmüyorum. Bu başarı; bana emek veren değerli hocalarımın, her zaman yanımda olan ailemin ve arkadaşlarımın ortak emeğidir. Ben Hemşirelik Bölümü öğrencisiyim. Hemşirelik sadece bir meslek değil; insan hayatına dokunan, sorumluluğu büyük ve anlamı derin bir yolculuktur. Öğrendiğim her bilginin, gelecekte bir hastanın hayatında fark yaratacağını bilmek benim en büyük motivasyon kaynağım olmuştur. Bu süreçte bize rehberlik eden kıymetli hocalarıma ve her zaman yanımda olan arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Ayrıca aileme destekleri ve inançları için minnettarım” dedi. “AİLELERİNİ TEBRİK EDİYORUM” Programda konuşan Sağlık Bilimleri Dekanı Prof. Dr. Özgül Erol, “2025–2026 akademik yılı TÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi Beyaz Önlük ve Forma Giyme Töreni’ne hoş geldiniz, onur verdiniz. Bugün burada; 36 Beslenme ve Diyetetik, 27 Ergoterapi, 54 Fizyoterapi ve Rehabilitasyon, 139 Hemşirelik, 50 Odyoloji ve 43 Sağlık Yönetimi bölümü öğrencimiz bulunmaktadır. Öncelikle başarılarından dolayı tüm öğrencilerimizi ve bu süreçte onlara her türlü desteği sağlayan kıymetli ailelerini tebrik ediyorum” ifadelerine yer verdi. Program öğrencilere teşekkür belgelerinin verilmesi ve toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi. MERT ERİŞKİN

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.