Hava Durumu

#Hipertansiyon

Batı Ekspres - Edirne'nin Haber Sitesi - Hipertansiyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hipertansiyon haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Türkiye’deki Kamu Hastanelerinde Bir İlk; O Alandaki İlk Klinik TÜ’de Açıldı Haber

Türkiye’deki Kamu Hastanelerinde Bir İlk; O Alandaki İlk Klinik TÜ’de Açıldı

Trakya Üniversitesi (TÜ) Hastanesi’nde Kardiyoloji Aritmi Polikliniği ve Atriyal Fibrilasyon Polikliniği tanıtma toplantısı hastane başhekimlik toplantı salonunda gerçekleştirildi. Toplantıya; TÜ Rektör Yardımcısı ve Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sedat Üstündağ, TÜ Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Alkin Çolak, TÜ Hastanesi Başhekim Yardımcısı Prof. Dr. Ali Yılmaz, TÜ Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doçent Doktor Gökay Taylan katıldı. “NİTELİKLİ VE KAPSAMLI SAĞLIK HİZMETİ ALACAKLAR” Trakya Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sedat Üstündağ, “Edirne, 60–65 yaş üstü nüfus oranı yüksek illerimizden biridir. Bu da yaşa bağlı kalp hastalıklarının bölgemizde daha sık görülmesine neden olmaktadır. Hipertansiyon ve şeker hastalığıyla mücadele edilmeli, obeziteden kaçınılmalı, hareketli bir yaşam benimsenmeli, sigaradan uzak durulmalı ve özellikle tuz tüketimine çok dikkat edilmelidir. Hazır gıdalardan mümkün olduğunca kaçınılmalıdır. Herhangi bir çarpıntı, ‘kalbim pır pır ediyor’ şeklinde tarif edilen bir his dahi önemsenmeli ve vakit kaybetmeden bir kalp doktoruna başvurulmalıdır. Ne mutlu ki hastanemizde, kalp ritim bozukluklarını en ayrıntılı şekilde değerlendirebilecek bir elektrofizyoloji laboratuvarı ve bu alanda uzmanlaşmış değerli hekimlerimiz bulunmaktadır. Türkiye’de bu alanda ilk ünitelerden birini hayata geçirmenin, literatüre geçirmenin gururunu yaşıyoruz” dedi. “YAŞLANAN NÜFUSLA BİRLİKTE GÖRÜLME SIKLIĞI HIZLA ARTIYOR” TÜ Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doçent Doktor Gökay Taylan, “Toplumda en sık karşılaşılan ritim bozukluğu olan atriyal fibrilasyonun, gelişmeden önlenmesi, erken tanı konulması, tanı sonrası erken tedavi ve tedavi sonrasında rehabilitasyon sürecinin bütüncül bir yaklaşımla ele alınması amacıyla bu üniteyi kurmuş bulunuyoruz. Hastalarımızı sadece tedavi eden değil, süreci baştan sona değerlendiren bir anlayışla hizmet verecek bir yapı oluşturduk. Bu yönüyle ünitemizin hem tıp literatüründe hem de ülkemiz genelinde ilklerden biri olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Atriyal fibrilasyon; sakatlığa ve ölüme yol açabilen ciddi bir ritim bozukluğudur. Özellikle yaşlanan nüfusla birlikte görülme sıklığı hızla artmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, 2050–2060 yılları arasında bu hastalığın sıklığının en az 2 katına çıkması beklenmektedir. Bölgemizin yaş ortalamasının Türkiye genelinin üzerinde olduğunu düşündüğümüzde, bu ünitenin hayata geçirilmesinden büyük mutluluk duyuyoruz” ifadelerine yer verdi. “ERKEN TANI, HAYAT KURTARILIR” Taylan, “Vatandaşlarımız açısından belirtilerden de kısaca bahsetmek isterim. Atriyal fibrilasyon genellikle çarpıntı, kalbin hızlı ya da düzensiz atması hissiyle ortaya çıkar. Bunun yanı sıra nefes darlığı, baş dönmesi, bayılma atakları da görülebilir. Bu tür şikâyetleri olan kişilerin mutlaka bir kardiyoloji uzmanına, özellikle de ritim bozukluklarıyla ilgilenen elektrofizyoloji uzmanına başvurmaları büyük önem taşımaktadır. Çünkü erken tanı, hayat kurtarır. Bu hastalığın tek bir nedeni yoktur. En önemli etken yaşlanma olmakla birlikte; hipertansiyon, diyabet, obezite, kronik böbrek hastalıkları, akciğer hastalıkları, kanser ve stres gibi birçok faktör de ritim bozukluklarını tetikleyebilir. Bu nedenle atriyal fibrilasyon, en sık karşılaşılan ritim bozukluğu olarak karşımıza çıkmaktadır” diye konuştu. “ÇALIŞMALARIMIZA DEVAM EDİYORUZ” Taylan, “Hastanemizde, Kardiyoloji Aritmi Polikliniğimiz ve AF Bakım Ünitemizde, kardiyak aritmiler ve AF ile ilgili güncel tanı ve tedavilerin hepsi deneyimli ekibimiz ile gerçekleştirilmektedir. Trakya bölgesi ve Balkanlardan gelen sağlık turizmi hastalarına hastanemizde ileri teknolojik altyapımız ile başarılı tanı ve tedavi süreçleri uygulanmaktadır. Bu amaçla 2024 yılında açtığımız Aritmi polikliniğimizde yıllık 2 bin 500 civarı hastamıza poliklinik hizmeti, yine yıllık 400 civarı hastamıza kalp pili işlemleri ve 400 civarında hastamıza da kateter ablasyonu tedavisi yapmaktayız. Ayrıca aritmi hastalarına yaklaşımda araştırma görevlisi doktorlar ile uzman hekimlerin eğitim ve seminerleri yapılmaktadır. Bu açılardan Trakya bölgesinde hizmet veren tek merkez olarak çalışmalarımıza devam etmekteyiz” şeklinde konuştu. MERT ERİŞKİN

Aşırı Tuz Tüketimi Kan Basıncını Yükselterek Hipertansiyon Riskini Artırıyor Haber

Aşırı Tuz Tüketimi Kan Basıncını Yükselterek Hipertansiyon Riskini Artırıyor

Prof. Dr. Üstündağ, vücudun ihtiyacından fazla tüketilen her gram tuzun insan sağlığını bozduğunu ifade etti. Vatandaşların tuz alışkanlıklarını gözden geçirmesi ve işlenmiş gıdalardaki gizli tuz oranlarına dikkat etmesi gerektiği uyarısında bulunan Üstündağ, normalden fazla kullanılan tuzun vücutta fazladan su tutulmasına yol açtığını belirtti. Bu durumun kan basıncını yükseltip hipertansiyona neden olabildiğini vurgulayan Üstündağ, "Hipertansiyonun yol açtığı hastalıklar her yıl dünya genelinde 12 milyon insanın ölümüne yol açıyor. Dünyada bir yılda 12 milyon insanı hayattan kopartan, ortalama ömürden beklenenden çok daha erken olarak öldüren hiçbir şey yok. Ne bir savaş, ne bir viral enfeksiyon, ne bir doğal felaket böyle bir duruma yol açıyor. Aynı zamanda yılda ortalama 200 milyon insanı kalp krizi, inme ve böbrek yetersizliğine sokup yaşam konforunu bozuyor." dedi. - "Türkiye'de günlük tüketim ortalama 15 gram" Üstündağ, sağlıklı bir insan böbreğinin günde ortalama 5 gram tuzu uzaklaştırabildiğini kaydetti. Tuz tüketiminin ölçülü ve dikkatli şekilde yapılması gerektiğine dikkati çeken Üstündağ, "2003 yılında Türkiye'de ortalama tuz tüketimi 18 gramdı. Yapılan çalışmalarla bu miktar 15 grama kadar düşürüldü ama bu miktarın daha da düşürülmesi gerekli. 100 gram parmesan peynirinde 19 gram tuz vardır. İşlenmiş gıdalardan uzak durunuz. Aldığınız durumlarda tuz içeriğine dikkat ediniz. Yemeğin tadına bakmadan tuzu atmayınız." ifadelerini kullandı. Prof. Dr. Üstündağ, sebze, meyve ve doğal yiyeceklerin içinde tuz bulunduğunu, bu nedenle yiyeceklere tuz atarken bu durumun gözden geçirilmesi gerektiğini bildirdi. Fazla tuz tüketiminin hipertansiyon başta olmak üzere farklı sağlık sorunlarına yol açtığını anlatan Üstündağ, şu uyarılarda bulundu: "Eğer böbreğimizin atabileceğinden 5 gram fazla tuz tüketirseniz vücudunuzda 700 mililitre su tutulur. Yani 3,5 su bardağı su vasküler yatağın içinde tutulur. Bu durum kan basıncını yükseltir. Ardından bu tuz damar duvarının etrafındaki düz kas hücrelerinin içerisine girer ve onları kasılır hale getirir. Bir taraftan damar duvarının içi taşıyabileceğinden fazla suyla dolarken, bir taraftan da damar daha kasılır hale geldiği için eski su taşıma kapasitesine bile ulaşamaz. Böyle olunca kan basıncı yükselir. Kan basıncı yüksekliği damar duvar hücrelerinde bozulmaya, onların giderek sertleşmesine ve plaklar oluşmasına neden olur. Bu durum günün birinde bu kişinin kalp krizi, inme ya da böbrek yetersizliği yaşamasına neden olur. Fazladan tuz alımının halk sağlığı açısından getirdiği risk budur." Üstündağ, fazla tuz alımının astım ve mide hastalıkları gibi diğer rahatsızlıklara da yol açtığını sözlerine ekledi.

“Zamansız Sezaryen, Çocukta Hipertansiyonun Kapısını Aralıyor” Haber

“Zamansız Sezaryen, Çocukta Hipertansiyonun Kapısını Aralıyor”

Edirne'de Sağlık Müzesi olarak hizmet veren II. Bayezid Külliyesi'nde Bilim Kafe etkinliği düzenlendi. Prof. Dr. Eylem Bayır'ın moderatörlüğünü yaptığı etkinlikte konuşmacı olan Trakya Üniversitesi (TÜ) Rektör Yardımcısı ve TÜ Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sedat Üstündağ, çarpıcı açıklamalarda bulundu. Üstündağ, tıbbi bir gereklilik olmadan gerçekleştirilen sezaryen doğumların, ilerleyen yıllarda ciddi sağlık sorunlarına zemin hazırladığını vurguladı. Üstündağ, özellikle primer hipertansiyonun erken yaşta ortaya çıkmasında sezaryen doğumların önemli bir etkisi olduğunu belirtti. “Türkiye'de bir dönem sezaryen doğum oranı yüzde 75'lere kadar çıktı. Büyük çabalarla bu oran yüzde 50'lere kadar indirildi. Ancak etkileri hâlâ sürüyor” diyen Prof. Dr. Üstündağ, bu durumun uzun vadeli sonuçlarının göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi. Zamanından önce ve doğal olmayan yollarla dünyaya gelen çocukların böbrek gelişiminde sorun yaşadığını, bunun da ileriki yaşlarda hipertansiyon gibi ciddi rahatsızlıkların temelini oluşturduğunu ifade etti. Prof. Üstündağ, “Bugün Türkiye’de 18 yaş grubunda hipertansiyon görülme oranı yüzde 30’un üzerinde. Bu, dünya ortalamasının çok üzerinde ve endişe verici bir tablo. Bu artışın arka planında fetal dönemde yaşanan tıbbi müdahaleler önemli bir yer tutuyor” diyerek konunun ciddiyetine dikkat çekti. Konuşmasında primer (birincil) hipertansiyona da değinen Üstündağ, bu hastalığın genellikle herhangi bir belirgin sebep olmadan geliştiğini ancak yaşam tarzı, doğum şekli ve genetik faktörlerin birleşiminin riski artırdığını kaydetti. Özellikle böbreklerin tuz atma kapasitesinin düşük olmasıyla ortaya çıkan bu durumun, genç yaşlarda daha agresif seyredebildiğini belirtti. Prof. Dr. Üstündağ “Anne karnında başlayan yaşam, insan sağlığının temelidir. Eğer bu döneme gereken özeni göstermezsek, sadece hipertansiyon değil, sayısız kronik hastalığın önünü açmış oluruz" ifadelerini kullanarak önleyici sağlık politikalarının geliştirilmesinin zorunlu olduğunu da söyledi. MEHMET EFECAN HIDIROĞLU

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.