Hava Durumu

#İnsan Hakları

Batı Ekspres - Edirne'nin Haber Sitesi - İnsan Hakları haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İnsan Hakları haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

‎Karakoç: “Batı Trakya’daki Soydaşlarımız Yalnız Değildir” Haber

‎Karakoç: “Batı Trakya’daki Soydaşlarımız Yalnız Değildir”

‎Edirne Barosu Başkanı Av. Gökhan Karakoç, 5 Haziran’da Yunanistan’ın İskeçe kentinde görülen davaya Edirne Barosu’nu temsilen katıldı. ‎Dava sonrasında Batı Ekspres internet haber sitesine değerlendirmelerde bulunan Karakoç, Batı Trakya’daki Türk azınlığın karşı karşıya kaldığı sorunlara dikkat çekerek, “Batı Trakya’daki soydaşlarımız yalnız değildir” mesajı verdi. ‎ÇINAR CAMİİ’NDE YAŞANAN OLAY DAVAYA DÖNÜŞTÜ ‎Davanın temelini oluşturan olayın yaklaşık iki yıl önce İskeçe’deki tarihi Çınar Camii’nde yaşandığını anlatan Karakoç, Cuma namazı öncesinde Yunanistan devleti tarafından atanmış müftü ve beraberindeki kişilerin camiye gelerek hutbe vermek ve namaz kıldırmak istediğini söyledi. Cemaatin ise kendi seçtikleri müftünün bulunduğunu belirterek atanmış müftünün dini görev icra etmesine karşı çıktığını kaydeden Karakoç, yaşanan tartışmada herhangi bir fiziksel müdahale, darp, tehdit ya da hakaretin söz konusu olmadığını dile getirdi. “Soydaşlarımız sadece camiden ayrılmalarını istemiş ve dışarıya yönlendirmiştir” diyen Karakoç, buna rağmen İskeçe Cumhuriyet Savcılığı tarafından dört kişi hakkında dava açıldığını belirtti. ‎“YARGI MEKANİZMASI BASKI ARACI OLARAK KULLANILIYOR” ‎Sanıklara yöneltilen suçlamalar arasında görevli memura direnme, hakaret, tehdit ve dini ritüellerin yapılmasını engelleme gibi iddiaların bulunduğunu ifade eden Karakoç, davanın özünün çok daha farklı olduğunu savundu. “Bu dava yalnızca dört kişi hakkında açılmış bir dava değildir” diyen Karakoç, şöyle devam etti; “Bu dava, Batı Trakya’daki Türk azınlığın din ve vicdan özgürlüğüne yönelik bir müdahaledir. Amaç, oradaki soydaşlarımıza gözdağı vermek ve ‘Benim istediğim şekilde hareket etmek zorundasınız’ mesajı vermektir. Yargı mekanizması burada bir baskı aracı olarak kullanılmaktadır.” ‎“MESELE DİN VE VİCDAN ÖZGÜRLÜĞÜDÜR” ‎Davanın temelinde insan hakları ve özgürlükler bulunduğunu vurgulayan Karakoç, “Mesele ifade özgürlüğüdür. Mesele din ve vicdan özgürlüğüdür. Mesele, Yunanistan’ın uluslararası anlaşmalarla güvence altına alınmış haklara yeterince saygı göstermemesi meselesidir” ifadelerini kullandı. Karakoç, davanın üçüncü duruşmasının 18 Haziran’da görüleceğini belirterek süreci yakından takip etmeyi sürdüreceklerini söyledi. ‎“HAKLAR ULUSLARARASI ANLAŞMALARLA GÜVENCE ALTINDA” ‎Batı Trakya Türklerinin haklarının tarihsel ve hukuki temellerine değinen Karakoç, 1923 tarihli Lozan Antlaşması ile 1913 yılında Osmanlı Devleti ve Yunanistan arasında imzalanan Atina Antlaşması’nın bölgede yaşayan Türk ve Müslüman azınlığın haklarını korumayı amaçladığını belirtti. Karakoç, özellikle din ve vicdan özgürlüğü konusunda Yunanistan’ın bu hakları koruma taahhüdünde bulunduğunu ifade ederek, “Bu anlaşmalar çerçevesinde Batı Trakya’daki Müslümanların kendi din adamlarını, yani müftülerini seçme hakkı bulunmaktadır. Ancak Yunanistan devleti son 40-50 yıldır bu konuda sorun çıkarmaya başlamıştır” dedi. ‎“KIBRIS SONRASI YAKLAŞIM DEĞİŞTİ” ‎Yaşanan sürecin kırılma noktasının Kıbrıs Barış Harekatı sonrasına dayandığını savunan Karakoç, o tarihten itibaren Yunan siyasetinde Batı Trakya Türklerine yönelik yaklaşımın değişmeye başladığını söyledi. Karakoç, günümüzde yaşanan davanın da bu anlayışın bir sonucu olduğunu belirterek, Yunanistan’ın seçilmiş müftüleri tanımadığını, bunun yerine devlet tarafından atanan müftüleri görevlendirdiğini ifade etti. ‎“BU DAVANIN SONUNA KADAR TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ” ‎İskeçe’de yaptıkları açıklamada da Batı Trakya Türklerinin yanında olduklarını ifade ettiklerini hatırlatan Karakoç, Edirne Barosu’nun desteğinin devam edeceğini belirtti. İskeçe ziyaretini, “Trakya’nın batısındaki kardeşlerimiz ile Edirne’nin, gönül coğrafyamızda yaşayan soydaşlarımız ile Edirne’mizin buluşması” olarak değerlendiren Karakoç; “Batı Trakya’daki kardeşlerimiz Edirne Barosu’nun ve Edirnelilerin desteğini arkalarında hissetmektedir. Biz de bu desteği sonuna kadar sürdüreceğiz. Bu davanın sonuna kadar takipçisi olacağımızı bir kez daha ifade etmek isterim” dedi. ‎HİLAL PEKER

AK Partili Yalçın’dan Edirne’de Sert Çıkış; “CHP’den Utanıyoruz” Haber

AK Partili Yalçın’dan Edirne’de Sert Çıkış; “CHP’den Utanıyoruz”

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve İnsan Hakları Başkanı Hasan Basri Yalçın, Edirne’de düzenlenen İnsan Hakları Bölge Toplantısı sonrası yaptığı açıklamada CHP’li belediyeleri sert sözlerle eleştirdi. AK Parti Edirne İl Başkanlığı’nda konuşan Yalçın, son dönemde Türkiye genelinde gündeme gelen yolsuzluk ve etik tartışmaların toplum vicdanını rahatsız ettiğini söyledi. İnsan Hakları Bölge Toplantıları kapsamında Edirne’ye gelen Yalçın, CHP’li belediyelerde yaşanan tartışmaların kamuoyunda ciddi soru işaretleri oluşturduğunu ifade etti. “CHP BELEDİYELERİNİN ANA GÜNDEMİ YOLSUZLUK” CHP belediyelerinin hizmetten çok farklı iddialarla gündeme geldiğini savunan Yalçın; “Cumhuriyet Halk Partisi belediyelerinin ana gündemini yolsuzluk iddiaları oluşturuyor. Her türlü yolsuzluğa bulaştıkları yetmezmiş gibi her türlü ahlaki ilişkinin ayyuka çıktığı bir dönemi yaşıyoruz” dedi. “BU SÖYLENTİLERDEN UTANIYORUZ” CHP’ye yönelik eleştirilerini sürdüren Yalçın, ortaya çıkan görüntülerin Türkiye adına utanç verici olduğunu öne sürdü. “Biz vatandaş olarak Cumhuriyet Halk Partisi’nden utanıyoruz. Türkiye’nin ana muhalefet partisinin ortaya koyduğu bu görüntülerden, bu söylentilerden utanıyoruz” ifadelerini kullanan Yalçın, söz konusu iddiaların tamamının yargının değerlendireceği meseleler olduğunu belirtti. “TÜRKİYE BÖYLE BİR MUHALEFETİ HAK ETMİYOR” Ortaya çıkan olayların Türkiye adına üzücü olduğunu savunan Yalçın; “Şu ana kadar kamuoyuna yansıyan tabloya baktığımızda, bir muhalefet partisi adına utanç duymanın ötesinde söylenecek bir şey olmadığını düşünüyorum. Türkiye bunu hak etmiyor” dedi. Konuşmasında dikkat çeken ifadeler kullanan Yalçın; “Araba bagajlarında valizler, valizlere aktarılan paralar, otel odalarında ortaya çıkan görüntüler. Bunların hiçbiri Türkiye’ye yakışmıyor. Cumhuriyet Halk Partisi maalesef Türkiye’ye zarar vermekten başka bir şey yapmıyor” diye konuştu. “VATANDAŞIN BEKLENTİLERİNİ DİNLEDİK” Türkiye genelinde düzenlenen İnsan Hakları Bölge Toplantıları kapsamında vatandaşların taleplerini ve beklentilerini dinlediklerini söyleyen Yalçın, AK Parti’nin insan merkezli siyaset anlayışıyla hareket ettiğini ifade etti. Yalçın; “AK Parti olarak her zaman toplumun nabzını tutmaya önem veren, siyasetini vatandaşın beklentilerine göre şekillendiren bir anlayışın temsilcisi olduk. ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ şiarından hiçbir zaman uzaklaşmadık” dedi. AK Parti iktidarları döneminde Türkiye’nin kalkınması adına önemli adımlar atıldığını kaydeden Yalçın, vatandaşlarla kurdukları gönül bağının sandığa da yansıdığını belirtti. “TÜRKİYE BİR BARIŞ VE İSTİKRAR ADASIDIR” Dünya genelinde savaşların ve iç çatışmaların yoğun şekilde yaşandığı bir süreçten geçildiğini ifade eden Yalçın, Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde istikrarını koruduğunu söyledi. Türkiye’nin bugün uluslararası arenada barış masalarının kurucu ve kolaylaştırıcı aktörlerinden biri haline geldiğini belirten Yalçın, ülkenin sahip olduğu huzur ve güven ortamının kıymetinin bilinmesi gerektiğini vurguladı. “EDİRNE İYİ YÖNETİLMİYOR” Konuşmasında Edirne’deki yerel yönetime yönelik eleştirilerde de bulunan Yalçın, Edirne’nin yerelde iyi yönetilmediğini savundu. Edirnelilerin mevcut yönetim anlayışından memnun olmadığını öne süren Yalçın, önümüzdeki süreçte AK Parti’nin hizmet siyasetini Edirne’de daha güçlü şekilde hayata geçirmek için çalışacaklarını söyledi. Yalçın, “Birçok insan artık AK Parti’nin hizmet siyasetinin alternatifsiz olduğunu görüyor” ifadelerini kullandı. “AK PARTİ HİZMET SİYASETİNİ SÜRDÜRECEK” AK Parti’nin insan odaklı ve hizmet anlayışına dayalı siyasetini sürdüreceğini belirten Yalçın, Edirne dahil olmak üzere Türkiye’nin dört bir yanında çalışmalarına devam edeceklerini kaydetti. HİLAL PEKER

Edirne'den İsrail'in Filistinli Esirlere Yönelik "İdam Yasası"na Tepki Haber

Edirne'den İsrail'in Filistinli Esirlere Yönelik "İdam Yasası"na Tepki

Hatipler yaptığı yazılı açıklamada, İsrail'in saldırılarına devam ettiğini ve insan hakları ihlallerini giderek artırdığını belirtti. İsrail Parlamentosunca 30 Mart'ta kabul edilen idam cezasına dair yasal düzenlemenin insan haklarına ve uluslararası hukuka aykırılığını ortaya koyduğunu ifade eden Hatipler, şunları kaydetti: "Her şeyden önce ifade etmek gerekir ki İsrail Parlamentosu tarafından yapılan bu yasal düzenleme bütün hukuk düzenlerinde yok hükmündedir. Filistin topraklarında işgalci konumda olan İsrail terör devletinin, Filistin topraklarında kendi hukuki düzenini egemen bir devlet gibi kullanması mümkün değildir. İsrail terör devleti işgal ettiği topraklar üzerinde tam egemenlik yetkisi kullanamaz, kendi hukuk düzenini ve yargı sistemini sınırsız biçimde uygulama yetkisine de sahip değildir. Söz konusu yasa kapsamında özellikle 'İsrail'in varlığını ortadan kaldırma amacıyla işlenen öldürme fiilleri' bakımından ölüm cezası öngörülmektedir. Bu düzenleme ile İsrail terör devleti, Filistin’in özgürlüğü için mücadele eden on binlerce insanı hukuki düzenleme kisvesi altında katletmek istemektedir." Hatipler, hukukçuları, insan hakları savunucularını, sivil toplum örgütlerini ve vicdan sahibi insanları İsrail'in insanlığa karşı eylemlerine karşı durmak ve özgür Filistin için hukuki ve sivil mücadeleye davet ettiklerini belirtti.

Edirne’de Atatürk Anıtında “Avukatlar Günü” Töreni Haber

Edirne’de Atatürk Anıtında “Avukatlar Günü” Töreni

Edirne’de 5 Nisan Avukatlar Günü sebebiyle tören düzenlendi. Kent merkezindeki Atatürk Anıtı önünde gerçekleştirilen program, avukatları bir araya getirdi. Tören, Edirne Barosu Başkanı Gökhan Karakoç’un anıta çelenk sunmasıyla başladı. Çelenk sunumunun ardından katılımcılar, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve tüm şehitler anısına saygı duruşunda bulundu, akabinde İstiklal Marşı okundu. Törene Edirne Belediye Başkanı Av. Filiz Gencan ve avukatlar katıldı. Günün anlam ve önemine ilişkin bir konuşma yapan Baro Başkanı Karakoç, 5 Nisan Avukatlar Günü’nün yalnızca bir kutlama değil, aynı zamanda hukuk devletine ve adalet mücadelesine bağlılığın yeniden vurgulandığı özel bir gün olduğunu ifade etti. Avukatlık mesleğinin toplumdaki kritik rolüne dikkat çeken Karakoç, savunma hakkının kutsallığına vurgu yaptı. Karakoç konuşmasında, hukukun üstünlüğü ilkesinin korunmasının demokratik bir toplumun vazgeçilmez unsuru olduğunu belirterek, “Avukatlar, yargının kurucu unsurlarından biridir. Bağımsız savunma olmadan adil yargılamadan söz edilemez. Bizler, meslek onurumuzu koruyarak, hukukun üstünlüğü ve insan hakları mücadelesini kararlılıkla sürdüreceğiz” dedi. Avukatların karşı karşıya kaldığı sorunlara da değinen Karakoç, meslektaşlarının ekonomik ve mesleki zorluklarla mücadele ettiğini, ancak buna rağmen adaletin tesisi için görevlerini özveriyle yerine getirmeye devam ettiklerini dile getirdi. Genç avukatların yaşadığı sıkıntılara dikkat çeken Karakoç, çözüm noktasında ortak akıl ve dayanışmanın önemine işaret etti. Tören, yapılan konuşmanın ardından katılımcıların günün anısına hatıra fotoğrafı çektirmesiyle sona erdi. HİLAL PEKER

Edirne’de Saadet Partisi’nden "Zalimlere Lanet, Mazlumlara Destek" Açıklaması Haber

Edirne’de Saadet Partisi’nden "Zalimlere Lanet, Mazlumlara Destek" Açıklaması

Saadet Partisi Edirne Teşkilatı tarafından bugün, Cuma namazı çıkışında Ortadoğu’da devam eden savaş ve Gazze ile ilgili basın açıklaması düzenlendi. "Zalimlere Lanet, Mazlumlara Destek" konulu, Eski Cami önünde düzenlenen basın açıklamasını Saadet Partisi Edirne İl Başkanı Tezcan Karakütük okudu. Karakütük açıklamasında taraflarının belli olduğunu belirterek “Bugün burada sadece bir basın açıklaması yapmak için değil; başta İslam coğrafyası olmak üzere dünyanın dört bir yanını saran zulüm ateşine karşı birer İbrahimi damla olmak ve mazlumun kimliğine bakmaksızın onunla omuz omuza durduğumuzu tüm dünyaya ilan etmek için toplandık. Milli Görüş hareketi olarak bizler, tarih boyunca olduğu gibi bugün de coğrafya, mezhep ve kimlik ayrımı yapmaksızın zalimin karşısında elif gibi dimdik duruyoruz. Aylardır dünyanın gözü önünde, tarihin kaydedebileceği en vahşi, en alçak soykırımlardan biri Gazze'de işlenmektedir. Bebeklerin süt kokusuna barut kokusunun karıştığı, annelerin feryadının arşı titrettiği bu mübarek topraklar, bugün sözde modern dünyanın sahte ‘insan hakları’ maskesinin düştüğü yerdir. Gazze bugün sadece bir coğrafi bölge değil, imanın, direnişin ve topyekün insanlık onurunun son kalelerinden biridir. Şunu herkes bilsin ki; Gazze'de dökülen her damla kan, bu zulme sessiz kalanların vicdanına sürülmüş kara bir lekedir. Bu katliam durana, abluka tamamen kalkana dek durmayacağız, susmayacağız. Gazze'deki vahşet son bulana dek, Mescid-i Aksa'yı çevreleyen zincirler kırılana dek, Emperyalizmin kirli eli coğrafyamızdan çekilene dek, mücadelemiz, azmimiz ve kararlılığımız artarak devam edecektir. Bizler provokasyonlara gelmeden, vakar ve sükunet içerisinde, birleştirici bir dille haykırıyoruz: Zulüm ile abat olanın ahiri berbat olur. Buradan tüm dünyaya sesleniyoruz. Mazlumların gözyaşı, zalimlerin saltanatını mutlaka yıkacaktır. Kudüs'ün özgürlüğü ve İslam coğrafyasının selameti için bütün gücümüzle çalışmaya, hakkı ve hakikati haykırmaya devam edeceğiz. Zafer inananlarındır ve zafer yakındır” dedi. ŞENER ŞENTÜRK

"Sanal Bir Tehdit Oluşturup Bunun Adına İrtica Dediler" Haber

"Sanal Bir Tehdit Oluşturup Bunun Adına İrtica Dediler"

28 Şubat sürecinin Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Sözleşmesine aykırı olduğunu söyleyen İlahiyat Fakültesi Temel İslam Bilimleri Bölümü İslam Hukuku Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tevhit Ayengin, bu süreçte pek çok insanın acı ve sıkıntı çektiğini vurguladı. Prof. Dr. Tevhit Ayengin, "Önce sanal, olmayan bir tehdit oluşturdular ve bunun adına irtica dediler. Bunu köpürtüp, ön plana çıkarıp medya ile her gün, her akşam tazelemek suretiyle halkın zihinlerinde, gönüllerinde, kalplerinde bir korku oluşmasına vesile oldular. Sosyal hayatta pek çok dinle, vicdanla ilgili haklar kısıtlanmış, sınırlanmış oldu" diye konuştu. 28 Şubat sürecinin hak ihlali olduğunu söyleyen İlahiyat Fakültesi Temel İslam Bilimleri Bölümü İslam Hukuku Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tevhit Ayengin, "Pek çok insanımız acı çekti, sıkıntılar çekti. Halbuki insan bu dünyada var olan en önemli bir varlıktır ve inanç da onun en önemli özelliğini oluşturur. İnanmayan, inanç noktasında zayıf olan bir insan olabilir ama genel olarak düşündüğümüzde insan inanan ve bu inancını yaşamak isteyen bir varlık. Maalesef ülkemizde 1990'lı yılların sonlarında demokrasiye, insan haklarına, din vicdan özgürlüğüne yönelik çok önemli saldırılar gerçekleşmiş oldu. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Sözleşmesi her insanın doğuştan getirdiği inanma hakkının var olduğunu, inancının da özgür olduğunu ifade eder. Sadece bununla sınırlı değildir. İnandığını yaşama özgürlüğüne de sahip bir varlıktır insan. İnsan eğer inandığını yaşamıyorsa insan olarak yaşamını sürdürüyor demek mümkün değildir. Din, vicdan özgürlüğünün üçüncü ayağı ise inancını, değerlerini kendisi yaşadığı gibi çoluk çocuğuna, kendinden sonraki insanlara da yaşatabilme özgürlüğünü içermesi manasına gelir. Bütün bunlar askıya alınmıştı" dedi. Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tevhit Ayengin, 28 Şubat sürecini şu ifadelerle anlattı: "Önce sanal, olmayan bir tehdit oluşturdular ve bunun adına irtica dediler. Bunu köpürtüp, ön plana çıkarıp medya ile her gün, her akşam tazelemek suretiyle halkın zihinlerinde, gönüllerinde, kalplerinde bir korku oluşmasına vesile oldular. Sosyal hayatta pek çok dinle, vicdanla ilgili haklar kısıtlanmış, sınırlanmış oldu. Üniversitelerde okuyan kız çocuklarımızın başları kapalı olarak üniversitelere gelmesi, derslere girmesi engellendi. Sadece bununla sınırlı olmadı. Kat sayı uygulamalarıyla birlikte dolaylı bir takım sıkıntılar, dezavantajlar oluşturuldu. Dolaylı olarak ayrımcılık gerçekleşti. Aynı miktarda soruyu yapan iki lise öğrencisinin aldığı puan arasında korkunç bir puan farkı oluşmuş oldu. Doğrudan siz bu fakültelere gidemezsiniz demek yerine katsayı haksızlığı ile adaletsizliği ile birlikte bu öğrencilerin üniversiteye girmelerinin önüne engel konulmuş oldu. Çocuklarımızın Kur'an kurslarına gitmesi engellenmiş oldu, ilkokulu bitirmeden Kur'an kurslarının yolu kapanmış oldu onlara. İnsanımızın müracaat edeceği adaletsizlikle karşılaştığında kapısını çalacağı yargı mensuplarına brifingler verildi ve o brifinglerde nasıl davranmaları gerektiği onlara dolaylı şekilde anlatıldı. Adaleti arama yerlerine gittiğimizde adalet mensuplarını hakimleri, savcıları, üst düzey yöneticileri bulmak ve objektif olarak karar vermelerini beklemek imkansız hale gelmiş oldu”

AK Parti’den 28 Şubat Açıklaması: “Unutmadık, Unutturmayacağız” Haber

AK Parti’den 28 Şubat Açıklaması: “Unutmadık, Unutturmayacağız”

AK Parti Genel Merkez İnsan Hakları Başkanlığı tarafından 28 Şubat Postmodern Darbesi’nin 29’uncu yıl dönümü dolayısıyla 81 ilde eş zamanlı basın açıklaması yapıldı. Edirne’deki açıklamada darbe ve vesayet zihniyeti sert ifadelerle kınandı. AK Parti Genel Merkez İnsan Hakları Başkanlığı tarafından, 28 Şubat Postmodern Darbesinin yıl dönümünde, darbe zihniyetine dikkat çekmek ve sürecin unutulmadığını vurgulamak amacıyla 81 ilde eş zamanlı basın açıklaması gerçekleştirildi. Edirne’deki basın açıklaması, AK Parti Edirne İl Başkanlığı binasında yapıldı. Açıklamayı, AK Parti Edirne İl Başkan Yardımcısı ve İnsan Hakları Birim Başkanı Murat Nalça okudu. Açıklamaya, İnsan Hakları Birim Başkan Yardımcısı Tuba Karabulut ile Kadın Kolları İnsan Hakları Birim Başkanı Arzu Akgün de katıldı. “28 ŞUBAT, TOPLUMA İNDİRİLMİŞ AĞIR BİR DARBEDİR” Basın açıklamasında konuşan Nalça, 28 Şubat’ın yalnızca siyasi iradeye değil, doğrudan topluma yönelik bir darbe olduğunu belirterek, “7 Nisan neyse, 15 Temmuz neyse, 28 Şubat da aynı şekilde bir darbedir. Hatta siyasetin yanı sıra topluma yönelik indirilmiş ağır bir darbeden bahsediyoruz. Sonuçları nesillerce sürmesi amaçlanan, hesaplı ve planlı bir süreçtir” ifadelerini kullandı. 28 Şubat sürecinde milli ve manevi değerlerin hedef alındığını vurgulayan Nalça, başta başörtülü kadınlar olmak üzere toplumun geniş kesimlerine yönelik ciddi hak ihlallerinin yaşandığını söyledi. MEHMET EFECAN HIDIROĞLU

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.