Hava Durumu

#Kabe

Batı Ekspres - Edirne'nin Haber Sitesi - Kabe haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kabe haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Rektör Hatipler; “Selimiye’nin Temeli Mühr-ü Süleyman Şeklindedir” Haber

Rektör Hatipler; “Selimiye’nin Temeli Mühr-ü Süleyman Şeklindedir”

Trakya Üniversitesi (TÜ) Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü tarafından düzenlenen Mimar Sinan’ı anma etkinlikleri kapsamında TÜ Rektörü Prof. Dr. Mustafa Hatipler, Mimar Sinan, eserleri ve eserlerindeki sembolizm örnekleri ile ilgili sunum yaptı. Mimar Sinan Amfisi’nde düzenlenen etkinliğe; Edirne Valisi Yunus Sezer, rektör yardımcıları, dekanlar, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Semiha Kartal ve Edirne Valisi Yunus Sezer’in açılış konuşmaları ile başlayan etkinlikte, Mimar Sinan’ın dehasına ve eserlerinin önemine dikkat çekildi. Konuşmaların ardından sunum yapan Rektör Hatipler, İslam mimarisinde sembollerin taç kapı ile başladığını belirterek; “Kapı, varlık ve yokluğun, için ve dışın en önemli unsurudur. Cami mimarisinde taç kapı kadar önemli olan bir diğer unsur ana kubbedir. Kubbe ile beraber cami mimarisinde yer alan en yoğun sembollerden bir tanesi mihraptır. Dördüncüsü de minberdir. Bir camiye ilk konan taş mihrabın olduğu yerde konur. Çünkü mihrap, Kabe’yi temsil eder” ifadelerini kullandı. Hatipler, caminin beyninin minber olduğunu söyleyerek; “Selimiye Camii’nde mermeri bir nakış gibi işleyen Mimar Sinan’ın yaptığı minberi inceleyin. Kıvrımlarının tıpkı insan beynini andırdığını göreceksiniz. Kubbe, genel olarak varlığı, birliği ve gökyüzünü, semayı temsil eder. Selimiye Camii’nin ana kubbesindeki sembol nedir? Selimiye Camii’nin ana kubbesindeki sure, sembolün ta kendisidir. Selimiye Camii, tek kubbeli yapıların en önde gelen örneklerinden biridir. Tek kubbeli ve kubbesi 8 ayak üzerindedir. Selimiye Camii’ndeki 8 ayak, cennetin 8 kapısını temsil eder. Ana kubbede yazılı olan sure, İhlas suresidir. Kur’an-ı Kerim’in tamamında Allah’ın varlığını, birliğini anlatan tek sure vardır; İhlas suresidir. Selimiye Camii’nin ana kubbesini süslemiştir” dedi. Ana kubbenin tam altında müezzin mahfili bulunduğunu belirten Hatipler; “Müezzin mahfili, Kabe’nin ölçülü küçültülmüş halinden ibarettir. Selimiye Camii’nin müezzin mahfilinin en önemli sembolü, tam altında yer alan fıskiyesinin tam üzerinde olan çarkıfelektir. Çarkıfelek, sonsuzluktur, barıştır, sevgidir, hayattır, ölmektir. Mimar Sinan, o çarkıfeleği oraya ‘Devran döndükçe bu cami ayakta kalsın’ duası için koyar” sözlerine yer verdi. Hatipler, Hz. Süleyman’ın mührünün, mimari yapılarda o yapının sonsuza kadar yaşaması için dua niteliğinde olduğuna dikkat çekerek; “Mimar Sinan, Selimiye Camii’nde mührü çok az kullanmıştır. Hatta görünen yerlerde hiç kullanmamıştır. Selimiye Camii’nde mühür, Mimar Sinan tarafından çok usta bir şekilde temeline yazılmıştır. Selimiye’nin temeli Mühr-ü Süleyman şeklindedir” dedi. Hatipler’in sunumunun ardından etkinlik, hediye takdimi ile sona erdi. UĞUR AKAGÜNDÜZ

74 Yaşındaki Hakime Teyzenin Resim Tutkusu Haber

74 Yaşındaki Hakime Teyzenin Resim Tutkusu

Ayvacık ilçesine bağlı 20 haneli Söğütlü köyünde küçükbaş hayvancılıkla uğraşan 74 yaşındaki Hakime Pala Gürel, çocukluğundan bu yana büyüklerinden dinlediği hikaye ve masallar ile hayatında gördüklerini ve yaşadıklarını resmedip annesinden kalma evinin her köşesine yerleştiriyor. Okuma ve yazması olmayan Hakime Pala Gürel'in resim tutkusu görenleri hem şaşırtıryor hem de duygulandırıyor. İlçeye 4 kilometre uzaklığındaki Söğütlü köyünde yaşamını küçükbaş hayvan yetiştiriciliği ile sağlayan Gürel'in dostları çizdiği resimler oldu. 15 yıl önce kalem ve boyaları ilk kez eline alan Gürel, yıllardır yaşadıklarını ve gördüklerini resimlere aktarıyor. Çocukluğunda dinlediği masalları da resimlere aktaran Gürel'in evindeki resimleri görenler de bu masalları Hakime Gürel'den dinleyebiliyor. Resim tutkusunun ilk olarak umreden döndükten sonra başladığını ifade eden Gürel, "Umreye gidince Kabe'ye aşık oldum. Hiç kalemi eline almayan insan olarak oradan döndükten sonra Kabe'yi çizdim. İlk yaptığım resim de bu oldu" dedi. Resim yaptıkça resim ve çizim yapmayı sevdiğini fark eden Gürel, "İstanbul'a gittim. Oradaki gördüklerimi de resmetmeye başladım. İstanbul'da gördüğüm camileri çizdim" diye konuştu. İlk olarak kağıt parçalarına resim çizen Gürel, ardından çizime uygun birçok maddeye de resim çizmeye başladığını söyledi. Gürel, "Çizimlerimi kağıt üzerine, karton üzerine, taş parçalarının üzerine, ağaç kabuklarının üzerine, çomaklara resim çiziyorum. Tahtaymış, taşmış resme uygun herşeye çiziyorum. Yine evime ve kapılara da bu çizimi yapıyorum. Resim çizmeyi çok sevdiğim için böyle yapıyorum. Kaç tane resim yaptığımı bilmiyorum. Binlerce olmuştur. Çizdiğim resimleri üst üste koydum. Bir yerde biriktirmeye çalıştım, olmadı. Sonra evimi müze gibi yaptım. Her yerini çizdiğim resimlerle doldurdum. Evimin bu tarafında annem yaşıyordu, öte yanda ben yaşıyordum. Annem vefat edince bu tarafı müze gibi yaptım. İsteyen de gelsin görsün" dedi. Üzüldüğünde ve sevindiğinde bunu resimlerle paylaştığını ifade eden Gürel, "Çok sevindiğim veya çok üzüldüğümde bunu geçirmek için resim yapıyorum. Çok gezmeyi sevmem. İnsanlarla dedikodu da yapmam. Dağlara giderim. Doğayı incelerim. Meyveleri ve hayvanları incelerim. Kaç türlü ağaç var? Kaç çeşit yılan var, hayvan var? Buna bakarım. Bunu da resmederim. Yaptığım resimlerin hemen hemen hepsinin bir hikayesi var" dedi. Gürel, çizdiği resimlere ilçeye ve köye gelenlerin ilgi gösterdiğini belirterek, resimlerini bazen de sattığını ifade etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.