Hava Durumu

#Kahve

Batı Ekspres - Edirne'nin Haber Sitesi - Kahve haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kahve haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

"Aromatör" İle İletişimde Yeni Dönem: Tat ve Koku Transferi Hedefleniyor Haber

"Aromatör" İle İletişimde Yeni Dönem: Tat ve Koku Transferi Hedefleniyor

Rektör Prof. Dr. Oktay Yıldız tarafından geliştirilen "Aromatör" adlı teknoloji, tat ve koku bileşenlerini dijital ortamlar üzerinden farklı mekânlara aktarabilen multidisipliner bir sistem olarak dikkat çekiyor. Yazılım, makine öğrenmesi ve kimyasal süreçlerin birlikte çalıştığı sistem, duyusal iletişim teknolojisine yeni bir yaklaşım sunuyor. Karadeniz Teknik Üniversitesi'nden Öğr. Gör. Dr. Kerim Sönmez'in de katkı sunduğu "Aromatör" teknolojisinin özellikle sinema, dijital içerik platformları ve mobil iletişim alanlarında kullanılmasıyla birlikte, kullanıcıların yalnızca görsel ve işitsel değil aynı zamanda koku ve tat deneyimi de yaşayabileceği öngörülüyor. Ulusal ve uluslararası patent süreçlerinden geçen buluşun fikri mülkiyet kapsamında koruma altına alındığı ve ekonomik değere dönüştürülmesinin amaçlandığı ifade edildi. Bu kapsamda yerli teknoloji ekosisteminin güçlendirilmesi ve benzer yüksek teknoloji ürünlerinin ticarileşmesinin önünün açılması hedefleniyor. "Aromatör" ile iletişimde yeni dönem başlıklı çalışmaya ilişkin açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Oktay Yıldız, ses ve görüntü gibi iletişim araçlarının gelişimine paralel olarak tat ve kokunun da dijital ortamlar arasında transfer edilmesini hedeflediklerini söyledi."Ses ve görüntü gibi tat ve kokuyu da iletmeyi hedefliyoruz" Çalışmayla birlikte ses ve görüntü gibi iletişim araçlarını geliştirerek tat ve kokuyu da dijital ortamlar arasında transfer etmeyi hedeflediklerini ifade eden Prof. Dr. Oktay Yıldız, "Eskiden iletişim yalnızca yazı diliyle sağlanıyordu. Daha sonra ses iletişime dâhil oldu ve telefonla iletişim kurabildik. Ardından görüntü eklendi. Bizim çalışmamızda ise temel olarak aromanın bir ortamdan başka bir ortama iletilmesi ya da başka bir ortamda yeniden oluşturulması hedeflenmektedir. Bu kapsamda patent başvurumuzu önce ulusal düzeyde Türk Patent ve Marka Kurumu'na yaptık. Daha sonra uluslararası patent başvurusunu da Avrupa Patent Ofisi'ne gerçekleştirdik. Çalışmalarımız devam ederken bir ek patent başvurusu daha yaptık ve son aşamada tasarım tesciliyle bu süreci destekledik. Şu anda başvuruların bir kısmı tescillenmiş, bir kısmının ise süreçleri devam etmektedir. Bu ürün bir yazılım, bir makine ve arka planda çalışan kimyasal bir mekanizmayı bir araya getirmektedir. Yani multidisipliner bir patentten söz ediyoruz. Temel hedefimiz, tat ve koku bileşenlerinin, yani aroma bileşenlerinin bir ortamdan başka bir ortama aktarılmasıdır. Bugün bir kokunun ya da tadın başka bir ortama aktarılması ütopik görünebilir. Ancak bu sistemde kimyasal mekanizma, yazılım ve makine öğrenmesi birlikte çalışarak bu aktarımı mümkün kılmayı hedeflemektedir" dedi. "Sistem mobil cihazlara da entegre edilebilecek" "Aromatör" cihazının hangi alanlarda kullanılabileceğine dair de bilgiler veren Prof. Dr. Oktay Yıldız, "Aromanın iki temel bileşeni vardır: koku ve tat. Biz de bu patentte hem koku hem de tat bileşenlerinin bir ortamdan başka bir ortama iletilmesini hedefledik. Yapılan ulusal ve uluslararası patent araştırmaları, bu ürünün yenilikçi olduğunu ortaya koydu. Patent süreçleri uzun ve titiz ilerleyen süreçlerdir. Türkiye'de Türk Patent ve Marka Kurumu bu alanda oldukça nitelikli ve dünyadaki iyi örneklerden biridir. Bugün bu teknoloji ütopik görünebilir. Ancak telefonun ilk icat edildiği dönemlerde de benzer şekilde sorgulanmıştı. Günümüzde ise hayatın vazgeçilmez bir parçası haline geldi. Aromatör için de benzer bir gelişim öngörülmektedir. Gelecekte sinema salonlarında izlenen bir sahnede kahve içen bir çiftin kahve aromasını, bir çikolata çeşmesinden akan çikolatanın kokusunu ya da tropik bir meyvenin tadını hissedebilmek mümkün olabilir. Ayrıca bu teknoloji için bir ek patent daha yapılmış olup, sistemin mobil cihazlara entegre edilmesi de hedeflenmektedir. İlerleyen süreçte daha küçük boyutlara indirgenerek telefonlara entegre edilmesi ve farklı coğrafyalardaki insanların birbirlerinin bulunduğu ortamın tat ve kokusunu deneyimleyebilmesi amaçlanmaktadır. Önemli olan bu patentlerin alınması değil, bunların ticari bir emtiaya dönüştürülerek ekonomide kullanılabilmesidir. Dünyada patentlerin ticarileşme oranlarının düşük olduğunu göz önünde bulundurduğumuzda, bizim de bu patentler için hedefimiz, birkaç yıl içerisinde ticarileşmelerinin sağlanmasıdır. Benim 24'ün üzerinde patentim bulunuyor. Ayrıca patent ve patent başvuru süreçleri devam eden çalışmalarımız da var. Bu patentler arasında ticari prototipleri üretilmiş olanlar da mevcut, hâlihazırda endüstride kullanılanlar da bulunuyor. Henüz ticari aşamaya geçmemiş olanlar da var. Ancak özellikle bu patent için arzumuz, gayemiz ve umudumuz; ticarileşme süreçlerinin daha hızlı ilerlemesidir" diye konuştu.

"Edirneliler Dünya Kahvelerinden İkram Edebilecek" Haber

"Edirneliler Dünya Kahvelerinden İkram Edebilecek"

‎Edirne’de bir ev eşyası mağazasında satışa sunulan kahve makineleri, bayram öncesi vatandaşların ilgisini çekmeye başladı. ‎Özellikle farklı kahve çeşitlerini evde hazırlamak isteyen Edirneliler, dünya kahvelerini deneyimleyebilecekleri makineleri tercih ediyor. Mağaza yetkilileri ise müşterilere önce kahveyi tattırarak ürünün performansını birebir gösteriyor. ‎Son yıllarda kahve kültürünün Türkiye’de giderek yaygınlaşmasıyla birlikte ev tipi kahve makinelerine olan talep de artıyor. Edirne’deki vatandaşlar da artık misafirlerine yalnızca Türk kahvesi değil; espresso, latte ve benzeri dünya kahvelerini de ikram edebilmek için bu ürünlere yöneliyor. ‎Mağaza müdürü Neslihan Tuncay, bayram yaklaşırken kahve makinelerine olan talebin arttığını belirterek, satış öncesi uyguladıkları tadım yönteminin müşteriler tarafından büyük ilgi gördüğünü söyledi. ‎“ÖNCE TATTIRIYORUZ SONRA SATIYORUZ” ‎Tuncay, kahve makinelerinin en önemli özelliklerinden birinin çelik öğütücüler olduğunu ifade ederek, bunun ürünün kalitesini ve kullanım ömrünü artırdığını dile getirdi. Tuncay, konuşmasının devamında şunları söyledi; ‎“Kahve makinelerimizin en büyük özelliği öğütücülerinin çelik olması. Bu da bizim kahve makinelerimizi diğerlerinden ayıran en büyük özellik. Çelik olduğu için uzun ömürlü bir kahve deneyimi sunuyor. Bayram öncesi yoğun talep görüyor. Edirneliler artık bayramda sadece Türk kahvesi ile sınırlı kalmayıp dünya kahvelerini de ikram edebilecekler. Kahveyi sıcak vermesi ve öğütücülerinin çelik olması çok beğeniliyor. Biz de müşterilerimize önce mağazada gözlerinin önünde kahvelerini yapıp tattırıyoruz, ardından satışını gerçekleştiriyoruz. Bayrama özel indirimlerimiz de mevcut.” ‎HİLAL PEKER

‎İki Genç Kadın Girişimci Edirne’ye Napoli Lezzetini Taşıdı Haber

‎İki Genç Kadın Girişimci Edirne’ye Napoli Lezzetini Taşıdı

‎Edirne'de mutfağa olan ortak tutkularını girişime dönüştüren iki genç kadın, İtalyan mutfağının en özel lezzetlerinden birini Roka isimi ile kente kazandırdı. ‎Uzun yıllardır mutfakla iç içe olduğunu belirten Simge Borman, tatlı ve kahve alanındaki ilgisini İtalyan mutfağıyla genişlettiğini ifade ederek, ‎“Uzun süredir mutfakla ilgileniyorum. Tatlı ve kahve merakımın üzerine İtalyan mutfağını ekleyerek benim için yeni bir dünyanın kapılarını açtım” dedi. ‎KURUMSAL HAYATI GERİDE BIRAKTI ‎Kurumsal hayattaki işinden ayrılarak hayallerinin peşinden giden Betül Yolcu ise keyif aldığı işi yapmanın önemine dikkat çekerek, “İnsanın bu hayatta sevdiği işi yapması gerektiğine inanıyorum. Uzun yıllar çalıştığım kurumsal firmadan ayrıldım ve arkadaşımla ortak tutkumuz olan mutfağı bir işe dönüştürdük. Dünyanın en önemli lezzetlerinden birini Edirnelilerle buluşturmak istedik” diye konuştu. ‎LEZZETİ HAMURUNDA ‎Napoli pizzasının en önemli özelliğinin hamuru olduğunu vurgulayan Simge Borman, “Napoli pizzasını özel kılan şey, hamurunun yapısı. Hamuru oklavayla değil tamamen elle açıyoruz. Kenarlarının kabarık, içinin ise yumuşak kalması bu işin ruhu. Biz de bu geleneği birebir uyguluyoruz” dedi. ‎"FARKINI HEMEN HİSSETTİRİYOR" ‎Pişirme tekniğinin de lezzeti belirlediğini söyleyen Betül Yolcu, “Napoli pizzası çok yüksek sıcaklıkta, odun ateşinde kısa sürede pişiriliyor. Bu sayede dışı hafif çıtır, içi ise yumuşak ve sulu kalıyor. Fırından çıktığında hamuruyla ve kokusuyla farkını hemen hissettiriyor” diye konuştu. ‎"SADECE YEMEK DEĞİL, BİR GELENEK" ‎Napoli pizzasının bir kültür olduğunu belirten Yolcu, “Bu pizza sadece bir yemek değil, bir gelenek. UNESCO tarafından kültürel miras olarak kabul edilmesinin sebebi de bu. Biz de bu kültürü Edirne’ye doğru şekilde taşımaya çalışıyoruz” dedi. ‎MEHMET EFECAN HIDIROĞLU

40 Yıl Hatırı Olan Türk Kahvesinin Bilinmeyen Faydaları Haber

40 Yıl Hatırı Olan Türk Kahvesinin Bilinmeyen Faydaları

Dengeli Türk kahvesi tüketiminin stresten kansere, diş çürümesinden şeker hastalığına kadar birçok faydaları olduğuna dikkat çeken Medicana Bursa Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Veysel Ciğerli, kahvenin strese iyi geldiğini belirterek, şu bilgileri verdi: "Vücuttaki serbest radikallerin sebep olduğu hücresel hasarlarla mücadele eden antioksidanların kahve tohumu ekstrelerinde bulunur. Oksidatif stresin sebep olduğu hastalıklara karşı antioksidan özelliği sayesinde vücuda yardımcı olabileceği düşünülmektedir. Yapılan araştırmalara göre günde 3 bardak Türk kahvesi tüketen bireylerde karaciğer kanseri riskinin daha az olduğu görülmektedir. Kahvedeki kafeinin karaciğer fibrözü, sirozu ve karaciğer kanserinin gelişiminde rol oynayan dönüştürücü büyüme faktörü beta-1 (TGF-beta1) oluşumunu baskılamasından kaynaklanabileceği ancak bu konuda klinik çalışmaların detaylı olarak yapılması gerektiği vurgulanmıştır." Diş ve cilt sağlığını koruyor Kahvenin antimikrobiyal etkisi olduğunu belirten Uzm. Dyt. Veysel Ciğerli, "Kahve ekstresi, diş çürümesine sebep olan bakterilere karşı engelleyici etkiye sahiptir. Kahvenin yapısındaki kafein jel veya krem şeklinde cilt bakım ürünlerinde yer almaktadır. Kafein cilt üzerine uygulandığında kan damarlarını genişleterek daha zinde ve küçük kırışıklıkları azaltan bir cilt elde edilebilmektedir" dedi. Kahvenin şeker hastalığı riskini de azalttığına dikkat çeken Uzm. Dyt. Veysel Ciğerli, "10 binden fazla erkek veya kadın Finli ya da Hollandalı bireyler üzerinde yapılan saha çalışmalarında, kahve içenlerin içmeyenlere oranla yüzde 50'den daha az Tip-2 diyabet riski taşıdığı ortaya konmuştur" diye konuştu. Tokluk hissini artırıyor, yorgunluğu gideriyor Kahvenin kalp sağlığına da iyi geldiğini anlatan Uzm. Dyt. Veysel Ciğerli, sözlerini şöyle sürdürdü: "Kardiyovasküler, koroner kalp hastalığı ve inme konusunda yararlı etkileri olduğu fakat yüksek alım miktarlarında daha az etkili olduğu çalışmalarda belirtilmiştir. 3-4 bardak kahve tüketimi günlük alınan enerji miktarını düşürmektedir. Ayrıca yapılan rastgele plasebo kontrollü çalışmalarda günde 524 miligram kahve tüketiminin 151 miligram ve daha az tüketenlere göre kiloyu ve yağ kütlesini azalttığı, tokluk hissini artırdığı da belirlenmiştir. Kahvenin merkezi sinir sistemi üzerinde uyarıcı etkisi olduğu, yorgunluğu giderici ve ağrı kesici etkinliğini arttırabildiği belirlenmiştir." Kahve tüketimi karaciğere de faydalı Kahvenin yapısındaki kafeinin karaciğerde metabolize olduğunu ifade eden Uzm. Dyt. Veysel Ciğerli, "Bu sebeple karaciğer üzerinde çalışmalar yoğundur. Örneğin, kahve tüketimi yağlı karaciğeri önleyebilmektedir. Kahvenin karaciğer trigliseriti ile etkileşime girdiği ortaya konmuştur. Yapılan klinik çalışmalar; yaş, cinsiyet ve diğer faktörler değerlendirilerek kahve tüketiminin metabolik sendrom ile ters ilişkili olduğunu göstermektedir. Hayvan modellerinde ise non-alkolik karaciğer yağlanmasıyla da kafein alımı arasında zıt bir bağlantı olduğu ortaya konmuştur. Ancak kullanılan kahvenin hazırlanışı, miktarı, içimi sırasında şeker kullanımı gibi faktörler bu deneysel sonuçları değiştirebilmektedir. Bu amaçla klinik çalışmaların daha da artması gerekmektedir. Amerikan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanları Kongresi'nde, hamilelikte günde 200 miligramın altında ılımlı bir kafein tüketiminin bebek ve anne için risk oluşturmadığı rapor edilmektedir" diye konuştu.

Dr. Sarıkaya: “Kahvaltıda Kahve Tüketilmemeli” Haber

Dr. Sarıkaya: “Kahvaltıda Kahve Tüketilmemeli”

Çankırı İl sağlık Müdürü Dr. Hüseyin Sarıkaya, temel üç öğünün birinci öğünü olan kahvaltı yapımı ile ilgili bilgilendirmelerde bulundu. Sağlıklı bir kahvaltı için kafein içeren kahve gibi içeceklerin tüketilmemesi gerektiğini vurgulayan Dr. Sarıkaya, çay, bitki çayları, su ve meyve suyunun daha sağlıklı olacağını belirtti. İdeal ve sağlıklı bir kahvaltı için mutlaka karbonhidrat ve protein tüketilmesi gerektiğini söyleyen Dr. Sarıkaya, kahvaltının atlanılacak bir öğün olmadığını belirtti. “GÜNÜN İLK ÖĞÜNÜ OLAN KAHVALTIDA MUTLAKA PROTEİN VE KARBONHİDRAT TÜKETİLMESİ GEREKİR” Kahvaltıda karbonhidrat ve protein tüketiminin önemine değinen Dr. Sarıkaya, “İdeal bir kahvaltı, tam tahıllı karbonhidrat içermeli, bir protein kaynağı sunmalı ve de meyve veya sebzeler ile desteklenmelidir. Bu kahvaltının yoğunluğu, yaş, cinsiyet ve aktivite seviyelerine bağlı olmalıdır. Günün ilk öğünü olan kahvaltıda mutlaka protein ve karbonhidrat tüketilmesi gerekir. Beslenme uzmanlarının tavsiye ettiği miktarlarda yumurta, yoğurt, peynir, fındık ezmesi veya farklı bir protein kaynağı tüketilebilir. Protein sizi daha uzun süre tok tutar ve kas gelişimi için önemlidir. Tam tahıllı gıdalar da beslenme menünüzde güne başlarken bulunabilir. Tam tahıllı ekmek, yulaf ezmesi veya çavdar ekmeği gibi tam tahıllı bir kahvaltılık seçebilirsiniz” dedi. “KAFEİN İÇEREN KAHVE GİBİ İÇECEKLER TÜKETİLMEMELİ” Sağlıklı bir kahvaltı için yüksek şekerli ve kafein içeren gıdalardan uzak durulması gerektiğini söyleyen Dr. Sarıkaya, “Güne başlarken sıvı alımı oldukça önemlidir. Kafein içeren kahve gibi içecekler tüketilmemeli. Onun yerine çay, bitki çayları, su veya meyve suyu tüketilmelidir. Sağlıklı kahvaltılarda yüksek şekerli ve kafein içeren gıdalardan uzak durmak gerekir. Hazır meyve suları, şekerli gevrekler veya yüksek karbonhidrat kaynakları gibi rafine şeker içeren yiyecekler yerine, doğal olarak tatlı olan meyve, bal ve pekmez gibi tatlıları tercih edebilirsiniz. Unutmayın ki, kahvaltı en önemli öğünlerden biridir ve sağlıklı bir yaşam tarzı için gereklidir” dedi.

“Büyük kahve markalarının satış fiyatları çok fazla” Haber

“Büyük kahve markalarının satış fiyatları çok fazla”

Edirne’de Saraçlar Caddesi’nde butik kafe işleten Ömer Tuzcu, son dönemde kahve fiyatlarındaki artışla ilgili değerlendirmelerde bulundu. Özellikle büyük kahve markalarının satış fiyatlarının yüksek olduğunu belirten Tuzcu, denetleyici ve kontrol eden bir sistemin olmadığına dikkat çekti. Tuzcu, kahvedeki kar marjının yüksek olduğunu belirterek bu durumun doğru bir şekilde yönetilmediğini ve fahiş fiyatlar uygulandığını ifade etti. “DÜNYA GENELİNDE YAPILAN KAHVE ZAMLARI OLAĞAN DIŞI” Dünya genelinde yapılan kahve fiyatı zamları hakkında konuşan Tuzcu; “Büyük, kurumsal marka şirketlerinin yaptığı zamlar maalesef olması gerekenin çok çok üzerinde. Bunu neye göre hesaplıyoruz? 8 senedir sektörün içerisinde olan butik kafe sahibi olarak, gözlemlerime göre dünya genelinde yapılan kahve zamları olağan dışı. Onların maliyetleri tabi ki bizlerden daha yüksek. Çalışan personel sayıları yüksek, kiraları tabi ki yüksek ama şu da bir gerçek ki kahvenin sürümünde, ticaretinde yapılan kar birçok sektörde yok. Gerekli sürümü yaptığımız zaman karımız çok yüksek. 1 kilo kahveden 144 adet espresso ürün alabiliyoruz. Maliyeti hesap ettiğimiz zaman, kahvede ki kar marşı çok yüksek. Bunu hesap ettiğimiz zaman büyük kahve markalarının satış fiyatları çok fazla” dedi. “FİYATLARI DENETLEYİCİ BİR SİSTEM YOK” Tuzcu, fiyatları denetleme sistemi konusunda yetersiz kalındığını belirterek; “Maalesef bir denetleyici, kontrol eden bir sistem yok. Bu konuda biraz yetersiz kalıyoruz. Ürünün ne şekilde satılması gerektiğini tespit edebilecek bir kurum yok. Uluslararası firmalar da bu boşluktan faydalanıyorlar. Büyük kurumsal kahve markalarında vatandaş kahve alabilmek için sırada bekliyor. Birçoğu o kahve bardağı ile fotoğraf çekilmek için bekliyor” diye konuştu. HİLAL PEKER

Uzmanından şok açıklama: Sakın bunu yapmayın Haber

Uzmanından şok açıklama: Sakın bunu yapmayın

Trakya Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı ve Organ Nakli Araştırma ve Uygulama Merkez Müdürü Prof. Dr. Sedat Üstündağ, su içmenin önemine değinerek vücudun su ihtiyacının yazın ve kışın değiştiğine vurgu yaptı. Sıcaklık, terleme ve buharlaşmanın su ihtiyacını belirleyen faktörler olduğunu söyleyen Prof. Dr. Üstündağ, değerlendirme yaparken hastalardan bir günlük idrarını 2 litre olacak şekilde toplayarak muayeneye gelmelerini istediklerini hatırlattı. "Erkekler günde 2 buçuk, kadınlar 2 litre su tüketmeli" Erkeklerin günde 2 buçuk litre, kadınların ise 2 litre civarında su almalarının yeterli sıvıyı almış olmaları anlamına geleceğini söyleyen Prof. Dr. Üstündağ, "Bu sadece suyu kapsayan bir değerlendirme değildir. Bütün içecekleri kapsayan bir değerlendirmedir. Ancak burada önemli bir nokta içeceklerin içerisindeki solut miktarıdır. Su dışındaki sıvılarla örneğin meyve suyundan alacağımız sıvı su kadar değerli bir sıvı değildir. Suyun içerisindeki ek maddeler arttıkça sıvı eksikliğini giderme kabiliyeti o kadar azalmış olur" dedi. "Kahve vücutta sıvı eksikliğine yol açabilir" Kahvenin vücutta sıvı ve böbreklerden serbest su kaybını arttırabilen ve dolayısıyla sıvı eksikliğine yol açabilen bir içecek olduğunu söyleyen Prof. Dr. Üstündağ, "Dolayısıyla kahve öncesinde ve sonrasında sıvı tüketmek kahvenin bu etkisini azaltabilir. Vücudun susuz kalmasını engelleyebilir. Yine içerdiği kafein nedeniyle belirli miktarlar aşıldığı zaman özellikle yaşlı bireylerde, hipertansiyonu olan bireylerde kan basıncında tehlikeli yükselmelere yol açabilir. Sağlıklı bireylerde dahi 300 miligramın bir günde aşılmamasını tavsiye ediyoruz. Yani sıvı eksikliğini kahve ile gidermek çok doğru bir yol olmayacaktır" ifadelerine yer verdi. İçecek olarak sıvı ihtiyacını karşılamak için kafeinli içeceklerin çok uygun olmadığına dikkat çeken Prof. Dr. Üstündağ, "Sağlıklı bireylerde 300 miligrama kadar izin veriyoruz dedik ama mesela bir bardak çay içtiğimizde 60 miligram kadar kafein almış oluyoruz. Bir fincan Türk kahvesinde kafein miktarı çok daha fazla oluyor. O miktarın geçilmemesini öneriyoruz" diye konuştu. "Çay içmenin de bazı sakıncaları var" Çay içmenin da bazı sakıncaları olduğuna değinen Prof. Dr. Üstündağ, "Çayın içerisindeki madde bronşları genişletme, idrar kan akımını arttırma niteliği olan bir madde. Onun da iki sakıncası var. Biri çay ne kadar sıcak içilirse yemek borusu lezyonları mideyle ilgili rahatsızlıklar o kadar fazla oluyor. Çayın metal çubukla karıştırılması sıcaklığını düşürdüğü için yemek borusu lezyonlarının oluşumunu azaltıyordu. Bu anlamda çayı da çok sıcak içmemek lazım. Koyu çay İçerdiği tanin içeriği nedeniyle demire bağlayabilir. Özellikle kahvaltıda ve ya yemeklerle beraber çay içildiği zaman demirin emilimini engelleyebilir. Bu da demir eksikliği anemisi oluşumunu kolaylaştırabilir. Açık, limonlu ve en iyisi mi şekersiz çay, bir içecek olarak kahveye tercih edilebilir" şeklinde açıklamada bulundu. Öncelikle hastanın hangi grup hasta olduğunun hekim tarafından ortaya konulması ve bunun dikkate alınarak bir su programı oluşturulması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Üstündağ, Bireysel bazda bir su programı oluşturması gerektiğini ve aksi takdirde özellikle böbrek hastalığının ilerleme safhalarında su eksikliği ya da su fazlalığı insan yaşamını tehlikeye sokabileceğini ifade etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.