Hava Durumu

#Kış

Batı Ekspres - Edirne'nin Haber Sitesi - Kış haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kış haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Baharın Müjdecisi Leylekler: Yüzlercesi Aynı Anda Konakladı Haber

Baharın Müjdecisi Leylekler: Yüzlercesi Aynı Anda Konakladı

Kış aylarını Afrika ve daha sıcak bölgelerde geçiren leylekler, havaların ısınmasıyla birlikte Trakya'ya dönmeye başladı. Göç yolculuğu sırasında dinlenmek ve beslenmek için Altınyazı çevresindeki ovaya inen yüzlerce leylek, bölgede adeta görsel bir şölen oluşturdu. Ovada aynı anda çok sayıda leyleğin dolaşması ve zaman zaman birlikte havalanması, doğa severlerin ilgisini çekti. Vatandaşlar hayretle izledi Ovada bu kadar yoğun leylek sürüsü gören vatandaşlar haxretle izledi. Özellikle tarım arazilerinin bulunduğu alanlarda toplanan leylekleri izlemek için çevre köylerden de vatandaşların geldiği görüldü. Uzun süre ovada kalan leylekler, vatandaşlar tarafından cep telefonlarıyla görüntülendi. Yaklaşınca uzaklaşıyorlar Leylekleri yakından görmek isteyen bazı vatandaşlar sürüye yaklaşmaya çalıştı. Ancak insanlar yaklaştıkça leyleklerin sürü halinde havalanarak daha uzak noktalara konduğu gözlendi. Geniş kanatlarını açarak gökyüzünde süzülen leylekler, kısa süre sonra tekrar ovaya inerek beslenmeye devam etti. "Gökyüzünde gökkuşağı gibi" Leylekleri izleyen bir vatandaş gördüğü manzarayı şu sözlerle anlattı: "Bu kadar çok leyleği bir arada görmek gerçekten şaşırtıcı. Yaklaşınca hemen havalanıyorlar, biraz ileride tekrar konuyorlar. Gökyüzünde süzüldüklerinde adeta bir gökkuşağı gibi görünüyorlar." Baharın habercileri Her yıl göç yolculuğunun ardından Trakya'ya dönen leylekler, genellikle elektrik direkleri ve yüksek noktalardaki yuvalarına yerleşiyor. Uzmanlara göre göç sırasında uygun beslenme alanları ve sulak bölgeler, leyleklerin konaklama noktalarını oluşturuyor. Altınyazı çevresindeki geniş ova da bu nedenle leyleklerin uğrak noktalarından biri olarak biliniyor. Yüzlerce leyleğin konakladığı Altınyazı Ovası'ndaki bu görüntü, Edirne'de baharın gelişinin en güzel işaretlerinden biri olarak değerlendiriliyor.

Kış Lastiği Zorunluluğu 15 Kasım'da Başlıyor Haber

Kış Lastiği Zorunluluğu 15 Kasım'da Başlıyor

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından hazırlanan ‘Kış Lastiği Kullanma Zorunluluğu ile İlgili Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ', Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmişti. Bu kapsamda artık şehirler arası kara yollarında yolcu ve eşya taşımada kullanılan taşıtlarda, her yıl 15 Kasım ile takip eden yılın 15 Nisan tarihleri arasında kış lastiği kullanılması zorunlu olacak. 5 ay kullanılacak kış lastiklerine geçerken, mevzuata uygun olmasına, lastiğin üzerindeki kış işareti sembolüne ve diş derinliğine dikkat edilmesi gerekiyor. "Önce can, sonra mal güvenliği için kış lastiğine geçmemiz gerekiyor" Ankara'da bir lastikçide çalışan Bilal Kara, hava artı 7 dereceden aşağı düştüğü zaman mutlaka kış lastiği takılması gerektiğine dikkati çekerek, bunun sebebinin asfaltın soğumasından kaynaklı olduğunu söyledi. Kara, "Asfalt soğuduğu için araçlarda fren mesafesi uzar. Bunun için önce can güvenliği, sonra mal güvenliği için kış lastiğine geçmemiz gerekiyor" dedi. "Kış lastiğine geçmek için kar yağmasına gerek yoktur" Kış lastiği takmak için kar yağmasına gerek olmadığını dile getiren Kara, "Sürücülerimiz kış lastiğini kar lastiği olarak biliyor ama bunun ismi kış lastiğidir. Bunun için kar yağmasına gerek yoktur. Kışlık lastiklerin kauçuk ömrü daha yazlıklara göre daha yoğundur. Bunun için asfalt soğuduğu zaman kar çamur yağmur hiç fark etmez mutlaka geçmemiz lazım" şeklinde konuştu. Kış lastiklerinin hangi durumlarda yenilenmesi gerektiğini anlatan Kara, "Normal araçlarda bizim müşterilere tavsiyemiz 4 yıl aracın üstünde ya da 40 bin kilometredir. Ama bu arabadan arabaya değişir. Yeni arabalarda, kuvvetli arabalarda bu ömür daha da kısalabilir. Onun için her sene değiştirirken bizler bunları kontrol ediyoruz" ifadelerini kullandı. Kara, kış lastiği alırken dikkat edilmesi gereken hususlara ilişkin şu ifadeleri kullandı: "Kış lastiklerinin üzerinde kış lastiğine uygun ibareler, mevzuata uygun ibareler vardır. Onlara dikkat ederlerse bir sorun yaşamazlar. Lastiğin kenar kısmında ‘M + S' diye İngilizce çamur ve kar lastiği diye bir ibare vardır. Bir de 3 dağ işaretinin içinde kar işareti olan bir sembol vardır. Bunlar hem mevzuata uygun, hem de yoğun kış şartlarında kullanılacak lastiklerdir. Kış lastiği yaz lastiğine göre daha dişli ve daha kenarlı lastiklerdir. Onun için karı tutması için daha kalın lastiklerdir." "Üretim tarihine pek takılmamak gerekir" Müşterilerin üretim tarihine dikkat ettiklerini fakat buna takılmaması gerektiğini aktaran Kara, "Müşterilerimizin en büyük takıntılarından birisi lastiğin üretim tarihi. Üretim tarihine pek takılmamak gerekir. Sıfır lastiğin uygun saklama şartlarında 10 yıl raf ömrü vardır. 2025 lastiği de takabiliriz, 2022 lastiği de takabiliriz sıfır olduğu zaman. Hiçbir sıkıntı oluşturmaz müşterilerimizin en büyük kaygısı ve düşüncesi bu ama hiç takılmamak gerekir" diye konuştu.

Uzmanından Kritik Uyarı: "Sonbaharda Mantar Zehirlenmelerine Dikkat" Haber

Uzmanından Kritik Uyarı: "Sonbaharda Mantar Zehirlenmelerine Dikkat"

Sonbahar aylarının gelmesiyle birlikte doğada kendiliğinden yetişen mantarlar da çoğalıyor. Pek çok kişi için bu mantarlar, doğadan gelen doğal ve sağlıklı bir besin kaynağı olarak görülürken, özellikle bazı mantarlar ciddi sağlık riskleri barındıran tehlikeli toksinler içerebiliyor. Özellikle ormanlık alanlarda ya da nemli bölgelerde toplanan yabani mantarlar, görünüm, renk veya koku bakımından yenilebilir türlerle neredeyse birebir benzerlik gösterdiği için ayırt etmek zorlaşabiliyor. Bu nedenle Türkiye'de her yıl onlarca kişi, 'doğal ve organik' olduğunu düşündüğü mantarları tükettikten sonra zehirlenme belirtileriyle hastanelere başvuruyor. Öte yandan özellikle eylül ve ekim aylarında yağmur sonrası doğadan toplanan mantarların çoğu zaman pazarlarda satılması nedeniyle risk yalnızca toplayan kişiyle sınırlı kalmayıp dışarıya da yayılabiliyor. Bu sebeple mantar zehirlenmeleri sadece bireysel bir sağlık sorunu değil, aynı zamanda toplum sağlığını ilgilendiren ciddi bir halk sağlığı problemi haline geliyor. "Bazı mantarlar yalnızca bulantı, kusma ve ishal yapabilirken bazıları kalıcı böbrek hasarına yol açabilir" Şile Devlet Hastanesi İç Hastalıkları Uzm. Dr. Serap Türk, Türkiye'de pek çok mantar çeşidi yetiştiğine ancak bunların büyük bir kısmının zehirli olduklarına dikkat çekti. Uzm. Dr. Türk, "Her mantar zehirlenmesi aynı şekilde seyretmez. Vakaların bir kısmı hafif mide bulantısı ile sınırlı kalırken; azımsanamayacak bir kısmı ölümle sonuçlanır. Bunun nedeni de farklı mantar türlerinin farklı toksinler içermesidir. Bazı mantar türleri (örneğin Omphalotus, Clitocybe, Inocybe) sindirim sistemini etkiler. Tüketimden kısa süre sonra ise bulantı, kusma ve ishale neden olur. Genellikle hafif seyirlidir ancak sıvı kaybı gelişebileceği için tıbbi destek gerekebilir. Cortinarius türlerinde bulunan 'orellin' maddesi ise böbrek hasarına yol açar. Belirtiler bazen bir hafta sonra bile ortaya çıkar. Erken fark edilmezse kalıcı böbrek yetmezliği gelişebilir. Amanita muscaria ve benzeri mantarlar sinir sistemini etkileyerek halüsinasyon, bilinç bulanıklığı, kas seğirmesi ve nöbetlere yol açabilir" dedi. "Belirti varsa 'Bekleyelim geçer' demek yerine hiç vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurmak gerekiyor" Uzm. Dr. Serap Türk, türü ve içeriği bilinmeyen mantarların tüketiminden kesinlikle kaçınılması gerektiğinin altını çizerek vatandaşlara, "Herhangi bir mantar tüketimi sonrası belirtilerden biri dahi görülürse, 'Bekleyelim geçer' demek yerine hiç vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurmak gerekiyor. Çünkü erken dönemde yapılan tıbbi müdahaleler, toksinlerin etkisini azaltabilir ve hastanın hayatını kurtarabilir. Hastanın yediği mantarın örneği, mümkünse kalan kısmı veya pişirilmemiş hali mutlaka kapalı bir kapta saklanmalı ve sağlık personeline gösterilmelidir. Sağlık kuruluşuna ulaşana kadar hasta kesinlikle kusturulmaya zorlanmamalı ve 'Zehri alır' düşüncesiyle yoğurt, süt ya da limon yedirilmemelidir. Herhangi bir ilaç verilmemelidir. Mantar zehirlenmesinden korunmak için vatandaşlarımızın doğadan topladıkları veya kaynağını bilmedikleri mantarları kesinlikle tüketmemeleri, yalnızca kontrollü üretim yapılan kültür mantarlarını tercih etmeleri gerekir. Evde yapılan işlemler; kaynatma, haşlama, sirke veya tuz ekleme toksinleri etkisiz hale getirmez. Bu yanlış inanışlar, zehirlenme riskini ortadan kaldırmak yerine çoğu zaman gecikmeye ve daha ağır sonuçlara neden olur. Unutmayalım, bir tabak mantar, bir ömür sağlığı gölgeleyebilir" şeklinde uyarılarda bulundu.

“Havalar Soğudu, Kömür Satışları Arttı” Haber

“Havalar Soğudu, Kömür Satışları Arttı”

Edirne’de kış şartlarının hissedilmeye başlanmasıyla odun ve kömür satışlarında da hareketlilik arttı. Edirne Ağaçpazarı Caddesi’nde odun ve kömür satışı yapan Ertunç Ferah, son dönemde satışların arttığını belirtti. Şehir merkezinde doğalgaz kullanımının fazla olmasından dolayı müşteri potansiyelinin daha çok köyler ve çeltik kurutan çiftçiler olduğunu söyleyen Ferah; “2006’dan beri Ağaçpazarı Caddesi'nde kömür ve odun satışı yapmaktayım. Kömür ve odun satışında ciddi bir yoğunluk var. Şu an zaten çoğu müşterimiz alımını tamamladı. Mevsim yaklaştıkça fiyatlarda da ister istemez bir yukarıya doğru artış oluyor. Arz aynı, talep fazla olunca bir enflasyon oluşuyor. Fiyatlar biraz daha yukarıya doğru tırmanıyor. Şu anda odun 8 bin liradan, yerli kömürün 4 bin 800 liradan, kömür tutuşturmak için dediğimiz ince tahta da torbası 180 liradan satışını yapmaktayız” dedi. “ERKEN ALMAK FAYDA SAĞLAR” Sitelerde doğalgaza geçildiği için çok yoğun bir alım olmadığını belirten Ferah; “Şu an Edirne'deki sitelerde kömür kullananların sayısı herhalde 10’u bulmaz diye tahmin ediyorum. Dar gelirli dediğimiz kesim bizim genelde yüzde 3 ile 5 arasını oluşturuyor. Genellikle müşterilerimiz köylerde yaşayanlar. Bir miktar çeltik kurutmak için kullanılan kazanlara satışlarımız var. Bu dar gelirliler için daha önce bahsettiğim fiyatlar en dip fiyatlarımız, en uygun fiyatlarımız. Bu fiyatlar üzerinden alım yapmalarını tavsiye ederiz. Çünkü zaman geçtikçe fiyatlar biraz daha yukarıya tırmanır diye tahmin ediyorum. İnsanlar bir an önce alımlarını yapsınlar, geçe bırakmasınlar. Geçe bırakmamaları onların lehine olacak. Sobalar yanmaya başladığında yüzde yirmiyle yüzde otuz arasında bir fark oluşabilir. Özellikle odun kısmında. Çünkü odunun yazın temini daha kolay. Şartlar ağırlaştığında orman içinden odunun gelmesi zor oluyor, meşakkatli oluyor, ekstra maliyet yaratıyor. Bu maliyetler de odunun fiyatını etkiliyor” diye konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.