Hava Durumu

#Koleksiyon

Batı Ekspres - Edirne'nin Haber Sitesi - Koleksiyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Koleksiyon haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Edirne Kent Müzesi’nde Mimar Sinan Resim Çalıştayı Haber

Edirne Kent Müzesi’nde Mimar Sinan Resim Çalıştayı

‎Edirne Belediyesi ile Plastik Sanatlar Topluluğu Derneği iş birliğiyle 8-11 Nisan 2026 tarihleri arasında, Mimar Sinan Resim Çalıştayı, Edirne Kent Müzesi’nde düzenleniyor. ‎Mimar Sinan’ın vefatının 438’inci yılı anma etkinlikleri kapsamında düzenlenen çalıştayda, başta Plastik Sanatlar Topluluğu Derneği Başkanı Prof. Kerem İşcanoğlu olmak üzere toplam 11 sanatçı, Edirne Kent Müzesi’nde eserlerini üretiyor. ‎“BU YIL İLK DEFA YAPILIYOR” ‎Çalıştay ile ilgili açıklama yapan Prof. İşcanoğlu, düzenlenen çalıştayın, dünyada çok sık yapılan bir koleksiyon edinme yöntemi olduğunu söyleyerek; “Ressamlar gelir, onlara belirli malzemeler verilir ve resim yaparak koleksiyona katkı sağlarlar. Belediye bunları arşivler ve uzun vadede bunlar modern sanat müzesine dönüşür. Bu yıl ilk defa yapılan bu çalıştay, Edirne Belediyesi’nin ilk defa yaptığı bir etkinlik tipidir. Profesyonel segmente yakın, Mimar Sinan’ı konu alan bir resim çalıştayı. Gelecek yıllarda bu çoğaltılırsa Edirne Belediyesi daha fazla ressamın kente gelmesiyle çok ciddi bir koleksiyon edinebilir. Bunu bir başlangıç olarak algılamalıyız. Birincisi düzenlenen bu çalıştaya genel olarak Trakya Üniversitesi’nin lisans ve yüksek lisans öğrencileri katılıyor ama ileride Türkiye’nin geneline açık olacak. Jürili ve Edirne’nin tanıtımını yapacak bir etkinliğe dönüşeceğini düşünüyoruz” ifadelerini kullandı. ‎“11 SANATÇI ÇALIŞIYOR” ‎İşcanoğlu, çalıştayda yapımı devam eden eserlerde yağlı boya ve akrilik boya kullandıklarını belirterek; “Bunun genel çizgisi, resim sanatı dahilinde üretimleri kapsıyor. O yüzden yağlı boya ve akrilik boyada temelledik ve modern sanatın da çizgisini çektik. Şu anda 11 sanatçı çalışıyor ve pazar günü de çalıştayın sergisi olacak ve Edirne Kent Müzesi’nde sergilenecek. Edirne Kent Müzesi’nde güzel bir sergileme mantığıyla sergimizi düzenleyeceğiz” dedi. ‎“KENTİMİZİN GELECEĞİ ADINA BU ETKİNLİKLERLE ANILACAK” ‎Çalıştayın bir diğer amacının da Edirne Kent Müzesi’ne daha fazla ziyaretçi çekmek olduğunu ifade eden İşcanoğlu; “Bu çalıştay bir kartopunun ilk oluşumu gibi düşünülebilir. Edirne Kent Müzesi’nin, kentimizin geleceği adına bu etkinliklerle anılan ve bu etkinliklere insanların özellikle geldiği bir alana dönüşeceğini düşünüyoruz” sözlerine yer verdi. ‎“SANATA YATIRIM YAPMAK, GELECEĞE YATIRIMDIR” ‎İşcanoğlu, Mimar Sinan Haftası’nı sanata destek vermek amacıyla çalıştayı belirlediğini söyleyerek; “Sanata yatırım yapmak, geleceğe yatırım yapmak olarak değerlendirilebilir. Gelecek yıllarda ideal bir koleksiyon edinmek için konu değişikliği de olmalı. Biz ilk çalıştayı bir deneme olarak düşündük ve yatılı ziyaretçi ağırlamadık ama ilerleyen yıllarda Türkiye’nin her yerinden katılımcılarla Mimar Sinan Çalıştayı ya da birçok çalıştay yapılabilir. Edirne için Mimar Sinan bir marka değeridir. Mimar Sinan’ın sanatsal kimliğinin güncele taşınması için böyle sanat etkinlikleri yapılabilir. Bu müzeler, ileride düzenlenecek heykel, seramik, ahşap çalıştayları ya da bilim sempozyumlarıyla merkez olabilirler” dedi. “12 NİSAN PAZAR GÜNÜ SERGİMİZİ AÇACAĞIZ” ‎11 Nisan Cumartesi günü resimlerin tamamlanacağını belirten İşcanoğlu; “Eserleri astıktan sonra da 12 Nisan Pazar günü sergimizi açacağız. Dünyada yapabileceğiniz en doğru yatırım, sanata yatırımdır. Bunu dünya da Selimiye de göstermiştir. Osmanlı, Bizans ya da diğer dönemlerde sanata yapılan yatırımın ekmeği binlerce yıl yenmiştir. Biz bugün birçok sanatçının yapılarının ekmeğini yiyorsak, geleceği de bu günlerden kurabiliriz. Edirne sadece Osmanlı mirasıyla kendine bir turizm modeli belirlemiş durumda ama Cumhuriyet de burada büyük sanatsal projeler yapmalıdır. Kendimize yeni modern mimarlık örnekleri, modern sanat örnekleri koymalıyız. Heykeller, anıtlar, büyük çalıştaylar, resimler koymazsak sadece miras yedi oluruz. Tıpkı Osmanlı döneminin bize yaptığı yatırım gibi bizim de gelecek kuşaklar için bir an önce geleceği planlamamız ve geleceğe yatırım yapmamız lazım” diye konuştu. UĞUR AKAGÜNDÜZ

“Trakya’daki İlk Kazılar Atatürk’ün Emriyle Oldu” Haber

“Trakya’daki İlk Kazılar Atatürk’ün Emriyle Oldu”

Edirne’de Toplumsal Araştırmalar Kültür ve Sanat İçin Vakıf (TAKSAV) İl Temsilciliği’nde, Prof. Dr. Ahmet Yaraş’ın katılımıyla “Trakya’da Arkeoloji Yapmak!” konulu söyleşi düzenlendi. Edirnelilerin yoğun ilgi gösterdiği söyleşide Prof. Dr. Ahmet Yaraş, hem Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ’da gerçekleştirilen arkeoloji çalışmalarını sunarken; hem de arkeoloji alanının karşı karşıya kaldığı zorluklardan bahsetti. ATATÜRK’ÜN DESTEĞİYLE YAPILDI Trakya’nın konumu nedeniyle geçiş noktası olması sonucu her dönem ilgi odağı olduğunu belirten Yaraş, Trakya’daki ilk arkeoloji çalışmalarının Mustafa Kemal Atatürk’ün emriyle yapıldığını ifade etti. Atatürk’ün Arif Müfid Mansel’i özellikle Edirne ve Kırklareli’de çalışması için görevlendirdiğini söyleyen Yaraş, 1938’e kadar Atatürk’ün desteğiyle Trakya arkeolojik kazıların ve özellikle tümülüslerin araştırıldığını belirtti. “TRAKYA’DA ÇIKARILAN ESERLER KORUNMADI” Trakya’daki arkeolojik kazıların özellikle Kırklareli ayağında çok güzel eserlerin ortaya çıkarıldığını ifade eden Yaraş, çıkarılan bu eserlerin ise korunmadığını söyledi. Arkeolojik eserlerin şu anda İstanbul Arkeoloji Müzesi’nin ek binasındaki depoda olduğunu söyleyen Yaraş, ek binanın da deprem nedeniyle güçlendirilmesi için farklı bir noktaya taşındığını açıkladı. Yaraş, çok zengin bir koleksiyon bulunduğunu ifade ederken; “Görülmesi gereken Trakya eserleri, 1930-1938 yılları arasında çıkartılmış ve İstanbul Arkeoloji Müzesi’ne getirilmiş” dedi. “ATATÜRK SON GÜNLERİNDE TRAKYA’DAKİ YÜZÜĞÜ İSTEMİŞ” Yaraş, 1937 yılında Mustafa Kemal Atatürk’ün Trakya’ya geldiğini hatırlatırken; Trakya’daki arkeolojik kazılarda bulunan bir yüzüğe olan ilgisine dikkat çekti. Atatürk’ün hayatının son günlerinde bu yüzüğü istediğini ve kendisine Afet İnan’ın yüzüğü getirdiğini söyleyen Yaraş, Atatürk’ün yüzüğü parmağına taktığına dair ifadelerin bulunsa da kesinliğiyle ilgili tartışmaların olduğunu açıkladı. Atatürk’ün istediği yüzüğün günümüzde ise İstanbul Arkeoloji Müzesi’nin deposunda olduğunu belirten Yaraş, yüzüğün Trakya’daki önemli buluntulardan biri olduğunu söyledi. “DOLMENLER VE MENHİRLER ATIL BİR ŞEKİLDE KALIYOR” Atatürk’ün vefatının ardından arkeolojik kazıları yapan Arif Müfid Mansel’in Trakya’dan ayrıldığını ve bir daha uğramadığını belirten Yaraş; “1938 yılından itibaren Trakya tamamen sahipsiz kalıyor. Trakya’da kimse çalışmak istemiyor. 1980’li yıllara kadar Trakya’da çok ciddi anlamda boşluk var. Atatürk’ün başlattığı kazı projeleri ciddi anlamda sıkıntıya giriyor. 1980’li yıllardan itibaren bilim dünyasının en saygın isimlerinden olan Mehmet Özdoğan buradaki çalışmalara başlıyor, yüzey araştırması yapıyor. Mansel’in bulduğun yerlere tek tek bakıyor. Yeni yerleşimleri bularak ekliyor. Trakya’nın dolmenleri, menhirleri turizm potansiyeli olmasına rağmen atıl bir şekilde kalıyor” sözlerine yer verdi. “TRAKYA’DAKİ İLK ARKEPARKI OLUŞTURMAYA ÇALIŞIYOR” Mehmet Özdoğan’ın 2024 yılının sonuna kadar Kırklareli’nin Aşağı Pınar bölgesinde kazılarını sürdürdüğünü söyleyen Yaraş; “Bölgeden kendisine hiçbir şekilde ekonomik yardım gelmiyor. Ne bürokrasiden, ne bölge halkından yardım gelmiyor ve tüm maddi birikimini kazıya harcıyor. Kazı bitmiş olmasına, ileri yaşına ve sağlık durumuna rağmen her yıl gelip kazı buluntularıyla ilgili çalışmalarını sürdürüyor. Ama ne yazık ki Kırklareli’nde hiçbir destek olmuyor. Trakya’daki ilk arkeoparkı oluşturmaya çalışıyor. Ama bugün kapalıdır ve ne yazık ki elektrik kablolarının bile çalındığını biliyoruz” dedi. Yaraş, sunumunun ardından katılımcılarını sorularını cevapladı. UĞUR AKAGÜNDÜZ

MERAK KOLEKSİYONCU YAPTI Haber

MERAK KOLEKSİYONCU YAPTI

Edirne’de Saraçlar Caddesi’nde 7-8 yaşlarından beri oynadığı alanlarda bulduğu eski paraları toplayan Aziz Alpan, bir hevesle başladığı işini yaşı ilerledikçe bilinçli şekilde yapmaya başladı. Paraları araştıran Alpan Saraçlar Caddesi’nde vatandaşlara bilgi verip, paralardan almak isteyenlere satışını yapıyor. “BİR HEVESLE BAŞLADIM” Koleksiyonculuk işine bir hevesle başladığını belirten Alphan: “7-8 yaşlarında çocukluk zamanında oynadığımız alanlar genellikle cami avluları ve eski yıkık hamamlar oluyordu. Oralarda  bozuk paralar buluyorduk. Eski para dedik bir hevesle topladık, merak vardı içimizde. Belirli bir yaşa geldikten sonra bilinçli bir şekilde yapmaya başladık bu işi. Hangi para ne zaman basılmış araştırmaya başladık. Araştırdıkça heves arttı, heves arttıkça daha çok topladık ve daha sonra toplayıcı olduk. Torunların, çocukların ve gençlerin heves etmesi gerekiyor, bu işin devam etmesi için. Onlar devam ettirmediği için hem bilgimi, hemde insanlara koleksyonu öğretmek için burada duruyorum. Satın almak isteyenlere satıyorum, bilgi almak isteyenlere bilgi veriyorum ve Satmak isteyenlere yol gösteriyorum” dedi. “KOLEKSİYONA MERAK YOK” Edirne’de koleksiyona merak olmadığına değinen Alphan şöyle konuştu: “Edirne’de koleksiyon meraklısı yok maalesef. Aslında para koleksiyonu güzel bir şeydir. Bizim gençliğimizde pul koleksyonu vardı ama pul şuanda maddi değer olarak fazla bir şey etmiyor. Güzel motifleri olduğu için para her zaman benim ilgimi çekti. Eski ne bulduysam koleksiyon yapmaya çalıştım.” “NE KADAR AZ BASILIRSA O KADAR DEĞERLİ” Paranın az basıldığı zaman değerli olduğuna değinen Alphan: “Bir para ne kadar az basılırsa koleksiyon değeri o kadar artıyor. Koleksiyon dediğin az olacak. Her şeyin azı ne kadar değerliyse, paranın da azı değerli oluyor. Herkes bilmediği için herşeyi değerli zannediyor bende izah etmeye çalışıyorum” ifadelerine yer verdi. “GEÇMİŞİNİ BİLMEYEN GELECEĞİNİ YAZAMAZ” Çocukların tarihini öğrenmesi gerektiğini belirten Alphan: “Ben gelen çocuklara bazen paraların arkasında olan motifleri soruyorum bilmiyorlar. Mesela 25 kuruşun üzerindeki kadının, Kurtuluş Savaşı’nda Anadolu Kadını’nın mermi taşıdığını simgeliyor. Savaşta yardım ettiğini ifade ediyor. Bütün paralar aslında tarihten izler taşıyor. Geçmişini bilmeyen geleceğini yazamaz. Bizim tarihimizi geçmişimizi kimse okumuyor, bilmiyor. Özellikle yeni nesiller internetten öğrendiği kadarıyla ne biliyorsa onunla yetiniyor. Gençlerin kitap okuması gerekiyor” diye konuştu. MERT ERİŞKİN

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.