Hava Durumu

#Korku

Batı Ekspres - Edirne'nin Haber Sitesi - Korku haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Korku haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

"Sanal Bir Tehdit Oluşturup Bunun Adına İrtica Dediler" Haber

"Sanal Bir Tehdit Oluşturup Bunun Adına İrtica Dediler"

28 Şubat sürecinin Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Sözleşmesine aykırı olduğunu söyleyen İlahiyat Fakültesi Temel İslam Bilimleri Bölümü İslam Hukuku Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tevhit Ayengin, bu süreçte pek çok insanın acı ve sıkıntı çektiğini vurguladı. Prof. Dr. Tevhit Ayengin, "Önce sanal, olmayan bir tehdit oluşturdular ve bunun adına irtica dediler. Bunu köpürtüp, ön plana çıkarıp medya ile her gün, her akşam tazelemek suretiyle halkın zihinlerinde, gönüllerinde, kalplerinde bir korku oluşmasına vesile oldular. Sosyal hayatta pek çok dinle, vicdanla ilgili haklar kısıtlanmış, sınırlanmış oldu" diye konuştu. 28 Şubat sürecinin hak ihlali olduğunu söyleyen İlahiyat Fakültesi Temel İslam Bilimleri Bölümü İslam Hukuku Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tevhit Ayengin, "Pek çok insanımız acı çekti, sıkıntılar çekti. Halbuki insan bu dünyada var olan en önemli bir varlıktır ve inanç da onun en önemli özelliğini oluşturur. İnanmayan, inanç noktasında zayıf olan bir insan olabilir ama genel olarak düşündüğümüzde insan inanan ve bu inancını yaşamak isteyen bir varlık. Maalesef ülkemizde 1990'lı yılların sonlarında demokrasiye, insan haklarına, din vicdan özgürlüğüne yönelik çok önemli saldırılar gerçekleşmiş oldu. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Sözleşmesi her insanın doğuştan getirdiği inanma hakkının var olduğunu, inancının da özgür olduğunu ifade eder. Sadece bununla sınırlı değildir. İnandığını yaşama özgürlüğüne de sahip bir varlıktır insan. İnsan eğer inandığını yaşamıyorsa insan olarak yaşamını sürdürüyor demek mümkün değildir. Din, vicdan özgürlüğünün üçüncü ayağı ise inancını, değerlerini kendisi yaşadığı gibi çoluk çocuğuna, kendinden sonraki insanlara da yaşatabilme özgürlüğünü içermesi manasına gelir. Bütün bunlar askıya alınmıştı" dedi. Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tevhit Ayengin, 28 Şubat sürecini şu ifadelerle anlattı: "Önce sanal, olmayan bir tehdit oluşturdular ve bunun adına irtica dediler. Bunu köpürtüp, ön plana çıkarıp medya ile her gün, her akşam tazelemek suretiyle halkın zihinlerinde, gönüllerinde, kalplerinde bir korku oluşmasına vesile oldular. Sosyal hayatta pek çok dinle, vicdanla ilgili haklar kısıtlanmış, sınırlanmış oldu. Üniversitelerde okuyan kız çocuklarımızın başları kapalı olarak üniversitelere gelmesi, derslere girmesi engellendi. Sadece bununla sınırlı olmadı. Kat sayı uygulamalarıyla birlikte dolaylı bir takım sıkıntılar, dezavantajlar oluşturuldu. Dolaylı olarak ayrımcılık gerçekleşti. Aynı miktarda soruyu yapan iki lise öğrencisinin aldığı puan arasında korkunç bir puan farkı oluşmuş oldu. Doğrudan siz bu fakültelere gidemezsiniz demek yerine katsayı haksızlığı ile adaletsizliği ile birlikte bu öğrencilerin üniversiteye girmelerinin önüne engel konulmuş oldu. Çocuklarımızın Kur'an kurslarına gitmesi engellenmiş oldu, ilkokulu bitirmeden Kur'an kurslarının yolu kapanmış oldu onlara. İnsanımızın müracaat edeceği adaletsizlikle karşılaştığında kapısını çalacağı yargı mensuplarına brifingler verildi ve o brifinglerde nasıl davranmaları gerektiği onlara dolaylı şekilde anlatıldı. Adaleti arama yerlerine gittiğimizde adalet mensuplarını hakimleri, savcıları, üst düzey yöneticileri bulmak ve objektif olarak karar vermelerini beklemek imkansız hale gelmiş oldu”

Tehlike Gitti Enkazı Kaldı Haber

Tehlike Gitti Enkazı Kaldı

Edirne’nin Babademirtaş Mahallesi’nde tarihi yapının çöken istinat duvarları nedeniyle korku dolu günler geçiren Bektaş Ailesinin sesini yetkililer duydu ancak yapılan çalışma aileyi daha büyük bir mağduriyetle baş başa bıraktı. Riskli duvarlar yıkıldı, toprak bastırıldı fakat yıkılan devasa beton parçaları ve molozlar ailenin evinin bahçesine terk edildi. Geçtiğimiz günlerde kamuoyuna yansıyan "Bektaş Ailesi Korkudan Uyuyamaz Oldu" haberinin ardından ilgili ekipler bölgeye giderek çalışma başlattı. Sultan II. Abdülhamid döneminden kalan tarihi yapının çevresinde risk teşkil eden ve evin üzerine devrilmek üzere olan duvarlar kontrollü şekilde yıkılarak toprak kaymasını önlemek adına zemin bastırma işlemi uygulandı. Tehlikeli duvarların ortadan kalkması aileyi bir nebze rahatlatsa da çalışmaların tamamlanma şekli yeni bir sorunu beraberinde getirdi. Yıkım işlemi sırasında ortaya çıkan devasa beton bloklar, tuğla parçaları ve moloz yığınları ailenin tek yaşam alanı olan bahçeye döküldü. Çalışmaların bu şekilde bırakılmasına tepki gösteren aile sakinleri, tehlikenin bir kısmının giderildiğini ancak kapılarının önündeki enkaz nedeniyle hareket edemez hale geldiklerini belirtti. Bektaş Ailesi, "Duvarlar yıkıldı ama tüm molozlar bahçemize, kapımızın önüne yığıldı. Ekipler çalışmayı bitirmeden bölgeden ayrıldı. Şimdi bu devasa parçalarla ne yapacağımızı bilmiyoruz" diyerek yetkililerden bahçedeki enkazın acilen kaldırılmasını talep ediyor. ŞENER URFA

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.