Hava Durumu

#Kuraklik

Batı Ekspres - Edirne'nin Haber Sitesi - Kuraklik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kuraklik haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Kuraklığa Karşı Erken Ekim Çözümü Öne Çıkıyor Haber

Kuraklığa Karşı Erken Ekim Çözümü Öne Çıkıyor

Küresel iklim değişikliğinin etkileri her geçen yıl daha belirgin hale geliyor. Bu etkiler en çok tarım sektöründe değişikliğe neden oluyor. Özellikle Trakya bölgesinde yağış rejimindeki düzensizlikler, artan sıcaklıklar ve kuraklık riski, ekim-aralık aylarında yapılan kışlık ekimler ile genellikle nisan-mayıs döneminde gerçekleştirilen yazlık ekim planlarını yeniden şekillendiriyor. Üreticiler, değişen iklim koşullarına uyum sağlamakta zorlanırken, ürün deseninde gözle görülür değişimler yaşanıyor. Yaşanan bu süreç, tarımsal üretimin sürdürülebilirliği ve gıda arz güvenliği açısından yeni önlemleri ve uzun vadeli stratejileri gündeme taşıyor. Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi (NKÜ) Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü Başkanı Prof. Dr. İsmet Başer, Trakya bölgesinde çeltik ve özellikle verim düşüşü nedeniyle ayçiçeği ekiminde azalma olduğunu söyledi. Bu ürünlerin yerini kısmen kanola, buğday, arpa, nohut ve silajlık mısırın aldığına işaret eden Başer, kışlık ekimlerde geçmiş yıllara kıyasla her şeyin yolunda gittiğini aktardı. Başer, bölgede kışlık ekimlerin yapıldığına dikkati çekerek, "Bitkiler bu gelişim dönemine kadar strese girmediler." ifadesini kullandı. Bu yıl kışlık ekimlerde yaklaşık yüzde 10 ila 20 verim artışı beklediğinin altını çizen Başer, nisan ayında yaşanabilecek ani sıcaklık değişimlerinin hala bir risk olduğunu kaydetti. Başer, yağışların zamanında ve yeterli gelmiş olmasına rağmen taban suyu ve kuyulardaki su seviyelerinin yazlık ürünleri karşılamaya yetmediğini belirterek, bu nedenle çeltikte kısıtlama ve mısırda maksimum verime ulaşamama ihtimali olduğunu ifade etti. Yazlık erken ekimlerde en büyük tehdidin kuraklık olduğunu anımsatan Başer, "Kuraklığı baz alıp Türkiye çapında ekimlerin erkene çekilmesini savunuyorum." dedi. Başer, toprakların hızla bozulduğunun altını çizerek, daha kötü sonuçların önlenmesi için toprağı iyileştiren uygulamaların hayata geçirilmesi ve bitkilerin yapraktan beslemesi gibi adımların atılabileceğini söyledi. Trakya bölgesinde kuraklığa dayanıklı tür sorgumun üretiminin artırılması gerektiğini belirten Başer, şunları kaydetti: "Ekimleri nisan sonu gibi yapıyorduk. Yazlık ekimler nisanın başına hatta bence risk alınmalı, mart sonuna çekilmeli. Bu tip şeylerin biraz riskleri var. Aşırı toprak işlemeden kaçınılmalı. Minimum toprak işleme ya da özellikle verimsiz topraklarda kumsal, hafif bünyeli topraklarda hiç toprak işleme yapmadan doğrudan ekimlere yönelmek gerekiyor. Bölgemizde, ülkemizde ne yazık ki herkes verim deyince hemen gübreye yükleniyor. Özellikle de azotlu gübreyi biraz azaltmamız lazım." Başer, iklim değişikliğinin Trakya özelindeki en belirgin etkisinin yağışların geç gelmesi olduğunun altını çizerek, "Yağış düzensizlikleri oluştu. Trakya bölgesinde biz kışın bile bitkilerde kuraklık görmeye başladık çünkü yağışlar geriye doğru kaydı." dedi. Öte yandan, eskiden yalnızca kitaplarda adı geçen hastalıkların ve zararlıların artık bölgede görülmeye başladığına işaret eden Başer, hastalık ve zararlıların birden fazla dönemde ortaya çıkabildiğini sözlerine ekledi.

Tekirdağ'da Kuruyan Baraj Yağışlarla Canlandı Haber

Tekirdağ'da Kuruyan Baraj Yağışlarla Canlandı

Tekirdağ’da geçen yıl yağışların yetersiz kalması nedeniyle su debisinin kritik seviyelere kadar düştüğü Naip Barajı’nda bu yıl etkili olan yağışlar ve alınan önlemlerle birlikte kısmi toparlanma yaşandı. Önceki yıl aynı dönemde yüzde 12 seviyelerinde olan doluluk oranı, son ölçümlere göre yüzde 22’ye yükseldi. Barajda yaşanan artışın yalnızca yağışlardan değil, aynı zamanda yapılan altyapı çalışmaları ve alternatif su kaynaklarının devreye alınmasından kaynaklandığı belirtildi. Geçtiğimiz yaz aylarında su seviyesinin aşırı düşmesi nedeniyle barajda çatlayan topraklar ve ortaya çıkan eski yapılar dikkat çekmişti. Su seviyesinin "ölü hacim" noktasına kadar gerilediği barajda bu yılki gelişmeler umut verdi. Kuraklık döneminde susuzluk yaşanmaması için farklı su kaynaklarından takviye sağlandı. Göletlerden ve derelerden alınan sular, oluşturulan hatlarla Naip Barajı’na yönlendirildi. Özellikle Yazır Göleti ve Kocadere hattı üzerinden baraja önemli miktarda su taşındı. Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Candan Yüceer, Naip Barajı’nda gazetecilere yaptığı açıklamada, "Türkiye’de özellikle Kırklareli ve Edirne güzel yağışlar aldı. Tekirdağ'ımız maalesef bu noktada kışın kar yağışı noktasında, yağmurlar noktasında istediğimiz yağışı alamadı. Yağdı tabii ki ama istediğimiz düzeyde, yeterli düzeyde değildi. Tekirdağ su tüketimi fazla olan bir il. Tekirdağ'ımız ağır sanayi, ağır tarım ve göç stresi altında olan bir il. Ama bu kadar stresin altında maalesef yüzey kaynakları yeterli olmayan da bir il. Maalesef şu an içme ve kullanma suyumuzun yaklaşık yüzde 90'ına yakınını biz yeraltı sularından temin etmekteyiz. Ve her yıl da daha derine inmek zorunda kalan bir mücadelemiz var. Bununla beraber hem artan göç, hem sanayi tüketimi, hem tarımın tüketimi, vahşi sulama ama bir yandan da özellikle yaz aylarında da daha da fazla katlanan sahil şeridimiz var. Dolayısıyla yaz nüfusumuzda gerek tatilcilerimiz, gerek günübirlikçilerimiz, İstanbul’a çok yakın bir il olmamız sebebiyle de gerçekten tüketimi fazla olan bir iliz’ dedi. Yüceer, barajdaki toparlanmanın sadece yağışlarla sınırlı olmadığını belirterek, "Arkamda gördüğünüz Naip Barajı en son geldiğimde, yani şimdi biraz önce gelince çok sevindim. İnşallah bir daha geldiğimde daha da çok sevineceğim. Gerçekten toprak çatlamıştı, kurumuştu, evler ortaya çıkmıştı. Yani ölü hacimden su alamadık biz. O noktadaydı. Bugün ne mutlu ki yüzde 15 seviyelerinde, ölü hacmiyle beraber yüzde 22 seviyelerinde. Ama bu sadece yağışlarla dediğiniz gibi olmadı. Ne yaptık? Denize akan suları, var olan göletlerden -Yazır Göleti'nden geliyorum şimdi, orası da çok iyi- hatlar çekerek. Geçtiğimiz sene yaşadığımız krizle beraber zaten 5,5 kilometrelik hattı hemen döşemiştik göletlerden Yazır'a. Yazır'dan da Naip'e su çekerek vatandaşlarımızı susuz bırakmama gayretindeydik. Bugün de ne mutlu ki Kocadere'den yaklaşık 9,6 kilometre, yaklaşık 10 kilometreye yakın bir hat döşeyerek Yazır Göleti'ni besliyoruz. Orada da çok ciddi anlamda su birikti. Yaklaşık günde 3 bin metreküpten 5 bin metreküpe bugün çıkmış bulunuyoruz. Bulduğumuz her yeri, denize akan nerede varsa, nerede bir su kaynağı varsa biriktirmeye çalışıyoruz. Çünkü sudan daha kıymetli bir şeyimiz yok. Bunu yaşadık biz zaten. Ve görünen o ki bu göçle, bu sanayiyle, bu küresel iklim kriziyle, bu nüfus göçüyle, tarımla. Tekirdağ çünkü gerçekten hem sanayisi hem tarımı güçlü olan nadir illerden biri. Bu iki saydığım alan da çok ciddi bir su tüketimi yapıyor. Barajların yapılması noktasında da çaba gösteriyoruz’’ ifadelerini kullandı. Yüceer, su yönetimi konusunda daha kapsamlı politikalara ihtiyaç olduğunu vurgulayarak, "Yaza hazırlanıyoruz ama daha fazlasına ihtiyacımız var. Bu iklim krizi ile beraber, kuraklıkla beraber, tüketimin artması ile beraber ciddi politikalar lazım ilimiz için. Bunun için yüzey sularına ihtiyacımız var. Biz kesinlikle yeraltı suyunu kullanmayı istemiyoruz. Biz biliyoruz ki bu suları çocuklarımıza, torunlarımıza rezerv olarak saklamamız gerekiyor. Biz bu rezervleri tüketiyoruz şu anda, bundan da mutlu değiliz Tekirdağ olarak’’ dedi.

Türkmenli Göletine Yüzer Terfi İstasyonu Kuruldu Haber

Türkmenli Göletine Yüzer Terfi İstasyonu Kuruldu

Tekirdağ Su ve Kanalizasyon İdaresi (TESKİ), Marmaraereğlisi ilçesine içme ve kullanma suyu sağlanan Türkmenli Göletinde yaşanan su seviyesi düşüşlerine karşı önemli bir projeyi hayata geçirdi. Kuraklık nedeniyle son yıllarda yaşanan su kayıpları ve buna bağlı su kalitesi sorunlarına çözüm üretmek amacıyla gölete yüzer terfi istasyonu kuruldu. İklim değişikliğinin etkisiyle Trakya genelinde hissedilen kuraklık, Türkmenli Göleti'nde su seviyesinin ciddi oranda azalmasına neden oldu. Bu durum su kalitesinde bozulmalara yol açarken, arıtma tesislerinde kullanılan kimyasal miktarı ve enerji tüketimini artırarak maliyetlerin yükselmesine neden oldu. TESKİ tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında sadece Türkmenli Göleti ile sınırlı kalınmayarak Trakya genelinde benzer sorunların yaşandığı bölgeler için de çözüm odaklı projeler geliştirildi. Bu çerçevede düşük su seviyelerinde dahi su teminini sürdürebilmek ve kaliteyi koruyabilmek amacıyla toplam 10 adet yüzer terfi istasyonu projelendirilerek devreye alındı. Türkmenli Göleti'nde kurulan sistem, saatte 300 ton su alma kapasitesine sahip yüzer terfi istasyonundan oluşuyor. Sisteme entegre edilen değişken debili kumanda mekanizması sayesinde su seviyesine bağlı olarak yüzeye yakın noktalardan su alımı yapılabilecek. Böylece daha kaliteli su temin edilerek arıtma süreçlerinde verimliliğin artırılması sağlanacak. Yeni sistem ile özellikle kurak dönemlerde ortaya çıkan su kalitesi problemlerinin azaltılması ve arıtma maliyetlerinin düşürülmesi hedeflenirken, uygulama sürdürülebilir su yönetimi açısından da önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. TESKİ Genel Müdürü Dr. Onur Özgül, "Son yıllarda Trakya bölgemizde yaşanan kuraklık, içme suyu temin ettiğimiz kaynaklarda ciddi seviye düşüşlerine neden oluyor. Bu durum hem su kalitesini olumsuz etkiliyor hem de arıtma maliyetlerini artırıyor. Türkmenli Göleti'nde kurduğumuz yüzer terfi istasyonu sayesinde, su seviyesinin düştüğü dönemlerde yüzeye yakın ve daha kaliteli suyu alarak bu olumsuzlukların önüne geçmeyi hedefliyoruz. TESKİ ekiplerinin koordinasyonunda bölge genelinde hayata geçirdiğimiz yüzer terfi istasyonları, kuraklıkla mücadelede önemli bir çözüm sunuyor. Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanımız Dr. Candan Yüceer'in vizyonu ve öncülüğünde gerçekleştirdiğimiz çalışmalarda amacımız, vatandaşlarımıza kesintisiz, sağlıklı ve kaliteli içme suyu temin ederken aynı zamanda kaynaklarımızı en verimli şekilde kullanmak. Bu doğrultuda yatırımlarımıza ve projelerimize kararlılıkla devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.

Türkiye'de 2050'den İtibaren Sıcak ve Kurak Bozkır İklimi Öngörülüyor Haber

Türkiye'de 2050'den İtibaren Sıcak ve Kurak Bozkır İklimi Öngörülüyor

İklim değişikliği ve kuraklık üzerine çalışan, Almanya'daki Justus Liebig Üniversitesi Coğrafya Bölümü'nde konuk araştırmacı olan Şahin, Yükseköğretim Kurulunca desteklenen "Uluslararası Araştırmacı Programları" kapsamında yürüttüğü bilimsel çalışmada 9 ay boyunca Türkiye ile Avrupa-Akdeniz bölgesinde iklim değişikliğinin etkilerini inceledi. Çalışma, Türkiye'nin de içinde bulunduğu Akdeniz Havzası ile Kuzey Afrika ve Avrupa'nın kuzeyini kapsayan geniş bir alanda yürütüldü. Araştırmada, 1950-2024 yılları arası Era5-Land yeniden analiz verisi, gelecekteki iklim tahminleri için Genel Dolaşım Modelleri ile NASA Earth Exchange Küresel Günlük downscaled tahmin (NEX-GDDP-CMIP6) verileri kullanıldı. Araştırma sonuçlarına göre, 2050'den itibaren Türkiye'nin büyük bölümünde Köppen-Geiger iklim sınıflandırmasına (Sıcaklık ve yağış verilerine dayanarak yeryüzünü beş ana iklim grubuna ayıran, bitki örtüsüyle ilişkili iklim sınıflandırma sistemi) göre sıcak ve kurak bozkır ikliminin hakim olması öngörülüyor. En olumsuz senaryoda ise Karaman'ın kuzey kesimlerinde çöl ikliminin görülebileceği tahmin ediliyor. Şahin, yaptığı açıklamada, Türkiye'nin iklim değişikliğinin etkilerini en hızlı hisseden bölgeler arasında yer aldığını söyledi. Çalışmanın karar alıcılar ve yerel yönetimler için yol gösterici nitelikte olduğunu ifade eden Şahin, iklim değişikliğine uyum ve etkilerinin azaltılmasına yönelik politikaların güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Araştırmada güncel ve yüksek çözünürlüklü veri setleri ile gelişmiş modelleme yöntemlerinin kullanıldığını belirten Şahin, "Türkiye, Avrupa ve Afrika’nın kuzeyini kapsayan geniş bir coğrafyada iklim değişikliğinin etkilerini analiz ettik." dedi. Şahin, iklim değişikliğinin yalnızca çevresel değil, ekonomik ve toplumsal sonuçlar da doğurduğuna dikkati çekti. 2100 yılına kadar farklı senaryoların incelendiğini dile getiren Şahin, "Orta seviye senaryoya göre bile Türkiye'nin karasal iç kesimleri ile Avrupa'nın özellikle güneyi ve güneybatısındaki alanlar kuraklaşacak ve bozkır iklimine dönüşecek. Bu durum, su kaynakları ve su kalitesi için büyük bir tehlike. Tarım için gerekli suyu bir kenara bırakırsak, özellikle 2050 yılından sonra içmek için bile kaliteli su bulma şansımız azalacak." diye konuştu. Bu durumun özellikle su kaynakları açısından ciddi tehdit oluşturduğunu belirten Şahin, tarımsal üretimin yanı sıra içme suyu temininin de risk altına gireceğini ifade etti. En kötü senaryoya göre Akdeniz Havzası'nda sıcaklıkların 6-7 derece artabileceğine dikkati çeken Şahin, yıllık yağış miktarında ortalama 100 milimetre azalma beklendiğini kaydetti. Kuraklığın 2050'den sonra daha belirgin hissedileceğini vurgulayan Şahin, şunları söyledi: "İçmek için bile kaliteli su bulmakta zorlanacağız. Havanın 1 santigrat derece ısınması suda organizmaların sayısını artırıyor ve oksijen miktarını düşürüyor. Biz 6 derece ısınmalardan bahsediyoruz. Bu durum suyun oksijen bakımından fakirleşmesine ve içme suyu kalitesinin giderek düşmesine neden olacak." Şahin, yaz mevsiminin etkisinin uzadığını belirterek, geçmişte 3 ay hissedilen yaz sıcaklarının son dönemde 4-5 aya kadar çıktığını ifade etti. İklim değişikliği sürecinde Avrupa'nın yalnızca kuzey kesimlerinin mevcut iklim koşullarını büyük ölçüde koruyabileceğini belirten Şahin, güney ve iç bölgelerde kuraklık baskısının artacağını söyledi. "Köppen-Geiger iklim sınıflandırmasına göre bir sonraki aşamada çöl ikliminden söz etmeye başlayabiliriz." diyen Şahin, çölleşme riskine karşı önlem alınmaması halinde sürecin hızlanacağını dile getirdi. Şahin, iklim değişikliğinin etkilerinin azaltılması için yoğun ve plansız şehirleşmeden kaçınılması gerektiğini belirterek, ormanların korunması ve artırılmasına yönelik kapsamlı projelerin hayata geçirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

Gencan: “Ekiplerimiz 7/24 Sahada Olacak” Haber

Gencan: “Ekiplerimiz 7/24 Sahada Olacak”

Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, avukatlar günü dolayısıyla Atatürk anıtında düzenlenen tören sonrası açıklamalarda bulundu. Bugün itibariyle üstyapı çalışmalarının Buçuktepe mevkiinden başladığını söyleyen Başkan Gencan; ekiplerin 24 saat esasına göre çalışacaklarını belirterek şunları ifade etti: “Bugün bizler için güzel bir gün. Altyapı çalışmalarımızı artık nihayete erdirdik ve üst yapı çalışmalarımızı bugün itibariyle başlamış bulunuyoruz. Kış aylarında yoğun yağışlar oldu ama yağışlara asla üzülmüyoruz. Yağışlarda bir taraftan yaz aylarında susuzlukla ilgili yaşayacağımız sorunların da önüne geçti. Biraz bekleyerek ileri bir tarihte üst yapı çalışmalarına başlamak zorunda kaldık. Bugün havanın düzelmesiyle beraber yağışlar en azından üç dört gün bir ara verdiler. Biz de hemen Buçuktepe mevkiinde çalışmalarımızı başlattık. Sonrasında Hilly Kavşağı'nda çalışmalarımız devam ettireceğiz. Daha sonrasında da Kaleiçi bölgesinde altyapı çalışmalarımız bitti. Abone bağlantılarımız devam ediyor. Hızlı bir şekilde de Kaleiçi Mahallesi'ne ineceğiz. Burada artık bütün ekiplerimiz sahadalar. Üst yapı çalışmaları, yağmur, yağış olmadığı takdirde her gün büyük hızla, 7/24 esasıyla devam edecek. Zorlu bir süreçti. Bu anlamda ekim ayında bir kuraklık yaşadık. Çok yıpratıcıydı. Bazen suya ulaşım konusunda zorluk yaşadık. Akabinde şehrimiz için bence en önemli çalışmalardan biriydi. Büyük bir cesaretle ve kararlılıkla üstüne gittik. Biz çok şükür büyük bir emek sarf ederek bu sürecin sonuna geldik.” “MEYDANLARIMIZDA GÜZEL ÇALIŞMALAR YÜRÜTÜYORUZ” Bir yandan da meydan çalışmalarının da devam ettiğini belirten Başkan Gencan; “Bir taraftan da meydan ve kafeler ile ilgili çok güzel çalışmalar yürütüyoruz. Bunlara da başladık. Meydan Kafe’nin bulunduğu alanla ilgili çok güzel bir peyzaj düzenlemesi ve Edirne Belediyesi tarafından işletilmesi yapılarak, halka açık olacak bir kafemiz olacak. Saraçlar Caddesi sokak sağlıklaştırma çalışmaları ile çok güzel bir görünüme kavuştu. Biz de istiyoruz ki buradaki Meydan Kafe ve anıtın bulunduğu alanı güzel bir şekilde düzenleyelim. Şehrimize yakışır, bu tarihi yarımadaya yakışır güzel bir çalışma icra edelim. Diğer taraftan eski caminin arkasında da Park Bahçeler Müdürlüğümüz yepyeni düzenlemeler yapıyor. Bu çalışmalarımızı devam ettiriyoruz. Aynı zamanda tahliye ettiğimiz Fatih mahallesindeki alanla ilgili de önümüzdeki günlerde hemşerilerimizin fikirlerini alarak yepyeni bir alan kazandıracağız. Güzel bir sürecin içerisine giriyoruz ekiplerimizle beraber. O yüzden heyecanlı ve mutluyuz. Edirneli hemşerilerimize de birçok güzel müjdemiz olacak” dedi. ŞENER ŞENTÜRK

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.