Hava Durumu

#Kuzey Afrika

Batı Ekspres - Edirne'nin Haber Sitesi - Kuzey Afrika haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kuzey Afrika haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Türkiye'de 2050'den İtibaren Sıcak ve Kurak Bozkır İklimi Öngörülüyor Haber

Türkiye'de 2050'den İtibaren Sıcak ve Kurak Bozkır İklimi Öngörülüyor

İklim değişikliği ve kuraklık üzerine çalışan, Almanya'daki Justus Liebig Üniversitesi Coğrafya Bölümü'nde konuk araştırmacı olan Şahin, Yükseköğretim Kurulunca desteklenen "Uluslararası Araştırmacı Programları" kapsamında yürüttüğü bilimsel çalışmada 9 ay boyunca Türkiye ile Avrupa-Akdeniz bölgesinde iklim değişikliğinin etkilerini inceledi. Çalışma, Türkiye'nin de içinde bulunduğu Akdeniz Havzası ile Kuzey Afrika ve Avrupa'nın kuzeyini kapsayan geniş bir alanda yürütüldü. Araştırmada, 1950-2024 yılları arası Era5-Land yeniden analiz verisi, gelecekteki iklim tahminleri için Genel Dolaşım Modelleri ile NASA Earth Exchange Küresel Günlük downscaled tahmin (NEX-GDDP-CMIP6) verileri kullanıldı. Araştırma sonuçlarına göre, 2050'den itibaren Türkiye'nin büyük bölümünde Köppen-Geiger iklim sınıflandırmasına (Sıcaklık ve yağış verilerine dayanarak yeryüzünü beş ana iklim grubuna ayıran, bitki örtüsüyle ilişkili iklim sınıflandırma sistemi) göre sıcak ve kurak bozkır ikliminin hakim olması öngörülüyor. En olumsuz senaryoda ise Karaman'ın kuzey kesimlerinde çöl ikliminin görülebileceği tahmin ediliyor. Şahin, yaptığı açıklamada, Türkiye'nin iklim değişikliğinin etkilerini en hızlı hisseden bölgeler arasında yer aldığını söyledi. Çalışmanın karar alıcılar ve yerel yönetimler için yol gösterici nitelikte olduğunu ifade eden Şahin, iklim değişikliğine uyum ve etkilerinin azaltılmasına yönelik politikaların güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Araştırmada güncel ve yüksek çözünürlüklü veri setleri ile gelişmiş modelleme yöntemlerinin kullanıldığını belirten Şahin, "Türkiye, Avrupa ve Afrika’nın kuzeyini kapsayan geniş bir coğrafyada iklim değişikliğinin etkilerini analiz ettik." dedi. Şahin, iklim değişikliğinin yalnızca çevresel değil, ekonomik ve toplumsal sonuçlar da doğurduğuna dikkati çekti. 2100 yılına kadar farklı senaryoların incelendiğini dile getiren Şahin, "Orta seviye senaryoya göre bile Türkiye'nin karasal iç kesimleri ile Avrupa'nın özellikle güneyi ve güneybatısındaki alanlar kuraklaşacak ve bozkır iklimine dönüşecek. Bu durum, su kaynakları ve su kalitesi için büyük bir tehlike. Tarım için gerekli suyu bir kenara bırakırsak, özellikle 2050 yılından sonra içmek için bile kaliteli su bulma şansımız azalacak." diye konuştu. Bu durumun özellikle su kaynakları açısından ciddi tehdit oluşturduğunu belirten Şahin, tarımsal üretimin yanı sıra içme suyu temininin de risk altına gireceğini ifade etti. En kötü senaryoya göre Akdeniz Havzası'nda sıcaklıkların 6-7 derece artabileceğine dikkati çeken Şahin, yıllık yağış miktarında ortalama 100 milimetre azalma beklendiğini kaydetti. Kuraklığın 2050'den sonra daha belirgin hissedileceğini vurgulayan Şahin, şunları söyledi: "İçmek için bile kaliteli su bulmakta zorlanacağız. Havanın 1 santigrat derece ısınması suda organizmaların sayısını artırıyor ve oksijen miktarını düşürüyor. Biz 6 derece ısınmalardan bahsediyoruz. Bu durum suyun oksijen bakımından fakirleşmesine ve içme suyu kalitesinin giderek düşmesine neden olacak." Şahin, yaz mevsiminin etkisinin uzadığını belirterek, geçmişte 3 ay hissedilen yaz sıcaklarının son dönemde 4-5 aya kadar çıktığını ifade etti. İklim değişikliği sürecinde Avrupa'nın yalnızca kuzey kesimlerinin mevcut iklim koşullarını büyük ölçüde koruyabileceğini belirten Şahin, güney ve iç bölgelerde kuraklık baskısının artacağını söyledi. "Köppen-Geiger iklim sınıflandırmasına göre bir sonraki aşamada çöl ikliminden söz etmeye başlayabiliriz." diyen Şahin, çölleşme riskine karşı önlem alınmaması halinde sürecin hızlanacağını dile getirdi. Şahin, iklim değişikliğinin etkilerinin azaltılması için yoğun ve plansız şehirleşmeden kaçınılması gerektiğini belirterek, ormanların korunması ve artırılmasına yönelik kapsamlı projelerin hayata geçirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

Edirne'de Orman Yangınlarına Karşı Doğa Temelli Çözümler Ele Alındı Haber

Edirne'de Orman Yangınlarına Karşı Doğa Temelli Çözümler Ele Alındı

Prof. Dr. Serengil, Edirne Orman İşletme Müdürlüğünün partner olarak yer aldığı, Interreg NextMed Programı kapsamında yürütülen Akdeniz'de Orman Yangınlarına Dirençlilik: Orman Yangını Riskinin Azaltılmasında Doğa Temelli Çözümlerin Kullanılması - MedFireWise Projesi'nin odak grup toplantısında değerlendirmelerde bulundu. Edirne Orman İşletme Müdürlüğünde gerçekleştirilen toplantıda, orman yangınlarına karşı önlemler ele alındı. Prof. Dr. Serengil, Akdeniz genelindeki ormanlarda yanan alan miktarının, alınan tüm önlemlere rağmen artış eğiliminde olduğunu söyledi. İklim değişikliğinin orman yangınlarının artmasında önemli etken olduğuna dikkati çeken Serengil, "Nüfus artışı, yerleşimlerin orman alanlarına daha fazla yaklaşması ve son yıllarda yazların kurak geçmesi yangınların çıkmasında etkili oluyor. Her yıl bir Akdeniz ülkesinde felaket seviyesinde yangınlara şahit oluyoruz." dedi. Serengil, proje kapsamında kontrollü yakma ve otlatma gibi doğa temelli uygulamaların önerildiğini belirterek, yangın çıkmadan önce riskin azaltılmasının kritik önemde olduğunu vurguladı. Projenin temel yaklaşımını anlatan Serengil, şunları kaydetti: "Yangın oluşma ve yayılma riskini azaltmak için yanıcı maddeyi, kontrollü yakma ve otlatma yoluyla azaltmayı öngörüyoruz. Kritik zonlarda yanıcı madde miktarını düşürebilirsek, yangınların daha az çıkacağını, çıkanların ise daha yavaş yayılacağını ve şiddetli yangınların azalacağını öngörüyoruz. Kontrollü yakma, aşırı yanıcı madde birikimi olan sınırlı alanlarda ve kış aylarında yapılan bir uygulama. Amaç bu birikimi tehlikesiz şekilde ortadan kaldırmak." Haziran 2025'te başlayan projede Güney Avrupa ve Kuzey Afrika'dan 7 ülkenin yer aldığını aktaran Serengil, proje ile Türkiye'de yangın yönetimine yeni bir yaklaşım kazandırılmasının hedeflendiğini söyledi. Türkiye'de kontrollü yakma ve otlatmanın, yanıcı madde azaltımı amacıyla henüz yaygın kullanılan yöntemler olmadığını ifade eden Serengil, "Bu uygulamalar başarılı olursa, önümüzdeki yıllarda yasal ve teknik altyapıları da hazırlanacak." diye konuştu. Toplantıya, İstanbul Orman Bölge Müdürlüğü Yangın Şube Müdürü İkram Çelik, Edirne Orman İşletme Müdürü Murat Aksoy, Edirne Arama Kurtarma Derneği üyeleri ile ilgili kurum ve paydaşların temsilcileri katıldı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.