Hava Durumu

#Lojistik

Batı Ekspres - Edirne'nin Haber Sitesi - Lojistik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Lojistik haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Bakan Uraloğlu, Kırklareli'nde Halkalı-Kapıkule Demir Yolu Hattı'nda Test Sürüşü Yaptı: Haber

Bakan Uraloğlu, Kırklareli'nde Halkalı-Kapıkule Demir Yolu Hattı'nda Test Sürüşü Yaptı:

Uraloğlu, Halkalı-Kapıkule Demir Yolu Hattı kapsamında Kırklareli'nin Büyükkarıştıran beldesindeki hızlı tren istasyonunda incelemelerde bulundu. Hafta başında Gürcistan'ın Ahılkelek kentinde düzenlenen Bakü-Tiflis-Kars Demir Yolu Hattı Tam Ölçekli Resmi Açılış Töreni'ne katıldıklarını belirten Uraloğlu, Gürcistan kesimindeki altyapı çalışmalarının tamamlanmasıyla hattın daha etkin ve verimli işletileceğini söyledi. Bu gelişmenin Orta Koridor'un kapasitesini artıracağını dile getiren Uraloğlu, "Bugün Çerkezköy-Kapıkule hattında gerçekleştirdiğimiz test sürüşüyle de bu zincirin Avrupa ucunu, Avrupa halkasını güçlendiriyoruz." diye konuştu. Türkiye'nin Avrupa'ya açılan en stratejik demir yolu koridorunda tarihi bir aşamaya tanıklık ettiklerini belirten Uraloğlu, hattın yıl içinde hizmete alınacağını kaydetti. Halkalı-Kapıkule Demir Yolu Hattı'nın, Bakü-Tiflis-Kars Demir Yolu Hattı ile başlayan ve Marmaray ile Asya ve Avrupa'yı birbirine bağlayan demir yolu zincirinin son ve en önemli halkası olduğunu vurgulayan Uraloğlu, şöyle devam etti: "Ulaştırma alanında hayata geçirilen büyük projeler yalnızca mesafeleri kısaltmaz, ülkelerin kaderini ve bölgelerin geleceğini de şekillendirir. Halkalı-Kapıkule Demir Yolu Hattı da tam olarak bu projelerden biridir. Bu hattımız, Türkiye'yi Avrupa demir yolu ağına yüksek standartlarda bağlayan, Orta Koridor'un Avrupa'ya açılan en kritik kapısıdır. Ayrıca Faw Limanı'ndan başlayıp Türkiye üzerinden Avrupa'ya uzanacak proje kapsamındaki Kalkınma Yolu Projesi'nin de batı ucunda yer almaktadır." - "Yük taşıma süresi 8,5 saatten 3,5 saate düşecek" Halkalı-Kapıkule Hızlı Tren Hattı'nın 229 kilometre uzunluğunda olduğunu belirten Uraloğlu, projenin en uzun etabı olan 153 kilometrelik Çerkezköy-Kapıkule kesiminde test sürüşü gerçekleştirdiklerini söyledi. Hattın Avrupa Birliği IPA fonlarıyla da desteklendiğini ifade eden Uraloğlu, "Bu proje sadece bir demir yolu hattı değil, Türkiye'yi doğu-batı ve kuzey-güney ekseninde küresel lojistiğin merkez ülkesi yapacak stratejik bir vizyonun somut eseridir." dedi. Projenin hem yolcu hem de yük taşımacılığına uygun planlandığını anlatan Uraloğlu, şu bilgileri verdi: "Proje kapsamında 31 köprü, 8 aç-kapa tünel, 61 üstgeçit, 53 altgeçit ve 175 menfezi inşa ettik. Toplam 353 kilometre ray serimini tamamladık. Elektrifikasyon ve sinyalizasyon çalışmalarında son aşamaya geldik. Hattımızı saatte 200 kilometre işletme hızına uygun, çift hatlı, elektrikli ve seviye 1 sinyalli olarak inşa ettik. Test sürüşlerimizin ardından sertifikasyon süreçlerini tamamlayarak hattımızı inşallah bu yıl bitmeden işletmeye almayı hedefliyoruz. Hattın tamamlanmasıyla Halkalı-Kapıkule arasındaki yolcu seyahat süresi 4 saatten 1,5 saate, yük taşıma süresi ise 8,5 saatten 3,5 saate inşallah düşecek. Yıllık yolcu kapasitesi 600 binden yaklaşık 3 milyona, yıllık yük taşıma kapasitesi de 1,5 milyon tondan 9,5 milyon tona bu projeyle inşallah çıkacak." Kapıkule Gar Sahası'nda yürütülen çalışmalara da değinen Uraloğlu, yeni düzenlemeler sayesinde uluslararası demir yolu yük taşımacılığında yaşanan tren yoğunluğunun azaltılacağını, gümrük ve muayene işlemlerinin hızlandırılacağını vurguladı. Kapıkule'de Avrupa'ya yönelik lojistik trafiğinin daha etkin yönetileceğini dile getiren Uraloğlu, şunları kaydetti: "Böylece Trakya Bölgesi ve İstanbul başta olmak üzere ülkemiz, Avrupa-Asya demir yolu taşımacılığında çok daha güçlü bir lojistik merkez haline gelecektir. 69 kilometrelik Ispartakule-Çerkezköy etabındaki çalışmalarımız sürüyor. Ispartakule'yi Halkalı'ya bağlayacak yaklaşık 7 kilometrelik son kesimde de yapım çalışmalarını tamamlamak üzereyiz. Bu kesimi de yıl içerisinde hizmete açmayı planlıyoruz." Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde demir yolu yatırımlarını devlet politikası haline getirdiklerini belirten Uraloğlu, Ankara-İzmir, Bandırma-Bursa-Yenişehir-Osmaneli, Mersin-Adana-Osmaniye-Gaziantep, Yerköy-Kayseri, Kırıkkale-Çorum ve Karaman-Ulukışla hızlı tren projelerinde çalışmaların sürdüğünü söyledi. Uraloğlu, Kars-Iğdır-Aralık-Dilucu Demir Yolu Projesi ile Zengezur Koridoru'nu desteklediklerini, Kuzey Çevre Demir Yolu Projesi ve Yavuz Sultan Selim Köprüsü üzerindeki demir yolu bağlantısıyla da Türkiye'nin uluslararası lojistik ağındaki konumunu güçlendirmeyi hedeflediklerini sözlerine ekledi. Konuşmaların ardından Uraloğlu, gar binasında yetkililerden brifing aldı. Daha sonra Uraloğlu ve beraberindekiler, Büyükkarıştıran-Çerkezköy hattında test sürüşü gerçekleştirdi.

Çanakkale'de 1915 Yılına Ait Sağlık Raporu Gün Yüzüne Çıktı Haber

Çanakkale'de 1915 Yılına Ait Sağlık Raporu Gün Yüzüne Çıktı

Çanakkale Savaşları Enstitüsünün süreli yayını Anafarta Dergisi aracılığıyla araştırmacıların istifadesine sunulan vesikada 5'inci Ordu komutası altında Şimal (Kuzey) Grubu'nun omurgasını oluşturan 3'üncü Kolordu'nun aylar süren o çetin mücadelesindeki kayıplarının detaylı istatistikler yer alıyor. Belge; bugüne kadar yayımlanan tablolar arasında en net ve kapsamlı istatistikleri barındırmasıyla harp tarihinde bir ilk olma özelliği taşıyor. 3'üncü Kolordu ve Şimal Grubu Başhekimi Ali Rıza tarafından 30 Kasım 1915 tarihinde hazırlanan rapor, doğrudan Arıburnu ve Conkbayırı bölgesini kapsıyor. Askerî kayıtlara göre 25 Nisan ile 28 Kasım 1915 tarihleri arasındaki o kanlı sekiz aylık zaman diliminde, yalnızca bu kolordunun savunduğu harp sahasından tam 41 bin 471 yaralı toplanarak hastanelere sevk edildi. Çanakkale Savaşları Enstitüsü Müdürü Utkan Emre Er, tıp tarihi ve istatistik bilimi açısından eşsiz bir değere sahip olan bu belgenin detaylarını ve askerî literatüre sunduğu yeni perspektifleri paylaştı. Bugüne kadar muharebelere dair çeşitli zayiat tablolarının yayımlandığını ancak tıp hizmetlerinin bu derece ciddi ve sistemli biçimde kayıt altına alındığı böylesi bir evrakın ilk kez ortaya çıktığını belirten Utkan Emre Er, şu ifadeleri kullandı: "Çanakkale muharebeleri üzerine bugüne kadar pek çok çalışma yapıldı, çeşitli zayiat tabloları yayımlandı. Ancak, tıp hizmetlerinin bu derece ciddi ve sistemli biçimde kayıt altına alındığı, böylesine net ve kapsamlı bir belge harp tarihinde ilk kez gün yüzüne çıkıyor. Çanakkale Savaşları Enstitüsü olarak 3'üncü Kolordu Harp Cerideleri çalışmalarımızda 3'üncü Kolordu ve Şimal Grubu Başhekimi Ali Rıza tarafından hazırlanmış olan bu rapor Anafarta Dergisi'nin 30'uncu sayısında literatüre kazandırılmıştır. Belgeyi emsalsiz kılan en önemli detay 25 Nisan 1915 ile kasım ayının sonu arasındaki o en kritik süreci ele almasıdır. Yani 3'üncü Kolordu'nun savunduğu Arıburnu ve Conkbayırı bölgesinde gerçekleşen bütün büyük muharebelerin istatistiklerini içermektedir. Bu anlamda belge, sadece askerî tarih için değil istatistik bilimi için de ayrı ve çok kıymetli bir değere sahiptir." Cephe gerisindeki lojistik ve sağlık yapılanmasının Osmanlı ordusu tarafından ne kadar sistemli idare edildiğine dikkati çeken Er, "Rakamların vahameti gerçekten çok büyük; sadece bu kolordunun savunduğu harp sahasından tam 41 bin 471 yaralı toplanmıştır. Belgede, 40 binden fazla askerimizin tedavi edilmek üzere sargı yerlerine ve hastanelere taşındığı; ateş hattından sağ çıkarılan bu kahramanlardan 2 bin 549'unun ise hastane koğuşlarında son nefesini vererek şehit düştüğü görülmektedir. Bu rakamlar bize savaşın sadece siperlerde ya da yeraltı lağım muharebelerinde değil, hastane çadırlarında da ne büyük bir yaşam mücadelesine sahne olduğunu kanıtlıyor. Ayrıca bu evrağın yanı sıra hastanelerimizin sadece Çanakkale merkezde olmadığını; Lapseki, Biga ve Ezine gibi birçok farklı konumda sağlık tesislerimizin yer aldığını söylemek gerekir. Sevklerin yapıldığı İstanbul'daki hastaneler de düşünüldüğünde, bölgedeki askerî hastane yapılanmasına dair mükemmel bir örnekle karşı karşıyayız" diye konuştu. Raporda yer alan yaralanma çeşitliliğinin, muharebe alanlarının coğrafi yapısıyla doğrudan ilişkili olduğunu belirten Enstitü Müdürü Er, "Harp tarihi açısından bakacak olursak Gelibolu Yarımadası'nın çıkarma noktaları başta olmak üzere muharebelerin gerçekleştirildiği birçok konum, Müttefik Kuvvetlerin gemi atışlarına tamamen açıktı. Askerlerimizin maruz kaldığı bomba ve şarapnel yaralanmalarının bu denli yüksek ve farklı türlerde olması doğrudan donanma bombardımanının şiddetini göstermektedir. Düşmanın acımasızlığını gösteren bir diğer tablo ise kullanılan mühimmatın niteliğidir. Kayıtlara göre tam 332 askerimiz; uluslararası harp hukukuna tamamen aykırı olan, çarpma anında genişleyerek ağır doku tahribatı oluşturan domdom kurşunlarıyla yaralanmıştır. Tablonun en çarpıcı ve sarsıcı detaylarından bir diğeri ise süngü muharebeleridir. Resmi kayıtlara göre 83 askerimizin süngü hücumunda, en kanlı şekilde göğüs göğüse çarpışarak yaralandığı veya şehit düştüğü görülmektedir. Bu rakam o daracık siperlerde çarpışmaların ne kadar acımasızca geçtiğini ve süngünün harp sahasında ne derece ölümcül bir silah olduğunu tüm çıplaklığıyla gözler önüne sermektedir. Bizler Çanakkale Savaşları Enstitüsü olarak bu vesikaları gün yüzüne çıkararak o eşsiz destanı yazan kahramanlarımızın aziz hatıralarını, bilimsel veriler ışığında yaşatmaya devam edeceğiz" dedi.

Dondurarak Kuruttukları Meyveleri İhraç Ediyorlar Haber

Dondurarak Kuruttukları Meyveleri İhraç Ediyorlar

Gıda alanında faaliyet gösteren şirket, kurucularından Doç. Dr. Buket Aşkın ve ekibinin geliştirdiği özel sistemle meyve ve sebzeleri alışılmış yöntemlerin aksine ısıtarak değil dondurarak kurutuyor. Sistemde ürünler önce sıfırın altında 40 dereceye kadar donduruluyor, ardından içlerindeki su özel yöntemlerle uzaklaştırılıyor. Bu sayede meyve ve sebzelerin vitamin ve besin değerleri büyük ölçüde korunurken, ürünlerin raf ömrü de uzuyor. Dondurarak kurutma yöntemiyle elde edilen ürünler, soğuk zincire ihtiyaç duyulmaksızın depolanabiliyor ve taşınabiliyor. Bu durum da lojistik ve depolama süreçlerinde önemli maliyet avantajı sağlıyor. Yenilikçi üretim modeliyle dikkati çeken proje, TÜBİTAK tarafından da ödüle layık görüldü. Trakya Teknopark Genel Müdürü Işık Çetintav, şirketin ilk başvurusundan itibaren projeye büyük önem verdiklerini söyledi. Firmanın Teknopark bünyesine dahil edilmesiyle ulusal ve uluslararası alanda daha güçlü bir güven zemini oluşturduğunu belirten Çetintav, "Firmamızın Teknopark bünyesinde yer alması, ulusal ve uluslararası alanda güven inşa edeceği için kendilerine sonsuz destek verdik. Bu desteğimizi sürdürmeye devam ediyoruz. Artık firmamız ihracat yapacak konuma gelmiştir. Bu başarıdan dolayı son derece mutluyuz ve her zaman tüm desteğimizi vermeye devam edeceğiz." diye konuştu. Şirketin kurucularından Aşkın ise dondurarak kurutma yönteminin klasik kurutma tekniklerinden farklı olarak ürünlerin doğal yapısını koruduğunu anlattı. Meyve ve sebzelerin besin değerlerinin yüzde 96 oranında muhafaza edilebildiğini ifade eden Aşkın, genç bir şirket olmalarına rağmen ürünlerini yurt dışına göndermeye başladıklarını söyledi. İhraç ülkelerini genişletmeye çalıştıklarını anlatan Aşkın, "Bu yöntem bize meyve ve sebzelerin vitamin değerlerini ve besin özelliklerini yüzde 96 oranında koruma imkanı sağlıyor. Genç bir şirket olmamıza rağmen dilimlenmiş meyve ve sebze ürünlerimizi yurt dışına ihraç ediyoruz. Özellikle Yunanistan ile geliştirdiğimiz çeşitli iş birlikleri bulunuyor. Aynı zamanda Birleşik Arap Emirlikleri ile de planlama ve anlaşma sürecimiz devam ediyor." diye konuştu. Şirket bünyesinde akademik kadroyla yoğun AR-GE çalışmaları yürüttüklerini dile getiren Aşkın, TÜBİTAK projesi sonucunda ortaya çıkan prototip ürünü ticarileştirmek istediklerini ve bunu başardıklarını ifade etti. Aşkın, Trakya Teknopark çatısı altında yer almanın, geliştirdikleri teknolojiyi müşterilere daha kolay anlatma ve sunma imkanı sağladığını sözlerine ekledi.

Edirne Belediyesi'nden Kırkpınar İçin İhale Haber

Edirne Belediyesi'nden Kırkpınar İçin İhale

‎Edirne Belediyesi, tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri için hazırlıklarını hızlandırdı. 29 Haziran – 5 Temmuz 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilecek 665'inci Kırkpınar Yağlı Güreşleri Festivali kapsamında organizasyon hizmet alımı için ihale süreci başlatıldı. Edirne Belediye Başkanlığı Destek Hizmetleri Müdürlüğü tarafından yürütülecek ihale, 28 Nisan 2026 tarihinde saat 11.00’de Babademirtaş Mahallesi’ndeki ek hizmet binasında gerçekleştirilecek. ‎Toplam 28 kalemden oluşan organizasyon hizmet alımı, festival süresince tüm teknik ve lojistik ihtiyaçları kapsayacak. ‎YOĞUN HAZIRLIK ‎Festivalin merkezi olan Sarayiçi Er Meydanı’nda sporcular ve kulüpler için geniş kapsamlı hazırlık yapılacak. Buna göre; başpehlivanlar ve kulüpler için en az 15 adet, 9 metrekare büyüklüğünde kapalı çadır kurulacak. 3 gün boyunca kullanılmak üzere 8 adet tuvalet ve 8 adet duş kabini yerleştirilecek. 200 adet plastik masa, 100 adet çöp kovası ve 3 bin adet sabun temin edilecek. Tüm bu kurulumların 2 Temmuz 2026 saat 08.30’a kadar tamamlanarak kullanıma hazır hale getirilmesi planlanıyor. ‎GÜVENLİK ÖNLEMLERİ ARTIRILACAK ‎Kırkpınar süresince güvenlik önlemleri de üst seviyeye çıkarılacak. Organizasyon kapsamında; 3 Temmuz’da 50, 4 Temmuz’da 60, 5 Temmuz’da ise 70 özel güvenlik personeli görev yapacak. Ayrıca giriş kapılarına 9 adet kapı dedektörü kurulacak, güvenlik personeline el dedektörleri verilecek. Festival süresince düzenlenmesi planlanan konserler için de her etkinlikte 10 kişilik özel güvenlik ekibi görev alacak. ‎1 HAFTALIK DEV ORGANİZASYON ‎29 Haziran’da başlayacak festival, 5 Temmuz’a kadar devam edecek. Edirne Belediyesi’nin organizasyon hizmet alımıyla birlikte Kırkpınar’ın daha düzenli, güvenli ve konforlu bir şekilde gerçekleştirilmesi hedefleniyor. ‎MEHMET EFECAN HIDIROĞLU

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.