Hava Durumu

#Lozan Antlaşması

Batı Ekspres - Edirne'nin Haber Sitesi - Lozan Antlaşması haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Lozan Antlaşması haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

‎Karakoç: “Batı Trakya’daki Soydaşlarımız Yalnız Değildir” Haber

‎Karakoç: “Batı Trakya’daki Soydaşlarımız Yalnız Değildir”

‎Edirne Barosu Başkanı Av. Gökhan Karakoç, 5 Haziran’da Yunanistan’ın İskeçe kentinde görülen davaya Edirne Barosu’nu temsilen katıldı. ‎Dava sonrasında Batı Ekspres internet haber sitesine değerlendirmelerde bulunan Karakoç, Batı Trakya’daki Türk azınlığın karşı karşıya kaldığı sorunlara dikkat çekerek, “Batı Trakya’daki soydaşlarımız yalnız değildir” mesajı verdi. ‎ÇINAR CAMİİ’NDE YAŞANAN OLAY DAVAYA DÖNÜŞTÜ ‎Davanın temelini oluşturan olayın yaklaşık iki yıl önce İskeçe’deki tarihi Çınar Camii’nde yaşandığını anlatan Karakoç, Cuma namazı öncesinde Yunanistan devleti tarafından atanmış müftü ve beraberindeki kişilerin camiye gelerek hutbe vermek ve namaz kıldırmak istediğini söyledi. Cemaatin ise kendi seçtikleri müftünün bulunduğunu belirterek atanmış müftünün dini görev icra etmesine karşı çıktığını kaydeden Karakoç, yaşanan tartışmada herhangi bir fiziksel müdahale, darp, tehdit ya da hakaretin söz konusu olmadığını dile getirdi. “Soydaşlarımız sadece camiden ayrılmalarını istemiş ve dışarıya yönlendirmiştir” diyen Karakoç, buna rağmen İskeçe Cumhuriyet Savcılığı tarafından dört kişi hakkında dava açıldığını belirtti. ‎“YARGI MEKANİZMASI BASKI ARACI OLARAK KULLANILIYOR” ‎Sanıklara yöneltilen suçlamalar arasında görevli memura direnme, hakaret, tehdit ve dini ritüellerin yapılmasını engelleme gibi iddiaların bulunduğunu ifade eden Karakoç, davanın özünün çok daha farklı olduğunu savundu. “Bu dava yalnızca dört kişi hakkında açılmış bir dava değildir” diyen Karakoç, şöyle devam etti; “Bu dava, Batı Trakya’daki Türk azınlığın din ve vicdan özgürlüğüne yönelik bir müdahaledir. Amaç, oradaki soydaşlarımıza gözdağı vermek ve ‘Benim istediğim şekilde hareket etmek zorundasınız’ mesajı vermektir. Yargı mekanizması burada bir baskı aracı olarak kullanılmaktadır.” ‎“MESELE DİN VE VİCDAN ÖZGÜRLÜĞÜDÜR” ‎Davanın temelinde insan hakları ve özgürlükler bulunduğunu vurgulayan Karakoç, “Mesele ifade özgürlüğüdür. Mesele din ve vicdan özgürlüğüdür. Mesele, Yunanistan’ın uluslararası anlaşmalarla güvence altına alınmış haklara yeterince saygı göstermemesi meselesidir” ifadelerini kullandı. Karakoç, davanın üçüncü duruşmasının 18 Haziran’da görüleceğini belirterek süreci yakından takip etmeyi sürdüreceklerini söyledi. ‎“HAKLAR ULUSLARARASI ANLAŞMALARLA GÜVENCE ALTINDA” ‎Batı Trakya Türklerinin haklarının tarihsel ve hukuki temellerine değinen Karakoç, 1923 tarihli Lozan Antlaşması ile 1913 yılında Osmanlı Devleti ve Yunanistan arasında imzalanan Atina Antlaşması’nın bölgede yaşayan Türk ve Müslüman azınlığın haklarını korumayı amaçladığını belirtti. Karakoç, özellikle din ve vicdan özgürlüğü konusunda Yunanistan’ın bu hakları koruma taahhüdünde bulunduğunu ifade ederek, “Bu anlaşmalar çerçevesinde Batı Trakya’daki Müslümanların kendi din adamlarını, yani müftülerini seçme hakkı bulunmaktadır. Ancak Yunanistan devleti son 40-50 yıldır bu konuda sorun çıkarmaya başlamıştır” dedi. ‎“KIBRIS SONRASI YAKLAŞIM DEĞİŞTİ” ‎Yaşanan sürecin kırılma noktasının Kıbrıs Barış Harekatı sonrasına dayandığını savunan Karakoç, o tarihten itibaren Yunan siyasetinde Batı Trakya Türklerine yönelik yaklaşımın değişmeye başladığını söyledi. Karakoç, günümüzde yaşanan davanın da bu anlayışın bir sonucu olduğunu belirterek, Yunanistan’ın seçilmiş müftüleri tanımadığını, bunun yerine devlet tarafından atanan müftüleri görevlendirdiğini ifade etti. ‎“BU DAVANIN SONUNA KADAR TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ” ‎İskeçe’de yaptıkları açıklamada da Batı Trakya Türklerinin yanında olduklarını ifade ettiklerini hatırlatan Karakoç, Edirne Barosu’nun desteğinin devam edeceğini belirtti. İskeçe ziyaretini, “Trakya’nın batısındaki kardeşlerimiz ile Edirne’nin, gönül coğrafyamızda yaşayan soydaşlarımız ile Edirne’mizin buluşması” olarak değerlendiren Karakoç; “Batı Trakya’daki kardeşlerimiz Edirne Barosu’nun ve Edirnelilerin desteğini arkalarında hissetmektedir. Biz de bu desteği sonuna kadar sürdüreceğiz. Bu davanın sonuna kadar takipçisi olacağımızı bir kez daha ifade etmek isterim” dedi. ‎HİLAL PEKER

Osman İnci Müzesi’nde Heykel Sergisi Açıldı Haber

Osman İnci Müzesi’nde Heykel Sergisi Açıldı

Edirne’de 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı kutlamaları kapsamında Trakya Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Heykel Bölümü öğrencileri tarafından Osman İnci Müzesi’nde Disuyum Heykel Sergisi açıldı. Osman İnci Müzesi’nde düzenlenen sergiye, Trakya Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Baybora Temel, Trakya Üniversitesi eski Rektörü ve müze kurucusu Prof. Dr. Osman İnci, akademisyenler, öğrenciler ve sanatseverler katıldı. “FAKÜLTENİN KURULUŞUNUN ALTINDA İMZASI BULUNAN REKTÖRÜM” Serginin açılış konuşmasını öğrenciler adına Selin Güler yaptı. Güler, sergiye katılanlara ve Prof. Dr. Osman İnci’ye teşekkür ederken; sergideki eserlerin öğrencilik dönemlerinde yapıldığını belirtti. Güler’in ardından törende konuşan Prof. Dr. Osman İnci de Güzel Sanatlar Fakültesi’nin kuruluşunun altında imzası bulunan rektör olduğunu hatırlatırken; “Trakya Üniversitesi Senatosu’ndan geçti, YÖK’ten geçti, Bakanlar Kurulu’na gittiği zaman benim görev sürem doldu. Çünkü fakültelerin kurulması, Bakanlar Kurulu kararıyla olur. Dolasıyla sizleri burada ağırlamaktan onur duyuyorum” ifadelerini kullandı. “YURT DIŞINA GÖNDERİLEN ÖĞRENCİLERDEN ÜÇÜ SANATÇIYDI” İnci, 19 Mayıs’ın, Cumhuriyetin kuruluşunun ilk adımının atıldığı gün olduğunu ve üzerinden 107 yıl geçtiğini belirten İnci; “Bağımsız, özgür, demokratik ve laik bir Cumhuriyette yaşıyoruz. Bunu bize sağlayan kurucu idareye ve muhteşem insanlara saygılarımı sunuyorum. Mustafa Kemal Atatürk ve ekibi ile bir yıl içerisinde Türkiye Büyük Millet Meclisi açılır. 24 Temmuz 1923’te Lozan Antlaşması yapılır. İlk yaptıkları işlerden bir tanesi yurt dışına öğrenci göndermektir. Bunlardan bir tanesinin öğrencisi olma şansım oldu; Prof. Dr. Sadi Irmak. Sadi Irmak bir dönem Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlığı da yapmıştır. Sadi Irmak’ın anlattığını söylüyorum; Lozan imzalanmış ama daha onaylanmamış. Bir gün bir ilan görüyor, yurt dışına öğrenci gönderilecek. 150 kişilik başvuru var, 11 kişi tespit ediliyor. Bunların meslek dağılımında 3 tane pedagog, bir ziraatçı, 2 doktor, 3 tane de sanatçı var. Bugün burada, siz bu eserleri yaparken; artık put olarak bakmıyoruz. Mustafa Kemal ve Cumhuriyetten önce sanatın özellikle heykel tarafını anlatmama lüzum yoktur” sözlerine yer verdi. “BU ÜLKE, BENZERİ ŞEYLERİ PUTLAŞMA ANLAYAN BAKANLAR GÖRDÜ” İnci, Edirne’de 1973 yılında Darüşşifa’nın müze olması için Edirne İl Sağlık Müdürünün girişimleri olduğunu hatırlatarak; “Darüşşifa’nın Sağlık Müdürlüğü’ne verilmesi ve orayı müzeye dönüştürme durumu. Anlatan ve yazan Dr. Ratip Kazancıgil’dir. Önce olur diyorlar, sonradan bilinmeyen bir nedenle gerekçesiz olarak iptal ediyorlar. Dönemin Kültür Bakanı Edirne’ye geldiğinde ona anlatıyorlar. Gidip bakıyor ama yine olmuyor. Sonradan öğreniliyor ki orada belirli kişileri temsil eden balmumu heykelleri ve giydirmelerimizi putlaşma olarak görüyorlar. Bu ülke, Cumhuriyetin ilanından 50 yıl sonra dahi benzeri şeyleri putlaşma olarak anlayan bakanlar da gördü. Ama sanat yürüyecektir. Sanat, eğitimdeki yerini alacaktır. Sanatla eğitimin birlikte olduğu süreçlerde asla korkmuyorum. Sanatı gerektiği yere taşımak mecburiyetindeyiz. Böyle bir sergiyi düzenledikleri için öğrencilerimize teşekkür ediyorum” dedi. 7 HAZİRAN’A KADAR AÇIK KALACAK İnci’nin konuşmasının ardından serginin açılışı gerçekleştirildi. Sergide; Alper Dönmez, Ceyda Sena Kara, Çağan Barkın, Emre Ovalı, Ender Taşkın, Esma Hasko, Eyşan Avşar, Feyza Nur Turhan, Mehmet Ali Yener, Merve Sarıkaya, Meryem Nida, Muratcan Yılmaz, Rabia Arslan, Selin Güler, Yağmur Akyıl ve Yağmur Kuru’nun eserleri yer aldı. Sergi, 7 Haziran 2026 Pazar gününe kadar ziyarete açık kalacak. UĞUR AKAGÜNDÜZ

Batı Trakya'da İftar Programı Düzenlendi Haber

Batı Trakya'da İftar Programı Düzenlendi

İftar programında Batı Trakya Türk toplumu ile Türkiye'den gelen konuklar bir araya geldi. Programa katılan eski TBMM Başkanı Mustafa Şentop, burada yaptığı konuşmada, Gümülcine'nin Türk-İslam kültürünün izlerini taşıyan kadim bir şehir olduğunu belirterek, "Burada her taş, her minare, her mezar taşı tarihimizin sesini yansıtır." dedi. İftar programında emeği geçenlere teşekkür eden Şentop, Edirne ile Gümülcine arasında tarih ve kültürün oluşturduğu güçlü bir bağ bulunduğunu ifade etti. Şentop, "Edirne ile Gümülcine kardeş şehirlerdir. Tarihimizin ve kültürümüzün bu iki şehir arasında bir köprü kurduğunu söyleyebiliriz. Bu köprüyü yüzyıllardır ayakta tutan ise her iki tarafta yaşayan insanların ortak medeniyetidir. Bu bağı her zaman canlı ve güçlü tutacağız." diye konuştu. Batı Trakya Türklerinin yüzyıllar boyunca pek çok zorluk ve sınamadan geçerek bölgedeki varlıklarını sürdürdüğünü vurgulayan Şentop, Müslüman Türk toplumunun bölgenin tarihi mirasının önemli bir parçası olduğunu dile getirdi. Şentop, Batı Trakya Türklerinin sahip olduğu hakların 1923 Lozan Antlaşması ile uluslararası hukuk tarafından güvence altına alındığını hatırlatarak, bu hakların herhangi bir lütuf değil uluslararası anlaşmalarla teminat altına alınmış haklar olduğunu ifade etti. Ramazan ayının yalnızca oruç tutulan bir dönem değil aynı zamanda dayanışma, kardeşlik ve toplumsal farkındalığın güçlendiği bir zaman olduğunu belirten Şentop, Türkiye'de yaşayan 86 milyon insanın gönlünde Batı Trakya'daki Türklerin her zaman özel bir yere sahip olduğunu söyledi. Şentop, "Batı Trakya'daki kardeşlerimizin sevinci bizim sevincimiz, kederi bizim kederimizdir." dedi. Şentop, büyük dedesinin yaklaşık bir asır önce Rumeli'den Türkiye'ye göç ettiğini anımsatarak, kendisini bu toprakların evladı olarak gördüğünü kaydetti. Edirne Valisi Yunus Sezer ise ramazan ayının kardeşlik, dayanışma ve bereket ayı olduğunu söyledi. Sezer, ramazanın bu yıl Türkiye'de de büyük bir coşkuyla yaşandığını belirterek, özellikle Selimiye Camisi'nin yeniden ibadete açılmasının ardından Edirne'de ramazanın daha da anlam kazandığını dile getirdi. Selimiye Camisi'nin açılmasıyla Edirne'yi ziyaret edenlerin sayısının arttığını anlatan Sezer, "Selimiye'nin açılmasıyla binlerce, on binlerce insanın Edirne'yi ziyaret ettiğini görüyoruz. Ramazanın sunduğu kardeşlik, dostluk ve huzuru Edirne’de hep birlikte yaşıyoruz." dedi. Sezer, "Dünyanın zor günlerden geçtiği bu dönemde ramazanın tüm İslam alemine huzur ve bereket getirmesini diliyorum." diye konuştu. Ramazanın aynı zamanda insanların kendilerini sorguladığı ve dayanışmanın güçlendiği bir dönem olduğunu vurgulayan Sezer, varlıklı olanın ihtiyaç sahibini daha iyi anladığı bu ayda birlik ve beraberliğin öneminin bir kez daha ortaya çıktığını söyledi. Sezer, Türkiye'de ve Batı Trakya'da yaşayan Türklerin birlik ve beraberliğinin devam etmesi temennisinde bulunarak, "Aynı ezanın etrafında aynı duygularla ve düşüncelerle bu aziz milletin varlığını sonsuza kadar sürdürdüğüne hep birlikte şahit oluyoruz." değerlendirmesinde bulundu. Türkiye'nin Gümülcine Başkonsolosu Aykut Ünal da iftar programlarının birlik ve beraberliği güçlendirdiğini belirterek, geçen yıl olduğu gibi bu yıl da köy halkıyla bir araya gelmekten memnuniyet duyduklarını söyledi. Ünal, konuşmasının sonunda Ramazan Bayramı'nın birinci günü konsoloslukta düzenlenecek geleneksel bayramlaşma programına tüm katılımcıları davet etti. Batı Trakya Türk Azınlığı Danışma Kurulu Başkanı ve İskeçe Seçilmiş Müftüsü Mustafa Trampa ise farklı köylerden insanların bir araya gelerek oluşturduğu iftar sofralarının ramazanın rahmet ve bereketinin bir göstergesi olduğunu ifade ederek, ana vatandan gelen misafirlerin katılımıyla bu buluşmaların daha da anlam kazandığını dile getirdi. İftar programı, Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü Edirne Devlet Korosu sanatçılarının ilahilerden oluşan konseri ve Edirne Valiliği Sema Topluluğunun sema gösterisiyle tamamlandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.