Hava Durumu

#Mimar

Batı Ekspres - Edirne'nin Haber Sitesi - Mimar haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mimar haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Saraçlar’daki O Beş Dükkanın Sorunu Çözüldü Haber

Saraçlar’daki O Beş Dükkanın Sorunu Çözüldü

Edirne’deki Saraçlar Caddesi’nde bulunan 5 dükkan için güvenlik gerekçesiyle verilen tahliye kararının ardından, esnaf ve mülk sahipleri tarafından binaların sağlamlaştırılmasına yönelik proje hazırlandı. Hazırlanan projelerin ilgili kurumların onay sürecine sunulmasıyla birlikte, söz konusu dükkanlar yeniden Sokak Sağlıklaştırma Projesine dahil edildi. Alınan tahliye kararının ilk etapta esnaf arasında tedirginliğe neden olduğunu belirten dükkan sahiplerinden Murat Benzerli, süreç içerisinde Edirne Valisi Yunus Sezer ile yapılan görüşmelerin ardından sorunun çözüme kavuştuğunu ifade etti. Benzerli, “Binaların özellikle iç kısımlarında bulunan bazı ahşap bölümler zamanla çürüdüğü için risk oluşturuyordu. Bu nedenle ilk aşamada tahliye kararı tebliğ edildi. Ancak Vali Bey ile yaptığımız görüşmede, binaların tamamen boşaltılması yerine güçlendirilmesi yönünde bir yol haritası çizildi. Bunun üzerine kendi imkanlarımızla mimar ve mühendisle anlaşarak bir proje hazırlattık” dedi. Hazırlanan proje kapsamında dükkanların iç bölümlerindeki taşıyıcı sistemlerin güçlendirileceğini, riskli ahşap yapıların yenileneceğini aktaran Benzerli, dış cephe kaplaması ve çatı onarımlarının ise Saraçlar Caddesi’nde devam eden sokak sağlıklaştırma çalışmaları çerçevesinde yapılacağını kaydetti. Benzerli, Vali Sezer’in süreç boyunca esnafa kolaylık sağladığını vurgularken; yol haritası çıkarma konusunda esnafa destek olan Vali Sezer'e teşekkür etti. Mülk sahiplerinin de projeye destek verdiğini belirten Benzerli, beş ayrı dükkanın sahipleriyle bir araya gelerek ortak bir karar aldıklarını, güçlendirme masraflarının karşılanması konusunda uzlaşmaya varıldığını söyledi. Projenin çizim aşamasının tamamlanmak üzere olduğunu dile getiren Benzerli, tamamlandıktan sonra dosyanın Edirne Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu (Anıtlar Kurulu) onayına sunulacağını aktardı. Normal şartlarda bu tür projelerin onay sürecinin uzun sürdüğünü hatırlatan Benzerli, Valilik tarafından sürecin hızlandırılması yönünde destek verileceğinin kendilerine iletildiğini ifade etti. Çalışmaların başlaması için resmi onayın beklendiğini söyleyen Benzerli, “Mühendislik projemiz biter bitmez başvurumuzu yapacağız. Onay sürecinin ardından kısa süre içinde uygulamaya geçmeyi planlıyoruz. Tahminimiz 2–3 ay içinde, en geç 4 ayda inşaat çalışmalarının başlaması yönünde” diye konuştu. MEHMET EFECAN HIDIROĞLU

Avukatoğlu MMO Edirne’ye Aday Haber

Avukatoğlu MMO Edirne’ye Aday

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Makina Mühendisleri Odası (MMO) Edirne Şubesi’nin 7-8 Şubat 2026 tarihlerinde gerçekleştireceği olağan genel kurulunda, yönetime aday olacak listeler açıklanmaya devam ediyor. MMO Edirne Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Birce Altay ve yönetim kurulu üyeleri, genel kurulda “Trakya Demokrat Makina Mühendisleri” olarak aday olduklarını açıklamalarının ardından bugün, MMO Edirne Şubesi önceki dönem Yönetim Kurulu Başkanı Aziz Avukatoğlu ve yönetim kurulu üyeleri de adaylıklarını açıkladılar. “ODA İŞİ OLMAYANIN UĞRAMADIĞI YER HALİNE GELMİŞ” MMO Edirne Şubesi Konferans Salonu’nda düzenlenen açıklamaya Aziz Avukatoğlu’nun yanı sıra Taylan Dilsiz, Candan Toraman ve Mümin Keskin de katıldılar. Avukatoğlu, adaylık açıklamasında; “Makina Mühendisleri Edirne Şubesi yönetimine talibiz. Biz, daha üye bazlı ve halka yönelik çalışmaların olması gerektiğine inandığımız için adayız. Şu anda öyle bir durum var ki odaya neredeyse üyelerin bile işi olmayanın hiçbir zaman uğramadığı bir hale gelmiş. Bunu değiştirmenin yollarını arayacağız. Öncelikle açık olmayan temsilcilik kalmayacak. Biz yarı kamu niteliğinde kurum olduğumuz için halkı da periyodik dönemlerde enerji, ısıtma, asansör, araçlarımızda kullandığımız LPG’li motor sistemleriyle ilgili aydınlatacağız. Mesleki açıdan da mühendislerimize nasıl yardımcı olabilirizin çabasını sarf edeceğiz. İşsiz mühendislere iş imkanı ve bunlarla ilgili çeşitli girişimler ve açıklamalarda bulunacağız. Şu anda Tekirdağ temsilciliğimiz var ama kapalı, personelimiz yok. Tekirdağ temsilciliğinin açık hale gelmesini sağlayacağız. Binamızın en üst katında teras katımız var. Burasını da TMMOB lokali haline getirmek için gerekli çalışmaları yapmaya söz veriyoruz” diye konuştu. UĞUR AKAGÜNDÜZ

Rifat Osman, Sarayiçi’nde Toplu Mezarı Yazmış Haber

Rifat Osman, Sarayiçi’nde Toplu Mezarı Yazmış

Edirne Valisi Yunus Sezer’in geçtiğimiz günlerde yaptığı basın açıklamasında, Edirne Sarayı’nın ihya çalışmalarındaki kazılarda, Balkan Savaşları’nda şehit düşen askerlere ait toplu mezarların bulunduğunu söylemesi, kentte birçok kesimin dikkatini çekti. " Vali Sezer’in gündeme getirdiği toplu mezarları Edirne tarih yazarı, ressam, hekim, mimar Tosyavizade Dr. Rifat Osman’ın birebir şahit olarak eserinde yazdığı ortaya çıktı. Osman, Edirne Valiliği Kültür Yayınları tarafından yayımlanan ve Yrd. Doç. Dr. Ratip Kazancıgil tarafından günümüz Türkçesi’ne çevrilen Edirne Rehnüması (Edirne Şehir Kılavuzu) adlı eserinde, Sarayiçi’nde yaşananları “facia” olarak nitelendirirken; bölgede tutsak edilenlerin gömüldüğü toplu mezarı gördüğüne yer vermesi dikkat çekti. “İÇİNDE CESETLER GEÇEN TUNCA SUYUNDAN İÇTİM” Osman, eserinin “Balkan Harbinde Edirne” adlı başlığının “Tartışma” bölümünde, Sarayiçi mevkiinde Bulgarlar tarafından yapılanları gördüğünü belirterek; “Ben, o ağaçların altında bir asker tabibi olduğum halde 4 gün ekmek görmedim ve yalnız içinde cesetler geçen Tunca suyundan içtim. Sarayiçindeki tutsak erlere değil, subaylara bile bir şey verilmedi. Fransa’da öğrenim yapmış bir Bulgar tabibi bana bir kutu sigara verdiği için binbaşısı tarafından azarlandı ve kutu geri alındı. Tutsak erler, dediğiniz gibi ağaç kabuklarını ateş yakmak için değil, yemek için kopardılar. Yediler ve öldüler” ifadelerine yer veriyor. “SARAYİÇİ’NDE CESETLERİ TAŞ SÜTUNUN YANINA GÖMDÜRDÜLER” Osman, dizanteri nedeniyle bölgede tutsak olan birçok kişinin hayatını kaybettiğini ifade ederken; “Dizanteri o kadar korkunç sayıda ölüme neden oldu ki Bulgarlar kolera vardır diye kaçtılar, yalnız köprü başlarında nöbetçi bıraktılar. Halbuki hastalık, açlık üzerine soğuktan ileri geliyordu. Nihayet, 3 gün sonra verilen yeşil küflü, taş gibi peksimetler ve ona benzer ekmekleri ise yiyen zehrinden, yemeyen ise açlıktan öldü. Sarayiçi faciasına merkez asker hastanesi tabipleri 22 günde son vererek her gün Sarayiçi’ne gidip muayene yaptıkça 5’er, 10’ar hastaneye kaldırdılar. Sarayiçi’nde tutuklu hasta erleri hastaneye yatıracak yer olduğu ve Mart’ın soğuk günlerinde Sarayiçi’nin yaş çayırları üzerinde etrafı açık çadırlarda yatmalarının uygun olmayacağı hatırlatıldığı halde hastaneye götürülmelerine Bulgar komutanı izin vermemiştir ve Sarayiçi’nde açıkta kalan çıplak cesetleri de oradaki taş sütunun yanına gömdürdüler” dedi. “YAYLIM ATEŞİYLE KATLEDİLDİLER” Osman, eserinde hasta ve yaralı erler ile subayların sayısı ile ilgili de bilgi verirken; “Kalenin düşüşünde ve düşüşünden sonra Edirne Merkez Asker Hastanesi’nde bulunan hasta ve yaralı erler ve subaylar 1270’i aşkın idi. Hastane tabipleri ise öbür tutsaklar gibi Bulgaristan’a gönderilmeyip hastalarını tedavi için hastanede bırakılmışlardır. R. 17 Nisan 1329-M. 1913/1914 tarihinde Edirne Askeri Mevki baştabibi binbaşı Gospodin Kiryakof, yanında birkaç Bulgar askeri tabibi olduğu halde hastane koğuşlarını gezerek nekâhat (iyileşme) döneminde bulunan erlerden 72 kişiyi çıkartmış ve bunlar, Bulgar erlerinin gözetiminde, hastane civarında Tunca nehri kenarından Bulgaristan’a gönderilmek üzere götürüldükleri sırada, adı geçen Bulgar erleri tarafından açılan bir yaylım ateşi ile 20’den fazlası katledilip soyulmuşlardır. Bu biçare sakat erlerin idam nedenleri de yürüyemeyip geride kalmalarıdır” sözlerine yer veriyor. UĞUR AKAGÜNDÜZ

MİMAR ADAYLARI TARİHİ VE KÜLTÜREL YAPILARI İNCELEDİ Haber

MİMAR ADAYLARI TARİHİ VE KÜLTÜREL YAPILARI İNCELEDİ

Bu yıl "Risk altında kültür mirası" temasıyla düzenlenen çalıştaya Türkiye ve Batı Trakya'dan 40 mimarlık öğrencisi katıldı. Geleceğin mimarlarının yetişmesine katkı sağlamak amacıyla Dr. Öğr. Üyesi Banu Gökmen Erdoğan ve Dr. Tuba Hatipler Çibik koordinatörlüğünde düzenlenen çalıştay kapsamında, teknik geziler, kültürel miras ve risk konularında alanında uzman akademisyenlerin seminerleri ve atölye çalışmaları gerçekleştirilecek. Katılımcılar, teknik gezilerin ilkine Selimiye Meydanı'ndan başladı. Camide ve meydanda incelemede bulunan öğrencilere, TÜ Mimarlık Fakültesinden Dr. Öğr. Üyesi Esin Benian tarafından bilgi verildi. Osmanlı döneminin Edirne'deki en önemli çarşılarından Selimiye Arastası'nı da gezen öğrenciler, çarşının ortasındaki dua kubbesini inceledi. Dr. Tuba Hatipler Çibik, burada dua ritüeli ve mekan arasındaki ilişki hakkında öğrencileri bilgilendirdi. Mimar adayları, Eski Cami, Bedesten Çarşısı, Üç Şerefeli Cami, Ali Paşa Çarşısı, Deveci Han, İtalyan Kilisesi, Makedon Kulesi ve Kaleiçi semtindeki sivil mimari örneklerini gezme fırsatı yakaladı. Öğrencilere Kaleiçi bölgesinde yer alan ve risk altındaki mimarlık örnekleri hakkında detaylı bilgiyi Dr. Öğr. Üyesi Tülay Canıtez aktardı. -"Çok değerli yapılar var" Batı Trakya'dan gelen Ece Molla Sallatif, AA muhabirine, Edirne'yi çok beğendiğini söyledi. Edirne'nin Osmanlı'ya başkentlik yapmış önemli bir şehir olduğunu anımsatan Sallatif, "Kültürel miras açısından birçok önemli esere sahip. Çok değerli yapılar var. Edirne tarihi açıdan apayrı bir şehir. Herkesin gelip görmesi, Osmanlı döneminden kalan esintilerin tadına varması gerekli." dedi. İzmir'den gelen Ahmet Efe Özgen ise kentteki tarihi yapıların özgün şekilde korunduğunu gözlemlediğini belirterek, "Edirne, bir mimarlık öğrencisinin isteyebileceği her şeye sahip bir şehir. Kültürel mirası ve yapıları tarih kokuyor." ifadelerini kullandı. Muhammet Baran Gürbüz de çalıştayın mesleki açıdan kendilerine önemli katkılar sağladığını kaydetti. Çalıştay, 16 Ekim Pazartesi günü atölye gruplarının sunumları, sergi ve kapanış programıyla sona erecek.

Ergüden’den tarihi Kaleiçi semti için öneri: “TÜM KURUMLAR ORTAK PLATFORMDA BİRLEŞMELİ” Haber

Ergüden’den tarihi Kaleiçi semti için öneri: “TÜM KURUMLAR ORTAK PLATFORMDA BİRLEŞMELİ”

Edirne’nin tarihine tanıklık eden en eski semti Kaleiçi, kent kimliğini yansıtmaya devam etse de, zarar gören konaklarıyla dikkat çekmeye devam ediyor. Roma döneminde surların yanı sıra Makedonya Kulesi, Yelliburgaz Kulesi, Germekapı Kulesi ve Zindan Kulesi ile çevrili tarihi semt, Osmanlı döneminde ise gayrimüslimlerin yaşadığı bölge olarak biliniyor. Yamuk dörtgen şeklinde kurulan tarihi semt, bazıları günümüze kadar ulaşan sivil mimari örneği konakları, kilise, havra ve sinagog gibi dini yapıları ile Edirne’nin en önemli yerleşim yerlerinden biri olsa da, sivil mimari örneği konaklarının bir kısmında meydana gelen hasarlar korkutucu boyuta ulaştı. Restorasyon gören konakların butik otel, kafe gibi çeşitli işletme alanlarında kullanıldığı semtte çok sayıda konak ise kaderine terk edilmiş durumda. Bazı konakların ise içine girilmesinin engellenmesi amacıyla metal levhalar ile kapatıldığı gözlerden kaçmıyor. Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Mimarlar Odası Edirne Temsilciliği Yönetim Kurulu Başkanı Cenk Ergüden, yok olmaya yüz tutmuş konakların, rölöve ve restorasyon çalışmaları ile ilgili önerilerini Batı Ekspres’e açıkladı. Ergüden, tarihi semtin Edirne turizmine kazandırılması amacıyla kentte yapılması gereken çalışmaları açıklarken; sivil mimari örneklerinin yok olmaktan kurtulmaları halinde kent hayatına önemli bir katkı sunacağını ifade etti. Sokak sağlıklaştırma çalışması adı altında valilik ve belediyenin önemli çalışmasının yürütüldüğünü söyleyen Ergüden, tarihi mirasın korunması açısından daha derinlemesine bir yaklaşıma ihtiyaç olduğunu ifade etti. “KAMU KURUMLARI EL BİRLİĞİ YAPMALI” Ergüden, konuyla ilgili Edirne önceki dönem Valisi Kürşat Kırbıyık ile görüşme gerçekleştirdiklerini belirterek; “Sayın Valimiz farklı bir göreve atanınca görüşmelerimiz ilerleyemedi. Yeni Valimiz Yunus Sezer ile konu hakkında görüşmek düşüncesindeyiz. Şunun altını çizmek lazım; bu çalışma, Edirne’de konuyla ilgili tüm kamu kurumlarının el birliği yapması gereken bir konudur. Bu anlamda proje ve onay süreçlerinin ve sonrasında inşa süreçlerinin kolaylaştırılmasına yönelik bazı adımlar atılması gerekiyor” ifadelerini kullandı. “LAZER RÖLÖVE CİHAZLARININ KULLANIMI İÇİN ADIMLAR ATILMALI” Konakların, en önemli bürokratik çalışmasını rölövenin oluşturduğuna dikkat çeken Ergüden; “Rölöve, yapının ve yakın çevrenin mevcut durumunun kâğıda tespit edilerek işlendiği projelerdir. Rölöve projelerinin hazırlanması, restorasyon konusunda uzmanlığı olan, rölöve projesinde tecrübesi olan az sayıda mimar tarafından icra edilen bir süreçtir. Edirne’mizde de bu işleri yapan sayısı azda olsa mimarlar var. Tüm meslektaşlarımızı, mimarları bu alana teşvik etme amacıyla teknolojiden faydalanmak ve bu teknolojilerin kullanımını kolaylaştırmak gerekiyor. Lazer ölçüm cihazı dediğimiz, rölöve amacıyla kullanılan birtakım cihazlar var. Bu cihazlar, satın alınması durumunda çok ciddi bir maliyeti olan, fakat kiralama ya da kamu elinde olan envanterin kullanılması yönünde daha ekonomik olabilen birtakım adımlar atılabilir. Örneğin; elinde cihaz envanteri bulunan uygun kamu kurumları üzerinden mimarlar odası koordinasyonuyla uygun bir maliyet tanımlanabilirse çok önemli bir aşamayı atlamayı sağlıyor” dedi. “DESTEKLER, BAŞVURULARIN ÇOK AZINA ÇIKIYOR” Ergüden, rölöve çalışmasının tamamlanmasının ardından restorasyon çalışmasına geçiş yapılabildiğini belirterek; “Restorasyonda, bu yapıların yeni kullanım alanının ne olabileceğine dair önerilerinizi sunup onay alıyorsunuz. Ama rölöve olmadan adım atamıyorsunuz. Restorasyonda daha önce TOKİ’nin verdiği birtakım krediler vardı. Şu anda başvuruların çok azına bu destekler çıkıyor” sözlerine yer verdi. “KURUMLARIN FİNANSMAN İHTİYACI VAR” Konuyla ilgili çalışmayı gerçekleştirecek kurumların finansman ihtiyacı olduğunu söyleyen Ergüden; “Mal sahibi kişilerin, içinde oturdukları binanın restorasyonunu üstlenebilecek ekonomik yapısı genellikle olmuyor. Destek oluşmadığı zaman, onay almış projenin hayata geçmesi yönünde restorasyon dediğimiz aktif inşaat çalışmalarının maliyeti ile ilgili bir konu var. Mimari ve rölöve dediğimiz Anıtlar Kurulu’na sunulan bölüm, çalışmanın içerisindeki yüzde 10-15’lik bir maliyet payını karşılıyor. İnşaat maliyeti ise bunun yüzde 85-90’ını karşılıyor. Bu konularda şu anda gerileme olduğu için işler de duraklamaya gitti” dedi. “DESTEK YARATABİLECEK BİR ORGANİZASYONA İHTİYAÇ VAR” Ergüden, çalışmaların devam edebilmesi amacıyla temel öznesi finansman olan yaklaşımlara ihtiyaç olduğunu vurgulayarak; “Kamu desteğine ihtiyaç var. Özellikle Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü’müz, Anıtlar Kurulu, Edirne Belediye’miz, Edirne Valiliği’miz ve serbest çalışan mühendis ve mimarlarımız, bu sürecin bürokratik sürecini üstlenen kurumlar olmalıdır. Destek yaratabilecekleri bir organizasyona, ortak anlayışa ihtiyaç var. Çünkü bizim turizm şehri olma yolunda adımlar atabilmemiz için buralara dokunmamız lazım. Ama en önemli sıkıntımız finansmandır. Belki çok ekonomik kredibilitasyon olanakları üzerinde el birliği olabilir. Bu yönde çözüm önerileri oluşturulabilir. Bir dönem TOKİ üzerinden hibe desteklemeleri olmuştu. Bu destekleme şekli yeniden ele alınarak daha yaygın ve verimli bir biçime dönüştürülebilir. Özel bir fon oluşturulabilir” ifadelerine yer verdi. “HARABE OLMAYA DOĞRU GİDİYOR” Edirne halkının bölgeyi sahiplenmesi ve merkezi yönetim birimlerinin de semte yaklaşım geliştirmesinin önemine dikkat çeken Ergüden; “Edirne’deki valiliğimiz, belediyemiz, milletvekillerimiz, ilgili kurumlarımızın yöneticilerini, bizim gibi meslek odaları, sivil toplum örgütlerinin tamamını bir platformda birleştirip, ortak anlayışı talep eden ve bunun karşılığını üreten bir noktaya getirmemiz gerekiyor. Bu çalışma başlarsa en azından müteşebbis artacak. Bu konaklara harabe olmadan önce dokunma imkânı gündeme gelecek. Bu hareket başladığı zaman beraberinde bir sinerji getirecek. Şu andaki halinden çok daha iyi olacağını biliyoruz. Belli bir plan dâhilinde adımlar atılacak. Bu çok önemli bir kazanım olur. Ama henüz önümüzde böyle bir plan yok. Burası harabe olmaya ve gettolaşmaya doğru gidiyor” diye konuştu. UĞUR AKAGÜNDÜZ

TABAKOĞLU: "GELECEĞİN MİMARLARINI YETİŞTİRİYORUZ" Haber

TABAKOĞLU: "GELECEĞİN MİMARLARINI YETİŞTİRİYORUZ"

Edirne’de Trakya Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’nde Türk Çimento Limak Çimento, Çimentaş Çimento ve CHRYSO Türkiye iş birliğinde gerçekleşen yaz okulu kapanış etkinliği gerçekleştirildi. Etkinliğe Trakya Üniversitesi (TÜ) Rektörü Prof. Dr. Erhan Tabakoğlu, şirket temsilcileri, Trakya Üniversitesi öğretim görevlileri ve öğrenciler katıldı. Bir hafta boyunca eğitim gören öğrencilerin yaptığı eserlerin tanıtılması ve ardından kapanış konuşmaları ve ödül töreni ile program son buldu. “BETONDAN NE YAPILIRI GÖSTERDİNİZ” “Geleceğin mimarlarını yetiştiriyoruz” diyen TÜ Rektörü Prof. Dr. Tabakoğlu “Medeniyetimizin en büyük eseri olan Selimiye ve Mimar Sinan’ın gölgesinde geleceğin mimarlarını yetiştiriyoruz. Çok farklı üniversitelerden evlatlarımızı görmek, hocaları burada görmek ve farklı sektörlerden insanları burada görmek çok güzel bir duygu. Betona dokundunuz, kokladınız eminim tadına da bakmışsınızdır. Öyle olunca da artık öğrendiniz. Bir betondan ne yapılır sorusunu bize gösterdiniz çok teşekkür ediyorum” dedi. “CV’LERİ PARLAYACAK” Mezun olduktan sonra sertifikaların CV’lerinde parlayacağına değinen Trakya Üniversitesi Mimarlık Fakültesi İç Mimarlık Bölüm Başkanı Prof. Dr. Didem Baş şöyle ise konuştu: “Trakya Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’ni temsil etmek çok güzel bir duygu. Öğrencilerimiz için çok yararlı bir uygulama oldu. Uzmanlarla ve mühendislerle çalışarak gerçekleştirdiler bu projeyi ve mezun olacaklar sertifika aldılar ve o sertifika CV’lerinde parlayacak.” MERT ERİŞKİN

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.