Hava Durumu

#Mükemmeliyetçilik

Batı Ekspres - Edirne'nin Haber Sitesi - Mükemmeliyetçilik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mükemmeliyetçilik haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Masalların Yağmur’u Edirne’den Doğdu Haber

Masalların Yağmur’u Edirne’den Doğdu

Edirne’de yaşayan yazar Yağmur Korkmaz, ilk kitabının yayımlanmasıyla birlikte yazma serüvenini ve masal dünyasının kapılarını okurlara açtı. Çocukluk yıllarında başlayan yazma merakının bugün bir kitaba dönüştüğünü ifade eden Korkmaz, masalların yalnızca çocuklara değil, yetişkinlere de hitap eden güçlü bir anlatım dili olduğunu vurguladı. Yıllar boyunca çevresindeki birçok kişinin bir gün kitap çıkaracağını söylediğini aktaran Korkmaz, bu beklentinin şiirle değil, bir masal kitabıyla gerçeğe dönüşmesinin ise çocuklarla kurduğu yakın bağdan kaynaklandığını dile getirerek, “Çocukların soruları, hayal dünyaları ve saf bakış açıları bana ilham verdi. Bu kitap aslında bir ihtiyaçtan doğdu” dedi. “ÖĞRETMENLERİMİN DESTEĞİYLE YAZMA YÖNÜM HEP CANLI KALDI” Korkmaz, yazma yolculuğunun temelini anlatarak; “Yazma serüvenime çocukluk yıllarında başladım bazen küsmeyi bile yazarak ifade eden bir çocuktum. Bunun en büyük sebeplerinden biri de yazan bir babaya sahip olmam. İlkokulda okuma yazmayı öğrendikten sonra kendime ait bir defter tutmaya başladım; şiirler, kısa metinler yazıyordum. Öğretmenlerim bunu fark etti ve beni hep desteklediler. Çeşitli etkinliklere dahil ettiler, yazma yeteneğimin sıcak kalmasını sağladılar. Aslında bu yönüm o yıllarda keşfedildi. Hep ‘bir gün Yağmur’un bir kitabı çıkacak’ denirdi. Bugüne kısmet oldu. Ancak şiir beklenirken, hiç kimsenin tahmin etmediği bir biçimde bu yolculuk bir masal kitabıyla başladı. Bunun nedeni çocuklarla olan yakın ilişkim, onların sordukları sorular ve hayal dünyalarının bana ilham vermesiydi. Aslında tamamen bir ihtiyaçtan doğdu” diye konuştu. DENİZİN ALTINDA BİR DOĞUM GÜNÜ HİKAYESİ Kitabın ana içeriğine değinen Korkmaz, hikayenin denizin altında, oldukça ünlü bir lokantada geçtiğini anlattı. Ailesinin de ev yemekleri yapan bir lokanta işletmesi olduğunu belirten Korkmaz, bu deneyimin hikayeye ilham verdiğini söyledi. Masalda, her biri farklı karakter özelliklerine sahip deniz canlılarının bir doğum günü hazırlığı etrafında buluştuğunu ifade eden Korkmaz; “Kitap, denizin altında lokantada geçen bir hikayeyi anlatıyor. Bu arada parantez açmak isterim; benim ailemin de ev yemekleri yaptığı bir lokantası var. Biraz oradan da beslenen bir hikaye bu. Lokantada çalışan, her biri farklı karakterlere sahip deniz canlıları var. Birlikte bir doğum günü hazırlığı yapıyorlar. Karakterlerimiz arasında Midye Sevgi, Denizatı Şenay, Mercan Metin gibi isimler bulunuyor. Ayrıca çocukluğumdan bu yana beni çok destekleyen ilkokul öğretmenlerim Şenay Özkan ve Sevgi Balkan hocalarımın isimlerini de karakterlere verdim. Bu, benim için çok özel bir hatıra oldu. Onlar da bunu beklemiyordu, güzel bir sürpriz oldu. Süreç boyunca da onlarla iletişim halindeydik; fikirlerini aldım, birlikte değerlendirdik” dedi. AİLE VE EĞİTİM DESTEĞİ ÖN PLANDA Kitabın editörlüğünü Dr. Rifat Gürgendereli’nin üstlendiğini söyleyen Korkmaz, tasarım ve çizimlerin ise kız kardeşi Nehir Seher Karadaş’a ait olduğunu belirterek; “Editörlüğünü çok kıymetli hocam Dr. Rifat Gürgendereli üstlendi. Tasarım ve çizimler ise kız kardeşim Nehir Seher Karadaş tarafından yapıldı. Bu onun ilk profesyonel çalışmasıydı. Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilgiler Öğretmenliği ikinci sınıf öğrencisi. Büyük bir sabır gösterdi; hayalimdeki dünyayı birebir yansıttı. Eksik gördüğümüz yerlerde baştan çizdik, tekrar düzenledik. Emekleri çok kıymetli, hakkını ödeyemem” ifadelerini kullandı. PROJELER DEVAM EDİYOR Korkmaz, eşinin desteğinin de bu dönemde büyük önem taşıdığını belirterek; “28 yaşındayım ve önümde uzun bir yol var. Eşim ve ailem bu süreçte bana hem maddi hem manevi büyük destek verdi. Özellikle eşim sürekli ‘hadi ikinci kitap, hadi üçüncü kitap’ diye motive ediyor. Bir şiir kitabı fikri de gündemde. Çocukluğumdan, lise yıllarımdan kalma çok sayıda şiirim var; defterler dolusu. Henüz gün yüzüne çıkmadılar ama zamanı gelecek. Ayrıca yetişkinler için bir hikâye kitabı projemiz var. Mevcut masal kitabını sahneye uyarlamayı planlıyoruz. Bunun yanında sosyal medya için kısa masal videoları üretmek gibi projelerimiz de var” dedi. BİRLİKTE YENİDEN İNŞA ETMENİN GÜCÜ Korkmaz, kitabında ailelere ve çocuklara önemli bir mesaj vermeyi amaçladığını da vurgulayarak, mükemmeliyetçilik baskısına dikkat çekti. Hiçbir çocuğun kusursuz olmak zorunda olmadığını ifade eden Korkmaz, hataların hayatın doğal bir parçası olduğunu ve asıl önemli olanın bu hataları birlikte telafi edebilmek olduğunu söyledi. Masalda birlik ve beraberlik temasını özellikle işlediğini belirten Korkmaz, kitabın son sayfasında yer alan mesajla bu duyguyu pekiştirdiğini dile getirerek; “Ailelere şunu anlatmak istedim; Hiçbir çocuk mükemmel olmak zorunda değil. Hatalar yapılabilir ama birlikte yeniden inşa edebiliriz. Kitabımı ‘Pasta düşebilir, tabak kırılabilir. Ama birlikte gülüyorsak her şey yeniden yapılabilir’ sözüyle bitiriyorum. Aslında bu cümleyle birlik, dayanışma ve birlikte iyileşmenin önemine vurgu yapıyorum. Masalın ruhu da tam olarak bu” dedi. “Yağmurca Masallar” isminin hem kendi isminden hem de yağmur damlalarının çokluğundan ilham aldığını belirten Korkmaz, “Masallar da tıpkı yağmur damlaları gibi herkese dokunmalı. İçinde çocuk kalan herkes için” diyerek sözlerini tamamladı. HİLAL PEKER

Uzman Psikolog Açıkladı: Mükemmel Olmak Zorunda Mıyız? Haber

Uzman Psikolog Açıkladı: Mükemmel Olmak Zorunda Mıyız?

Edirne’de Uzman Psikolog Utku Tohumcu, sosyal medya kültürü ve akıllı telefonların da etkisiyle özellikle gençler arasında hızla artan mükemmeliyetçilik baskısı konusunda önemli uyarılarda bulundu. Her gün maruz kalınan kusursuz hayat algısının bireylerde yoğun kaygı ve yetersizlik hissi oluşturduğunu belirten Tohumcu, artışın temel nedenlerinden birinin dijital kıyas kültürü olduğunu vurguladı. Son yıllarda yapılan araştırmaların, genç yetişkinlerde mükemmeliyetçilik oranlarının keskin şekilde arttığını gösterdiğini söyleyen Uzman Psikolog Tohumcu, bu baskının kişiyi sürekli tetikte tuttuğunu ve zamanla kaygı bozukluklarına, tükenmişliğe hatta depresyona zemin hazırladığını ifade etti. “MÜKEMMELİYETÇİLİK BUGÜN BİR KİŞİLİK ÖZELLİĞİ DEĞİL, KÜLTÜREL BİR SALGIN” Mükemmeliyetçiliğin kültürel bir salgın haline geldiğini söyleyen Uzman Tohumcu; “Artık ‘elimden gelenin en iyisini yapayım’ değil, ‘diğerlerinden daha iyi olayım’ düşüncesi ön planda. Sosyal medya, mükemmel ve kusursuz bir profil sunmayı adeta zorunluluk haline getirdi. Bu baskı kişiyi sürekli tetikte tutuyor ve zamanla kaygı bozukluklarına, tükenmişliğe hatta depresyona zemin hazırlıyor” diye konuştu. “SÜREKLİ EKSİK HİSSETMENİN TEMELİNDE REDDEDİLME KORKUSU VAR” Mükemmeliyetçilik eğiliminin çoğu zaman görünmez bir korkuya dayandığını belirten Tohumcu, şu ifadeleri kullandı; “İnsanlar mükemmel görünmediklerinde yetersiz görüleceklerini, kabul edilmeyeceklerini düşünüyor. Beyin bu durumda sürekli ‘tehdit modu’nda çalışıyor. Yapılan çalışmalar, kronik mükemmeliyetçiliğin depresyon ve anksiyete bozukluklarıyla yüksek oranda ilişkili olduğunu gösteriyor. Hatta mükemmeliyetçi bireylerin yüzde 68’i kendilerini hiçbir zaman yeterli hissetmediğini ifade ediyor.” FİLTRELENMİŞ HAYATLAR, FİLTRELENMİŞ BENLİKLER YARATIYOR Tohumcu, sosyal medyanın büyük bir sahneye dönüştüğünü belirterek, paylaşılan kusursuz görüntülerin çoğu zaman gerçeğin sadece “cilalı” ve “filtreli” kısmı olduğunu söyleyerek; “Sosyal medyada mükemmel beden, iş arama sitelerinde mucize kariyer hikayeleri görüyoruz. Oysa bunlar günlük hayatın sadece vitrini. Biz ise kendimizi başkalarının vitriniyle, kendi hayatımızın ham halini kıyaslıyoruz. Bu durum özellikle gençlerde özsaygı dalgalanmalarına ve kimlik karmaşasına yol açıyor” dedi. “KUSURLU OLMAK, EN İNSANİ TARAFIMIZ” Mükemmel olma çabasının insanı kendinden uzaklaştırdığını vurgulayan Tohumcu, gerçek olmanın ve kusurları kabul etmenin en güçlü psikolojik dayanaklardan biri olduğunu dile getirdi. Tohumcu, “Kusurlarımız zayıflık değil; en insani tarafımız. Kusursuzluk hayranlık uyandırabilir ama doğallık bağ kurar. İnsan ilişkilerinde en güven veren şey mükemmel olmak değil, gerçek olmaktır” diye konuştu. “MÜKEMMEL OLMAK ZORUNDA DEĞİLİZ, GERÇEK OLMAK YETERLİ” Psikolojik iyi oluşun anahtarının, kişinin kendini olduğu haliyle kabul edebilmesinden geçtiğini ifade eden Tohumcu, sözlerini şöyle tamamladı: “Bugün mükemmel görünmek için harcanan çaba, bizi insan yapan kusurlardan uzaklaştırıyor. Aslında cevap çok net: Hayır, mükemmel olmak zorunda değiliz. Gerçek olmak yeterli.” Tohumcu, tüm bunlara rağmen kişinin sürekli mükemmel olmaya zorlanıyormuş gibi hissetmesi, bu durumun günlük hayatında işlev kaybına yol açması ya da sosyal geri çekilme, kontrolsüz harcamalar gibi davranışlara neden olması halinde profesyonel destek alınması gerektiğini de hatırlattı. HİLAL PEKER

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.