Hava Durumu

#Nefes Darlığı

Batı Ekspres - Edirne'nin Haber Sitesi - Nefes Darlığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Nefes Darlığı haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Sağlıklı Hayat Merkezindeki Tedaviyle Sigara Bağımlılığından Kurtuldular Haber

Sağlıklı Hayat Merkezindeki Tedaviyle Sigara Bağımlılığından Kurtuldular

Sigara içtiği dönemlerde zaman zaman sigarayı bırakma girişiminde bulunsa da bu alışkanlığından vazgeçemeyen Çapan, çocuklarının isteği ve sağlıklı bir yaşam için tedavi olmaya karar verdi. Edirne Sağlık Müdürlüğü Selimiye Sağlıklı Hayat Merkezine 2023 yılında müracaat eden Çapan, sigara bırakma polikliniğinde tedaviye başladı. Burada görevli doktor Bekir Tunçer tarafından uygulanan ilaçlı tedaviyle kısa sürede sigara bağımlılığından kurtulan Çapan, yaklaşık 3 yıldır sigara içmiyor. Çapan, çocuklarının isteği üzerine sigarayı bıraktığını anlattı. Hem çocuklarının isteğini yerine getirdiğini hem de sağlığı açısından doğru bir adım attığını ifade eden Çapan, "Sigaraya ayırdığım zamanı çocuklarıma ayıramamak gibi bir sıkıntı yaşıyordum. Bu çok büyük bir etken oldu hayatımda. Sigara içtiğim dönemlerde tabii ki fiziksel olarak sıkıntılar yaşıyordum. Merdiven çıkamama, arkadaşlarla halı sahaya gittiğim zaman fiziksel aktiviteleri yaşıma göre gerçekleştirememe gibi. Tabii bunlar insanın canını sıkan ve motivasyonunu bozan şeylerdi. Bunun üzerine sigarayı bırakma kararı aldım." diye konuştu. Çapan, sabahları yorgun olarak uyanmasının, sigarayı bırakmasındaki en büyük etkenlerden biri olduğunu dile getirdi. Poliklinikte uygulanan ilaçlı tedaviyle kısa sürede sigaradan kurtulduğunu söyleyen Çapan, şunları kaydetti: "Şimdi sigara içilen bir ortama girdiğimde gerçekten büyük bir iş başardığımı ve kendimle gurur duyduğumu düşünüyorum. O gurur verici olayı yaşamak büyük bir haz. Bunu sigara içen herkesin bırakarak yaşamasını isterim. Kesinlikle sigarayı bırakmalılar, hayatlarının hangi dönemlerinde olursa olsun bir an önce sigaradan kurtulmalılar. Sağlıklı bir hayat için Sağlıklı Yaşam Merkezlerine müracaat ederek bu bağımlılıktan kurtulmalarını tavsiye ediyorum." Çapan, sigarayı bıraktıktan sonra daha rahat nefes aldığını ve fiziksel aktivitelerini rahatlıkla yapabildiğini ifade etti. Sigaranın ekonomik olarak da zarar verdiğini dile getiren Çapan, içtiği süre boyunca bugünün şartlarına göre bir otomobil parasını sigaraya verdiğini anlattı. Doktor Bekir Tunçer ise sigara bağımlılarının genellikle kronik rahatsızlığı ortaya çıkınca ya da ailesinin isteği üzerine polikliniğe başvurduğunu aktardı. Sağlıklı Hayat Merkezinde ilaçla tedavinin yanı sıra psikologların da destek verdiğini belirten Tunçer, "Sigaranın zararları çocuklara küçük yaşlarda öğretilmeli. Rol model çok önemli. Anne ve baba sigara içiyorsa çocuk bunu doğru bir şey sanıyor. Ancak çocuk sigaranın zararlarını okulda öğreniyorsa anne ve babasından sigarayı bırakmasını istiyor. Neşet Bey'in de çocukları bırakmasını istiyordu. Sağlık açısından da bu kararı verdi. Daha önce de sigarayı bırakma girişimleri olmuş. Merkezimizde uyguladığımız tedaviyle sigaradan kurtuldu." dedi. Tekirdağ'ın Hayrabolu ilçesinde yaşayan 56 yaşındaki İsmail Yılmaz da sigara bırakma polikliniğinden aldığı destekle 43 yıldır kullandığı sigarayı bıraktı. Sağlığını olumsuz etkileyen sigarayı bırakmaya karar veren Yılmaz, Hayrabolu İlçe Sağlık Müdürü Osman İnan'ın yönlendirmesiyle İlçe Sağlık Müdürlüğüne bağlı sigara bırakma polikliniğine başvurdu. Burada görevli doktor Volkan Kızıltoprak tarafından uygulanan ilaçlı tedavi yöntemiyle sürece başlayan Yılmaz, kısa sürede sigara bağımlılığından kurtuldu. Yaklaşık 2 aydır sigara içmeyen Yılmaz, rahat nefes almanın ve günlük yaşamda daha aktif olabilmenin mutluluğunu yaşadığını söyledi. Yılmaz, yaptığı açıklamada, sigaraya 13 yaşında başladığını belirterek, yaklaşık 43 yıl boyunca sigara kullandığını ifade etti. Sigara kullandığı dönemde zaman zaman nefes darlığı yaşadığını anlatan Yılmaz, "Merdiven çıkarken, dışarıda yürüyüş yaparken nefes almakta zorlanıyordum. Sigarayı bıraktıktan sonra nefes alışım değişti. Şimdi ise bıraktığım için çok rahatım." dedi. Sigarasız yaşamın hem fiziksel hem de ruhsal açıdan daha huzurlu olduğunu dile getiren Yılmaz, sigarayı bırakmayı herkese tavsiye etti. Sigara bağımlılığından kurtulmak isteyenlere de önerilerde bulunan Yılmaz, bağımlılığın önce zihinde bitirilmesi gerektiğini vurgulayarak, "Karar verdikten sonra mutlaka ilgili sağlık kuruluşlarından destek alınmalı. Bu destek, süreci çok daha kolay ve başarılı hale getiriyor." diye konuştu.

Kardiyoloji Uzmanı Kıvrak: "Soğuk Havalar, Kalbin İş Yükünü Artırıyor" Haber

Kardiyoloji Uzmanı Kıvrak: "Soğuk Havalar, Kalbin İş Yükünü Artırıyor"

Elazığ Fırat Üniversitesi Hastanesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tarık Kıvrak, kış aylarında kalp yetersizliği bulunan hastaların dikkat etmesi gereken hususlar hakkında bilgilendirmelerde bulundu. Kış aylarının, kalp yetersizliği olan bireyler için bazı özel riskler barındırdığını ifade eden Prof. Dr. Kıvrak, "Soğuk havanın damarların büzüşmesine neden olarak kalbin iş yükünü artırıyor. Bu durum nefes darlığı, çabuk yorulma ve vücutta ödem gibi şikayetlerin artmasına yol açabilir. Soğuktan korunma büyük önem taşıyor. Ani ısı değişimlerinden kaçınılması, kat kat giyinilmesi ve özellikle sabah erken saatlerde çok soğuk havada dışarı çıkılmaması gerekiyor. Ev ortamının ise ne çok soğuk ne de çok sıcak olmaması kalbin yükünü azaltacaktır" diye konuştu. Kış aylarında enfeksiyon riskinin arttığını belirten Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Kıvrak, "Grip ve solunum yolu enfeksiyonları kalp yetersizliğini hızla kötüleştirebilir. Bu nedenle grip ve pnömoni aşılarının ihmal edilmemesi, kalabalık ve kapalı ortamlarda maske kullanımının sürdürülmesinin önemlidir. Tuz tüketiminin mutlaka sınırlandırılması gerekiyor. Sıvı alımının ise hekimin önerdiği düzeyde tutulması önemlidir. Hastaların kendilerini iyi hissettikleri dönemlerde dahi ilaç dozlarını aksatmaması gerekiyor. Kilo artışı, nefes darlığında artış, bacaklarda şişlik ya da gece nefes darlığıyla uyanma gibi belirtilerin ortaya çıkması halinde vakit kaybetmeden hekime başvurulması önem arz ediyor" ifadelerini kullandı.

Uzmanından Açıklama: "Pandemi Döneminde Uyguladığımız Korunma Yöntemlerini İhmal Ettiğimiz İçin Viral Enfeksiyonlar Çok Yaygınlaştı" Haber

Uzmanından Açıklama: "Pandemi Döneminde Uyguladığımız Korunma Yöntemlerini İhmal Ettiğimiz İçin Viral Enfeksiyonlar Çok Yaygınlaştı"

Grip salgının etkeni olan influenza enfeksiyonun, önceki sezonlara göre çok daha yaygın ve ağır klinik seyir ile komplikasyonlara yol açtığını belirten Medicana International Ankara Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Gülay Kılıç, Ekim ayında okulların açılması ile havaların soğuması ve kapalı alanlarda geçirilen sürenin artmasının gribal enfeksiyonların artmasını normal bir süreç haline getirdiğini hatırlattı. Korunma yollarının ihmal edilmesinin virüsün geniş kitler arasında yayılımının artmasına neden olduğunu belirten Kılıç şöyle konuştu: "Bu seviyede bir salgının ortaya çıkmasının nedenlerinden biri; maske, mesafe ve el hijyeni gibi koruyucu önlemlerin unutulması ve göz ardı edilmesidir. Ayrıca mutasyona uğramış, hastalandırıcılığı ve bulaştırıcılığı artmış virüslerin vücut tarafından yeterince tanınamaması da etkili olmaktadır. Aşılar koruyucu olmakla birlikte, yoğun virüs maruziyetinde aşının koruyuculuğu azalabilmektedir. Aşılar bir önceki yılın virüslerine göre hazırlandığı için bu virüslere karşı bağışıklık sağlarken, yeni mutasyona uğramış virüsleri vücudumuz yeterince tanıyamayabilmektedir. Bu nedenlerle ABD, İngiltere ve Japonya’da virüs mevsiminden yaklaşık bir ay önce yayılmaya başlamış, güney yarımkürede ise bir ay daha geç sonlanarak üç aylık hastalık sezonu beş aya çıkmıştır. Küresel yaygınlığa paralel olarak ülkemizde de vakalar geniş kitleler arasında uzun ve ağır seyretmektedir." Covid mi, influenza mı? Yaygın olan mevcut virüslere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kılıç, "Bu sezon üst solunum yolu enfeksiyonları genel olarak toplumun ‘grip’ olarak adlandırdığı semptomlarla seyretmektedir. Bunun nedeni; influenzanın yaygın görülmesi, Covid-19 virüsünün hala mevsimsel bir virüse dönüşmemiş olması ve yıl boyunca etkisini sürdürmesidir. Ayrıca bu yıl özellikle 5 yaş altı çocuklar ve yaşlılarda, akciğer bağışıklığının tamamen ortadan kalkmamış olması nedeniyle daha ağır tablolarla karşılaşmaktayız. Son 1-1,5 aydır influenza çok yaygın olsa da Covid-19 hala varlığını sürdürmektedir. Buna ek olarak RSV gibi diğer üst solunum yolu virüsleri de görülmekte olup, tüm bu virüslerin semptomlarının birbirine çok yakın olması tanıda karmaşaya neden olmaktadır" şeklinde konuştu. 3’lü önlem Pandemide yaşananların çabuk unutulduğunu vurgulayan Dr. Kılıç, alınması gereken önlemlerle ilgili şu bilgileri verdi: "O dönemdeki Covid-19 virüsü daha bulaşıcı ve daha ağır hastalık yapıcı özelliklere sahipti. Ancak tüm virüsler, eğer yüksek miktarda alınır, önlem alınmaz ve risk gruplarında yeterli tedbirler uygulanmazsa, kişide ağır hastalıklara neden olabilmektedir. Özellikle bu sezon influenzanın komplikasyonları daha sık görülmektedir. Virüslerin çoğu için o virüse özel bir ilacımız yoktur. Semptomatik tedavi uyguluyoruz; yani burun akıntısı, ateş, boğaz ağrısı ve öksürük gibi belirtilere yönelik ilaçlar veriyoruz. İnfluenza için bir antiviral ilacımız bulunmakla birlikte, bu kesin bir çözüm değildir. Son iki aydır hastanelere en fazla başvuru nedeni olan influenza A virüsüne karşı ise, her şeye rağmen yaklaşık yüzde 70 koruyuculuk sağlayan aşı en önemli korunma yöntemidir. Mutasyona uğramış virüsle hastalanılsa bile aşı, hastalığın daha hafif ve daha kısa sürede geçirilmesine yardımcı olmaktadır. Aşı, ekim ayından itibaren her zaman yaptırılabilir ve halen yapılabilmektedir." "3 gün istirahat ile geçmiyorsa dikkat" Tüm solunum yolu enfeksiyonları için standart önlemler alındığında, virüse maruz kalınsa bile alınan virüs miktarının azalması sayesinde vücudun doğal savunma sistemiyle hastalığın daha hafif geçirilebileceğini aktaran Kılıç, ev içi bulaşa da dikkati çekerek şunları kaydetti: "Çocuğunuz hastaysa siz maske kullanabilirsiniz, yemek yerken ya da konuşurken daha dikkatli olabilirsiniz. Aynı ortamı paylaşırken sık havalandırma yapmak ve el hijyenine özen göstermek önemlidir. Bu önlemler enfeksiyonu büyük ölçüde engellediği gibi, hastalığın daha hafif atlatılmasını ve olası komplikasyonlardan korunmayı sağlar. Ancak üç gün istirahat ve ateş düşürücüye rağmen ateşin düşmemesi, nefes darlığı, göğüste baskı hissi veya ağrı, bilinç bulanıklığı ve sıvı alamama durumlarında mutlaka hastaneye başvurulmalıdır. Ayrıca diyabet, kronik akciğer, kalp, böbrek ve karaciğer hastalığı olanlar ile hastalığı ya da kullandıkları ilaçlar nedeniyle bağışıklığı baskılanmış olan romatizmal hastalar ve kanser tedavisi alan kişilerin gecikmeden sağlık kuruluşuna başvurmaları gerekmektedir."

Türkiye’deki Kamu Hastanelerinde Bir İlk; O Alandaki İlk Klinik TÜ’de Açıldı Haber

Türkiye’deki Kamu Hastanelerinde Bir İlk; O Alandaki İlk Klinik TÜ’de Açıldı

Trakya Üniversitesi (TÜ) Hastanesi’nde Kardiyoloji Aritmi Polikliniği ve Atriyal Fibrilasyon Polikliniği tanıtma toplantısı hastane başhekimlik toplantı salonunda gerçekleştirildi. Toplantıya; TÜ Rektör Yardımcısı ve Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sedat Üstündağ, TÜ Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Alkin Çolak, TÜ Hastanesi Başhekim Yardımcısı Prof. Dr. Ali Yılmaz, TÜ Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doçent Doktor Gökay Taylan katıldı. “NİTELİKLİ VE KAPSAMLI SAĞLIK HİZMETİ ALACAKLAR” Trakya Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sedat Üstündağ, “Edirne, 60–65 yaş üstü nüfus oranı yüksek illerimizden biridir. Bu da yaşa bağlı kalp hastalıklarının bölgemizde daha sık görülmesine neden olmaktadır. Hipertansiyon ve şeker hastalığıyla mücadele edilmeli, obeziteden kaçınılmalı, hareketli bir yaşam benimsenmeli, sigaradan uzak durulmalı ve özellikle tuz tüketimine çok dikkat edilmelidir. Hazır gıdalardan mümkün olduğunca kaçınılmalıdır. Herhangi bir çarpıntı, ‘kalbim pır pır ediyor’ şeklinde tarif edilen bir his dahi önemsenmeli ve vakit kaybetmeden bir kalp doktoruna başvurulmalıdır. Ne mutlu ki hastanemizde, kalp ritim bozukluklarını en ayrıntılı şekilde değerlendirebilecek bir elektrofizyoloji laboratuvarı ve bu alanda uzmanlaşmış değerli hekimlerimiz bulunmaktadır. Türkiye’de bu alanda ilk ünitelerden birini hayata geçirmenin, literatüre geçirmenin gururunu yaşıyoruz” dedi. “YAŞLANAN NÜFUSLA BİRLİKTE GÖRÜLME SIKLIĞI HIZLA ARTIYOR” TÜ Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doçent Doktor Gökay Taylan, “Toplumda en sık karşılaşılan ritim bozukluğu olan atriyal fibrilasyonun, gelişmeden önlenmesi, erken tanı konulması, tanı sonrası erken tedavi ve tedavi sonrasında rehabilitasyon sürecinin bütüncül bir yaklaşımla ele alınması amacıyla bu üniteyi kurmuş bulunuyoruz. Hastalarımızı sadece tedavi eden değil, süreci baştan sona değerlendiren bir anlayışla hizmet verecek bir yapı oluşturduk. Bu yönüyle ünitemizin hem tıp literatüründe hem de ülkemiz genelinde ilklerden biri olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Atriyal fibrilasyon; sakatlığa ve ölüme yol açabilen ciddi bir ritim bozukluğudur. Özellikle yaşlanan nüfusla birlikte görülme sıklığı hızla artmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, 2050–2060 yılları arasında bu hastalığın sıklığının en az 2 katına çıkması beklenmektedir. Bölgemizin yaş ortalamasının Türkiye genelinin üzerinde olduğunu düşündüğümüzde, bu ünitenin hayata geçirilmesinden büyük mutluluk duyuyoruz” ifadelerine yer verdi. “ERKEN TANI, HAYAT KURTARILIR” Taylan, “Vatandaşlarımız açısından belirtilerden de kısaca bahsetmek isterim. Atriyal fibrilasyon genellikle çarpıntı, kalbin hızlı ya da düzensiz atması hissiyle ortaya çıkar. Bunun yanı sıra nefes darlığı, baş dönmesi, bayılma atakları da görülebilir. Bu tür şikâyetleri olan kişilerin mutlaka bir kardiyoloji uzmanına, özellikle de ritim bozukluklarıyla ilgilenen elektrofizyoloji uzmanına başvurmaları büyük önem taşımaktadır. Çünkü erken tanı, hayat kurtarır. Bu hastalığın tek bir nedeni yoktur. En önemli etken yaşlanma olmakla birlikte; hipertansiyon, diyabet, obezite, kronik böbrek hastalıkları, akciğer hastalıkları, kanser ve stres gibi birçok faktör de ritim bozukluklarını tetikleyebilir. Bu nedenle atriyal fibrilasyon, en sık karşılaşılan ritim bozukluğu olarak karşımıza çıkmaktadır” diye konuştu. “ÇALIŞMALARIMIZA DEVAM EDİYORUZ” Taylan, “Hastanemizde, Kardiyoloji Aritmi Polikliniğimiz ve AF Bakım Ünitemizde, kardiyak aritmiler ve AF ile ilgili güncel tanı ve tedavilerin hepsi deneyimli ekibimiz ile gerçekleştirilmektedir. Trakya bölgesi ve Balkanlardan gelen sağlık turizmi hastalarına hastanemizde ileri teknolojik altyapımız ile başarılı tanı ve tedavi süreçleri uygulanmaktadır. Bu amaçla 2024 yılında açtığımız Aritmi polikliniğimizde yıllık 2 bin 500 civarı hastamıza poliklinik hizmeti, yine yıllık 400 civarı hastamıza kalp pili işlemleri ve 400 civarında hastamıza da kateter ablasyonu tedavisi yapmaktayız. Ayrıca aritmi hastalarına yaklaşımda araştırma görevlisi doktorlar ile uzman hekimlerin eğitim ve seminerleri yapılmaktadır. Bu açılardan Trakya bölgesinde hizmet veren tek merkez olarak çalışmalarımıza devam etmekteyiz” şeklinde konuştu. MERT ERİŞKİN

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.