Hava Durumu

#Nin

Batı Ekspres - Edirne'nin Haber Sitesi - Nin haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Nin haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Türkiye'den Topladığı Trüf Mantarlarını Avrupa'ya Gönderiyor Haber

Türkiye'den Topladığı Trüf Mantarlarını Avrupa'ya Gönderiyor

İtalyan baba ve Türk annenin çocuğu olarak 1996 yılında İtalya'da dünyaya gelen Croatto, çocukluk yıllarında babası sayesinde trüf mantarıyla tanıştı. İtalya'da çalıştığı dönemde Türkiye'deki potansiyeli fark eden Croatto, 5 yıl önce memleketi Edirne'ye gelerek trüf mantarı toplayıcılığına başladı. İtalya'daki deneyimli kişilerden destek alan Croatto, eğitimli köpeklerle Keşan, Uzunköprü ve Edirne çevresinde trüf mantarı aradı. Bir süre toplayıcılık yaptıktan sonra İtalya’daki bağlantılarını değerlendiren Croatto, Türkiye’nin farklı şehirlerinden temin ettiği mantarları ihraç etmeye başladı. Croatto, trüf mantarının doğada zor bulunması nedeniyle değerli olduğunu söyledi. Fiyatların sezon içinde değişkenlik gösterdiğini belirten Croatto, "Sezon başında ürün az olduğu için fiyatlar yüksek oluyor. Kilogram başına yaklaşık 150 avrodan başlıyor, sezon ilerledikçe 50 avroya kadar düşebiliyor." dedi. Türkiye'de beyazımsı ve siyah trüf türlerinin yaygın olduğunu ifade eden Croatto, beyazımsı trüfün mart-nisan aylarında, siyah trüfün ise yazlık ve kışlık türleriyle farklı dönemlerde toplandığını anlattı. Kışlık siyah trüfün özellikle yüksek rakımlı bölgelerde eylül-ekim aylarında çıktığını aktaran Croatto, "Bu türün kilogram fiyatı 350 avroya kadar ulaşabiliyor." diye konuştu. Türkiye'nin birçok bölgesinden ürün tedarik ettiğini dile getiren Croatto, Sakarya başta olmak üzere İstanbul, Kırklareli, Keşan, Çanakkale, Bursa, Balıkesir, Denizli'nin Çivril ilçesi ve Uşak'tan mantar temin ettiklerini söyledi. Croatto, siyah trüfün yüksek rakım ihtiyacı nedeniyle Çorum, Bayburt ve Erzurum'un Aşkale ilçesi gibi bölgelerde de görüldüğünü kaydetti. Trüf mantarının yüksek pH değerine sahip toprakları ve güneş alan seyrek meşe ormanlarını sevdiğini vurgulayan Croatto, yılda yaklaşık 1 ton ihracat gerçekleştirdiğini belirtti. İklim değişikliğinin üretimi olumsuz etkilediğine dikkati çeken Croatto, İtalya başta olmak üzere bazı ülkelerde trüf mantarı yetiştiriciliğine yönelik çalışmaların arttığını sözlerine ekledi.

“Osmanlı’da İlk Gül Yağı Edirne’de Üretildi” Haber

“Osmanlı’da İlk Gül Yağı Edirne’de Üretildi”

Edirne Inner Wheel Kulübü, Trakya Üniversitesi (TÜ) Eczacılık Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Gülşah Gedik’in katılımıyla “Edirne Gülü ve Gülün Şifası” konulu panel düzenlendi. Edirne Belediyesi Atatürk Kültür Merkezi salonunda düzenlenen panelde Doç. Dr. Gedik, Edirne gülünün tarihi ve kullanım alanlarıyla ilgili sunum yaptı. Gedik, gülün dünyada 250 kadar türü ve 18-20 bin çeşidi olduğunu belirtirken, 100’ün üzerinde farklı kokulu gül olduğunu söyledi. Gül yağının dünyada parfüm, kozmetik ve ilaç sanayinin temel hammaddelerinden biri olduğunu ifade eden Gedik, Osmanlı döneminde Edirne’deki gül üretimi ile ilgili bilgi verdi. Gedik, Dr. Rıfat Osman’ın ifadelerine dikkat çekerek; “Dr. Rıfat Osman Bey, Edirne’nin kuzeyinde Yeniimaret Mahallesi’nden başlayıp Bulgaristan’daki Kızanlık’a ve bugün Sinekli Ovası denilen ve İstasyon’dan başlayarak güneydeki Kartal Tepe sırtlarına kadar uzayan geniş arazide büyük gül bahçeleri olduğunu söylemektedir” dedi. Edirne gülüne verilen isimleri de açıklayan Gedik; “Edirne gülü, aynı zamanda gül esansı elde edildiğinden Yağ Gülü, damıtılma ile gül yağı elde edildiğinden Damla Gülü gibi isimlendirildiği gibi Sakız Gülü, Pembe Gül, İyi Gül gibi isimler de verilmektedir. Halk arasında genellikle Sakız Gülü olarak bilinir. Bilimsel adı Rosa Damascena Miller Trigintipetala’dır. Mayıs ayında açar. Bol çiçekli, çiçekleri katmerli ve güzel kokuludur” sözlerine yer verdi. Gedik, 17’nci yüzyılda Osmanlı’daki ilk gül yağı üretiminin Edirne’de başladığını açıklarken; “Buradan Bulgaristan’a geçmiştir. Bugün Bulgaristan’ın önemli bir gül yetiştirme merkezi olan Kızanlık ve Eski Zağra ilçeleri, Osmanlı döneminde Edirne eyaletine bağlı kazalar olduğundan, Kızanlık ve Eski Zağra kazalarında gül mahsulünün çok yetiştirilmesi nedeniyle gülyağı ve gülsuyu imal edilip, Avrupa’ya gönderildiğinin 1872 yılı Edirne Vilayet Salnamesi’nden öğrenmekteyiz” dedi. Gedik, Balkan Savaşı sonunda Edirne’nin Bulgarlar tarafından işgal edilmesi, Birinci Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı yıllarında bakımsız kalan Edirne gül bahçelerinin yıkıma uğrayarak yok olduklarını da ifade etti. Gedik, sunumunda Trakya Üniversitesi’nin ve kendisinin Edirne gülü ile ilgili çalışmalarını da anlattı. UĞUR AKAGÜNDÜZ

Ecdat, Çanakkale'de 111 Yıl Önce Düşmanla ve Yangınlarla Mücadele Etmiş Haber

Ecdat, Çanakkale'de 111 Yıl Önce Düşmanla ve Yangınlarla Mücadele Etmiş

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Barış Borlat, 111 yıl önceki savaşta sivil yerleşim yerlerinin de zarar gördüğünü söyledi. Borlat, Çanakkale merkezde bulunan Çimenlik Kalesi ve cami minareleri gibi yüksek alanların düşman donanmasının hedefi haline geldiğini anlatarak, 18 Mart 1915'te saat 10.00 civarı İtilaf Devletleri donanmasının Çanakkale Boğazı'na girerek şehri çift taraflı bombalamaya başladığını kaydetti. Bombaların Çimenlik Kalesi'nin hemen arkasında bulunan yerleşim alanlarına, aynı zamanda Hamidiye Tabyası'nın arkasındaki sivil yerleşim alanlarına isabet etmeye başladığını belirten Borlat, "Bu şekilde aslında şehir daha erken saatlerden itibaren bombardımanla birlikte büyük bir yangınla karşı karşıya kalacaktı. Çimenlik Kalesi'nin arkasındaki Rum mahallesi yanmaya ve evler hızla yıkılmaya başlamıştı." dedi. Borlat, aynı şekilde Hamidiye Tabyası arkasındaki Tatar mahallesinin bulunduğu yerde 40'a yakın binanın hızla yanıp yıkıldığını dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü: "Aynı anda çevredeki diğer sağlam yapıların da yanmaya başlamış olduğunu görüyoruz. Bu erken saatlerdeki yangın şehir içindeki binaların özellikle ahşap olması ve dayanıklı olmamasından kaynaklı olarak hızla büyümeye başlamıştı. Bu saatlerde Çanakkale'de bulunan Amerikan gazeteciler de dönemin hatıralarındaki ifadelerle neredeyse hayatta olduğuna sevinmez duruma gelmişti. Aynı zamanda Çanakkale'de bulunan Alman gazeteci Zabel de anılarında bu yangın ve binaların yıkılmaya başlamasıyla birlikte şehirde hayatını kurtarmak amacıyla hızla daha güvenli olacağını düşündüğü bugünkü Esenler Mahallesi'nin bulunduğu yere yani o dönemdeki Kale-i Sultaniye Hastanesi'nin bulunduğu yere doğru çıkmaya başlamıştı." Doç. Dr. Borlat, bu süreçte şehrin hızla boşalmaya başladığını belirterek, "Yangın artıyordu ve bir yandan da şehir içinde bulunan askeri itfaiye yangını söndürmek amacıyla büyük bir çaba harcıyordu. Bu esnada şehirde bulunan az sayıdaki siviller de yangını söndürmek için çaba göstermişlerdi. O gün bunlardan bir tanesi de polis memurlarından Naci Bey'di. Naci Bey, yangının söndürülmesi için göstermiş olduğu büyük gayretlerden dolayı daha sonra harp madalyası ödülü almıştı." ifadesini kullandı. Şehir içindeki yangınla 150 hanenin küle döndüğünü ve birçok evde de hasar oluştuğunu belirten Borlat, insanların daha güvenli alanlara göç etmek zorunda kaldığını anlattı. Barış Borlat, muharebenin daha ilk anlarında şehrin yangınla karşı karşıya kalması, yıkılması ve boşalmasıyla bundan sonraki sürecin ne kadar şiddetli olduğunun da görüleceğini söyledi. Çanakkale Harbi'nde düşman kadar yangınla da mücadele edildiğinin altını çizen Borlat, şunları kaydetti: "18 Mart günü Çanakkale merkezindeki yangın aynı zamanda şehirde büyük bir tahribat yaratmış ve askerimiz düşmanla olduğu kadar yangınla da mücadele etmek zorunda kalmıştı. Bu durum Çanakkale kara harbi esnasında da askerimizin karşı karşıya kaldığı zorluklardan birisi olacaktı. Ağustos'taki Anafartalar Muharebeleri esnasında askerimiz bir yandan donanma ateşiyle karşı karşıya kalmış ve onun çıkardığı yangından kaynaklı olarak da şehit olduğunu göreceğiz. Yani Çanakkale'de düşmanın donanma ateşi kadar yangın da askerimizi şehit edecekti." Borlat, sadece Çanakkale merkezde değil, Kilitbahir Kalesi'nin de aynı anda yanmaya başladığını dile getirerek, sözlerini şöyle tamamladı: "Aynı zamanda Eceabat merkezde de büyük bir yangın ortaya çıkmış. Artık Çanakkale'nin yerleşim alanları savaşın içinde kalmış ve şehrin uzun yıllardan beri devam eden kültürel mirasındaki tarihi camileri, köprüleri, yolları da savaşın izlerini taşımaya başlamıştır. Yangının başlamasıyla şehir içerisindeki büyük bir panik havası vardı hatta dönemin hatıralarında telsiz telgraf zabiti, Kilitbahir köyünün tam üzerinde Gonca Suyu mevkisinden şehri gördüğünde neredeyse kızıl bir kana benzetmeye başlamıştı. Şehir içindeki insanlar belki de bundan sonraki hayatlarının devamı amacıyla bir parça da olsa evlerinden çıkarabildiği eşyalarla daha güvenli yönlere, daha güvenli alanlara kaçmaya başlayacaktı. Şehrin artık 18 Mart'tan sonra büyük bir yangınla kül haline de dönüştüğünü söyleyebiliriz."

Savaş Yıllarında Er Olarak Görev Yaptığı Çanakkale'ye 30 Yıl Sonra Vali Olmuş Haber

Savaş Yıllarında Er Olarak Görev Yaptığı Çanakkale'ye 30 Yıl Sonra Vali Olmuş

ÇOMÜ İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Mithat Atabay, Çanakkale'de görev yapan valiler üzerine bir kitap yazmak için Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığında araştırma yaptığını söyledi. Atabay, 3 yıl süren araştırma kapsamında Çanakkale'nin 6'ncı valisi olan "Burhanettin Tek'er"in yaşamına ilişkin bilgilerle karşılaşıp çok şaşırdığını ifade etti. Burhanettin Bey'in Çanakkale'de görev yapmasının tarihsel açıdan önemli bir örnek olduğunu belirten Atabay, Çanakkale Savaşları başlamadan önce seferberlik sırasında askere alınan Burhanettin Bey'in savaş yıllarında karargahta kurmay heyetiyle birlikte görev yapan bir er olarak hizmet verdiğini kaydetti. Cumhuriyet döneminde çeşitli illerde mülki idare görevlerinde bulunan Burhanettin Bey'in "Tek'er" soyadını Soyadı Kanunu'nun 2 Ocak 1935'te yürürlüğe girmesiyle aldığını dile getiren Atabay, Burhanettin Bey'in Çanakkale Savaşları'nın 30. yılına denk gelen 1945'te Çanakkale Valisi olarak görevlendirildiğini söyledi. Burhanettin Bey'in Çanakkale'de 15 ay görev yaptığını anlatan Atabay, şöyle konuştu: "Burhanettin Bey görevi süresince burada Çanakkale Savaşları ile ilgili bir tane 18 Mart töreni gerçekleştirdi. Bu tören o ana kadar yapılan en kapsamlı program oldu. Gerçekten o yıl Burhanettin Tek'er özel bir çaba sarf etmiş ve bu bağlamda İstanbul ve Ankara'dan çok sayıda üniversite öğrencisi Çanakkale'ye gelmişti. O yıl 18 Mart töreni, 3 gün süreyle kutlandı. Ayrıca dönemin ünlü bilim insanlarından Ahmet Caferoğlu da burada Çanakkale Savaşları'nın Türk dünyası üzerine etkileri üzerine bir konuşma yapmıştı." Mithat Atabay, törenlerin ardından katılımcıların Nara ve Hasan Mevsuf şehitliklerini ziyaret ettiğini belirterek, Nusret Mayın Gemisi'nde görev yapmış bir erin de törene katılarak savaş günlerine ilişkin anılarını paylaştığını aktardı. Burhanettin Bey'in 1946 yılında Tekirdağ'a, ardından Kocaeli'ye vali olarak atandığını belirten Atabay, 1951 yılında Kocaeli'de düzenlenen 18 Mart törenlerinde Çanakkale'de yaşadığı bir anıyı anlattığını söyledi. Söz konusu törene ilişkin Atabay, "O sırada törene katılan bir kişi kendisinin de aynı karargahta hizmet eri olarak bulunduğunu söyleyince ikisi duygusal anlar yaşadı." dedi. Atabay, 1951'de emekliye ayrılan Burhanettin Bey'in daha sonra İstanbul'a yerleştiğini, 1956 yılında kalp krizi sonucu hayatını kaybettiğini ifade etti.

Altyapı Çalışmalarında Son Aşama Haber

Altyapı Çalışmalarında Son Aşama

Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, çalışmaların yürütüldüğü bölgede yaptığı incelemelerde sürece ilişkin açıklamalarda bulundu. Yapılan çalışmaların yalnızca arıza gidermeye yönelik olmadığını vurgulayan Gencan, Edirne’nin altyapısını uzun vadeli ve kalıcı bir şekilde güçlendirmeyi hedeflediklerini ifade etti. Başkan Gencan açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Kaleiçi ve Kıyık bölgelerinde bir süredir etap etap yürüttüğümüz altyapı çalışmalarında artık son aşamaya gelmiş durumdayız. Yıllar içinde yıpranan içme suyu hatlarını yenileyerek şehrimizin altyapısını daha güçlü ve güvenli hale getiriyoruz. Amacımız günü kurtarmak değil; Edirne’nin geleceğini sağlam temeller üzerine kurmak.” Depolar arası bağlantı çalışmalarının yapılabilmesi için 15 Mart 2026 Pazar günü 08.00 – 20.00 saatleri arasında (en az 12 saat) bazı mahallelerde planlı su kesintisi uygulanacağını belirten Gencan, söz konusu kesintinin herhangi bir arıza ya da patlaktan kaynaklanmadığını özellikle vurguladı. “Bu kesinti bir arıza ya da patlaktan kaynaklanmıyor. Tam tersine yürüttüğümüz altyapı çalışmalarının tamamlanabilmesi için yapılan planlı bir çalışma.” Pazartesi günü itibarıyla Kaleiçi’nde yürütülen kazı çalışmalarının büyük ölçüde tamamlanacağını belirten Gencan, yenilenen hatlara su verilerek sistemin devreye alınacağını, ardından abone bağlantılarının etap etap gerçekleştirileceğini ifade etti. Altyapı çalışmalarının ardından bölgede üstyapı düzenlemelerine de başlanacağını belirten Gencan, vatandaşların süreç boyunca gösterdiği anlayış için teşekkür etti. “Altyapı çalışmaları zaman zaman günlük hayatı zorlaştırabiliyor. Ancak bugün yaşanan geçici zorluklar, yarının daha güçlü ve sorunsuz altyapısının teminatıdır. Bu süreçte sabır ve anlayış gösteren tüm hemşehrilerime teşekkür ediyorum.” Edirne Belediyesi, Kaleiçi ve çevresinde yürütülen çalışmaların tamamlanmasıyla birlikte bölgenin daha güçlü, sağlıklı ve sürdürülebilir bir içme suyu altyapısına kavuşacağını bildirdi. HABER MERKEZİ

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.