Hava Durumu

#Nükleer Santral

Batı Ekspres - Edirne'nin Haber Sitesi - Nükleer Santral haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Nükleer Santral haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Nükleer Santrale Karşı İmza Kampanyası Başladı Haber

Nükleer Santrale Karşı İmza Kampanyası Başladı

Edirne Çevre Gönüllüleri Derneği, Kırklareli Vize içesinde Kıyıköy ile Demirköy ilçesinin İğneada beldesi arasındaki ormanlık alana yapılması planlanan nükleer santral projesinin durdurulması amacıyla 5 Haziran Dünya Çevre Günü’nde (Bugün) imza kampanyası başlattı. Saraçlar Caddesi’ndeki imza kampanyası öncesi konuşan Edirne Çevre Gönüllüleri Derneği Başkanı Ayten Eren, yıllardan konuşulan İğneada Nükleer Santral Projesi’nin görünür olmaya başladığını belirterek, Edirne Çevre Gönüllüleri Derneği olarak buna karşı bugün bir imza kampanyasına başlattıklarını söyledi. Yalnızca bir enerji projesine karşı çıkmak için değil, yaşamı, doğayı, halk sağlığını ve gelecek kuşakların yaşam hakkını savunmak için toplandıklarını belirten Ayten Eren “İğneada, Avrupa'nın en önemli longoz ormanlarına, zengin biyolojik çeşitliliğe, temiz su kaynaklarına ve eşsiz doğal yaşam alanlarına ev sahipliği yapan çok değerli bir ekosistemdir. Bu bölge yalnızca Kırklareli'nin değil, tüm Trakya'nın ortak doğal mirasıdır. İğneada'da kurulması planlanan nükleer santral ise yalnızca bulunduğu alanı değil, tüm Trakya'yı ilgilendiren bir projedir. Çünkü Trakya, tarım toprakları, su kaynakları, hayvancılığı ve gıda üretimiyle milyonlarca insanın yaşamını besleyen bir bölgedir. Nükleer enerji üretimi sırasında oluşan radyoaktif atıkların binlerce yıl güvenli biçimde saklanması gerekmektedir. Olası bir kaza durumunda ise etkiler yalnızca santral çevresiyle sınırlı kalmaz, hava, su ve toprak yoluyla geniş alanlara yayılabilir. Çernobil felaketinin üzerinden 40 yıl geçmesine rağmen etkilerinin hâlâ hissediliyor olması, nükleer risklerin ne kadar uzun süreli sonuçlar doğurabileceğini göstermektedir. Ayrıca nükleer santraller büyük miktarda suya ihtiyaç duyar. İklim krizinin etkilerinin giderek arttığı günümüzde, su kaynaklarının korunması her zamankinden daha önemli hale gelmiştir. Trakya'nın su varlığı ve ekolojik dengesi üzerinde yeni baskılar oluşturacak projeler dikkatle değerlendirilmelidir” dedi. “BİZLER ENERJİ ÜRETİMİNE KARŞI DEĞİLİZ” Enerji üretimine karşı olmadıklarını, ancak enerji politikalarının doğayı, insan sağlığını ve gelecek kuşakların yaşam hakkını riske atmadan planlanması gerekliliğini savunduklarını söyleyen Eren; “Güneş ve rüzgâr gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının öncelikli olarak değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Bu nedenle, İğneada Nükleer Santrali projesine karşı olduğumuzu bir kez daha ifade ediyoruz. Tüm bilimsel raporların ve karar süreçlerinin kamuoyuna açık ve şeffaf yürütülmesini talep ediyoruz. Bölge halkının karar süreçlerine etkin katılımının sağlanmasını istiyoruz. Longoz ormanlarının, su kaynaklarının, tarım alanlarının ve doğal yaşamın korunmasını talep ediyoruz. Bugün attığımız her imza; temiz su, sağlıklı gıda, yaşanabilir bir çevre ve çocuklarımızın geleceği için atılmış bir imzadır. Tüm Edirnelileri ve Trakya halkını bu ortak sorumluluğa sahip çıkmaya davet ediyoruz. Çünkü mesele yalnızca bir santral değildir. Mesele; toprağımızın, suyumuzun, doğamızın ve geleceğimizin korunmasıdır” diye konuştu. ŞENER ŞENTÜRK

Prof. Dr. İnci, 40’ncı Yılında Çernobil Faciasını Anlattı Haber

Prof. Dr. İnci, 40’ncı Yılında Çernobil Faciasını Anlattı

Trakya Üniversitesi eski Rektörü Prof. Dr. Osman İnci, bu yıl 40’ncı yılı olan Çernobil Nükleer Santral faciasının Edirne’ye etkileri ve o dönem yaşananlarla ilgili Batı Ekspres’e konuştu. Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’ne bağlı olan Ukrayna’nın Pripyat şehri yakınlarındaki Çernobil Nükleer Santrali’ndeki kazanın 26 Nisan 1986 tarihinde meydana gelse de 28 Nisan 1986 tarihinde İsveç’in dünyaya duyurduğunu hatırlatan Prof. Dr. İnci, olayın duyulmasının ardından Avrupa ve dünyanın alarma geçtiğini söyledi. İnci, Türkiye’deki ilk bulaşın ise Edirne’de tespit edildiğini belirtti. “YAĞMURUN RADYOAKTİF MADDELİ OLDUĞU KONUŞULUYORDU” İnci, facianın duyulmasının ardından Çernobil Nükleer Santrali’nin Türkiye’ye mesafesinin bin kilometreden fazla olduğunu düşündüklerini ve o güne kadar böyle bir olayla karşı karşıya kalmadıklarını belirtirken; “Büyük oğlum 4 yaşındaydı. Eşim de küçük oğluma 5 aylık hamileydi. Karaağaç’taki Söğütlük’e pikniğe giderdik. 3 Mayıs 1986 tarihinde henüz hava kararmamışken, beklemedik bir şekilde Söğütlük’te yağmur çiseledi. Arabaya binip eve geldik. O günlerde Edirne’de pazar günleri fırınlar açık olmazdı. Cumartesi gününden ekmeğimizi de aldığımız için pazar günü hiç dışarı çıkmadık. Pazartesi günü işe gidince herkes yağmurun radyoaktif maddeli olduğunu konuşuyordu. Herkes önlemini alıyordu. Benim de ilk aklıma gelen, eşim ve oğlumu bölgeden uzaklaştırmak oldu. Akşam saatlerinde ailemi İstanbul’a gönderdim ve 15 gün orada kaldılar” ifadelerini kullandı. “4-5 KÖYDE KARANTİNA UYGULANDI” Edirne’deki yağıştan sonra Türkiye Atom Enerjisi Kurumu görevlilerinin radyasyondaki artış tespitlerini yaptıklarını söyleyen İnci; “Türkiye’de ilk bulaş Edirne’deydi. Vali olayın ciddiyetini kavradı ve önlemler başladı. Pazar günü Edirne Belediyesi anons etmiş ama biz dışarı çıkmadığımız için bilmiyoruz. Dışarı çıkılmamasını, özellikle gölet halindeki sulara basılmamasını anons ediyorlar. Hem itfaiye hem de belediyenin arazözleriyle o sular yıkandı. Edirne ile Kapıkule arasındaki bölge, en çok bulaşmanın olduğu bölgeydi. Belediye Başkanı, sebze ve meyve alınmamasını, evdekilerle idare edilmesini, belediyeden haber beklenmesi gibi birtakım önlemler söyledi. Kapıkule etrafındaki 4 ya da 5 tane köye karantina uygulandı. Hayvanların dışarıya salınmaması konusunda net emirler verildi. Fakat bir süre sonra sütteki değerlere bakıldığında radyasyon olduğu tespit edildi. Köylü her şeye rağmen hayvanlarını meralara bırakmış. Daha sonra peynirden de çıktı. Böyle olaylar yaşandı” dedi. “TRAKYA’YI BU KONUDA İNCELEYEN YOK” İnci, Çernobil faciasının en çok Trakya ve Doğu Karadeniz’i etkilediğini belirterek; “Şu anda Bursa Milletvekili olan Kayıhan Pala, halk sağlığı profesörüdür ve 2005 yılında Hopa başta olmak üzere Rize’deki kanser ölümlerinin miktarlarını ve yıllara göre devlet kayıtlarındaki sayılarını yayımladı. Ama Trakya’yı bu konuda inceleyen yok. Konuyla ilgili veri var ama çalışan yok. Ama Trakya’nın bir büyük sıkıntısı daha var. Ergene’den dolayı kanser olan insanlarımız var” sözlerine yer verdi. “DÖNEMİN REKTÖRÜ SESSİZ KALDI” Çernobil faciasından 3 ay sonra yasaklar kalksa da karantina bölgelerinin devam ettiğini söyleyen İnci; “Dönemin Dekanı ve Başhekiminin, çalışan asistanları ya da doktorları bilgilendirici bir toplantı yaptıklarını hatırlamıyorum. Sen üniversitesin; senin nükleer tıp bölümün var, nükleer fizikçin var. Rektör Yardımcısı, Atom Enerjisi Kurumu’ndan Trakya Üniversitesi’ne gelmişti. En azından Rektörün sessiz kaldığını biliyorum. ‘Bu konuyu etraflıca inceleyecek ekipler kurun, araştırma yapın, paranızı döner sermayeden vereceğim’ diyebilirdi. Trakya Üniversitesi bilimsel araştırma bütçesi var. Döner sermayenin yüzde 3’ünü oraya vermek zorundasın. Ama ne yaptılar? Oralardan aldıkları paralarla odalarına dolap vs. aldılar” dedi. “EDİRNE HALKI ÖNLEMLERE UYDU İnci, Edirne halkında ise çok büyük bir panik yaşanmadığını ifade ederek; “Edirne halkı aydındır. Tüm önlemlere uydu. Kimse pazar yerlerine gidip alışveriş yapmadı. Çünkü kendi ürünleri geliyordu ve o ürünler, o yağmuru yedi. Akşam saat 20.30’da başlıyor, 15 dakika sürüyor ve doluyla birlikte yağıyordu. Ölçüm yaptıklarında Türkiye’nin en yükseği çıkıyordu” diye konuştu. DEVAM EDECEK… UĞUR AKAGÜNDÜZ

Prof. Dr. Tolunay; “Deniz Çayırlarını Kaybedersek Balıkçılık Biter” Haber

Prof. Dr. Tolunay; “Deniz Çayırlarını Kaybedersek Balıkçılık Biter”

İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Doğanay Tolunay, Kırklareli’nin Vize ilçesinde düzenlenen “Nükleer Santral İstemiyoruz” panelinde, Kırklareli’nde kurulması planlanan nükleer santralin etkileri ile ilgili konuştu. Trakya Platformu ve Trakya Kent Konseyleri Birliği’nin düzenlediği panelde konuşan Prof. Dr. Tolunay, nükleer santralin Trakya bölgesindeki tarım üretimi, balıkçılık, orman varlığı ve canlı yaşamına etkilerine dikkat çekti. “DÜNYANIN EN ÖNEMLİ LONGOZLARI VAR” Tolunay, Trakya’nın kuzeyinde Istrancalar’ın bulunduğunu, 3 denize komşu olması nedeniyle Akdeniz ikliminin de yaşandığını ve canlıların göç yolu olduğunu belirterek; “Tür çeşitliliğimiz bu yüzden çok fazladır. Göllerimiz, ormanlarımız var. Türkiye’de görebileceğiniz bütün ekosistemleri Trakya’da görebilirsiniz. Dünyanın en önemli longozlarından birisi de var Trakya deyince aklımıza meşe geliyor. Türkiye’nin en güzel meşe ormanları da buradadır. Bütün bunlar risk altındadır” ifadelerini kullandı. “EN ÖNEMLİ ETKİLERİNDEN BİRİ DENİZE OLACAK” Tolunay, Kırklareli’nde kurulması planlanan nükleer santralin en önemli etkilerinden birinin denize olacağını söyleyerek; “Soğutma suyunu denizden alacak, tekrar denize verecek. Deniz suyunun ısınmasına ne gibi etkisi olacak? Burada deniz çayırları, balık yumurtlama alanları var. Deniz çayırlarını kaybedersek balıkçılık biter” sözlerine yer verdi. “TARIM ÜRETİMİNİ DESTEKLEMEK GEREK” Bölgede yaklaşık 1 milyon hektar tarım alanı olduğunu hatırlatırken; “Buğday, çeltik, ayçiçeği üretimi Türkiye için son derece önemlidir. Niye burada tarımı daha da geliştirip İstanbul’u besleyecek bir hale getirmiyoruz? İstanbul’un suyu buradan geliyor. Burada tarımı destekleyip üretim yapmak gerekirken; tarım alanlarını birçok tesisle yok ediyoruz. Hayvancılıkta kıvırcık koyunumuz dünyaca meşhurdur. Türkiye’nin et sorununa çözüm olacak. Bunların desteklenmesi gerekir” dedi. “YERLİ VE MİLLİ ENERJİ DEĞİLDİR” Türkiye’nin nükleer enerjiye ihtiyacı olmadığını belirterek; “Yüzde 30-40 enerji verimliliği ya da enerji tasarrufunu hiç konuşmuyoruz. Buraya harcayacağımız parayı depolama sistemlerine yatıralım. Nükleer enerji, yerli ve milli enerji değildir. Dışa bağımlılığı azaltan bir enerji değildir. Akkuyu Nükleer Santrali devreye girdikten sonra Rusya’ya bağımlıyız. Burasını da Çin yaparsa Çin’e bağımlı olacağız. Ucuz da değil. O zaman niye yapıyoruz? Bunu sorgulamamız lazım” diye konuştu. UĞUR AKAGÜNDÜZ

Edirne’deki Meclislere Nükleer Santral Karşıtı Dilekçe Haber

Edirne’deki Meclislere Nükleer Santral Karşıtı Dilekçe

SOL Parti Edirne İl Örgütü, Kırklareli’nin Vize ilçesine bağlı Kıyıköy beldesinin Kışlacık mevkiinde planlanan Trakya Nükleer Santral Projesi’ne karşı Edirne Belediye Başkanlığı’na ve İl Genel Meclisi Başkanlığı’na dilekçe ile başvuru yaptı. Başvuru dilekçesinde, Edirne Belediye Meclisi ile İl Genel Meclisi’nin mart ayı toplantılarında Nükleer Santral Projesi’nin iptal edilmesi için karar alınması talep edildi. “EKO-KIRIM YABANCI YATIRIM PROJESİ” SOL Parti Edirne İl Başkanı Nazım Türkoğlu, basın mensuplarına yaptığı açıklamada, dilekçedeki ifadelere yer verdi. Türkoğlu, açıklamasında; “Trakya Nükleer Enerji A. Ş.’nin internet sitesindeki yazıda, ‘Trakya Nükleer Santrali Projesi'nde ise 2023 sonunda Kırklareli Kıyıköy - Kışlacık mevkiindeki alan yer seçimi için onaylandı, sahada sismik ölçüm ve meteorolojik veri toplama çalışmaları başladı’ denilmektedir. T. C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın resmi evraklarında Nükleer Santral Proje alanının, 1/100.000 Ölçekli Trakya Alt Bölgesi Ergene Havzası Çevre Düzeni Planında ‘İçme ve Kullanma Suyu Mutlak Koruma Alanı’, ‘İçme ve Kullanma Suyu Kısa Mesafeli Koruma Alanı’, ‘İçme ve Kullanma Suyu Orta Mesafeli Koruma Alanı’, ‘İçme ve Kullanma Suyu Uzun Mesafeli Koruma Alanı’, ‘Orman Alanları’ ve ‘Tarım Arazisi’ lejantında kaldığı belirtilmiştir. Proje, Karadeniz kıyısının da tahribine yol açacak olup 13 bin 830 dönümlük alanda hafriyat, kazı, inşaat sonucunda milyon düzeyinde ağacın kesileceği, sayısız canlının, türün ve doğal yaşamın yok edileceği bölgesel bir eko-kırım yabancı yatırım projesi olarak gerçekleşecektir” ifadelerini kullandı. “ULUSAL EGEMENLİĞE AYKIRIDIR” Trakya Nükleer Santral Projesi’nin, Trakya bölgesinin özel ekolojik değerlerini barındıran Istranca ekoloji sistemini, mutlak koruma alanlarını, ormanları, Trakya sularını, balıkçılığı, tarımı, yaşam hakkını, yerleşim alanlarını ve bölgedeki tüm canlıları tehdit ettiğini söyleyen Türkoğlu; “Halkın katılımı sağlanmadan, Çevresel Etki Değerlendirmesi ve Sağlık Etki Değerlendirmesi yapılmadan yabancı devletler ve şirketler ile halktan gizlice çalışmaları yürütülen bölgesel ve ulusal yıkım projesidir. Enerji arz fazlasının olduğu ülkemizde aynı anda süren diğer iki Nükleer Santral Projesi, halen işletmede olan ve projelendirilmiş çok sayıda enerji üretim santralleri gözetildiğinde Trakya Nükleer Santral Projesi’nin ülkemizin enerji üretimi için yapılmadığı, Trakya bölgesinin zaten çeşitli kirleticilerle ve yanlış izin ve onaylarla bozulan ekolojisinin bu projeye başlanması ile daha fazla zarar göreceği açıktır. Yabancı bir devletin veya yabancı bir şirketin ülkemizde bu projenin sahibi olması ulusal egemenliğe de aykırıdır” dedi. İPTAL EDİLMESİ YÖNÜNDE KARAR ALINMASINI İSTEDİLER Türkoğlu, Edirne Belediye Meclisi’nden taleplerini de açıklarken; “Trakya Nükleer Santral Projesi’nin, Sayın Meclisinizin 2026 Mart ayı toplantı gündemine alınmasını ve Trakya Nükleer Santral Projesi’nin bölgesel, ulusal, ekolojik nedenlerden dolayı kurulmaması ve projenin iptal edilmesi yönünde karar alınmasını saygıyla arz ve talep ederiz” sözlerine yer verdi. UĞUR AKAGÜNDÜZ

“Trakya’da Nükleer Santral Alanı Ortaya Çıktı” Haber

“Trakya’da Nükleer Santral Alanı Ortaya Çıktı”

Sol Parti Edirne İl Başkanı Nazım Türkoğlu, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın, “nükleer santral sahası ile çakışıyor” gerekçesiyle bir rüzgâr enerji santrali projesini reddetmesinin, hükümetin uzun süredir kamuoyundan gizlediği nükleer santral alanını açıkça ortaya koyduğunu söyledi. Türkoğlu’nun aktardığına göre, Kırklareli’nin Vize ve Demirköy ilçeleri arasında yer alan ormanlık alan, Poliçe Plajı ile Kumçakıl Sahili arasındaki kıyı hattı ve İğneada Longoz Ormanları Milli Parkı’nın hemen yanı başı, nükleer santral için işaretlenen bölge olarak öne çıkıyor. “TRAKYA’NIN GELECEĞİ TEHDİT ALTINDA” İğneada Longoz Ormanlarının hemen yanında planlanan nükleer santral projesinin, Trakya’nın nefesini, suyunu ve ormanlarını tehdit eden büyük bir ekolojik yıkım anlamına geldiğini belirten Türkoğlu, bu girişimin aynı zamanda enerjide dışa bağımlılığı artıracak bir proje olduğunu vurguladı. Sol Parti olarak bu projeye kesin bir şekilde karşı olduklarını ifade eden Türkoğlu, “Bu ülkenin ormanlarını, tarım alanlarını, su havzalarını ve halkın yaşam alanlarını sermayeye, uluslararası nükleer lobilere ve iktidarın rant iştahına teslim etmeyeceğiz” dedi. “BÖLGE KORUMA ALTINDA” Türkoğlu, söz konusu alanın 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planlarında orman, tarım ve mutlak içme suyu koruma alanı olarak tanımlandığını belirterek, buranın Trakya’nın ekolojik bütünlüğü en yüksek ve en az tahrip edilmiş bölgelerinden biri olduğuna dikkat çekti. Aynı zamanda bu alanın, İstanbul’un hava ve su dengesini sağlayan doğal bir eşik olduğunu vurgulayan Türkoğlu, nükleer santral girişiminin yalnızca Trakya’yı değil, Marmara ve Karadeniz havzasını da doğrudan tehdit ettiğini söyledi. MEHMET EFECAN HIDIROĞLU

“Trakya Belediyeler Birliği’nin 1 Tane Davası Var mı?” Haber

“Trakya Belediyeler Birliği’nin 1 Tane Davası Var mı?”

Toplumsal Araştırmalar, Kültür ve Sanat İçin Vakıf (TAKSAV) Edirne İl Temsilciliği tarafından düzenlenen siyaset söyleşileri devam ediyor. TAKSAV Edirne İl Temsilciliği salonunda düzenlenen siyaset söyleşilerinin 2’ncisinde Av. Bülent Kaçar, “Trakya’nın Çevre Sorunları ve Siyasetin Siyasetsizliği” konulu sunum yaptı. Bazı oda, kent konseyi ve sivil toplum örgütlerinin temsilcileri ile vatandaşların katıldığı söyleşide Kaçar, özellikle Kırklareli’de planlanan Nükleer Santral projesi ile Meriç nehri suyunun Tekirdağ’daki Organize Sanayi Bölgelerine taşınması projesi ile ilgili konuştu. 1990’LI YILLARDAN GÜNÜMÜZE ÇEVRE MÜCADELESİNİ ANDI Kaçar, konuşmasında Trakya’daki çevre sorunlarına karşı mücadele eden illerdeki Çevre Gönüllüleri Dernekleri, Marmara Çevre Platformu, Ergene Platformu, Trakya Platformu, Trakya Kent Konseyleri Birliği, Saros Gönüllüleri, Kırklareli DOKU Derneği’ni hatırlatarak başladı. 1990’lı yılların başından günümüze kadar Trakya bölgesinde gerçekleştirilen çevre sorunlarına karşı mücadeleleri hatırlatan Kaçar, maden ocakları, RES’ler, DRES’ler, Nükleer Santral projesi, Meriç nehrinden Tekirdağ’daki OSB’lere su temini, Ergene’den Marmara denizine derin deşarj projesi gibi projelere karşı mücadele etmeye çalıştıklarını söyledi. “EDİRNE’NİN SONU OLUR” Kırklareli’de nükleer santral kurulması planlanan bölgenin önemine dikkat çeken Kaçar, kurulması halinde bölgeye olumsuz etkilerini açıkladı. Kaçar, proje ile ortaya çıkacak ormansızlaşma, canlıların yok olması ve habitatın parçalanması ile Trakya’ya yıkıcı etkileri olacağını söyledi. Kaçar, Meriç nehrinden Tekirdağ’daki OSB’lere su temini projesinin de her geçen gün kuraklaşan Edirne’nin sonu olacağını ve Trakya’nın tüm çiftçilerinin zarar göreceğini belirtti. “1 TANE İTİRAZ DİLEKÇESİ İSTİYORUM!” Kaçar, konuşmasında Trakya’nın çevre sorunlarına karşı siyasetin siyasetsizliğine de dikkat çekerken; “Gelinen noktada Trakyalı milletvekilleri, bizlerin haberlerinden soru önergesi veriyor. Trakya Belediyeler Birliği, Marmara Belediyeler Birliği var. Ellerinde o kadar avukat, mühendis, bütçe var. Trakya’yı savunmak bize mi düşer? Ben, kendi işini yapmaya çalışan bir avukatım. Bana mı düşer? Sabahlara kadar çalış, dava aç. Bizim ailemiz yok mu? Çok daha kolay bir yolu var. Trakya Belediyeler Birliği’nin başkanı, Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanıdır. Marmara Belediyeler Birliği’nin başkanı, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanıdır. Belediyeler, büyükşehirler ve birlikler ellerindeler. Trakya Belediyeler Birliği’nin 2026 yılında bütçesi 12 milyon TL. Trakya’da çevre ve kent hukuku hakkını korumak için 1 tane davası var mı? 1 tane itiraz dilekçesi istiyorum” dedi. SORU CEVAP BÖLÜMÜYLE SONA ERDİ Kaçar, konuşmasının ardından katılımcıların sorularını yanıtladı. Soru-cevap bölümünün ardından söyleşi sona erdi. UĞUR AKAGÜNDÜZ

ÇİDEM’DEN NÜKLEER İDDİASINA TEPKİ Haber

ÇİDEM’DEN NÜKLEER İDDİASINA TEPKİ

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Türkiye'nin nükleer enerji çalışmalarına dair açıklamada bulundu. Habertürk Ankara Temsilcisi Fevzi Çakır’ın haberine göre, Bayraktar; "Nükleerdeki hikâye devam ediyor, ikinci santral veya lokasyon diyelim, Sinop olacak. Ama bir o kadar önemli olan bizim Trakya’da mutlaka bir nükleer santrale sahip olmamız lazım. Bu arada Akkuyu’da olduğu gibi veya Sinop, Trakya’da planlanan santraller gibi konvansiyonel, büyük çaplı nükleer santrallerin dışında İngiltere ve Amerika’yla küçük modüler reaktör denilen ve Türkiye’de de üretimin daha yerlileşme imkânı olduğu yeni bir teknolojiyi yakinen çalışıyoruz" ifadelerini kullandı. Kırklareli Doğa ve Kültür Derneği (DOKU) Derneği Yönetim Kurulu Başkanı ve Trakya Platformu Kırklareli Dönem Sözcüsü Göksal Çidem, 2015 yılında İğneada’da planlanarak gündeme gelen ve Bakan Bayraktar’ın açıklaması ile yeniden gündem olan Trakya’da nükleer santral kurulması planına tepki gösterdi. “TRAKYA VE MARMARA İÇİN BÜYÜK RİSK” Çidem, nükleer santral projesinin daha önce Kırklareli’nin Demirköy ilçesine bağlı İğneada beldesinde gündeme geldiğini belirterek; “Daha önce İğneada gündeme gelmişti. Trakya’nın neresine yapılırsa yapılsın çok büyük bir risk. Balkanlar, Trakya ve Marmara bölgesi için büyük bir risk oluşacaktır. İstanbul Barosu’nda ‘İğneada Cinayeti’ başlığıyla bir etkinlik yapılmıştı. Burada Çevre Mühendisleri Odası, bir risk haritası yayımlamıştı. İğneada’ya bir nükleer santral kurulursa bir kaza anında yaşanacak kapsadığı alanlara yer verilmişti. İzmir, Trakya, İstanbul, Atina’ya kadar hepsi risk altında olur” ifadelerini kullandı. “YAYIMLANMIŞ BİR DOSYA YOK” İğneada’ya nükleer santral kurulması planının ardından Trakya Kent Konseyleri Birliği ve Trakya Platformu’nun çağrısı ile bölgeden vatandaşların da katılımıyla kitlesel bir basın açıklaması düzenlendiğini hatırlatan Çidem; “İğneada’da ilk nükleer gündeme geldikten sonra kitlesel bir basın açıklaması yapıldı. O tepkiden sonra bugüne kadar herhangi bir gelişme yaşanmadı. Fakat biz planmanın devam ettiğini düşünüyorduk ve teyakkuz durumdaydık. Ama şu anda yayımlanmış bir dosya yok” dedi. “DENİZ ÇAYIRLARINI ÖLDÜRÜR” İğneada ile Kıyıköy arasındaki bölgede bulunan deniz çayırlarına da dikkat çeken Çidem; “Karadeniz kıyısına, İğneada ile Kıyıköy arasına yapılması planlanıyorsa orada deniz çayırları var. Oralar balık tarlası, balık üreme alanları. Deniz suyundaki ısı değişikliği, oradaki deniz çayırlarını öldürecek. Deniz çayırları öldükten sonra da balık üremesi orada yapılamayacağı için balıkçılığa da büyük bir zarar verecek” sözlerine yer verdi. “BÖLGE KESİN KORUNACAK HASSAS ALANLAR İLAN EDİLDİ” Çidem, nükleer santrallerde yaşanabilecek olumsuzları da hatırlatarak; “Bir kaza anında neler olabileceğini gördük. Çernobil’i, Fukuşima’yı gördük. İğneada, dünyanın sayılı longoz ormanlarının olduğu bir bölge. Bölge de kesin korunacak hassas alanlar ilan edildi. Burada henüz plan değişikliği de yok. Bunun kurulabilmesi için çevre düzeni planlarında enerji üretim alanı olarak işaretlenmesi gerekiyor. Bu plan değişikliği gelirse biz mutlaka yargı yoluna başvururuz. Bilimsel ve hukuksal her türlü mücadeleyi yerelle birlikte yürüteceğiz” diye konuştu. UĞUR AKAGÜNDÜZ

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.