Hava Durumu

#Osman İnci

Batı Ekspres - Edirne'nin Haber Sitesi - Osman İnci haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Osman İnci haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Osman İnci Müzesi’nde Heykel Sergisi Açıldı Haber

Osman İnci Müzesi’nde Heykel Sergisi Açıldı

Edirne’de 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı kutlamaları kapsamında Trakya Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Heykel Bölümü öğrencileri tarafından Osman İnci Müzesi’nde Disuyum Heykel Sergisi açıldı. Osman İnci Müzesi’nde düzenlenen sergiye, Trakya Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Baybora Temel, Trakya Üniversitesi eski Rektörü ve müze kurucusu Prof. Dr. Osman İnci, akademisyenler, öğrenciler ve sanatseverler katıldı. “FAKÜLTENİN KURULUŞUNUN ALTINDA İMZASI BULUNAN REKTÖRÜM” Serginin açılış konuşmasını öğrenciler adına Selin Güler yaptı. Güler, sergiye katılanlara ve Prof. Dr. Osman İnci’ye teşekkür ederken; sergideki eserlerin öğrencilik dönemlerinde yapıldığını belirtti. Güler’in ardından törende konuşan Prof. Dr. Osman İnci de Güzel Sanatlar Fakültesi’nin kuruluşunun altında imzası bulunan rektör olduğunu hatırlatırken; “Trakya Üniversitesi Senatosu’ndan geçti, YÖK’ten geçti, Bakanlar Kurulu’na gittiği zaman benim görev sürem doldu. Çünkü fakültelerin kurulması, Bakanlar Kurulu kararıyla olur. Dolasıyla sizleri burada ağırlamaktan onur duyuyorum” ifadelerini kullandı. “YURT DIŞINA GÖNDERİLEN ÖĞRENCİLERDEN ÜÇÜ SANATÇIYDI” İnci, 19 Mayıs’ın, Cumhuriyetin kuruluşunun ilk adımının atıldığı gün olduğunu ve üzerinden 107 yıl geçtiğini belirten İnci; “Bağımsız, özgür, demokratik ve laik bir Cumhuriyette yaşıyoruz. Bunu bize sağlayan kurucu idareye ve muhteşem insanlara saygılarımı sunuyorum. Mustafa Kemal Atatürk ve ekibi ile bir yıl içerisinde Türkiye Büyük Millet Meclisi açılır. 24 Temmuz 1923’te Lozan Antlaşması yapılır. İlk yaptıkları işlerden bir tanesi yurt dışına öğrenci göndermektir. Bunlardan bir tanesinin öğrencisi olma şansım oldu; Prof. Dr. Sadi Irmak. Sadi Irmak bir dönem Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlığı da yapmıştır. Sadi Irmak’ın anlattığını söylüyorum; Lozan imzalanmış ama daha onaylanmamış. Bir gün bir ilan görüyor, yurt dışına öğrenci gönderilecek. 150 kişilik başvuru var, 11 kişi tespit ediliyor. Bunların meslek dağılımında 3 tane pedagog, bir ziraatçı, 2 doktor, 3 tane de sanatçı var. Bugün burada, siz bu eserleri yaparken; artık put olarak bakmıyoruz. Mustafa Kemal ve Cumhuriyetten önce sanatın özellikle heykel tarafını anlatmama lüzum yoktur” sözlerine yer verdi. “BU ÜLKE, BENZERİ ŞEYLERİ PUTLAŞMA ANLAYAN BAKANLAR GÖRDÜ” İnci, Edirne’de 1973 yılında Darüşşifa’nın müze olması için Edirne İl Sağlık Müdürünün girişimleri olduğunu hatırlatarak; “Darüşşifa’nın Sağlık Müdürlüğü’ne verilmesi ve orayı müzeye dönüştürme durumu. Anlatan ve yazan Dr. Ratip Kazancıgil’dir. Önce olur diyorlar, sonradan bilinmeyen bir nedenle gerekçesiz olarak iptal ediyorlar. Dönemin Kültür Bakanı Edirne’ye geldiğinde ona anlatıyorlar. Gidip bakıyor ama yine olmuyor. Sonradan öğreniliyor ki orada belirli kişileri temsil eden balmumu heykelleri ve giydirmelerimizi putlaşma olarak görüyorlar. Bu ülke, Cumhuriyetin ilanından 50 yıl sonra dahi benzeri şeyleri putlaşma olarak anlayan bakanlar da gördü. Ama sanat yürüyecektir. Sanat, eğitimdeki yerini alacaktır. Sanatla eğitimin birlikte olduğu süreçlerde asla korkmuyorum. Sanatı gerektiği yere taşımak mecburiyetindeyiz. Böyle bir sergiyi düzenledikleri için öğrencilerimize teşekkür ediyorum” dedi. 7 HAZİRAN’A KADAR AÇIK KALACAK İnci’nin konuşmasının ardından serginin açılışı gerçekleştirildi. Sergide; Alper Dönmez, Ceyda Sena Kara, Çağan Barkın, Emre Ovalı, Ender Taşkın, Esma Hasko, Eyşan Avşar, Feyza Nur Turhan, Mehmet Ali Yener, Merve Sarıkaya, Meryem Nida, Muratcan Yılmaz, Rabia Arslan, Selin Güler, Yağmur Akyıl ve Yağmur Kuru’nun eserleri yer aldı. Sergi, 7 Haziran 2026 Pazar gününe kadar ziyarete açık kalacak. UĞUR AKAGÜNDÜZ

Prof. Dr. İnci; “Kimse Facia Yaşanmayacağının Garantisini Veremez” Haber

Prof. Dr. İnci; “Kimse Facia Yaşanmayacağının Garantisini Veremez”

Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’ne bağlı Ukrayna’da 1986 yılında meydana gelen Çernobil faciasının 40’ncı yılında Edirne’ye etkilerini Batı Ekspres’e anlatan Trakya Üniversitesi eski Rektörü Prof. Dr. Osman İnci, söyleşinin ikinci bölümünde ise Kırklareli’nde kurulması planlanan Nükleer Enerji Santrali’ne dikkat çekti. Prof. Dr. İnci, kurulması planlanan santralde yaşanacak bir faciada, Batı Karadeniz kıyısına, longoz ormanlarına, bitki türlerine, longoz göllerine, deniz balıkçılığına zarar vereceğini söylerken; facia yaşanmayacağının garantisinin verilemeyeceği belirtti. “METEOROLOJİ VE BİYOLOJİ SINIR TANIMAZ” Çernobil Nükleer Enerji Santrali’ndeki facianın ardından yağmur bulutlarının Edirne’ye kadar ulaştığını hatırlatan İnci; “Çernobil yağmuru Edirne’ye nasıl geldi? Meteoroloji ve biyoloji sınır tanımaz. Burada milli park, kuş göç yolu, endemik bitki var. Milli parkın bittiği yere 3-4 kilometre mesafeye nükleer santral kurmak istiyorlar. Hiç kimse bir facia yaşanmayacağının garantisini veremez. Japonya, santrali 7 büyüklüğünde depreme göre yapmıştı, 9 büyüklüğünde oldu ve bitti” ifadelerini kullandı. “HEPSİNİ BİTİRİR” İnci, nükleer enerji santralinin kurulması durumunda kullandığı suyun denize bırakılacağını söylerken; “Deniz suyu ne olacak? Suyu aldın, denize bıraktın, nereye gidecek? Karadeniz’e gidecek. Tüm Batı Karadeniz’in kıyısını bitirir. Bir iddia daha var; o bölgenin yeraltı akıntısı boğazdan geçiyor diye. Ayrıca su basar ormanlarının özelliği şudur; med ve cezir vardır. Deniz suyu ile tatlı su ekolojisinin olduğu özel bir yerdir. Denizin dibine verilecek soğutma suyunun longoz göllerine girmeyeceğinin garantisi var mı? 1-2 derecelik değişiklik orasını da bitirir. O ekosistemde üreyen bitkiler ve yaşayan balıklar var. Hepsini bitirir” dedi. “UNESCO DÜNYA MİRASI LİSTESİ’NE GİRSEYDİ BU İŞ BİTMİŞTİ” Kırklareli’nin dünya longozları açısından ikinci sırada olduğunu belirten İnci; “Amazon birinci, buradakiler ikinci. Endemik bitki açısından da hatırı sayılır bir varlığa sahibiz. 2007’de milli park ilan ediliyor. Ondan önce koruma alanı planı 2 bin 155 hektardı ve o da bizim dönemimizde yaptığımızdır. Hiç mi bir yer kalmadı da buraya çöküyorsun? Sağ tarafına gidiyorsun Kıyıköy var. Etrafı evlerle dolu. Eğer bizim söylediğimizi yapsalardı, UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne girseydi bu iş bitmişti. Takip edilmedi. Benim dönemimden sonra Trakya Üniversitesi 1/100.000’lik haritadan çekildi. Teslim edildi” sözlerine yer verdi. “BÖYLE BİR YERİN KULLANILMASI KABUL EDİLEMEZ” İnci, Trakya bölgesine nükleer enerji santrali kurulmasına karşı olduğunu vurgularken; “Trakya’ya nükleer santral yapılmasına şiddetle karşıyım. Trakya’yı bitirir. Gelmesine bağlı sonuçlara baktığımızda orasının turizmi, deniz balıkçılığı, ormanları biter. Istrancalar’ı bitirir. Öyle bir yerin bu amaçla kullanılmasını kabul edilemez buluyorum” diye konuştu. UĞUR AKAGÜNDÜZ

Prof. Dr. İnci, 40’ncı Yılında Çernobil Faciasını Anlattı Haber

Prof. Dr. İnci, 40’ncı Yılında Çernobil Faciasını Anlattı

Trakya Üniversitesi eski Rektörü Prof. Dr. Osman İnci, bu yıl 40’ncı yılı olan Çernobil Nükleer Santral faciasının Edirne’ye etkileri ve o dönem yaşananlarla ilgili Batı Ekspres’e konuştu. Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’ne bağlı olan Ukrayna’nın Pripyat şehri yakınlarındaki Çernobil Nükleer Santrali’ndeki kazanın 26 Nisan 1986 tarihinde meydana gelse de 28 Nisan 1986 tarihinde İsveç’in dünyaya duyurduğunu hatırlatan Prof. Dr. İnci, olayın duyulmasının ardından Avrupa ve dünyanın alarma geçtiğini söyledi. İnci, Türkiye’deki ilk bulaşın ise Edirne’de tespit edildiğini belirtti. “YAĞMURUN RADYOAKTİF MADDELİ OLDUĞU KONUŞULUYORDU” İnci, facianın duyulmasının ardından Çernobil Nükleer Santrali’nin Türkiye’ye mesafesinin bin kilometreden fazla olduğunu düşündüklerini ve o güne kadar böyle bir olayla karşı karşıya kalmadıklarını belirtirken; “Büyük oğlum 4 yaşındaydı. Eşim de küçük oğluma 5 aylık hamileydi. Karaağaç’taki Söğütlük’e pikniğe giderdik. 3 Mayıs 1986 tarihinde henüz hava kararmamışken, beklemedik bir şekilde Söğütlük’te yağmur çiseledi. Arabaya binip eve geldik. O günlerde Edirne’de pazar günleri fırınlar açık olmazdı. Cumartesi gününden ekmeğimizi de aldığımız için pazar günü hiç dışarı çıkmadık. Pazartesi günü işe gidince herkes yağmurun radyoaktif maddeli olduğunu konuşuyordu. Herkes önlemini alıyordu. Benim de ilk aklıma gelen, eşim ve oğlumu bölgeden uzaklaştırmak oldu. Akşam saatlerinde ailemi İstanbul’a gönderdim ve 15 gün orada kaldılar” ifadelerini kullandı. “4-5 KÖYDE KARANTİNA UYGULANDI” Edirne’deki yağıştan sonra Türkiye Atom Enerjisi Kurumu görevlilerinin radyasyondaki artış tespitlerini yaptıklarını söyleyen İnci; “Türkiye’de ilk bulaş Edirne’deydi. Vali olayın ciddiyetini kavradı ve önlemler başladı. Pazar günü Edirne Belediyesi anons etmiş ama biz dışarı çıkmadığımız için bilmiyoruz. Dışarı çıkılmamasını, özellikle gölet halindeki sulara basılmamasını anons ediyorlar. Hem itfaiye hem de belediyenin arazözleriyle o sular yıkandı. Edirne ile Kapıkule arasındaki bölge, en çok bulaşmanın olduğu bölgeydi. Belediye Başkanı, sebze ve meyve alınmamasını, evdekilerle idare edilmesini, belediyeden haber beklenmesi gibi birtakım önlemler söyledi. Kapıkule etrafındaki 4 ya da 5 tane köye karantina uygulandı. Hayvanların dışarıya salınmaması konusunda net emirler verildi. Fakat bir süre sonra sütteki değerlere bakıldığında radyasyon olduğu tespit edildi. Köylü her şeye rağmen hayvanlarını meralara bırakmış. Daha sonra peynirden de çıktı. Böyle olaylar yaşandı” dedi. “TRAKYA’YI BU KONUDA İNCELEYEN YOK” İnci, Çernobil faciasının en çok Trakya ve Doğu Karadeniz’i etkilediğini belirterek; “Şu anda Bursa Milletvekili olan Kayıhan Pala, halk sağlığı profesörüdür ve 2005 yılında Hopa başta olmak üzere Rize’deki kanser ölümlerinin miktarlarını ve yıllara göre devlet kayıtlarındaki sayılarını yayımladı. Ama Trakya’yı bu konuda inceleyen yok. Konuyla ilgili veri var ama çalışan yok. Ama Trakya’nın bir büyük sıkıntısı daha var. Ergene’den dolayı kanser olan insanlarımız var” sözlerine yer verdi. “DÖNEMİN REKTÖRÜ SESSİZ KALDI” Çernobil faciasından 3 ay sonra yasaklar kalksa da karantina bölgelerinin devam ettiğini söyleyen İnci; “Dönemin Dekanı ve Başhekiminin, çalışan asistanları ya da doktorları bilgilendirici bir toplantı yaptıklarını hatırlamıyorum. Sen üniversitesin; senin nükleer tıp bölümün var, nükleer fizikçin var. Rektör Yardımcısı, Atom Enerjisi Kurumu’ndan Trakya Üniversitesi’ne gelmişti. En azından Rektörün sessiz kaldığını biliyorum. ‘Bu konuyu etraflıca inceleyecek ekipler kurun, araştırma yapın, paranızı döner sermayeden vereceğim’ diyebilirdi. Trakya Üniversitesi bilimsel araştırma bütçesi var. Döner sermayenin yüzde 3’ünü oraya vermek zorundasın. Ama ne yaptılar? Oralardan aldıkları paralarla odalarına dolap vs. aldılar” dedi. “EDİRNE HALKI ÖNLEMLERE UYDU İnci, Edirne halkında ise çok büyük bir panik yaşanmadığını ifade ederek; “Edirne halkı aydındır. Tüm önlemlere uydu. Kimse pazar yerlerine gidip alışveriş yapmadı. Çünkü kendi ürünleri geliyordu ve o ürünler, o yağmuru yedi. Akşam saat 20.30’da başlıyor, 15 dakika sürüyor ve doluyla birlikte yağıyordu. Ölçüm yaptıklarında Türkiye’nin en yükseği çıkıyordu” diye konuştu. DEVAM EDECEK… UĞUR AKAGÜNDÜZ

İncilerin İncileri Sergisi: Aile Boyu Sanat Haber

İncilerin İncileri Sergisi: Aile Boyu Sanat

Edirne’de Osman İnci Müzesi, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlamaları kapsamında İncilerin İncileri Resim Sergisi’nin açılışını gerçekleştirdi. Kentte 2016 yılında kurduğu ilk özel müze olan Osman İnci Müzesi’nde sanata ve sanatçıya verdiği değerle dikkat çeken Trakya Üniversitesi eski Rektörü Prof. Dr. Osman İnci, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda sergi salonunu çocuklara açtı. Sergide Prof. Dr. İnci’nin torunları Kerem İnci ve Rüya İnci’nin resimleri yer aldı. Sergide İnci ailesinin sanata verdiği önem dikkat çekti. “RESİMLERİMDE GÖRDÜKLERİMİ VE HAYAL ETTİKLERİMİ ANLATIYORUM” Serginin açılış töreninde konuşan çocuk sanatçı Rüya İnci, tüm katılımcıları selamlarken; “Bugün burada olmak benim için çok özel. Çünkü resimlerim, dedem Osman İnci’nin adını taşıyan bu güzel müzede sergileniyor ve bu beni çok mutlu ediyor; hem de biraz heyecanlandırıyor. Ben resim yaparken bazen gördüklerimi, bazen de hayal ettiklerimi anlatıyorum. Bugün bu resimlerimin burada olması, sanki hayallerimin duvarlara asılması gibi geliyor. 23 Nisan, dünyada çocuklara armağan edilmiş ilk ve tek bayram. Atatürk, çocuklara güvendiği için böyle güzel bir bayram verdi. Bence büyüklerin çocukları dinlemesi ve onların hayallerine ve fikirlerine değer vermesi çok önemli. Çünkü bazen çocuklar, dünyayı daha renkli, daha temiz ve daha umutlu görebilir. Dedeme çok teşekkür etmek istiyorum; hem bu müze için hem de resimlerime böyle özel bir yerde yer verdiği için. Son olarak aileme, öğretmenlerime ve beni destekleyen herkese teşekkür ederim. Umarım resimlere bakarken siz de benim gördüğüm renkleri, hayalleri, duyguları hissedersiniz” ifadelerini kullandı. İNCİ’NİN DOĞUM GÜNÜNÜ KUTLADI Törende konuşan Prof. Dr. Osman İnci de torunu Kerem İnci’nin doğum gününü kutlarken; “Ayrıca Sağlık Müzesi’nin kuruluşunun 29’uncu yılı. Avrupa birinciliği kazanan, onun dışında birçok ödülleri olan bir müze. O, bizim için, Edirne için çok büyük değer ve mücevherdir” dedi. İnci, konuşmasında Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklar için söylediği ve Hasan Rıza Soyak’ın “Atatürk’ten Hatıralar” adlı kitabında yer alan sözlerini hatırlattı. “İLK MİLLİ BAYRAM OLARAK KUTLANMIŞTIR” 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın ilk kez 24 Nisan 1921’de Ulusal Egemenlik Bayramı olarak kutlandığını belirten İnci; “İlk milli bayram olarak kutlanmıştır. 23 Nisan 1920’de açılan meclisteki ilk meclis başkanı, Kırklareli’nin Vize ilçesine bağlı Çakıllı’dan yetişmiş bir Trakyalıdır. İstanbul işgal edildikten sonra 20 Mart 1920’de Vahdettin tarafından Meclis-i Mebusan feshedildi. Mustafa Kemal Atatürk, bunu da bildiği için Mart ayından başlayarak ve livalara haber göndererek, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin oluşmasını ve milletvekili seçilmesini ister. İlk kez Türkiye ismi kullanılmıştır. Meclis-i Mebusan’dan da ayrılan milletvekillerini davet etmiştir. Toplam 427 kişilik bir kadrodur ancak çok az bir sayı ile toplanmıştır. 24 Nisan 1920’de de Meclis Başkanlığı’na seçilmiştir. Meclis Başkanlığı’ndaki yaptığı konuşma, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluş ilkelerini ve kurtuluşu belirler. 23 Nisan’ın ilk milli bayram olması, TBMM’nin üzerinde bir gücün ve kuvvetin olmayacağının net olarak açıklandığı bir süreçtir. O açıdan 23 Nisan’ın Türkiye Cumhuriyeti tarihinde çok özel bir yeri vardır. 106’ncı yılını kutluyoruz, dileriz 206’ncı yılları da kutlanır” sözlerine yer verdi. 10 MAYIS’A KADAR AÇIK KALACAK Konuşmaların ardından serginin açılışı gerçekleştirilirken; çocuk sanatçı Rüya İnci, eserlerini katılımcılara tanıttı. Sergi, 10 Mayıs Pazar gününe kadar ziyarete açık kalacak. UĞUR AKAGÜNDÜZ

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.