Hava Durumu

#Osmanlı

Batı Ekspres - Edirne'nin Haber Sitesi - Osmanlı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Osmanlı haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Berberler Federasyonu Başkanından Gül’e Ziyaret Haber

Berberler Federasyonu Başkanından Gül’e Ziyaret

Türkiye Berberler, Kuaförler ve Güzellik Salonu İşletmecileri Federasyonu Genel Başkanı Bayram Karakaş, yeniden seçilen Edirne Berberler, Kuaförler ve Güzellik Uzmanları Esnaf Odası Başkanı, aynı zamanda Edirne Esnaf ve Sanatkarları Odaları Birliği (EDESOB) Başkan Başkanvekili Selçuk Gül'ü bugün ziyaret etti. EDESOB binasında gerçekleşen ziyarette EDESOB Başkanı Kemal Cingöz de yer aldı. Ziyarette teşkilat çalışmaları hakkında değerlendirmelerde bulunduklarını söyleyen Karakaş "Türkiye genelinde 121 odamız bulunuyor. Dün itibariyle 118’inci odamızın kongresini gerçekleştirdik. Edirne, payitaht olma özelliği taşıyan, Osmanlı’ya başkentlik yapmış çok kıymetli bir şehir. Geçmiş dönemde birlikte çalışma fırsatı bulduğumuz Edirne Berberler, Kuaförler Esnaf ve Sanatkârlar Odası Başkanı Selçuk Gül'ü ziyaret ettik. Yol arkadaşımız olarak gördüğümüz kendisini ziyaret ederek hem hasbihal ettik hem de teşkilat çalışmalarımız hakkında değerlendirmelerde bulunduk. Edirne, Türkiye Berberler ve Kuaförler Teşkilatı açısından 3 odayla temsil edilen önemli bir ilimiz. Teşkilat büyüğümüz, Ahi babamız olarak gördüğümüz Kemal Cingöz de esnaf ve sanatkar camiasının göz bebeği isimlerden biridir. Bu kapsamda gerçekleştirdiğimiz ziyaretlerde 2 değerli kurum yöneticimizle bir araya gelerek görüş alışverişinde bulunduk. Türkiye genelinde bize bağlı yaklaşık 86 bin berber, kuaför ve güzellik salonu bulunuyor. Bu meslek grubunun en uç noktalarından biri olan Edirne’de de bugün meslektaşlarımızla bir araya gelerek mevcut durum hakkında bilgi paylaşımında bulunacağız. Karşılıklı fikir alışverişleri yapacağız. Mesleğimizin sorunlarını, çözüm önerilerini ve taleplerini değerlendireceğiz. Elde ettiğimiz tüm bu bilgi ve görüşleri de federasyon genel merkezimizle paylaşacağız. Bunun ardından üzerimize düşen ne varsa, gerek Edirne için gerek Kırklareli için, gerekse bölge esnafı için ve elbette tüm Türkiye’deki esnaf ve sanatkârlarımız için gerekli çalışmaları hayata geçireceğiz” dedi. ŞENER ŞENTÜRK

“Atatürk Devrimleri En Çok Da Bir Kadın Devrimidir” Haber

“Atatürk Devrimleri En Çok Da Bir Kadın Devrimidir”

Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Edirne Şubesi Bugün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla bir program düzenledi. ADD Edirne Şube binasında saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan programda açılış konuşmasını Şube Başkan Yardımcısı Gökay Bilgin yaptı. Bilgin konuşmasında, Atatürk devrimlerinin, tarihin ilk ve tek antiemperyalist ulusal bağımsızlık savaşı zaferi ile vücut bulmuş bir devrim olduğunu, en çok da bir kadın devrimi olduğunu belirterek “Osmanlı'nın nüfustan saymadığı, boşanma ve çocukları üzerinde velayet hakkı bile tanımadığı, topum yaşamında yok saydığı Türk kadını, ulusal bağımsızlık savaşı süresince, cephede ve cephe gerisinde en az erkekleri kadar fedakârca gayret göstermiş, kucağında bebesiyle vatanın bağımsızlığı ve milletin özgürlüğü için kan dökmüş, can vermiş. Cumhuriyete giden kutlu yolun her adımına güç katmış, bu nedenle sonuna kadar hak ettiği haklarını birçok dünya ülkesi kadınından on yıllar önce kazanmıştır. Değişmez önderimiz büyük Atatürk'ün ‘İnsan topluluğu kadın ve erkek denilen iki cins insandan oluşur. Mümkün müdür ki, bir kütlenin bir parçasını İlerletelim, diğerini ihmal edelim de kütlenin tamamı ilerleyebilsin? Mümkün müdür ki, bir toplumun yarısı zincirlere bağlı kaldıkça diğer kısmı göklere yükselebilsin?’ sözleriyle ifade ettiği anlayış, Kemalist Devrim kadrolarının kadına bakışının özüdür. Atatürk Cumhuriyeti bu anlayışla, kadını daima insan olarak eşit görmüş, yaşamın her alanında yer alması için gerekli düzenlemeleri yapmış, 1926 yılında Türk Medeni Kanunu ile de resmen hayata geçirmiştir. Dünya Kadınlar Günü’nün 8 Mart'ta kutlanmasının nedeni ise, 8 Mart 1857 tarihinde ABD'de 40 bin dokuma İşçisi kadının ücretlerinin ve çalışma koşullarının insan onuruna yakışır hale getirilmesi talebiyle başlattıkları greve yönelik polis saldırısında yaşamlarını yitiren 129 kadın işçinin anısını yaşatmak, bu vesile ile kadın haklarına yönelik toplumsal farkındalık yaratmaktır. Dünya Kadınlar Günü; 1911 yılından itibaren çeşitli ülkelerde fiilen kutlanmış, 1977 yılında Bileşmiş Milletlerin 8 Mart'ı, ‘Kadın Hakları İçin Birleşmiş Milletler Günü’ ilan etmesiyle de dünya genelinde ve ülkemizde kutlanır olmuştur” dedi. ŞENER ŞENTÜRK

Erkin’den Sarayiçi Er Meydanı’na Öneriler Haber

Erkin’den Sarayiçi Er Meydanı’na Öneriler

Edirne’de “Kırkpınar Yerleşim Alanı Forumu: Er Meydanı'nın Geleceği” konusuyla düzenlenen Edirne Kent Konseyi (EKK) 37’nci genel kurulunda üçüncü sunumu Kırkpınar Kültürünü Tanıtma ve Yaşatma Derneği Kurucu Başkanı Hüseyin Erkin yaptı. Atatürk Kültür Merkezi küçük salonunda düzenlenen genel kurulda konuşan Erkin, Edirne’nin Kırkpınar Yağlı Güreşleri Festivali’nde beklenen gayreti gösteremediğini ve katma değere dönüştüremediğini söyledi. “OLİMPİYATLAR KADAR ÖNEMLİ” Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nin Olimpiyatlar kadar önemli olduğunu belirten Erkin; “Biz, dernek olarak üniversite ile birlikte 2-3 kez sempozyum düzeyinde çalışma yaptık ama gerisi gelmedi. Çok basit düzeyde yazılmış kitaplar var ama özellikle Osmanlı’da yağlı güreşin nasıl şekillendiğini, neler yapıldığı herhangi bir şey ortaya konamadı” ifadelerini kullandı. “ÇOK AMAÇLI HALE GETİRMEMİZ GEREKİYOR” Erkin, Sarayiçi Er Meydanı’nın yılda 2,5 gün aktif olarak kullanıldığını söyleyerek; “Bizim burayı çok amaçlı kullanılan hale getirmemiz gerekiyor. Örneğin; ben futbol sahası olması açısından ilimizin kıymetli hakemi Özgür Yankaya’yı da buraya götürdüm. Boyutunu ölçtük. Şu anda standart bir futbol sahasına dönüşebiliyor. 25 Kasım Stadımızın faaliyetine son verildi. Burasını çoklu hale getirmek gerekiyor” dedi. “ESKİ KIRKPINAR MAYIS AYINDA YAPILIYORDU” Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nin düzenlendiği tarihlere dikkat çeken Erkin; “Eski Kırkpınar’ın yapılış tarihleri hep Mayıs ayında. Buradaki öğrenci sayısının artmasından sonra ileri ötelenmiş. Halbuki bizim yaklaşık 40 bin öğrencisi olan Trakya Üniversitemiz var. Biz bu öğrencilere ve onların velilerine Kırkpınar’ı tanıtmada hiçbir gayret göstermiyoruz. Üniversitenin her yıl Mayıs ayında bahar şenlikleri oluyor. Bu şenliklerin bir bölümünü veya tamamını Kırkpınar alanı içerisinde yapabiliriz. Öğrencilerin Kırkpınar’ın adını öğrenmeleri, burada ne yapıldığını bilmeleri bile önemlidir” sözlerine yer verdi. Erkin, son olarak Sarayiçi’nde boş olan bir bölüme de otopark yapılmasını önerdi. UĞUR AKAGÜNDÜZ

Tatarlar Köyündeki Tarihi Türbe İlgi Bekliyor Haber

Tatarlar Köyündeki Tarihi Türbe İlgi Bekliyor

Edirne’nin Süloğlu ilçesine bağlı Tatarlar köyü Ayazma mevkiinde yer alan Tatarlar Köyü Türbesi, uzun süredir bakım ve onarım yapılmadığı için yıpranmış görüntüsüyle öne çıkıyor. Bölge sakinleri ve tarih meraklıları, kültürel miras niteliğindeki türbenin korunarak gelecek kuşaklara aktarılması gerektiğini belirtiyor. Türbenin çevresinde ot ve çalıların yoğunlaştığı, yapının bazı bölümlerinde ise zamanın ve doğal koşulların izlerinin belirgin şekilde görüldüğü ifade ediliyor. HALKTAN RESTORASYON ÇAĞRISI Köy halkı, türbenin kaderine terk edilmemesi gerektiğini vurgulayarak ilgili kurumlara çağrıda bulunuyor. Tarihi yapının temizlenmesi, çevre düzenlemesinin yapılması ve bilimsel restorasyonla korunmasının hem kültürel miras hem de kırsal turizm açısından önemli katkı sağlayacağı ifade ediliyor. XIV. YÜZYILA UZANAN MİMARİ Türbe Türk mimarisinde XIV. yüzyıldan itibaren yaygınlaşmaya başlayan “baldaken” (açık türbe) formunda inşa edilmiş nadir örneklerden biri olarak değerlendiriliyor. Kare planlı yapının örtüsü ve taşıyıcı sistemi büyük ölçüde tahrip olmuş olsa da mimari karakteri hala okunabiliyor. Türbenin, günümüzde kullanılmayan tarihi mezarlık alanı içinde yer aldığı ve esas mekanının mezar odası olduğu belirtiliyor. TATAR YERLEŞİMİNİN İZLERİNİ TAŞIYOR Araştırmalarda, Tatarlar köyü adının 15. yüzyıl kayıtlarında geçtiği ve bölgenin Osmanlı öncesi veya erken Osmanlı döneminde Tatar yerleşimine sahne olduğu belirtiliyor. Arşiv belgeleri köyün vakıf statüsünde olduğunu, farklı dönemlerde tımar olarak verildiğini ve Tatar nüfusunun bölgede önemli bir yer tuttuğunu ortaya koyuyor. Edirne ve çevresinde Tatar topluluklarının varlığına ilişkin mezar taşları ve kayıtlar, bölgenin tarihsel çeşitliliğini gözler önüne sererken, türbenin de bu kültürel geçmişin somut bir parçası olduğu değerlendiriliyor. “KİM İÇİN YAPILDIĞI KESİN OLARAK BİLİNMİYOR” Çalışmalarda türbenin kimin adına yaptırıldığına dair kesin bir bilgi bulunmadığı, ancak mimari özellikleri ve bulunduğu alan itibarıyla önemli bir şahsiyet için inşa edilmiş olabileceği ifade ediliyor. HİLAL PEKER

Edirne’de Dünden Bugüne Kosova Sergisi Haber

Edirne’de Dünden Bugüne Kosova Sergisi

Edirne Belediyesi, Kosovalı Öğrenciler Kültür ve Yardımlaşma Derneği ve Kosovalı Türk Dernekler Birliği iş birliğiyle Edirne’de “Dünden Bugüne Kosova” fotoğraf sergisi düzenlendi. Edirne Belediyesi Atatürk Kültür Merkezi Fuaye Alanı’nda düzenlenen sergi, Kosova Cumhuriyeti’nin 18’inci bağımsızlık yıldönümü etkinlikleri kapsamında gerçekleştirildi. “FOTOĞRAFLARI DEVLET ARŞİVLERİNDEN ELDE ETTİK” Kosovalı Öğrenciler Kültür ve Yardımlaşma Derneği Başkanı Ediz Soytari, sergi ile ilgili yaptığı açıklamada, Kosova Cumhuriyeti’nin 17 Şubat 2008’de bağımsızlığını kazandığını belirterek; “18’inci yıldönümünü bugün kutluyoruz. Biz de Edirne Belediyesi’nin destekleriyle Atatürk Kültür Merkezi’nde sergi açılışı yaptık. Fotoğrafları devlet arşivleri üzerinden elde ettik. Bu fotoğraflar, o anın fotoğrafını çekmiş kişilerin kareleridir. Kosova savaşı nasıldı, Kosova halkı nasıl zorluklardan ve mücadeleden geçti, bağımsızlık günlerini nasıl yaşıyor gibi bunun bir çalışmasını yaptık” ifadelerini kullandı. “TÜRK ASKERİNİN GELMESİNİ HİÇBİR ZAMAN UNUTMAYACAĞIM” Sergide Türk askerinin de Kosova’ya yardıma gittiğini gösteren fotoğrafların da yer aldığına dikkat çeken Soytari; “Ben de o dönemde 8 yaşındaydım. Türk askerini bizzat karşılayanlardan biriyim. O yaşlarda ne kadar küçük de olsak o tarihi ana şahit oldum. Osmanlı’nın Kosova’dan çekilmesinden 100 yıl sonra Türk askerinin Kosova’ya gelmesini hiçbir zaman unutmayacağım. Onun için kendimi çok şanslı hissediyorum” dedi. “ZOR SÜREÇLERDEN GEÇEREK O DÖNEMLERİ YAŞADIK” Soytari, Kosova savaşında yaşadıklarını da anlatırken; “Bir dönem Arnavutluk’a sürüldük. Çünkü Sırp ordusu savaş nedeniyle Arnavutluk ve diğer komşu ülkelere halkı gönderiyordu. Biz de Arnavutluk’a bir dönemliğine sürgün edildik. Evimizden uzak, çadır kentlerde, zor süreçlerden geçerek o dönemleri yaşadık. Müttefiklerin müdahalesiyle Sırp güçlerinin Kosova’dan çekilmesiyle biz de kendi evlerimize döndüm. Sonuçta Kosova’nın yeni bir dönemi başlamış oldu” sözlerine yer verdi. UĞUR AKAGÜNDÜZ

Edirne'deki Tarihi Balon Hangarı Türk Havacılık Tarihi Müzesi Olacak Haber

Edirne'deki Tarihi Balon Hangarı Türk Havacılık Tarihi Müzesi Olacak

Osmanlı döneminde kentin savunma altyapısının önemli unsurlarından biri olarak inşa edilen ve Türk havacılık tarihinin erken örnekleri arasında yer alan yapı, Milli Saraylar Başkanlığınca ihya edilecek. Kapıkule Sınır Kapısı yolu üzerinde bulunan, Cumhuriyet'in ilk yıllarına kadar kullanılan ancak daha sonra işlevini yitiren tarihi hangarın restorasyon çalışmalarının tamamlanmasının ardından müze olarak hizmet vermesi planlanıyor. - Restorasyonu gelecek ay başlayacak Milli Saraylar Başkanı Dr. Yasin Yıldız, yapının 20. yüzyıl başına tarihlenen çok özel bir askeri mimari eser olduğunu belirtti. Hangarın Türkiye'de bugüne ulaşan tek örneğinin Edirne'de bulunduğunu ifade eden Yıldız, Avrupa'da da Almanya, Avusturya ve Fransa gibi ülkelerde sınırlı sayıda örneğinin restore edilerek korunduğunu söyledi. Çalışmaların başlatıldığını ve plan ile projelerin bilim kurulundan geçtiğini aktaran Yıldız, "Tarihi balon hangarı, 20. yüzyıl başının çok önemli bir askeri mimari eseri. Dolayısıyla tabii misyonuna uygun olarak Türk havacılık tarihiyle ilgili belli başlı sergilemelerimizin olduğu bir müze şeklinde restorasyonun ardından tamamlayacağız. Restorasyonu mart ayında başlayacak. O da inşallah Edirne Sarayı'nın tamamıyla birlikte bir bütün halinde master planımızın nihayeti olan 2027 sonunda ziyaretçisiyle buluşacak." diye konuştu.

Edirne'deki Muradiye Mevlevihanesi'nin İhyasına Yönelik Çalışmalar Sürüyor Haber

Edirne'deki Muradiye Mevlevihanesi'nin İhyasına Yönelik Çalışmalar Sürüyor

Edirne Valisi Yunus Sezer'in talimatıyla başlatılan çalışmalar kapsamında Muradiye Camisi'nin kuzeyinde yer alan mevlevihanede yeniden inşa süreci devam ediyor. Harem dairesi, dede odaları ve kütüphaneden oluşan yapının kaba inşaatı tamamlanırken, semahane binasının kaba inşaatının ise yaklaşık yarısı bitirildi. İkili yapının kaba inşaatlarının tamamlanmasının ardından geleneksel yapı tekniğine uygun olarak Horasan harcı imalatına geçilecek. Bu aşamanın ardından iç mekanlarda ince işçilik çalışmalarına başlanacak. Ahşap yapının mayıs ayı sonuna kadar tamamlanması planlanıyor. - Muradiye Mevlevihanesi Osmanlı padişahı 2. Murat tarafından 15. yüzyılda Muradiye Camisi Külliyesi'nde yaptırılan ahşap mevlevihane, tekke binaları, harem dairesi, semahane, dede odaları ve kütüphaneden oluşuyordu. Mevlevi dervişler, öğrenciler ile misafirlerin yemek ihtiyacının karşılandığı imarethanede ise cami minaresinin gölgesinin düştüğü yere kadar olan evlere her gün ekmek, perşembeleri de pilav ve zerde ikram edilirdi. Mevlevihane 1925 yılında bir süre ilkokul olarak hizmet verdi, ardından Trakya Umumi Müfettişi General Kazım Dirik tarafından yıktırıldı. Caminin haziresinde, mevlevihanenin şeyhleri Celalettin Çelebi, Cemaleddin Çelebi, Mehmet Arif Dede, Osman Dede, Şair Neşati Dede, Seyyid Mahmut Dede, Mehmet Emin Dede, Ali Eşref Dede ve Süleyman Dede'nin mezarları yer alıyor.

TAKSAV’da “Edirne’den Portreler” Anlatıldı Haber

TAKSAV’da “Edirne’den Portreler” Anlatıldı

Edirne’de Toplumsal Araştırmalar, Kültür ve Sanat İçin Vakıf (TAKSAV) İl Temsilciliği tarafından, Arkeolog ve Kültür Tarihi Anlatıcısı Dr. Umut M. Doğan’ın katılımıyla “Edirne’den Portreler” söyleşisi gerçekleştirildi. TAKSAV İl Temsilciliği Salonu’nda düzenlenen söyleşiye Edirne Baro Başkanı Av. Gökhan Karakoç, emekli Tümgeneral Ali İhsan Gürcihan ve vatandaşlar katıldı. “BU SOHBETİ YAPMAMIZI SAĞLAYAN YEGANE KİŞİLERDEN BİRİ” Doğan, “Edirne’den Portreler” söyleşisinin ilk etkinliğinde Edirne tarihinde iz bırakan 3 ismi anlattı. Doğan, söyleşideki ilk ismin özelliklerini anlatırken; “Gençliğinde coşkulu, kuvvetli ve başarılı bir asker; çok iyi bir komutan. Ancak biraz daha yaşı ilerleyip siyasete atıldığında, askerlikle ilişkisini bir kenara koymuş, siyasete orduyu hiç karıştırmamaya çalışmış ve bütün siyasi kimliğini ülkesinde askeri başarılardan uzak, barışçı bir ortam kurmak üzerine kurmuş bir figür. Onun iktidara geldiği yıllara kadar devletin ana felsefesi uzak diyarları ele geçirmekti. O ise bütün askeri fetih hareketlerini reddetmiş. Ana politikası; ülkesinin sınırlarını korumak ve barışçı bir ülke kurmak. Siyasi yelpazesinde, ülkesinin içinde farklı etnik kimlikleri bir arada tutmak da var. Ama bütünleştirici siyasi kimliği oluştururken isyan eden bir grup varsa hiç affetmiyor. Onun hakkında yazılan kaynaklarda çok zeki bir lider olduğuna yer veriliyor. Okumaya, bilime, felsefeye yatkın, sanata önem veren bir lider. Ülkenin dört bir yanında sanatsal, bilimsel ve mimari çalışmalar yaptırıyor ve bizzat o yerlere geziler düzenleyerek yerinde inceliyor. Felsefeye, kitap okumaya çok düşkün. Hatta kendi yazdığı kitaplar olduğunu biliyoruz. Bu lider, bugün burada, bu sohbeti yapmamızı sağlayan yegane kişilerden biri” ifadelerini kullandı. KATILIMCILARIN ÇOĞUNLUĞU ATATÜRK CEVABI VERDİ Doğan, özelliklerini anlattığı Edirne portrelerinden biri olan ismin kim olduğunu katılımcılara sorarken; katılımcıların büyük çoğunluğundan Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk olduğuna dair cevaplar verildi. Bazı cevaplarda ise Talat Paşa, İsmet Paşa’ya yer verilirken; katılımcılardan bir kişi ise bu ismin Edirne’ye adını veren Roma İmparatoru Hadrian olduğunu söyledi. Doğan da cevabı açıklarken; “Hadrian’dan bahsediyordum. Hadrian’ın hayat hikayesini okuduğumda Atatürk ile o kadar benzeştirdim ki böyle bir hikayeye başlamak istedim. İmparator Hadrian, M.S. 117 yılında Roma İmparatorluğu’nun başına geçiyor ve 138 yılına kadar yönetiyor” dedi. Doğan, Hadrian’ın hayatıyla ilgili birçok ayrıntıya sunumunda yer verdi. “HADRİAN’IN ÖLÜMÜNDEN 1783 YIL SONRA EDİRNE’DE DOĞDU” Hadrian’ın Edirne’yi bugünkü Kaleiçi semtinde kurduğunu belirten Doğan, kalenin kuzeydoğu köşesinde Hadrian’ın ölümünden 1783 yıl sonra Edirne için önemli isimlerden birinin doğduğunu söyledi. Doğan, Kaleiçi’ndeki 2 katlı konakta doğan isimle ilgili bilgiler verirken; “Bu çocuk kim? İlerde büyüdüğünde sanatıyla dünyaya hükmedecek birisi. 1980 yılında İstanbul’da 120 parçadan oluşan demirler, kamyonla getirilerek bir yere yığılıyor. O çocuk büyümüş, 120 parça demiri alıyor ve aşkla tek tek monte ediyor ve 2 elini yana doğru açmış bir kadın heykeli yapıyor. O kadın heykeline Akdeniz adını veriyor. Akdeniz heykeli, Akdeniz coğrafyası ve tüm dünyadaki barışı simgeliyor. 120 parça, Akdeniz coğrafyasındaki 120 etnik kimliği, devleti simgeliyor. Tıpkı Hadrian’ın bu coğrafyada yaptığı şeyi sanatıyla yapan bir isimden bahsediyoruz” sözlerine yer verdi. Doğan, bu ismin “Türk Da Vinci” lakabıyla da bilinen heykeltıraş İlhan Koman olduğunu açıkladı. Doğan, sunumunda ayrıca Koman’ın hayatıyla ilgili ayrıntılara yer verdi. “KOMAN’IN ÇOCUKLUK ARKADAŞI” Doğan, sunumunda ayrıca Koman’ın Edirne’den bir arkadaşını da anlatırken; “Bu çocukluk arkadaşının babasından bahsedeceğim. Diyarbakırlı bir savcı; Mahmut Hayrettin Bey. Edirne’nin ilk baro başkanıdır. Genç bir savcı olarak Silivri’de görev yaparken sadece savcılık yapmıyor. Trakya Paşaeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin gizli elemanı olarak Çatalca bölgesinde işgal kuvvetlerine karşı gece baskınlarını organize ediyor. Tam bir militan, vatansever. Gizli örgütlenmeyle beraber son Osmanlı Mebusan Meclisi’nde de milletvekilidir. Cumhuriyet ilan edildikten sonra Edirne’ye göç ediyor. Edirne’nin ilk baro başkanı olarak görev yapmaya başlıyor. Ailesinin içerisinde bulunan bir isim, İlhan Koman’ın çocukluk arkadaşı Mihri Belli’dir. Türk sol siyasetinin, sosyalist hareketinin önderlerinden biridir. Onun da hayatının bir bölümü Edirne’de geçiyor” dedi. “BELLİ’NİN SAHTE PASAPORTUNDAKİ MÜHRÜ YAPTI” Mihri Belli’nin hayatından örnekler anlatan Doğan, Koman ile bir hatırasına da yer verirken; “12 Mart döneminde 1971 muhtırasından sonra Mihri Belli arananlar arasında. Yurt dışına çıkması lazım ve ilginç bir olay yaşanıyor. Pasaportu yok ve yurt dışına çıkma yasağı var. Mihri Belli, 12 Mart’tan sonra sahte pasaport arıyor. İmdadına Yunan sosyalistler yetişiyor. Yunanistan’daki sosyalist arkadaşları İsviçre’ye haber gönderiyorlar. İsviçre’deki bir sosyalistin pasaportu alınarak ona gönderiliyor. Pasaporta Mihri Belli’nin fotoğrafını koyacaklar ama mühre ihtiyaç var. İşte orada imdadına çocukluk arkadaşı İlhan Koman yetişiyor. Koman’ın alçıdan yaptığı sahte bir mühürle işi çözüyorlar ve Mihri Belli o pasaportla yurt dışına çıkıp soluğu Filistin Kurtuluş Örgütü’nde militan olarak alıyor” ifadelerine yer verdi. Doğan’ın sunum yaptığı etkinlikte ayrıca diksiyon eğitmeni Sabahattin Bostancıoğlu da okuduğu şiirlerle katkı sundu. PORTRELERİ ANLATMAYA DEVAM EDECEK Doğan, sunumunun ardından Edirne portrelerini TAKSAV Edirne İl Temsilciliği’nde anlatmaya devam edeceğini söyledi. UĞUR AKAGÜNDÜZ

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.