Hava Durumu

#Patent

Batı Ekspres - Edirne'nin Haber Sitesi - Patent haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Patent haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

"Aromatör" İle İletişimde Yeni Dönem: Tat ve Koku Transferi Hedefleniyor Haber

"Aromatör" İle İletişimde Yeni Dönem: Tat ve Koku Transferi Hedefleniyor

Rektör Prof. Dr. Oktay Yıldız tarafından geliştirilen "Aromatör" adlı teknoloji, tat ve koku bileşenlerini dijital ortamlar üzerinden farklı mekânlara aktarabilen multidisipliner bir sistem olarak dikkat çekiyor. Yazılım, makine öğrenmesi ve kimyasal süreçlerin birlikte çalıştığı sistem, duyusal iletişim teknolojisine yeni bir yaklaşım sunuyor. Karadeniz Teknik Üniversitesi'nden Öğr. Gör. Dr. Kerim Sönmez'in de katkı sunduğu "Aromatör" teknolojisinin özellikle sinema, dijital içerik platformları ve mobil iletişim alanlarında kullanılmasıyla birlikte, kullanıcıların yalnızca görsel ve işitsel değil aynı zamanda koku ve tat deneyimi de yaşayabileceği öngörülüyor. Ulusal ve uluslararası patent süreçlerinden geçen buluşun fikri mülkiyet kapsamında koruma altına alındığı ve ekonomik değere dönüştürülmesinin amaçlandığı ifade edildi. Bu kapsamda yerli teknoloji ekosisteminin güçlendirilmesi ve benzer yüksek teknoloji ürünlerinin ticarileşmesinin önünün açılması hedefleniyor. "Aromatör" ile iletişimde yeni dönem başlıklı çalışmaya ilişkin açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Oktay Yıldız, ses ve görüntü gibi iletişim araçlarının gelişimine paralel olarak tat ve kokunun da dijital ortamlar arasında transfer edilmesini hedeflediklerini söyledi."Ses ve görüntü gibi tat ve kokuyu da iletmeyi hedefliyoruz" Çalışmayla birlikte ses ve görüntü gibi iletişim araçlarını geliştirerek tat ve kokuyu da dijital ortamlar arasında transfer etmeyi hedeflediklerini ifade eden Prof. Dr. Oktay Yıldız, "Eskiden iletişim yalnızca yazı diliyle sağlanıyordu. Daha sonra ses iletişime dâhil oldu ve telefonla iletişim kurabildik. Ardından görüntü eklendi. Bizim çalışmamızda ise temel olarak aromanın bir ortamdan başka bir ortama iletilmesi ya da başka bir ortamda yeniden oluşturulması hedeflenmektedir. Bu kapsamda patent başvurumuzu önce ulusal düzeyde Türk Patent ve Marka Kurumu'na yaptık. Daha sonra uluslararası patent başvurusunu da Avrupa Patent Ofisi'ne gerçekleştirdik. Çalışmalarımız devam ederken bir ek patent başvurusu daha yaptık ve son aşamada tasarım tesciliyle bu süreci destekledik. Şu anda başvuruların bir kısmı tescillenmiş, bir kısmının ise süreçleri devam etmektedir. Bu ürün bir yazılım, bir makine ve arka planda çalışan kimyasal bir mekanizmayı bir araya getirmektedir. Yani multidisipliner bir patentten söz ediyoruz. Temel hedefimiz, tat ve koku bileşenlerinin, yani aroma bileşenlerinin bir ortamdan başka bir ortama aktarılmasıdır. Bugün bir kokunun ya da tadın başka bir ortama aktarılması ütopik görünebilir. Ancak bu sistemde kimyasal mekanizma, yazılım ve makine öğrenmesi birlikte çalışarak bu aktarımı mümkün kılmayı hedeflemektedir" dedi. "Sistem mobil cihazlara da entegre edilebilecek" "Aromatör" cihazının hangi alanlarda kullanılabileceğine dair de bilgiler veren Prof. Dr. Oktay Yıldız, "Aromanın iki temel bileşeni vardır: koku ve tat. Biz de bu patentte hem koku hem de tat bileşenlerinin bir ortamdan başka bir ortama iletilmesini hedefledik. Yapılan ulusal ve uluslararası patent araştırmaları, bu ürünün yenilikçi olduğunu ortaya koydu. Patent süreçleri uzun ve titiz ilerleyen süreçlerdir. Türkiye'de Türk Patent ve Marka Kurumu bu alanda oldukça nitelikli ve dünyadaki iyi örneklerden biridir. Bugün bu teknoloji ütopik görünebilir. Ancak telefonun ilk icat edildiği dönemlerde de benzer şekilde sorgulanmıştı. Günümüzde ise hayatın vazgeçilmez bir parçası haline geldi. Aromatör için de benzer bir gelişim öngörülmektedir. Gelecekte sinema salonlarında izlenen bir sahnede kahve içen bir çiftin kahve aromasını, bir çikolata çeşmesinden akan çikolatanın kokusunu ya da tropik bir meyvenin tadını hissedebilmek mümkün olabilir. Ayrıca bu teknoloji için bir ek patent daha yapılmış olup, sistemin mobil cihazlara entegre edilmesi de hedeflenmektedir. İlerleyen süreçte daha küçük boyutlara indirgenerek telefonlara entegre edilmesi ve farklı coğrafyalardaki insanların birbirlerinin bulunduğu ortamın tat ve kokusunu deneyimleyebilmesi amaçlanmaktadır. Önemli olan bu patentlerin alınması değil, bunların ticari bir emtiaya dönüştürülerek ekonomide kullanılabilmesidir. Dünyada patentlerin ticarileşme oranlarının düşük olduğunu göz önünde bulundurduğumuzda, bizim de bu patentler için hedefimiz, birkaç yıl içerisinde ticarileşmelerinin sağlanmasıdır. Benim 24'ün üzerinde patentim bulunuyor. Ayrıca patent ve patent başvuru süreçleri devam eden çalışmalarımız da var. Bu patentler arasında ticari prototipleri üretilmiş olanlar da mevcut, hâlihazırda endüstride kullanılanlar da bulunuyor. Henüz ticari aşamaya geçmemiş olanlar da var. Ancak özellikle bu patent için arzumuz, gayemiz ve umudumuz; ticarileşme süreçlerinin daha hızlı ilerlemesidir" diye konuştu.

Kastamonu Üniversitesi’nde 89 Akademisyen Cübbe Giydi Haber

Kastamonu Üniversitesi’nde 89 Akademisyen Cübbe Giydi

Kastamonu Üniversitesi tarafından 2025 yılında ataması yapılan ve akademik ünvanları yükseltilen öğretim üyeleri için tören düzenlendi. Merkez Kütüphane Sezai Karakoç Konferans Salonunda gerçekleştirilen törende, 2025 yılı içerisinde akademik başarılarıyla öne çıkan akademisyenlere de ödülleri takdim edildi. Törene, Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Ömer Küçük ve Prof. Dr. Selahattin Kaymakcı’nın yanı sıra dekanlar, enstitü ve yüksekokul müdürleri ile çok sayıda akademisyen katıldı. "ÜNVANDA YÜKSELEN VE ÖDÜL ALAN ARKADAŞLARIMIZI GÖNÜLDEN TEBRİK EDİYORUM" Törende konuşan Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal, "Atama ve yükseltilmesi yapılan ve akademik cübbe giyecek olan 21’i profesör, 30’u doçent ve 38’i doktor öğretim üyesi olmak üzere 89 arkadaşımızı ve başarılı çalışmaları ile ödüle hak kazanan 95 arkadaşımızı gönülden tebrik ediyorum. Çalışanı, iyi ve başarılı olanı, ilme katkı vereni, üniversitemizin, ilimizin, ülkemizin gelişmesi için gayret eden arkadaşlarımızı ödüllendirmek ve teşvik etmek önceliğimizdir. Biliyoruz ki başarılı çalışmalar desteklendikçe gelişmekte, yayılmakta, büyümekte ve elbette toplumun bütün kesimleri tarafından takdir görmektedir. Takdir edilen başarılı çalışmalar aslında yeni başarı hikayelerinin de mihmandarı olmaktadır" dedi. "ÜNİVERSİTEMİZ SAYGIN BİR BİLİMSEL DURUŞ VE İSTİKRARLI BİR GELİŞİM GÖSTERMİŞTİR" 2006 yılında kurulan Kastamonu Üniversitesi’nin 20’inci yaşını kutladığını hatırlatan Rektör Topal, "Üniversitemiz bu süre zarfında kurumsallaşmasını üst düzeye taşımış, eğitim öğretimde, araştırma geliştirmede, kalite ve akreditasyon süreçlerinde, uluslararasılaşmada, bölgesel kalkınma ve ihtisaslaşmada, sosyal sorumluluk çalışmalarında ve fiziki yapılanmada önemli bir mesafe kat etmiştir. Üniversitemiz, henüz 20 yaşında genç bir üniversite olmasına rağmen, kısa sayılabilecek bir zaman diliminde güçlü bir akademik kimlik, saygın bir bilimsel duruş ve istikrarlı bir gelişim göstermiştir. Kuruluş yılımızı sadece tarihi bir başlangıç olarak değil, aynı zamanda bir iradenin, bir vizyonun ve daha yüksek hedeflerin bir miladı olarak görmekteyiz. Bugün geldiğimiz noktada akademik ve idari kadromuzun alın teri, fikri, emeği, mesuliyet ve aidiyet duygusu bulunmaktadır. Emek ve gayretleri için tüm mensuplarımıza teşekkür ediyorum" diye konuştu. "30’A YAKIN PROGRAM AKREDİTE OLDU" YÖK 2030 Eylem Planı çerçevesinde dijitalleşme ve veri analitiğinin önemine değinen Rektör Topal, "Bu noktada dijitalleşme, yalnızca bir araç değil, aynı zamanda kalite anlayışını yeniden tanımlayan güçlü bir dönüşüm alanı olarak karşımıza çıkmaktadır. Üniversitemizde kaliteyi merkeze alan çalışmaların neticelerini kısa sürede 30’a yakın programımızın akredite olması ile gördüğümüzü memnuniyetle ifade etmek isterim. Bizler biliyoruz ki akreditasyon ve kalite çalışmaları, üniversitemizin sadece bugünkü performansını değil, gelecekteki saygınlığını ve tercih edilebilirliğini de belirleyen temel alanlardan birisi olacaktır. Dolayısıyla bu çalışmaların sürdürülebilirliği büyük ehemmiyet arz etmektedir. Kalite ve akreditasyon çalışmalarını kurumsal yapımızın ayrılmaz parçası haline getirmek zorundayız" şeklinde konuştu. "GEREK ÜNİDES GEREKSE SOSYAL SORUMLULUK PROJELERİNDE ÜNİVERSİTEMİZ SAYGIN BİR YERE SAHİP" Kastamonu Üniversitesi'nin bilgi üreten bir kurum olmanın ötesine geçtiğini vurgulayan Topal, "Topluma hizmet anlayışı, asli varlık sebeplerimizden biridir. Bizler insan hayatına dokunan, problem çözen, rehberlik eden ve toplumun değerlerini koruyan ve gelişimi destekleyen çalışmalar yapmakla mükellefiz. Akademik yetkinliğin, toplumun değerleri ile birleşmediği bir yerde kalıcı etki bırakmanın mümkün olmadığını biliyoruz. Bundan dolayı sosyal sorumluluk projelerini üniversitemizin yalnızca dışa dönük faaliyetleri olarak değil, aynı zamanda değerler eğitimimizin ve insan merkezli bakışımızın bir yansıması olarak görüyoruz. Gençlerimize rol model olan, bilimsel birikimini sosyal faydaya dönüştüren, dezavantajlı gruplara, çevreye, kültüre ve insana karşı sorumluluk duyan her bir akademisyenimiz, üniversitemizin ahlaki ve entelektüel seviyesini yükseltmektedir. Bu sebeple üniversitemizin yürüttüğü topluma hizmet faaliyetleri ve sosyal sorumluluk çalışmalarının kıymeti izahtan varestedir" şeklinde konuştu. Programda profesör, doçent ve doktor öğretim üyesi kadrolarına atanan toplam 89 akademisyene cübbeleri takdim edildi. Teşvik puanları, SCI indeksli yayınlar, TÜBİTAK ve TÜSEB destekli projeler, patent ve faydalı model çalışmaları, TEKNOFEST ve benzeri yarışmalarda başarılı olan 95 akademisyen de ödüllendirildi.

TÜ’de Patent Farkındalık Eğitimi Haber

TÜ’de Patent Farkındalık Eğitimi

Trakya Üniversitesi (TÜ) Teknoloji Transferi Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından Sınai Mülkiyet Hakları ve Patent Stratejileri Eğitimi’nin ilk oturumu TÜ Tıp Fakültesi Hastanesi’nde bulunan Sağlık Araştırma Uygulama Merkezinde yoğun katılımla gerçekleştirildi. Düzenlenen Programa; TÜ Rektör Yardımcısı ve Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sedat Üstündağ, TÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mustafa Tan, Teknoloji Transferi Uygulama ve Araştırma Merkez Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Tarık Yerlikaya ve akademisyenler katıldı. “PATENT GELİŞTİRME KONUSUNA ÖNEM VERİYORUZ” Programda konuşan TÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mustafa Tan, “Üniversitemiz olarak son bir yıldır faydalı model ve patent geliştirme konusuna büyük önem veriyoruz. Bu alanda yoğun çalışmalar yürütüyoruz. Ancak bizler bu süreci yalnızca sayısal artışlar üzerinden değil, daha çok nitelikli ve katma değer üreten çalışmaların ortaya çıkması hedefiyle sürdürüyoruz. Üniversitemizde bu anlamda ciddi bir ivme yakalanmış durumda. Son dönemde aldığımız geri dönüşler bizleri son derece memnun ediyor. Teknoloji Transfer Merkezimizin yürüttüğü çalışmalar sonucunda oldukça güzel sayılara ve önemli başarılara ulaşmaya başladık. Bu noktada Tıp Fakültemiz bizim için çok önemli ve çok değerli. Son birkaç aydır fakültemizden son derece nitelikli ve başarılı çalışmaların geldiğini görmekten büyük mutluluk duyuyoruz. Bu çalışmaları daha da artırmak ve süreci daha verimli hale getirmek istiyoruz. Aynı zamanda yürütülen başvuru ve değerlendirme süreçlerini de hızlandırmayı hedefliyoruz. Ancak zaman zaman gerek başvuru yapan hocalarımızda gerekse süreci yöneten bizlerde bilgi eksiklikleri olabiliyor. İşte bu tür toplantıları da tam olarak bu eksiklikleri gidermek amacıyla düzenliyoruz” dedi. “MAKALE SAYIMIZDA ARTIŞ SAĞLANDI” Makale sayılarındaki artışa değinen TÜ Rektör Yardımcısı ve Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sedat Üstündağ, “Gerçekten hem Tıp Fakültemizde hem de üniversitemiz genelinde çok güçlü bir akademik kadromuz bulunuyor. Ancak ne yazık ki ulusal ve uluslararası görünürlüğümüz bu güçlü kadronun potansiyelinin gerisinde kalmaktadır. Bu durum bizleri üzmektedir. Göreve geldiğimiz günden bu yana, üniversitemizin hak ettiği yere ulaşması için yoğun bir çaba içerisindeyiz. Peki bu noktaya nasıl ulaşabiliriz? Bunun yollarını hep birlikte arıyoruz. Elbette kullandığımız sistemlerin de bu süreçte önemli bir etkisi var. Bugüne kadar kullanılan sistemler maalesef ürünlerimizi derleyip ortaya koymakta yetersiz kalmıştır. Yeni sistemlerle birlikte önceki yıllara kıyasla makale sayımızda yaklaşık 100 civarında bir artış sağlanmıştır. Bu oldukça önemli bir gelişmedir. İlk kez uluslararası bir endekste 500–700 bandına ulaşmış bulunuyoruz. Elbette bu yeterli değildir; çünkü mevcut akademik kadromuz çok daha iyisini hak etmektedir. Öte yandan yalnızca yayın sayısını değil, ürün niteliğini ve kalitesini de artırmamız gerekmektedir. Tıp Fakültesinde kişi başına düşen yayın sayısı üniversite ortalamasının üzerine çıkmıştır; ancak bu seviyenin çok daha ileriye taşınması gerektiğine inanıyorum. Bunun için öğretim üyelerimizin ve araştırmacılarımızın, ‘Benim bir fikrim var, bir projem var’ diyen herkese tüm kapıları açmamız gerekiyor. Projelerin yazılması, yurt içi ve yurt dışı ortaklıkların kurulması ve bu çalışmaların somut bir ürüne, en nihayetinde ise patente dönüştürülmesi en büyük hedefimizdir” ifadelerine yer verdi. “BİZLERE DOĞRUDAN ULAŞABİLİRSİNİZ” Teknoloji Transferi Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Tarık Yerlikaya, “Biz Teknoloji Transfer Merkezi olarak; üniversitemizin projeleri, patentleri hakkında hızlı ve etkin ilerleyebilmesi için hocalarımıza en yakın şekilde destek vermeye çalışıyoruz. Bizim temel amacımız, siz değerli akademisyenlerimizin idari süreçlerle vakit kaybetmeden yalnızca kendi proje ve patent süreçlerinize odaklanmanızı sağlamaktır. Şunu özellikle belirtmek isterim ki; Teknoloji Transfer Merkezimiz Tıp Fakültesi Dekanlığının hemen yanında yer almaktadır. Dilediğiniz zaman bizlere doğrudan ulaşabilirsiniz. Ayrıca web sitemiz üzerinden de bizlere çevrim içi olarak kolaylıkla ulaşmanız mümkündür” ifadelerine yer verdi. PATENT VEKİLİNDEN EĞİTİM Konuşmaların ardından Patent Vekili Furkan Ali Dönmez, patent farkındalık eğitimi gerçekleştirdi. Gerçekleştirilen eğitimde sınai mülkiyet hakları; patent / faydalı model – teknik fonksiyon, marka – isim hakkı, tasarım – görsel koruma, coğrafi işaret – yöresel ürün koruması gibi çeşitli konularda bilgi verdi. İKİNCİ OTURUM PROJE KAFEDE YAPILDI TÜ Teknoloji Transferi Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından gerçekleştirilen Sınai Mülkiyet Hakları ve Patent Stratejileri Eğitimi’nin 2’nci oturumu ise TÜ Balkan Kongre Merkezi’ndeki Proje Kafe’de gerçekleştirildi. İkinci oturuma; TÜ Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Ahmet Muzaffer Demir, Prof. Dr. Mustafa Tan, Prof. Dr. Eylem Bayır’ın yanı sıra, TÜ Teknoloji Transferi Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Tarık Yerlikaya ve akademisyenler katıldı. MERT ERİŞKİN

Jelatinin yerini kengerin alacak Haber

Jelatinin yerini kengerin alacak

Üniversitenin Ziraat Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. İbrahim Palabıyık ve ekibi şekerlemelerde jelatin yerine kenger sakızının kullanılıp kullanılmayacağı yönünde 2018 yılında bir çalışma başlattı. Çalışmaların tamamlanması sonrası kenger sakızıyla hem daha doğal ürün üretimi elde edileceği hem de ekonomik yönden üreticilere katkı sağlayacağı ortaya kondu. NKÜ Teknoloji Transfer Ofisi Fikri Sınai Haklar ve Ticarileştirme Birimi aracılığıyla Türk Patent ve Marka Kurumu'na başvurusu yapılan çalışma bu yıl ekim ayında "Kenger Sakızı Katkılı Yumuşak Şekerleme Üretimi" ismiyle tescillenerek, patent aldı. -"Kenger önemli bir endüstriyel bitki haline gelecek" NKÜ Ziraat Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. İbrahim Palabıyık, doğal kenger sakızının şekerleme sektöründe kullanılması amacıyla başlattıkları çalışmanın başarıyla tamamlandığını söyledi. Sakızın, kenger bitkisinin toprak kısmında kalan doğal bir ürün olduğunu vurgulayan Palabıyık, yumuşak şekerleme ürünlerinde yapı sağlayıcı, kıvam verici olarak kullanılabileceğine dikkat çekti. Amaçlarının ürün doğallığı ve maliyetlerin düşürülmesi yönünde olduğunu ifade eden Palabıyık, "Türkiye'de şekerleme üretimi yılda 400 bin ton civarında. Bunun azımsanmayacak miktarını çiğnenebilir şekerleme oluşturuyor. Kengerden üretim sağlanırsa kenger önemli bir endüstriyel bitki haline gelir, hem ekonomik değeri şu an çok az olan bir bitki ekonomiye kazandırılacak hem de Doğu Anadolu'da kırsal kalkınma ciddi oranda artacak." dedi. Önemli takviye edici gıdaların kenger sakızıyla üretilebileceğini vurgulayan Palabıyık, kenger sakızının basit bir materyal olarak görülmemesi gerektiğini anlattı. -"Kenger dünyaya açılabilir" Palabıyık, hazımsızlığa iyi gelen kengerin Doğu Anadolu'da sakız olarak kullanıldığına işaret ederek, "Kengeri o yörenin halkı severek kullanıyor. Aslında biz bunu ön işlemlerden geçirerek, dünyaya ihraç edilebilecek önemli bir materyal olduğunu gösterdik." diye konuştu. Palabıyık, ürünün üretimde kullanılması için bir firmayla görüştüklerini belirtti. Ürünlerinin doğallığın yanı sıra ekonomik bir avantajı da üreticiye sunduğunu anlatan Palabıyık, şöyle devam etti: "Pişirme işlemi ve şeker şurubu olmadığı için enerji maliyetinde ciddi bir düşüş sağlandı. Kristilizasyon olmasına gerek kalmadı. Bu sayede üretim kapasitesinde ciddi artış sağlanabilir. Sakız mikserinde kolay bir ekipman ile kompleks olmayan kısa sürede çiğnenebilir şekerleme üretimi üretilmiş olur. Çiğnenebilir şekerlemelerde jelatin kullanılıyor. Jelatinin yerini fonksiyonel özelliğindeki kenger sakızı almış oluyor ve jelatine de gerek kalmıyor. Çiğnenebilir şekerlemede yüksek sıcaklık prosesine gerek kalmıyor. Bu sayede sıcaklık ve sıcaklığa hassas olan yararlı bileşenler çiğnenebilir şekerlemeye kolaylıkla entegre oluyor." - Kenger hakkında Çok yıllık otsu bitki kenger, dikenli yapısı ve üzerindeki kırmızı, mor renkli çiçekler açmasıyla biliniyor. Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerindeki dağlık kesimlerde ilkbaharda doğal olarak yetişen, dikeni, tohumu ve kökleri farklı şekillerde tüketilebilen şifa kaynağı kenger bitkisinin otundan yemek, tohumlarından kahve ve kökündeki sıvıdan da sakız elde ediliyor. Kengerin, safra kesesi, kulak zarı yırtılmalarına iyi geldiği, ayrıca sakızının diş ve diş eti rahatsızlıklarını giderdiği düşünülüyor.

YAKIT TASARRUFU SAĞLAYAN BULUŞLARI İÇİN PATENT BAŞVURUSU Haber

YAKIT TASARRUFU SAĞLAYAN BULUŞLARI İÇİN PATENT BAŞVURUSU

Fakültede Dr. Öğr. Üyesi Dinçer Akal öncülüğündeki ekibin geliştirdiği sistem temmuz ayında TÜRKPATENT'ten patent aldı. Akal ve ekibindeki Hema Endüstri İnsan Kaynakları Yöneticisi Makine Yüksek Mühendisi İlker Selvi ve Hattat Traktör Arge Şefi makine mühendisi Mustafa Kütük buluşun Avrupa'da tescillenmesi için Avrupa Patent Enstitüsüne başvurdu. Akal, yaptığı açıklamada zorlu şartlarda çalıştırılan traktör, iş makinesi ve arazi araçlarının yoğun toza maruz kaldığını söyledi. Motorlar üzerinde inceleme ve ölçümler gerçekleştirdiklerini belirten Akal, "Yaptığımız ölçümlerde tıkanıklık seviyesi yüzde 50'inin üzerine çıktıktan sonra basınç düşüşü oluyor ve çok fazla yakıt tüketimine neden oluyor. Türkiye'deki traktörlerde hava filtresi tıkandığında bir ışık yanıyor, bu durumda yaptığımız ölçümde yakıt tüketimi yüzde 100 artıyor." dedi. - "Sürücüler sanayiye gitmek zorunda kalmıyor" Akal, yaşanan sorunu çözmek için otomatik bir sistem geliştirdiklerini ve başarı elde edildiğini ifade etti. Hava filtrelerinin tıkanması sonucu motorun güç değerinin azaldığını ve yakıt tüketiminin arttığını aktaran Akal, şunları kaydetti: "Sistemi otomasyon, elektronik devre ve temizleyici olmak üzere 3 ayrı aşamada geliştirdik. Bugüne kadar hiçbir traktörde yapılmamış bir sistemdi. Bunu motorun üzerine monte ettik. Bu sistem sayesinde hiçbir zaman uyarı ışığı yanmıyor. Yoğun toz durumunda temizleyici otomatik olarak devreye giriyor. Motoru durduruyor ve otomatik olarak hava filtresi temizleniyor. Daha sonra sürücü çalışmasına devam ediyor. Sürücüler sanayiye gitmek zorunda kalmıyor. Bu sistem sayesinde yakıt tasarrufu sağlanmış oluyor. Emisyon oranları da düşmüş oluyor, çevreye katkı sağlanmış oluyor." Buluşun Avrupa'da patent alması için başvuruların yapıldığını dile getiren Akal, sistemi daha da geliştirmeyi hedeflediklerini söyledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.