Hava Durumu

#Sarayiçi

Batı Ekspres - Edirne'nin Haber Sitesi - Sarayiçi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sarayiçi haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Eren; “Kırkpınar Yeri Taşınacaksa Muhataplarıyla Tartışılmalı” Haber

Eren; “Kırkpınar Yeri Taşınacaksa Muhataplarıyla Tartışılmalı”

Edirne’de “Kırkpınar Yerleşim Alanı Forumu: Er Meydanı'nın Geleceği” konusuyla düzenlenen Edirne Kent Konseyi (EKK) 37’nci genel kurulunda son sunumu Edirne Çevre Gönüllüleri Derneği (EÇGD) Başkanı Ayten Eren yaptı. Atatürk Kültür Merkezi küçük salonunda düzenlenen genel kurulda konuşan Eren, Edirne’de herkesin Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nin değerini bildiğini ve tartışmanın Sarayiçi Er Meydanı’nın taşınması ile ilgili değil; Edirne Sarayı ve ona ait Has Bahçesi’nden oluşan bütünlüklü alanın parçalanması olduğunu söyledi. “KÜLTÜR ALANI VE DOĞAL MİRASIN GELECEĞİNİ KONUŞUYORUZ” Eren, Sarayiçi’nde daha önce betondan oluşan yapı bulunmadığını, ihtiyaç olmasının ardından tribünlerin yapıldığını belirterek; “Biz burada bir stadyumu tartışmıyoruz. Biz bir kültür alanının ve doğal mirasın geleceğini konuşuyoruz. Kırkpınar bizim ortak değerimiz ama sorun Osmanlı’nın ikinci büyük sarayının bahçesine inşa edilmiş olmasıdır. Alan seçimi sırasında bu bölgenin ekolojik bütünlüğü anlaşılamamış. Çünkü yöneticilerde bu konuda çalışılmış yaygın bir bilgi yok. Bu nedenle o dönemde alanın daha çok uygun görüldüğünü düşünüyorum” ifadelerini kullandı. “TÜRKİYE’NİN BİRÇOK BÖLGESİNE GÖRE ZENGİN BİR ALAN” Sarayiçi’nin bütünlüğünün bozulduğunu vurgulayan Eren; “Çok kıymetli bir sarayımız var ve Tunca taşkınlarından oluşan çok büyük bir ekosistem var. Kuş türü var, 147 tane takson ve alt grupları var. 72 çeşit kuş grubu var. Karşılaştırdığımız zaman Türkiye’nin birçok bölgesine göre oldukça zengin bir alan. Değerlerimizi yaşatmanın yolu, onları doğru mekanda ve doğru planlamayla yapmak. Artık elimizde bilgi var, bu bilgiyle bu çalışmayı yapmamız gerekiyor” dedi. “BÖLGENİN DEĞERİNİN ORTAYA ÇIKARILMASINI İSTEDİK” EÇGD’nin 2014 yılından başlayarak Tavuk Ormanı’nı (Has Bahçe) çalıştığını söyleyen Eren; “2014’ten sonra bu bölgede Trakya Üniversitesi hocalarımız ile birlikte kaçak ağaç kesimleri, Edirne Sümbülü’nün değerinin anlaşılamaması, saray ve bütünlüğünün bozulması konularında toplantılar yaptık. Bu bölgenin değerinin ortaya çıkarılmasını istedik. Bu bölgede Kırkpınar Stadyumu’nun da bu bütünlüğü bozduğunun üzerine bir çalışmaları var. 2017’de bir panel düzenledik ve sonuçlarını valilik ve belediye ile paylaştık” sözlerine yer verdi. “SARAYİÇİ’NİN RUHUNA, TARİHİ DOKUSUNA VE DOĞASINA UYGUN DEĞİL” Eren, Has Bahçe’ye kurulan Kırkpınar Stadyumu’nun Sarayiçi’nin ruhuna, tarihi dokusuna ve doğasına uygun olmadığını belirterek; “Kırkpınar güreşleri hızlı biçimde bu bölgeden çıkarılmalıdır. Osmanlı sarayının has bahçesi, mevcut yasalarımıza göre bilimsel açıdan korunmalıdır. Geleceğe aktarılması için tüm imkanlar devreye sokulmalıdır. Has Bahçe’nin birinci derecede arkeolojik sit alanı ilan edilmesini talep ediyoruz. Tüm kurumları ve yöneticileri duyarlı olmaya ve gereğini yapmaya davet ediyoruz. Böyle bir üst yazı hazırlayıp 2 bin tane imza topladık. Bunu teslim ettik ama dönemin valisi yapacağı bir şey olmadığını söyledi” dedi. “TARTIŞMALAR SADECE SPOR ALANIYLA SINIRLI DEĞİL” Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nin düzenlendiği alanın taşınması tartışmalarının sadece spor alanı ile sınırlı olmadığını söyleyen Eren; “Biz burada bir kültürel mirasın korunmasını, arkeolojik alanın bütünlüğünün sağlanmasını, kent planlaması açısından çok büyük bir tartışmadan söz ediyoruz. Kırkpınar alanı taşınır ya da taşınmaz ama önemli olan bu bölgenin o bütünlüğünün farkına varmak ve devletin kurumlarının planlamayı bilim insanlarıyla birlikte yapmasını sağlamaktır” ifadelerine yer verdi. YER DEĞİŞİKLİĞİNİN NASIL OLMASI GEREKTİĞİNE DİKKAT ÇEKTİ Eren, Kırkpınar geleneğinin korunması ve yaşatılması gerektiğini belirterek; “Sarayiçi gibi arkeolojik ve ekolojik hassasiyeti yüksek alanlar, yapılaşma ve yoğun kullanım baskısından korunmalı. Olası bir yer değişikliği ya da alan düzenlenmesi, bilim insanları, güreş camiası, sivil toplum örgütleri, meslek odaları ve Edirne halkının katılımıyla şeffaf bir biçimde yürütülmelidir. Kırkpınar geleneği mekânsal değil, kültürel süreklilik üzerinden tanımlanması gerekiyor. Valiliğin taşınması ile ilgili bir kararı var ama bizim düşünce farkımız, bunun halk, sivil toplum örgütleri ve bütün muhataplarıyla tartışılmasından sonra karar verilmesi gerektiğidir. Bu nedenle bu süreci çok onaylamıyoruz. Trakya Üniversitesi ve bilim insanlarına kapatılan saray çalışmaları kabul edilemez. Hep birlikte karar verilmeli” diye konuştu. UĞUR AKAGÜNDÜZ

Erkin’den Sarayiçi Er Meydanı’na Öneriler Haber

Erkin’den Sarayiçi Er Meydanı’na Öneriler

Edirne’de “Kırkpınar Yerleşim Alanı Forumu: Er Meydanı'nın Geleceği” konusuyla düzenlenen Edirne Kent Konseyi (EKK) 37’nci genel kurulunda üçüncü sunumu Kırkpınar Kültürünü Tanıtma ve Yaşatma Derneği Kurucu Başkanı Hüseyin Erkin yaptı. Atatürk Kültür Merkezi küçük salonunda düzenlenen genel kurulda konuşan Erkin, Edirne’nin Kırkpınar Yağlı Güreşleri Festivali’nde beklenen gayreti gösteremediğini ve katma değere dönüştüremediğini söyledi. “OLİMPİYATLAR KADAR ÖNEMLİ” Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nin Olimpiyatlar kadar önemli olduğunu belirten Erkin; “Biz, dernek olarak üniversite ile birlikte 2-3 kez sempozyum düzeyinde çalışma yaptık ama gerisi gelmedi. Çok basit düzeyde yazılmış kitaplar var ama özellikle Osmanlı’da yağlı güreşin nasıl şekillendiğini, neler yapıldığı herhangi bir şey ortaya konamadı” ifadelerini kullandı. “ÇOK AMAÇLI HALE GETİRMEMİZ GEREKİYOR” Erkin, Sarayiçi Er Meydanı’nın yılda 2,5 gün aktif olarak kullanıldığını söyleyerek; “Bizim burayı çok amaçlı kullanılan hale getirmemiz gerekiyor. Örneğin; ben futbol sahası olması açısından ilimizin kıymetli hakemi Özgür Yankaya’yı da buraya götürdüm. Boyutunu ölçtük. Şu anda standart bir futbol sahasına dönüşebiliyor. 25 Kasım Stadımızın faaliyetine son verildi. Burasını çoklu hale getirmek gerekiyor” dedi. “ESKİ KIRKPINAR MAYIS AYINDA YAPILIYORDU” Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nin düzenlendiği tarihlere dikkat çeken Erkin; “Eski Kırkpınar’ın yapılış tarihleri hep Mayıs ayında. Buradaki öğrenci sayısının artmasından sonra ileri ötelenmiş. Halbuki bizim yaklaşık 40 bin öğrencisi olan Trakya Üniversitemiz var. Biz bu öğrencilere ve onların velilerine Kırkpınar’ı tanıtmada hiçbir gayret göstermiyoruz. Üniversitenin her yıl Mayıs ayında bahar şenlikleri oluyor. Bu şenliklerin bir bölümünü veya tamamını Kırkpınar alanı içerisinde yapabiliriz. Öğrencilerin Kırkpınar’ın adını öğrenmeleri, burada ne yapıldığını bilmeleri bile önemlidir” sözlerine yer verdi. Erkin, son olarak Sarayiçi’nde boş olan bir bölüme de otopark yapılmasını önerdi. UĞUR AKAGÜNDÜZ

Bilar; “Kırkpınar Yalnızca Yağlı Güreş Organizasyonuna Dönüşür” Haber

Bilar; “Kırkpınar Yalnızca Yağlı Güreş Organizasyonuna Dönüşür”

Edirne’de “Kırkpınar Yerleşim Alanı Forumu: Er Meydanı'nın Geleceği” konusuyla düzenlenen Edirne Kent Konseyi (EKK) 37’nci genel kurulunda ilk sunumu Edirne Kent Kültürü ve Bilincini Geliştirme Derneği Başkanı Ender Bilar yaptı. Atatürk Kültür Merkezi küçük salonunda düzenlenen genel kurulda konuşan Bilar, her yıl düzenlenen Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nin yüzyıllardır süregelen geleneğiyle toplumsal sürekliliğin ve ortak değerlerin yaşatıldığı önemli bir törensel alan oluşturduğunu söyledi. “EDİRNE’Yİ FETHEDEN KIRK AKINCININ ANISINI CANLI TUTUYOR Kırkpınar’ın 1357’de Orhan Gazi’nin Rumeli seferi sırasında oğlu Süleyman Paşa’nın Semavine’de mola veren yiğitlerinin güreşiyle destanlaştığını belirten Bilar; “1361’de I. Murad’ın Edirne’yi fethetmesinin ardından ‘Bitmeyen Güreşin Devam Eden Efsanesi’ olarak tarihe geçen Kırkpınar Yağlı Güreşleri, Edirne’nin fetih döneminde şehit olan kırk akıncının hatırasını yaşatan ve bu hatırayı kuşaktan kuşağa aktaran geleneksel kültür mirasıdır. Bu bağlamda Kırkpınar Yağlı Güreşleri de Edirne’yi fetheden kırk akıncının anısını canlı tutan, geçmişle bugün arasında kültürel süreklilik kuran yaşayan bir gelenek olarak varlığını sürdürmektedir” ifadelerini kullandı. “KIRKPINAR KÜLTÜREL HAFIZANIN CANLI BİR İFADESİDİR” Bilar, Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nin yalnızca bir spor etkinliği değil, yüzyılları aşan kültürel hafızanın canlı bir ifadesi olduğunu vurgularken; “2010 yılında UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’ne ‘Kırkpınar Yağlı Güreş Festivali’ adıyla yer alan bu gelenek, kültürel kimliği, öğeleri, toplumsal değerleri, ustalık bilgisini ve ritüelleri yaşatarak kolektif belleği diri tutmaktadır. Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nin gerçekleştirildiği alanın Yunanistan sınırları içinde kalması nedeniyle 1924 yılından itibaren güreşler, Edirne’deki Sarayiçi Er Meydanı’nda yapılmaya başlanmıştır. Bu alan, Edirne Sarayı’nın has bahçesi olarak düzenlenmiş olup döneminde padişahların kültür, sanat ve spor etkinlikleriyle halkla buluşarak geçmişe tanıklık ettiği tarihî bir mekândır. Kırkpınar’ın eski dönemlerinde Semavine Çayırı’nda yapıldığı zamanlarda da çeşitli şenlik ve gösterilere ev sahipliği yapan bu alan, yağlı güreş geleneğinin sürekliliğini temsil ederek kentin tarihsel hafızasında önemli bir yer edinmiştir” dedi. “YALNIZCA GÜREŞLERİ YAPILDIĞI BİR ALAN DEĞİL” Sarayiçi Er Meydanı’nın yalnızca güreşlerin yapıldığı fiziksel bir alan olmadığını belirten Bilar; “Kültürel belleğin somutlaştığı tarihsel bir mekândır. Yüzyıllardır aynı yerde sürdürülen Kırkpınar geleneğinde mekânın değişmesi, sadece bir yer değişikliği değil, aidiyetin, anlamın ve sürekliliğin yeniden tanımlanması demektir. Kırkpınar ve onun Er Meydanı, bu nedenle yalnızca bir spor etkinliği değil, yaşayan bir toplumsal hafıza ve kültürel direncin simgesidir. Kırkpınar Yağlı Güreşleri, yalnızca bir spor organizasyonu değildir. Kültürel kimlik, öğe ve ritüelleriyle birlikte yaşayan köklü bir kültürel miras unsurudur. Bu mirasın en önemli taşıyıcılarından biri ise geleneksel olarak Sarayiçi Er Meydanı’dır. Er Meydanı, tarihsel sürekliliğin somutlaştığı, kolektif belleğin mekâna tutunduğu bir kültürel sahne niteliği taşır. Er Meydanı’nın yer değiştirmesi ya da mekânsal niteliğinin dönüşmesi, yalnızca fiziki bir değişim olarak değerlendirilmemelidir. Bu durum, kültürel süreklilik algısını ve toplumsal hafızayı doğrudan etkileyecektir. Çünkü geleneksel olarak Sarayiçi ile özdeşleşmiş olan Kırkpınar, mekân aracılığıyla tarihsel derinliğini görünür kılmaktadır. Mekânsal kopuş, ritüelin bağlamını zayıflatma ve kültürel bütünlüğü aşındırma riski taşır” sözlerine yer verdi. “SORUN FİZİKSEL MEKANIN DEĞİŞMESİ MİDİR? Bilar, Er Meydanı’ndaki mekânsal değişimin, somut olmayan kültürel mirasın sürdürülebilirliği açısından dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini ifade ederek; “Çünkü mekânın taşıdığı tarihsel ve sembolik anlam, geleneğin özgünlüğünü ve sürekliliğini doğrudan besleyen temel unsurlardan biridir. Mekânın değişmesi, UNESCO tarafından tescillenmiş somut olmayan kültürel mirasın özgün bağlamını aşındırabilir; mirasın evrensel değer beyanında vurgulanan tarihsel süreklilik ilkesine zarar verebilir. Bu durum kent kültüründe kimlik kaybına ve hafıza kopuşuna yol açarak, kültürel mirasın yerle bütünleşmiş anlamını zayıflatır. Böylece geleneğin otantik yapısı ve temsil gücü olumsuz etkilenir. Etkinlik, tarihsel derinliğinden koparak yalnızca bir yağlı güreş organizasyonuna dönüşür. Bugün mekânın taşınmasını değil, Kırkpınar Müzesi’ni nereye ve nasıl kurmamız gerektiğini tartışmamız gerekmez miydi? Şimdi sizlere soruyorum; Sorun fiziksel mekânın değişmesi midir? Yoksa tarihe tanıklık eden mekânın ‘anlamının’ yok edilmesi mi? Çünkü bazen toprak aynı kalır; fakat ruh yer değiştirir” diye konuştu. UĞUR AKAGÜNDÜZ

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.