Hava Durumu

#Sarayiçi

Batı Ekspres - Edirne'nin Haber Sitesi - Sarayiçi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sarayiçi haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Rifat Osman, Sarayiçi’nde Toplu Mezarı Yazmış Haber

Rifat Osman, Sarayiçi’nde Toplu Mezarı Yazmış

Edirne Valisi Yunus Sezer’in geçtiğimiz günlerde yaptığı basın açıklamasında, Edirne Sarayı’nın ihya çalışmalarındaki kazılarda, Balkan Savaşları’nda şehit düşen askerlere ait toplu mezarların bulunduğunu söylemesi, kentte birçok kesimin dikkatini çekti. " Vali Sezer’in gündeme getirdiği toplu mezarları Edirne tarih yazarı, ressam, hekim, mimar Tosyavizade Dr. Rifat Osman’ın birebir şahit olarak eserinde yazdığı ortaya çıktı. Osman, Edirne Valiliği Kültür Yayınları tarafından yayımlanan ve Yrd. Doç. Dr. Ratip Kazancıgil tarafından günümüz Türkçesi’ne çevrilen Edirne Rehnüması (Edirne Şehir Kılavuzu) adlı eserinde, Sarayiçi’nde yaşananları “facia” olarak nitelendirirken; bölgede tutsak edilenlerin gömüldüğü toplu mezarı gördüğüne yer vermesi dikkat çekti. “İÇİNDE CESETLER GEÇEN TUNCA SUYUNDAN İÇTİM” Osman, eserinin “Balkan Harbinde Edirne” adlı başlığının “Tartışma” bölümünde, Sarayiçi mevkiinde Bulgarlar tarafından yapılanları gördüğünü belirterek; “Ben, o ağaçların altında bir asker tabibi olduğum halde 4 gün ekmek görmedim ve yalnız içinde cesetler geçen Tunca suyundan içtim. Sarayiçindeki tutsak erlere değil, subaylara bile bir şey verilmedi. Fransa’da öğrenim yapmış bir Bulgar tabibi bana bir kutu sigara verdiği için binbaşısı tarafından azarlandı ve kutu geri alındı. Tutsak erler, dediğiniz gibi ağaç kabuklarını ateş yakmak için değil, yemek için kopardılar. Yediler ve öldüler” ifadelerine yer veriyor. “SARAYİÇİ’NDE CESETLERİ TAŞ SÜTUNUN YANINA GÖMDÜRDÜLER” Osman, dizanteri nedeniyle bölgede tutsak olan birçok kişinin hayatını kaybettiğini ifade ederken; “Dizanteri o kadar korkunç sayıda ölüme neden oldu ki Bulgarlar kolera vardır diye kaçtılar, yalnız köprü başlarında nöbetçi bıraktılar. Halbuki hastalık, açlık üzerine soğuktan ileri geliyordu. Nihayet, 3 gün sonra verilen yeşil küflü, taş gibi peksimetler ve ona benzer ekmekleri ise yiyen zehrinden, yemeyen ise açlıktan öldü. Sarayiçi faciasına merkez asker hastanesi tabipleri 22 günde son vererek her gün Sarayiçi’ne gidip muayene yaptıkça 5’er, 10’ar hastaneye kaldırdılar. Sarayiçi’nde tutuklu hasta erleri hastaneye yatıracak yer olduğu ve Mart’ın soğuk günlerinde Sarayiçi’nin yaş çayırları üzerinde etrafı açık çadırlarda yatmalarının uygun olmayacağı hatırlatıldığı halde hastaneye götürülmelerine Bulgar komutanı izin vermemiştir ve Sarayiçi’nde açıkta kalan çıplak cesetleri de oradaki taş sütunun yanına gömdürdüler” dedi. “YAYLIM ATEŞİYLE KATLEDİLDİLER” Osman, eserinde hasta ve yaralı erler ile subayların sayısı ile ilgili de bilgi verirken; “Kalenin düşüşünde ve düşüşünden sonra Edirne Merkez Asker Hastanesi’nde bulunan hasta ve yaralı erler ve subaylar 1270’i aşkın idi. Hastane tabipleri ise öbür tutsaklar gibi Bulgaristan’a gönderilmeyip hastalarını tedavi için hastanede bırakılmışlardır. R. 17 Nisan 1329-M. 1913/1914 tarihinde Edirne Askeri Mevki baştabibi binbaşı Gospodin Kiryakof, yanında birkaç Bulgar askeri tabibi olduğu halde hastane koğuşlarını gezerek nekâhat (iyileşme) döneminde bulunan erlerden 72 kişiyi çıkartmış ve bunlar, Bulgar erlerinin gözetiminde, hastane civarında Tunca nehri kenarından Bulgaristan’a gönderilmek üzere götürüldükleri sırada, adı geçen Bulgar erleri tarafından açılan bir yaylım ateşi ile 20’den fazlası katledilip soyulmuşlardır. Bu biçare sakat erlerin idam nedenleri de yürüyemeyip geride kalmalarıdır” sözlerine yer veriyor. UĞUR AKAGÜNDÜZ

Vali Sezer; "Edirne’nin Yıldızını Parlatmalıyız" Haber

Vali Sezer; "Edirne’nin Yıldızını Parlatmalıyız"

Edirne Valiliği’nde düzenlenen basın toplantısında konuşan Edirne Valisi Yunus Sezer, 2026 yılının Edirne’nin yıldızının her alanda parladığı yıl olması temennisinde bulundu. ‎Edirne’nin yıldızını parlatmak için kentin konumunu, yapısını ve sınır avantajlarının değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Sezer, Edirne’nin gelecekteki yüz yılını belirlemenin önemine değindi. ‎Edirne’nin tarihi hazinesini gün yüzüne çıkarmak için gece gündüz çalıştıklarının altını çizen Sezer, gastronomi, turizm, kültür ve tarımın bu kent için vazgeçilmez olduğunu belirtti. ‎Saraçlar Caddesi’nde, Sarayiçi’nde, Kaleiçi’nde, Meydan ve Umurbey Mahalleleri’nde, Gazimihal Hamamı’nda ve birçok tarihi alanda çalışmalarını sürdürdüklerini ifade eden Sezer, 3 yıl sonra Edirne’nin turizm konusunda çok farklı bir konumda olacağını vurguladı. ‎Turizmin yanı sıra tarımsal çalışmaları da sürdürdüklerinin altını çizen Sezer, Meriç Nehri’nden Çakmak Barajı başta olmak üzere kent genelindeki barajlarda su depolanacağını ifade etti. ‎Çiftçinin kuraklık endişesiyle karşı karşıya kalmaması için tüm rezervleri dolduracaklarına değinen Sezer, sera kurulumu için de destek vermeye devam edeceklerini açıkladı. ‎Kentte tüm bu işler ilerlerken istihdam projelerine de aralıksız devam ettiklerini söyleyen Sezer, Çerkezköy - Kapıkule Hızlı Tren hattındaki çalışmaların yüzde 98 oranında tamamlandığını ve test çalışmalarına başlanacağını açıkladı. ŞENER URFA

Edirne’de Öğrencilerden Nehir Kıyısı Temizliği Haber

Edirne’de Öğrencilerden Nehir Kıyısı Temizliği

Trakya Üniversitesi (TÜ) Eğitim Fakültesi öğrencileri, Topluma Hizmet dersi kapsamında, Tunca nehri kıyısında plastik temizliği yaptı. Dr. Öğr. Üyesi Sezgin Kondal’ın yönetiminde, Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nin de düzenlendiği Sarayiçi mevkiine gelen öğrenciler, Tunca nehri kıyısında yoğunluğuyla dikkat çeken plastik atıkları topladılar. Edirne Sarayı’nın gölgesinde gerçekleşen Topluma Hizmet dersinde öğrenciler, insan eliyle atılan plastik atıkların toprağa ve nehir suyuna karışmasını engellediler. “PLASTİK ATIKLARIN SUYA KARIŞMASINI ENGELLİYORUZ” Nehir kıyısında plastik temizliğiyle gerçekleşen Topluma Hizmet dersi ile ilgili konuşan Dr. Öğr. Üyesi Sezgin Kondal, derste çevre duyarlılığı projesi gerçekleştirdiklerini söyleyerek; “Edirne’mizin özellikle Tunca ve Meriç nehirlerinin kıyılarına giderek, plastik atıkların bulunduğu yerleri temizliyoruz ve bu atıkların suya karışmasını engelliyoruz. Çünkü bu atıklar nehir suyuna karıştığında Saros’a kadar gidiyor. Dolayısıyla nehirdeki ve Saros’taki bütün canlılar plastik atıklardan etkileniyor” ifadelerini kullandı. “AMACIMIZ FARKINDALIK YARATMAK” Kondal, amaçlarının aynı zamanda farkındalık yaratmak olduğunu belirterek; “Çünkü biz burada 10 kişiyiz ve kirlilik bu sayıda bir grupla çözülecek bir şey değil. Ama öğrencilerimiz mezun olduğunda, gittikleri okullardaki öğrencilerine plastiğe duyarlılığı aşılarlarsa en büyük kazanımız olacaktır” dedi. “BURAYI PİS BULMAKTAN RAHATSIZ OLMUYORLAR” İnsanların çevreye karşı bilinçli olması gerektiğini ifade eden Kondal “Buraya her gün gelen insanların, bir daha geldiklerinde burayı pis bulmalarından rahatsız olmaları gerekiyor ki ilginç bir şekilde rahatsız olmuyorlar. İnsanlar burada yiyip içiyor ve çöpünü burada bırakıp gidiyor. Plastik yüzlerce yılda erimiyor ve toprağa, suya karışıyor. Sonucunda da çevreyi kirletiyor” sözlerine yer verdi. UĞUR AKAGÜNDÜZ

Kırkpınar Ağası Özünlü: “Bir Milyon Fidan Hedefiyle El Eleyiz” Haber

Kırkpınar Ağası Özünlü: “Bir Milyon Fidan Hedefiyle El Eleyiz”

11 Kasım Milli Ağaçlandırma Günü kapsamında Keşan Sivritepe mevkiinde gerçekleştirilen fidan dikim etkinliğine katılan Kırkpınar Ağası Ufuk Özünlü, projeye ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Özünlü, yeşil vatan bilinciyle başlatılan bu sürecin artık somut adımlarla büyüdüğünü belirtti. Özünlü, konuşmasında bu fikrin ilk kez Sarayiçi’nde yapılan bir açılışta dile getirildiğini hatırlatarak "Bu projeyi daha önce Sarayiçi’nde gerçekleştirdiğimiz bir açılışta dile getirmiştim. O günden bu yana da bu konuyla ilgili boş durmadık. Sayın Valimizle sık sık istişarelerde bulunduk, belediyemizle de ciddi bir uyum ve iş birliği içerisindeyiz” dedi. Başlangıçta sembolik bir anlam taşıyan fikrin bugün geniş bir etki alanına ulaştığını ifade eden Özünlü, şunları söyledi: "Aslında proje ilk olarak sembolik bir anlam taşıyordu. Ancak bugün, sağ olsun Valimiz bizleri davet etti ve bu etkinlikte ilk uygulamasını görmüş olduk. Bundan sonra da çok sayıda yeni proje bu fikirle birlikte hayata geçmeye başladı. Örneğin, Ulaştırma Bakanlığı’nın başlattığı ‘Trene Binen Herkese Bir Fidan’ uygulaması da bu etkileşimin bir sonucu olarak ortaya çıktı.” Kırkpınar ailesi olarak sürdürülebilir çevre projelerine destek vermeye devam edeceklerini vurgulayan Özünlü, hedeflerinin büyük olduğunu belirtirken "Bu fikrin giderek yayılması ve karşılık bulması beni son derece mutlu etti. Kırkpınar ailesi olarak bizim de burada en az bir alan ve en az bir milyon fidan hedefimiz var. Bu sayı zamanla artabilir. Çünkü bizim tüm projelerimizde en önemli unsur sürdürülebilirliktir. Bu proje de aynı şekilde sürdürülebilir bir şekilde devam edecek" dedi. MEHMET EFECAN HIDIROĞLU

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.