Hava Durumu

#Şehir

Batı Ekspres - Edirne'nin Haber Sitesi - Şehir haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Şehir haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

“Kırkpınar Er Meydanı’nın Kamulaştırma Süreci Sürüyor” Haber

“Kırkpınar Er Meydanı’nın Kamulaştırma Süreci Sürüyor”

Edirne Valisi Yunus Sezer, Kırkpınar Er Meydanı’nın taşınması, Kıyık tabyadaki çalışmalar, Edirnespor’un son durumu ve Orduevi’nin yerine yapılacaklar ile ilgili açıklama yaptı. Vali Sezer, Sarayiçi’ndeki yerinden taşınacak Er Meydanı için detayları açıklarken; mevcut alana da şehitlik kurulacağını söyledi. Sezer ayrıca Kıyık tabyada çalışmaların devam ettiğini belirterek, Hıdırlık tabya gibi fonksiyon verileceğini açıkladı. Edirnespor için şehre ve kurumlara da seslenen Sezer, Orduevi’nin yerine yapılacakları da anlattı. “SARAYİÇİ’NDEN UZAKLAŞMAYACAK” Kırkpınar Er Meydanı’nın taşınacağını söyleyen Sezer; “Kırkpınar Er Meydanı ile ilgili olarak bir kamulaştırma süreci devam ediyor. Oradaki futbol sahasının karşı tarafında, seddenin gerisinde, taşkın sahasının dışındaki yerle ilgili olarak kamulaştırma süreci devam ediyor. Diğer taraftan da proje hazırlık çalışmaları devam ediyor. Milli Saraylar Başkanlığı’mız, Gençlik ve Spor Bakanımız ve Belediye ile görüşerek, çok yönlü bir şekilde ilimize uygun, yağlı güreşler ve salon sporlarının 12 ay etkinliklerin olduğu, müzesiyle beraber bir şey düşünüyoruz. Cumhurbaşkanımızın talimatıyla, Gençlik ve Spor Bakanlığı’mız, bizler, Milli Saraylar Başkanlığı’mız, herkes bir çalışma içerisinde. İnşallah kısa zamanda neticelendirmeye çalışacağız. Sarayiçi’nden de uzaklaşmayacak. Orada da Milli Saraylar Başkanlığı’mızın çalışmaları var. Balkan Savaşları’nda esir alınan askerlerimizin tutulduğu, kazı çalışmalarında şehitlerimiz olduğu tespit edildi. Büyük ihtimalle çok fazla şehidimizin olacağı bir yer. Orasının ruhuna uygun bir şehitlikle beraber bütünlük oluşturacak şekilde tamamlamayı düşünüyoruz. Süreç devam ediyor. Edirne’miz ve ülkemiz için hayırlı olacak” ifadelerini kullandı. “KIYIK TABYAYA FONKSİYON YÜKLEYECEĞİZ” Şükrü Paşa anıtının geçen yıl restorasyon ve bakımının yapıldığını söyleyen Sezer; “Bu yıl da Kıyık tabya ile ilgili çalışma devam ediyor. Kıyık tabyası da önümüzdeki yıl biter. Çünkü çalışma bu yıl yeni başladı. Ona da Hıdırlık tabyası gibi bir fonksiyon yüklenerek hızlı bir şekilde tamamlanacak” dedi. “EDİRNESPOR’A SAHİP ÇIKMAMIZ LAZIM” Sezer, Edirnespor’un son durumu ile ilgili de konuşurken; “Edirnespor’a sahip çıkmamız lazım. Geçen yıl Gençlik ve Spor Bakanlığı’mızın destekleriyle Valilik olarak kısmen destek olduk ve bir yere kadar geldi. Bu sene de elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz ama maddi imkanlar dolayısıyla çok fazla destek olamıyoruz. Şehir ve kurumlar olarak Edirnespor’a sahip çıkmamız lazım. Şehri temsil eden bir takım. Sorunlar olabilir. Bunları konuşup çözmekte fayda var” sözlerine yer verdi. “OTOPARK VE KAFETERYA OLACAK” Orduevi’nin yeri ile ilgili de açıklama yapan Sezer; “Altın Üçgen’e de uygun bir şekilde hem otopark ihtiyacı hem de sunumların yapılabileceği kafeterya türü bir yer olacak. Biz de destek olacağız” diye konuştu. UĞUR AKAGÜNDÜZ

Ecdat, Çanakkale'de 111 Yıl Önce Düşmanla ve Yangınlarla Mücadele Etmiş Haber

Ecdat, Çanakkale'de 111 Yıl Önce Düşmanla ve Yangınlarla Mücadele Etmiş

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Barış Borlat, 111 yıl önceki savaşta sivil yerleşim yerlerinin de zarar gördüğünü söyledi. Borlat, Çanakkale merkezde bulunan Çimenlik Kalesi ve cami minareleri gibi yüksek alanların düşman donanmasının hedefi haline geldiğini anlatarak, 18 Mart 1915'te saat 10.00 civarı İtilaf Devletleri donanmasının Çanakkale Boğazı'na girerek şehri çift taraflı bombalamaya başladığını kaydetti. Bombaların Çimenlik Kalesi'nin hemen arkasında bulunan yerleşim alanlarına, aynı zamanda Hamidiye Tabyası'nın arkasındaki sivil yerleşim alanlarına isabet etmeye başladığını belirten Borlat, "Bu şekilde aslında şehir daha erken saatlerden itibaren bombardımanla birlikte büyük bir yangınla karşı karşıya kalacaktı. Çimenlik Kalesi'nin arkasındaki Rum mahallesi yanmaya ve evler hızla yıkılmaya başlamıştı." dedi. Borlat, aynı şekilde Hamidiye Tabyası arkasındaki Tatar mahallesinin bulunduğu yerde 40'a yakın binanın hızla yanıp yıkıldığını dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü: "Aynı anda çevredeki diğer sağlam yapıların da yanmaya başlamış olduğunu görüyoruz. Bu erken saatlerdeki yangın şehir içindeki binaların özellikle ahşap olması ve dayanıklı olmamasından kaynaklı olarak hızla büyümeye başlamıştı. Bu saatlerde Çanakkale'de bulunan Amerikan gazeteciler de dönemin hatıralarındaki ifadelerle neredeyse hayatta olduğuna sevinmez duruma gelmişti. Aynı zamanda Çanakkale'de bulunan Alman gazeteci Zabel de anılarında bu yangın ve binaların yıkılmaya başlamasıyla birlikte şehirde hayatını kurtarmak amacıyla hızla daha güvenli olacağını düşündüğü bugünkü Esenler Mahallesi'nin bulunduğu yere yani o dönemdeki Kale-i Sultaniye Hastanesi'nin bulunduğu yere doğru çıkmaya başlamıştı." Doç. Dr. Borlat, bu süreçte şehrin hızla boşalmaya başladığını belirterek, "Yangın artıyordu ve bir yandan da şehir içinde bulunan askeri itfaiye yangını söndürmek amacıyla büyük bir çaba harcıyordu. Bu esnada şehirde bulunan az sayıdaki siviller de yangını söndürmek için çaba göstermişlerdi. O gün bunlardan bir tanesi de polis memurlarından Naci Bey'di. Naci Bey, yangının söndürülmesi için göstermiş olduğu büyük gayretlerden dolayı daha sonra harp madalyası ödülü almıştı." ifadesini kullandı. Şehir içindeki yangınla 150 hanenin küle döndüğünü ve birçok evde de hasar oluştuğunu belirten Borlat, insanların daha güvenli alanlara göç etmek zorunda kaldığını anlattı. Barış Borlat, muharebenin daha ilk anlarında şehrin yangınla karşı karşıya kalması, yıkılması ve boşalmasıyla bundan sonraki sürecin ne kadar şiddetli olduğunun da görüleceğini söyledi. Çanakkale Harbi'nde düşman kadar yangınla da mücadele edildiğinin altını çizen Borlat, şunları kaydetti: "18 Mart günü Çanakkale merkezindeki yangın aynı zamanda şehirde büyük bir tahribat yaratmış ve askerimiz düşmanla olduğu kadar yangınla da mücadele etmek zorunda kalmıştı. Bu durum Çanakkale kara harbi esnasında da askerimizin karşı karşıya kaldığı zorluklardan birisi olacaktı. Ağustos'taki Anafartalar Muharebeleri esnasında askerimiz bir yandan donanma ateşiyle karşı karşıya kalmış ve onun çıkardığı yangından kaynaklı olarak da şehit olduğunu göreceğiz. Yani Çanakkale'de düşmanın donanma ateşi kadar yangın da askerimizi şehit edecekti." Borlat, sadece Çanakkale merkezde değil, Kilitbahir Kalesi'nin de aynı anda yanmaya başladığını dile getirerek, sözlerini şöyle tamamladı: "Aynı zamanda Eceabat merkezde de büyük bir yangın ortaya çıkmış. Artık Çanakkale'nin yerleşim alanları savaşın içinde kalmış ve şehrin uzun yıllardan beri devam eden kültürel mirasındaki tarihi camileri, köprüleri, yolları da savaşın izlerini taşımaya başlamıştır. Yangının başlamasıyla şehir içerisindeki büyük bir panik havası vardı hatta dönemin hatıralarında telsiz telgraf zabiti, Kilitbahir köyünün tam üzerinde Gonca Suyu mevkisinden şehri gördüğünde neredeyse kızıl bir kana benzetmeye başlamıştı. Şehir içindeki insanlar belki de bundan sonraki hayatlarının devamı amacıyla bir parça da olsa evlerinden çıkarabildiği eşyalarla daha güvenli yönlere, daha güvenli alanlara kaçmaya başlayacaktı. Şehrin artık 18 Mart'tan sonra büyük bir yangınla kül haline de dönüştüğünü söyleyebiliriz."

Bursiyer Adaylarını ve Hayırseverleri Buluşturan İftar Haber

Bursiyer Adaylarını ve Hayırseverleri Buluşturan İftar

Edirne’de faaliyet gösteren Edirne Şehir Gönüllüleri Vakfı tarafından “Bir Destek, Bir Gelecek” sloganıyla iftar programı düzenlendi. Edirne'de bir otelde gerçekleştirilen programa Edirne Valisi Yunus Sezer, iş insanları, hayırseverler, sivil toplum temsilcileri ve üniversite öğrencileri katıldı. “BU İFTAR, ÖĞRENCİLERİMİZE BURS SAĞLAMAK İÇİN DÜZENLENDİ” Programda konuşan Edirne Valisi Yunus Sezer, iftar programının hayırseverler ile gençleri buluşturan önemli bir organizasyon olduğunu belirtti. Sezer, “Bugünkü iftar yemeğimiz hem şehrimizdeki gönül insanlarını ve iş insanlarını bir araya getirmek hem de bu kıymetli insanlarımızın katkılarıyla evlatlarımıza burs kaynağı sağlamak amacıyla düzenlendi. Bu ulvi amaca destek veren tüm gönül insanlarına ve iş insanlarımıza şehrim adına şükranlarımı sunuyorum” dedi. Ramazan ayının paylaşma ve dayanışma ayı olduğuna dikkat çeken Sezer, toplumun en önemli değerlerinden birinin yardımlaşma kültürü olduğunu vurgulayarak, “Ramazan demek; küskünlerin barıştığı, açların doyurulduğu, hal ve hatırın sorulduğu, aradaki mesafelerin kısaldığı bir ay demektir. İnşallah bu bereket hem ilimizde hem ülkemizde hem de tüm İslam âleminde huzura vesile olur” ifadelerini kullandı. Sezer konuşmasında ayrıca şehirlerin ruhunu insanların oluşturduğunu belirterek, “İçinde gönüllü olmayan bir şehir, şehir değildir. Maneviyatsız ve ruhsuz bir yerdir. Yardımlaşma ve merhamet duygusunu kaybetmememiz gerekiyor” dedi. “GENÇLERİMİZİN GELECEĞİ BİZİM SORUMLULUĞUMUZ” Programda konuşan Edirne Şehir Gönüllüleri Vakfı Başkanvekili Sibel Yıldırım ise vakfın sosyal dayanışmayı güçlendirmek ve gençlerin eğitim hayatına katkı sağlamak amacıyla çalışmalar yürüttüğünü söyledi. Yıldırım, gençlerin eğitimine verilen her desteğin ülkenin geleceğine yapılan yatırım olduğunu belirterek, “Bir gencin eğitimine verilen her destek aslında ülkemizin yarınlarına yapılan en kıymetli yatırımdır. Gençlerimizin umudu ve geleceği bizim en büyük sorumluluğumuzdur” diye konuştu. MEHMET EFECAN HIDIROĞLU

Edirne Maratonu Kayıtları Açıldı Haber

Edirne Maratonu Kayıtları Açıldı

Edirne’de bu yıl 11’incisi koşulacak olan Uluslararası Edirne Maratonunun kayıtları açıldı. 6 Eylül 2026 tarihinde koşulacak olan maraton hakkında açıklamalarda bulunan Edirne Balkan Ülkeleri Dostluk Grubu Gençlik ve Spor Kulübü Derneği (BÜDDER) Başkanı Önder Akdağ, ilk gün 100 sporcunun kayıt için başvurduğunu söyledi. Akdağ “Maratonumuzu geçen sene 30 Ağustos Zafer Bayramı’yla gerçekleştirmiştik. Bu yıl da Edirne Maratonu ile ilgili federasyon takvimiyle yazışmalarımızı yaptık. 6 Eylül 2026 tarihinde 11’inci Uluslararası Edirne Maratonu’nu gerçekleştireceğiz. Selimiye Meydanı yine etkinlik alanımız olacak. Burası maratonla özdeşleşmiş bir alan. Bu yıl diğerlerinden biraz daha farklı olacak. Son 4 yıldır Selimiye Camii’nde kapsamlı bir restorasyon çalışması vardı. Şehrimize gelen sporcular, Selimiye’yi gezme imkanı bulamıyorlardı. Şimdi bu yıl sporcular, Selimiye’nin restorasyonunun yapılmış yeni haliyle Mimar Sinan’ın ustalık eserini de görme şansına sahip olacaklar. Edirne Maratonu’nun kayıtları bu hafta açıldı. Açtığımız gün 100 kişiye yakın sporcu başvurdu. Edirne Maratonu’nda yıllardır sporcu sayısını belirli bir sınırda tutuyoruz. Bunun tutma nedenleri de ekonomik nedenler. Yoksa bugün Edirne Maratonu 5 bin kişiyle de koşulacak bir organizasyon olma özelliğini taşıyor. Daha da yukarılara gitmek mümkün. Yeter ki şehir, şehrin bileşenleri, kurum ve kuruluşlar bu organizasyona sahip çıksın. Bu yıl kontenjanımız bin kişi. Bin kişiyle sınırladık ve bin kişiyle 11’inci Uluslararası Edirne Maratonu gerçekleşecek” dedi. ŞENER ŞENTÜRK

HERA'NIN ŞEHRİ’NDE KAZI ÇALIŞMALARI DEVAM EDİYOR Haber

HERA'NIN ŞEHRİ’NDE KAZI ÇALIŞMALARI DEVAM EDİYOR

Karaevli Mahallesi'ndeki kazılarda farklı uygarlıklara ev sahipliği yapan "Hera'nın Şehri’nde Trak uygarlığının günlük yaşamına ait eşyalar, mezarlar ve çeşitli eserler gün yüzüne çıkarılıyor. İstanbul Rumeli Üniversitesi Arkeolojik Araştırmalar Ofisi Koordinatörü ve Kazı Başkanı Prof. Dr. Neşe Atik, Şehri Antik Kenti'nde 2000 yılında başlayan kazı çalışmalarının sağlık ve kült merkezlerinde devam ettiğini söyledi. Türkiye'nin medeniyetlerin beşiği olduğunu vurgulayan Atik, büyük bir medeniyete sahip Traklar'ın kökenlerinin halen araştırıldığını kaydetti. Kentin turizme kazandırılması için ören yeri projelerinin olduğunu anlatan Atik, "Kazı alanından çıkarmış olduğumuz buluntuları halkımızla ve dünyayla paylaşacağız. Dijital anlatımları olan tanıtım binasında gelen ziyaretçilere Traklar'ın hayatı, yaşamları ve kazı alanından çıkartılanlar anlatılacak."diye konuştu. Atik, kazı çalışmalarının yıl sonuna kadar devam edeceğini de belirtti. -Hera'nın Şehri Antik Kenti hakkında Tekirdağ Kültür ve Turizm Müdürlüğünden edinilen bilgiye göre, Tekirdağ'a 10 kilometre uzaklıktaki antik yerleşimde Milattan Önce (MÖ) 2000'den Milattan Sonra (MS) 1200'lü yılların sonuna kadar iskan edildiği kazı çalışmalarındaki bulgulardan elde edildi. Bugüne kadarki kazılarda taş el baltaları, el yapımı pişmiş toprak kaplar bulundu. Höyük şeklindeki yerleşimin akropolünde sürdürülen kazı çalışmalarında da MÖ 6'ncı yüzyıldan, MS 1'inci yüzyıla kadar kültür katlarının gün ışığına çıkması sağlandı. MÖ 8'inci yüzyılda Samos (Sisam) Adası'ndan çok sayıda kolonistin şehre yerleştiği biliniyor. Yerleşimde ele geçen sapan taşları MÖ 6'ncı yüzyıldaki Pers istilası döneminden kalma silah olduğu ortaya çıkarıldı. Siyah ve kırmızı Figürlü kaplar ve Kerch vazolarının ise MÖ 5 ve 4'üncü yüzyıllarda Yunanistan ve bilhassa Attika Yarımadası ile olan ilişkileri belgelediği ortaya konuldu. Tunçtan ok uçları, damgalı amphora kulpları ve Helen sikkeleri de şehrin bir liman kenti olarak klasik ve Hellenistik devirlerde Yunanistan ve Ege adalarıyla olan ticari ilişkilere işaret etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.