Hava Durumu

#Sempozyum

Batı Ekspres - Edirne'nin Haber Sitesi - Sempozyum haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sempozyum haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Meme Kanseri Alanındaki Yenilikler Edirne’de Konuşuldu Haber

Meme Kanseri Alanındaki Yenilikler Edirne’de Konuşuldu

‎Edirne’de Trakya Onkoloji Derneği tarafından organize edilen Trakya Onkoloji Günleri: Meme Kanserinde Yenilikler ve Güncel Yaklaşımlar sempozyumu tamamlandı. ‎İki gün süren sempozyumda, meme kanserine ilişkin yenilikler ve güncel tedavi yaklaşımları, alanında uzman isimlerin katıldığı oturumlarda ele alındı. ‎BİR SONRAKİ SEMPOZYUM TEKİRDAĞ’DA ‎Programın sonunda konuşan Trakya Onkoloji Derneği Kurucu Üyesi ve Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı’nda görev yapan Doçent Doktor Ahmet Küçükarda, ‘Trakya Onkoloji Günleri’ adı altında başlattığımız sempozyum serüvenimizin ilk etkinliği olan ‘Meme Kanserinde Yenilikler ve Güncel Yaklaşımlar’ sempozyumunun ikinci gününü de tamamlayarak programın sonuna geldik. Bugün ağırlıklı olarak interaktif oturumlar şeklinde planlanan, multidisipliner yaklaşımların ele alındığı sunumlar gerçekleştirildi. Radyoloji ve patoloji alanındaki hocalarımızın da katkı sunduğu oturumlarda özellikle genç onkologlarımızın hazırladığı sunumlar oldukça faydalı ve verimli geçti. Yoğun katılımın olduğu sempozyum boyunca emeği geçen ve katkı sunan tüm hocalarımıza teşekkür ediyoruz. Bu bilimsel serüvenimiz, kasım ayında Tekirdağ’da düzenlemeyi planladığımız ‘Ürogenital Tümörler ve Jinekolojik Tümörler Sempozyumu’ ile devam edecek” dedi. ‎MERT ERİŞKİN

Edirne’de Yoğun Bakım Hemşirelerinin Sorunları Konuşuldu Haber

Edirne’de Yoğun Bakım Hemşirelerinin Sorunları Konuşuldu

Trakya Üniversitesi (TÜ), Türk Yoğun Bakım Hemşireleri Derneği ve Edirne Sultan 1. Murat Devlet Hastanesi tarafından Balkan Kongre Merkezi’nde düzenlenen Yoğun Bakımda Güncel Yaklaşımlar 2. Sempozyumu’nda, yoğun bakım hemşirelerinin yaşadığı sıkıntılar ve mesleki süreçte karşılaştıkları sorunlar ele alındı. Programa; TÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Muzaffer Demir, TÜ Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Alkin Çolak, TÜ Hemşirelik Hizmetleri Müdürü Dr. HEM. Refiye Zafer Dinçkol, TÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölüm Başkanı Doç. Dr. Eylem Paslı Gürdoğan, Türk Yoğun Bakım Hemşireleri Derneği Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Ebru Kıraner, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan program, TÜ tanıtım filminin izletilmesi ve açılış konuşmalarıyla devam etti. “YAKLAŞIK 3 BİN 500 İLE 4 BİN YOĞUN BAKIM YATAĞIMIZLA HİZMET VERİYORUZ” Yoğun bakım hemşirelerinin sadece bakım veren kişiler olmadığını dile getiren TÜ Hemşirelik Hizmetleri Müdürü Dr. HEM. Refiye Zafer Dinçkol, “Yoğun bakım üniteleri; teknolojinin, bilimin ve insan emeğinin en yoğun şekilde bir araya geldiği, hayat ile ölüm arasındaki ince çizgide hizmet sunulan kritik alanlardır. Bu alanlarda görev yapan hemşireler yalnızca bakım veren kişiler değil; aynı zamanda sözel karar alma süreçlerine katkı sağlayan, yüksek klinik bilgiye sahip, etik değerlere bağlı sağlık profesyonelleridir. Bölgenin en büyük sağlık kuruluşlarından biri olarak, yaklaşık 3 bin 500-4 bin yoğun bakım yatağımızla hizmet veriyoruz. Özellikle yoğun bakım gibi risk düzeyi yüksek ortamlarda hemşirelik uygulamalarının bilimsel temellere dayanması, hasta güvenliğinin sağlanması ve bakım sürekliliğinin korunması hayati önem taşımaktadır. Eğitim faaliyetleri, sempozyumlar ve bilimsel çalışmalar bu hedefe ulaşmamızda bizlere her zaman destek olmuştur” dedi. “EDİRNE’DE BİZİ EVİMİZDE GİBİ HİSSETTİRDİLER” Edirne’de tekrardan sempozyum düzenlemekten duyduğu memnuniyeti dile getiren Türk Yoğun Bakım Hemşireleri Derneği Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Ebru Kıraner, “Derneğimiz bu yıl 34. yılını kutluyoruz. Gerçekten uzun yıllardır yoğun bakım hemşireliğinin gelişimi adına pek çok alanda mücadele ediyor, mesleğimizin güçlenmesi için çalışmalar yürütüyoruz. Son birkaç yıldır Türkiye’nin farklı şehirlerinde ve bölgelerinde yoğun bakım hemşireliği toplantıları düzenliyoruz. Bu toplantıların ikincilerini, üçüncülerini gerçekleştiriyor olmak bizlere büyük umut ve mutluluk veriyor. Bugün Edirne’de yeniden bir arada olmaktan da ayrıca büyük memnuniyet duyuyoruz. Edirne’deki değerli meslektaşlarımız bizlere her zaman kendimizi evimizde hissettirdiler. Bu güzel organizasyonun gerçekleşmesinde emeği geçen tüm hocalarımıza, yöneticilerimize ve sempozyum düzenleme komitesine teşekkürlerimi sunuyorum” diye konuştu. “YOĞUN BAKIM HEMŞİRELİĞİNDE BAZI SORUNLAR DEVAM EDİYOR” Yoğun bakım hemşirelerinin iş yüküne değinen TÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölüm Başkanı Doç. Dr. Eylem Paslı Gürdoğan, “Bilindiği üzere yoğun bakım üniteleri, sağlık sistemimizin en kritik, en hassas ve en yüksek sorumluluk gerektiren çalışma alanlarının başında gelmektedir. Yaşam ile ölüm arasındaki o ince çizgide hizmet sunulan bu birimler; yalnızca ileri teknoloji ve tıbbi donanımla değil, aynı zamanda yüksek bilgi, beceri ve büyük bir özveriyle sürdürülen bakım anlayışıyla varlığını devam ettirmektedir. Günümüzde yoğun bakım hemşireliğinde önemli gelişmeler yaşansa da hâlâ bazı sorunların devam ettiği de bir gerçektir. Özellikle yoğun bakım yatak sayısındaki yetersizlikler ve bunların ülke çapındaki bölgesel dağılımındaki dengesizlikler, yaşam süresinin uzamasına bağlı olarak artan kronik hastalıklar ve buna paralel yükselen hasta sayısı, ayrıca hemşire başına düşen hasta sayısının fazlalığı; iş yükünün artmasına ve tükenmişlik sorununa neden olmaktadır. İşte tam da bu noktada yoğun bakım hemşirelerinin rolü daha da belirgin hale gelmektedir” ifadelerine yer verdi. “YOĞUN BAKIM İHTİYACI BULUNAN AMA YER YETERSİZLİĞİ NEDENİYLE YOĞUN BAKIMA ALAMADIĞIMIZ HASTALAR OLDU” TÜ Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Alkin Çolak, “Yoğun bakım alanında çalışan bir hekim, aynı zamanda anestezi ve yoğun bakım uzmanı olarak burada verilen emeğin ve gösterilen fedakârlığın farkındayım. Yoğun bakım hizmetlerinin ne kadar yoğun bir tempoda yürütüldüğünü hepimiz çok iyi biliyoruz. Bu süreci yalnızca yoğun bakım üniteleriyle sınırlı düşünmemek gerekiyor. Özellikle bu yıl servislerde takip edilen, yoğun bakım ihtiyacı bulunan ancak yer yetersizliği nedeniyle yoğun bakıma alınamayan birçok hastamız oldu. Bu hastaların bakım ve takibinde hemşire arkadaşlarımız büyük bir özveriyle görev aldı, bizlere önemli destek sağladı. Kendilerine bu emeklerinden dolayı teşekkür ediyorum. Bugün gerçekleştirdiğimiz bu bilgi güncelleme toplantısının da mesleki anlamda hepimize katkı sağlayacağına inanıyorum. Burada paylaşılacak güncel bilgilerin, yoğun bakım hizmetlerinin niteliğini daha da artıracağını düşünüyorum” diye konuştu. “YOĞUN BAKIM ÜNİTELERİ KRİTİK BİR YERE SAHİP” Yoğun bakım ünitesi hakkında konuşan TÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Muzaffer Demir, “Bugün burada özellikle yoğun bakım alanının sağlık eğitimi ve sağlık hizmetleri açısından ne kadar kritik bir yere sahip olduğunu vurgulamak istiyorum. Yoğun bakım üniteleri, modern tıbbın en ileri düzeyde uygulandığı, aynı zamanda disiplinler arası iş birliğinin en yoğun şekilde yaşandığı alanlardır. Sağlık hizmetlerinde ekip çalışması, hasta sonuçlarını doğrudan etkileyen en önemli unsurlardan biridir. Hekimler, hemşireler ve tüm sağlık çalışanlarının aynı ekip içinde uyumlu şekilde çalışması; hastaların yaşam süresi ve yaşam kalitesi üzerinde belirleyici rol oynamaktadır” dedi. UZMAN İSİMLERDEN SEMPOZYUM Açılış konuşmalarının ardından, programın ilk bölümünde yoğun bakımda mortaliteyi azaltan kanıt temelli uygulamalar mercek altına alınırken; sepsiste ilk bir saatin önemi, ventilatör ilişkili pnömoninin önlenmesi ve damar içi kateter enfeksiyonları uzman isimler tarafından detaylandırılacak. Günün ikinci panelinde ise yoğun bakım sürecinde karşılaşılan komplikasyonların önlenmesi ve rehabilitasyon süreçleri ele alınacak. Bu kapsamda yoğun bakım sonrası sendromu, ağrı ve deliryum yönetimi, kritik hastada erken mobilizasyon ile güvenli transport konuları tartışmaya açılacak. Öğle arasının ardından devam edecek olan üçüncü oturumda, "ABCDEFGHI" bakım paketi, doku bütünlüğünün korunması ve enteral nutrisyon yönetimi gibi bütüncül bakım ve destek uygulamalarına odaklanılacak. Sempozyumun son panelinde ise kritik hasta yönetiminde güncel yaklaşımlar ve etik konuları masaya yatırılacak. İnmeli hastada hemşirelik bakım süreci, post anestezi bakım ünitesindeki (PACU) hasta izlemi ve yoğun bakım etiği üzerine yapılacak sunumların ardından, Edirne’den hemşirelik bilimine katkılar değerlendirilecek. Bu kapsamlı organizasyon, saat 16.00’da gerçekleştirilecek olan görüşlerin alınması ve kapanış konuşmalarıyla sona erecek. MERT ERİŞKİN

Erkin’den Sarayiçi Er Meydanı’na Öneriler Haber

Erkin’den Sarayiçi Er Meydanı’na Öneriler

Edirne’de “Kırkpınar Yerleşim Alanı Forumu: Er Meydanı'nın Geleceği” konusuyla düzenlenen Edirne Kent Konseyi (EKK) 37’nci genel kurulunda üçüncü sunumu Kırkpınar Kültürünü Tanıtma ve Yaşatma Derneği Kurucu Başkanı Hüseyin Erkin yaptı. Atatürk Kültür Merkezi küçük salonunda düzenlenen genel kurulda konuşan Erkin, Edirne’nin Kırkpınar Yağlı Güreşleri Festivali’nde beklenen gayreti gösteremediğini ve katma değere dönüştüremediğini söyledi. “OLİMPİYATLAR KADAR ÖNEMLİ” Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nin Olimpiyatlar kadar önemli olduğunu belirten Erkin; “Biz, dernek olarak üniversite ile birlikte 2-3 kez sempozyum düzeyinde çalışma yaptık ama gerisi gelmedi. Çok basit düzeyde yazılmış kitaplar var ama özellikle Osmanlı’da yağlı güreşin nasıl şekillendiğini, neler yapıldığı herhangi bir şey ortaya konamadı” ifadelerini kullandı. “ÇOK AMAÇLI HALE GETİRMEMİZ GEREKİYOR” Erkin, Sarayiçi Er Meydanı’nın yılda 2,5 gün aktif olarak kullanıldığını söyleyerek; “Bizim burayı çok amaçlı kullanılan hale getirmemiz gerekiyor. Örneğin; ben futbol sahası olması açısından ilimizin kıymetli hakemi Özgür Yankaya’yı da buraya götürdüm. Boyutunu ölçtük. Şu anda standart bir futbol sahasına dönüşebiliyor. 25 Kasım Stadımızın faaliyetine son verildi. Burasını çoklu hale getirmek gerekiyor” dedi. “ESKİ KIRKPINAR MAYIS AYINDA YAPILIYORDU” Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nin düzenlendiği tarihlere dikkat çeken Erkin; “Eski Kırkpınar’ın yapılış tarihleri hep Mayıs ayında. Buradaki öğrenci sayısının artmasından sonra ileri ötelenmiş. Halbuki bizim yaklaşık 40 bin öğrencisi olan Trakya Üniversitemiz var. Biz bu öğrencilere ve onların velilerine Kırkpınar’ı tanıtmada hiçbir gayret göstermiyoruz. Üniversitenin her yıl Mayıs ayında bahar şenlikleri oluyor. Bu şenliklerin bir bölümünü veya tamamını Kırkpınar alanı içerisinde yapabiliriz. Öğrencilerin Kırkpınar’ın adını öğrenmeleri, burada ne yapıldığını bilmeleri bile önemlidir” sözlerine yer verdi. Erkin, son olarak Sarayiçi’nde boş olan bir bölüme de otopark yapılmasını önerdi. UĞUR AKAGÜNDÜZ

Döleneken; “Kırkpınar Edirne’den Taşınırsa UNESCO Listesinde Kalamaz” Haber

Döleneken; “Kırkpınar Edirne’den Taşınırsa UNESCO Listesinde Kalamaz”

Edirne’de “Kırkpınar Yerleşim Alanı Forumu: Er Meydanı'nın Geleceği” konusuyla düzenlenen Edirne Kent Konseyi (EKK) 37’nci genel kurulunda ikinci sunumu Şehir ve Bölge Plancısı Namık Kemal Döleneken yaptı. Atatürk Kültür Merkezi küçük salonunda düzenlenen genel kurulda konuşan Döleneken, UNESCO’nun sayfasında yer alan Kırkpınar Yağlı Güreşleri ile ilgili karara dikkat çekti. Kararın, Türkiye’nin başvurusuyla alındığını ve karardaki detayları anlatan Döleneken, Kırkpınar Yağlı Güreşleri Festivali’nde yapılması ve yapılmaması gerekenleri açıkladı. “UNESCO BELGESİNDE KIRKPINAR EDİRNE’DE YAPILIR DİYE NET İFADE VAR” UNESCO belgesinde Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nin Edirne’de yapıldığına dair net bir vurgu bulunduğunu söyleyen Döleneken; “Bu yüzden herhangi bir kurum veya kuruluşun, ‘Kırkpınar’ı biz taşırız’ demesinin bir anlamı yok. Çünkü Kırkpınar Edirne’den taşınırsa bu listede kalamaz” ifadelerini kullandı. “GELENEKSEL KIYAFET GİYİLMEZSE OLMAZ” Döleneken, UNESCO belgesinde Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nin en önemli figürünün pehlivanlar olduğunu belirterek; “Pehlivanlar dışında da ağa, cazgır, davul zurna ekibi, yağcılar ve peşkircilerinin geleneksel kıyafetler giydiğinin vurguluyor. Bu figürler, Kırkpınar’ın vazgeçilmez unsurlarıdır. Bunlar olmazsa olmaz ve geleneksel kıyafet giymezse de olmaz” dedi. “AĞA KIYAFETİNİ TARTIŞIYORUZ AMA ZEMBİL TAŞIYAN PEHLİVAN GÖRMÜYORUM” UNESCO belgesinde saygı duruşundan İstiklal Marşı’na, pehlivan mezarlığının ziyaretine kadar birçok unsura yer verildiğine dikkat çeken Döleneken; “O yüzden bunlardan vazgeçersek sorun olur. Cuma günü başladığı, Selimiye’de mevlit okunduğu, Er Meydanı’nda başladığı anlatılıyor. Peşrevle, ısınma turlarıyla ve dualarla başladığı anlatılıyor. Altın kemeri alan pehlivan da Kırkpınar’da başpehlivan olur diyor. Bütün festival boyunca Kırkpınar müzisyenleri Kırkpınar’a özgü müziklerini çalarlar. Geleneksel olarak kırmızı dipli mum, kispet, davul zurna, altın kemer, geleneksel elbiseler, peşkir, zembil de aynı zamanda bu güreşlerin vazgeçilmez unsurlarıdır. Ağa kıyafetini tartışıyoruz ama zembil taşıyan pehlivan da görmüyorum. Bunları tartışmak gerek” sözlerine yer verdi. “BAKANLIĞIN BÜTÇE VE TEKNİK DESTEĞİ YOK” Döleneken, Kırkpınar Yağlı Güreşleri Festivali ile ilgili kurumlar tarafından yapılan bir toplantıda, Kırkpınar Müzesi’nin kurulmasına karar verildiğini hatırlatırken; “2011-2012’de yapılacağının sözünü vermişiz. Burada Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın bütçelendirme ve teknik desteği vereceği de var ama yok. Belediye, Valilik, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Trakya Üniversitesi ve sivillerden bir protokol hazırlanacak ve süreçler bunun üzerinden sürdürülecekti ama o da yok. Bu festivalin genişletilmesi, özellikle sivil toplum örgütlerinin katılması için çalışmalar yapılacaktı ama yok. Özellikle bir vakıf kurulması söz konusuydu. Onun için verilen süre 2012 ama yine yok. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Kırkpınar Yağlı Güreş müzik grubu kurulacağı belirtiliyor ama bu da yok. Cazgırların eğitimi, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Trakya Üniversitesi tarafından yapılacaktı. Sempozyum zaman zaman yapılıyor. Üniversite yağlı güreş bölümü açacaktı. Müzik konusunda üniversite konservatuvarında bir düzenleme yapılacağı ve kayıtların Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yapılacağı söyleniyor. Bir prestij kitabı yayımlanacağı söyleniyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı bir tek bunu yaptı. ‘Pehlivan’ diye çok kapsamlı bir kitap yayımladı” diye konuştu. UĞUR AKAGÜNDÜZ

Edirne'de Uluslararası Osmanlı İzleri Sempozyumu Haber

Edirne'de Uluslararası Osmanlı İzleri Sempozyumu

‎Trakya Üniversitesi (TÜ) Osmanlı Medeniyeti Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (OSMER) tarafından 27-28 Kasım tarihleri arasında düzenlenen IV. Uluslararası Osmanlı İzleri Sempozyumu başladı. ‎Balkan Kongre Merkezi'nde düzenlenen sempozyuma Edirne Vali Vekili Şevket Atlı, TÜ Rektörü Prof. Dr. Mustafa Hatipler, OSMER Müdürü ve Sempozyum Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Tülay Canıtez, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Vali Vekili Atlı, Rektör Hatipler ve OSMER Müdürü Canıtez'in açılış konuşmalarıyla başlayan sempozyumda, Crisantem Quartet tarafından müzik dinletisi de gerçekleştirildi. ‎54 BİLDİRİ SUNULACAK ‎Açılış konuşmasında Canıtez, sempozyumun 4 yılda uluslararası bir platform niteliği kazandığını söyledi. Sempozyumda 54 bildirinin hem yüz yüze hem de çevrimiçi sunulacağını belirten Canıtez, sempozyuma katılanlara teşekkür etti. Canıtez'in ardından konuşan Rektör Prof. Dr. Hatipler, sempozyuma Osmanlı coğrafyasındaki birçok şehirden katılımcı olduğuna dikkat çekerken; Osmanlı medeniyetinin basit bir coğrafyadan ibaret olmadığını söyledi. Hatipler'in ardından konuşan Vali Vekili Atlı, Osmanlı'nın çeşitli coğrafyalarda önemli tarihi eserler bıraktığını belirterek, sempozyumun hayırlı olmasını diledi. ‎SUNUMLARLA DEVAM EDECEK ‎Açılış konuşmalarının ardından sempozyumun çağrılı konuşmacısı Lübnan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nden Prof. Dr. Khaled Omar Tadmori, ilk sunumu gerçekleştirecek. Sempozyum, gün boyunca çeşitli sunumlarla devam edecek. ‎UĞUR AKAGÜNDÜZ

Edirne’deki II. Beyazıt Külliyesi’nde “Pıhtılaşma” Sempozyumu Haber

Edirne’deki II. Beyazıt Külliyesi’nde “Pıhtılaşma” Sempozyumu

Edirne’de Trakya Üniversitesi’nin ev sahipliğinde II. Bayezid Külliyesi’nde "Edirne Tromboz ve Hemostaz" sempozyumu düzenleniyor. Sultan II. Bayezid Külliyesinde gerçekleşen sempozyuma alnında uzman kişiler katılıyor. Açılış konuşmasını Trakya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Hatipler’in yaptığı sempozyumun çok önemli bir sağlık toplantısı olduğunu belirten Tromboz Hemostaz ve Anjioloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Kaan Kavaklı, Edirne’de düzenlenen tromboz ve hemostaz sempozyumunun çok önemli bir sağlık toplantısı olduğunu belirtti. Prof. Dr. Kavaklı “Çünkü tromboz hemostaz dediğimiz olay kanama pıhtılaşma bozuklukları. Yani oldukça insan sağlığı için önemli. Bu konuda deneyimli hocalarımız Ankara'dan, İstanbul'dan, Trabzon'dan, İzmir'den, Türkiye'nin değişik yerlerinden toplanarak Edirne'de buluştular. Muzaffer Demir hocamızın ev sahipliğinde bir araya geldik. Toplum sağlığı açısından önemini özetlemem gerekirse kanama pıhtılaşma yani aşırı pıhtılaşma her zaman insan sağlığını tehdit eden bir durum. Mesela kalp damarları tıkandığı zaman kalp krizi olarak karşımıza çıkıyor. Beyin damarları tıkandığı zaman inme şeklinde karşımıza çıkıyor. Bunların tedavilerini, acil tedavilerini, kronik tedavilerini ele aldığımız bir toplantı bu. Topluma bu konuda, egzersiz, obezitenin önlenmesi sürekli bir hareket önerebiliriz. En azından bir yürüyüş. Koşma olması şart değil. Her gün en azından 10, 15 dakika yürüyüşün faydalı olduğunu düşünüyoruz. Onun dışında beslenmeye, aşırı kilo almamaya çok dikkat etmemiz gerekiyor. Bunlar damar tıkanıklığı açısından önemli bir sağlık koruması prensibi olabilir. Onun dışında eğer böyle bir şey ortaya çıkmışsa da uygun ilaçların kullanılması tabii ki bu konudaki uzman hekimler aracılığı olacaktır. Bu toplantıda da bu konuları görüşüyoruz” dedi. NASIL BESLENMEK GEREKİYOR? Diyet olarak kırmızı etten çok beyaz ete ağırlık verilmesi gerekliliğine dikkat çeken Prof. Kavaklı; “Tavuk eti ve balık etine ağırlık verilmesi önemlidir. Yeşil sebze, meyve ve salataların tüketimine ağırlık vermek önemlidir. Mutlaka her yemekte salatanın ilave edilmesi, karbonhidratlardan börek, çörek, un, şeker gibi maddelerin azaltılmasına önem vermek gerekiyor. Tabii biraz da lezzetten kaçmak gibi oluyor ama sağlığımız için bunları yapmamız lazım. Zeytinyağlı gıdaları ön planda ağırlık vermek gerekiyor. Tabii kırmızı eti ülke olarak çok seviyoruz, et yemeden doymuyoruz diyoruz ama bunu azaltmamız lazım. Belki haftada biri geçirmezsek çok iyi olur. Onun dışında hareketin çok önemli olduğunu yani egzersiz illa bir spor salonuna gidip de jimnastik salonunda düzenli bir egzersiz olması şart değil. En azından düz alanda 10-15 dakika yürümek bile her gün yapılabiliyorsa oldukça sağlıklı olduğu düşünülüyor. Eğer bunları yapmazsak damarlarımızdan herhangi bir tıkanırsa tabii o damarın beslediği organ zarar görüyor. Eğer beyin damarları tıkanmışsa bu felç olarak karşımıza çıkıyor. Kalp damarları tıkandıysa kalp krizi olarak karşımıza çıkıyor. Yani oldukça büyük bir bedeli var. Halbuki bu bedeli ödememek için başlangıçta eğer sağlıklı olmak için bu basit önlemlere dikkat edersek mutlaka bu hastalık riski daha da azalacaktır” ifadelerini kullandı. Sempozyuma, İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Bülent Zülfikar da konuk olarak katıldı. ŞENER ŞENTÜRK

Trakya Üniversitesi’nden 8 Mart’ta “Feminist Sempozyum” Haber

Trakya Üniversitesi’nden 8 Mart’ta “Feminist Sempozyum”

Edirne’de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü etkinlikleri kapsamında Trakya Üniversitesi Kadın Hakları Topluluğu tarafından “Feminist Sempozyum” düzenlendi. Trakya Üniversitesi Türkan Sabancı Kültür Merkezi’nde düzenlenen sempozyum, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Sempozyumu 2025 yılı başında planladıklarını ve o tarihten itibaren 49 kadın cinayeti, 53 şüpheli kadın ölümü gerçekleştiğini söyleyen Topluluk Başkanı Pınar Etyüzen; “Kadın hakları topluluğu nedir neler yapar ve neden kurulmuştur biraz bunlardan bahsetmek istiyorum sizlere. Biz bu sene başında biliyorsunuz ki İkbal ve Ayşenur’un vahşice katledilmesinden sonra üniversitemizde kadın cinayetlerine karşı eylemlerin ve etkinliklerin eksikliğinin hissedilmesinden ötürü ortaya çıkmış bir topluluğuz. Biz bu sempozyumu 2025 in başında planlamaya başladık ve bizim bu sempozyumu planladığımız süre zarfında 49 kadın cinayeti 53 şüpheli kadın ölümü gerçekleşti. Sizlere durumun vahametini rakamlarla anlatmam mümkün değil zira bu rakamlar toplumsal cinsiyet eşitliğini hala sağlayamadığımız için hayatları ellerinden çalınmış, hayalleri yarım kalmış kadınlardır. Her birinin ismi kalbimizde bir sızı olarak kalmaya devam edecek olsa da rakamları ve isimleri boğazımızda düğüm düğüm olsa da sabah yeniden kalkacağız ve onlar için daha yüksek sesle daha gür sesle mücadeleye devam edeceğiz” dedi. “NEDEN FEMİNİST SEMPOZYUM” Sempozyumun ismi konusunda birçok sorular aldığını belirten Etyüzen; “Bu sempozyumu düzenlerken en çok ‘Neden Feminist Sempozyum’, ‘Kadın hakları, kadın erkek eşitliği veya başka bir isim kullanmayıp Feminizm ve Feminist kelimelerini kullanıyorsunuz?’ gibi sorular geldi. Biz de düzenleme aşamasında acaba ismini ne koysak diye düşünürken en çok buna takıldık çünkü toplumdaki algının çok yanlış yerlerde olduğunun farkındaydık. Ama aslında bir şeyleri normalleştirmenin yolu onu görünür kılmaktır. Bizim bu sempozyuma bu ismi koymamızdaki amaçlar; Feminist olmanın ayıp veya saklanması gereken bir şey olmadığını göstermektir. Erkeklerin de kadınlar kadar özgürce ‘evet ben feministim’ diyebilmesini sağlamaktır. Eşitliğe inanıp onu savunduğunuz sürece aslında kendinizi öyle tanımlamasanız bile feminist olduğunuzu göstermektir. Yani buradaki en büyük amaç feminizmin asıl ve gerçek anlamını gözler önüne sermektir. Feminizmin asıl anlamı kadın ve erkeğin eşit haklara sahip olmasıdır. Biz hiçbir türün, ırkın veya cinsiyetin düşmanı değiliz. Hele erkek düşmanı hiç değiliz. Lütfen kelimelerin anlamlarını çarpıtıp onları gerçek anlamlarından uzaklaştırmalarına olanak vermeyelim. Özgürce ‘yaşasın feminizm’ ve ‘yaşasın eşitlik mücadelesi’ diyebilelim. Feminizm yalnızca kadınların erkeklerle eşit haklara sahip olması gerektiğini savunmaz, ataerkil sistem tarafından erkeklere dayatılan birçok toplumsal baskıya ve norma da karşı çıkar. Çünkü biz biliyoruz ki toplumsal dönüşüm ancak her iki cinsin uğradığı haksızlıklara karşı çıkarak gerçekleşir” ifadelerini kullandı. ŞENER ŞENTÜRK

TÜ’de 1. Diş Hekimliği Ulusal Öğrenci Sempozyumu Başladı Haber

TÜ’de 1. Diş Hekimliği Ulusal Öğrenci Sempozyumu Başladı

Trakya Üniversitesi, Marmara Üniversitesi ve Edirne Diş Hekimleri Odası iş birliği ile Balkan Kongre Merkezi’nde 1. Diş Hekimliği Ulusal Öğrenci Sempozyumu başladı. Sempozyuma Trakya Üniversitesi Diş Hekimliği Dekanı Prof. Altun Çilingir, Marmara Üniversitesi Dekanı Prof. Dr. Korkut Ulucan, Edirne Diş Hekimleri Odası Başkanı Agah Tümay Akgün, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan programda daha sonra üniversitenin tanıtım filmi izletildi. Tanıtım filminden sonra açılış konuşmaları gerçekleştirildi. “ÜNİVERSİTEMİZLE İŞ BİRLİĞİ KONUSUNDA UMUTLUYUZ” Açılış konuşmasında konuşan Edirne Diş Hekimleri Odası Başkanı Agah Tümay Akgün, “Bundan sonrasında üniversitelerimiz ve öğrenci kollarımızla birlikte çalışmalarımızı sürdüreceğimize ve her konuda iş birliği yapma konusunda umutlu olduğumuz inancını burada yaşıyorum” dedi. “BU BAYRAĞI DAHA İLERİYE GÖRECEKLER” Mesleğin bayrak yarışı olduğunu vurgulayan Trakya Üniversitesi Diş Hekimliği Dekanı Prof. Dr. Ahmet Altuğ Çilingir, “Bu meslek usta çırak ilişkisiyle öğrenilen bir meslek. Mesleğimiz bir bayrak yarışı. Bundan yaklaşık 30 yıl önce bu bayrağı aldım ve artık şimdiki arkadaşlara devrediyoruz. İnşallah onlar da bu bayrağı bizlerden çok daha ileriye götürecekler” ifadelerine yer verdi. Marmara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Korkut Ulucan’da sempozyuma katılan herkese teşekkür etti. Sempozyum yarın sona erecek. MERT ERİŞKİN

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.