Hava Durumu

#Şiddet

Batı Ekspres - Edirne'nin Haber Sitesi - Şiddet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Şiddet haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Edirne’de 3 Eğitim Sendikasından Ortak Tepki: “Artık Yeter!” Haber

Edirne’de 3 Eğitim Sendikasından Ortak Tepki: “Artık Yeter!”

Edirne’de Eğitim-Sen, Eğitim-İş ve Eğitim Bir-Sen Şubeleri, Şanlıurfa’nın Siverek ilçesindeki bir lisede yaşanan silahlı saldırıya karşı Saraçlar Caddesi’nde ortak basın açıklaması gerçekleştirdiler. Kentteki siyasi partiler, odalar, sivil toplum örgütlerinin de destek verdiği basın açıklamasını Eğitim-Sen Edirne Şube Başkanı Ahmet Acet ve Eğitim-İş Edirne Şube Başkanı Nedim Zobar birlikte okudu. Basın açıklamasında okullardaki güvenlik sorununa dikkat çekilerek şu ifadelere yer verildi; “Artık yeter güvenli okullar istiyoruz. Yaşanan bu vahim saldırıda yaralanan eğitim emekçilerine, öğrencilere ve emniyet ve okul personeline acil şifalar diliyor, tüm eğitim emekçilerine, öğrencilere ve ailelerine geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde bir lisede yaşanan silahlı saldırı; ne bir kaza ne de münferit bir olaydır. 10 öğrenci, 4 öğretmen, 1 kantinci ve 1 polis memurunun yaralandığı, çocukların panikle camlardan atladığı bu saldırı artık ‘münferit’ denilerek geçiştirilemez. Okullar eğitim yuvası olmaktan çıkmış, şiddetin kol gezdiği alanlara dönmüştür. Okullarda güvenlik bir temenni değildir, devletin asli görevidir. Rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri vitrin süsü değildir, hayati bir ihtiyaçtır. Öğrencilerin ve eğitim emekçilerinin can güvenliğini, fiziksel ve ruhsal bütünlüğünü korumak kamusal sorumluluğun en temel gereğidir. Bugün en temel sorumluluğunu yerine getiremeyen, eğitim emekçilerini ve öğrencilerin güvenliğini sağlayamayan kurumları ve yöneticileri kamuoyu önünde hesap vermeye çağırıyoruz. Biz bu ülkenin eğitim emekçileri olarak yalnızca eleştirmiyoruz; çözüm üretiyoruz, yol gösteriyoruz, sorumluluk alıyoruz. Aylar değil, yıllardır söylüyoruz; okullarda güvenlik tesadüfe bırakılamaz. Kadrolu güvenlik görevlisinden rehberlik hizmetlerine, psikososyal destekten sağlıklı beslenmeye kadar dile getirdiğimiz tüm talepler; sadece fiziki iyileştirme talepleri değildir. Bunlar, öğretmenin can güvenliğini, meslek onurunu ve öğrencinin yaşam hakkını koruma mücadelesidir. Buradan bir kez daha, altını çizerek taleplerimizi kamuoyuna ve Bakanlığa ilan ediyoruz; okul girişlerinde kadrolu güvenlik görevlisi görevlendirilmeli, girişlerde denetim sağlanmalıdır. Her okula rehber öğretmen atanmalı, öğrenci sayısına göre rehber öğretmen sayısı artırılmalıdır. Rehber öğretmenlerin raporları dikkate alınmalıdır. CİMER üzerinden öğretmenler üzerinde kurulan baskıya son verilmelidir. Bu talepler ertelenemez, görmezden gelinemez. Bir kez daha söylüyoruz; okulları güvensiz bırakanlar, bu tablonun sorumluluğundan kaçamaz. Gelin, ‘artık yeter’ diyelim. Gelin, çocuklarımızın ve meslektaşlarımızın yaşamı için omuz omuza duralım. Gelin, çocuklarımıza güvensiz okullar değil, umut vadeden bir gelecek bırakalım. Gelin, eğitimi şiddetten, karanlıktan ve çaresizlikten birlikte kurtaralım. Eğitimde şiddete karşı gerçek, somut ve acil önlemler alınana kadar mücadelemiz süreceğini kamuoyuna ilan ediyoruz.” UĞUR AKAGÜNDÜZ

Edirne’de Toplumsal Cinsiyete Duyarlı Medyalama Eğitimi Haber

Edirne’de Toplumsal Cinsiyete Duyarlı Medyalama Eğitimi

Uçan Süpürge Vakfı tarafından yürütülen ve Avrupa Delegasyonunun desteklediği Sanatla (Türkiye'de Sanat ve Kültür Yoluyla Değişime İlham Verme) Projesi kapsamında, Edirne’de Stylus Kitabevi Kafe’de 14-15 Nisan 2026 tarihlerinde toplumsal cinsiyete duyarlı medyalama eğitimi düzenlendi. Vatandaşların katıldığı eğitimin ilk gününde gazeteci Evrim Kepenek, toplumsal cinsiyete duyarlı medyalama konusunda sunum yaparken; toplumsal cinsiyete duyarlı medya, toplumsal cinsiyete dair temel bilgiler, medyada eşit temsilin önemi ile önyargılar tartışıldı. “FAİLLERİN GİZLENDİĞİ ÖRNEKLER VAR” Türkiye medyasında failin gizlendiği örneklerin bulunduğuna dikkat çeken Kepenek; “Bunu en yakın Emine Bulut cinayetinde görüyoruz. Yaygın basın, bunu bir cinayet üzerinden ele alıyor ve ertesi gün unutuluyor. Neden ve sonuç meselesi ortaya dökülmüyor. Bu cinayetler aslında toplumsal sorun, bir sistem sorunu ve böyle bilgiler o haberlerde yer almaz. Ama cinayet yer alır. Çünkü videosu çok tıklanır. Failler hep gizleniyor. Özellikle ‘tarafından’ kelimesi çok kullanılıyor. Bu kelime aslında faili gizleyen bir kelime. Örneğin; ‘3 kadın öldürüldü’ yazılıyor. Peki bu kadınları kim öldürdü? Erkekleri gizli özneye dönüştürüyor” ifadelerini kullandı. “ÖLDÜRÜLEN KADIN İLE ERKEĞİN FOTOĞRAFINI YAN YANA KULLANMAYIZ” Kepenek, medyada yayımlanan haberlerde kadına yönelik şiddet veya cinayet haberlerinde faillerin romantize edilerek mağdur ve mağdur ailelerini suçlayan bir dilin de kullanıldığını örneklerle açıkladı. Kepenek, haberde fotoğraf kullanımına da dikkat çekerek; “Erkeğin ve öldürülen kadının fotoğraflarını yan yana kullanma da var. Örneğin; biz, öldürülen kadın ve erkeğin fotoğrafını asla yan yana kullanmayız. Hiçbir kadın, kendisini öldüren bir erkekle fotoğrafının yan yana kullanılmasını istemez” dedi. “KİMSENİN FOTOĞRAFI SOSYAL MEDYADAN SORMADAN ALINAMAZ” Türkiye’de meydana gelen kadın cinayetlerinde editörlerin sosyal medya üzerinden öldürülen kadının fotoğrafını alarak haberde kullandığını söyleyen Kepenek; “Bu yanlıştır. Kimsenin fotoğrafını sosyal medya sayfasından sormadan alamazsınız ki burada öldürülmüş bir kadın var. Etik olarak yanlıştır” sözlerine yer verdi. “POTANSİYEL FAİLLER YOL VE YÖNTEM ÖĞRENEBİLİYOR” Kepenek, medyadaki bazı haberlerde kadın cinayetlerinin canlandırıldığını belirterek; “Biz gazeteci olarak olanı anlatmalıyız. Olayı canlandırmak ne? İzleyen aileler, potansiyel failler var. Oradan yol ve yöntem öğrenebiliyorlar” dedi. “HABERCİLİKTE MASUMİYET KARİNESİ VAR” Kadın cinayeti haberlerinde failin isminin kısaltılmasının nedenini de açıklayan Kepenek; “Bu konuda 2 görüş var. Birinci görüş; ‘erkeklerin adını kısaltmayalım, fotoğraflarını da yayımlayalım’ diyor. Biz, hak odaklı habercilik yapıyoruz. Çünkü masumiyet karinesi dediğimiz bir mesele var. En yüksek mahkeme, ‘Evet, bunlar katildir’ diyene kadar. Habercilikte masumiyet karinesi diye bir gerçek var. Binde bir de olsa o erkek katil çıkmayabilir” ifadelerine yer verdi. YARIN SONA ERECEK Kepenek, ayrıca sunumunda gazeteciler ve toplumsal cinsiyeti bir araya getiren filmlerin yer aldığı bir listeyi de katılımcılarla paylaştı. Kepenek, eğitimde mesleğindeki deneyimlerini de paylaşırken; katılımcıların fikir ve deneyimlerini de dinledi. Toplumsal cinsiyete duyarlı medyalama eğitimi yarın gerçekleştirilecek sunum ile sona erecek. UĞUR AKAGÜNDÜZ

Eşini ve Kayınbiraderini Öldüren Uzman Çavuşa 1'i Ağırlaştırılmış 2 Müebbet ve 10 Yıl Hapis Cezası Haber

Eşini ve Kayınbiraderini Öldüren Uzman Çavuşa 1'i Ağırlaştırılmış 2 Müebbet ve 10 Yıl Hapis Cezası

Olay, 28 Haziran 2024'te merkez Seyhan ilçesi Güneykuşak Bulvarı'nda meydana geldi. Uzman Çavuş Gökhan Çelik (29) ile eşi 1 çocuk annesi öğretmen Hatice Çelik (29) arasında tartışma yaşandı. Tartışmanın büyümesi üzerine Gökhan Çelik, beylik tabancasıyla önce araçta bulunan kayınbiraderi Murat Akdöker'i, ardından da eşi Hatice Çelik'i vurdu. Seken kurşunlar yoldan geçen Can A.'ya da isabet ederek, yaralanmasına neden oldu. Hatice Çelik olay yerinde hayatını kaybederken, olay yerinden kaçan Gökhan Çelik yaralı halde yakalanarak gözaltına alındı. Emniyetteki ifadesinde "Anlaşamıyorduk, çocuğumu göremedim. O konuları konuşmak ve çocuğumu görmek için Adana'ya geldim. Araç içerisinde panik halindeydim. Tartışma büyüdü" diyen Çelik, sevk edildiği nöbetçi mahkemece tutuklandı. Ağır yaralanan Murat Akdöker de olaydan 21 gün sonra yaşamını yitirdi. Ölüme göz göre göre gitmişti Öte yandan Hatice Çelik'in 14 Haziran 2024'te Mardin'de eşiyle yaşadığı tartışma sırasında şiddet gördüğü için karakola başvurup, eşi hakkında 1 ay uzaklaştırma kararı aldığı ortaya çıkmıştı. Gözaltına alınan Uzman Çavuş Gökhan Çelik ifadesinde, "Eşim 4 senedir evlilik sürecimiz boyunca aynı şeyleri yapmaktadır. Ben Hatice'ye vurmadım. Kendisine buz götürmedim. Hatice kendisine zarar vermiştir. Ben, beni darbeden, bana tehdit ve hakarette bulunan Hatice Çelik'ten şikayetçiyim" demişti. Barışmak umuduyla buluşmaya gitmiş Gökhan Çelik hakkında ''eşi kasten öldürmek, kasten öldürme, kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle öldürmeye teşebbüs, silahla olası kastla yaralama, silahla olası kastla neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama, kamu malına zarar verme" suçlarından Adana 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde dava açıldı. Dün görülen karar duruşmasında sanık Gökhan Çelik, önceki savunmalarını tekrar ettiğini söyleyerek, "Kimseyi öldürmeye niyetim yoktu. Çocuğumu görmek ve belki de eşimle barışmak için buluşmaya gittim" dedi. Mahkeme heyeti, Gökhan Çelik'i iyi hal indirimi uygulamadan biri ağırlaştırılmış olmak üzere 2 defa müebbete ve adam öldürmeye teşebbüs suçundan 10 yıl hapis cezasına çarptırdı. Geçtiğimiz hafta Mardin 4. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen "hakaret, basit yaralama, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" suçlamalarıyla açılan davada da Gökhan Çelik, "kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" suçundan 2 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

CHP Edirne Kadın Kolları’ndan Fatmanur Çelik ve Kızının Ölümüyle İlgili Açıklama Haber

CHP Edirne Kadın Kolları’ndan Fatmanur Çelik ve Kızının Ölümüyle İlgili Açıklama

CHP Edirne Kadın Kolları, Fatmanur Çelik ve küçük kızının şüpheli şekilde yaşamını yitirdiği olayla ilgili açıklama yaptı. Açıklamada, yaşanan trajedinin sadece bir haber olmadığını, aynı zamanda kadınların ve çocukların yaşam hakkının güvencesizliğini ortaya koyduğu vurgulandı. Kadın kolları, Türkiye’de kadınların her gün şiddet, baskı ve ölüm tehdidi altında yaşamak zorunda bırakıldığını belirterek, kadınların yaşam hakkını korumakla yükümlü mekanizmaların yetersizliğine dikkat çekti. Açıklamada, “Fatmanur Çelik ve kızının ölümü asla sıradan bir haber olarak geçiştirilemez. Olayın üzerindeki tüm şüpheler ortadan kaldırılmalı, gerçekler eksiksiz biçimde ortaya çıkarılmalı ve sorumlular adalet önünde hesap vermelidir” denildi. CHP Edirne Kadın Kolları, kadınların yaşam hakkını korumanın devletin en temel sorumluluğu olduğunu vurguladı ve yetkilileri göreve çağırdı. Açıklamada, “Kadınların ölümü kader değildir. Kadına şiddet kader değildir. Ve ihmaller kader değildir” mesajı verildi. Açıklamada ayrıca, Fatmanur Çelik ve küçük kızının ölümünün üzerinin örtülmesine veya sıradanlaştırılmasına izin verilmeyeceği belirtilerek, “Adalet sağlanana kadar susmayacağız, geri adım atmayacağız. Çünkü biliyoruz ki kadınların yaşam hakkı için verilen mücadele aynı zamanda insanlık mücadelesidir” ifadelerine yer verildi. CHP Edirne Kadın Kolları, açıklamasını “Fatmanur Çelik’e ve küçük kızına Allah’tan rahmet, ailelerine sabır diliyoruz. Unutmayacağız. Unutturmayacağız” sözleriyle sonlandırdı.

Eğitim- Sen’den Okullarda Şiddete Hayır Eylemi Haber

Eğitim- Sen’den Okullarda Şiddete Hayır Eylemi

Eğitim-Sen Edirne Şubesi, dün İstanbul Çekmeköy’deki Taşdelen Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde bir öğrenci tarafından gerçekleştirilen bıçaklı saldırıda hakkında basın açıklaması düzenledi. Saraçlar Caddesi’nde düzenlenen basın açıklamasında bir öğretmenin yaşamını yitirmesi bir öğretmen ve bir öğrencinin de yaralanmasıyla sonuçlanan olayın öğretmenlerin yıllardır itibarının ve can güvenliğinin göz ardı edilmesinden kaynaklandığı ifade edildi. Eğitim-Sen Edirne Şube Başkanı Ahmet Acet’in okuduğu basın açıklamasında okullarda artan şiddet vakalarının çok ciddi bir tehdit oluşturduğu belirtilerek “Bu saldırı münferit değildir. Yaptığımız uyarıları dikkate almayarak, kalıcı ve önleyici politikalar hayata geçirmeyen Milli Eğitim Bakanlığı bu olayın birinci derecede sorumlusudur. Somut ve kalıcı adımlar atılmadığı için şiddet ortamı giderek derinleşmiştir. Bir okulda kesici aletle saldırı gerçekleştirilebilmesi, güvenlik mekanizmalarının yetersizliğini açıkça ortaya koymaktadır. Okullarda şiddeti önleyici destek mekanizmaları ciddi biçimde gözden geçirilmelidir. Şiddetin zemini yalnızca bireysel bir öfke değildir. Medyada, siyasette ve bürokraside giderek meşrulaştırılan sert ve kutuplaştırıcı dil, eğitim emekçilerini hedef gösteren, itibarsızlaştıran ve yalnızlaştıran söylemler bu iklimi beslemektedir. Öğretmenlik mesleğinin sistemli biçimde değersizleştirilmesi, eğitim emekçilerinin kamuoyu önünde haksız biçimde suçlanması ve sorumluluğun sürekli öğretmene yüklenmesi öğretmenleri hedef haline getirmektedir. Ayrıca pedagojik temelden yoksun, eğitimin bilimsel niteliğini gözetmeyen etkinlik ve uygulamaların yaygınlaşması okulu çocuklar ve gençler için güvenli bir öğrenme ortamı olmaktan uzaklaştırmaktadır. Okullar ideolojik yönlendirmelerin, denetimsiz faaliyetlerin ya da pedagojik karşılığı olmayan uygulamaların alanı değildir. Öte yandan derinleşen yoksulluk ve gençlerin geleceksizlik duygusu da şiddet riskini büyüten önemli toplumsal faktörlerdir. Ailesi ekonomik krizle mücadele eden, temel ihtiyaçlara erişimde zorlanan, sosyal destek mekanizmalarından mahrum bırakılan çocuk ve gençlerin yaşadığı psikolojik baskı görmezden gelinemez. Sosyal politikaların zayıflığı, rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetlerinin yetersizliği bu tabloyu ağırlaştırmaktadır” dedi. “MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞINA ÇAĞRIMIZDIR” Acet açıklamasında başta Milli Eğitim Bakanlığı olmak üzere tüm yetkililere çağrıda bulunarak “Okul güvenliği konusunda bütünlüklü, bilimsel ve katılımcı bir politika derhal hayata geçirilmelidir. Rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri güçlendirilmelidir. Her okulda yeterli sayıda uzman personel görevlendirilmelidir. Risk altındaki öğrenciler için erken müdahale ve destek programları uygulanmalıdır. Okullarda şiddeti önlemeye dönük bağlayıcı bir eylem planı hazırlanmalıdır. Eğitim emekçilerinin mesleki itibarını koruyacak, hedef gösterilmelerini engelleyecek açık ve net bir tutum alınmalıdır. Bu saldırının tüm yönleriyle aydınlatılması gerekmektedir. İhmali bulunanlar tespit edilmeli ve sorumlular hesap vermelidir. Gelecekte benzer vakaların yaşanmaması için bu acının üzeri örtülmemelidir. Eğitim emekçileri olarak güvenli bir çalışma ortamı talep ediyoruz. Bu talep bir ayrıcalık değil, en temel haktır. Güvenli olmayan bir okulda sağlıklı bir eğitim süreci yürütülemez. Okullarımızı şiddete teslim etmeyeceğiz. Öğretmenlerin ve öğrencilerin güvenli, huzurlu ve sağlıklı bir eğitim ortamında bulunma hakkını savunmaya devam edeceğiz. Yitirdiğimiz meslektaşımızın anısı önünde saygıyla eğiliyor; benzer acıların bir daha yaşanmaması için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizin bilinmesini istiyoruz” ifadelerine yer verdi. ŞENER ŞENTÜRK

Yalova’da Öldürülen Avukat İçin Edirne Barosu’ndan Sert Tepki Haber

Yalova’da Öldürülen Avukat İçin Edirne Barosu’ndan Sert Tepki

Olay, Yalova Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) İl Müdürlüğü binasında meydana geldi. İddiaya göre, emeklilik talebinin reddedilmesi nedeniyle kuruma gelen H. H. (57), icra dosyası bulunduğunu öne sürerek kurum avukatı Zekeriya Polat (31) ile görüşmek istedi. Görüşme sırasında çıkan tartışmada H. H., yanında bulunan tabancayla Polat’a ateş etti. Ağır yaralanan Polat, hastaneye kaldırıldı ancak yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Edirne Barosu tarafından yapılan açıklamada, kamu görevini yerine getiren bir avukatın silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetmesinin hukuk camiasını derinden sarstığı vurgulandı. Baro Başkanı Gökhan Karakoç, avukatlara ve kamu çalışanlarına yönelik şiddetin son bulması gerektiğini belirterek olayın tüm yönleriyle aydınlatılmasını ve sorumluların en ağır şekilde cezalandırılmasını talep etti. “YÜREĞİMİZDEKİ YANGIN BAŞSAĞLIĞI TELKİNİYLE SÖNMEZ” Karakoç, “Bu bir meslek meselesi değil, hukukun yaşama, hayatta kalma derdidir. Avukatlar öldürülüyor, tehdit ediliyor, darp ediliyor, susturulmak isteniyor. Çoğu zaman konunun ilgilileri sadece seyretmekle yetiniyor. Daha dün Yalova ilimiz Sosyal Güvenlik Kurumu bünyesinde görev yapan meslektaşımız Av. Zekeriya Polat, emeklilik için kurum aleyhine açtığı davanın mahkemece reddedilmesi üzerine görev yaptığı kuruma gelen gözü dönmüş bir cani tarafından katledildi. Bu mermi yalnızca savunma makamını temsil eden avukatlara değil, bütün yargı mensuplarına, görevini yapma iradesi ortaya koyan herkese yöneltilmiştir. Adliye koridorlarında yumruklanmaya alışmamızı beklemeyin bizden. Cezaevlerinde hor görülmeyi, haciz mahallerinde öldürülmeyi normalleştirmeyeceğiz. Öldürülen, katledilen meslektaşlarımızın sayısının her sene artıyor olmasının yüreğimizde yarattığı yangını, ‘başınız sağ olsun’ telkinleriyle söndürmeyeceğiz. Zira bizi susturursanız, öldürürseniz bizleri, adalete giden yolun bir ayağı topal kalır. Adalet dilsiz, adalet sessiz kalır. Avukatın sesinin kesildiği yerde, adalete ihtiyaç duyan her ferdin, her kurumun, kısaca herkesin nefesi kesilir” dedi. KARAKOÇ’TAN SÖZLEŞME VURGUSU Avukatlık Mesleğinin Korunmasına Dair Sözleşme hakkında konuşan Karakoç, “İşte tam da bu yüzden Avrupa Konseyi geride bıraktığımız yıl Avukatlık Mesleğinin Korunmasına Dair Sözleşmeyi kabul etti. Neydi bu sözleşme? Bu sözleşme; avukatların mesleki faaliyetleri nedeniyle tehdit edilmesini, saldırıya uğramasını, hedef haline getirilmesini insan hakları ihlali sayan ilk bağlayıcı uluslararası bir metindir. 12 Mart 2025'te kabul edilip Mayıs 2025'te imzaya açıldı. Çünkü; tüm dünyada, özellikle de ülkemiz gibi bireysel adaletin, toplumsal adalet anlayışının önüne geçtiği, geçmeye başladığı kimi ülkelerde avukatlar artık salt yaptıkları görev sebebiyle öldürülüyor. Çünkü adaletin üçlü sac ayağından biri olan savunma makamı, her gün daha zorlu koşullarda adaletin yerine gelmesi için uğraşmak zorunda kalıyor. Çünkü avukatı korumadan, avukata yönelen şiddeti engellemeden adil yargılama hakkının varlığı imkânsız hale geliyor” ifadelerine yer verdi. “SÖZLEŞME DERHAL İMZALANMALI” Sözleşmenin imzalanması gerektiğinin altını çizen Karakoç, “Bu sözleşme taraf devletlere şunu söylemektedir; avukatını korumak, tehdit ve saldırıları etkin şekilde soruşturmak, baroları ve meslek örgütlerini baskı altına almamak, avukatın görevini korkmadan yapmasını sağlayacak şartları oluşturmak senin görevindir. Tüm bağlayıcı uluslararası metinler gibi bir sözleşme de bir ‘tavsiye’ değil, bir yükümlülük. Peki, ülkemiz? Ülkemiz bu sözleşmeyi maalesef henüz imzalamadı. Avukatların üstlendikleri görevler nedeniyle öldürüldüğü, adliye koridorlarında yumruklandığı, bürolarında vurulduğu bir ülkede, ‘biz bu sözleşmeye taraf değiliz’ demek açıkça şunu söylemektir: ‘Savunma bizim önceliğimiz değil.’ Bu sözleşmeyi imzalamamak; avukata yönelen şiddeti görmezden gelmektir. Savunma hakkını sahipsiz bırakmaktır. Hukuk devletinden biraz daha uzaklaşmak, vazgeçmektir. Biz ayrıcalık istemiyoruz. Biz görevimizi yaparken, bir davayı takip ederken ölmek istemiyoruz. Türkiye bu sözleşmeyi derhal imzalamalı ve iç hukuka aktarmalıdır. Aksi, sessiz bir kabuldür. Bu sessizlik, her yeni saldırının ortağı olmaktır. Tarihi Cumhuriyetimizle yaşıt Edirne Barosu olarak bir kez daha vurguluyoruz ki savunmayı zayıflatan her yaklaşım, doğrudan hukuk sistemine zarar verir. Avukatlık Mesleğinin Korunmasına İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi derhal imzalanmalı ve hayata geçirilmelidir” şeklinde konuştu. “SÜRECİN TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ” Yaşanan olayın takipçisi olacaklarını ifade eden Karakoç, şöyle konuştu: “Yaşanan ve savunma mesleğine yönelik olan saldırıyı, sıradan bir adli olay olarak görüp geçiştiremeyiz. Bu cinayetin faili ve diğer savunmaya yönelik şiddet olaylarının faillerinin tümü en ağır cezayı alana kadar mücadelemiz devam edecek olup ebediyete intikal eden meslektaşımız Av. Zekeriya Polat’a Allah’tan rahmet; ailesine, sevenlerine ve camiamıza başsağlığı dileriz. Savunmanın onurunu ve meslektaşlarımızın yaşam hakkını korumaya dair kararlı mücadelemizi sürdüreceğimizi, adli sürecin sonuna kadar takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygıyla duyururuz.” MERT ERİŞKİN

Dehşete Düşüren Olayda Baba ve Oğlu Tutuklandı Haber

Dehşete Düşüren Olayda Baba ve Oğlu Tutuklandı

Olay, Bolvadin ilçesine bağlı Derekarabağ köyünde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, 41 yaşındaki Hıdır Aktaş isimli zihinsel engelli adam, dün sabah saatlerinde aile üyeleri tarafından yatağında hareketsiz yatarken bulundu. Aile üyeleri ardından 112 Acil Çağrı Merkezi'ni arayarak yardım istedi. İhbar üzerine bölgeye sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi. Yapılan incelemelerde Aktaş'ın öldüğü belirlendi. Soruşturmayı derinleştiren Jandarma Suç Araştırma Timi (JASAT) dedektifleri Aktaş'ın vücudunun farklı noktalarında darpizleri tespit edilmesinin ardından talihsiz adamın babası K.A., ağabeyi B.A. ve yengesi H.A.'yı gözaltına aldı. BABA VE OĞLU KASTEN ÖLDÜRME SUÇUNDAN TUTUKLANDI Jandarmadaki işlemleri tamamlanan yenge H.A., ifadesinin ardından serbest bırakılırken, baba K.A., ağabeyi B.A. adliyeye sevk edildi. Baba ve oğlu savcılık sorgusunun ardından çıkarıldıkları mahkeme tarafından 'kasten öldürme' suçlamasıyla tutuklanarak cezaevine gönderildi. Baba ve oğul mahkeme çıkışında cezaevine götürülürken gazetecilerin olayı neden gerçekleştirdikleri sorularını ise yanıtsız bıraktı. ENGELLİ ADAM BAKIM EVİNE YERLEŞTİRİLEMEDEN HAYATINI KAYBETTİ Aile üyelerinin geçtiğimiz dönemlerde engelli adama şiddet uyguladıkları öne sürülürken, birkaç köy sakininin olayla ilgili ihbarda bulunduğu ve bunun üzerine Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü'ne bağlı ekiplerin eve gelerek tutanak tuttukları öğrenildi. Ekiplerin ayrıca Aktaş'ın bir bakımevine yerleştirilmesi için çalışma başlattığı da belirtildi. Ancak Aktaş'ın bakımevine yerleştirilemeden hayatını kaybettiği kaydedildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.