Hava Durumu

#Sigara

Batı Ekspres - Edirne'nin Haber Sitesi - Sigara haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sigara haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Sigara Şirketleri 20 Yaş Altı Gençleri ve Çocukları Hedef Alıyor Haber

Sigara Şirketleri 20 Yaş Altı Gençleri ve Çocukları Hedef Alıyor

Ergüder, sigaranın en ölümcül ve önlenebilir risk faktörlerinden biri olduğunu ifade etti. Dünyada her yıl yaklaşık 7 milyon, Türkiye'de ise 100 bine yakın kişinin tütün kullanımına bağlı nedenlerle erken yaşta hayatını kaybettiğini vurgulayan Ergüder, sigara dumanında 7 binin üzerinde kimyasal madde bulunduğunu, bunların yaklaşık 80'inin doğrudan kanserojen olduğunu belirtti. Sigara şirketlerinin stratejik olarak gençleri hedef aldığını dile getiren Ergüder, "Sigara şirketleri en çok 20 yaşından küçük gençleri ve çocukları hedef alır çünkü onları küçük yaşta nikotin bağımlısı yaptıklarında, hayat boyu bağımlı hale getirerek ekonomik olarak da kendilerine bağlarlar." dedi. Türkiye’nin 2008 yılında yürürlüğe giren "Dumansız Hava Sahası" uygulamasıyla tütün kullanım oranını yüzde 27'lere kadar düşürdüğünü hatırlatan Ergüder, 2013 yılından sonra sigara şirketlerinin taktik değişikliğine gitmesiyle bu oranların yeniden yükselişe geçtiğini kaydetti. Son 10 yılda tütün kullanımında artış gözlendiğine dikkati çeken Ergüder, "Özellikle 2013'ten sonra sigara şirketleri daha çok genç kadınlara ve kız çocuklarına yöneldi. Bu durum kadınlar arasında tütün kullanım oranının artmasına neden oldu. Sağlık Bakanlığı verilerine göre Türkiye'de tütün kullanım oranı yüzde 34'e, kadınlarda ise yüzde 20'nin üzerine çıktı." ifadelerini kullandı. Sigaranın toplum sağlığı açısından ciddi tehdit oluşturduğunu vurgulayan Ergüder, Türkiye'de erkeklerin yaklaşık yüzde 50'sinin sigara kullandığını söyledi. Tütün kullanımının yalnızca sağlık alanında değil, ekonomi üzerinde de büyük yük oluşturduğunu belirten Ergüder, tedavi giderleri, ilaç harcamaları ve iş gücü kaybının ülke ekonomisine ciddi zarar verdiğini sözlerine ekledi.

Edirne'de 96 Yaşındaki Yusuf Avcu Yaşam Enerjisiyle Örnek Oluyor Haber

Edirne'de 96 Yaşındaki Yusuf Avcu Yaşam Enerjisiyle Örnek Oluyor

Kocasinan Mahallesi'nde oğlu Şahin ve gelini Didar Avcu ile yaşayan Avcu, günlük yaşamıyla çevresindekilere örnek oluyor. Ramazan boyunca oruç tutan ve camiye giderek 5 vakit namazını aksatmayan Avcu, günlük yürüyüş ve egzersizlerini de ihmal etmiyor. Sağlıklı beslenmeyi ve düzenli yaşamı kendine ilke edinen Avcu, sağlıklı yaş almanın örneklerinden biri olarak dikkati çekiyor. Kronik rahatsızlığı bulunmayan ve ilaç kullanmayan Avcu, yaşam enerjisiyle adeta yaşlılığı kabul etmiyor. Hacca iki kez giden 6 çocuk ve 9 torun sahibi Avcu, sağlıklı olmanın sırrını düzenli yaşamda bulduğunu ifade ediyor. Zaman zaman odasındaki siyah-beyaz fotoğraflara bakarak geçmişi yad eden Avcu, hayat dolu tavırlarıyla çevresinin takdirini kazanıyor. Yusuf Avcu, Yaşlılar Haftası dolayısıyla, 1930 yılında Lalapaşa ilçesine bağlı Demirköy'de doğduğunu söyledi. Yıllarca ağır işlerde çalıştığını belirten Avcu, "Çiftçilik yaptım, taş kırdım, ağaç çıkardım, bedenimi hep çalıştırdım. Boş zamanlarımda ise avcılık yaptım. Çok hareketliydim, hep hareket ettim." dedi. Yaşlıların ve özellikle emeklilerin kenara çekilmemesi gerektiğini dile getiren Avcu, oğlu ve gelininin kendisine çok iyi baktığını anlattı. "96 yaşındayım, hayatımda tek bir gün bile karnımı şişirmedim. Az yerim, bünyeme göre tüketirim. Hiçbir öğünde çok yemek yemedim. Oğlum hep yanımdadır, gelinim de güzel yemekler yapar, Allah razı olsun onlardan. Sabah kalkınca ilk işim abdest almaktır. Namazımı kıldıktan sonra Kur'an-ı Kerim okur, tespih çekerim. Vakit gelince de camiye giderim. 12 yaşından beri namazımı ve orucumu hiç bırakmadım." 2020 yılında geçirdiği trafik kazasında kendisine otomobil çarptığını belirten Avcu, o günden bu yana koltuk değneği yardımıyla yürüdüğünü ifade etti. Hayatı boyunca sigara ve içki kullanmadığını dile getiren Avcu, sağlıklı yaşam için kötü alışkanlıklardan uzak durulması gerektiğini vurguladı. Oğlu Şahin Avcu da babasının çocuklarına ve çevresine her zaman örnek olduğunu söyledi. Babasının yaşamına, beslenmesine ve günlük rutinine büyük özen gösterdiğini anlatan Avcu, "Babam çok çalışkandır. 18 yaşında çiftçiliğe başlamış. Biz çocukken ona yetişemezdik. Babamı ayakta tutan, ona yaşam enerjisi veren, çalışmak ve doğal beslenmesidir." diye konuştu. Babasının yıllardır Kur'an-ı Kerim okuduğunu ve 5 vakit namazını aksatmadığını dile getiren Avcu, şunları kaydetti: "Sabah namazından önce kalkar, Kur'an-ı Kerim okur, namazını kılar. 96 yaşında olmasına rağmen ibadetlerini hiç bırakmadı. Kahvaltıdan önce bir kaşık bal yer, sonra bizimle kahvaltı yapar. Her sabah aynı ölçüde yer, fazla yemez. Meyvesini ihmal etmez. Akşam yatmadan önce bir kaşık zeytinyağı içer. Kış aylarında ise bir bardak süt içmeden uyumaz. Babam mahallemizin 'koca çınar'ıdır, herkese örnek olur. Çocukla çocuk, büyükle büyük olur." Gelini Didar Avcu ise kayınbabasının ibadetlerine ve düzenli yaşama bağlılığıyla örnek olduğunu, hareketli yaşam tarzıyla herkese ilham verdiğini belirtti.

Rifat Osman, Sarayiçi’nde Toplu Mezarı Yazmış Haber

Rifat Osman, Sarayiçi’nde Toplu Mezarı Yazmış

Edirne Valisi Yunus Sezer’in geçtiğimiz günlerde yaptığı basın açıklamasında, Edirne Sarayı’nın ihya çalışmalarındaki kazılarda, Balkan Savaşları’nda şehit düşen askerlere ait toplu mezarların bulunduğunu söylemesi, kentte birçok kesimin dikkatini çekti. " Vali Sezer’in gündeme getirdiği toplu mezarları Edirne tarih yazarı, ressam, hekim, mimar Tosyavizade Dr. Rifat Osman’ın birebir şahit olarak eserinde yazdığı ortaya çıktı. Osman, Edirne Valiliği Kültür Yayınları tarafından yayımlanan ve Yrd. Doç. Dr. Ratip Kazancıgil tarafından günümüz Türkçesi’ne çevrilen Edirne Rehnüması (Edirne Şehir Kılavuzu) adlı eserinde, Sarayiçi’nde yaşananları “facia” olarak nitelendirirken; bölgede tutsak edilenlerin gömüldüğü toplu mezarı gördüğüne yer vermesi dikkat çekti. “İÇİNDE CESETLER GEÇEN TUNCA SUYUNDAN İÇTİM” Osman, eserinin “Balkan Harbinde Edirne” adlı başlığının “Tartışma” bölümünde, Sarayiçi mevkiinde Bulgarlar tarafından yapılanları gördüğünü belirterek; “Ben, o ağaçların altında bir asker tabibi olduğum halde 4 gün ekmek görmedim ve yalnız içinde cesetler geçen Tunca suyundan içtim. Sarayiçindeki tutsak erlere değil, subaylara bile bir şey verilmedi. Fransa’da öğrenim yapmış bir Bulgar tabibi bana bir kutu sigara verdiği için binbaşısı tarafından azarlandı ve kutu geri alındı. Tutsak erler, dediğiniz gibi ağaç kabuklarını ateş yakmak için değil, yemek için kopardılar. Yediler ve öldüler” ifadelerine yer veriyor. “SARAYİÇİ’NDE CESETLERİ TAŞ SÜTUNUN YANINA GÖMDÜRDÜLER” Osman, dizanteri nedeniyle bölgede tutsak olan birçok kişinin hayatını kaybettiğini ifade ederken; “Dizanteri o kadar korkunç sayıda ölüme neden oldu ki Bulgarlar kolera vardır diye kaçtılar, yalnız köprü başlarında nöbetçi bıraktılar. Halbuki hastalık, açlık üzerine soğuktan ileri geliyordu. Nihayet, 3 gün sonra verilen yeşil küflü, taş gibi peksimetler ve ona benzer ekmekleri ise yiyen zehrinden, yemeyen ise açlıktan öldü. Sarayiçi faciasına merkez asker hastanesi tabipleri 22 günde son vererek her gün Sarayiçi’ne gidip muayene yaptıkça 5’er, 10’ar hastaneye kaldırdılar. Sarayiçi’nde tutuklu hasta erleri hastaneye yatıracak yer olduğu ve Mart’ın soğuk günlerinde Sarayiçi’nin yaş çayırları üzerinde etrafı açık çadırlarda yatmalarının uygun olmayacağı hatırlatıldığı halde hastaneye götürülmelerine Bulgar komutanı izin vermemiştir ve Sarayiçi’nde açıkta kalan çıplak cesetleri de oradaki taş sütunun yanına gömdürdüler” dedi. “YAYLIM ATEŞİYLE KATLEDİLDİLER” Osman, eserinde hasta ve yaralı erler ile subayların sayısı ile ilgili de bilgi verirken; “Kalenin düşüşünde ve düşüşünden sonra Edirne Merkez Asker Hastanesi’nde bulunan hasta ve yaralı erler ve subaylar 1270’i aşkın idi. Hastane tabipleri ise öbür tutsaklar gibi Bulgaristan’a gönderilmeyip hastalarını tedavi için hastanede bırakılmışlardır. R. 17 Nisan 1329-M. 1913/1914 tarihinde Edirne Askeri Mevki baştabibi binbaşı Gospodin Kiryakof, yanında birkaç Bulgar askeri tabibi olduğu halde hastane koğuşlarını gezerek nekâhat (iyileşme) döneminde bulunan erlerden 72 kişiyi çıkartmış ve bunlar, Bulgar erlerinin gözetiminde, hastane civarında Tunca nehri kenarından Bulgaristan’a gönderilmek üzere götürüldükleri sırada, adı geçen Bulgar erleri tarafından açılan bir yaylım ateşi ile 20’den fazlası katledilip soyulmuşlardır. Bu biçare sakat erlerin idam nedenleri de yürüyemeyip geride kalmalarıdır” sözlerine yer veriyor. UĞUR AKAGÜNDÜZ

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.