Hava Durumu

#Sol Parti

Batı Ekspres - Edirne'nin Haber Sitesi - Sol Parti haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sol Parti haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Çığla’dan Mecliste Nükleer Enerji Santrali Tepkisi Haber

Çığla’dan Mecliste Nükleer Enerji Santrali Tepkisi

Edirne İl Genel Meclisi’nin mart ayı toplantıları devam ediyor. Meclisin bugün düzenlenen toplantısında, Kırklareli’nin Vize ilçesine bağlı Kıyıköy-Kışlacık mevkiinde kurulması planlanan Nükleer Enerji Santrali gündem oldu. SOL Parti Edirne İl Başkanı Nazım Türkoğlu ve İl Yönetim Kurulu Üyelerinin de misafir olarak katıldığı toplantıda, Cumhuriyet Halk Partisi Havsa İl Genel Meclisi Üyesi ve Çevre ve Sağlık Komisyonu Başkanı Serdar Çığla, gündem dışı söz alarak, Nükleer Enerji Santrali projesine karşı herkesi tepki göstermeye davet etti. “BU YAPILAŞMAYA KARŞI ÇIKMALIYIZ” Çığla, insanlar için enerji ve rahat yaşamın çok önemli olduğunu belirterek; “Ama ülkemizde son yıllarda enerji konusundaki ihtiyaçlar için insan yaşamına zarar verecek şekilde yapılan ve yapılmak istenen sistemler söz konusudur. Bu durum da Trakya bölgemizi bağlamaktadır. 1/100 binlik Ergene havzası konusunda Kırklareli, Edirne ve Tekirdağ’ı bağlayan bir durum söz konusudur. 2023 yılından beri Kıyıköy bölgesine kaydırılan ve Trakya bölgemizi önemli derecede etkileyecek olan Nükleer Enerji Santrali kurulma konusu var. 13 bin dönüm üzerine kurulmak isteniyor. Bunun fizibilite çalışmaları ve altyapı çalışmaları başlamış durumdadır. Bizler, sivil toplum örgütleri, siyasi partiler ve Trakya’da yaşayan tüm insanlar olarak insan sağlığını, çevreyi, içme sularını olumsuz etkileyecek bu yapılaşmaya karşı çıkmalıyız” ifadelerini kullandı. “BİR ÇERNOBİL YAŞAYACAĞIZ” Enerji üretmenin daha kolay yolları olduğunu söyleyen Çığla; “Güneş enerjisi, barajları kullanmak, rüzgar enerjisi temin etmek gerekir. Bu çok önemli bir olaydır. Eğer gelirse bir Çernobil yaşayacağız. Trakya’daki tüm insanlar, kuruluşlar buna engel olmamız lazım. Doğa katliamına neden olacak. O bölge İstanbul’un, bizim su ihtiyacımızı, doğa ihtiyacımızı, iklim şartlarımızı etkileyen bir bölgedir. 13 bin dönüm arazi nükleer enerji santrali için kullanılacak ve binlerce ağaç kesilecek. Orada yaşam var. Yabani hayvanların yaşamı da söz konusudur. Ayrıca Karadeniz’i de etkileyecek. Bu konuda Kırklareli’nde bazı kurumlar çalışmaya devam ediyor. Protestolar çoğalacaktır. Hepimiz yarın olacak protestolara, açılacak davalara sahip çıkmalıyız. Biz toprağımızı, doğamızı korumak zorundayız. Çünkü bu bize emanettir. Atalarımız bize nasıl teslim ettiyse biz de gelecek nesillere sağlıklı bir doğa ve ortam bırakmak zorundayız. O yüzden bu mücadelede itiraz eden kurumlara ve siyasi partilere teşekkür eder, mücadelelerinin devamını dilerim” diye konuştu. UĞUR AKAGÜNDÜZ

Edirne’deki Meclislere Nükleer Santral Karşıtı Dilekçe Haber

Edirne’deki Meclislere Nükleer Santral Karşıtı Dilekçe

SOL Parti Edirne İl Örgütü, Kırklareli’nin Vize ilçesine bağlı Kıyıköy beldesinin Kışlacık mevkiinde planlanan Trakya Nükleer Santral Projesi’ne karşı Edirne Belediye Başkanlığı’na ve İl Genel Meclisi Başkanlığı’na dilekçe ile başvuru yaptı. Başvuru dilekçesinde, Edirne Belediye Meclisi ile İl Genel Meclisi’nin mart ayı toplantılarında Nükleer Santral Projesi’nin iptal edilmesi için karar alınması talep edildi. “EKO-KIRIM YABANCI YATIRIM PROJESİ” SOL Parti Edirne İl Başkanı Nazım Türkoğlu, basın mensuplarına yaptığı açıklamada, dilekçedeki ifadelere yer verdi. Türkoğlu, açıklamasında; “Trakya Nükleer Enerji A. Ş.’nin internet sitesindeki yazıda, ‘Trakya Nükleer Santrali Projesi'nde ise 2023 sonunda Kırklareli Kıyıköy - Kışlacık mevkiindeki alan yer seçimi için onaylandı, sahada sismik ölçüm ve meteorolojik veri toplama çalışmaları başladı’ denilmektedir. T. C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın resmi evraklarında Nükleer Santral Proje alanının, 1/100.000 Ölçekli Trakya Alt Bölgesi Ergene Havzası Çevre Düzeni Planında ‘İçme ve Kullanma Suyu Mutlak Koruma Alanı’, ‘İçme ve Kullanma Suyu Kısa Mesafeli Koruma Alanı’, ‘İçme ve Kullanma Suyu Orta Mesafeli Koruma Alanı’, ‘İçme ve Kullanma Suyu Uzun Mesafeli Koruma Alanı’, ‘Orman Alanları’ ve ‘Tarım Arazisi’ lejantında kaldığı belirtilmiştir. Proje, Karadeniz kıyısının da tahribine yol açacak olup 13 bin 830 dönümlük alanda hafriyat, kazı, inşaat sonucunda milyon düzeyinde ağacın kesileceği, sayısız canlının, türün ve doğal yaşamın yok edileceği bölgesel bir eko-kırım yabancı yatırım projesi olarak gerçekleşecektir” ifadelerini kullandı. “ULUSAL EGEMENLİĞE AYKIRIDIR” Trakya Nükleer Santral Projesi’nin, Trakya bölgesinin özel ekolojik değerlerini barındıran Istranca ekoloji sistemini, mutlak koruma alanlarını, ormanları, Trakya sularını, balıkçılığı, tarımı, yaşam hakkını, yerleşim alanlarını ve bölgedeki tüm canlıları tehdit ettiğini söyleyen Türkoğlu; “Halkın katılımı sağlanmadan, Çevresel Etki Değerlendirmesi ve Sağlık Etki Değerlendirmesi yapılmadan yabancı devletler ve şirketler ile halktan gizlice çalışmaları yürütülen bölgesel ve ulusal yıkım projesidir. Enerji arz fazlasının olduğu ülkemizde aynı anda süren diğer iki Nükleer Santral Projesi, halen işletmede olan ve projelendirilmiş çok sayıda enerji üretim santralleri gözetildiğinde Trakya Nükleer Santral Projesi’nin ülkemizin enerji üretimi için yapılmadığı, Trakya bölgesinin zaten çeşitli kirleticilerle ve yanlış izin ve onaylarla bozulan ekolojisinin bu projeye başlanması ile daha fazla zarar göreceği açıktır. Yabancı bir devletin veya yabancı bir şirketin ülkemizde bu projenin sahibi olması ulusal egemenliğe de aykırıdır” dedi. İPTAL EDİLMESİ YÖNÜNDE KARAR ALINMASINI İSTEDİLER Türkoğlu, Edirne Belediye Meclisi’nden taleplerini de açıklarken; “Trakya Nükleer Santral Projesi’nin, Sayın Meclisinizin 2026 Mart ayı toplantı gündemine alınmasını ve Trakya Nükleer Santral Projesi’nin bölgesel, ulusal, ekolojik nedenlerden dolayı kurulmaması ve projenin iptal edilmesi yönünde karar alınmasını saygıyla arz ve talep ederiz” sözlerine yer verdi. UĞUR AKAGÜNDÜZ

“Trakya’da Nükleer Santral Alanı Ortaya Çıktı” Haber

“Trakya’da Nükleer Santral Alanı Ortaya Çıktı”

Sol Parti Edirne İl Başkanı Nazım Türkoğlu, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın, “nükleer santral sahası ile çakışıyor” gerekçesiyle bir rüzgâr enerji santrali projesini reddetmesinin, hükümetin uzun süredir kamuoyundan gizlediği nükleer santral alanını açıkça ortaya koyduğunu söyledi. Türkoğlu’nun aktardığına göre, Kırklareli’nin Vize ve Demirköy ilçeleri arasında yer alan ormanlık alan, Poliçe Plajı ile Kumçakıl Sahili arasındaki kıyı hattı ve İğneada Longoz Ormanları Milli Parkı’nın hemen yanı başı, nükleer santral için işaretlenen bölge olarak öne çıkıyor. “TRAKYA’NIN GELECEĞİ TEHDİT ALTINDA” İğneada Longoz Ormanlarının hemen yanında planlanan nükleer santral projesinin, Trakya’nın nefesini, suyunu ve ormanlarını tehdit eden büyük bir ekolojik yıkım anlamına geldiğini belirten Türkoğlu, bu girişimin aynı zamanda enerjide dışa bağımlılığı artıracak bir proje olduğunu vurguladı. Sol Parti olarak bu projeye kesin bir şekilde karşı olduklarını ifade eden Türkoğlu, “Bu ülkenin ormanlarını, tarım alanlarını, su havzalarını ve halkın yaşam alanlarını sermayeye, uluslararası nükleer lobilere ve iktidarın rant iştahına teslim etmeyeceğiz” dedi. “BÖLGE KORUMA ALTINDA” Türkoğlu, söz konusu alanın 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planlarında orman, tarım ve mutlak içme suyu koruma alanı olarak tanımlandığını belirterek, buranın Trakya’nın ekolojik bütünlüğü en yüksek ve en az tahrip edilmiş bölgelerinden biri olduğuna dikkat çekti. Aynı zamanda bu alanın, İstanbul’un hava ve su dengesini sağlayan doğal bir eşik olduğunu vurgulayan Türkoğlu, nükleer santral girişiminin yalnızca Trakya’yı değil, Marmara ve Karadeniz havzasını da doğrudan tehdit ettiğini söyledi. MEHMET EFECAN HIDIROĞLU

‎Ünlü Oyuncudan Edirne'de Söyleşi ve İmza Günü Haber

‎Ünlü Oyuncudan Edirne'de Söyleşi ve İmza Günü

Edirne’ye yabancı olmadığını belirten Bozkurt; “Edirne zaten yabancısı olmadığımız bir şehir. Burada daha önce uzun süre çalışma fırsatım oldu. Yaklaşık altı ay boyunca Edirne’nin en eski liselerinden birinde dizi çektik. O dönem okul müdürünü oynamıştım; müdürlük yaptık, sonra emekli olduk. Bu şehir hem doğasıyla hem insanıyla çok sevdiğim, sık sık gelmek istediğim bir yer. Hatta zaman zaman ‘Buradan bir ev alıp hafta sonları İstanbul’dan kaçsak mı?’ diye düşündüğüm oluyor. O yüzden bugün gördüğüm ilgi için ayrıca teşekkür ederim. Sağ olsunlar, bizi tanıyorlar, biliyorlar. TAKSAV Yönetim Kurulu üyesiyim. Yıllardır hem kültürel hem siyasi bir yol arkadaşlığı sürdürüyoruz. TAKSAV’ın Edirne’de olmasından da hep gurur duymuşumdur. Açılışına da gelmiştim, aradan üç yıl geçmiş” dedi. ‎ ‎“YAZAR OLMAYI HİÇ DÜŞÜNMEMİŞTİM” ‎ ‎Yazar olmayı düşünmediğini, Sakarya Karasu’da siyasi bir kavga sırasında çok yakın bir arkadaşının bıçaklanarak öldürülmesi sonrası yazmaya başladığını söyleyen Bozkurt; “Aslında bizim 12 Eylül öncesine dayanan bir siyasi geleneğimiz var. Ben Özgürlük ve Dayanışma Partisi’nin de kurucularındandım, şu anda da Sol Parti’nin kurucusu ve üyesiyim. Edirne’de de aynı çizgide çalışan genç arkadaşlarımız var. Bavul Dergisi çevresinden arkadaşlar ‘Abi, seni herkes oynadığın karakterlerle tanıyor ama gerçek seni merak ediyorlar. Cengiz Bozkurt kimdir, ne hisseder, ne düşünür, nerede durur?’ diyerek beni yazmaya teşvik ettiler. İlk başta cesaret edemedim, ‘Ben yazacaksam senaryo yazarım’ diyordum. Ama ısrar ettiklerinde, beni çok derinden etkileyen bir anıyla başladım; Sakarya Karasu’daki çocukluğum. Lise 1’deyken, çok yakın bir arkadaşım bir siyasi kavga sırasında bıçaklanarak öldürülmüştü. Ona ithafen duygusal bir yazı yazdım. Yazılar böyle başladı. Sonrasında İngiltere yıllarım, ODTÜ dönemim, siyasi mücadelemiz, Türkiye’deki toplumsal sorunlar, insan ve kültür üzerine düşündüklerim; çocukluğumdan gençliğime pek çok anıyı farklı makalelerde kaleme aldım. Kolay yazan biri değilim, zamanım da pek olmuyor. Bu nedenle 8 yıl gibi uzun bir sürede yaklaşık 40 yazı birikti. İnkılap Kitabevi ‘Bunları kitap yapmak istiyoruz’ deyince de kabul ettim. Yazıları 31–32’ye düşürdük. Kitabevinden arkadaşlar ‘Sen komedyen olarak biliniyorsun, insanlar kitabı görünce çok güleceklerini sanmasınlar. Yazılar oldukça ciddi. O yüzden adını Ben Gülüyor Muyum? yapalım ve kapağa ciddi bir fotoğraf koyalım’ dediler. İsim böyle ortaya çıktı. Her ne kadar ciddi konular işlese de bence kitapta güçlü bir mizah yönü de var. Çünkü hayatımızdan mizah eksik olmadı. Biz ailecek acının içinde bile gülünecek tarafı görmeyi bilen bir yapıdayız. Belki de beni ben yapan şeylerden biri de budur” ifadelerini kullandı. ‎ ‎Bozkurt, söyleşinin ardından kitabını okurları için imzaladı. ‎ŞENER ŞENTÜRK

Sol Parti Edirne İl Örgütü: “Yaşamı Savunmak, Suyu Savunmaktır” Haber

Sol Parti Edirne İl Örgütü: “Yaşamı Savunmak, Suyu Savunmaktır”

SOL Parti Edirne İl Sözcüsü Nazım Türkoğlu yaptığı yazılı açıklamada şu ifadelere yer verdi: “Edirne bir süredir su yokluğunu yaşıyor. Suyun nasıl bir yaşam kaynağı olduğunu yaşayarak öğrendik. Bizi yönetenler bu konuda nasıl bir öğretiye sahip oldular bilmiyoruz. Gördüğümüz şudur: Bir çukurun içinde çalışan emekçilerin başında fotoğraf çektirip su sorununu çözüyoruz açıklamalarıdır. Belediyenin en önemli görevi suyu sağlıklı bir şekilde yurttaşlara ulaştırmak, şebekelerdeki kayıp ve kaçağı en aza indirerek su israfının önüne geçmektir. YAŞADIĞIMIZ KRİZ BİR SİSTEM KİRİZİDİR Kuraklık, iklim değişikliği ve nüfus artışı elbette önemlidir, ancak asıl neden yanlış politikalarla yaratılmış sistemsel çöküştür. Doğanın ve kamusal kaynakların yağmalanması, plansız kentleşme, denetimsiz sanayileşme ve rant politikalarıdır. Tarım politikaları plansızdır; suyu en çok tüketen ürünler yanlış bölgelerde desteklenmektedir. Kentler beton yığınlarına dönüştürülmüş, yağmur suyu toprakla buluşamaz hale gelmiştir. Yeraltı suları denetimsiz biçimde çekilmiş, maden ve inşaat faaliyetleriyle ekosistem dengesi bozulmuştur. Kamu kurumları yetkisizleştirilmiş, su yönetimi parçalanmış ve özel şirketlerin kontrolüne bırakılmıştır. suyun adil paylaşımı ortadan kaldırılmaktadır Bugün yurttaşlara “musluğu kapatın” denirken, sanayi tesisleri ve rant projeleri tonlarca suyu sorgusuzca tüketmektedir. SU POLİTİKASINDA KÖKLÜ DEĞİŞİM ŞARTTIR Sol Parti olarak diyoruz ki: Gerçek çözüm bireylere su tasarrufu çağrısı yapmakta değil, bu sömürü düzenini değiştirmektedir. Suyu, havayı, toprağı, yaşamı korumak ancak kamucu, planlı ve demokratik bir düzenle mümkündür. Bu nedenle: Su yönetimi kâr amacıyla değil, kamu yararı gözetilerek yürütülmelidir. Havza bazlı planlama ve ekosistem bütünlüğü esas alınmalıdır. Kararlara yerel halk, meslek odaları, çevre örgütleri ve bilim insanları katılmalıdır. Suyun özelleştirilmesine, enerji ve maden şirketlerinin su hakkı gaspına son verilmelidir. Bugün suyu savunmak; Doğayı, emeği, yaşamı ve geleceğimizi savunmaktır. Bizler biliyoruz ki bu düzen, sadece suyumuzu değil, yaşam hakkımızı da gasp etmektedir. Doğa kâr için değil, yaşam için var olmalıdır!” HABER MERKEZİ

SOL Parti’den Edirne Belediyesi’ne Çağrı; “Bu Karardan Vazgeçin” Haber

SOL Parti’den Edirne Belediyesi’ne Çağrı; “Bu Karardan Vazgeçin”

SOL Parti Edirne İl Sözcüsü Nazım Türkoğlu, Edirne Belediyesi Meclisi’nin oy birliği kararıyla nur cemaatinin yazıcılar koluna ve İlim Yayma Cemiyeti’ne ait arsalara yönelik plan değişikliği ile ilgili açıklama yaptı. Türkoğlu, Edirne Belediyesi’ne kararla ilgili seslenerek, karardan vazgeçilmesini talep etti. Türkoğlu, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Edirne Belediyesi’ne çağrımızdır; bu karardan derhal vazgeçin! Edirne kamuoyu günlerdir, Edirne Belediye Meclisi’nin oy birliğiyle aldığı, Nur Cemaatinin Yazıcılar Koluna ve İlim Yayma Cemiyeti’ne ait arsaya yönelik özel plan değişikliği kararını tartışıyor. Bu karar, Cumhuriyet değerlerine ve laikliğe aykırıdır; kabul edilemez! Öğrenciler için yurt ihtiyacı elbette bir gerçektir ve kamusal bir sorumluluktur. Ancak cemaat ve tarikat bağlantılı yurtlarda yaşanan olumsuzluklar herkesin bilgisi dahilindedir. Belediyenin bu yapılara destek vermesi, halkçı bir yönetim anlayışıyla bağdaşmaz. Kamu kaynakları, bireyleri belirli ideolojik yapılara mahkûm eden değil, özgürleştiren politikalar doğrultusunda kullanılmalıdır. Edirne Belediyesi’ne çağrımız nettir: Bu özel plan değişiklikleri derhal iptal edilmelidir. Kamusal, laik, demokratik ve katılımcı bir anlayışla öğrencilere güvenli ve erişilebilir yurtlar sağlanmalıdır. Belediye yönetimi, halkın tüm kesimleriyle ortak hareket ederek kente gerçekten kamucu bir yaklaşım kazandırmalıdır. Edirne halkının beklentisi budur. Bizler, SOL Parti Edirne Örgütü olarak bu kararın karşısında durmaya devam edeceğiz.” HABER MERKEZİ

4 siyasi parti temsilcisi Batı Ekspres’e konuştu Haber

4 siyasi parti temsilcisi Batı Ekspres’e konuştu

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Türkiye İşçi Partisi (TİP), SOL Parti ve Türkiye Komünist Partisi (TKP) Edirne temsilcileri, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan tarafından 1 Ocak 2024 tarihinden itibaren 17 bin 2 TL olacağını açıklanan asgari ücret ile ilgili Batı Ekspres’e konuştular. CHP Edirne Merkez İlçe Başkanı Yücel Balkanlı, TİP Edirne İl Başkanı Caner Soydal, SOL Parti Edirne İl Sözcüsü Nazım Türkoğlu ve TKP Edirne İl Yürütme Kurulu Üyesi Emre Gebeş, 17 bin 2 TL’lik asgari ücretle ilgili görüşlerini Batı Ekspres ile paylaştılar. “EKONOMİNİN BATTIĞININ GÖSTERGESİ” CHP Merkez İlçe Başkanı Balkanlı, asgari ücret görüşmelerinin tiyatro olduğunu söyleyerek; “Bu bir tiyatroydu. Bu ücret, açlık sınırının altında ve birkaç ay içerisinde de emekçilerin ihtiyaçlarını karşılamaktan çok uzakta kalacak. Bu ücretle vatandaşın günlük yaşamını sürdürmesi mümkün görünmemektedir. Oynanan tiyatro, dünkü açıklanan fiyatla kapanmış oldu. Bu rakam ayrıca 1 yıllıktır. Bu rakamla insanların ihtiyaçlarını karşılayabilmesi, evinin kirasını ödemesi, beslenmesi, çocuklarını okula göndermesi mümkün değil. Bu bir fiyaskodur, ekonominin battığının göstergesidir. Bu asgari ücret emekçilerin yanında değil. İşverenlerin lehine sonuçlanan bir durum” ifadelerini kullandı. “ENFLASYON NEDENİYLE RAKAMIN HİÇBİR ÖNEMİ YOK” TİP İl Başkanı Soydal ise asgari ücret olarak açıklanan rakamın bir öneminin olmadığını belirterek; “Türkiye’de enflasyon şu anki gibi olacaksa hiçbir şeye yeterli değil. Enflasyon yerinde durmayacağı için açıklanan rakamın hiçbir önemi yok. Ülkede her zamanki gibi emekçiler ezilmeye devam ediyor. 20 ya da 25 bin TL yapsalar ne olacak? Enflasyonun ne olacağını bilmiyoruz. Açıklanan asgari ücretin 1 yıl geçerli olması ise felaket. Seçimlerden sonra kan ağlayacağız. Bu yapılan zam da seçim için yapılıyor. Seçim olmasa bu kadarı bile yapılmayacak” dedi. “HALKA ASLA RAHAT VERMEYECEKLER” SOL Parti Edirne İl Sözcüsü Nazım Türkoğlu da asgari ücretin belirlenmesini oyun olarak tanımlarken; “Yeni asgari ücret 1 defa ve onların istediği şekilde belirleniyor. Onlar enflasyonu öngörüyorlar. Örneğin; enflasyonu yüzde 15 olarak öngörüyorlar ama gerçekte yüzde 85. Asgari ücreti de yüzde 15 üzerinden belirliyorlar. Bu da asgari ücretin sürekli açlık sınırının altında olması demektir. Bu ekonomik sistemde Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek bir şey belirtti; ‘Biz vergiyi tabana yayacağız’ dedi. Vergiyi zaten taban ödüyor. Türkiye’de şirketlerin ödediği vergi, asgari ücretlinin ödediği vergiden çok az. Dolayısıyla bu halka asla rahat vermeyecekler. Zenginleri zengin yapacaklar. Fakirler gittikçe daha da fakir olacak. En fazla para kazanan da vergileri silinenler, birçok teşvik alanlar olan finans sektörü ve yandaş şirketler. Maalesef onlar da emperyalizmin elinde. Biz tamamen sömürge bir ülke olarak yaşamımıza devam ediyoruz. Yabancılar da şunu istiyorlar; ‘Bizim borcumuzu ödeyin, halkınıza da mümkün olduğu kadar az para verin.’ Çok kötü bir yıl geçireceğiz. Çünkü dışarıdan para bulamadılar, bunu halktan alacaklar. Bir hükümet araba vergisini 2 defa aldığına göre önümüzdeki dönemde birçok şeyi 2 defa yapabilir” sözlerine yer verdi. “VATANDAŞIN SÖMÜRÜLDÜĞÜ BİR DÜZENE DEVAM EDİYORUZ” TKP İl Yürütme Kurulu Üyesi Emre Gebeş ise asgari ücretin belirlenmesinin ardından yapılması beklenen zamlara dikkat çekerek; “Şu anda hangi rakamı belirlerse belirlesinler hemen arkasından zamların yığılacağını biliyoruz. Ocak ayında her şeye zam gelecek. Vergilere zam gelmesi bekleniyor. Bunların sonucunun ne olacağını biliyoruz. Bununla birlikte sürekli, ‘Huzur payı, ‘Prim’ gibi sözler söylüyorlar ama onların bile bir garantisi yok. Sonuç olarak vatandaşın sömürüldüğü bir düzene devam ediyoruz. Bunun sonuçları çok ağır olur. Ne kadar zam yapılırsa yapılsın yine aynı yere döneceğimizin farkındayız ama tek zammın yapılacak olması halkta büyük bir korku yaratacak. Çünkü önümüzdeki birkaç ay içerisinde birçok ürüne zam geleceğini biliyoruz. Bu zamlarla beraber vatandaş yine sıkıntı yaşamaya devam edecek ve bu ülkede yaşayamaz hale gelecek” diye konuştu. UĞUR AKAGÜNDÜZ

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.