Hava Durumu

#Sorumluluk

Batı Ekspres - Edirne'nin Haber Sitesi - Sorumluluk haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sorumluluk haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Fenerbahçe Yüksek Divan Kurulu Toplantısı Başladı Haber

Fenerbahçe Yüksek Divan Kurulu Toplantısı Başladı

Fenerbahçe nisan ayı Olağan Yüksek Divan Kurulu Toplantısı, Fenerbahçe Spor Kulübü Faruk Ilgaz Tesisleri'nde yapılıyor. Toplantıya, Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Sadettin Saran, Yüksek Divan Kurulu Başkanı Şekip Mosturoğlu ve Divan Kurulu üyeleri katıldı. Sarı-lacivertli kulübün eski başkanı Aziz Yıldırım da toplantıya katılım sağladı. Toplantı saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başladı. Şekip Mosturoğlu: "Futbolda bir zihniyet değişikliği şarttır" Fenerbahçe Yüksek Divan Kurulu Başkanı Şekip Mosturoğlu, yaptığı konuşmada futbol takımının dün yaşadığı puan kaybına değinerek, son yıllarda ulaşılamayan başarıya dikkat çekti. Mosturoğlu, "Şanlıurfa ve Kahramanmaraş illerimizde yaşanan elim hadise ile ilgili olarak Fenerbahçe camiası adına üzüntülerimi belirtmek istiyorum. Hayatlarını kaybeden öğretmenlerimiz, öğrencilerimize Allah'tan rahmet diliyor, kederli ailelerine başsağlığı diliyorum. Olayda yaralananlara geçmiş olsun dileklerimi sunuyorum. Bugün burada dün akşam yaşadığımız ve hepimizi derinden üzen maç sonucunun ardından bir araya gelmiş bulunuyoruz. Futbol takımımızın almış olduğu beraberliğin Süper Lig şampiyonluk yarışında ne anlama geldiğini hepimiz biliyoruz. Hepimiz çok üzgünüz, hayal kırıklığı yaşıyoruz. Oysa ki maçtan önce camia olarak şampiyonluk hedefine odaklanmış adeta tek yürek olmuştuk. Dün Şükrü Saracoğlu Stadyumu'nda taraftarlarımızın oluşturduğu atmosferle takımımız skor olarak geriye düşmesine rağmen öne geçmiş ancak son saniyelerde taraftarımızı büyük bir hayal kırıklığına uğratmıştır. Bu sezon bu durum birden fazla yaşanmış, liderlik koltuğuna oturabilecekken geriye düşülmüştür. Halen şampiyonluk şansımız matematiksel olarak devam etmiş olsa da ipler maalesef bizim elimizde değil inisiyatif rakibimizin eline geçmiş durumda. Bugün bu tabloyu görmezden gelmek, küçümsemek yada olduğundan farklı göstermeye çalışmak ne bu kürsüye ne de bu camiaya yakışır. Taraftarımızın öfkeli olması da son derece doğaldır. Çünkü Fenerbahçe taraftarı her zaman kupa ister, şampiyonluk ister. Bu kulüp yenilmeyi kabul etmeyenlerin kulübüdür. Bu nedenle taraftarımızın yaşadığı hayal kırıklığını en derinden bizler de hissediyoruz. Elbette bu olumsuz sonuçların sorumluluğu vardır. Bu sorumluluk sadece bir kişiye, bir gruba indirilemez. Yönetiminden, teknik heyetine, futbolcusundan tüm paydaşlarına kadar herkes bu sorumluluk hissiyatı içindedir. Bu durumun bütün sorumluluğu da sadece bu yönetime ait değildir. Yarıştığımız diğer bütün branşlarda ezici bir üstünlüğe sahipken neden futbolda bu seviyeye gelemiyoruz? Neden. Kulüpten kulübe değişen çifte standart kararları kabul etmiyor, bugün yaşadığımızla bunların normalleşmesini istemiyorum. Mücadele ettiğimiz diğer branşlarda ezici üstünlüğümüz ve başarımız sistemli şekilde inşa edilen istikrar ile sürdürülen bir anlayışın eseridir. Bu anlayışla sürekliliği sağlanan kadro ve teknik heyet istikrarıyla, mevcut takımın üzerine inşa edilen kadrolarla sürekli ve ezici başarılara ulaşılmıştır. Yarıştığımız diğer branşlarda bizi başarıya götüren bu dinamikler futbolda tam tersi şekilde çalışmaktadır. Teknik heyet ve kadroların her sezon yap-boz gibi değiştirilmesi futbolda sık tekrarlanan başarısızlıkların temel sebebidir. Bizim için futbolda bir zihniyet değişikliği şarttır. Bu da anlık hissi kararlarla değil, başarısı kanıtlanmış sportif yaklaşım ve anlayışın futbola da hakim kılınacağı yeni bir çalışma ve sistemin kurulması ile mümkün olacaktır" ifadelerini kullandı. Şekip Mosturoğlu konuşmasına şu şekilde devam etti: "Fenerbahçe tarihi boyunca zorlu dönemler yaşamış, ancak her defasında ayağa kalkmayı başarmış bir kulüptür. Bugün yaşadığımız hayal kırıklığı büyüktür, evet. Ama bu camianın gücü, tam da böyle zamanlarda ortaya çıkar. İçinde bulunduğumuz zorluklardan ancak ortak akılla çıkabilmemiz mümkündür. Bugün burada yapmamız gereken en önemli şey, birbirimizi yıpratmak değil; ortak aklı korumak olmalıdır. Eleştiri elbette olacaktır, olmalıdır da. Ama bu eleştirinin yapıcı olması, Fenerbahçe'ye zarar vermeyecek bir zeminde kalması hepimizin sorumluluğudur. Unutmayalım ki bu kulüp, en büyük gücünü birlikten alır. Ayrıştığımızda değil, omuz omuza durduğumuzda güçlüyüz. Bugün belki moralimiz bozuk, belki öfkeliyiz. Ancak unutmamamız gerekir ki camiamız, bizlerden tam da böylesine zor bir günde çözüm üretmemizi beklemektedir. Bu camia, mücadeleyi asla bırakmaz. Bugün üzülür, yarın yeniden ayağa kalkar. Çünkü Fenerbahçe'nin karakteri budur. Bugün yapılması lazım gelen ise hızla ayağa kalkmamızı sağlayacak fikir ve çözümleri üretmektir."

Beşinci Sınıf Öğrencisinden Dikkat Çeken Proje Haber

Beşinci Sınıf Öğrencisinden Dikkat Çeken Proje

Türkiye Muhtarlar Konfederasyonu ile T.C. İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü iş birliğinde düzenlenen program, Edirne’de gerçekleştirildi. Trakya Üniversitesi Balkan Kongre Merkezi’nin ev sahipliği yaptığı etkinliğe muhtarlar yoğun ilgi gösterdi. Program kapsamında Bahçeşehir Koleji 5’inci sınıf öğrencisi Nehir Duan da söz alarak, afet yönetimi ve mahalle dayanışmasına yönelik hazırladığı projeyi katılımcılarla paylaştı. MUHTARLARIN ROLÜNE DİKKAT ÇEKTİ Sunumunda muhtarlık kurumunun önemine dikkat çeken Duan, mahalle sakinlerinin muhtarlığı birleştirici bir güç olarak gördüğünü ancak olağanüstü durumlarda sistemli bir yapılanma eksikliği yaşandığını ifade etti. Özellikle afet anlarında zarar görenlere zamanında ulaşılamadığını belirten Duan, bu soruna çözüm üretmek amacıyla proje geliştirdiklerini söyledi. DAYANIŞMA ODAKLI PROJEYİ ANLATTI Projede; afet öncesi, afet anı ve sonrasında mahalle düzeninde toplumsal dayanışmanın güçlendirilmesinin hedeflendiğini vurgulayan Duan, muhtarlığın stratejik ve eğitim odaklı bir yaklaşımla yeniden yapılandırılması gerektiğini dile getirdi. “SOMUT UYGULAMALARA DÖNÜŞMELİ” Projenin temel amacının; sorumluluk, gönüllülük ve dayanışma gibi değerleri bireylerin davranışlarına yansıtmak olduğunu belirten Duan, bu değerlerin mahalle ölçeğinde somut uygulamalara dönüştürülmesini hedeflediklerini kaydetti. “MAHALLE KENDİ KENDİNE YETEBİLMELİ” Duan, proje ile toplumsal değerlerin yerel yönetim mekanizmalarıyla birleştirilerek muhtarlık bünyesine entegre edilmesinin amaçlandığını ifade ederek, “Profesyonel ekipler olay yerine ulaşana kadar mahalle kendi kendine yetebilecek bir yapıya kavuşmalıdır” dedi. “İLK DESTEK NOKTASI KOMŞULAR VE MUHTAR OLMALI” Afet anlarında ilk destek noktasının komşular ve muhtarlar olması gerektiğine dikkat çeken Duan, sadece teknik ekipmanların yeterli olmadığını, koordinasyon, sorumluluk ve liderlik gibi değerlerin de en az ekipman kadar önemli olduğunu vurguladı. “AFET BİLİNCİ KÜLTÜRE DÖNÜŞMELİ” Afet bilincini bir zorunluluk olmaktan çıkarıp toplumsal bir sorumluluk ve yardımlaşma kültürüne dönüştürmeyi hedeflediklerini belirten Duan, afet yönetiminin aynı zamanda vicdan ve sorumluluk meselesi olduğunu ifade etti. Duan, projeleriyle sorumluluk, liderlik, gönüllülük ve dayanışma değerlerini sözden eyleme dönüştürmeyi amaçladıklarını sözlerine ekledi. Projenin danışmanlığını ise öğretmen Duygu Tezen üstlendi. MERT ERİŞKİN

Baro Başkanı Karakoç’tan Avukatlar Günü Mesajı Haber

Baro Başkanı Karakoç’tan Avukatlar Günü Mesajı

‎Edirne Barosu Başkanı Av. Gökhan Karakoç, 5 Nisan Avukatlar Günü dolayısıyla tüm meslektaşlarının gününü kutladı. ‎Karakoç, mesleğin toplumdaki önemine vurgu yaparak, avukatların adaletin tesisi ve hukukun üstünlüğünü sağlama noktasındaki kritik rolünü hatırlattı. Karakoç, mesajında, avukatlık mesleğinin sadece hukuki süreçleri yürütmekle kalmayıp, vatandaşların haklarını koruma ve toplumsal güveni güçlendirme gibi büyük bir sorumluluk içerdiğini belirtti. ‎“TOPLUMSAL GÜVENİ GÜÇLENDİRMEK İÇİN ÖZVERİYLE ÇALIŞIYORUZ” ‎Karakoç; “Adaletin tesisi ve hukukun üstünlüğünün korunması için avukatlara büyük sorumluluk düşüyor. Her gün, vatandaşlarımızın haklarını savunmak ve toplumsal güveni güçlendirmek için özveriyle çalışıyoruz. Bu nedenle tüm meslektaşlarımızın Avukatlar Günü’nü kutluyor, emeklerine teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı. ‎“HER AVUKAT BİRER REHBER VE ÖRNEK OLMALIDIR” ‎Karakoç, genç meslektaşlara da tavsiyelerde bulunarak, mesleğe yeni adım atan avukatların dürüstlük, etik ve adalet ilkelerini her koşulda koruması gerektiğini belirterek; “Mesleğimizin saygınlığını yükseltmek ve hukukun üstünlüğünü sağlamak için her avukat birer rehber ve örnek olmalıdır” dedi. ‎Karakoç, mesajını şu sözlerle tamamladı; “Hukukun üstünlüğü için özveriyle çalışan tüm avukatlarımıza teşekkür ediyorum. Mesleğimizin onurunu ve sorumluluğunu gururla taşımaya devam etmesini diliyorum.” ‎HİLAL PEKER

Kırklareli'nde Kadın Sağlık Çalışanları Anneliği ve Mesleği Birlikte Sürdürüyor Haber

Kırklareli'nde Kadın Sağlık Çalışanları Anneliği ve Mesleği Birlikte Sürdürüyor

Yaşamın her alanında aktif rol üstlenen kadınlar, sağlık sektöründe de gece gündüz demeden görev yaparak hastalara umut oluyor. Kırklareli İl Sağlık Müdürü Çiğdem Cerit de görevini severek sürdüren kadın sağlık yöneticileri arasında yer alıyor. Cerit, uzun yıllardır sağlık camiasında görev yaptığını söyledi. Yaklaşık 8 yıldır İl Sağlık Müdürlüğü görevini yürüttüğünü anlatan Cerit, kadınların hayatın her alanında aktif rol aldığını ifade etti. Son yıllarda kadınların iş hayatındaki sayısının arttığını gözlemlediğini belirten Cerit, şunları kaydetti: "İlimizde yüzde 62 kadın sağlık çalışanıyla hizmet vermeye çalışıyoruz. Kadınların yönetimde yer alması ve sağlık alanında sahada insanlarla birebir temas halinde olması işlerimizi kolaylaştırıyor. Erkek meslektaşlarımız da her zaman yanımızda. Onlarla birlikte bir bütün olarak hizmetlerimizi sürdürüyoruz." Kadın olarak çalışmanın bazı zorlukları bulunduğunu dile getiren Cerit, kadınların bu zorlukların üstesinden gelebilecek güce sahip olduğunu vurguladı. Cerit, kadınların hem aile hem de iş hayatındaki sorumluluklarına dikkati çekerek, şöyle devam etti: "Bir yandan annesiniz, bir yandan eşsiniz, bir yandan da evlatsınız, diğer yandan da sağlık personelisiniz. Beklentiler çok oluyor. İşten çıkınca evde yemek beklentisi, çocuğun ödevi ya da kursu gibi ilgilenmemiz gereken pek çok şey var. Ama Allah büyük bir kuvvet veriyor. Hemcinslerimizi alanda görmek ve başarılarını görmek bizleri gururlandırıyor." - "Mesleğimizi, anneliğin verdiği en güzel duyguyu birlikte yaşıyoruz" Kırklareli Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Dr. Fatma Akdağ da mesleğini büyük özveriyle sürdürüyor. Yaklaşık 15 yıldır hastalara hizmet verdiğini belirten Akdağ, görevini ilk günkü heyecanla yaptığını söyledi. "Hekim olmayı, yaptığım işi çok seviyorum." diyen Akdağ, kadınların toplumda, evde ve iş hayatında önemli sorumluluklar üstlendiğini ifade etti. Kadınların iş hayatındaki sayısının artmasının kendisini mutlu ettiğini dile getiren Akdağ, şöyle konuştu: "Hekimlik çok güzel bir meslek ama eve döndüğümüzde bir anne, bir eş, bir evlat olarak hayatımıza devam ediyoruz. Çocuğun, evin sorumluluğu, yemek gibi pek çok görev kadınların üzerinde oluyor. Buna rağmen hem mesleğimizi hem de anneliğin verdiği en güzel duyguyu birlikte yaşıyoruz. Çalıştığım yerlerde kadın çalışanların fazla olması beni ayrıca mutlu ediyor. Çünkü kadınlar disiplinli, titiz ve sorumluluk sahibi şekilde çalışıyor." - "İşimi çok seviyorum" Kırklareli Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde görev yapan hemşire Ayşe Ceviz de 36 yıldır mesleğini sürdürüyor. İki çocuk annesi Ceviz, bir yandan aile hayatını sürdürürken, diğer yandan da hastalara güler yüzle hizmet vermeye çalışıyor. Hemşireliğin zor olduğu kadar gurur verici bir meslek olduğunu anlatan Ceviz, "Kadınlarla çalışmak bizim için güzel. Ekip olarak daha rahat çalışıyoruz. İşimi çok seviyorum. 18 yaşında başladım, 36 yıldır mesleğimi severek yapıyorum." dedi.

Rektör Hatipler’den Akademisyenlere Uyarı Haber

Rektör Hatipler’den Akademisyenlere Uyarı

Trakya Üniversitesi’nde (TÜ) açılan Proje Kafe’nin açılışında konuşan Trakya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Hatipler, akademik dünyada yıllardır konuşulan ancak değiştirilemeyen çalışma dengesizliğine net ifadelerle dikkat çekti. Hatipler, üniversitede artık üretmeyen, sürecin dışında kalan bir anlayışa yer olmadığını vurguladı “ÇALIŞMA YÜKÜ AZINLIĞIN OMZUNDA OLMAYACAK” Rektör Hatipler, göreve geldikleri günden bu yana temel hedeflerinin adil ve kapsayıcı bir çalışma kültürü oluşturmak olduğunu belirterek “Yapmaya çalıştığımız şey; bazı insanların çok çalışıp, bazılarının hiç çalışmadığı, yükün hep aynı kişilerin omuzlarına yüklendiği bir düzenin oluşmamasıdır. Bu üniversite hepimizin ve sorumluluk da ortak olmalıdır” dedi. Üniversiteyi tek tek bireyler üzerinden değil, yaşayan bir bütün olarak değerlendirdiklerini ifade eden Hatipler, tüm birimlerin sürece dahil olması gerektiğini belirterek “Bir vücudun bütün organları nasıl hassasiyetle çalışıyorsa, üniversite de öyle çalışmalıdır. Sahnedeki kişiden perde arkasındaki personele kadar herkes bu yapının bir parçasıdır” ifadelerini kullandı. “PROJE MERKEZİ ÇALIŞMIYOR” ELEŞTİRİLERİNE DEĞİNDİ Geçmişte dile getirilen eleştirilere de değinen Hatipler, proje merkezlerinin sahaya inmesi gerektiğini belirterek “Yıllardır ‘Üniversitenin proje merkezi çalışmıyor’ deniliyordu. Ben de bu eleştirileri yapanlardan biriydim. Proje merkezinin odasında oturmasını değil, fakültelere gitmesini, akademisyenle temas kurmasını istedik” diye konuştu. “ARAŞTIRMA ÜNİVERSİTELERİ GERİ KALMAK İÇİN BAHANE DEĞİL” Araştırma üniversiteleriyle Trakya Üniversitesi arasındaki farklara değinen Hatipler, bunun geri durmak için bir gerekçe olamayacağını vurguladı. Hatipler “Araştırma üniversitelerine sunulan imkânlar fazla olabilir. Ama bu, bizim yerimizde sayacağımız anlamına gelmez. Ya bir yol bulacağız ya da bir yol açacağız. Bugüne kadar bize gelen hiçbir talebi özellikle ekonomik olarak geri çevirmedik” diye konuştu. “SU DÖKEN DEĞİL, SÜT DÖKEN ÜNİVERSİTE OLACAĞIZ” Konuşmasının en dikkat çeken bölümünde sorumluluk bilincini anlatan bir örnek paylaşan Hatipler, üretimin kolektif olması gerektiğini şu sözlerle anlattı: “Köye bir süt tankı konuluyor, herkes bir litre süt dökecek deniyor. Sabah bakılıyor, tankta süt yok. Çünkü herkes ‘nasıl olsa başkası süt döker’ diye düşünüp su döküyor. Artık su dökme devri bitmiştir. Herkes süt dökecek.” “BEN VARIM” DİYEN AKADEMİSYENLER ZAMANI Akademisyenlere açık çağrıda bulunan Hatipler, Trakya Üniversitesi’nde yeni bir dönemin başladığını ifade ederek “Bir proje yapılacaksa, bir makale yazılacaksa, bir kongre düzenlenecekse artık sağına soluna bakmadan ‘Ben varım’ denmeli. Bekleyen değil, üreten bir akademik kültür istiyoruz” dedi. MEHMET EFECAN HIDIROĞLU

Edirne Afete Hazır: “Günde 15 Bin Kişiye Yemek Kapasitemiz Var” Haber

Edirne Afete Hazır: “Günde 15 Bin Kişiye Yemek Kapasitemiz Var”

Edirne’de, 6 Şubat 2023’te meydana gelen ve “asrın felaketi” olarak adlandırılan Kahramanmaraş merkezli depremleri anmak amacıyla Edirne Belediyesi Atatürk Kültür Merkezi’nde “Hafıza ve Bilim” konferansı düzenlendi. Konferansa Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, Edirne Baro Başkanı Av. Gökhan Karakoç, Trakya Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mustafa Tan, jeolog ve akademisyen Prof. Dr. Okan Tüysüz, siyasi parti temsilcileri, ilçe belediye başkanları, kurum müdürleri ve çok sayıda vatandaş katıldı. Programda konuşan Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, 6 Şubat depremlerinin yalnızca bir anma günü değil, aynı zamanda sorumluluk günü olduğunu vurguladı. “YIKIMI BÜYÜTEN ŞEY İHMAL” Depremin bir doğa olayı olduğunu ancak yıkımın kader olmadığını vurgulayan Gencan, “Yıkımı büyüten şey ihmal, hazırlıksızlık ve ‘sonra bakarız’ anlayışıdır. Bu nedenle hatırlamak yetmez, hazırlıklı olmak gerekir. Afetin ne zaman geleceğini bilemeyiz ama geldiğinde ne kadar can kaybı yaşayacağımızı ve ne kadar hızlı toparlanacağımızı bugünden yaptığımız hazırlıklar belirler” dedi. “AFETLER SINIR TANIMAZ” Edirne’de fay hattı bulunmamasının risk olmadığı anlamına gelmediğini ifade eden Gencan, “Edirne bir fay hattı üzerinde olmayabilir ancak afetler sınır tanımaz. Olası bir Marmara depreminde Edirne yalnızca kendini koruyan değil, bölgesine destek veren bir kent olmak zorundadır” diye konuştu. “AFET ANINDA BAŞARI KOORDİNASYONLA MÜMKÜN” Edirne Belediyesi olarak afet konusunu şehir yönetiminin temel omurgası haline getirdiklerini belirten Gencan, sivil toplum kuruluşlarıyla güçlü iş birlikleri kurduklarını söyledi. Arama kurtarma alanında faaliyet gösteren EDAK, MAT ve AMADER ile protokoller imzaladıklarını aktaran Gencan, “Bu kurumları yalnızca desteklenen yapılar olarak değil, birlikte yol yürüdüğümüz paydaşlar olarak görüyoruz. Çünkü afet anındaki başarı, önceden kurulmuş koordinasyonla mümkündür” ifadelerini kullandı. “OLASI BİR DEPREMDE 15 BİN KİŞİYE KESİNTİSİZ YEMEK” Afet hazırlığının yalnızca arama kurtarma faaliyetlerinden ibaret olmadığını vurgulayan Gencan, afet sonrası beslenme ve lojistiğin hayati öneme sahip olduğunu belirtti. Bu kapsamda hayata geçirilen Mutfak Edirne projesinin kriz anlarında devreye girecek stratejik bir altyapı olduğunu ifade eden Gencan, “Olası afet ve kriz anlarında günlük 15 bin kişiye kadar kesintisiz yemek ve lojistik destek sağlayabilecek kapasiteyi bugünden oluşturduk. Bu şehirde en zor günde bile kimsenin yalnız ve çaresiz kalmasına razı değiliz” dedi. Gencan, konuşmasının sonunda depremde hayatını kaybedenler için başsağlığı diledi. MERT ERİŞKİN

Bahadır Grammeşin’in Adı Memleketi Edirne’de Yaşatılıyor Haber

Bahadır Grammeşin’in Adı Memleketi Edirne’de Yaşatılıyor

İstanbul’un Kadıköy ilçesinde uğradığı bıçaklı saldırı sonucu yaşamını yitiren Edirneli öğretmen Bahadır Grammeşin anısına Toplumsal Araştırmalar Kültür ve Sanat İçin Vakıf (TAKSAV) Edirne Temsilciliğinde, “Bahadır Grammeşin Kitaplığı” açıldı. Genç yaşta hayatını kaybeden Grammeşin’in isminin yaşatılması amacıyla oluşturulan kitaplığın açılışı, Edirne Belediye Başkan Yardımcısı Cenk Ergüden, ailesi, yakınları ve çok sayıda sanatseverin katılımıyla gerçekleştirildi. “ÖĞRETMEN ARKADAŞIMIZIN ADINI UYGUN GÖRDÜK” Açılışta konuşan TAKSAV Edirne Temsilcisi Nevzat Çolak, “Üç yıldır üzerinde özellikle üzerinde durduğumuz bir konu daha var. Buradaki kitapseverlerin ve dostlarımızın vakfımıza bağışladığı kitapları düzenli bir hale getirerek bir kitaplık oluşturmak istedik. Gönüllü kadın arkadaşlarımızın özverili çalışmalarıyla bugüne kadar 5 bin 37 kitabı kayıt altına aldık. Bu kitapları bugüne kadar zaten ödünç veriyorduk ancak artık resmi olarak kayıtlı bir kütüphane haline getirmiş olduk. Oluşturduğumuz bu kitaplığa bir isim vermek istedik. Bu ismi de hem eğitime katkı sunmuş hem de yaşamın içinde var olmaya çalışırken hunharca öldürülen Edirneli öğretmen arkadaşımız Bahadır Grammeşin’in adına vermeyi uygun gördük” dedi. “TACİZİ ENGELLEMEYE ÇALIŞIRKEN KATLEDİLDİ” Kardeşinin tacizi engellemeye çalışırken katledildiğini belirten Bahadır Grammeşin’in ablası Başak Grammeşin Arslan, “Bu anlamlı günde bizleri yalnız bırakmayan herkese, kendi adıma ve ailem adına çok teşekkür ediyorum. Bahadır’ın ailesi olarak sizlerin desteğini her zaman yanımızda hissettik. Bahadır, öğrencilik hayatı boyunca bulunduğu her ortamda sorumluluk alan, emek veren, paylaşmayı bilen bir insandı. Festivallerde, etkinliklerde, esnafa yardım etmekten, gelen misafirleri karşılamaya kadar her işin içinde yer alırdı. Gerçekten emekçi, duyarlı ve vicdanlı biriydi. Aslında sınıf öğretmeniydi. Ataması yapılmadığı için mezuniyetinden sonra ihtiyaç sahibi çocuklarla çalışan bir öğretmen olarak hayatına devam etti. Çocuklarla bağ kurmayı, onlara dokunmayı çok önemserdi. Ne yazık ki bundan 11 yıl önce, bir gece yaşanan bir tacizi engellemeye çalışırken çıkan olayda bıçaklanarak katledildi. O günden sonra biz ailesi ve arkadaşları olarak bir adalet mücadelesine girdik. Herkesin hak ettiği cezayı alması için elimizden geleni yaptık. Bugün itibarıyla faillerin büyük bölümü cezaevinde, biri ise yurt dışında yakalandı, yargı süreci devam etmektedir” ifadelerine yer verdi. “İKİNCİ SORUMLULUĞUMUZ ADINI YAŞATMAK” Hayatını kaybeden kardeşinin adını yaşatmak için çeşitli çalışmalar yaptıklarını belirten Arslan, “Adalet mücadelesinden sonra ikinci sorumluluğumuz, Bahadır’ın adını yaşatmak oldu. Arkadaşları, kardeşleri, meslektaşları ve yoldaşlarıyla birlikte onun ismini yaşatacak çalışmalar yaptık. Çünkü Bahadır’ı en iyi anlatan şey; çocuklar ve kitaplarla yapılan işlerdir. Bu nedenle çeşitli yerlerde Bahadır adına kütüphaneler kuruldu. İstanbul’da sevgi evlerinde ve kültür merkezlerinde kitaplıklar oluşturuldu. Her yıl yılbaşında yoksul mahallelerdeki çocuklara ‘Bahadır’ın yılbaşı hediyesi’ diyerek kitaplar götürülmeye devam ediliyor. Bugün açılışını yaptığımız bu kitaplık da bu anlamlı yolun bir parçasıdır. Burada emeği geçen herkese, gönüllü olarak katkı sunan herkese ailem ve Bahadır’ın dostları adına yürekten teşekkür ediyorum” diye konuştu. “ŞİDDETİN TEMEL NEDENİ CEHALET” Şiddetin temel unsurunun cehalet olduğunu belirten Edirne Belediye Başkanı Cenk Ergüden, “Bugün burada var edilen bu kitaplık ise bundan da daha kıymetli bir anlam taşımaktadır. Az önce de ifade edildiği gibi, şiddetin temel nedeninin cehalet olduğuna inanıyorum. Cehaletle mücadelenin en etkili yolu ise şu anda burada yaptığımız gibi; kültürle, sanatla, kitapla ve aydınlanmayla yol almaktır. Bu aydınlanmaya ulaşmak için mücadele ediyoruz. Çünkü temel sorunumuzun burada olduğunu düşünüyorum” sözlerine yer verdi. Törenin sonunda, Bahadır Grammeşin Kitaplığı’nın oluşturulmasında emeği geçen gönüllülere ve destekçilere teşekkür belgesi takdim edildi. MERT ERİŞKİN

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.