Hava Durumu

#Süt

Batı Ekspres - Edirne'nin Haber Sitesi - Süt haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Süt haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Edirne'de 96 Yaşındaki Yusuf Avcu Yaşam Enerjisiyle Örnek Oluyor Haber

Edirne'de 96 Yaşındaki Yusuf Avcu Yaşam Enerjisiyle Örnek Oluyor

Kocasinan Mahallesi'nde oğlu Şahin ve gelini Didar Avcu ile yaşayan Avcu, günlük yaşamıyla çevresindekilere örnek oluyor. Ramazan boyunca oruç tutan ve camiye giderek 5 vakit namazını aksatmayan Avcu, günlük yürüyüş ve egzersizlerini de ihmal etmiyor. Sağlıklı beslenmeyi ve düzenli yaşamı kendine ilke edinen Avcu, sağlıklı yaş almanın örneklerinden biri olarak dikkati çekiyor. Kronik rahatsızlığı bulunmayan ve ilaç kullanmayan Avcu, yaşam enerjisiyle adeta yaşlılığı kabul etmiyor. Hacca iki kez giden 6 çocuk ve 9 torun sahibi Avcu, sağlıklı olmanın sırrını düzenli yaşamda bulduğunu ifade ediyor. Zaman zaman odasındaki siyah-beyaz fotoğraflara bakarak geçmişi yad eden Avcu, hayat dolu tavırlarıyla çevresinin takdirini kazanıyor. Yusuf Avcu, Yaşlılar Haftası dolayısıyla, 1930 yılında Lalapaşa ilçesine bağlı Demirköy'de doğduğunu söyledi. Yıllarca ağır işlerde çalıştığını belirten Avcu, "Çiftçilik yaptım, taş kırdım, ağaç çıkardım, bedenimi hep çalıştırdım. Boş zamanlarımda ise avcılık yaptım. Çok hareketliydim, hep hareket ettim." dedi. Yaşlıların ve özellikle emeklilerin kenara çekilmemesi gerektiğini dile getiren Avcu, oğlu ve gelininin kendisine çok iyi baktığını anlattı. "96 yaşındayım, hayatımda tek bir gün bile karnımı şişirmedim. Az yerim, bünyeme göre tüketirim. Hiçbir öğünde çok yemek yemedim. Oğlum hep yanımdadır, gelinim de güzel yemekler yapar, Allah razı olsun onlardan. Sabah kalkınca ilk işim abdest almaktır. Namazımı kıldıktan sonra Kur'an-ı Kerim okur, tespih çekerim. Vakit gelince de camiye giderim. 12 yaşından beri namazımı ve orucumu hiç bırakmadım." 2020 yılında geçirdiği trafik kazasında kendisine otomobil çarptığını belirten Avcu, o günden bu yana koltuk değneği yardımıyla yürüdüğünü ifade etti. Hayatı boyunca sigara ve içki kullanmadığını dile getiren Avcu, sağlıklı yaşam için kötü alışkanlıklardan uzak durulması gerektiğini vurguladı. Oğlu Şahin Avcu da babasının çocuklarına ve çevresine her zaman örnek olduğunu söyledi. Babasının yaşamına, beslenmesine ve günlük rutinine büyük özen gösterdiğini anlatan Avcu, "Babam çok çalışkandır. 18 yaşında çiftçiliğe başlamış. Biz çocukken ona yetişemezdik. Babamı ayakta tutan, ona yaşam enerjisi veren, çalışmak ve doğal beslenmesidir." diye konuştu. Babasının yıllardır Kur'an-ı Kerim okuduğunu ve 5 vakit namazını aksatmadığını dile getiren Avcu, şunları kaydetti: "Sabah namazından önce kalkar, Kur'an-ı Kerim okur, namazını kılar. 96 yaşında olmasına rağmen ibadetlerini hiç bırakmadı. Kahvaltıdan önce bir kaşık bal yer, sonra bizimle kahvaltı yapar. Her sabah aynı ölçüde yer, fazla yemez. Meyvesini ihmal etmez. Akşam yatmadan önce bir kaşık zeytinyağı içer. Kış aylarında ise bir bardak süt içmeden uyumaz. Babam mahallemizin 'koca çınar'ıdır, herkese örnek olur. Çocukla çocuk, büyükle büyük olur." Gelini Didar Avcu ise kayınbabasının ibadetlerine ve düzenli yaşama bağlılığıyla örnek olduğunu, hareketli yaşam tarzıyla herkese ilham verdiğini belirtti.

Edirne’nin Bademli Keşkül’ü Coğrafi İşaret Almaya Hazırlanıyor Haber

Edirne’nin Bademli Keşkül’ü Coğrafi İşaret Almaya Hazırlanıyor

Edirne’de Ramazan Sokağı, yalnızca kültürel etkinlikleriyle değil, aynı zamanda geleneksel lezzetleriyle de ziyaretçilerin ilgisini çekiyor. Selimiye Camii gölgesinde kurulan etkinlik alanında vatandaşlarla buluşan tatlı ustası Orhan Yurtsever, Osmanlı mutfağının unutulmaya yüz tutmuş lezzetlerinden keşkülü yeniden Edirnelilerle buluşturuyor. Yaklaşık yarım asırdır tatlıcılık mesleğini sürdüren Yurtsever, keşkülün Edirne gastronomisi için önemli bir değer olduğunu belirterek bu lezzeti yeniden gün yüzüne çıkarmak için çalışmalar yaptıklarını ifade etti. “AİLE MESLEĞİNİ 47 YILDIR SÜRDÜRÜYORUZ” Tatlı ustası Orhan Yurtsever, ailesinin bu mesleği uzun yıllardır sürdürdüğünü belirterek şunları söyledi; “Ailem aslında bu işi 1964 yılından beri yapıyor. Biz ise yaklaşık 47 yıldır özellikle Edirne’de bu mesleği sürdürüyoruz. Uzun yıllar halka hizmet verdik, Edirne’den çok beslendik, hamdolsun. Bu yüzden Edirne’ye bir borcumuz olduğunu düşündük. ‘Edirne gastronomisine ne katabiliriz?’ diye kendimize sorduk.” Yurtsever, bu düşünceden yola çıkarak Edirne’nin unutulmuş bir lezzeti olan keşkülü yeniden canlandırma fikrinin doğduğunu söyledi. “KEŞKÜL SADECE BİR TATLI DEĞİL, BİR GELENEK” Keşkülün yalnızca bir tatlı olmadığını vurgulayan Yurtsever, bu lezzetin kökeninin derviş geleneğine dayandığını belirterek; “Keşkül aslında sadece bir tatlı değil, Edirne’de unutulmuş bir gelenektir. İsmi Farsça kökenlidir. Dervişlerin boyunlarına astıkları ve dolaşırken kullandıkları tas anlamına gelir. Horasan’da başlayan bir gelenektir. Dervişler şehir sokaklarında boyunlarına astıkları bir tasla dolaşır, ilahiler okuyarak insanlardan bağış toplarlardı” dedi. Yurtsever, insanların tasın içine para, şeker ve badem gibi malzemeler bıraktığını, daha sonra bu malzemelerle bir tatlı hazırlanıp dağıtıldığını belirtti. Bu nedenle keşkülün “fukara tatlısı” olarak da bilindiğini ifade etti. “KEŞKÜLÜN ANA VATANI EDİRNE” Keşkülün tarihsel bağlarının güçlü şekilde Edirne’ye dayandığını dile getiren Yurtsever, bademin bu tatlıdaki önemine dikkat çekerek; “Orijinal tarifinde badem vardır ve bu da Edirne’de bu geleneğin kurumsal bir yapı kazandığının önemli bir göstergesidir. Anadolu’daki Kalenderi ve Bektaşi tekkelerinde bademin bulunduğu tek yer Edirne’dir. Eski imaretlerde, Orta İmaret’te, Yeni İmaret’te hatta Beyazıt Külliyesi’nin aylık iaşelerinde bile badem yer alırdı” diye konuştu. Yurtsever, bu nedenle keşkülün ana vatanının Edirne olduğuna inandıklarını söyledi. “700 YILLIK BİR GEÇMİŞİ VAR” Keşkülün Edirne’de çok eski bir geçmişe sahip olduğunu belirten Yurtsever, tatlının yaklaşık 700 yıllık bir tarihe dayandığını ifade ederek; “Bu tatlının Edirne’de yaklaşık 1300’lü yıllardan beri yapıldığı biliniyor. Yani yaklaşık 700 yıllık bir geçmişi var. Edirne gastronomisinin en eski ürünlerinden biridir. Yakın zamana kadar esnaf toplantılarında da bu tatlıyı görmek mümkündü” dedi. “ORİJİNAL TARİFİNE SADIK KALIYORUZ” Keşkülü hazırlarken tarihi tariflere sadık kaldıklarını söyleyen Yurtsever, Osmanlı mutfağındaki özgün tarifte vanilya bulunmadığını dile getirerek şu ifadeleri kullandı; “Mesela keşküle vanilya konulabilir mi? Hayır, konulamaz. Çünkü keşkül Osmanlı mutfağına 1300’lü yıllarda girmiştir. Vanilya ise Osmanlı mutfağına 1800’lü yıllarda girmiştir. Arada yaklaşık 500 yıl fark vardır. Bu yüzden orijinal tarifte vanilya bulunmaz.” Yurtsever, keşkülün temel malzemelerinin badem, süt, şeker ve yumurta olduğunu, tatlıda sadece yumurta sarısı kullandıklarını belirtti. “SARAY MUTFAĞINA KADAR UZANIYOR” Keşkülün zamanla Osmanlı saray mutfağında da yer aldığını anlatan Yurtsever, şöyle konuştu; “Gerçekten çok düzgün bir Osmanlı tatlısıdır. Hatta Kanuni Sultan Süleyman döneminde de saray mutfağına taşınmış, yüksek proteinli ve uzun süre tok tutan bir tatlı olarak bilinir.” “RAMAZAN SOKAĞI BİR ZAMAN MAKİNESİ GİBİ” Keşkülün Ramazan Sokağı’nda vatandaşlardan büyük ilgi gördüğünü ifade eden Yurtsever, özellikle ileri yaşlardaki vatandaşların tatlıyı tadınca geçmişe gittiklerini söyledi. “Ben Ramazan Sokağı’nı bir zaman makinesi gibi görüyorum. Keşkül de aynı etkiyi yapmaya başladı. Özellikle bizim yaşlarımızdaki insanlar keşkülü tattıklarında sanki onları 50 yıl öncesine götüren bir zaman makinesi gibi oluyor. O lezzetle çocukluklarına dönüyorlar.” HEDEF COĞRAFİ İŞARET Keşkülü yeniden Edirne’ye kazandırmak için bilimsel çalışmalar yürüttüklerini belirten Yurtsever, yaklaşık iki buçuk yıldır tarihi belgeler, makaleler ve minyatürler topladıklarını söyleyerek; “Bu işin birçok paydaşı var. Uluslararası hakemli makaleleri de inceliyoruz. Bu işi bilimsel temele oturtmaya çalışıyoruz. Edirne’de bazı sivil toplum kuruluşları da destek veriyor. Sayın Valimiz de her fırsatta bu tatlının tanıtımı için bize imkanlar sunuyor. İnşallah kısa süre içinde coğrafi işaret alarak keşkülü yeniden Edirne’ye kazandıracağımıza inanıyorum” diye konuştu. HİLAL PEKER

‎"Çiğ Süte Yapılan 1 Lira 25 Kuruş Zam Yeterli Değil" Haber

‎"Çiğ Süte Yapılan 1 Lira 25 Kuruş Zam Yeterli Değil"

‎Ulusal Süt Konseyi (USK), çiğ süt referans fiyatını 1 Ekim 2025 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 1 lira 25 kuruş zam ile 19 lira 60 kuruş olarak belirledi. Edirne Genç Çiftçiler Derneği Başkanı Egemen Ilgın, çiğ süte yapılan 1 lira 25 kuruşluk zammın, üreticinin beklentisini karşılamaktan çok uzak olduğunu belirterek sektördeki genç nüfusun giderek azaldığına dikkat çekti. Ilgın, "Bu artış sadece rakamsal. Ne yem maliyetini karşılıyor ne de üreticinin emeğini. Gençler bu şartlarda neden hayvancılık yapsın" dedi. ‎Türkiye’de hayvancılıkla uğraşan üreticilerin yaş ortalamasının 55’i bulduğunu söyleyen Ilgın, "Bu kuşak işi bıraktığında üretim tamamen bitecek. Gençler bu işe girmiyor çünkü sistem ne ekonomik olarak destekliyor ne de sosyal olarak teşvik ediyor" dedi. ‎Kendi çocukluğunun da hayvancılıkla geçtiğini ifade eden Ilgın, bu işin zorluğuna da şu sözlerle dikkat çekti: ‎ “Hayvancılık bayram tanımaz, hafta sonu tanımaz. Her sabah, her akşam ahıra girmeniz gerekir. Süt sağılmadığı gün hayvan hastalanır, ölüm riski doğar. Bu kadar zahmetli bir işin karşılığı bu mu olmalı?" ‎Ayrıca, artan yem fiyatlarının da üretimi doğrudan etkilediğini söyleyen Ilgın, "Süt yemleri verimi artırıyor ancak fiyatlar o kadar yüksek ki çiftçi en temel gıdayı dahi almakta zorlanıyor. 1 lira 25 kuruşluk zam maliyeti karşılamıyor bile" diyerek mevcut zammı yetersiz bulduklarını vurguladı. ‎“GENÇLER PARAYI GÖREMEZSE BU İŞİ YAPMAZ” ‎Gençlerin hayvancılığa ilgi duymamasının temel sebebinin kazanç eksikliği olduğunu dile getiren Ilgın,“Bir genç bu kadar zahmete ancak asgari ücretin üzerinde bir gelir elde edecekse katlanır. Ama şu anda durum öyle değil. Genç, haftada iki gün izinli şehir işini tercih ediyor. Hayvancılık için köye dönmenin mantığı kalmadı” ifadelerini kullandı. ‎KÖYLER YAZLIK ALANLARA DÖNÜŞÜYOR ‎Köylerin giderek boşaldığına dikkat çeken Ilgın, “Köylerde okullar kapanmış. İki çocuğu olan biri, okula götürmek için her gün şehre inmek zorunda. Böylece hayvanını da satıyor, üretimi bırakıp şehirde yaşamaya başlıyor” dedi. ‎“Böyle giderse köyler yazın birkaç sebze meyve yetiştirilen, kışın boş kalan yerler haline gelecek” diyen Ilgın, tarımsal üretimin uzun vadede çöküş riskiyle karşı karşıya olduğunu vurguladı. ‎MEHMET EFECAN HIDIROĞLU

Ilgın: "Sütün Fiyatı En Az 22 Lira Olmalı" Haber

Ilgın: "Sütün Fiyatı En Az 22 Lira Olmalı"

Ilgın, konseyin maliyet hesaplamalarının piyasa gerçekleriyle örtüşmediğini belirterek yaptığı açıklamada şunlara yer verdi: “Geçtiğimiz günlerde Ulusal Süt Konseyi Eylül ayı çiğ süt üretim maliyetini açıkladı. Ulusal Süt Konseyi’nin verilerine göre eylül ayında sütün üretim maliyeti yüzde 5 oranında arttı ve böylece bir litre sütün üretim maliyeti konseyin hesabına göre 12 lira 96 kuruş oldu. Ancak konseyce maliyet artmasına rağmen Mayıs ayından bu yana üreticinin sütü satış fiyatında bir güncelleme maalesef olmadı. Ancak tüketicinin market rafından aldığı sütün ve sütün ürünlerinin fiyatı sürekli yükseldi. Farklı kurum ve kesimlerce yapılan hesaplamalarda çiğ sütün üretim maliyeti ulusal süt konseyinin açıkladığı maliyetin oldukça üzerindedir. Konseyce açıklanan maliyetler piyasa gerçekleri ile örtüşmemektedir. Havaların soğuması ile birlikte çiğ Sütün üretim maliyeti 18 liranın üstüne çıkmıştır. Şuan bölgemizde 15 liradan satılan sütün fiyatının en az 22 lira olması gerekmektedir. Süt üreticisi kritik eşiktedir, kasım ayı içerisinde süte zam beklemektedir. Küçük üreticilerin sürdürülebilir bir şekilde üretim yapabilmesi ve üretimden vazgeçmemesi adına süte zam yapılması kritik bir öneme sahiptir. Aksi halde süt üreticisi süt üretmekten vazgeçecek ve hayvanlarını kesime yollayacaktır.” HABER MERKEZİ

Süt Üreticisinin Beklediği Fiyat 19,5 Lira Haber

Süt Üreticisinin Beklediği Fiyat 19,5 Lira

Edirne Süt Üreticileri Birliği Başkanı Mustafa Suiçmez, süt üreticisinin sorunları hakkında basın açıklaması düzenledi. Suiçmez, artan enflasyon rakamlarıyla maliyet hesabı yaptıklarını ve 15 lira olan mevcut süt fiyatlarıyla 1 süt ineğinin kendi masraflarını dahi karşılayamadığını söyledi. Ulusal Süt Konseyi’nin acil olarak toplanarak süt fiyatlarını 19,5 lira olarak açıklaması gerektiğini belirten Suiçmez; “Ekim ayının birinden beri bu süt piyasalarını takip etmeye uğraşıyoruz. Bugün yarın Süt Konseyi toplanacaktı. Ama baktık gördük ki herkes havanda su dövüp duruyor. Olan üreticiye oluyor. Biz de artık yeter diyerek sesimizi duyurmak istedik. Yani bıçak kemiğe dayandı diye bir tabir vardır. Bıçak kemiğin içinde şu anda. Üreticinin yaşadığı sıkıntıyı bütün samimiyetimle iki kategoride anlatmaya çalışacağım. Eğer buna itiraz edecek varsa buradan peşin peşin de sesleniyorum. Kim bu işi daha iyi biliyorsa gelsin buyursun istediği ortamda, istediği yere gelip bu konuyu konuşmaya hazırım. Bir süt ineğinin günlük yemesi gereken yem, silaj fiyatlarının ne kadar olduğundan bahsedeyim. Bir süt ineği her gün 8 kilogram yem yemek zorunda. 25 kilo silaj vermemiz lazım, 4 kilo yonca vermemiz lazım 2 kilogram da saman vermemiz lazım. En ucuz yemin ton ortalaması 13 bin lira. Ama biz 12 bin lira olarak kabul ettik. Silajın bir topunun fiyatı 3 bin 500-4 bin lira arasında değişiyor. Bunu da 3 bin 750 lira olarak aldık. Yoncayı da tonu 11 bin lira olarak aldık. Bir hayvanın da günlük işçiliği 65 lira. Diğer masraflar kalemine de 30 lira koyduk. Bütün bu masrafların içerisinde veterinerlik masrafları yok. Bunları topladığımızda bir süt ineği günde 96 liralık yem yiyor. Bunun aksini iddia eden varsa ya hayvancılık yapmıyordur ya da sağda solda bir şeyler duyaraktan konuşur. Yem maliyetine bu saydığım diğer giderleri de koyduğumuzda toplam bizim bu kara ineğin maliyeti 335 lira. 335 lira bir ineğin her gün o işletmeye maliyeti var. Herkes bir litre sütün maliyetini çıkarıyor. Bu maliyet neye göre hesaplanıyor? Bu değişir. Bir inek 17 litre de süt verir, 22 litre de verir 30 litre de verir. Bu maliyetler insanı yanıltır. Ama 335 liralık yem yediğinde bu hayvan kendi masrafını çıkarabilmek için 22,3 litre süt vermek zorunda. Bu sadece hayvanın yediğini çıkarabilmesi için. Yani burada o üretici hiç kazanamayacak mı? Bu üretici zararına çalışıyor. Bizim bir inekten aldığımız ortalamamız da 22,3 litre değil.  Şu anda aile işletmelerinin ortalaması 17,5-18 litre. Külliyen zarar şu anda. Yazıktır günahtır. Şu anda sütün litresi 19,5 lira olması lazım. Üreticinin para kazanıyorum diyebilmesi için ulusal süt konseyinin fiyatı 19,5 lira olarak açıklaması lazım. Olmazsa da bu ineklerin çoğu kesilir ve bu hayvancılar çekilir. Para kazanamadığı yerde neden dursun” dedi. ŞENER ŞENTÜRK

Toplanan İnek Sütü Miktarı Ağustosta Yıllık Bazda Yüzde 13,5 Arttı Haber

Toplanan İnek Sütü Miktarı Ağustosta Yıllık Bazda Yüzde 13,5 Arttı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), ağustos ayına ilişkin süt ve süt ürünleri üretimi verilerini açıkladı. Buna göre, ticari süt işletmelerince toplanan inek sütü miktarı, ağustosta yıllık bazda yüzde 13,5 artarak 934 bin 396 tona ulaştı. Ocak-ağustos döneminde de geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 9,3 artışla 7 milyon 570 bin 184 ton oldu. Süt işletmelerince yapılan içme sütü üretimi, ağustosta geçen yılın aynı ayına göre yüzde 9,7 artarak 124 bin 876 ton olarak gerçekleşti. Ocak-ağustos döneminde de içme sütü üretimi yıllık bazda yüzde 3,5 artışla 1 milyon 8 bin 712 tona çıktı. Ağustosta geçen yılın aynı ayına göre ticari süt işletmelerince yapılan yoğurt üretimi yüzde 0,6 azalarak 124 bin 316 tona inerken, ocak-ağustos döneminde yıllık bazda yüzde 8 artışla 873 bin 808 tona ulaştı. İnek peyniri üretimi ağustosta yıllık yüzde 8,7 artarak 69 bin 39 ton, ocak-ağustos döneminde de yüzde 5,5 yükselişle 540 bin 873 ton oldu. Ağustosta ayran üretimi yüzde 10,5 artarak 86 bin 494 ton, tereyağı üretimi yüzde 20,2 artışla 7 bin 496 ton olarak kayıtlara geçti. Ocak-ağustos döneminde ayran üretimi yüzde 13,5 artarak 612 bin 132 tona çıkarken, tereyağı üretimi yüzde 11,7 artışla 67 bin 386 tona ulaştı. Temmuzda 938 bin 573 ton olan ticari süt işletmelerince toplanan inek sütü miktarı, ağustosta yüzde 0,4 azalarak 934 bin 396 tona geriledi. Aynı dönemde 106 bin 696 ton olan içme sütü üretimi de ağustosta yüzde 17 artarak 124 bin 876 tona yükseldi.

Köyün Süt Üretimi 5 Yılda Yaklaşık İki Kat Arttı Haber

Köyün Süt Üretimi 5 Yılda Yaklaşık İki Kat Arttı

Merkeze 14 kilometre uzaklıktaki 641 nüfuslu köyde, arazilerin tarıma elverişsiz olması nedeniyle köylülerin büyük bölümü geçimini hayvancılıkla sağlıyor. Köydeki kooperatif tarafından hayvan varlığının ve süt üretiminin artırılması amacıyla çalışma yürütüldü. Yapılan çalışmalarla köydeki hayvan sayısı son 5 yılda yaklaşık 2 binden 3 bin 330'a çıktı. Hayvan sayısındaki artışa bağlı olarak günlük süt üretimi de 11 tondan 21 tona yükseldi. "DEVLET DESTEKLERİ İLE SÜT ÜRETİMİMİZİ ARTIRIYORUZ" İl Tarım ve Orman Müdür Yardımcısı Onur Karadağ, kentte süt üretiminin her geçen gün arttığını söyledi. Kentte 150 bin büyükbaş olmak üzere 600 bin hayvan bulunduğunu belirten Karadağ, özellikle kentte süt sığırcılığının son yıllarda ivme kazandığını kaydetti. Karadağ, Tarım ve Orman Bakanlığının desteklemeleri ile kentte AB standartlarında süt üretildiğini vurgulayarak, Kayalı köyünün de süt üretiminde örnek teşkil ettiğini dile getirdi. "Devlet desteği ile Kayalı köyünde hayvan sayısı hızla artmakta. Bu köyümüzde 5 yıl önce günlük süt üretimi 11 tondu, bugün ise 21 tona yükseldi." diyen Karadağ, il genelinde süt üretiminin artması için gayret gösterdiklerini, kentin adını hayvancılık ve süt üretimi ile ön plana çıkarmak istediklerini kaydetti. Karadağ, kentten AB ülkelerine de süt ihracatı yapıldığına dikkati çekerek, "Üretilen süt ve süt ürünlerinden yıllık 10 bin tona yakın bir ihracatımız var. Kaliteli süt ürettiğimiz için AB ülkelerinden talep her geçen gün artıyor. Biz de bu talebe cevap verebilmek için çalışıyoruz." ifadeini kullandı. "ÜRETTİĞİMDE ÇOK MUTLU OLUYORUM" Süt üreticisi Çiğdem Olbey de bir kadın olarak üretime katkı sağlamanın mutluluğunu yaşadığını belirtti. 50 büyükbaş hayvanı ile süt ürettiğini anlatan Olbey, "Günlük ortalama 400 litre süt üretiyoruz. Sütümüzü kooperatife veriyoruz. Ürettiğimde çok mutlu oluyorum. Kadınlar üretime daha fazla destek versin istiyorum." dedi. 15 yıldır süt üreticiliği yapan Gökay Aşveren de devlet desteği ile hayvan sayısının 85'e ulaştığını, günlük yaklaşık 600 litre süt ürettiğini söyledi. Kooperatif sayesinde ürettikleri sütü kolaylıkla pazarlama imkanı bulduklarını ifade eden Aşveren, gençleri köye gelerek üretime katkı sağlamaya davet etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.