Hava Durumu

#Taksav

Batı Ekspres - Edirne'nin Haber Sitesi - Taksav haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Taksav haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

‎Doğan, Edirne’nin Delilerini Anlattı Haber

‎Doğan, Edirne’nin Delilerini Anlattı

‎Edirne’de Toplumsal Araştırmalar, Kültür ve Sanat İçin Vakıf (TAKSAV) İl Temsilciliği tarafından, Arkeolog ve Kültür Tarihi Anlatıcısı Dr. Umut M. Doğan’ın katılımıyla “Edirne’den Portreler” söyleşisinin bu hafta 5’incisi gerçekleştirildi. Edirne tarihin de yer edinmiş 3 ismin anlatıldığı etkinliğin bu haftaki konusu "Deliler" oldu. ‎Dahilik ile delilik arasında çok ince bir çizgi olduğunu belirten Doğan, Türk edebiyatında deliliğin tanımının birçok farklı şekilde yapıldığını söyleyerek; “Klasik Türk Edebiyatı'na baktığımızda deli ve deliler ile ilgili ifadeler yüzlerce yerde geçiyor. Klasik Türk Edebiyatı'nda deli ile ilgili meczup, cünun, mecnun gibi ifadeler yer alıyor. Şeyda kelimesi çok kullanılıyor. Yine deli anlamına gelen aşüfte kelimesi kullanılıyor. Günümüze kadınlar için biçimsiz bir şekilde kullanılıyor ama Farsça bir kelime ve anlamı aklı bozulmuş kişi demek. Yine deli ile eş anlamlı olarak kullanılan bir kelime de sevdalı. Sevdalı, vücut dengesi bozulmuş olarak kullanılıyor” dedi. ‎“EDİRNELİ DELİLERİN EN ÜNLÜSÜ DELİ SELİM” ‎Doğan, Edirneli delileri anlattığı söyleşide ilk olarak Klarnet Virtüözü Edirneli Deli Selim’e (Selim Kızılcıklılar) yer verdi. Deli Selim’in askere gitmeden 3 ay önce sevdiği kızı kaçırması ve askerliğinin bitmesine 15 gün kala firar ederek eşini de alarak Ankara’ya birliğine dönmesinden bahseden Doğan; “Özledi. Ne yapsın? Geliyor Edirne’ye. Tekrar Ankara’ya birliğine dönüyor ve ‘Komutanım biz geldik, eşimle beraber geldik’ diyor. 15 günlük askerliği kalan bu delikanlıya uzun bir ceza verildi. Bitlis Tatvan’a sürgüne gönderiliyor ve 7 yıl ceza alıyor. Askerliğinin bitmesine on beş gün kala firar edip yavuklusuna giden bu delikanlı eşiyle beraber tam yedi yıl daha askerlik yapıyor. Orada 2 çocukları oluyor. 7 yıl cezalı askerlik sonunda Edirne'ye gelerek en iyi bildiği işi yapıyor. Müzik yapıyor. Düğünlere katılıyor. Konserlere gidiyor. Ünlenmeye başlıyor. Onu çağıranlar, 'gel bizim grupla çal' diyorlar ama kabul etmiyor. Tek başına olmak istiyor. Gazinoda tam sabahken bir anda şarkının ortasında, çalarken bırakıp, ‘Ben gidiyorum’ diyerek bırakıp gidiyor. Allah aşkına, böyle hikayesi olan bir adama siz olsanız ne dersiniz? Evet bu kişi, Edirne Büyük Klarnet Virtüözü Deli Selim” dedi. “BALABANLAR AŞİRETİ İLE EDİRNELİLER AKRABA” ‎Doğan, anlatılarının devamında Osmanlıda, Dimetoka bölgesinde yaşamış, daha sonra şimdiki Tunceli, Erzincan, Elazığ, Malatya yöresine göç ettirilmiş Balabanlar aşiretine değinerek; “Dimetoka, Osmanlı’da Edirne sınırları içerisinde bir yer. Bu bölgeden Tunceli, Erzincan, Elazığ, Malatya bölgesine göç ettirilen Balabanlar aşiretinin kökeni bir isme dayanır. Adı ‘Deli’ olan bir Bektaşi ereni Seyit Ali Sultan'a (Kızıl Deli) dayanır. Kızıl Deli Sultan, 14-15’inci yüzyıllarda yaşamış önemli bir Osmanlı ereni, bir Bektaşi ereni. Kızıl Deli, Osmanlı'da en önde savaşan ‘Deliler Ocağı' mensubu bir erendir” ifadelerini kullandı. ‎Doğan son olarak, Edirne’nin ilk delisi olarak kabul edilen Lykurgos isimli efsanevi kral hakkında bilgiler vererek, Edonisler denilen efsanevi Trak kabilesinin kralı olduğunu ifade etti. ŞENER ŞENTÜRK

“FIFA Kokartlı İlk Kadın Futbol Hakemi Edirneliydi” Haber

“FIFA Kokartlı İlk Kadın Futbol Hakemi Edirneliydi”

Edirne’de Arkeolog ve Kültür Tarihi Anlatıcısı Dr. Umut M. Doğan’ın “Edirne’den Portreler” söyleşisi devam ediyor. Doğan, söyleşinin dördüncüsünü Toplumsal Araştırmalar, Kültür ve Sanat İçin Vakıf (TAKSAV) Edirne İl Temsilciliği’nde gerçekleştirdi. Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği söyleşide Doğan, Edirne tarihinde önemli bir yere sahip olan Türkiye Cumhuriyeti tarihinin ilk kadın öğretmenlerinden Refet Angın, Mimar Sinan’ın torunu Fatma, Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatının önemli kadın yazarlarından Safiye Erol, Selim Sırrı Tarcan ile Tarcan zeybeğini Atatürk için ilk kez oynayan yazar ve besteci Mualla Anıl, Türk edebiyatındaki birçok şairle kurduğu dostluklarla tanınan Nahit Fıratlı ve Dr. Saadet Yardım gibi kadınların hayatlarından örnekler sundu. CAN BARTU, METİN OKTAY VE LEFTER İLE SAHAYA ÇIKTI Doğan, Türk futbol tarihinin FIFA kokartlı ilk kadın futbol hakeminin, Edirne’nin Süloğlu ilçesinde doğduğunu söyleyerek; “1968 yılında, dünyanın yeni atılımlar için mücadeleler verdiği yıllarda, hâlâ doğu toplumları için kadının adı çok da önde değilken; biz futbol sahasında bir kadın hakeme çiçek verildiğini görüyoruz. Bir kadın hakemin çiçek aldığı bu sahne, Türkiye’nin en ilginç futbol maçlarından birinin hemen öncesinde gerçekleşiyor. 1968 yılında, o dönemin çok sevilen futbolcularından Beşiktaşlı kambur Ahmet’in Galatasaray Ali Sami Yen Stadı’nda jübile maçı yapılacaktı. Karma bir takımla maç gerçekleştirilecek. Maçta dönemin önemli isimlerinden Can Bartu, Metin Oktay, Lefter Küçükandonyadis var. Hatta takımın içerisinde Türk sinemasının muzip tiplerinden biri olan Öztürk Serengil de var. Öztürk Serengil, maç boyunca kendini yere atıyor, o kadın hakem gelip “Hocam, numara yapma ya” diyor ve gülerek tekrar devam ediyorlar. Böyle eğlenceli bir maç oluyor. Maçta ne oyuncular birbirlerine hakaret ediyor, ne de seyircinin ağzından bir hakaret çıkıyor. Çünkü hakem bir kadın. Bu maçı yöneten kadın hakem, Süloğlu ilçemizde doğan Drahşan Arda’dan başkası değil” ifadelerini kullandı. “FIFA’YA BAŞVURU YAPIYOR” Drahşan Arda’nın, öğretmenlik yaptığı yıllarda futbol hakemliğine merak saldığını belirten Doğan; “Önce yan hakem, sonra orta hakem olarak birçok maça çıkıyor. Uzun yıllar futbol hakemliği yapıyor. Süloğlulu Drahşan Hanım, ileriki yaşlarda Almanya’ya yerleşiyor ve orada FIFA’ya başvuru yapıyor. Çünkü o dönemde ‘Türk sporunun ilk kadın hakemi şu’ gibi haberler çıkıyor. Drahşan Hanım da hakkı yanmaması için elindeki belgeleri FIFA’ya gönderiyor. FIFA da tescil ediyor; Türk futbol tarihinin FIFA kokartlı ilk kadın futbol hakemi Drahşan Arda’dır” dedi. Doğan’ın sunumlarının ardından söyleşi sona erdi. UĞUR AKAGÜNDÜZ

Sıdal, Ergenlikte Beslenmeyi Anlattı Haber

Sıdal, Ergenlikte Beslenmeyi Anlattı

Edirne’de Toplumsal Araştırmalar, Kültür ve Sanat İçin Vakıf (TAKSAV) İl Temsilciliği ve Edirne Kent Konseyi (EKK) Çocuk Meclisi iş birliğiyle “Ergenlikte Beslenme” konulu etkinlik düzenlendi. TAKSAV Edirne İl Temsilciliği salonunda düzenlenen etkinlikte Dr. Dyt. Begüm Sıdal, katılımcılara “Ergenlikte Beslenme” konusunda sunum yaptı. Etkinliğe EKK Başkanı Özer Demir, EKK Çocuk Meclisi Başkanı İlayda Güder ile Çocuk Meclisi Üyeleri ve veliler katıldı. “BÜYÜME VE GELİŞMEYİ ENGELLER” Dr. Dyt. Sıdal, sunumunda yeme bozukluğuna dikkat çekerek; “Yeme bozuklukları aslında yetersiz ya da aşırı beslenmenin yanı sıra fiziksel, ruhsal ve psikolojik sorunlara yol açabilen bir hastalık tanımıdır. Yeme bozuklukları, ergenlerde fiziksel, duygusal ve davranışsal büyüme ve gelişmeyi engel olan ve potansiyel yaşamını da tehdit eden bir etkiye sahiptir” ifadelerini kullandı. “ERKEN TANI ÇOK ÖNEMLİDİR” Ergenlik döneminde büyüme hızındaki artışın, ergenlerin besin ve enerji ihtiyaçlarının artmasına sebep olduğunu söyleyen Sıdal “Sonuçta görülen yeme bozuklukları da ergenlerde büyüme ve gelişmeyi yavaşlatmakta, durdurmakta hatta birçok hastalığa sebebiyet vermektedir. Her hastalıkta olduğu gibi erken tanı çok önemlidir. Ne yazık ki keşfedilemeyen ve tedavi göremeyen ergenlerde geri dönüşümsüz hatta ölümle sonuçlanacak sıkıntılar meydana gelebilmektedir” dedi. “ERGENLİKTE 4 ALT GRUBU MEVCUT” Sıdal, yeme bozukluklarının 8 alt gruba ayrıldığını belirterek; “Ergenlikte görülenler ise 4 alt grubumuz mevcut. Bunlar; anoreksiya nervoza, bulimia nervoza, atipik yeme bozuklukları ve tıkınırcasına yeme bozukluğudur” sözlerine yer verdi. “KÜLTÜREL TUTUMLAR NEDENİYLE OLABİLİYOR” Yeme bozukluğunu destekleyen faktörleri de açıklayan Sıdal; “Kültürel tutumlar; ergenlik dönemlerinde kadınların genç görünmesini hedef alan, gelişimine engel olan hatta boyunun uzamasına bile engel olacak beslenme davranışları görüyoruz. Dünyanın farklı bölgelerinde de ergenlere çok ciddi miktarda kaloriler yükleyip ‘Şişmanlık bir zenginlik göstergesidir’ diyerek genç yaşta diyabet ve obezite ile tanıştırabiliyorlar. Bu tür kültürel tutumlar nedeniyle yeme bozuklukları olabiliyor” dedi. “SOSYAL MEDYA DEZENFORMASYONLARA ÇOK AÇIK” Sıdal, sosyal medyanın etkisine de dikkat çekerek; “Sosyal medya iyi kullanıldığında tabii ki güzel bir şey. Ancak sosyal medya denetlenmediği için dezenformasyonlara çok açık bir halde. İnsanlar her paylaşımı doğru olarak kabul edebilirler. Özellikle gençlerimiz buna çok müsaitler. Çünkü örnek aldıkları kişiler var. Bu da çok normal çünkü bu dönemde bir kimlik arayışı var. Bu kişilerin dediklerini uygulamalarından dolayı sosyal medya da yeme bozuklukları açısından son derece mühim” ifadelerine yer verdi. “AKRAN ZORBALIĞI CİDDİ BİR BUNALIM YARATABİLİYOR” Akran zorbalığı nedeniyle de yeme bozukluğunun ortaya çıkabileceğini söyleyen Sıdal “Hayatımızın her döneminde yaşıtlarımızdan zorbalığa maruz kalıyoruz ki bu da özellikle ergenlik döneminde çocukların psikolojilerinde ciddi bir bunalım, başkalaşım yaratabiliyor. Ergen aynaya baktığında vücudunu tanımaya çalışıyor. Aslında yepyeni bir beden oluşuyor, ikincil bir kimlik kazanıyor. Bu ikincil kimlik ona bazen de keyif vermemeye, kendisini sorgulamaya sebep oluyor. Kendinden memnun olmayan ergenlerde de yeme bozuklukları oldukça sık görülebiliyor” dedi. “AİLELER DOĞRU BESLENMEYE TEŞVİK ETMELİ” Sıdal, günümüzde empoze edilen ideal kadın ve ideal erkek formlarının bulunduğunu belirterek “Erkeklerde Herkül gibi kaslı olma, kadınlarımızda da ne yazık ki sıfır beden algısı var. Gelişmeyi ve büyümeyi etkileyen en önemli etkenlerden birisi sıfır beden algısıdır. Sosyal medyada ‘Zayıf kadın, güzel kadındır’ algısı mevcut. Bundan da genç kızlarımız çok fazla etkilenmektedir. Ailenin kilo konusundaki tutumu da burada çok önemlidir. Özellikle çok baskın bir ebeveynin kilo konusunda çocuğuna yıkıcı eleştiriler yapması negatif olarak etkiler. O yüzden ailenin yapıcı tavırlarla çocuğu doğru beslenmeye teşvik etmesi son derece önemlidir” sözlerine yer verdi. KATILIMCILARIN SORULARINI YANITLADI Sıdal, sunumunda ayrıca sağlıklı beslenme konusunda da örneklere yer verdi. Sunumunun ardından Sıdal, katılımcı çocukların ve ailelerinin sorularını yanıtladı. Sunumunda sonunda EKK Çocuk Meclisi Başkanı İlayda Güder, Sıdal’a çiçek takdim ederek teşekkür etti. UĞUR AKAGÜNDÜZ

TAKSAV’da “Edirne’den Portreler” Anlatıldı Haber

TAKSAV’da “Edirne’den Portreler” Anlatıldı

Edirne’de Toplumsal Araştırmalar, Kültür ve Sanat İçin Vakıf (TAKSAV) İl Temsilciliği tarafından, Arkeolog ve Kültür Tarihi Anlatıcısı Dr. Umut M. Doğan’ın katılımıyla “Edirne’den Portreler” söyleşisi gerçekleştirildi. TAKSAV İl Temsilciliği Salonu’nda düzenlenen söyleşiye Edirne Baro Başkanı Av. Gökhan Karakoç, emekli Tümgeneral Ali İhsan Gürcihan ve vatandaşlar katıldı. “BU SOHBETİ YAPMAMIZI SAĞLAYAN YEGANE KİŞİLERDEN BİRİ” Doğan, “Edirne’den Portreler” söyleşisinin ilk etkinliğinde Edirne tarihinde iz bırakan 3 ismi anlattı. Doğan, söyleşideki ilk ismin özelliklerini anlatırken; “Gençliğinde coşkulu, kuvvetli ve başarılı bir asker; çok iyi bir komutan. Ancak biraz daha yaşı ilerleyip siyasete atıldığında, askerlikle ilişkisini bir kenara koymuş, siyasete orduyu hiç karıştırmamaya çalışmış ve bütün siyasi kimliğini ülkesinde askeri başarılardan uzak, barışçı bir ortam kurmak üzerine kurmuş bir figür. Onun iktidara geldiği yıllara kadar devletin ana felsefesi uzak diyarları ele geçirmekti. O ise bütün askeri fetih hareketlerini reddetmiş. Ana politikası; ülkesinin sınırlarını korumak ve barışçı bir ülke kurmak. Siyasi yelpazesinde, ülkesinin içinde farklı etnik kimlikleri bir arada tutmak da var. Ama bütünleştirici siyasi kimliği oluştururken isyan eden bir grup varsa hiç affetmiyor. Onun hakkında yazılan kaynaklarda çok zeki bir lider olduğuna yer veriliyor. Okumaya, bilime, felsefeye yatkın, sanata önem veren bir lider. Ülkenin dört bir yanında sanatsal, bilimsel ve mimari çalışmalar yaptırıyor ve bizzat o yerlere geziler düzenleyerek yerinde inceliyor. Felsefeye, kitap okumaya çok düşkün. Hatta kendi yazdığı kitaplar olduğunu biliyoruz. Bu lider, bugün burada, bu sohbeti yapmamızı sağlayan yegane kişilerden biri” ifadelerini kullandı. KATILIMCILARIN ÇOĞUNLUĞU ATATÜRK CEVABI VERDİ Doğan, özelliklerini anlattığı Edirne portrelerinden biri olan ismin kim olduğunu katılımcılara sorarken; katılımcıların büyük çoğunluğundan Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk olduğuna dair cevaplar verildi. Bazı cevaplarda ise Talat Paşa, İsmet Paşa’ya yer verilirken; katılımcılardan bir kişi ise bu ismin Edirne’ye adını veren Roma İmparatoru Hadrian olduğunu söyledi. Doğan da cevabı açıklarken; “Hadrian’dan bahsediyordum. Hadrian’ın hayat hikayesini okuduğumda Atatürk ile o kadar benzeştirdim ki böyle bir hikayeye başlamak istedim. İmparator Hadrian, M.S. 117 yılında Roma İmparatorluğu’nun başına geçiyor ve 138 yılına kadar yönetiyor” dedi. Doğan, Hadrian’ın hayatıyla ilgili birçok ayrıntıya sunumunda yer verdi. “HADRİAN’IN ÖLÜMÜNDEN 1783 YIL SONRA EDİRNE’DE DOĞDU” Hadrian’ın Edirne’yi bugünkü Kaleiçi semtinde kurduğunu belirten Doğan, kalenin kuzeydoğu köşesinde Hadrian’ın ölümünden 1783 yıl sonra Edirne için önemli isimlerden birinin doğduğunu söyledi. Doğan, Kaleiçi’ndeki 2 katlı konakta doğan isimle ilgili bilgiler verirken; “Bu çocuk kim? İlerde büyüdüğünde sanatıyla dünyaya hükmedecek birisi. 1980 yılında İstanbul’da 120 parçadan oluşan demirler, kamyonla getirilerek bir yere yığılıyor. O çocuk büyümüş, 120 parça demiri alıyor ve aşkla tek tek monte ediyor ve 2 elini yana doğru açmış bir kadın heykeli yapıyor. O kadın heykeline Akdeniz adını veriyor. Akdeniz heykeli, Akdeniz coğrafyası ve tüm dünyadaki barışı simgeliyor. 120 parça, Akdeniz coğrafyasındaki 120 etnik kimliği, devleti simgeliyor. Tıpkı Hadrian’ın bu coğrafyada yaptığı şeyi sanatıyla yapan bir isimden bahsediyoruz” sözlerine yer verdi. Doğan, bu ismin “Türk Da Vinci” lakabıyla da bilinen heykeltıraş İlhan Koman olduğunu açıkladı. Doğan, sunumunda ayrıca Koman’ın hayatıyla ilgili ayrıntılara yer verdi. “KOMAN’IN ÇOCUKLUK ARKADAŞI” Doğan, sunumunda ayrıca Koman’ın Edirne’den bir arkadaşını da anlatırken; “Bu çocukluk arkadaşının babasından bahsedeceğim. Diyarbakırlı bir savcı; Mahmut Hayrettin Bey. Edirne’nin ilk baro başkanıdır. Genç bir savcı olarak Silivri’de görev yaparken sadece savcılık yapmıyor. Trakya Paşaeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin gizli elemanı olarak Çatalca bölgesinde işgal kuvvetlerine karşı gece baskınlarını organize ediyor. Tam bir militan, vatansever. Gizli örgütlenmeyle beraber son Osmanlı Mebusan Meclisi’nde de milletvekilidir. Cumhuriyet ilan edildikten sonra Edirne’ye göç ediyor. Edirne’nin ilk baro başkanı olarak görev yapmaya başlıyor. Ailesinin içerisinde bulunan bir isim, İlhan Koman’ın çocukluk arkadaşı Mihri Belli’dir. Türk sol siyasetinin, sosyalist hareketinin önderlerinden biridir. Onun da hayatının bir bölümü Edirne’de geçiyor” dedi. “BELLİ’NİN SAHTE PASAPORTUNDAKİ MÜHRÜ YAPTI” Mihri Belli’nin hayatından örnekler anlatan Doğan, Koman ile bir hatırasına da yer verirken; “12 Mart döneminde 1971 muhtırasından sonra Mihri Belli arananlar arasında. Yurt dışına çıkması lazım ve ilginç bir olay yaşanıyor. Pasaportu yok ve yurt dışına çıkma yasağı var. Mihri Belli, 12 Mart’tan sonra sahte pasaport arıyor. İmdadına Yunan sosyalistler yetişiyor. Yunanistan’daki sosyalist arkadaşları İsviçre’ye haber gönderiyorlar. İsviçre’deki bir sosyalistin pasaportu alınarak ona gönderiliyor. Pasaporta Mihri Belli’nin fotoğrafını koyacaklar ama mühre ihtiyaç var. İşte orada imdadına çocukluk arkadaşı İlhan Koman yetişiyor. Koman’ın alçıdan yaptığı sahte bir mühürle işi çözüyorlar ve Mihri Belli o pasaportla yurt dışına çıkıp soluğu Filistin Kurtuluş Örgütü’nde militan olarak alıyor” ifadelerine yer verdi. Doğan’ın sunum yaptığı etkinlikte ayrıca diksiyon eğitmeni Sabahattin Bostancıoğlu da okuduğu şiirlerle katkı sundu. PORTRELERİ ANLATMAYA DEVAM EDECEK Doğan, sunumunun ardından Edirne portrelerini TAKSAV Edirne İl Temsilciliği’nde anlatmaya devam edeceğini söyledi. UĞUR AKAGÜNDÜZ

Bahadır Grammeşin’in Adı Memleketi Edirne’de Yaşatılıyor Haber

Bahadır Grammeşin’in Adı Memleketi Edirne’de Yaşatılıyor

İstanbul’un Kadıköy ilçesinde uğradığı bıçaklı saldırı sonucu yaşamını yitiren Edirneli öğretmen Bahadır Grammeşin anısına Toplumsal Araştırmalar Kültür ve Sanat İçin Vakıf (TAKSAV) Edirne Temsilciliğinde, “Bahadır Grammeşin Kitaplığı” açıldı. Genç yaşta hayatını kaybeden Grammeşin’in isminin yaşatılması amacıyla oluşturulan kitaplığın açılışı, Edirne Belediye Başkan Yardımcısı Cenk Ergüden, ailesi, yakınları ve çok sayıda sanatseverin katılımıyla gerçekleştirildi. “ÖĞRETMEN ARKADAŞIMIZIN ADINI UYGUN GÖRDÜK” Açılışta konuşan TAKSAV Edirne Temsilcisi Nevzat Çolak, “Üç yıldır üzerinde özellikle üzerinde durduğumuz bir konu daha var. Buradaki kitapseverlerin ve dostlarımızın vakfımıza bağışladığı kitapları düzenli bir hale getirerek bir kitaplık oluşturmak istedik. Gönüllü kadın arkadaşlarımızın özverili çalışmalarıyla bugüne kadar 5 bin 37 kitabı kayıt altına aldık. Bu kitapları bugüne kadar zaten ödünç veriyorduk ancak artık resmi olarak kayıtlı bir kütüphane haline getirmiş olduk. Oluşturduğumuz bu kitaplığa bir isim vermek istedik. Bu ismi de hem eğitime katkı sunmuş hem de yaşamın içinde var olmaya çalışırken hunharca öldürülen Edirneli öğretmen arkadaşımız Bahadır Grammeşin’in adına vermeyi uygun gördük” dedi. “TACİZİ ENGELLEMEYE ÇALIŞIRKEN KATLEDİLDİ” Kardeşinin tacizi engellemeye çalışırken katledildiğini belirten Bahadır Grammeşin’in ablası Başak Grammeşin Arslan, “Bu anlamlı günde bizleri yalnız bırakmayan herkese, kendi adıma ve ailem adına çok teşekkür ediyorum. Bahadır’ın ailesi olarak sizlerin desteğini her zaman yanımızda hissettik. Bahadır, öğrencilik hayatı boyunca bulunduğu her ortamda sorumluluk alan, emek veren, paylaşmayı bilen bir insandı. Festivallerde, etkinliklerde, esnafa yardım etmekten, gelen misafirleri karşılamaya kadar her işin içinde yer alırdı. Gerçekten emekçi, duyarlı ve vicdanlı biriydi. Aslında sınıf öğretmeniydi. Ataması yapılmadığı için mezuniyetinden sonra ihtiyaç sahibi çocuklarla çalışan bir öğretmen olarak hayatına devam etti. Çocuklarla bağ kurmayı, onlara dokunmayı çok önemserdi. Ne yazık ki bundan 11 yıl önce, bir gece yaşanan bir tacizi engellemeye çalışırken çıkan olayda bıçaklanarak katledildi. O günden sonra biz ailesi ve arkadaşları olarak bir adalet mücadelesine girdik. Herkesin hak ettiği cezayı alması için elimizden geleni yaptık. Bugün itibarıyla faillerin büyük bölümü cezaevinde, biri ise yurt dışında yakalandı, yargı süreci devam etmektedir” ifadelerine yer verdi. “İKİNCİ SORUMLULUĞUMUZ ADINI YAŞATMAK” Hayatını kaybeden kardeşinin adını yaşatmak için çeşitli çalışmalar yaptıklarını belirten Arslan, “Adalet mücadelesinden sonra ikinci sorumluluğumuz, Bahadır’ın adını yaşatmak oldu. Arkadaşları, kardeşleri, meslektaşları ve yoldaşlarıyla birlikte onun ismini yaşatacak çalışmalar yaptık. Çünkü Bahadır’ı en iyi anlatan şey; çocuklar ve kitaplarla yapılan işlerdir. Bu nedenle çeşitli yerlerde Bahadır adına kütüphaneler kuruldu. İstanbul’da sevgi evlerinde ve kültür merkezlerinde kitaplıklar oluşturuldu. Her yıl yılbaşında yoksul mahallelerdeki çocuklara ‘Bahadır’ın yılbaşı hediyesi’ diyerek kitaplar götürülmeye devam ediliyor. Bugün açılışını yaptığımız bu kitaplık da bu anlamlı yolun bir parçasıdır. Burada emeği geçen herkese, gönüllü olarak katkı sunan herkese ailem ve Bahadır’ın dostları adına yürekten teşekkür ediyorum” diye konuştu. “ŞİDDETİN TEMEL NEDENİ CEHALET” Şiddetin temel unsurunun cehalet olduğunu belirten Edirne Belediye Başkanı Cenk Ergüden, “Bugün burada var edilen bu kitaplık ise bundan da daha kıymetli bir anlam taşımaktadır. Az önce de ifade edildiği gibi, şiddetin temel nedeninin cehalet olduğuna inanıyorum. Cehaletle mücadelenin en etkili yolu ise şu anda burada yaptığımız gibi; kültürle, sanatla, kitapla ve aydınlanmayla yol almaktır. Bu aydınlanmaya ulaşmak için mücadele ediyoruz. Çünkü temel sorunumuzun burada olduğunu düşünüyorum” sözlerine yer verdi. Törenin sonunda, Bahadır Grammeşin Kitaplığı’nın oluşturulmasında emeği geçen gönüllülere ve destekçilere teşekkür belgesi takdim edildi. MERT ERİŞKİN

Tarihin Yargıladığı Davalar Edirne'de Tartışıldı Haber

Tarihin Yargıladığı Davalar Edirne'de Tartışıldı

Edirne'de Toplumsal Araştırmalar Kültür ve Sanat İçin Vakıf (TAKSAV) Edirne Temsilciliği Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilen söyleşide Osmanlı’dan günümüze yargının siyasal iktidarla ilişkisi, Mithat Paşa davası ve Sokrates'in yargılanması üzerinden tarihsel yargılamaların günümüz hukukuna etkileri ele alındı. Programın konuşmacıları Avukat Ulaş Çam ve Avukat Fatih Altun oldu. Av. Ulaş Çam, Osmanlı’da yargının iktidarla bütünleşmesinin en çarpıcı örneklerinden birinin Mithat Paşa davası olduğunu belirtti. Çam, II. Abdülhamit’in tahta çıkarken anayasal yönetimi kabul ettiğini, ancak kısa süre sonra meclisi kapatarak 33 yıl süren otoriter bir yönetim kurduğunu vurguladı. Çam, padişahın yetkilerini sınırlayan isimlerin sistematik biçimde tasfiye edildiğini belirterek, Mithat Paşa’nın önce görevden alındığını, ardından sürgüne gönderildiğini ve yıllar sonra siyasi gerekçelerle yargılandığını ifade etti. Bu sürecin, “yargının iktidarın aracı haline getirilmesinin erken bir örneği” olduğunu söyledi. TARİHSEL DAVALAR, BUGÜNÜN HUKUKUNA AYNA TUTUYOR Av. Fatih Altun ise tarihsel davaların yalnızca geçmişi değil, bugünün hukuk sistemini de anlamak açısından önemli olduğunu dile getirdi. Altun, geçmişte verilen birçok kararın günümüz hukuk anlayışıyla değerlendirildiğinde adil olmadığı gerçeğinin ortaya çıktığını belirtti. Bazı davaların yıllar sonra hukukçular tarafından yeniden ele alındığını aktaran Altun, “Hukuk çoğu zaman dönemin siyasi koşullarından etkilenmiştir. Ancak çoğu durumda toplumun vicdanı, mahkeme kararlarının önüne geçmiştir” dedi. MEHMET EFECAN HIDIROĞLU

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.