Hava Durumu

#Taksav

Batı Ekspres - Edirne'nin Haber Sitesi - Taksav haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Taksav haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Sümeyra Çakır İçin Söylediler Haber

Sümeyra Çakır İçin Söylediler

Toplumsal Araştırmalar Kültür ve Sanat İçin Vakıf (TAKSAV) Edirne Temsilciğinde bugün türküler, Edirneli Sanatçı Sümeyra Çakır için söylendi. 1946 yılında Edirne’de doğan, Türk Halk Müziği’ni, Klasik Batı Müziği teknikleriyle yorumlayan usta ses sanatçısı Sümeyra Çakır anısına düzenlenen konserde Mavi İz Çok Sesli Halk Türküleri Korosu sahne aldı. Yoğun katılımın olduğu, Salim Çetin’in şefliğini yaptığı konserde bağlama eşlik ve soloda Hüseyin Fırtına, soloda Dr. Suat Sarp yer alırken programın sunuculuğunu Özge Özeke yaptı. Programda, Emin İgüs, Diyar Kılıç Mert ve Boran Mert ise konuk sanatçı olarak yer aldı. Edirne doğumlu olan sanatçı, İTÜ Mimarlık mezunu olup 12 Eylül 1980 darbesi sonrası yurtdışına çıkmak zorunda kalmış ve Almanya’nın Frankfurt kentinde hayatını kaybetmiştir. İTÜ Mimarlık Fakültesi'ni bitiren Çakır, İstanbul Belediye Konservatuvarı Klasik Batı Müziği Şan Bölümünde eğitim görmüştür. Çakır, 1971 yılında Ruhi Su ile tanışarak türkülere yönelmiş ve 1975'te Dostlar Korosu'nun kuruluşunda yer almıştır. Halk türkülerini çok sesli korolarla buluşturmuş, Ruhi Su ile birlikte "El Kapıları" ve "Sabahın Sahibi Var" albümlerine imza atmıştır. 1980 darbesi sonrası Almanya'ya gitmek zorunda kalan sanatçı, Sydney'den Londra'ya kadar dünyanın birçok yerinde konserler vermiştir. 1990 yılında Frankfurt'ta hayatını kaybeden Çakır’ın hayatı, "Serçelerin Süvarisi" adıyla tiyatro oyunuyla sahneye taşınmıştır. ŞENER ŞENTÜRK

‎Doğan, Edirne’nin Delilerini Anlattı Haber

‎Doğan, Edirne’nin Delilerini Anlattı

‎Edirne’de Toplumsal Araştırmalar, Kültür ve Sanat İçin Vakıf (TAKSAV) İl Temsilciliği tarafından, Arkeolog ve Kültür Tarihi Anlatıcısı Dr. Umut M. Doğan’ın katılımıyla “Edirne’den Portreler” söyleşisinin bu hafta 5’incisi gerçekleştirildi. Edirne tarihin de yer edinmiş 3 ismin anlatıldığı etkinliğin bu haftaki konusu "Deliler" oldu. ‎Dahilik ile delilik arasında çok ince bir çizgi olduğunu belirten Doğan, Türk edebiyatında deliliğin tanımının birçok farklı şekilde yapıldığını söyleyerek; “Klasik Türk Edebiyatı'na baktığımızda deli ve deliler ile ilgili ifadeler yüzlerce yerde geçiyor. Klasik Türk Edebiyatı'nda deli ile ilgili meczup, cünun, mecnun gibi ifadeler yer alıyor. Şeyda kelimesi çok kullanılıyor. Yine deli anlamına gelen aşüfte kelimesi kullanılıyor. Günümüze kadınlar için biçimsiz bir şekilde kullanılıyor ama Farsça bir kelime ve anlamı aklı bozulmuş kişi demek. Yine deli ile eş anlamlı olarak kullanılan bir kelime de sevdalı. Sevdalı, vücut dengesi bozulmuş olarak kullanılıyor” dedi. ‎“EDİRNELİ DELİLERİN EN ÜNLÜSÜ DELİ SELİM” ‎Doğan, Edirneli delileri anlattığı söyleşide ilk olarak Klarnet Virtüözü Edirneli Deli Selim’e (Selim Kızılcıklılar) yer verdi. Deli Selim’in askere gitmeden 3 ay önce sevdiği kızı kaçırması ve askerliğinin bitmesine 15 gün kala firar ederek eşini de alarak Ankara’ya birliğine dönmesinden bahseden Doğan; “Özledi. Ne yapsın? Geliyor Edirne’ye. Tekrar Ankara’ya birliğine dönüyor ve ‘Komutanım biz geldik, eşimle beraber geldik’ diyor. 15 günlük askerliği kalan bu delikanlıya uzun bir ceza verildi. Bitlis Tatvan’a sürgüne gönderiliyor ve 7 yıl ceza alıyor. Askerliğinin bitmesine on beş gün kala firar edip yavuklusuna giden bu delikanlı eşiyle beraber tam yedi yıl daha askerlik yapıyor. Orada 2 çocukları oluyor. 7 yıl cezalı askerlik sonunda Edirne'ye gelerek en iyi bildiği işi yapıyor. Müzik yapıyor. Düğünlere katılıyor. Konserlere gidiyor. Ünlenmeye başlıyor. Onu çağıranlar, 'gel bizim grupla çal' diyorlar ama kabul etmiyor. Tek başına olmak istiyor. Gazinoda tam sabahken bir anda şarkının ortasında, çalarken bırakıp, ‘Ben gidiyorum’ diyerek bırakıp gidiyor. Allah aşkına, böyle hikayesi olan bir adama siz olsanız ne dersiniz? Evet bu kişi, Edirne Büyük Klarnet Virtüözü Deli Selim” dedi. “BALABANLAR AŞİRETİ İLE EDİRNELİLER AKRABA” ‎Doğan, anlatılarının devamında Osmanlıda, Dimetoka bölgesinde yaşamış, daha sonra şimdiki Tunceli, Erzincan, Elazığ, Malatya yöresine göç ettirilmiş Balabanlar aşiretine değinerek; “Dimetoka, Osmanlı’da Edirne sınırları içerisinde bir yer. Bu bölgeden Tunceli, Erzincan, Elazığ, Malatya bölgesine göç ettirilen Balabanlar aşiretinin kökeni bir isme dayanır. Adı ‘Deli’ olan bir Bektaşi ereni Seyit Ali Sultan'a (Kızıl Deli) dayanır. Kızıl Deli Sultan, 14-15’inci yüzyıllarda yaşamış önemli bir Osmanlı ereni, bir Bektaşi ereni. Kızıl Deli, Osmanlı'da en önde savaşan ‘Deliler Ocağı' mensubu bir erendir” ifadelerini kullandı. ‎Doğan son olarak, Edirne’nin ilk delisi olarak kabul edilen Lykurgos isimli efsanevi kral hakkında bilgiler vererek, Edonisler denilen efsanevi Trak kabilesinin kralı olduğunu ifade etti. ŞENER ŞENTÜRK

“FIFA Kokartlı İlk Kadın Futbol Hakemi Edirneliydi” Haber

“FIFA Kokartlı İlk Kadın Futbol Hakemi Edirneliydi”

Edirne’de Arkeolog ve Kültür Tarihi Anlatıcısı Dr. Umut M. Doğan’ın “Edirne’den Portreler” söyleşisi devam ediyor. Doğan, söyleşinin dördüncüsünü Toplumsal Araştırmalar, Kültür ve Sanat İçin Vakıf (TAKSAV) Edirne İl Temsilciliği’nde gerçekleştirdi. Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği söyleşide Doğan, Edirne tarihinde önemli bir yere sahip olan Türkiye Cumhuriyeti tarihinin ilk kadın öğretmenlerinden Refet Angın, Mimar Sinan’ın torunu Fatma, Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatının önemli kadın yazarlarından Safiye Erol, Selim Sırrı Tarcan ile Tarcan zeybeğini Atatürk için ilk kez oynayan yazar ve besteci Mualla Anıl, Türk edebiyatındaki birçok şairle kurduğu dostluklarla tanınan Nahit Fıratlı ve Dr. Saadet Yardım gibi kadınların hayatlarından örnekler sundu. CAN BARTU, METİN OKTAY VE LEFTER İLE SAHAYA ÇIKTI Doğan, Türk futbol tarihinin FIFA kokartlı ilk kadın futbol hakeminin, Edirne’nin Süloğlu ilçesinde doğduğunu söyleyerek; “1968 yılında, dünyanın yeni atılımlar için mücadeleler verdiği yıllarda, hâlâ doğu toplumları için kadının adı çok da önde değilken; biz futbol sahasında bir kadın hakeme çiçek verildiğini görüyoruz. Bir kadın hakemin çiçek aldığı bu sahne, Türkiye’nin en ilginç futbol maçlarından birinin hemen öncesinde gerçekleşiyor. 1968 yılında, o dönemin çok sevilen futbolcularından Beşiktaşlı kambur Ahmet’in Galatasaray Ali Sami Yen Stadı’nda jübile maçı yapılacaktı. Karma bir takımla maç gerçekleştirilecek. Maçta dönemin önemli isimlerinden Can Bartu, Metin Oktay, Lefter Küçükandonyadis var. Hatta takımın içerisinde Türk sinemasının muzip tiplerinden biri olan Öztürk Serengil de var. Öztürk Serengil, maç boyunca kendini yere atıyor, o kadın hakem gelip “Hocam, numara yapma ya” diyor ve gülerek tekrar devam ediyorlar. Böyle eğlenceli bir maç oluyor. Maçta ne oyuncular birbirlerine hakaret ediyor, ne de seyircinin ağzından bir hakaret çıkıyor. Çünkü hakem bir kadın. Bu maçı yöneten kadın hakem, Süloğlu ilçemizde doğan Drahşan Arda’dan başkası değil” ifadelerini kullandı. “FIFA’YA BAŞVURU YAPIYOR” Drahşan Arda’nın, öğretmenlik yaptığı yıllarda futbol hakemliğine merak saldığını belirten Doğan; “Önce yan hakem, sonra orta hakem olarak birçok maça çıkıyor. Uzun yıllar futbol hakemliği yapıyor. Süloğlulu Drahşan Hanım, ileriki yaşlarda Almanya’ya yerleşiyor ve orada FIFA’ya başvuru yapıyor. Çünkü o dönemde ‘Türk sporunun ilk kadın hakemi şu’ gibi haberler çıkıyor. Drahşan Hanım da hakkı yanmaması için elindeki belgeleri FIFA’ya gönderiyor. FIFA da tescil ediyor; Türk futbol tarihinin FIFA kokartlı ilk kadın futbol hakemi Drahşan Arda’dır” dedi. Doğan’ın sunumlarının ardından söyleşi sona erdi. UĞUR AKAGÜNDÜZ

Sıdal, Ergenlikte Beslenmeyi Anlattı Haber

Sıdal, Ergenlikte Beslenmeyi Anlattı

Edirne’de Toplumsal Araştırmalar, Kültür ve Sanat İçin Vakıf (TAKSAV) İl Temsilciliği ve Edirne Kent Konseyi (EKK) Çocuk Meclisi iş birliğiyle “Ergenlikte Beslenme” konulu etkinlik düzenlendi. TAKSAV Edirne İl Temsilciliği salonunda düzenlenen etkinlikte Dr. Dyt. Begüm Sıdal, katılımcılara “Ergenlikte Beslenme” konusunda sunum yaptı. Etkinliğe EKK Başkanı Özer Demir, EKK Çocuk Meclisi Başkanı İlayda Güder ile Çocuk Meclisi Üyeleri ve veliler katıldı. “BÜYÜME VE GELİŞMEYİ ENGELLER” Dr. Dyt. Sıdal, sunumunda yeme bozukluğuna dikkat çekerek; “Yeme bozuklukları aslında yetersiz ya da aşırı beslenmenin yanı sıra fiziksel, ruhsal ve psikolojik sorunlara yol açabilen bir hastalık tanımıdır. Yeme bozuklukları, ergenlerde fiziksel, duygusal ve davranışsal büyüme ve gelişmeyi engel olan ve potansiyel yaşamını da tehdit eden bir etkiye sahiptir” ifadelerini kullandı. “ERKEN TANI ÇOK ÖNEMLİDİR” Ergenlik döneminde büyüme hızındaki artışın, ergenlerin besin ve enerji ihtiyaçlarının artmasına sebep olduğunu söyleyen Sıdal “Sonuçta görülen yeme bozuklukları da ergenlerde büyüme ve gelişmeyi yavaşlatmakta, durdurmakta hatta birçok hastalığa sebebiyet vermektedir. Her hastalıkta olduğu gibi erken tanı çok önemlidir. Ne yazık ki keşfedilemeyen ve tedavi göremeyen ergenlerde geri dönüşümsüz hatta ölümle sonuçlanacak sıkıntılar meydana gelebilmektedir” dedi. “ERGENLİKTE 4 ALT GRUBU MEVCUT” Sıdal, yeme bozukluklarının 8 alt gruba ayrıldığını belirterek; “Ergenlikte görülenler ise 4 alt grubumuz mevcut. Bunlar; anoreksiya nervoza, bulimia nervoza, atipik yeme bozuklukları ve tıkınırcasına yeme bozukluğudur” sözlerine yer verdi. “KÜLTÜREL TUTUMLAR NEDENİYLE OLABİLİYOR” Yeme bozukluğunu destekleyen faktörleri de açıklayan Sıdal; “Kültürel tutumlar; ergenlik dönemlerinde kadınların genç görünmesini hedef alan, gelişimine engel olan hatta boyunun uzamasına bile engel olacak beslenme davranışları görüyoruz. Dünyanın farklı bölgelerinde de ergenlere çok ciddi miktarda kaloriler yükleyip ‘Şişmanlık bir zenginlik göstergesidir’ diyerek genç yaşta diyabet ve obezite ile tanıştırabiliyorlar. Bu tür kültürel tutumlar nedeniyle yeme bozuklukları olabiliyor” dedi. “SOSYAL MEDYA DEZENFORMASYONLARA ÇOK AÇIK” Sıdal, sosyal medyanın etkisine de dikkat çekerek; “Sosyal medya iyi kullanıldığında tabii ki güzel bir şey. Ancak sosyal medya denetlenmediği için dezenformasyonlara çok açık bir halde. İnsanlar her paylaşımı doğru olarak kabul edebilirler. Özellikle gençlerimiz buna çok müsaitler. Çünkü örnek aldıkları kişiler var. Bu da çok normal çünkü bu dönemde bir kimlik arayışı var. Bu kişilerin dediklerini uygulamalarından dolayı sosyal medya da yeme bozuklukları açısından son derece mühim” ifadelerine yer verdi. “AKRAN ZORBALIĞI CİDDİ BİR BUNALIM YARATABİLİYOR” Akran zorbalığı nedeniyle de yeme bozukluğunun ortaya çıkabileceğini söyleyen Sıdal “Hayatımızın her döneminde yaşıtlarımızdan zorbalığa maruz kalıyoruz ki bu da özellikle ergenlik döneminde çocukların psikolojilerinde ciddi bir bunalım, başkalaşım yaratabiliyor. Ergen aynaya baktığında vücudunu tanımaya çalışıyor. Aslında yepyeni bir beden oluşuyor, ikincil bir kimlik kazanıyor. Bu ikincil kimlik ona bazen de keyif vermemeye, kendisini sorgulamaya sebep oluyor. Kendinden memnun olmayan ergenlerde de yeme bozuklukları oldukça sık görülebiliyor” dedi. “AİLELER DOĞRU BESLENMEYE TEŞVİK ETMELİ” Sıdal, günümüzde empoze edilen ideal kadın ve ideal erkek formlarının bulunduğunu belirterek “Erkeklerde Herkül gibi kaslı olma, kadınlarımızda da ne yazık ki sıfır beden algısı var. Gelişmeyi ve büyümeyi etkileyen en önemli etkenlerden birisi sıfır beden algısıdır. Sosyal medyada ‘Zayıf kadın, güzel kadındır’ algısı mevcut. Bundan da genç kızlarımız çok fazla etkilenmektedir. Ailenin kilo konusundaki tutumu da burada çok önemlidir. Özellikle çok baskın bir ebeveynin kilo konusunda çocuğuna yıkıcı eleştiriler yapması negatif olarak etkiler. O yüzden ailenin yapıcı tavırlarla çocuğu doğru beslenmeye teşvik etmesi son derece önemlidir” sözlerine yer verdi. KATILIMCILARIN SORULARINI YANITLADI Sıdal, sunumunda ayrıca sağlıklı beslenme konusunda da örneklere yer verdi. Sunumunun ardından Sıdal, katılımcı çocukların ve ailelerinin sorularını yanıtladı. Sunumunda sonunda EKK Çocuk Meclisi Başkanı İlayda Güder, Sıdal’a çiçek takdim ederek teşekkür etti. UĞUR AKAGÜNDÜZ

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.