Hava Durumu

#Tarih

Batı Ekspres - Edirne'nin Haber Sitesi - Tarih haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tarih haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Batı Trakya'da İftar Programı Düzenlendi Haber

Batı Trakya'da İftar Programı Düzenlendi

İftar programında Batı Trakya Türk toplumu ile Türkiye'den gelen konuklar bir araya geldi. Programa katılan eski TBMM Başkanı Mustafa Şentop, burada yaptığı konuşmada, Gümülcine'nin Türk-İslam kültürünün izlerini taşıyan kadim bir şehir olduğunu belirterek, "Burada her taş, her minare, her mezar taşı tarihimizin sesini yansıtır." dedi. İftar programında emeği geçenlere teşekkür eden Şentop, Edirne ile Gümülcine arasında tarih ve kültürün oluşturduğu güçlü bir bağ bulunduğunu ifade etti. Şentop, "Edirne ile Gümülcine kardeş şehirlerdir. Tarihimizin ve kültürümüzün bu iki şehir arasında bir köprü kurduğunu söyleyebiliriz. Bu köprüyü yüzyıllardır ayakta tutan ise her iki tarafta yaşayan insanların ortak medeniyetidir. Bu bağı her zaman canlı ve güçlü tutacağız." diye konuştu. Batı Trakya Türklerinin yüzyıllar boyunca pek çok zorluk ve sınamadan geçerek bölgedeki varlıklarını sürdürdüğünü vurgulayan Şentop, Müslüman Türk toplumunun bölgenin tarihi mirasının önemli bir parçası olduğunu dile getirdi. Şentop, Batı Trakya Türklerinin sahip olduğu hakların 1923 Lozan Antlaşması ile uluslararası hukuk tarafından güvence altına alındığını hatırlatarak, bu hakların herhangi bir lütuf değil uluslararası anlaşmalarla teminat altına alınmış haklar olduğunu ifade etti. Ramazan ayının yalnızca oruç tutulan bir dönem değil aynı zamanda dayanışma, kardeşlik ve toplumsal farkındalığın güçlendiği bir zaman olduğunu belirten Şentop, Türkiye'de yaşayan 86 milyon insanın gönlünde Batı Trakya'daki Türklerin her zaman özel bir yere sahip olduğunu söyledi. Şentop, "Batı Trakya'daki kardeşlerimizin sevinci bizim sevincimiz, kederi bizim kederimizdir." dedi. Şentop, büyük dedesinin yaklaşık bir asır önce Rumeli'den Türkiye'ye göç ettiğini anımsatarak, kendisini bu toprakların evladı olarak gördüğünü kaydetti. Edirne Valisi Yunus Sezer ise ramazan ayının kardeşlik, dayanışma ve bereket ayı olduğunu söyledi. Sezer, ramazanın bu yıl Türkiye'de de büyük bir coşkuyla yaşandığını belirterek, özellikle Selimiye Camisi'nin yeniden ibadete açılmasının ardından Edirne'de ramazanın daha da anlam kazandığını dile getirdi. Selimiye Camisi'nin açılmasıyla Edirne'yi ziyaret edenlerin sayısının arttığını anlatan Sezer, "Selimiye'nin açılmasıyla binlerce, on binlerce insanın Edirne'yi ziyaret ettiğini görüyoruz. Ramazanın sunduğu kardeşlik, dostluk ve huzuru Edirne’de hep birlikte yaşıyoruz." dedi. Sezer, "Dünyanın zor günlerden geçtiği bu dönemde ramazanın tüm İslam alemine huzur ve bereket getirmesini diliyorum." diye konuştu. Ramazanın aynı zamanda insanların kendilerini sorguladığı ve dayanışmanın güçlendiği bir dönem olduğunu vurgulayan Sezer, varlıklı olanın ihtiyaç sahibini daha iyi anladığı bu ayda birlik ve beraberliğin öneminin bir kez daha ortaya çıktığını söyledi. Sezer, Türkiye'de ve Batı Trakya'da yaşayan Türklerin birlik ve beraberliğinin devam etmesi temennisinde bulunarak, "Aynı ezanın etrafında aynı duygularla ve düşüncelerle bu aziz milletin varlığını sonsuza kadar sürdürdüğüne hep birlikte şahit oluyoruz." değerlendirmesinde bulundu. Türkiye'nin Gümülcine Başkonsolosu Aykut Ünal da iftar programlarının birlik ve beraberliği güçlendirdiğini belirterek, geçen yıl olduğu gibi bu yıl da köy halkıyla bir araya gelmekten memnuniyet duyduklarını söyledi. Ünal, konuşmasının sonunda Ramazan Bayramı'nın birinci günü konsoloslukta düzenlenecek geleneksel bayramlaşma programına tüm katılımcıları davet etti. Batı Trakya Türk Azınlığı Danışma Kurulu Başkanı ve İskeçe Seçilmiş Müftüsü Mustafa Trampa ise farklı köylerden insanların bir araya gelerek oluşturduğu iftar sofralarının ramazanın rahmet ve bereketinin bir göstergesi olduğunu ifade ederek, ana vatandan gelen misafirlerin katılımıyla bu buluşmaların daha da anlam kazandığını dile getirdi. İftar programı, Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü Edirne Devlet Korosu sanatçılarının ilahilerden oluşan konseri ve Edirne Valiliği Sema Topluluğunun sema gösterisiyle tamamlandı.

Yerel Tarih Grubunda Edirne Sarayı Konuşuldu Haber

Yerel Tarih Grubunda Edirne Sarayı Konuşuldu

Edirne Yerel Tarih Grubu, bu haftaki toplantısında Edirne Sarayı’nı ele aldı. Trakya Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü’nden Prof. Dr. Gülay Apa Kurtişoğlu’nun konuşmacı olarak katıldığı program saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan toplantıda Prof. Dr. Kurtişoğlu, Edirne Sarayı’nın mimari özellikleri ve kent kültürüne katkısı hakkında sunum yaptı. Kurtişoğlu sunumunda Edirne sarayının 1450 yılında inşasının başladığını belirterek; “Sultan II. Murat tarafından 1450 yılında inşası başlanıyor ve arkasından da vefatı üzerine Fatih Sultan Mehmet tarafından inşaat süreci devam ettiriliyor. Fakat burada bir parantez açmak istiyorum. Genel olarak büyük bir çoğunluğunda, güncel yayınlarda bu şekilde geçiyor, II. Murat’ın inşaat sürecini başlattığıyla ilgili. Fakat dönemin kaynaklarını taradığınız zaman aslında bu konuyla ilgili detaylı bilginin verilmediğini görüyoruz. Sultan II. Murat bir köşk inşa ettirmiş ama Tunca kıyılarında olduğuyla ilgili de bilgi var her kaynakta geçmemesine rağmen. Ama üzerinde düşündüğümüz zaman Edirne Sarayı büyük bir devlet sarayı. Fakat II. Murat'ın dönemin henüz devletleşme sürecinin tamamlandığını söylememiz mümkün değil. Zaten II. Mehmet’in tahta geçmesi sonra tekrar II. Murat’ın tahta geçmesi süreçleri var. 1451 yılına geldiğimiz zaman zaten II. Murat biraz da inzivaya çekilme, dinlenme moduna girmiş bir padişah gibi görünüyor. Fatih Sultan Mehmet'in ne kadar entelektüel bir padişah olduğu da ortada. Devletleşme süreci açısından baktığımız zaman aslında II. Murat'ın inşa ettirdiği köşk gerçekte Edirne Yeni Sarayı'nın temelini teşkil ediyordu” dedi. ŞENER ŞENTÜRK

Yerel Tarih Grubu’nda Hasan Rıza Konuşuldu Haber

Yerel Tarih Grubu’nda Hasan Rıza Konuşuldu

Edirne Yerel Tarih Grubu’nun bu ay düzenlediği toplantıda Şehit Ressam Hasan Rıza konuşuldu. Edirne Belediyesi Atatürk Kültür Merkezi Küçük Salon’da gerçekleştirilen toplantıda görsel sanatlar öğretmeni levent tosun konuşmacı olarak yer aldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması sonrası kürsüye gelen Tosun, İstanbul Üsküdar’da doğan Hasan Rıza’nın resme olan ilgisi ve askerlik dönemine ait bilgiler verdi. Hasan Rıza’nın subay rütbesini almasına birkaç ay varken yaptığı resimden dolayı almasının hayatında bir dönüm noktası olduğunu belirten Tosun; “Hasan Rıza resim yoluyla ilk rütbesini alıyor. Bu onu çok rencide ediyor ya da üzüyor. Çünkü o bir asker sonuçta. Etrafındakiler hocaları da asker ve alaya alınıyor. Yani bir asker başarısıyla subaylık rütbesini almamış, yaptığı resimle rütbe aldığı için ve bunu birkaç ay sonra alacakken öğrenciler arasında ve hocalar arasında alay konusu oluyor. Ve kararlı verip İtalya'daki gazeteci hocasıyla mektuplaşıyor. Askerliği bırakıp İtalya'ya gidiyor. Önce Napoli sonra Floransa ve Roma’da bulunuyor, müzeleri geziyor. O’na en büyük yön veren yerlerden birisi İtalya. Resimlerine bütün şekli İtalya veriyor. Orada müzelerde resim yapıyor. Sonra tekrar İstanbul'a dönüyor. Paşası onu huzuruna çağırdığında ona bütün unvanlarını tekrar geri verebileceğini söylüyor ama Hasan Rıza bunu istemiyor. O daha sakin bir yer istiyor ve Edirne'de bir okula müdür olarak geliyor. Edirne’de resim dersleri veriyor, özel bir okul da kuruyor. O açıdan Edirne'yi seviyor. Karaağaç'ta kendisine bir ev tutuyor ve atölye kuruyor. Bildiğimiz bütün resimleri orada yaptığı söyleniyor” dedi. ŞENER ŞENTÜRK

Edirne’de 93 Harbi, Edirne ve Cumhuriyet Anlatıldı Haber

Edirne’de 93 Harbi, Edirne ve Cumhuriyet Anlatıldı

Edirne Belediyesi Kent Müzesi tarafından Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlenen “93 Harbi, Edirne ve Cumhuriyet” konulu konferans, tarih meraklılarının katılımıyla gerçekleştirildi. Trakya Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ferdi Ertekin’in konuşmacı olduğu programda, Osmanlı-Rus Harbi sonrasında yaşanan siyasal dönüşüm süreci Edirne merkezli olarak değerlendirildi. “EDİRNE’DE YAŞANAN OLAYLARI ELE ALACAĞIZ” Konferansta konuşan Doç. Dr. Ferdi Ertekin, “Bugün Osmanlı-Rus Harbi’ni merkeze alarak Osmanlı İmparatorluğu’nun mutlakiyetten meşrutiyete, ardından yeniden mutlakiyete ve sonrasında meşrutiyete geçiş sürecini özellikle Edirne’de yaşanan olaylar üzerinden ele alacağız. Bu çerçevede Edirne’nin rolünü vurgulayacak, Edirne Sarayı’nın havaya uçurulması hadisesine değineceğiz. Ardından 2. Abdülhamid dönemindeki gelişmeleri kısaca ele alıp İkinci Meşrutiyet’in ilanına geleceğiz. İkinci Meşrutiyet’ten sonra Türk tarihini derinden etkileyen önemli bir olay olan 31 Mart Vakası’na geleceğiz. Hareketi bastırmak için Rumeli’de toplanan 2 ve 3’üncü ordunun İstanbul kuşatmasına değineceğiz. Yeşilköy’deki 2 hadise arasındaki benzerliği konuşacağız. Rus ordusu Yeşilköy’e kadar gelecek ve hareket ordusu da bu köye gelecek ve karargâh kuracak. Yeşilköy Yat Kulübü’nde Milli Meclis kurulacak ve burada 2. Abdülhamit tahttan indirilecek ve yerine 5. Mehmet Reşad geçirilecek. Burada asıl vurgulayacağımız nokta, bu sürecin Cumhuriyet’e giden yolun benzerliklerini ortaya koymak. Bunlardan biri Edirne’nin rolü, diğeri ise Yeşilköy’ün tarihi değeri” dedi. “EDİRNE SARAYI BÜYÜK ÖLÇÜDE YIKILDI” Edirne Sarayı hakkında konuşan Ertekin, “Gazi Osman Paşa 145 gün olağan üstü bir müdafaa gerçekleştiriyor ama Plevne düşüyor. Bu süreç, Dünya askerî tarihine geçiyor. Savaş kaybedildiğinde bütün ordu silahsızlaştırıldı fakat Rus çarı tarafından Gazi Osman Paşa’ya kılıcı iade edilmiş ve saygı ile esir alınmıştır. Plevne’nin düşmesiyle birlikte Rus ordusunun önünde ciddi bir engel kalmamış, Balkan Dağları’nı aşarak Edirne’ye doğru ilerlemiştir. Ancak Osmanlı ordusu bu süreçte büyük ölçüde tükenmiştir. Edirne Sarayı’nda bulunan cephanelerin düşman eline geçmemesi için o zamanın valisi tarafından bir karar alındı ve cephaneler patlatılmıştır. Bu patlama sonucunda Rus ordusunun mühimmat elde etmesi engellenmiş, Edirne Sarayı büyük ölçüde yıkılmıştır. Bugün görülen kalıntılar bu olayın sonucudur. Yani Edirne Sarayı’nın yıkılması, düşmanın eline silah geçmemesi için alınmış askerî bir kararın neticesidir. Şu anda da Rıfat Osman’ın çizdiği şeylerle ihyası devam ediyor” ifadelerini kullandı. MERT ERİŞKİN

Rektör Hatipler, Ahlat’ta Öğrencilerle “Maziden Atiye” Programında Buluştu Haber

Rektör Hatipler, Ahlat’ta Öğrencilerle “Maziden Atiye” Programında Buluştu

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayelerinde ve Millî Eğitim Bakanlığı tarafından düzenlenen Türkiye Yüzyılı’nda “Maziden Atiye” öğrenci kamp programı, ülkenin farklı şehirlerinde devam ederken, programın Bitlis’in Ahlat ilçesinde gerçekleştirilen etabına Trakya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Hatipler konuşmacı olarak katıldı. Ahlat Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde bir hafta süren programın son konuşmacısı olan Prof. Dr. Hatipler, farklı üniversitelerden programa katılan öğrencilerle “Gençlerimiz ile Güncel Soru ve Sorunlar Üzerine Hasbihâl” başlıklı bir söyleşi gerçekleştirdi. Programa ayrıca Trakya Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sedat Üstündağ ile Millî Eğitim Bakanlığı Müşaviri Süleyman Can da katıldı. Öğrencilerin çok yönlü gelişimini desteklemeyi amaçlayan programda; tarihî ve kültürel geziler, sanat etkinlikleri, kitap ve sinema tahlilleri, söyleşiler ve yarışmalar gibi çeşitli faaliyetler yer aldı. Daha önce Edirne’de de düzenlenen program, Türkiye’nin dört bir yanından gelen öğrencileri tarihî ve kültürel mirasla buluşturarak geçmiş ile gelecek arasında güçlü bir bağ kurulmasına katkı sağlıyor. İstanbul, İzmir, Erzurum, Konya, Van, Şanlıurfa, Bitlis, Kars, Trabzon ve daha birçok ilden gelen öğrencilerle bir araya gelen Rektör Hatipler, tarih, kültür ve medeniyet bilincinin güçlendirilmesine yönelik değerlendirmelerde bulundu. Söyleşi, öğrenciler tarafından ilgiyle takip edildi. Program sonunda Millî Eğitim Bakanlığı Müşaviri Süleyman Can, katkılarından dolayı Trakya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Hatipler ve Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sedat Üstündağ’a teşekkür ederek hediye takdim etti. Program kapsamında Ahlat’ta ağırlanan Rektör Hatipler, ziyaretinin ertesi günü dünyaca ünlü Ahlat Selçuklu Mezarlığı başta olmak üzere ilçedeki tarihi mekânları da gezme fırsatı buldu.

Yolageldili Konağına Yolageldili Müzesi Önerisi Haber

Yolageldili Konağına Yolageldili Müzesi Önerisi

Trakya Paşaeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti ve Edirne’nin Havsa ilçesine bağlı Yolageldi köyünün kurucusu Kasım Yolageldili’nin ailesine ait konak, geleceğe miras olarak işlevselleştirilmeyi bekliyor. Babademirtaş Mahallesi Yusuf Hoca Mektep Sokak’ta 1900’lü yılların başında yapıldığı tahmin edilen konak, günümüze kadar ulaşmayı başarırken; Edirne Yerel Tarih Araştırmacısı ve Trakya Paşaeli Müdafa-i Hukuk Cemiyeti Kurucularından Kasım Yolageldili kitabının yazarı Cengiz Bulut, konağın onarılarak Yolageldili Müzesi yapılmasını önerdi. “TRAKYA’NIN MİLLİ MÜCADELE KAHRAMANI” Bulut, Kasım Yolageldili’nin, Trakya’nın milli mücadele kahramanı olduğunu belirterek; “Yolageldili ailesi, 1876 Osmanlı-Rus Savaşı döneminde, Bulgaristan’ın Romanya sınırına yakın olan Selvi kasabasından Edirne’ye göç ediyorlar. Havsa’mızın köyü olan Yolageldi köyünü kuruyorlar. Köklü ve geniş bir ailedir. Kasım Efendi, ortaokul mezunu; eğitim fazla alamamış ama kendini yetiştirmiş, vatansever bir insan. 1902-1905 yılları arasında Havsa Belediye Başkanlığı yapıyor. İttihat ve Terakki Partisi’ne üye olduktan sonra siyasete atılıyor. 1908 yılında Edirne Belediye Meclisi’nde görev alıyor. Bu görevlerinin yanında aynı zamanda tüccardır. Orduya et, buğday temin ediyor. Ordunun hayvanlarının yiyecek ihtiyacını karşılıyor. 1905’li yıllarda Hicaz Demir Yolları’na iyi bir bağış yaptığı için Abdülhamit tarafından kendisine berat ve madalya veriliyor” ifadelerini kullandı. “KASIM EFENDİ’Yİ HER YERDE GÖRÜYORUZ” Kasım Yolageldili’nin Cumhuriyet döneminde de çalışmalarına devam ettiğini söyleyen Bulut; “Kasım Efendi’yi her yerde görüyoruz. Kızılay, Çocuk Esirgeme Kurumu, Tarım Kooperatifleri, Edirne Konservecilik Şirketi ve derneklerde hep ön safta olan biri. Yunan işgal dönemlerinde de Talat Paşa’nın Almanya’dan dönerken onları toplayıp ‘Osmanlı topraklarımız işgale uğrayacak. Milli mücadele için bir dernek kurun’ dediğinde de Trakya Paşaeli Cemiyeti’nin kurucuları arasında yer aldı” dedi. “KONAK EDİRNE BELEDİYESİ’NİN UHDESİNDE” Bulut, Yolageldili Ailesi’nin Edirne’de 2 farklı konağı bulunduğunu belirterek; “Bir tanesi günümüzde Yusuf Hoca İlkokulu’nun yanında olan ve hala ayakta duran konaktır. Günümüzde sahibi Edirne Belediyesi’dir. Bir de ortada olmayan, 1946’lı yıllarda kamulaştırılarak Kervan Oteli yapılan, günümüzde de Özel Trakya Hastanesi olarak hizmet veren alanda Kasım Efendi’nin 16 odalı çok büyük bir konağı varmış. Bu konak o dönemde İsmet İnönü, Talat Paşa, Mehmet Şeref Aykut gibi önemli siyasetçilerin ve kahramanların gelip gittiği bir yermiş. Bugün yok ama Yolageldili Ailesi’nden günümüzde ayakta olan ve belediyenin uhdesinde olan konak, ailenin yaptıklarını geleceğe taşımak ve gelecek kuşaklara aktarmak için Yolageldili Müzesi gibi bir hale getirilmesi hem şehrimize değer katacak hem de Edirne’nin bu aileye vefasını göstermiş olacaktır. Aile bireyleri geçmiş dönem belediye başkanlarına bu konuda girişimlerde bulunmuşlardı. Daha sonra ben de bu tür girişimlerde bulundum ama kısmet olmadı. İnşallah bundan sonra şehrimize böyle güzel bir eser kazandırılır. Böylece hem vefa gösterilmiş hem de şehrimiz bir değer kazanmış olur” sözlerine yer verdi. “MÜZE HALİNE GETİRİLMESİ İYİ OLACAKTIR” Yolageldili konağının geleneksel Türk evi olduğunu söyleyen Bulut; “1902’li yıllarda yapıldığı tahmin ediliyor. İç duvarlardaki tuğlalarda 1902 yazısı var. Aynı yıl yapılmamış olabilir ama 1900’lü yıllarda inşa edildiği belli. Burada yaşayanlar Mehmet Yolageldili ve Hasan Yolageldili’dir. Bunlar Kasım Yolageldili’nin kardeşi ve ağabeyidir. Kasım Efendi de diğer konakta ama konak Yolageldili Ailesi’ne aittir. Günümüzde Yolageldili konağı olarak müze haline getirilmesi iyi olacaktır. Ailede bu konaktan çıkan eserler vardır. Ben de önceki dönem başkanımıza oradan çıkan birkaç tablo ve fotoğraflar vermiştim. Ailelerden değişik objeler temin edilerek güzel bir müze yapılabilir” diye konuştu. UĞUR AKAGÜNDÜZ

Cingöz Güven Tazeledi; EDESOB'a Yeniden Aday Haber

Cingöz Güven Tazeledi; EDESOB'a Yeniden Aday

Edirne Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği EDESOB Başkanı Kemal Cingöz, esnaf odalarında başlayan genel kurul süreçlerine yönelik açıklamalarda bulundu. Uzunköprü’de gerçekleştirilen Uzunköprü Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası kongresinde güven tazelediklerini hatırlatan Cingöz, “Dün Uzunköprü’de kongremizi yaptık, güven tazeledik. Tüm esnafımıza, Uzunköprü’müze ve memleketimize hayırlı olsun. Allah utandırmasın” dedi. Oda seçimlerinin 2026 yılının ocak ve şubat aylarında yoğunlaşacağını ifade eden Cingöz, EDESOB’a bağlı 34 odanın büyük bölümünün kongre takvimini bu süreçte tamamlayacağını söyledi. Bazı odaların henüz tarih bildirmediğini aktaran Cingöz, “Odalar divan başkanlığı talebiyle bize bildiriyor. Şu an 6–7 odanın kongre tarihini biz de bilmiyoruz. Ancak seçim süreci büyük ölçüde ocak ve şubat ayının ilk haftalarında tamamlanacak gibi görünüyor” diye konuştu. Birlik genel kurulunun ise mayıs ayında yapılmasının zorunlu olduğunu vurgulayan Cingöz, adaylık kararını da kamuoyuyla paylaştı. Cingöz, “Genel kurulun mayıs ayının 1’i ile 30’u arasında yapılması gerekiyor. Oda seçimleri henüz bitmedi ama bizi de aday olmamız yönünde zorladılar. Biz de aday olacağımız yönünde söz verdik. Kısmetse EDESOB’un yapılacak olan mayıs ayındaki genel kurulunda tekrar adayım. Delegeler nasıl bir takdir ve teveccüh gösterir, sandıkta nasıl tecelli eder, onu da o gün göreceğiz” ifadelerini kullandı. ULUS PAZARI İÇİN NE DEDİ? Cingöz ayrıca, cuma pazarıyla ilgili sürece de değinerek pazarın kapatılmasının Edirne esnafını olumsuz etkileyeceğini savundu. Cuma pazarının kente hem yurt içinden hem de Bulgaristan’dan yoğun ziyaretçi çektiğini belirten Cingöz, “Cuma günleri yüzlerce Bulgaristan plakalı araç Edirne’ye geliyor. Bu insanlar pazardan sonra çarşıya da uğruyor, alışveriş yapıyor, esnafa katkı sağlıyor. Bu nedenle cuma pazarının kapanmasının yerel esnaf açısından olumsuz sonuçları olur” dedi. MEHMET EFECAN HIDIROĞLU

Çanakkale Cephesi'nin Menüsü 110 Yıl Sonra Yeniden Yorumlandı Haber

Çanakkale Cephesi'nin Menüsü 110 Yıl Sonra Yeniden Yorumlandı

Dardanos Mutfak Akademisi Koordinatör Yardımcısı Öğretim Görevlisi Emre Mümin, yüksek lisans öğrencisi Emre Usta, Çanakkale Savaşları Enstitüsü Müdürü Utkan Emre Er'den oluşan proje ekibi, ÇOMÜ İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Karataş'ın danışmanlığında İttifak Devletleri'nin Çanakkale'yi terk ettiği 9 Ocak 1916 tarihinin anısına "Siperden Sofraya: Geçmişten Günümüze Modern Yorum Projesi"ni hayata geçirdi. Proje kapsamında arşivlerdeki binlerce harp ceridesi taranarak, Mehmetçiğin 110 yıl önce cephede yediği yemekler, Dardanos Mutfak Akademisinde, Akıncı Taktik Tekstil şirketi ANAFARTA markasının katkılarıyla Emre Mümin, Utkan Emre Er, ÇOMÜ Turizm Fakültesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü 3. sınıf öğrencileri Gülümser Yekta Güler ve Zeynep Meriç Göçer tarafından modern bir yorumla yeniden hazırlandı. "Siperden Sofraya: Geçmişten Günümüze Modern Yorum Projesi" kapsamında 110 yıl önceki malzemelerden yola çıkarak adaçaylı isli tereyağlı peksimet, içinde Gelibolu Yarımadası otları ile yağda kızartılmış taze asma ve kavrulmuş kuruyemiş bulunan un çorbası, salata olarak portakallı granita, pirinç keki üzerinde nohut püresi ve kavrulmuş et, papara olarak da bilinen et suyu ile ıslatılmış ve üzerine kavrulmuş zeytin serpilmiş ekşi peksimet, kuru nevale olarak da fındık krokanlı, çaylı ve üzümlü tatlı pişirildi. Hazırlanan menü daha sonra Çanakkale Vali Yardımcısı Abdül Kadir Duran, Amfibi Kolordu Komutanı Tümamiral Hüseyin Tığlı, ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr. Cüneyt Erenoğlu, Avustralya'nın Çanakkale Konsolosu Laura Wauchope ile davetlilere ikram edildi. - "Amacımız yükselen değer gastronomiyi tarihimize nakşetmek" ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr. Erenoğlu, AA muhabirine, bu proje kapsamında Çanakkale Cephesi'nde Mehmetçiğe sunulan yemeklerle ilgili doğru bilinen yanlışları, İttifak Devletleri'nin bu toprakları terk ettiği 9 Ocak 1916 tarihinin yıl dönümü dolayısıyla masaya yatırdıklarını dile getirdi. Enstitü ekibinin, harp ceridelerini, komutan notlarını ve raporlarını ele aldığını anlatan Erenoğlu, şöyle konuştu: "Savaşın ilk gününden son gününe kadar askerlerimizin yediği öğünleri belgeledik. Aslında cephede sadece tahin ekmeği, üzüm hoşafı yedirilmediğini, protein bazlı menü sunulduğunu gördük. Öğünlerin tamamı olmasa da bir kısmını misafirlerimizle paylaştık. Amacımız yükselen değer gastronomiyi tüm alanlara, tarihimize nakşetmek." - "Yaptığımız çalışmalarda askerin aç kalmadığını gördük" Çanakkale Savaşları Enstitüsü Müdürü Utkan Emre Er de Çanakkale Savaşları ile ilgili doğru bilinen yanlışları, 110 yıl önce askerlerin, komutanların verdiği emirleri, harp ceridelerinden çevirerek düzeltmeye çalıştıklarını aktardı. Cerideler üzerinde çalışırken ellerindeki veriler arasındaki farklılıkları da tespit ettiklerini belirten Er, şunları kaydetti: "Dardanos Mutfak Akademisi, bir fikirle geldiler bize. Elimizdeki çalışmalarımızda eksik tespit ettik. Bilirsiniz acı bir reçete vardır hoşaf kullanımıyla alakalı, yaptığımız çalışmalarda askerin aslında aç kalmadığını, birçok emirde kolaya kaçan komutanların uyarıldığını, askerin ne yediğini bilmeyen kumandanın görevden alındığına varacak emirlerin olduğunu gördük. 110 yıl önceki savaşta askerlerimiz siperde, süngüyle, iradeyle bulundu aynı zamanda disiplinle çalışan bir ikmal hattıyla askerimizi besledik. Askerimiz yemeksizlik yaşamamıştır." Er, proje için 1400-1500 belge taradıklarını belirterek "Cephede bulunan tüm kuvvetlerin şimdiye kadar yayımlanan harp cerideleri tarandı. Ceridelerin dışında hatıratlardan da yararlanıldı." dedi. ÇOMÜ Turizm Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. İlker Türkeri ise Dardanos Mutfak Akademisi'nde uyguladıkları menünün tarihinin 110 yıl öncesine dayandığını hatırlatarak, "Bugün burada tarihin acı hatıraları, acı menüleri değil, askerimize güç veren, onu siperlerde güçlü tutan kavurma, portakal, peksimet gibi ürünlerin günümüz versiyonlarını davetlilerimizle buluşturuyoruz. Bu anlamlı menüyü de yerleşkemizde misafirlerimize sunmaktan onur ve mutluluk duyacağız." diye konuştu. Proje destekçisi Akıncı Taktik Tekstil şirketi ANAFARTA markasının Genel Müdürü Onur Pamuk da proje kapsamında 1915-1916 yıllarında Mehmetçiğin üzerindeki kılık, kıyafet, teçhizatı mankenler üzerinde sergileyerek, bu ruhu yaşatmanın onuruna eriştiklerini söyledi. - "O gün yapılan yemeklere saygı duruşunda bulunmak istedik" Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü Öğretim Görevlisi ve Dardanos Mutfak Akademisi Koordinatör Yardımcısı Emre Mümin ise Siperden Sofraya Projesi'ni hayata geçirirken çok heyecanlandıkları anlattı. Araştırmalara başladıklarında bilinenlerin doğru olmadığını arşiv kaynaklardan tespit ettiklerini belirten Mümin, "O dönemin ürünlerini yorumlayarak o gün yapılan yemeklere saygı duruşunda bulunmak istedik. Askerimiz savaş döneminde ne yediyse, hepsini içerecek şekilde menü hazırlamaya gayret gösterdik." dedi. Menüde askerin önemli yiyeceklerinden biri olan peksimetin yer aldığını aktaran Mümin, sözlerini şöyle sürdürdü: "Çünkü askerimiz siperde, bazen sıcak yemeğe ulaşamıyordu. Askerimizin çantasında her zaman peksimet bulunurmuş. Portakal çok önemli çünkü o dönemde taze meyve bulmak çok zor. Vücudun direncinin artması için portakal çok önemli. Anadolu'nun köylerinden halk tarafından kasa kasa portakal gönderiliyor. Nohut, et çok önemli menüde. Taze et bittiğinde konserve etle devam ediliyor. Un çorbası mutlaka menülerde bulunuyor. Paparaya da yer verdik menümüzde. Sabah kahvaltısında çay çok önemli. Hatta porselen bardaklarda çay içtiklerini gördük arşivlerde. Kuru üzüm de önemli ürünlerden bir tanesi." Mümin, ateş hattındayken askerin yemek yeme durumunun olamadığını, yanlarındaki peksimet, kuru üzüm gibi ürünleri tükettiklerini belirterek "Askerimizin aç kalmadığıyla ilgili bir gerçeklik var. Bu milletin askerlerini aç savaştırmadı diyebiliyoruz bu kaynak taramasından sonra. Hiç bir zaman 'Malzeme yoktu, yemek yiyemediler' kaygısının yaşanmadığını biliyoruz." diye konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.