Hava Durumu

#Tarım Arazileri

Batı Ekspres - Edirne'nin Haber Sitesi - Tarım Arazileri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tarım Arazileri haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Tarımda Veri Odaklı Üretim Modeli Girdi Kullanımını Azaltıyor Haber

Tarımda Veri Odaklı Üretim Modeli Girdi Kullanımını Azaltıyor

Dünya genelinde hızla artan şehirleşme, tarım arazileri üzerindeki baskıyı her geçen gün artırıyor. Azalan tarım alanlarının daha verimli kullanılması gıda güvenliği açısından kritik önem taşıyor. Üretici, tedarikçi ve tüketiciyi aynı ekosistemde buluşturan çözümler, kaliteli ve besin değeri yüksek ürünlerin sürdürülebilir şekilde sofralara ulaşmasını sağlıyor. Letven Capital Genel Müdürü ve Qfarmii Yönetim Kurulu Başkanı Kamil Kılıç, tarımda sözleşmeli üretimi daha şeffaf, öngörülebilir ve ölçeklenebilir hale getiren bir model geliştirdiklerini söyledi. Çiftçinin gelecekteki tarımın içerisinde yer almasını sağlayacak olan bir çözüm ürettiklerine işaret eden Kılıç, "Qfarmii, teknolojiyi ve finansı doğru yerde kullanarak çiftçinin daha karlı bir üretim yapmasını sağlayan bir platform.” ifadesini kullandı. Kılıç, risklerin erken görünür hale gelmesini sağlayan modelin, şeffaf sözleşmeler, adil fiyatlama politikası ve veri odaklı saha yönetimi üzerine kurulduğunu anlattı. Robotik sistemler ve yapay zekanın iş gücünü daha verimli alanlara yönlendirerek üretkenliği artırdığına dikkati çeken Kılıç, “Bu noktada da teknolojinin ve finansın doğru kullanıldığı, çiftçinin ilaçlama yaparken daha az maliyet yüklendiği aynı zamanda toprağın sağlıklı hale geldiği, gübreleme ile verimin arttığı sonrasında da kaliteli ürünle, ürünün daha katma değerli, karlı bir ürüne döndüğü bir modeli çiftçilerimize sunuyoruz.” diye konuştu. Kılıç, üretim başlamadan satış planlamasının yapıldığını, alıcı beklentilerine göre teknoloji, tohum ve fide seçimlerinin şekillendirildiğini belirterek, tarımı uçtan uca yönetilen çok aktörlü bir inovasyon sürecine dönüştürdüklerini söyledi. Tarımsal üretimde rekabet gücünün ve başarının, ürün odaklı geliştirilen özelleştirilmiş teknolojilere bağlı olduğunun altını çizen Kılıç, “Somut olarak ilacın yüzde 70, gübrenin yüzde 50 daha az kullanılmasını sağladık ama bu durum üründen ürüne değişiyor. Ben genel olarak söylüyorum. Model, verimin de yüzde 15 ile 20 arasında artmasını sağlıyor.” diye konuştu. Kılıç, Türkiye genelinde halen 6 bin dekar alanda uygulanan modeli, 5 yıl içinde 1 milyon dekara ulaştırmayı hedeflediklerini aktardı. Bu modele entegre olan ve 40 yıldır çiftçilik yapan Sezgin Erçağ da, ayçiçeği, buğday ve arpa yetiştirdiği 1500 dönümlük arazisinde iklim değişikliği ve son yıllarda artan kuraklığın tarımsal üretimi zorlaştırdığını belirterek, geleneksel uygulama yöntemlerinin yeni koşullara uyum sağlamada yetersiz kaldığını belirtti. Bu modele geçmeden önce en büyük zorluklarının üretim ihtiyaçlarını planlamak, gerekli girdileri zamanında temin etmek ve finansmana erişmek olduğunu belirten Erçağ, "Bu yıl yeni başladık. İlk defa uygulamaya geçiyoruz ama daha birinci yılında söyleyebileceklerim, en başında bizim finansman konusunda belli bir yükü üzerimizden aldı. Planlı üretim modelinde bize yapacaklarımızı öncesinden planlayarak gerek ürün temininde gerek zamanlama konusunda destek verdi." ifadesini kullandı. Erçağ, tarımın sürdürülebilir bir meslek olarak devam edebilmesi için teknolojinin benimsenmesi ve sektördeki yeniliklere ayak uydurulması gerektiğinin altını çizerek, şöyle devam etti: "Biz Qfarmii ile olan gübre tedariki temininde çok cazip sayılabilecek bir rakamdan gübre temini sağladık. Yine keza ilaç teminimizde aynı avantajları yaşıyoruz. Bugün burada ekipman tanıtımıyla ilgili kolaylıklar hazırlanmış bize sunulacak. Bunlar bizim için harcama kalemlerimizde çok önemli avantajlar sağlayacak diye düşünüyorum." Yaklaşık 45 yıldır çiftçilik yapan Salim Başer de model kapsamında sağlanan girdi ve mazot desteğinin üretim maliyetlerini hafifleterek finansal açıdan rahatlama sağladığını söyledi. Tarımda makineleşme ve dijitalleşmenin hızla geliştiğini, geleneksel üretim yöntemlerinin yerini modern ekipman ve teknolojilerin aldığını dile getiren Başer, tarımsal üretimde verimin dünya nüfusuyla aynı hızda artması gerektiğini ifade etti.

Çığla, Vaysal’daki Taş Ocaklarını Meclise Taşıdı Haber

Çığla, Vaysal’daki Taş Ocaklarını Meclise Taşıdı

Edirne İl Genel Meclisi’nin bugün düzenlenen toplantısında, Çevre ve Sağlık Komisyonu’nun, Edirne’nin Lalapaşa ilçesine bağlı Vaysal köyündeki taş ocağının kapasite artırımı ve çevreye verdiği olumsuzlukların araştırılması hakkındaki raporu görüşüldü. Komisyon Başkanı Serdar Çığla, komisyon raporu sunumunda Vaysal Köyü Tarım Kooperatifi’nin bölgedeki taş ocağına dördüncü kez dava açtığını hatırlatırken; üç davada yürütmeyi durdurma kararı verildiği ve konunun üst mahkemeye taşındığını söyledi. “KÖYÜN ORMANLARI TAHRİP EDİLİYOR” Çığla, bölgede açılacak taş ocakları nedeniyle doğa, bitki örtüsü, yeraltı suları, yüzeysel su toplama alanları, yaban hayatı, tarım arazileri ile birlikte ormancılıkla geçinen Vaysal köyünün orman alanlarının tahrip edileceğini belirtirken; “Vaysal, Ömeroba ve Hacıdanişment’te yaşayan 6 bin 500 kişinin mağduriyeti olmaktadır. Bölge insanlarının geçim kaynaklarının ve yaşam haklarının önemli olduğu görüşündeyiz” ifadelerini kullandı. “İL ÖZEL İDARESİ’NE MALİYET GETİRMEKTE” Taş ocaklarından çıkan malzemenin nakliyesinin tonajı yüksek araçlarla yapılması nedeniyle köy içi ve ana yolların da bozulduğunu söyleyen Çığla; “İl Özel İdaresi’ne maliyet getirmektedir. Ayrıca halkın can ve mal güvenliği tehlike altındadır. Gerekli önlemlerin alınması ve denetimlerin sağlıklı bir şekilde yapılması görüşündeyiz” dedi. “GEREKLİ DÜZENLEMELERİN YAPILMADIĞI GÖRÜŞÜNDEYİZ” Çığla, firmalara ruhsat verilirken bozulan doğanın rehabilitasyonunun yapılması için yasal tedbirler ve teminatların alınması gerektiğini söylerken; “Bozulan alanların kazanılması için gerekli önlemlerin alınması görüşündeyiz. Taş ocakları, kömür ocakları ve kum ocaklarında gerekli düzenlemelerin yapılmadığı görüşündeyiz” sözlerine yer verdi. TAHRİBATIN FOTOĞRAFLARINI GÖSTERDİ Çığla, sunumunda ayrıca ocakların bölgede yarattığı tahribatı gösteren fotoğraflara da yer verdi. Ocağın açıldığı bölgenin orman alanı olduğunu söyleyen Çığla, bölge insanının geçimini ormancılıktan sağladığına dikkat çekti. UĞUR AKAGÜNDÜZ

Üstün; “Türkiye’de Tarım Ekonomisi Çökmüştür” Haber

Üstün; “Türkiye’de Tarım Ekonomisi Çökmüştür”

Edirne İl Genel Meclisi’nin haziran ayı toplantıları devam ediyor. Meclisin bugün düzenlenen toplantısında, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Uzunköprü İl Genel Meclisi Üyesi Mustafa Üstün, Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) tarafından açıklanan 2026 yılı hububat alım fiyatı ile ilgili gündem dışı konuşma yaptı. Üstün, buğday fiyatının bugün açıklandığını belirterek; “Ekini eken bizlerdik, buğdayı tarla biçen bizlerdik, emeği veren biziz, değirmene sokulup ezilip un olan biziz, fırında ekmek diye yakılan da maalesef biz olduk. Bugün burada İl Genel Meclisi üyesi olarak değil; çiftçi bir baba olarak söz aldım. Çünkü biri 20, biri 15 yaşında 2 tane oğlum var. İkisi de toprağında çiftçi olarak çalışıp üretmek istiyorlar. Bu sabah fiyatları gördüğümüzde oğlum bana şunu söyledi; ‘Baba, bu fiyatlarla bu işler olmaz.’ Açıklanan fiyatla umudumuz, emeklerimiz, geleceğimiz maalesef çöp oldu” ifadelerini kullandı. “TÜRKİYE YÖNETİLEMEZ BİR HALE GELMİŞTİR” Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) enflasyon rakamlarına dikkat çeken Üstün; “Açıklanan en düşük enflasyon yüzde 35. Çiftçiye buğday için verilen fark yüzde 22,5. Bugün gübrenin, mazotun, ilaçların maliyet hesabını yapan var mı? Bugün en düşük maliyetlerle 1 dekara 340 kilo buğday harcamak zorundayız. 340 kilo buğdaya karşılık alacağımız verimi zaten bilmiyoruz. O tamamen iklim şartlarıyla alakalı bir durumdur. 250 kilo da 500 kilo da buğday biçebiliriz. Ama biz o maliyeti yapmak zorundayız. Bu maliyete göre bu hesaplamayı yapanlar, nasıl bir hesaplama yaptılar? Bu hesaplamaya istinaden bu çiftçiler, bu işin içinden nasıl çıkacak? Bugün ortalama 400-450 kilo buğday biçtiğinizde dekarda bize kalacak 100 kilo buğdaydır. Çiftçi bugün 100 kilo buğdayı sattığında bir dekar yerde bin 600 TL para kalacak. Kalan para tamamen çiftçinin cebine mi kalacak? Cebine kalmıyor çünkü 2027 için yatırıma dönmek zorunda. Dokuzuncu aydan itibaren gübresini, mazotunu alıp yerini hazırlamak zorunda. Konu sadece buğdayın fiyatı değil; maliyet artışıdır. Gözden kaçan nokta budur. Bu ülkede 30 milyon asgari ücretle çalışan insan var. Biz de ekmeğin, buğdayın pahalı olmasını istemeyiz. Ama ortada bir realite var. Geçen yıl 40 TL’ye aldığımız mazotu, bugün 70 TL’ye; 10 TL’ye aldığımız ilacı 30 TL’ye; 15 TL’ye aldığımız gübreyi 35 TL’ye alıyoruz. Maliyetler neden hesaplanmıyor? Türkiye’de gıda enflasyonunu sadece buğday üzerinden mi tutacağız? Türkiye yönetilemez bir hale gelmiştir” dedi. “HERKESİN AYAĞA KALKMASI LAZIM” Üstün, Türkiye’de tarım ekonomisinin çöktüğünü söylerken; “Çiftçiyi düşünen, destekleyen bir tane kurum kalmamıştır. Türkiye’de tüm kurumların yarından itibaren ayağa kalkmaları lazım. Tarım Kredi Kooperatifleri, Ziraat Odaları, çiftçi kuruluşları, tüm siyasi partilerin il ve ilçe başkanları, herkesin ayağa kalkması lazım. Biz bu maliyet farkı altında ezilmiş durumdayız ve önümüzdeki yıl bu işi sürdürebilir hale getiremeyiz. Bu konuda tüm Türkiye’den, özellikle tarımı destekleyen tüm kuruluşlardan büyük bir destek bekliyorum. Tüm siyasi partilerden büyük bir destek gerekiyor. Gerekiyorsa sokak eylemi yapılması lazım. Alın terimizin karşılığını alamıyorsak elimizle işlediğimiz tarım arazileri bir gün gelecek büyük şirketlerin eline geçecek. Salt silahla savaş dönemi bitmiştir; topraklarımız fiili olarak elimizden alınarak işgal altına düşeceğiz” sözlerine yer verdi. Üstün’ün konuşması, CHP’li üyelerden destek görürken; Adalet ve Kalkınma Partili (AK Parti) üyelerle tartışma yaşadılar. UĞUR AKAGÜNDÜZ

Edirne'de Kanola Tarlaları Agro Turizme Canlılık Katıyor Haber

Edirne'de Kanola Tarlaları Agro Turizme Canlılık Katıyor

Kent genelinde geniş alanlarda ekimi yapılan kanola, bahar aylarında açan sarı çiçekleriyle görsel şölen oluşturuyor. Özellikle Edirne merkez ve çevre ilçelere uzanan kanola tarlaları, fotoğraf tutkunlarının ve doğa severlerin uğrak noktalarından biri haline geldi. Sarı renge bürünen tarım arazileri, son yıllarda sosyal medya paylaşımlarıyla daha fazla dikkat çekerken, bölgeye gelen ziyaretçi sayısında da artış yaşanıyor. Kent dışından gelen ziyaretçiler, kanola tarlalarında fotoğraf çektirerek doğayla iç içe vakit geçirme imkanı buluyor. Edirne Tanıtım ve Turizm Derneği Başkanı Bülent Bacıoğlu, kanola tarlalarının Edirne'de bahar aylarıyla birlikte başlayan görsel şölen oluşturduğunu söyledi. Bu sürecin yıl boyunca devam ettiğini vurgulayan Bacıoğlu, yaz aylarında buğday başakları ve ayçiçeği tarlalarının, ardından da bağcılık faaliyetlerinin turizme katkı sunduğunu dile getirdi. Kanola tarlalarının özellikle nisan ayında vatandaşlar üzerinde olumlu bir etki oluşturduğunu belirten Bacıoğlu, bu durumu "sarı terapi" olarak tanımladıklarını aktardı. Bölgeden geçen vatandaşların yol kenarlarında durarak fotoğraf çektirdiğini kaydeden Bacıoğlu, "Artık tematik olarak da insanlar kültür, inanç, tarihi ve arkeolojiyle ilgili turizmin yanı sıra ayçiçeği, üzüm, bağcılık ve kanola tarlalarına gelip bununla ilgili planlar programlar yapıp düzenli bir şekilde nisan ayında gelip fotoğraflar çektiriyorlar." dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.