Hava Durumu

#Tören

Batı Ekspres - Edirne'nin Haber Sitesi - Tören haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tören haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Edirne Barosu’na 3 Yeni Kadın Avukat Haber

Edirne Barosu’na 3 Yeni Kadın Avukat

Edirne’de avukatlık stajlarını başarıyla tamamlayan Dila Yaşlı, Melek Çoban ve Senanur Özen, Edirne Barosu’nda düzenlenen törenle avukatlık yeminini ederek ruhsatlarını aldı. Törende genç avukatların heyecanı ve gururu gözlerden kaçmazken, aileleri ve meslektaşları da bu anlamlı günde yanlarında yer aldı. Törenin açılış konuşmasını yapan Edirne Barosu Başkanı Av. Gökhan Karakoç, baroya üç kadın avukatın daha katılmasının kendileri için ayrı bir gurur kaynağı olduğunu belirterek, “Genç meslektaşlarımızın hukukun üstünlüğünü esas alarak başarılı bir kariyer sürdüreceklerine inanıyorum” dedi. “AİLEME VE MESLEK BÜYÜKLERİME TEŞEKKÜR EDERİM” Stajını Av. Utku Deniz Uludağ’ın yanında tamamlayan Dila Yaşlı, törende yaptığı konuşmada duygularını şu sözlerle dile getirdi; “Bugün burada olmak benim için büyük bir onur. Bu süreçte yanımda olan aileme ve meslek büyüklerime teşekkür ediyorum. Adaletin tesisi için var gücümle çalışacağım.” “DİLA STAJ DÖNEMİNDE İYİ BİR PERFORMANS SERGİLEDİ” Av. Utku Deniz Uludağ ise Yaşlı’nın staj sürecine ilişkin değerlendirmesinde; “Dila, stajı boyunca son derece disiplinli, öğrenmeye açık ve çalışkan bir performans sergiledi. Meslek hayatında da aynı azimle çok başarılı olacağına inanıyorum” ifadelerini kullandı. “MESLEĞİMİ EN İYİ ŞEKİLDE İCRA ETMEYE ÇALIŞACAĞIM” Av. Arda Balcı’nın yanında stajını tamamlayan Melek Çoban da konuşmasında; “Zorlu ama bir o kadar da öğretici bir süreci geride bıraktım. Hukukun üstünlüğünü savunmak adına mesleğimi en iyi şekilde icra etmeye çalışacağım” dedi. “KENDİSİNİN İYİ BİR AVUKAT OLACAĞINDAN ŞÜPHEM YOK” Av. Arda Balcı ise Çoban için; “Melek, sorumluluk bilinci yüksek ve mesleğe yakışır bir duruş sergileyen bir stajyerdi. Kısa sürede önemli bir gelişim gösterdi. Kendisinin iyi bir avukat olacağından şüphem yok” diye konuştu. “ADALET VE HAKKANİYET ÇİZGİSİNDEN AYRILMADAN ÇALIŞACAĞIM” Stajını Av. Nurten Pelit’in yanında tamamlayan Senanur Özen de törende yaptığı konuşmada; “Bugün hayatımın en anlamlı günlerinden biri. Meslek hayatım boyunca adalet ve hakkaniyet çizgisinden ayrılmadan çalışacağım” ifadelerini kullandı. “TİTİZLİĞİ VE MESLEĞE OLAN SAYGISIYLA DİKKAT ÇEKEN BİR STAJYERDİ” Av. Nurten Pelit ise Özen hakkında; “Senanur, titizliği ve mesleğe olan saygısıyla dikkat çeken bir stajyerdi. Bu mesleği layıkıyla yerine getireceğine inanıyorum” dedi. Konuşmaların ardından üç genç avukata ruhsatları takdim edilirken, tören hatıra fotoğraflarının çekilmesiyle sona erdi. HİLAL PEKER

Tuna Ortaylı'dan Babası İlber Ortaylı'ya Hüzün Dolu Veda Haber

Tuna Ortaylı'dan Babası İlber Ortaylı'ya Hüzün Dolu Veda

İstanbul'da tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden usta tarihçi İlber Ortaylı bugün son yolculuğuna uğurlanacak. Fatih Camii'nde son yolculuğuna uğurlanacak İlber Ortaylı için ilk tören yıllarca çalıştığı Galatasaray Üniversitesi'nde yapıldı. Tören öncesi bölgede güvenlik önlemi alınırken, uzun kuyruklar oluşturan vatandaşlar üniversiteye alınırken kimlik kontrolünden geçirildi. Törende siyaset, sanat ve spor camiasından çok sayıda isim bulundu. Törene AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yayman, Eski KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Galatasaray Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Abdurrahman Muhammed Uludağ, İlber Ortaylı'nın kızı Tuna Ortaylı, Galatasaray Başkanı Dursun Özbek, Ortaylı'nın yakınları, akademisyenler, öğrencileri katıldı. Tören İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başladı. Tören esnasında İlber Ortaylı'nın avukat arkadaşı Tayfun Akca Topuz fenalaştı. Topuz'a tören alanında bulunan sağlık ekipleri müdahale etti. Topuz, tedbir amaçlı hastaneye kaldırıldı. İlber Ortaylı'nın kızı Tuna Ortaylı, "Bugün burada babam İlber Ortaylı'nın yaptığı bütün işler arasında en kıymet verdiği akademisyenlik mesleği için bir şeyler söylemek istiyorum. Akademik kariyeri boyunca yurt içi ve yurt dışında birçok yerde hocalık yaptı. Konferans ve sempozyumlarda konuşmaları oldu. Sadece ülke için ulusalarası akademik camiada da çok sevilen ve sayılan bir meslektaşınız oldu. Öğrencilerinden büyük sevgi ve saygıyla söz ederdi. Çalışmaya başladığı ilk yıldan itibaren burada tanıdığı farklı kuşaklardan meslektaşlarıyla yaptığı derin entellektüel konuşmalardan çok besleniyordu. Kendi genç meslektaşları için övgülerde buluyordu. Onlarla akran gibi kahkahalarla gülerdi. Hastane sürecinde etrafı kitapları, sözlükleri ve gazetelerle çevriliyken bir yandan da çıkacak kitabının tavsirini yapıyordu. Dün Kronik Kitap'taki odasına girdiğimde masanın üzerinde kalan yarım tashihi görmek içimi acıttı. Düşününce hayatını dolu dolu yaşamış ama hala yaşamaya doyamamış bu adamla baba olarak daha gezilecek çok yer, torunlarıyla geçireceği çok vakit, gülünecek çok anlar vardı. Ben kendisiyle ilgili olarak bir tek bunlara hayıflanıyorum. Umarım sizler de İlber Hocayı düşününce kendisiyle yapılmamış şeylerin burukluğunu hissediyorsunuzdur" diye konuştu. Eski KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, "İlber hocayı budan 35 yıl önce tanıdım. Bana hep Tatar kardeşim diyordu. Kendisi bir Kırım Tatarı ben de öyle. Ortak bir özelliğimiz vardı. Yıllar sonra Cumhurbaşkanı olduktan sonra kendisini sık sık arayıp Kıbrıs'a davet ettim. Her davete geldi. Üniversitelerde konuşmalar yaptı. En son 12 Haziran günü yeni Cumhurbaşkanı yerleşkesinde o büyük 500 kişilik salonu tıka basa doldurduk. Kendine has üslubuyla çok güzel konuşmalar yaptı, tavsiyelerde bulundu. Bazıları farklı anladı ama o kalbinden konuştu. O gerçek bir Türk milliyetçisiydi. Sadece Türkiye'de yaşayan vatandaşlar için değil Balkanlar'da diğer ülkelerde Türk devletlerinde ve de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ndeki kardeşlerin davasına inanmış ve engin bilgisiyle Kıbrıs Türkü'nün verdiği mücadelenin ne kadar asil bir mücadele olduğunu, egemenlik temelinde kendi devletiyle bu yolu yürümesi gerektiğini orada ifade etmiş. Bunlar hep kayıtlara geçmiş. Her lisanla verdiği güçlü mesajlarla Türk'lüğe, Türkiye'ye bütün ulusuna, milletine büyük hizmetler vermiştir. Mekanı cennet olsun nur içinde yatsın" dedi. Tiyatro sanatçısı Prof. Zeliha Berksoy ise, "İlber benim 19 yaşımdan beri arkadaşımdı. 60 yıllık bir dostluktu. Çok kıymetli ve alışılmışın dışında bir tarihçiydi. Tarihi yer ve yurdunda, 5 kıtada takip ederdi. Üniversitedeki tüm kitaplara hakim, insan ilişkilerine inmiş ve dünyayı gezmiş bir bilim adamıydı. Müthiş bir bilgi birikimi vardı. Akılalmaz bir hafızaya sahipti. Tüm bilim insanlarıyla da yakın dostluğu vardı. Öğrencileri, gençleri çok sevdi, onları yetiştirmek için memleketinden asla ayrılmadı. Canı istese dünyanın en iyi üniversitelerinde yer alırdı ama o memleketinde ömrünü geçiren, milletine bağlı yüce ruhlu bir insandı. Allah rahmet eylesin" dedi. Tayfun Topuz Akca ise, "İlber Ortaylı ile en son 15 gün önce telefonda görüştüm. İyi olduğunu söyledi. Dilekleri, duyguları, temmennilerini aktardı. Eşim de onun gibi profesördü. Onları arka arkaya kaybettim. İlber'in hiçbir arzusu yoktu. Hepimizin arzumuz da onun varlığını sürdürmesiydi. Onunla dolu dizgin vakit geçirebilmeyi anımsamayı istemiştik. İlkokul çocukları bile onun düşüncelerinden neler öğrettiler. Zekası çocuklara sirayet etmişti. Dostluğumuz 30 yıla dayanıyordu. Hepimizin başı sağ olsun" diye konuştu. Ortaylı'nın kitaplarını okuyarak büyüdüğünü söyleyen Mete Şafak, "Tarihe ilgiydim. Onun kitaplarını okuyarak büyüdüm. Tarihe çok katkısı olan biriydi. Akademideki bilgiyi halka anlattı. Yeri uzun süre doldurulamaz. Herkes ortak bir hüzünde birleşti. Ben de onu anmak için buraya geldim" diye konuştu. İlber Ortaylı'nın 60 yıllık arkadaşı olduğunu söyleyen Füsun Özbilgen de, "Üniversite yıllarından arkadaşımdı. Bambaşka, kendine özel, zeki, müthiş hafızası olan, espirili olan hayaty keyifle yaşayan bir insandı. Çok büyük bir değerdi. Kaybından çok büyük acı duyuyorum. Bu okulun bahçesinde güzel anılarımız var. Ama buraya kadarmış. Derin bir acı duyuyorum. Herkesle dost herkesle müthiş iletişim kuran biriydi. Benim tanıdığım İlber çok özel bir insandı" dedi. Salih Güngör Musaoğlu ise, "İlber Hocanın vefatı beni çok fazlasıyla üzdü. Ve çok değerli bir bilimadamıydı. Çok üzüntülüyüm. Mekanı cennet olsun. Ülkemin başı sağolsun" şeklinde konuştu.

Edirne’de Tıp Bayramı Kutlandı Haber

Edirne’de Tıp Bayramı Kutlandı

Edirne’de bugün 14 Mart Tıp Bayramı dolayısıyla Atatürk anıtında tören düzenlendi. Edirne İl Sağlık Müdürlüğü tarafından düzenlenen törende, anıta çelenkler sunuldu. Saygı duruşu ve İstiklal marşının okunması ardından konuşan Edirne İl Sağlık Müdür Vekili Op. Dr. Ali Kaya, 14 Mart gününün tarihine dikkat çekerek “Bugün insan hayatını her şeyin üzerinde tutan, bilgiyle, vicdanla ve büyük bir özveriyle görev yapan sağlık çalışanlarımızın günü olan 14 Mart Tıp Bayramı'nı kutlamak için bir aradayız. 14 Mart 1827 ülkemizde modern tıp eğitiminin başladığı gün olarak kabul edilir. Ancak bayramın bugünkü anlamını kazanması, 1919 yılında İstanbul'un işgali sırasında, Hikmet Boran öncülüğündeki Mekteb-i Tıbbiyelilerin işgale karşı bir direniş ve bir protesto eylemi olarak bugünü kutlamasıyla başlamıştır. Bu nedenle 14 Mart Tıp Bayramı ülkemiz için sadece bir mesleki kutlama değil, aynı zamanda bir vatanseverlik sembolüdür. Mekteb-i Tıbbiyeliler 1. Dünya savaşı ve kurtuluş savaşında da ön cephelerde yer aldılar. Öyle ki 1915 girişli Mekteb-i Tıbbiyelilerin tamamı şehit oldu, bu nedenle 1921 yılında Mekteb-i Tıbbiyeyi Şahane mezun veremedi. Bu yönüyle bizlere onurlu ve gururlu bir tarih bıraktılar. Onları rahmet minnet ve saygıyla anıyoruz” dedi. “SAĞLIKLI TOPLUM KALKINMANIN EN TEMEL ÖGESİDİR” Kayanın konuşması sonrası söz alan Edirne Tabip Odası Onur Kurulu Başkanı Faruk Yorulmaz Sağlıklı toplum yoksa o ülkenin kalkınması mutlaka geri kalacağını belirterek; “Sağlıklı toplum kalkınmanın en temel ögesidir. Bilindiği üzere büyük atamızın beni Türk hekimlerine emanet ediniz diye çok özlü bir sözü var. Başka bir sözü daha var demiştir ki büyük atamız, Türk milletinin sağlığı ve sağlamlığı her zaman üzerinde dikkatle durulacak en esas meselemizdir. Bu yönüyle sağlık hizmetlerinin bir toplumsal hizmet olduğu anlaşılmaktadır. Tıp bayramının az önce sunucu arkadaşımızın da söylediği gibi, Tıp öğrencilerinin İngiliz işgaline karşı başlattığı bir eylemin başlangıcı, eylem ile başlamıştır. Bu eylem 1827 yılındaki ilk modern tıp eğitiminin başladığı günü kutlamak gerekçesiyle İngiliz işgaline karşı bir başkaldırı olmuştur. Bu yönüyle 199. yıl dönümünü kutlamaktayız. Sağlık çalışanları bu bayramı sonuna kadar hak etmektedir. Çünkü gecesi gündüzü, bayramı tatili, yoğun kar yağışı afeti olmaksızın 24 saat her gün görev yapmak durumunda olmaktadırlar. iş yükünün çok daha yoğunlaştığını görmekteyiz. Bu görevi yürütmek insan sevgisi olmaksızın, özveri göstermeksizin mümkün olmayan bir yükümlüktür. Ancak bütün bu yükümlülükleri yerine getirmek için özveriyle çalışan sağlık personelinin başta hekimler olmak üzere çok önemli sorunları bulunmaktadır. Türk Tabipleri Birliği bu sorunların hem gündemde kalmasını hem yetkililere iletilmesini hem de çözümü için önerilerde bulunmak ve izlemek gibi bir görevi üstlenmektedir. Bugün bu sorunlardan en önemli yerinden bir tanesi olan şiddeti mutlaka birinci sıraya koymak durumundayız. Hiç hak edilmeyen bir durum bir sağlık personelinin şiddete uğraması. Elbette hatalar mümkün olabilir. İnsanın hata yapmaması diye bir ihtimal söz konusu değildir. Ama hiçbir zaman bu hata bilerek, isteyerek zarar vermek kastıyla yapılan hatalar değildir. Bunun yanında istihdamla ilgili çok ciddi sorunları vardır sağlık personelinin. Güvencesiz çalışma şartları gibi, çok yoğun ve ağır çalışma gibi, ücret yani ekonomik sorunları gibi. Tüm bu sorunların çözümü sonunda vatandaşımızın, toplumumuzun sağlığına olumlu etkiler yapacaktır. Bu nedenle sorunların çözümü sadece hekimlerin ya da sağlık personelinin sorunları olmanın çok ötesinde toplumun sorunlarıdır” ifadelerini kullandı. “HEKİMLİK EN SAYGIN UĞRAŞLARDAN BİRİDİR” Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sedat Üstündağ ise konuşmasında, hekimliğin, bilgiyi, sanatı, etik değerleri içinde birleştiren, harmanlayan insanlığın en saygın uğraşlarından birisi olduğunu belirterek, “Hekim, hikmet, yani bilgelik kökünden gelir ve sadece insan bedenini tedavi eden değil varlığın manasını anlayan, bilge insanı da ifade eder. Bir hekim kolay yetişmiyor. Altı yıllık lisans eğitimi onun üzerine dört beş yıl süren uzmanlık eğitimi, eğer yapacaksa üç yıl devam eden bir yan dal eğitimi. Sonrasında da insanlığa adanmış bir yaşam. Gecesi gündüzü, mesai olmayan bir yaşam. Hal böyleyken elbette hekime şiddete, hele de zaman zaman ölüm noktasına ulaşan hekime şiddeti, genel anlamda sağlık çalışanlarına şiddeti kabul etmek mümkün değildir. Bu şiddetin sona erdiği günlerde de hekimlik yapabilmeyi, özellikle öğrencilerimizin hekimlik yapabilmesini diliyorum. Yasama meclisinden şiddetin önlenmesine yönelik yasalar çıkartılıyor. Bunun için milletvekillerimize, devlet büyüklerimize teşekkürlerimi sunuyorum. Ancak şiddet sadece yasalarla değişmez. Toplumun öz değerlerine geri dönmesi gereklidir. Değerler eğitimi gereklidir. Aileden başlayan, okul öncesi dönemde, ilkokulda, ortaokulda, sonrasında devam eden bilgiye, emeğe değer verme günlerine geri dönen bir değer eğitimi ülkemiz için şarttır” diye konuştu. ŞENER ŞENTÜRK

“Kamu Maliyesi ve Ülke Ekonomisine Doğrudan Katkı Sağlıyoruz” Haber

“Kamu Maliyesi ve Ülke Ekonomisine Doğrudan Katkı Sağlıyoruz”

Edirne’de, 1-7 Mart tarihlerinde kutlanan Muhasebeciler Günü kapsamında Atatürk anıtında tören düzenlendi. Anıta çelenk sunmayla başlayan tören saygı duruşu ve İstiklal Marşının okunmasıyla devam etti. Törende konuşan Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası (SMMMO) Başkanı Cüneyt Keskin, muhasebecilerin yerine getirdiği görevlerle, kamu maliyesine ve ülke ekonomisine doğrudan katkı sağladığını belirterek “Malumunuz olduğu üzere, mesleğimizin tanıtılması, ülke ekonomisine ve iş dünyasına sağlamış olduğumuz katkının toplumun tüm kesimlerine anlatılması amacıyla her yıl 1–7 Mart tarihleri arasında Muhasebe Haftası’nı kutluyoruz. Mali müşavirlik mesleğini düzenleyen kanunumuz 13 Haziran 1989 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Aradan geçen süre içerisinde mesleğimiz kurumsal yapısını güçlendirmiş, bugün fiilen yaklaşık 130 bine yakın serbest muhasebeci mali müşavir ve 20 bine yakın stajyer ile faaliyetlerini sürdürmektedir. Çatısı altında bulunduğumuz TÜRMOB bünyesinde ise Türkiye genelinde 77 mali müşavir odası hizmet vermektedir. Meslektaşlarımızın yerine getirdiği görevler, kamu maliyesine ve ülke ekonomisine doğrudan katkı sağlamaktadır. TÜRMOB ve odalarımız kamu yararına faaliyet gösteren kuruluşlar olarak muhasebe ve denetim mesleğinin gelişimi için çalışmalar yürütmekte; tüm kurum ve kuruluşlarla karşılıklı anlayış ve iş birliği içerisinde projeler üretmektedir. Bu iş birliği ve ortak akılla ortaya koyduğumuz çalışmaların başarıya ulaşması, ülke ekonomisine güç katmakta ve katmaya devam edecektir” dedi. Törene Edirne Defterdarı Hasan Ahmet Erdal, Edirne Belediye Başkan Yardımcısı Cenk Ergüden ve serbest muhasebeci ve mali müşavirler katıldı. ŞENER ŞENTÜRK

THK’nın Kuruluşunun 101’inci Yılında Edirne’ye İki Güzel Haber Haber

THK’nın Kuruluşunun 101’inci Yılında Edirne’ye İki Güzel Haber

Edirne’de, Türk Hava Kurumu’nun kuruluşunun 101’inci yılı, Atatürk anıtında düzenlenen tören ile kutlandı. Çelenk sunumu sonrası saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan törende Türk Hava Kurumu Edirne Şube Başkanı Av. Coşkun Molla açıklamalarda bulundu. İlk sivil toplum örgütü olma özelliği taşıyan Türk Hava Kurumu’nun, Türkiye’de havacılık sanayisini kurmak, askeri, sivil, sportif ve turistik havacılığın gelişmesini sağlamak amacıyla 16 Şubat 1925 yılında Mustafa Kemal Paşa’nın emriyle kurulduğunu belirten Av. Coşkun Molla; “Bu önemli günde, Edirne adına aldığımız iki güzel haberi paylaşmak istiyorum. Geçmiş yıllarda, Edirne ve Türk havacılık tarihi açısından büyük öneme sahip olan Balon Binası’nın korunması için yaklaşık 10–15 yıldır süren bir çabamız bulunuyordu. Balkan Savaşları döneminde kullanılan ve havacılık tarihimiz açısından simgesel bir değere sahip olan bu yapının korunması konusunda önemli girişimlerde bulunduk. Binayı uzun süre kullanan Karayolları Genel Müdürlüğü de bu konuda duyarlılık göstererek yapının bugüne ulaşmasına katkı sundu. Türk Hava Kurumu Edirne Şubesi olarak, söz konusu binanın bir havacılık müzesine dönüştürülmesi yönünde Sayın Valimize ve dönemin belediye başkanına projeler sunduk. En büyük arzumuz, bu tarihi yapının kamu kurumları iş birliğiyle bir Türk Hava Kurumu Müzesi olarak kentimize kazandırılmasıydı. Basından öğrendiğimiz üzere, Milli Saraylar Başkanlığı’nın açıklamaları doğrultusunda Sarayiçi’ne yönelik bütüncül planlama kapsamında buranın Türk Hava Kurumu Müzesi olarak değerlendirileceğini öğrenmiş bulunuyoruz. Bu gelişme bizleri son derece mutlu etmiştir. Hem tarihimizin yaşatılması hem de Edirne halkının hizmetine sunulması bakımından bunun kent kültürüne önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz. Bu konunun gündeme gelmesinde bizim de az da olsa emeğimiz olmuşsa bundan ayrıca mutluluk duyarız” dedi. “DHMİ’NİN DEMİRHANLI İÇİN PROJE BAŞLATMASI MUTLULUK VERİCİ” Devlet Hava Meydanları İşletmesi’nin (DHMİ) Demirhanlı Havaalanı konusunda proje çalışmaları başlattığı haberini aldıklarını belirten Av. Molla; “Bir diğer önemli konu ise Demirhanlı Havaalanı ile ilgilidir. Yıllar önce bu alanın sivil ve sportif havacılığa kazandırılması yönünde bir proje hazırlayarak Valiliğimize ve dönemin belediye başkanına sunmuştuk. Bu proje olumlu karşılanmış ve çeşitli çalışmalar başlatılmıştı. Yine basından öğrendiğimiz kadarıyla Devlet Hava Meydanları İşletmesi tarafından yeni bir proje hazırlanmış durumda. Temennimiz, Demirhanlı Havaalanı’nın yakın zamanda sivil ve sportif havacılık faaliyetleri için aktif olarak kullanılmaya başlanmasıdır. Türk Hava Kurumu’nun 101’inci kuruluş yıl dönümünde bu iki önemli gelişmeyi duymak bizleri ayrıca sevindirmiştir. Bu süreçte her zaman yanımızda olan, çalışmalarımıza destek veren Valiliğimize, Belediyemize ve tüm kamu kurumlarımıza teşekkür etmeyi bir borç biliyoruz” diye konuştu. ŞENER ŞENTÜRK

TÜ’de Hem Yeni Kitap Hem Yeni Kütüphane Tanıtımı Haber

TÜ’de Hem Yeni Kitap Hem Yeni Kütüphane Tanıtımı

Trakya Üniversitesi (TÜ), Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hakan Şallı’nın yeni kitabı ile Balkan Savaşı Kütüphanesi’nin tanıtımını gerçekleştirdi. II. Bayezid Külliyesi Sağlık Müzesi’nde düzenlenen törene; TÜ Rektörü Prof. Dr. Mustafa Hatipler, rektör yardımcıları ve akademisyenler katıldı. Törenin açılış konuşmalarını gerçekleştiren Rektör Hatipler ve Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Muzaffer Demir, üçüncü kitabını TÜ Yayınları’ndan yayımlayan Doç. Dr. Hakan Şallı’yı tebrik ettiler. Açılış konuşmalarının ardından Şallı, “Edirne Kuşatmasına Vali Halil Bey’in Gözünden Bakmak” adlı yeni kitabının sunumunu gerçekleştirdi. Şallı, kitabında özellikle Edirne Valisi Halil Bey’in, Tanin Gazetesi’nde yayımlanan beyanatlarının bulunduğunu belirterek, Edirne kuşatmasının yaşandığı günlere ışık tutacak eserinin içeriğini anlattı. KARAAĞAÇ YERLEŞKESİNE BALKAN SAVAŞI KÜTÜPHANESİ Şallı, kitabının sunumunun ardından Balkan Savaşı Kütüphanesi Projesi ile ilgili de bir sunum yaptı. Şallı, Balkan Savaşı Kütüphanesi’nin, TÜ Karaağaç Yerleşkesindeki metruk binanın restore edilmesiyle birlikte hayata geçirileceğini açıklarken; kütüphanenin aynı zamanda tematik bir müze olacağını da söyledi. Türkiye’de hiçbir üniversitede müze kütüphane bulunmadığına dikkat çeken Şallı, Balkan Savaşı Kütüphanesi ile Trakya Üniversitesi’nin bir ilke imza atacağını belirtti. Şallı’nın sunumunun ardından tören sona erdi. UĞUR AKAGÜNDÜZ

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.