Hava Durumu

#Tunca

Batı Ekspres - Edirne'nin Haber Sitesi - Tunca haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tunca haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Yerel Tarih Grubunda Edirne Sarayı Konuşuldu Haber

Yerel Tarih Grubunda Edirne Sarayı Konuşuldu

Edirne Yerel Tarih Grubu, bu haftaki toplantısında Edirne Sarayı’nı ele aldı. Trakya Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü’nden Prof. Dr. Gülay Apa Kurtişoğlu’nun konuşmacı olarak katıldığı program saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan toplantıda Prof. Dr. Kurtişoğlu, Edirne Sarayı’nın mimari özellikleri ve kent kültürüne katkısı hakkında sunum yaptı. Kurtişoğlu sunumunda Edirne sarayının 1450 yılında inşasının başladığını belirterek; “Sultan II. Murat tarafından 1450 yılında inşası başlanıyor ve arkasından da vefatı üzerine Fatih Sultan Mehmet tarafından inşaat süreci devam ettiriliyor. Fakat burada bir parantez açmak istiyorum. Genel olarak büyük bir çoğunluğunda, güncel yayınlarda bu şekilde geçiyor, II. Murat’ın inşaat sürecini başlattığıyla ilgili. Fakat dönemin kaynaklarını taradığınız zaman aslında bu konuyla ilgili detaylı bilginin verilmediğini görüyoruz. Sultan II. Murat bir köşk inşa ettirmiş ama Tunca kıyılarında olduğuyla ilgili de bilgi var her kaynakta geçmemesine rağmen. Ama üzerinde düşündüğümüz zaman Edirne Sarayı büyük bir devlet sarayı. Fakat II. Murat'ın dönemin henüz devletleşme sürecinin tamamlandığını söylememiz mümkün değil. Zaten II. Mehmet’in tahta geçmesi sonra tekrar II. Murat’ın tahta geçmesi süreçleri var. 1451 yılına geldiğimiz zaman zaten II. Murat biraz da inzivaya çekilme, dinlenme moduna girmiş bir padişah gibi görünüyor. Fatih Sultan Mehmet'in ne kadar entelektüel bir padişah olduğu da ortada. Devletleşme süreci açısından baktığımız zaman aslında II. Murat'ın inşa ettirdiği köşk gerçekte Edirne Yeni Sarayı'nın temelini teşkil ediyordu” dedi. ŞENER ŞENTÜRK

Eren; “Kırkpınar Yeri Taşınacaksa Muhataplarıyla Tartışılmalı” Haber

Eren; “Kırkpınar Yeri Taşınacaksa Muhataplarıyla Tartışılmalı”

Edirne’de “Kırkpınar Yerleşim Alanı Forumu: Er Meydanı'nın Geleceği” konusuyla düzenlenen Edirne Kent Konseyi (EKK) 37’nci genel kurulunda son sunumu Edirne Çevre Gönüllüleri Derneği (EÇGD) Başkanı Ayten Eren yaptı. Atatürk Kültür Merkezi küçük salonunda düzenlenen genel kurulda konuşan Eren, Edirne’de herkesin Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nin değerini bildiğini ve tartışmanın Sarayiçi Er Meydanı’nın taşınması ile ilgili değil; Edirne Sarayı ve ona ait Has Bahçesi’nden oluşan bütünlüklü alanın parçalanması olduğunu söyledi. “KÜLTÜR ALANI VE DOĞAL MİRASIN GELECEĞİNİ KONUŞUYORUZ” Eren, Sarayiçi’nde daha önce betondan oluşan yapı bulunmadığını, ihtiyaç olmasının ardından tribünlerin yapıldığını belirterek; “Biz burada bir stadyumu tartışmıyoruz. Biz bir kültür alanının ve doğal mirasın geleceğini konuşuyoruz. Kırkpınar bizim ortak değerimiz ama sorun Osmanlı’nın ikinci büyük sarayının bahçesine inşa edilmiş olmasıdır. Alan seçimi sırasında bu bölgenin ekolojik bütünlüğü anlaşılamamış. Çünkü yöneticilerde bu konuda çalışılmış yaygın bir bilgi yok. Bu nedenle o dönemde alanın daha çok uygun görüldüğünü düşünüyorum” ifadelerini kullandı. “TÜRKİYE’NİN BİRÇOK BÖLGESİNE GÖRE ZENGİN BİR ALAN” Sarayiçi’nin bütünlüğünün bozulduğunu vurgulayan Eren; “Çok kıymetli bir sarayımız var ve Tunca taşkınlarından oluşan çok büyük bir ekosistem var. Kuş türü var, 147 tane takson ve alt grupları var. 72 çeşit kuş grubu var. Karşılaştırdığımız zaman Türkiye’nin birçok bölgesine göre oldukça zengin bir alan. Değerlerimizi yaşatmanın yolu, onları doğru mekanda ve doğru planlamayla yapmak. Artık elimizde bilgi var, bu bilgiyle bu çalışmayı yapmamız gerekiyor” dedi. “BÖLGENİN DEĞERİNİN ORTAYA ÇIKARILMASINI İSTEDİK” EÇGD’nin 2014 yılından başlayarak Tavuk Ormanı’nı (Has Bahçe) çalıştığını söyleyen Eren; “2014’ten sonra bu bölgede Trakya Üniversitesi hocalarımız ile birlikte kaçak ağaç kesimleri, Edirne Sümbülü’nün değerinin anlaşılamaması, saray ve bütünlüğünün bozulması konularında toplantılar yaptık. Bu bölgenin değerinin ortaya çıkarılmasını istedik. Bu bölgede Kırkpınar Stadyumu’nun da bu bütünlüğü bozduğunun üzerine bir çalışmaları var. 2017’de bir panel düzenledik ve sonuçlarını valilik ve belediye ile paylaştık” sözlerine yer verdi. “SARAYİÇİ’NİN RUHUNA, TARİHİ DOKUSUNA VE DOĞASINA UYGUN DEĞİL” Eren, Has Bahçe’ye kurulan Kırkpınar Stadyumu’nun Sarayiçi’nin ruhuna, tarihi dokusuna ve doğasına uygun olmadığını belirterek; “Kırkpınar güreşleri hızlı biçimde bu bölgeden çıkarılmalıdır. Osmanlı sarayının has bahçesi, mevcut yasalarımıza göre bilimsel açıdan korunmalıdır. Geleceğe aktarılması için tüm imkanlar devreye sokulmalıdır. Has Bahçe’nin birinci derecede arkeolojik sit alanı ilan edilmesini talep ediyoruz. Tüm kurumları ve yöneticileri duyarlı olmaya ve gereğini yapmaya davet ediyoruz. Böyle bir üst yazı hazırlayıp 2 bin tane imza topladık. Bunu teslim ettik ama dönemin valisi yapacağı bir şey olmadığını söyledi” dedi. “TARTIŞMALAR SADECE SPOR ALANIYLA SINIRLI DEĞİL” Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nin düzenlendiği alanın taşınması tartışmalarının sadece spor alanı ile sınırlı olmadığını söyleyen Eren; “Biz burada bir kültürel mirasın korunmasını, arkeolojik alanın bütünlüğünün sağlanmasını, kent planlaması açısından çok büyük bir tartışmadan söz ediyoruz. Kırkpınar alanı taşınır ya da taşınmaz ama önemli olan bu bölgenin o bütünlüğünün farkına varmak ve devletin kurumlarının planlamayı bilim insanlarıyla birlikte yapmasını sağlamaktır” ifadelerine yer verdi. YER DEĞİŞİKLİĞİNİN NASIL OLMASI GEREKTİĞİNE DİKKAT ÇEKTİ Eren, Kırkpınar geleneğinin korunması ve yaşatılması gerektiğini belirterek; “Sarayiçi gibi arkeolojik ve ekolojik hassasiyeti yüksek alanlar, yapılaşma ve yoğun kullanım baskısından korunmalı. Olası bir yer değişikliği ya da alan düzenlenmesi, bilim insanları, güreş camiası, sivil toplum örgütleri, meslek odaları ve Edirne halkının katılımıyla şeffaf bir biçimde yürütülmelidir. Kırkpınar geleneği mekânsal değil, kültürel süreklilik üzerinden tanımlanması gerekiyor. Valiliğin taşınması ile ilgili bir kararı var ama bizim düşünce farkımız, bunun halk, sivil toplum örgütleri ve bütün muhataplarıyla tartışılmasından sonra karar verilmesi gerektiğidir. Bu nedenle bu süreci çok onaylamıyoruz. Trakya Üniversitesi ve bilim insanlarına kapatılan saray çalışmaları kabul edilemez. Hep birlikte karar verilmeli” diye konuştu. UĞUR AKAGÜNDÜZ

Kuraklık ve Sıcakların Olumsuz Etkilediği Tunca Nehri'nin Bazı Bölümlerinde Su Akmıyor Haber

Kuraklık ve Sıcakların Olumsuz Etkilediği Tunca Nehri'nin Bazı Bölümlerinde Su Akmıyor

Tarımsal sulamanın da arttığı bu dönemde, nehirdeki su seviyesi kritik düzeylere geriledi. Akışın yavaşlaması ve su seviyesinin düşmesiyle Sarayiçi bölgesine geçişi sağlayan Kanuni Köprüsü ile Yalnızgöz Köprüsü çevresinde su akışının durduğu gözlendi. Nehir yatağının su kalan bölümleri yosun ve otlarla kaplandı. Su seviyesinin düşmesiyle nehre atılan çöpler de gün yüzüne çıktı. Devlet Su İşleri Suakacağı İstasyonu'nda yapılan son ölçümde, Tunca Nehri’nin debisi saniyede 5 metreküp olarak kaydedildi. Meriç Nehri'nde de su seviyesinin düştüğü gözlendi, nehrin debisi Kirişhane İstasyonu'nda 43 metreküp/saniye olarak ölçüldü. - Vatandaşlar endişeli Kent sakinlerinden Volkan Ağaoğlu, AA muhabirine, son yılların en kurak ve sıcak yazının yaşandığını söyledi. Edirne'nin susuzluk tehlikesiyle karşı karşıya kaldığını belirten Ağaoğlu, "Nehirleri daha önce hiç bu kadar kurak görmemiştim. Kuraklık ve sıcaklık giderek artıyor. Yağışlar çok az. Doğanın tahrip edilmesi, yer altı sularının bilinçsiz kullanılması, sulu tarımın fazla yapılması ve orman miktarının azalmasından dolayı su kaynakları zarar görüyor. İnşallah bu durum böyle devam etmez." dedi. Olcay Aslan ise kuraklık ve sıcaklığın etkilerinin derinden hissedildiğini ifade etti. Su kaynaklarının dikkatli kullanılması gerektiğini anlatan Aslan, "Nehirleri böyle görünce gerçekten şok oldum. Nehirler çok az akıyor. İklim değişikliği, kuraklık ve doğanın temiz tutulmaması bu duruma neden oluyor. Böyle devam ederse çok kötü sonuçlar olabilir." diye konuştu. Besici Hakkı Yıldız da kuraklık nedeniyle zor dönemler yaşandığını dile getirdi. Susuzluğun üretimi ve hayvancılığı etkilediğini belirten Yıldız, "55 yaşındayım, böyle bir kuraklık görmedim. Hayvanlarımızı meraya çıkardığımızda su bulmakta zorlanıyoruz. Yer altı suları çekildi. Nehirler kurudu. 3 aydır iyi bir yağış almadık." ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.